VİCDAN JÜRİSİ ÖZET KARARI

Irak Dünya Mahkemesi Basın Açıklaması

Richard Falk, Irak Dünya Mahkemesi İçin Basın Konferansı Bildirisi

Press Releases http://www.worldtribunal.org/main/?b=11

www.worldtribunal.org

Basından:

WTI: Irak savaşı haksız ve ahlaksız

Bush ve Blair suçlu

Bush:"Irak'ın işi zor"

Irak bataklığa sürükleniyor

ABD'nin Irak’ta direnişçilerle görüştüğü öne sürüldü

Amerikalıların yüzde 59'u Irak savaşına karşı çıkıyor

Bush Salı gecesi TV'de önemli bir konuşma yapacak

ve Bush konuştu: faşist yalan ve demagojinin tipik örneği, aldatılan ABD halkı

Bush: 'Çekilme takvimini açıklamak ciddi bir hata olur'

Bush, Irak konuşmasını yaptı

Bush: Irak'tan çekilme takvimi hata olur

'Bush yalan söylüyor'

Irak'ta bombalı saldırılar devam ediyor...

Irak'ta polis devriyesine pusu: 8 ölü

Musul'da üç saldırı: 31 ölü                                 fotoğraf "Hürriyet" Gazetesi'nden ödünç alındı

'ABD askerleri, Kuran'ın suretlerini tuvaletlere atıyordu!..'

BM: 'GİZLİ HAPİSANE GEMİLERİ VAR' İDDİALARI ÇOK GÜÇLÜ

New York Times'in yalanı CIA kaynaklı yalanı: 'Irak'da kitle imha silahı var'

 

IRAK DÜNYA MAHKEMESİ, İSTANBUL NİHAİ OTURUMU,

24 -26 Haziran 2005

VİCDAN JÜRİSİ ÖZET KARARI

http://www.worldtribunal.org/main/docs/jurikarar.rtf

http://www.worldtribunal.org/main/?b=92

Dosya olarak indirmek için buraya tıklayın

2003 Şubat’ında, Irak’a savaş ilan edilmeden haftalar önce, dünyanın sokaklarında milyonlarca gösterici protesto gösterileri düzenledi. BU çağrılar karşılık bulmadı. Hiçbir uluslararası kurum ya da kuruluş, ABD ve Birleşik Krallık’ın şiddetine karşı durma cesaretini ve vicdanını gösteremedi. Kimse onları durduramadı. Aradan iki yıl geçti. Irak bu süre içinde işgal ve talan edildi.

Irak’a yapılan saldırı, aynı zamanda adalet, özgürlük, güvenlik gibi kavramlara, geleceğimize, hepimize yapılan bir saldırıydı. Biz, vicdan sahibiinsanlar olarak ayağa kalktık ve barışçıl ve adil bir gelecek istemiyle Irak Dnüya Mahkemesi’ni oluşturduk. İstanbul oturumu, Irak’ın yasadışı işgali üzerine dünyanın farklı yerlerinde 20 şehirde düzenlenen 20 oturumun sonuncusuydu, oturum, 24-26 Haziran 2005 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Irak Dünya Mahkemesi’nin (World Tribunal on Iraq / WTI) temel amacı, Irak Savaşı hakkındaki gerçekleri mümkün olabildiğince gün yüzüne çıkarmak, Irak halkına karşı adaletin sağlanmasının ve sorumluların hesap vermesinin önemini vurgulamak.

Irak Dünya Mahkemesi’nin meşruiyeti, insanlığın ortak vicdanına dayanmaktadır. Biz Vicdan Jürisi, 10 ayrı ülkeden bir araya gelip İstanbul’da toplandık. İddia Heyeti ve Irak, ABD ve Birleşik Krallık’tan gelen toplam 54 katılımcının tanıklıklarını dinledik.

I.      Genel Bakış

1.    ABD ve Birleşik Krallık hükümetlerinin Irak’ın 2003 Mart’ındaki yasadışı işgali öncesinde uluslararası kamuoyuna sundukları kanıtların yanlışlığı ortaya çıkmıştır. Gerçek amaç, Ortadoğu’yu baskı ve denetim altında tutmaktır. Ortadoğu’da hegemonya kurmanın nedeni, dünyanın en büyük petrol rezervleri üzerinde kontrol elde etmek, ve ABD’nin bölgedeki stratejik müttefiği İsrail’in konumunu güçlendirmektir.

2.   Irak’ta kitle imha silahlarının varlığına ve Saddam Hüseyin rejimi ile El Kaide terör örgütü arasındaki ilişkiye dair düzmece kanıtlar, bağımsız bir ulusa karşı ‘önleyici saldırı’ düzenlemek için gereken kamuoyu desteğini sağlamak üzere ‘imal edilmiştir’.

3.   Irak yıllardır kuşatma altındadır. 1991’deki ilk Körfez Savaşı’nın ardından uygulanmaya başlayan yaptırımlar, ülkenin Kuzey ve Güney bölgelerinde ilan edilen uçuşa yasak bölgeler, ve ülkenin aynı anda bombalanması, Irak’ın insani ve maddi kaynak ve kapasitesinin, ülkenin işgal ve istilasını kolaylaştıracak biçimde adım adım zayıflatılması amacına hizmet etmiştir. Bu süreçte, ABD ve Birleşik Krallık, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin suç ortaklığına hizmet eden kararını arkalarına almıştır.

4.   Kendi gündemlerini oluşturmak pahasına, Bush ve Blair, dünyanın dört bir yanındaki milyonların tepkisine kulaklarını tıkamış, tarihin en haksız, ahlaksız ve korkakça savaşlarından birini gerçekleştirmiştir.

5.   Irak’ın geçtiğimiz 27 aydaki Anglo-Amerikan istilası, Irak devleti ve toplumunun çöküşüne neden olmuştur. Yasa ve düzen tamamen ortadan kalkmış, insan güvenliği kalmamış, altyapı darmadağın edilmiş, sağlık sistemi yokedilmiş, eğitim sistemi işlevsizleştirilmiş, çevresel ve ekolojik katliamlar yapılmış, ve Irak’ın kültürel ve arkeolojik mirası ayaklar altına alınmıştır.

6.   İşgal ile birlikte Irak’taki etnik ve dinsel ayrılıklar, Irak toplumunun ulus kimliğinin ve bütünlüğünün zayıflatılması amacıyla bilinçli olarak kışkırtılmıştır. Bu, bildik sömürgeci ‘parçala ve yönet’ anlayışıyla bütünlük gösteren bir yaklaşımdır.

7.    1991’den işgale kadar süren yaptırımlar, binlerce insanın acı çekmesine ve ölümüne neden olmuştur. İşgalden sonra durum daha da kötüleşmiştir. En az 100 bin insan öldürülmüş, 60 bini ABD hapishanelerinde herhangi bir yargı işlemine tabii tutulmadan, insani olmayan koşullar altında tutulmakta, binlerce insan kaybolmuş durumda işkence artık sıradan bir olay haline gelmiş bulunmaktadır.

8.   Irak ekonomisinin özelleştirilmesi, deregülasyonu ve liberalleştirilmesi, ülkenin Washington Uzlaşması’na uygun biçimde bir hizmet ekonomisine dönüştürülmesini öngören biçimde gerçekleştirilmektedir. İşgal güçleri, aynı zamanda ülkenin petrolünün denetimini ele geçirmişlerdir.

9.   İşgal himayesinde oluşturulmuş her yasa ve kurum, hem yasal, hem de ahlaki zeminden yoksundur. Henüz sonuçlanmış olan seçim, Kurucu Meclis, varolan hükümet ve Anayasa Taslak Komitesi, bu nedenle gayrımeşrudur.

10.                       İşgale karşı yoğun bir muhalefet vardır. Barışçıl yollardan yürütülen siyasi, toplumsal ve sivil direniş, işgal güçlerinin baskısıyla karşılaşmaktadır. İşgal güçlerinin kaba kuvvete başvurması, güçlü bir silahlı direnişin örgütlenmesi ve çaresizlikten kaynaklı türlü şiddet eylemlerine vesile olmuştur. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, ve uluslararası yasalarda belirtilen ilkelere göre, işgale karşı halk hareketi meşru ve makuldür.

II.  Tavsiyeler

Biz Vicdan Jürisi olarak, Irak halkının ülkesinin yasadışı işgaline karşı direnme ve kendi bağımsız kurumlarını oluşturma hakkını tanıyarak ve işgale karşı direnme hakkının, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nden kaynaklanan kendi kaderini tayin, özgürlük ve bağımsızlık için mücadele etme hakkı olduğunu teyid ederek, Irak halkıyla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ederiz.

Tavsiyelerimiz şunlardır:

  1. Koalisyon güçleri hiç zaman kaybetmeden ve koşulsuz olarak Irak’tan çekilmelidir.
  2. Koalisyon devletleri, gerçekleştirdikleri yasadışı istila ve işgal ile yol açtıkları  insani, ekonomik, ekolojik ve kültürel yıkım nedeniyle Irak’a ve Irak halkına tazminat ödemelidirler.
  3. İşgal süresi içinde yapılan ve Irak halkının çıkarlarına aykırı gördüğü bütün yasa, mukavele, anlaşma ve kurumlar geçersiz sayılmalıdır.
  4. Guantanamo hapisanesi ve yabancı ülkelerdeki bütün diğer ABD askeri hapisaneleri kapatılmalı, mahkumların adları açıklanmalı, savaş tutsağı statüsünde oldukları kabul edilip yasal hakları tanınmalıdır.
  5. Irak’ta saldırı suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten sorumlu olanlar hakkında, başta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush, İngiltere Başbakanı Tony Blair, ve koalisyon ülkeleri hükümet yetkilileri olmak üzere kapsamlı bir soruşturma yapılmalıdır.
  6. Bu yasadışı savaşa katılanları, örneğin kasten yalan söyleyen gazetecileri, ırkçı, etnik ve dini nefreti körükleyen büyük şirketlere ait medya kuruluşlarını ve bu savaştan çıkar sağlayan çok uluslu şirketlerin üst düzey yöneticilerini ahlaken ve kişisel olarak sorumlu tutacak hesap sorma süreci başlatılmalıdır.
  7. İnsanlar tüm dünyada bu savaştan doğrudan kâr eden ABD ve İngiliz şirketlerine karşı harekete geçmelidir. Bu şirketler arasında Halliburton, Bechtel, Carlyle, CACI Inc., Titan Corporation, Kellog, Brown and Root (Halliburton’un taşeron firması), DynCorp, Boeing, ExxonMobil, Texaco, British Petroleum sayılabilir. Şu şirketler Irak'a karşı tazminat davası açmış ve “tazminat” almışlardır: Toys R Us, Kentucky Fried Chicken, Shell, Nestlé, Pepsi, Phillip Morris, Sheraton, ve Mobil. Bu eylemler bu şirketlerin ofislerini kapatmak, mallarını boykot etmek ve hissedarlarına hisselerini elden çıkartmaları için baskı yapmak gibi doğrudan eylem biçimlerini içerebilir.
  8. Ordu mensupları vicdanlarının sesini dinlemeli ve askere alınmayı ve yasadışı bir savaşa katılmayı reddetmelidirler. Ülkeler vicdani retçilere siyasi sığınma hakkı tanımalıdır.
  9. Yabancı ülkelerdeki tüm ABD üslerinin kaldırılması için açılan uluslararası kampanya güçlendirilmelidir.
  10. Tüm dünya halkaları hükümetlerinin Irak’taki işgale maddi, lojistik ve manevi destek vermek girişimlerine direnmeli ve bunu reddetmelidirler.

Biz Vicdan Jürisi üyeleri olarak bu tavsiyelerin uluslararası kurumların, korku ve çıkarlar değil halkların iradesi doğrultusunda şekillendiği ve yeniden şekillendiği, gazetecilerin ve aydınların sessiz kalmadıkları, dünyanın halklarının iradesinin merkezde olduğu ve insan güvenliğinin devlet güvenliği ile şirket kârlarından önce geldiği bir dünya için gereken zemini hazırlayacağını umuyoruz.

 

 

Irak Dünya Mahkemesi Basın Açıklaması

Açık Radyo

İstanbul, 27 Haziran 2005 

27/06/2005 http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=10861 

10 ülkeden iddia heyeti, vicdan jürisi ve tanıklardan oluşan toplam 54 kişinin katılımıyla düzenlenen Irak Dünya Mahkemesi İstanbul Nihai Oturumu, bugün düzenlenen bir basın toplantısında karar metninin açıklanmasıyla sona erdi.

 

Vicdan Jürisi adına konuşan Jüri Başkanı Hintli yazar Arundhati Roy, bu savaşın tarihte yapılmış olan en haksız savaş olduğunu söyledi: “Bush ve Blair hükümetleri, dünyanın dört bir yanında milyonların bu savaşa karşı protestolarını ısrarla duymazlıktan geldiler ve dünyanın en haksız, ahlaksız ve korkakça savaşlarından birine imza attılar.”

 

Jüri, ABD ve İngiltere hükümetlerine aşağıdaki suçlamaları yöneltti:

 

·                Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin ve Nüremberg İlkeleri’nin ihlali pahasına, saldırgan bir savaş planlamak, hazırlamak ve yürütmek,

·                Irak sivil halkını ve altyapısını hedef gözetmek,

·                Ölçüsüz güç ve silah kullanımı,

·                Askeri etkinlikler ve ardından gelen işgal sırasında sivillerin yaşamını güvenliğe almamak,

·                Barışçıl göstericilere karşı ölümcül şiddet uygulamak,

·                Herhangi bir yargı süreci uygulanmadan, kolektif cezalandırma da dahil olmak üzere, cezalandırma uygulamak,

·                Irak askerlerini ve sivilleri işkence ve insanlık dışı muameleye tabii tutmak,

·                Yasadışı olarak işgal ve istila edilmiş bir ülkenin yasalarını yeniden düzenlemek,

·                Çevreyi bilerek ve isteyerek tahrip etmek,

·                Iraklı kadınların yaşama koşullarının kötüleşmesine doğrudan neden olmak,

·                Bilgi edinme hakkının kullanılmasını , Irak basınını sansürlemek de dahil olmak üzere, türlü yöntemlerle engellemek,

·                Uluslararası hukuku ihlal ederek, işkenceyi, işkenceye müsamaha gösterilecek ve yasadışı göz altıları haklı çıkaracak biçimde yeniden tanımlamak.

 

Birleşmiş Milletler de Suçlu

 

Jüri, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de koalisyon güçlerinin yasadışı davranışlarına karşı çıkmayarak, savaşı durdurmak için gerekeni yapmamakla suçladı.

 

Irak Dünya Mahkemesi Vicdan Jürisi, Irak halkının ülkelerinin yasadışı işgaline karşı direniş hakkının tanınması çağrısında bulundu. Jüri, Irak halkının işgale karşı, kendi kaderini tayin, özgürlük ve bağımsızlık için direnişinin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi tarafından meşru kılındığını söyledi.

 

8 oturum, 63 konuşmacı

 

İki yılı aşkın süredir dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan oturumların ardından 24 Haziran Cuma günü başlayan İstanbul’daki nihai oturumda iddia heyeti ve tanık olarak 63 kişi konuştu. 17 kişilik vicdan jürisi, mahkemeye sunulan belgeleri akşamları değerlendirdi ve bu sabaha dek süren tartışmalardan sonra kararını verdi.

 

Darphane-i Amire’deki mahkeme sırasında altı ana konuda toplam sekiz oturum yapıldı. Bu oturumlarda konuşmacılar 51 konuda mahkemeye bilgi sundu. Oturumların ikinci günü, en hareketli ve en ilgi çeken gün oldu. Iraklı tanıkların dinlendiği ikinci günde, mahkeme salonuna Irak’ta çekilmiş onlarca fotoğrafın yer aldığı bir film şeridi şeklindeki pankart getirildi ve bugün hayatta olmayan insanların fotoğrafları önünde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

 

1500 Kişi Darphane’de

 

Darphane-i Amire, üç gün boyunca 1500’ün üzerinde konuğu ağırladı. Mahkeme salonu olarak kullanılan bölümün dışında da yoğun bir hareket yaşandı. Salona sığmayanların, içerideki konuşmaları büyük ekrandan ve simultane çeviriyle izlediği kafeteryanın ‘tribünleri’ hep doluydu. Basın odası olarak ayrılan iki salonda 150’den fazla medya çalışanı haberlerini yazarken WTI gönüllüleri de web sitesine yüklenen haberlerle tüm medya için haber ajansı görevini üstlendi. www.worldtribunal.org adresinden canlı yayınlanan Mahkeme bütün kıtalarda on binlerce kişi tarafından izlendi. Darphane’nin tarihi atmosferinde, özellikle televizyoncuların rahat çekim yapabilmesi için düzenlenen röportaj odaları hiç boş kalmadı. Sergi salonları da 1500 izleyici ağırladı.

 

 

Irak Dünya Mahkemesi İçin Basın Konferansı Bildirisi

Richard Falk

22 Haziran 2005, İstanbul

23/06/2005 http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=10850&cat=1

Irak Dünya Mahkemesi tarihi öneme sahip bir girişim. Dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen, Irak Savaşı’nın hukuki boyutlarıyl ilgili mahkeme oturumlarının oluşturduğu sürecin son noktası. Dünyanın duyarlı insanlarının gerçekleştirdiği bu kadar kendiliğinden bir girişim daha önce hiç olmamıştı. Irak Dünya Mahkemesi, savaş ve barış meselelerinde hiçbir devletin veya liderin hukuktan üstün olamaycağ inancıyla hareket eden, “ahlaki küreselleşme” denilebilecek bir ifadeyi temsil ediyor. Ayrıca bütün dünyadaki insanların, Irak Savaşı’nın uluslararası hukuk ve ahlaka aykırı olduğun adair çok güçlü duygularını ifade ediyor. Biz burada konuşurken Irak’ta hergün insanları ölüyor ve acı çekiyor olması, bu girişime aciliyet kazandırıyor. Hukukun anlamını bulmak için akademik bir toplantı yapmıyoruz. Bu mahkeme öncelikle halk demokrasisinin bir ifadesi, dünya politikasında neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair bir ahlaki vicdan muhasebesi ve ABD’nin dünya hakimiyeti denildiğinde anladığımız şeylere karşı bir direniş. Irak Savaşı sadece bir başlangıç. Irak Dünya Mahkemesi’nin daha genel anlamdaki kaygısı, dünyanın birçok yerinde tehlike, şiddet ve sömürü getiren ABD’nin küresel hegemonya hırsı.

 

Bir devlet veya onun liderlerinin savaşla ilgili yasal sorumluluğu üzerine hüküm verme amacıyla bir mahkeme kurma fikri yeni değl. II. Dünya Savaşı’ndan sonra muzaffevr hükümetler Nürenberg ve Tokyo’da mahkemeler kurup Alman ve Japon liderlerini sorumlu tuttular. Ünlü Nürenberg Hükmü’nde, en büyük  suçun saldırı savaşı, yani ‘Barışa Karşı İşlenen Suç’ olduğu ilan edildi. BM Şartı’nda bu, fikir geliştirildi ve meşru müdafaa amacıyla veya BM Güvenlik Konseyi’nin onayıyla yapılmayan savaşların yasadışı savaşlar olduğu, dolayısıyla Barışa Karşı İşlenmiş Suç teşkil ettiği belirtildi. Irak Dünya Mahkemesi; Irak Savaşı’nın bu tip bir yasadışı savaş olduğu, ABD ve Birleşik Krallık liderlerinin savaşın başlaması ve Irak işgaline eşlik eden Savaş Hukuku ihlallerinden şahsen ve cezai bir şekilde sorumlu olduğu görüşünü paylaşan, farklı ülkelerin yurttaşları tarafından başlatıldı.

 

Mahkeme çalışaları İddia Heyeti ve Vicdan Jürisi olarak ikiye ayrıldı. İddia Heyeti’nin rolü, suçlamaları analizler ve tanıklıklar yoluyla inandırıcı biçimde belgelemek ve dünyanın her yanından gelen ahlaki itibar sahibi saygıdeğer kişiliklerin otuşturduğu Vicdan Jürisi’ne başvurarak, savaştaki aktörler ve bu aktörlerin yaptıkları hakkında uluslararası hukuk ışığında bir hüküm geçmesini sağlamak.

 

Irak Dünya Mahkemesi’nin infaz gücü bulunmayan bir mahkeme olduğunun farkındayız. Daha ziyade duyarlı, bağımsız, tarafsız ve dürüst insanların gerçekleştireceği bir ‘soruşturma’ bu. Irak Savaşı’nı destekleyen hükümetlerin, hareketlerinin bir şekilde yasal, ahlaki ve politik açıdan kabul edilebilir olduğu yönündeki iddialarının uluslararası hukuk nezdinde ne kadar itibarı olabileceğini değerlendirmek istiyoruz. Irak Dünya Mahkemesi, Irak Savaşı’nın her boyutu hakkındaki gerçekleri olabildiğince net ve güçlü bir şekilde duyurmak için tasarlandı. Neticede, demokrasi politik otoritenin gerçek meşru temeliyse, özellikle savaş ve barış gibi konularda Hukukun Üstünlüğü ilkesini hayata geçiremeyen liderler orumlu tutulabilmelidir. Eğer hükümetler ve Birleşmiş Milletler hesap sormayı beceremiyor ve istemiyorsa, yasadışı bir savaşa ve uluslararası insan hakları hukukuna aykırı davranışlara dur demek sivil toplum adına hareket eden yurttaşların görevidir. Nihayetinde, BM Şartı’nda geçen şu meşhur sözleri hatırlatmak isterim: “Biz bu dünyanın halkları... bizden sonraki nesilleri savaşın felaketlerinden korumaya kararlıyız.”

 

Irak Dünya Mahkemesi bu sözleri harekete geçme çağrısı olarak görüyor. Bugün bu Mahkeme’ye katılan bizler, saldırı savaşlarına ve ABD Hükümetinin, diğer devletlerin egemenlik ve bağımsızlığını çiğnemeye yönelik daha geniş çaplı faaliyetlerine direnen küresel hareketin bir parçası olan ‘dünya yurttaşları’ olarak Türkiye’deyiz. Irak Dünya Mahkemesi olarak, evrensel barış ve adalet arayışındaki, insan haklarının korunmasından yana olan her ülkeden kişileri bu hayati göreve katılmaya çağırıyoruz. Saldırı savaşlarının artık sadece belirli devletler arasındaki mücadele olmadığını anlama zamanı geldi. Bu savaş, dünyanın her yerindeki insanlara karşı yapılan bir saldırıdır ve heryerde ona karşı çıkılmalıdır. Saldırı savaşı sadece Barışa Karşı Suç değil, aynı zamanda İnsanlığa Karşı Suç’ların en büyüğü haline geldi.

 

Irak Dünya Mahkemesi saldırı savaşına, savaş suçlarına ve insanlık suçlarına karşı çıkıyor. Hükümetlere veya Birleşmiş Milletlere karşı çıkmıyor. Hatta, asıl işleri güçsüz devletleri ve onların nüfuslarını bu tür yasa dışılıklara karşı korumak olan hükümetleri ve BM’yi kanunlara saygılı olmaya teşvik edecek tabandan bir basınç yaratmayı umut ediyor. Böyle bir korumanın da ötesinde, halkların v hükümetlerin oluşturduğu dünya çapındaki hüreketin insani bir küreselleşmeye ulaşması gerektiğini savunuyoruz. Bu küreselleşme dünya ekonomisi açısından eşitlikçi, bütün herkesin insan haklarını gözetmesi bakımından meşru olmalı ve herşeyin ötesinde, dünya üzerindeki bütün uluslar için adalet temelinde sürdürülebilir barışın şartlarını oluşturmalıdır.

 

 

WTI: Irak savaşı haksız ve ahlaksız İstanbul

27.06.2005 http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~3@nvid~596580,00.asp  

Irak Dünya Mahkemesi İstanbul Nihai Oturumu açıklanan kararla sona erdi. Vicdan jürisi, Irak Savaşı’nın "dünyanın en haksız, ahlaksız ve korkakça savaşı" olduğuna karar verdi.

“Irak Dünya Mahkemesi (WTI)” kararında, başta ABD Başkanı George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair olmak üzere sorumlular hakkında kapsamlı soruşturma yapılması gerektiği belirtildi.

 

Çeşitli sivil toplum kuruluşları, akademisyen ve hukukçuların öncülüğünde düzenlenen “Irak Dünya Mahkemesi'nin” Darphane-i Amire'deki 3 günlük oturumlarının ardından “Vicdan Jürisi”nin karar ve tavsiyeler metni, Armada Otel'de düzenlenen basın toplantısında Jüri Başkanı Hintli yazar Arundhati Roy tarafından okundu.

   

Karar metninde, 2003 yılı Şubat ayında, Irak'a savaş ilan edilmeden önce dünya genelinde milyonlarca göstericinin protestolar düzenlediği belirtilerek, bu çağrıların karşılık bulmadığı ve hiçbir uluslararası kurum ya da kuruluşun, ABD ile İngiltere'nin şiddetine karşı durma vicdanını gösteremediği kaydedildi.

   

"IRAK İŞGAL VE TALAN EDİLDİ"

 

Aradan geçen 2 yıllık süreçte Irak'ın işgal ve talan edildiği anlatılan metinde, “Irak'a yapılan saldırı, aynı zamanda adalet, özgürlük, güvenlik gibi kavramlara, geleceğimize, hepimize yapılan bir saldırıydı. Biz, vicdan sahibi insanlar olarak ayağa kalktık ve barışçıl, adil bir gelecek istemiyle Irak Dünya Mahkemesi'ni oluşturduk” ifadesine yer verildi.

   

Mahkemenin temel amacının, Irak savaşı hakkındaki gerçekleri mümkün olabildiğince gün yüzüne çıkarmak ve Irak halkına karşı adaletin sağlanması ile sorumluların hesap vermesinin önemini vurgulamak olduğu kaydedilen metinde, şöyle denildi:

    

“Irak Dünya Mahkemesi'nin meşruiyeti, insanlığın ortak vicdanına dayanmaktadır. Biz vicdan jürisi, 10 ayrı ülkeden bir araya gelip İstanbul'da toplandık. İddia heyeti ve Irak, ABD ve Birleşik Krallık'tan gelen toplam 54 katılımcının tanıklıklarını dinledik.

   

"GERÇEK AMAÇ ORTADOĞU'YU BASKI ALTINDA TUTMAKTIR"

 

ABD ve Birleşik Krallık hükümetlerinin Irak'ın 2003 Mart'ındaki yasadışı işgali öncesinde uluslararası kamuoyuna sundukları kanıtların yanlışlığı ortaya çıkmıştır.

 

Gerçek amaç, Ortadoğu'yu baskı ve denetim altında tutmaktır. Ortadoğu'da hegemonya kurmanın nedeni, dünyanın en büyük petrol rezervleri üzerinde kontrol elde etmek ve ABD'nin bölgedeki stratejik müttefiği İsrail'in konumunu güçlendirmektir.

   

"SALDIRI İÇİN DÜZMECE KANITLAR"

 

Irak'ta kitle imha silahlarının varlığına ve Saddam Hüseyin rejimi ile El-Kaide terör örgütü arasındaki ilişkiye dair düzmece kanıtlar, bağımsız bir ulusa karşı 'önleyici saldırı' düzenlemek için gereken kamuoyu desteğini sağlamak üzere 'imal edilmiştir'.

 

   

Kendi gündemlerini oluşturmak pahasına Bush ve Blair, dünyanın dört bir yanındaki milyonların tepkisine kulaklarını tıkamış, tarihin en haksız, ahlaksız ve korkakça savaşlarından birini gerçekleştirmiştir.”

   

IRAK'TA SAVAŞIN YOL AÇTIĞI HASAR

   

Kararda, Irak'ta işgalin ardından insan güvenliği, altyapı, sağlık, eğitim, çevresel, ekolojik ve arkeolojik alanda oluşan büyük hasara dikkat çekilerek, “İşgal ile birlikte Irak'taki etnik ve dinsel ayrılıklar, Irak toplumunun ulus kimliğinin ve bütünlüğünün zayıflatılması amacıyla bilinçli olarak kışkırtılmıştır” denildi.

   

1991'den işgale kadar süren yaptırımların, binlerce insanın acı çekmesine ve ölümüne neden olduğu belirtilen metinde, savaşta en az 100 bin insan öldürüldüğü, 60 bin insanın ABD hapishanelerinde herhangi bir yargı işlemine tabii tutulmadan, insani olmayan koşullar altında tutulduğu, binlerce insanın kaybolduğu ve işkencenin artık sıradan bir olay haline geldiği savunuldu.

   

İşgal güçlerinin, aynı zamanda ülkenin petrolünün denetimini de ele geçirdiği iddia edilen kararda, “işgal himayesinde oluşturulmuş yasa ve kurumların, hem yasal, hem de ahlaki zeminden yoksun olduğu, henüz sonuçlanmış olan seçim, Kurucu Meclis, var olan hükümet ve Anayasa Taslak Komitesi'nin bu nedenle gayrimeşru olduğu” iddia edildi.

   

TAVSİYELER

   

İşgale karşı yoğun bir muhalefet bulunduğu ve uluslararası yasalarda belirtilen ilkelere göre bu halk hareketinin meşru olduğu savunulan karar metninde, şu tavsiyelerde bulunuldu:

   

“- Koalisyon güçleri hiç zaman kaybetmeden ve koşulsuz olarak Irak'tan çekilmelidir.

 

- Koalisyon devletleri, gerçekleştirdikleri yasadışı istila ve işgal ile yol açtıkları insani, ekonomik, ekolojik ve kültürel yıkım nedeniyle Irak'a ve Irak halkına tazminat ödemelidirler.

 

- İşgal süresi içinde yapılan ve Irak halkının çıkarlarına aykırı gördüğü bütün yasa, mukavele, anlaşma ve kurumlar geçersiz sayılmalıdır.

   

- Guantanamo hapishanesi ve yabancı ülkelerdeki bütün diğer ABD askeri hapishaneleri kapatılmalı, mahkumların adları açıklanmalı, savaş tutsağı statüsünde oldukları kabul edilip yasal hakları tanınmalıdır.

 

- Irak'ta saldırı suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten sorumlu olanlar hakkında, başta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush, İngiltere Başbakanı Tony Blair ve koalisyon ülkeleri hükümet yetkilileri olmak üzere kapsamlı bir soruşturma yapılmalıdır.

   

- Bu yasadışı savaşa katılanları, örneğin kasten yalan söyleyen gazetecileri, ırkçı, etnik ve dini nefreti körükleyen büyük şirketlere ait medya kuruluşlarını ve bu savaştan çıkar sağlayan çok uluslu şirketlerin üst düzey yöneticilerini ahlaken ve kişisel olarak sorumlu tutacak hesap sorma süreci başlatılmalıdır.”

   

“ABD VE İNGİLİZ MALLARINI BOYKOT”

   

Söz konusu şirketlerin isimlerinin de sayıldığı metinde, ”Savaştan doğrudan kar elde eden ABD ve İngiliz şirketlerine karşı harekete geçilmelidir. Bu eylemler, bu şirketlerin ofislerini kapatmak, mallarını boykot etmek ve hissedarlarına hisselerini elden çıkartmaları için baskı yapmak gibi doğrudan eylem biçimlerini içerebilir” ifadesine yer verildi.

   

Metinde, ordu mensuplarının vicdanlarının sesini dinlemeleri ve yasadışı bir savaşa katılmayı reddetmeleri gerektiği savunularak,  ”vicdani retçilere siyasi sığınma hakkı” tanınması gerektiği kaydedildi.

   

"YABANCI ÜLKELERDEKİ ABD ÜSLERİ KALDIRILMALI"

 

Yabancı ülkelerdeki tüm ABD üslerinin kaldırılması için açılan uluslararası kampanyaların güçlendirilmesi istenen metinde, ayrıca şu görüşlere yer verildi:

   

“Tüm dünya halkları, hükümetlerinin Irak'taki işgale maddi, lojistik ve manevi destek vermek girişimlerine direnmeli ve bunu reddetmelidirler. Biz vicdan jürisi üyeleri olarak, bu tavsiyelerin uluslararası kurumların, korku ve çıkarlar değil halkların iradesi doğrultusunda yeniden şekillendiği, gazetecilerin ve aydınların sessiz kalmadıkları, dünyanın halklarının iradesinin merkezde olduğu ve insan güvenliğinin devlet güvenliği ile şirket kararlarından önce geldiği bir dünya için gereken zemini hazırlayacağını umuyoruz.”

   

"KISMEN AMACIMIZA ULAŞTIK"

 

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Roy, mahkemenin amacına ulaşıp ulaşmadığına ilişkin bir soru üzerine, “Gelecek kuşaklara bugüne ait bilgi ve belgeleri aktarmak gerekiyor. Bu açıdan kısmi olarak amacımıza ulaştığımızı söyleyebilirim” dedi.

   

Jüri üyesi Ayşe Erzan da, başka bir soru üzerine, karar metninin bütün ilgili kişilere ulaştırılacağını belirterek, “Bu metnin uluslararası mahkemelere bir nevi suç duyurusu biçiminde yansıtılması gerektiği üzerinde de fikir birliğimiz var” diye konuştu.  (aa)

İstanbul’da Irak mahkemesi Aslı SÖZBİLİR - Ardıç AYTALAR İSTANBUL

25 Haziran 2005 Cumartesi  http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~1@nvid~595589,00.asp

ABD Başkanı George Bush ile, Ankara’nın AB yolunda tüm ümitlerini bağladığı İngiltere Başbakanı Tony Blair’in de aralarında bulunduğu, Irak işgalinin sorumlularının yargılandığı Irak Dünya Mahkemesi’nin Topkapı Sarayı, Darphane-i Amire binalarında gerçekleşen dünkü ilk oturumunda, AKP Adıyaman milletvekili Faruk Ünsal da katılımcı olarak yer aldı.

Ünsal, mahkemeye AKP’yi temsilen değil, insan hakları savunucusu sıfatıyla katıldığını söyledi. Ünsal, ‘Ben, ABD karşıtlığı yapmıyorum. Burada yaptığımız hukukun üstünlüğünün altını çizmektir. Eğer gerçekten işgal, istihbarat raporlarına göre yapıldıysa, bunların dünyayı feci şekilde aldattığı ortaya çıkmıştır. Hareketin yanlışlığı anlaşıldığına göre, Irak halkına bu acıları çektirenlerin yargılanıp cezalandırılması gerekmektedir’ dedi. Açılış konuşmasını ünlü Hintli yazar Arundhati Roy’un yaptığı mahkemede, iddia heyeti sunumlarının ardından 17 kişiden oluşan vicdan jürisinin sorularını yanıtladı. Mahkeme pazartesi günü vicdan jürisinin vereceği kararla bitecek.  

 

Bush ve Blair suçlu

28 Haziran 2005 Salı http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/06/28/gundem/gundem1.html

ABD müttefiklerinin insanlığa karşı işlediği suçların ele alındığı 'Irak Dünya Mahkemesi' dün son kararını açıkladı. Vicdan Jürisi Başkanı Arundahati Roy'un İngilizce, Prof. Dr. Ayşe Erzan'ın da Türkçe açıkladığı kararda koalisyon güçlerinin zaman kaybetmeden, koşulsuz  Irak'tan çekilmesi ve ABD Başkanı George Bush, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile koalisyon ülkeleri yetkililerinin hakkında kapsamlı bir soruşturma yapılması istendi. Roy, bu isimlere daha başkalarının da eklenebileceğini belirterek, 'Vicdanınızı rahatsız eden isimleri duvarın boş yerlerine yazabilirsiniz' dedi.

100 bin kişi öldürüldü

Kararda, ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu'da petrol rezervleri üzerinde baskı ve denetim kurmak amacıyla hegemonya altına aldığı vurgulandı. Düzmece kanıtlarla Irak'ın işgalinin gerçekleştirildiğinin kaydedildiği kararda, işgalci liderlerin, dünyanın dört bir yanındaki milyonların tepkisine kulak vermeksizin tarihin en ahlaksız ve Vicdan Jürisi, işgalin 'parçala ve yönet' yaklaşımının devamı olduğunu belirtti.

1991'deki Körfez Savaşı'ndan bu yana 100 bin insanın öldürüldüğü, 60 insanın da ABD hapishanelerinde insani olmayan koşullarda tutulduğu ifade edildi. Kararda ayrıca işgal ile birlikte işkencenin de sıradan bir olay haline geldiği belirtildi. Ayrıca Kurucu Meclis, varolan hükümet ve Anayasa Taslak Komitesi'nin gayrimeşru olduğu öne sürüldü. Irak'taki silahlı direniş ve şiddet eylemlerinin ise, işgal kuvvetlerinin kaba kuvvete başvurması nedeniyle olduğu söylendi.

Karar metninin sonunda ise 'Biz Vicdan Jürisi üyeleri olarak bu tavsiyelerin uluslararası kurumların, korku ve çıkarlar değil, halkların iradesi doğrultusunda şekillendiği ve yeniden şekillendiği, gazetecilerin ve aydınların sessiz kalmadıkları, dünyanın halklarının iradesinin merkezde olduğu ve insan güvenliğinin devlet güvenliği ile şirket karlarından önce geldiği bir dünya için gereken zemini hazırlayacağını umuyoruz' denildi. Süleyman ARIOĞLU




'İŞGALCİLERİ BOYKOT EDİN'

Irak Dünya Mahkemesi'nin vicdan jürisi, ABD ve müttefiklerini suçlu bulmakla kalmadı onların ürünlerine boykot çağrısı da yaptı. Jürinin karar metininde, şu çağrıda bulunuldu: 'Tüm dünya halkları, hükümetlerinin Irak'taki işgale maddi, lojistik ve manevi destek vermek girişimlerine direnmeli ve bunu reddetmelidirler.

Bu yasadışı savaşa katılanları, örneğin kasten yalan söyleyen gazetecileri, ırkçı, etnik ve dini nefreti körükleyen büyük şirketlere ait medya kuruluşlarını ve bu savaştan çıkar sağlayan çok uluslu şirketlerin üst düzey yöneticilerini ahlaken ve kişisel olarak sorumlu tutacak hesap sorma süreci başlatılmalıdır.'

Söz konusu şirketlerin isimlerinin de sayıldığı metinde, 'Savaştan doğrudan kar elde eden ABD ve İngiliz şirketlerine karşı harekete geçilmelidir. Bu eylemler, bu şirketlerin ofislerini kapatmak, mallarını boykot etmek ve hissedarlarına hisselerini elden çıkartmaları için baskı yapmak gibi doğrudan eylem biçimlerini içerebilir' ifadesine yer verildi.




SALDIRIYA YANIT VERDİK

Vicdan jürisi başkanı Arundhati Roy, işgalcileri yargılamak için toplanan mahkemenin 'saldırıya cevap veren bir savunma' olduğunu söyledi. Roy, 'Dolayısıyla burada ileri sürülen her iddia bizim hergün televizyon ve gazetelerde karşı karşıya kaldığımız ve beynimizin yıkanmasına yol açan iddialara bir cevap niteliğinde. Yani saldırıya cevap veriyoruz' diye konuştu.

Roy, mahkemenin amacına ulaşıp ulaşmadığına ilişkin bir soruya ise 'Gelecek kuşaklara bugüne ait bilgi ve belgeleri aktarmak gerekiyor. Bu açıdan kısmi olarak amacımıza ulaştığımızı söyleyebilirim' dedi.




ZIPLAMAYAN BUSH'TUR

Mor ve Ötesi müzik gurubunun Irak Dünya Mahkemesi'ni desteklemek amacıyla Eminönü Meydan'da vereceği konserin iptal edilmesi protesto edildi. 'Barış' yazılı bayraklarla Eminönü Meydanı'nda toplanan yaklaşık 70 kişilik grup konserin iptal edilmesini protesto etti. Grup adına konuşan Mehmet Ali Alabora 'Irak halkıyla dayanışmamıza neden karşı çıkıyorsunuz' dedi. Alabora 'Zıpla. Zıpla. Zıplamayan Bush'tur' sloganıyla grubu coşturdu. Yıldıray YILMAZ

 

 

Bush:"Irak'ın işi zor"

25 Haziran 2005 Cumartesi  http://www.yenisafak.com.tr/ 

Beyaz Saray'da İbrahim Caferi ile biraraya gelen Bush, ''şahit olduğumuz cinayetler ve bombalar, insan hayatına saygı göstermeyen ve Irak'ın özgürleşmesine karşı çıkan düşmanının ne denli zorlu ve utanmaz olduğunu vurgulamaktadır'' diye konuştu.

WASHINGTON- ABD Başkanı George Bush, Irak'ın önündeki yolun kolay olmayacağını söyledi. Beyaz Saray'da Irak Başbakanı İbrahim Caferi ile biraraya gelen Bush, düzenlenen ortak basın toplantısında, ''Irak'ın önünde açılan yolun kolay olmayacağını'' belirterek, ''şahit olduğumuz cinayetler ve bombalar, insan hayatına saygı göstermeyen ve Irak'ın özgürleşmesine karşı çıkan düşmanının ne denli zorlu ve utanmaz olduğunu vurgulamaktadır'' diye konuştu. Amerikan güçlerinin Irak'tan çekilme takviminin açıklanmayacağını da söyleyen Bush, Caferi'ye, ''takvim konusunda endişelenmenize gerek yok. Irak güvenlik güçleri yeterince güçleninceye kadar sizinle beraber çalışmak istiyoruz'' dedi. Konuşmasında, ''Irak'ta egemenliğin Iraklılara'' devrinden bir yıl sonra terör saldırlarının bitmemiş olmasından oluşmuş ''bataklığa'' da değinen Bush, ''teröristler, eylemlerinin görüntülerini Irak halkının görmesini istiyor. Bu Irak halkını yaralıyor ve bizi de'' dedi. Bush, ''teröristlerin hep masum insanları öldürdüğünü'' belirtti. Ortak basın toplantısında İbrahim Caferi de, Bush'a, 'bize paradan öte verdiniz: Evlatlarınızı (askerlerinizi)'' diye konuştu.

Bush'un dili sürçtü

Bush, Irak Başbakanı İbrahim Caferi ile düzenlediği basın toplantısında, ''Irak ile barış içinde yan yana yaşayan bir Filistin devletini hayal ediyorum'' dedi. Bu ifadeyi ''umudunun demokratik ve barışçıl bir Ortadoğu'' olduğunu söylerken yapan Bush'un, aslında Irak yerine İsrail'i kast ettiği sanılıyor. Bush, sık sık İsrail'in yanında bir Filistin devleti kurulması çağrısı yapıyor. Bush, ayrıca Mısır'da serbest ve açık seçim olması çağrısını da yineledi.

El Sistani'nin yardımcısı öldürüldü

Irak'ın başkenti Bağdat'ta, Şii lider Büyük Ayetullah Ali El Sistani'nin yardımcılarından Samir El Bağdadi ve iki koruması silahlı saldırıda öldürüldü. İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, El Bağdadi'nin aracının dün öğle saatlerinde Dura mahallesinden El Cedide mahallesine giderken kimliği belirsiz kişilerce saldırıya uğradığı belirtildi. Saldırıda El Bağdadi ve iki korumasının öldüğü, bir koruma görevlisinin de ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı kaydedildi. Irak'ın en etkili Şii liderlerinden biri olan Sistani, saldırıdan sonra açıklamada bulunmadı.

Irak bataklığa sürükleniyor

27.06.2005 http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/06/27/dunya/dunya2.html

Direnişin güçlendiği Irak dün yine intihar saldırılarıyla sarsıldı. Musul'da bir polis karakolu, hastane ve askeri üsse düzenlenen intihar saldırılarında 36 kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı. 3 saldırıya da liderliğini Ürdünlü terörist Ebu Musab El Zerkavi'nin yaptığı Irak El Kaide Cihad Örgütü üstlendi. Durumun her geçen gün kötüye gittiği Irak konusunda ABD'deki Demokratlar da Cumhuriyetçi Başkan George Bush yönetimine karşı sesini yükseltiyor. Eski Demokrat Başkan Jimmy Carter'ın ulusalgüvenlik danışmanı Zbigniew Brzezinski, Irak'ın ABD ordusu açısından içinden çıkılamayacak bir bataklığa dönüşmekte olduğunu söyledi. ABD'de demokratlar, Irak'taki Amerikan askerlerinin geri çekilmesi için bir takvim açıklanmasını isterken, Bush yönetimi bu talebi reddediyor.

 

ABD'nin Irak’ta direnişçilerle görüştüğü öne sürüldü Londra

26 Haziran 2005 Pazar http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~3@nvid~596136,00.asp

İngiltere'de yayımlanan The Sunday Times gazetesi, Amerikalı yetkililerin Irak'taki direnişçilerle görüşmeler başlattıklarını öne sürdü.

Eski bir Iraklı bakan ve büyük bir aşiretin liderinin haftalar süren ön hazırlıklarının ardından, Amerikalı yetkililerin geniş güvenlik önlemleri altında Bağdat'ın kuzeyindeki bir kasabada direnişçilerin komutanlarıyla bir araya geldiğini yazan Times, bu görüşmede bir diyalog arayışının ortaya konulduğunu iddia etti.

   

İlk görüşmenin 3 Haziran'da, ikincisinin de 13 Haziran'da  yapıldığını öne süren Sunday Times, haberini, adını açıklamadığı  Iraklı bir kaynağa dayandırdı. Times, görüşmelerin ayrıntılarının ise görüşmelere katılan gruplara mensup iki Iraklıdan elde edildiğini bildirdi.

   

Gelecek dönem için yeni görüşmelerin planlandığını öne süren Sunday Times, bu görüşmelerden elde edilecek sonuçla Irak'taki şiddetin azaltılmasının umulduğunu kaydetti. Gazete, Irak'taki çok sayıda eylemden sorumlu tutulan Ebu Musab El Zerkavi'nin grubunun ise görüşmelere temsilci göndermediğini yazdı.

   

Gazeteye göre, bu görüşmelerin yapılması için ilk adım, 20 yıldır ABD'de sürgün hayatı yaşayan, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından ülkesine dönen eski Bakan Ayham El Samurai tarafından atıldı. Times, Samurai'nin önündeki en büyük güçlüğün, tarafları görüşmeye geldikleri sırada “pusuya düşürülmeyeceklerine ikna etmek” olduğunu yazdı.

   

“70 MÜSLÜMAN İNGİLİZ IRAK'TAKİ DİRENİŞÇİLERE KATILDI”

   

Sunday Times'ın bir başka haberinde de 70 civarında genç Müslüman İngiliz vatandaşının direnişçilere katılmak üzere Irak'a gittikleri iddiası yer aldı.

   

Gazete, üst düzey güvenlik ve istihbarat görevlilerine dayandırdığı haberinde, koalisyon güçlerine karşı mücadele veren İngilizlerden 3'ünün ise çatışmalar sırasında hayatını kaybettiklerini öne sürdü.

   

Gazete, İngiliz iç istihbarat örgütü MI5'ın Başkanı Eliza Manningham-Buller'ın konuyla ilgili olarak Başbakan Tony Blair'e  brifing verdiğini de yazdı.  (aa)

 

Amerikalıların yüzde 59'u Irak savaşına karşı çıkıyor

21 Haziran 2005 Salı http://www.yenisafak.com.tr/ 

NEW YORK- ABD'de yapılan son bir ankete göre, Amerikan kamuoyunun Irak'taki savaşa ve terörle mücadeleye yönelik desteği her geçen gün düşüyor. Hafta sonu yapılan ve sonuçları dün akşam açıklanan CNN/USA Today/Gallup anketine göre, Amerikan halkının yüzde 59'u Irak'taki savaşa artık karşı çıkarken, savaşa destek verenlerin oranı yüzde 39'da kalıyor. Destek verenlerin Mart ayındaki oranının ise yüzde 47 olduğuna dikkat çekiliyor. Bush yönetiminin teröre karşı yürüttüğü mücadeleden tatmin olanların oranında da büyük düşüş yaşandığını ortaya koyan kamuoyu araştırması, Amerikan halkının yüzde 47'sinin mevcut durumdan memnun olmadığını gösterdi. Bu rakamın şubat ayında yüzde 35 olduğuna dikkat çekilirken, bir ölçüde durumdan memnun olanların oranının ise yüzde 42 olduğu belirtildi. Kamuoyu araştırmasına göre, ABD'ye yönelik bir terör saldırısına 'büyük bir olasılık' olarak bakanların oranı şubat ayında yüzde 10 iken, şu an yüzde 4'e gerilemiş durumda. Halkın yüzde 31'i ise ABD'ye yönelik bir terör saldırısının 'bir ölçüde olası' olduğuna inanırken, yüzde 63'ü böyle bir saldırıyı olası görmüyor. Buna rağmen ABD'nin Guantanamo Körfezi'ndeki tutuklulara davranış tarzını onaylayanların oranının yüzde 52 olduğunu gösteren kamuoyu araştırması, halkın yüzde 37'sinin ise bunu tasvip etmediğini gösterdi. Öte yandan, halkın yüzde 58'i Guantanamo'daki hapishanenin kapatılmaması gerektiğini savunurken, tersini isteyenlerin oranı ancak yüzde 36'yı buluyor. Anket sonuçlarına göre, Bush yönetiminin ABD vatandaşlarını terörden koruyabileceğine güçlü şekilde güvenenlerin oranı yüzde 23'e gerilerken, orta düzeyde güvenenlerin oranı yüzde 38'e çıktı. Bu konuda Bush yönetimine güvenmeyenlerin oranı ise Şubat ayında bulunduğu yüzde 10'luk seviyesinden yüzde 17'ye tırmandı.

 

Bush Salı gecesi TV'de önemli bir konuşma yapacak

25 Haziran 2005 Cumartesi  http://www.yenisafak.com.tr/ 

ABD Başkanı, Irak'ta şiddet olaylarının artmasıyla birlikte Amerikan kamuoyu önünde zor durumda kalınca, televizyonlarda canlı yayınlanacak bir konuşma ile Irak planlarını anlatacak.

WASHINGTON - Irak'ta şiddet olaylarının artmasıyla birlikte Amerikan kamuoyu önünde zor durumda kalan ABD Başkanı George Bush'un, salı gecesi ABD'nin Irak'taki planları konusunda "önemli" bir konuşma yapacağı bildirildi. Bush'un akşam saatlerinde North Carolina eyaletinde Fort Bragg askeri üssünde yapacağı konuşmanın tamamının canlı yayımlanması için, yönetimin bütün belli başlı televizyon kanallarına başvuruda bulunduğu belirtildi. Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Bush'un, konuşmasında "Irak'ta nasıl daha ileriye gidilebileceğine" ilişkin görüşlerini Amerikan halkına ileteceğini söyledi. Bush'un 28 Haziran Salı günü yapacağı konuşmanın, Irak'ta egemenliğin Amerikan güçleri tarafından Iraklılara devredilmesinin birinci yıldönümüne rastlatıldığı belirtiliyor. Irak'ta Sünni Arap direnişinin şiddetlenmesiyle birlikte her gün onlarca Iraklının yanı sıra Amerikan askerlerinin de ölmeye devam etmesi, Başkan Bush'a ABD'de verilen kamuoyu desteğinin son haftalarda büyük ölçüde düşmesine yol açmıştı.

Bush, salı gecesi önemli Irak konuşması yapacak...

25 Haziran 2005 / Cumartesi http://www.milliyet.com.tr/2005/06/25/index.html
      Irak’ta şiddet olaylarının artmasıyla birlikte Amerikan kamuoyu önünde zor durumda kalan ABD Başkanı George Bush’un, salı gecesi ABD’nin Irak’taki planları konusunda "önemli" bir konuşma yapacağı bildirildi.
      Bush’un akşam saatlerinde North Carolina eyaletinde Fort Bragg askeri üssünde yapacağı konuşmanın tamamının canlı yayımlanması için, yönetimin bütün belli başlı televizyon kanallarına başvuruda bulunduğu belirtildi.
      Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, Bush’un, konuşmasında "Irak’ta nasıl daha ileriye gidilebileceğine" ilişkin görüşlerini Amerikan halkına ileteceğini söyledi.
      Bush’un 28 Haziran Salı günü yapacağı konuşmanın, Irak’ta egemenliğin Amerikan güçleri tarafından Iraklılara devredilmesinin birinci yıldönümüne rastlatıldığı belirtiliyor. Irak’ta Sünni Arap direnişinin şiddetlenmesiyle birlikte her gün onlarca Iraklının yanı sıra Amerikan askerlerinin de ölmeye devam etmesi, Başkan Bush’a ABD’de verilen kamuoyu desteğinin son haftalarda büyük ölçüde düşmesine yol açmıştı.

 

ve Bush konuştu: faşist yalan ve demagojinin tipik örneği, aldatılan ABD halkı

Bush: 'Çekilme takvimini açıklamak ciddi bir hata olur'
Bugün, 09:29 29 Haziran 2005 Çarşamba http://www.haberx.com/

ABD'nin Irak'a egemenliği devretmesinin birinci yıldönümünde Kuzey Karolina'daki Fort Bragg üssünde bir konuşma yapan Başkan Bush, Irak'taki gidişattan memnun olmayan Amerikan halkını teskin etmeye çalıştı ve iç politikaya yönelik mesajlar verdi.AA- ABD Başkanı George W. Bush, Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilmesi yönünde bir takvim açıklamanın, hem Iraklılar hem de Irak'ta savaşan Amerikan askerleri için "ciddi bir hata" olacağını söyledi.


Irak'a daha fazla asker göndermenin de yanlış bir hareket olacağını belirten Bush, "Bu takdirde, Iraklıları savaşta liderlik almaya cesaretlendirme yönündeki stratejimize zarar veririz ve daha fazla Amerikan askeri göndermek orada sürekli kalma niyetinde olduğumuz imajını uyandırır" dedi. ABD Başkanı, Irak'taki komutanlara göre daha fazla askere ihtiyaç duyulmadığını da kaydetti.

Bush, Irak'ta güvenlik güçlerinin eğitiminde katkı sağlayan Türkiye, İtalya, Almanya, Ukrayna, Polonya, Avustralya, Romanya ve İngiltere'yi isim isim saydı. Irak polis ve ordu güçlerinin, bu ülkelerden personel tarafından eğitildiğini belirten Bush, "Bugün onlarca ulus, ortak bir hedef için çalışıyor: Kendisini savunabilen, düşmanlarını yenebilen ve özgürlüğünü koruyabilen bir Irak" dedi.

Bush, şöyle devam etti:

"Savaş kıyılarımıza 11 Eylül 2001'de ulaştı. Bize saldıran teröristler ve karşı karşıya olduğumuz teröristler özgürlükten nefret eden, hoşgörüyü reddeden ve karşı görüşe dayanamayan totaliter bir ideoloji adına cinayet işliyor. Amaçları Ortadoğu'yu, hükümetleri devirerek, tiranlık ve baskıyla yönetmek, bizi bölgeden atmak ve terörü getirmek. Bu amaçları kazanmak için Madrid, İstanbul, Cakarta, Kazablanka, Riyad, Bali ve başka yerlerde öldürmeyi sürdürdüler."

"Iraklılar ayağa kalktıkça biz geri çekileceğiz. İlerleme oldu, ancak yapacak çok işimiz var" diyen Bush, "Irak'ta bize ihtiyaç duyulduğu sürece kalacağız, bir gün bile fazla değil" ifadesini kullandı.

Bush, Irak konuşmasını yaptı
29 Haziran 2005 Çarşamba http://www.sabah.com.tr/dun99.html
ABD Başkanı George W. Bush, Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilmesi yönünde bir takvim açıklamanın, hem Iraklılar hem de Irak'ta savaşan Amerikan askerleri için ''ciddi bir hata'' olacağını söyledi..

ABD'nin Irak'a egemenliği devretmesinin birinci yıldönümünde KuzeyKarolina'daki Fort Bragg üssünde bir konuşma yapan Başkan Bush, Irak'taki gidişattan memnun olmayan Amerikan halkını teskin etmeye çalıştı ve iç politikaya yönelik mesajlar verdi.

Irak'a daha fazla asker göndermenin de yanlış bir hareket olacağınıbelirten Bush, ''Bu takdirde, Iraklıları savaşta liderlik almaya cesaretlendirme yönündeki stratejimize zarar veririz ve daha fazla Amerikan askeri göndermek orada sürekli kalma niyetinde olduğumuz imajını uyandırır'' dedi. ABD Başkanı, Irak'taki komutanlara göre dahafazla askere ihtiyaç duyulmadığını da kaydetti.

ABD'nin Irak'ta hem askeri hem de siyasi strateji izlediğini belirten Bush, ordunun temel amacının teröristleri bulup yok etmek olduğunu, bir yandan da ordunun Irak güvenlik güçlerinin eğitimine yardım ettiğini, böylece Irak halkının düşmanlarıyla savaşma kapasitesine kavuşmasının hedeflendiğini söyledi.

Bush, Irak'ta güvenlik güçlerinin eğitiminde katkı sağlayan Türkiye, İtalya, Almanya, Ukrayna, Polonya, Avustralya, Romanya ve İngiltere'yi isim isim saydı. Irak polis ve ordu güçlerinin, bu ülkelerden personel tarafından eğitildiğini belirten Bush, ''Bugün onlarca ulus, ortak bir hedef için çalışıyor: Kendisini savunabilen, düşmanlarını yenebilen ve özgürlüğünü koruyabilen bir Irak'' dedi.

''MADRİD, İSTANBUL, CAKARTA...''

Bush, şöyle devam etti:''Savaş kıyılarımıza 11 Eylül 2001'de ulaştı. Bize saldıran teröristler ve karşı karşıya olduğumuz teröristler özgürlükten nefret eden, hoşgörüyü reddeden ve karşı görüşe dayanamayan totaliter bir ideoloji adına cinayet işliyor. Amaçları Ortadoğu'yu, hükümetleri devirerek, tiranlık ve baskıyla yönetmek, bizi bölgeden atmak ve terörü getirmek. Bu amaçları kazanmak için Madrid, İstanbul, Cakarta, Kazablanka, Riyad, Bali ve başka yerlerde öldürmeyi sürdürdüler.'' 11 Eylül'de Amerikan halkına söz verdiği şekilde bir daha ülkeye saldırılmasını beklemeyeceğini söyleyen Bush, ''Özgürlüğümüzü savunacağız. Irak bu savaşta son savaş alanı. Bağdat sokaklarında masumları öldüren teröristler, New York, Washington ve Pennsylvania'davatandaşlarımızın canını alan aynı katil ideolojinin takipçileri'' dedi.

Irak'ta işlerinin ''zor ve tehlikeli'' olduğunu ve Amerikan halkı gibi kendisinin de şiddet ve kan içerikli imajları gördüğünü, her fotoğrafın korku verici ve çekilen acıların gerçek olduğunu belirten Bush, ''Bütün bu şiddetin ortasında biliyorum ki Amerikalılar şu soruyu soruyor: bu fedakarlığa değer miydi? Evet değer ve ülkemizin gelecekteki güvenliği için de yaşamsal önemde'' diye konuştu. Bush, ''düşmanlarımızın kazanmak için sadece bir yolu var. O da 11 Eylül'denaldığımız dersleri unutmamız ve Irak halkını, Ortadoğu'nun geleceğini Usame bin Ladin gibi adamların eline bırakmamız. Ülkemizin güvenliği için, ben görevde olduğum sürece böyle bir şey olmayacak'' dedi.

''Iraklılar ayağa kalktıkça biz geri çekileceğiz. İlerleme oldu, ancak yapacak çok işimiz var'' diyen Bush, ''Irak'ta bize ihtiyaç duyulduğu sürece kalacağız, bir gün bile fazla değil'' ifadesini kullandı. Bush, Irak'ta bugün bu güçlükleri yaşamayı kabul etmelerininnedenlerini açıklarken, ''bugün savaşıyoruz çünkü Irak şimdi dünyanın çok önemli bir bölgesine özgürlük umudu taşıyor. Demokrasinin yükselişi, radikalizm ve teröre karşı azami sıçrama olacak. Bugün savaşıyoruz çünkü teröristler ülkemize saldırmak vatandaşlarımızı öldürmek istiyor ve Irak, bu tavrı takındıkları yer. Bu yüzden bütün dünyada onlarla kazanıncaya kadar savaşacağız'' dedi.

Bush, Amerikan halkına da seslenerek, ABD'nin 4 Temmuz bağımsızlıkgünü dolayısıyla bütün dünyadaki Amerikan askerlerine destek verilmesiçağrısında bulundu. Bush, bayrak dalgalandırılması, savaştaki askerlere destek mektubu gönderilmesi ve asker ailelerine yardım edilmesini istedi. ABD Başkanı, ''Afganistan ve Irak'ın özgürleştirilmesinin'', tarih yazılırken, ''özgürlüğün büyük dönüm noktaları'' arasında sayılacağını da kaydetti.

Konuşmasının sonunda da 11 Eylül'ü referans veren Bush, bu tarihte Amerikan halkına, terörizmle savaş yolunun zor olacağı, ancak galip gelineceği sözünü verdiğini belirtti ve ''düşmanlarımız zalim. Ancak ABD'nin, Amerikan ordusunun hiçbir şekilde dengi değiller'' dedi.

Bush: Irak'tan çekilme takvimi hata olur Washington

29 Haziran 2005 Çarşamba http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~3@nvid~597368,00.asp

ABD Başkanı George W. Bush, Amerikan askerlerinin Irak'tan çekilmesi yönünde bir takvim açıklamanın, hem Iraklılar hem de Irak'ta savaşan Amerikan askerleri için “ciddi bir hata” olacağını söyledi.

ABD'nin Irak'a egemenliği devretmesinin birinci yıldönümünde Kuzey Karolina'daki Fort Bragg üssünde bir konuşma yapan Başkan Bush, Irak'taki gidişattan memnun olmayan Amerikan halkını teskin etmeye çalıştı ve iç politikaya yönelik mesajlar verdi.   

 

Irak'a daha fazla asker göndermenin de yanlış bir hareket olacağını belirten Bush, “Bu takdirde, Iraklıları savaşta liderlik almaya cesaretlendirme yönündeki stratejimize zarar veririz ve daha fazla Amerikan askeri göndermek orada sürekli kalma niyetinde olduğumuz imajını uyandırır” dedi.

 

ABD Başkanı, Irak'taki komutanlara göre daha fazla askere ihtiyaç duyulmadığını da kaydetti.

   

"TÜRKİYE IRAK GÜVENLİK GÜÇLERİNİN EĞİTİMİNE KATKI YAPIYOR"

 

ABD'nin Irak'ta hem askeri hem de siyasi strateji izlediğini belirten Bush, ordunun temel amacının teröristleri bulup yok etmek olduğunu, bir yandan da ordunun Irak güvenlik güçlerinin eğitimine yardım ettiğini, böylece Irak halkının düşmanlarıyla savaşma kapasitesine kavuşmasının hedeflendiğini söyledi.

   

Bush, Irak'ta güvenlik güçlerinin eğitiminde katkı sağlayan Türkiye, İtalya, Almanya, Ukrayna, Polonya, Avustralya, Romanya ve İngiltere'yi isim isim saydı.

 

Irak polis ve ordu güçlerinin, bu ülkelerden personel tarafından eğitildiğini belirten Bush, “Bugün onlarca ulus, ortak bir hedef için çalışıyor: Kendisini savunabilen, düşmanlarını yenebilen ve özgürlüğünü koruyabilen bir Irak” dedi.

 

“MADRİD, İSTANBUL, CAKARTA”

       

Bush, şöyle devam etti:

   

“Savaş kıyılarımıza 11 Eylül 2001'de ulaştı. Bize saldıran teröristler ve karşı karşıya olduğumuz teröristler özgürlükten nefret eden, hoşgörüyü reddeden ve karşı görüşe dayanamayan totaliter bir ideoloji adına cinayet işliyor. Amaçları Ortadoğu'yu, hükümetleri devirerek, tiranlık ve baskıyla yönetmek, bizi bölgeden atmak ve terörü getirmek. Bu amaçları kazanmak için Madrid, İstanbul, Cakarta, Kazablanka, Riyad, Bali ve başka yerlerde öldürmeyi sürdürdüler.” 

   

11 Eylül'de Amerikan halkına söz verdiği şekilde bir daha ülkeye saldırılmasını beklemeyeceğini söyleyen Bush, “Özgürlüğümüzü savunacağız. Irak bu savaşta son savaş alanı. Bağdat sokaklarında masumları öldüren teröristler, New York, Washington ve Pennsylvania'da vatandaşlarımızın canını alan aynı katil ideolojinin takipçileri” dedi.

   

"IRAK'TA İŞİMİZ ZOR VE TEHLİKELİ"

 

Irak'ta işlerinin “zor ve tehlikeli” olduğunu ve Amerikan halkı gibi kendisinin de şiddet ve kan içerikli imajları gördüğünü, her fotoğrafın korku verici ve çekilen acıların gerçek olduğunu belirten Bush, “Bütün bu şiddetin ortasında biliyorum ki Amerikalılar şu soruyu soruyor: bu fedakarlığa değer miydi? Evet değer ve ülkemizin gelecekteki güvenliği için de yaşamsal önemde” diye konuştu. Bush, ”düşmanlarımızın kazanmak için sadece bir yolu var. O da 11 Eylül'den aldığımız dersleri unutmamız ve Irak halkını, Ortadoğu'nun geleceğini Usame bin Ladin gibi adamların eline bırakmamız. Ülkemizin güvenliği için, ben görevde olduğum sürece böyle bir şey olmayacak” dedi.

   

“Iraklılar ayağa kalktıkça biz geri çekileceğiz. İlerleme oldu, ancak yapacak çok işimiz var” diyen Bush, “Irak'ta bize ihtiyaç duyulduğu sürece kalacağız, bir gün bile fazla değil” ifadesini kullandı. Bush, Irak'ta bugün bu güçlükleri yaşamayı kabul etmelerinin nedenlerini açıklarken, “bugün savaşıyoruz çünkü Irak şimdi dünyanın çok önemli bir bölgesine özgürlük umudu taşıyor. Demokrasinin yükselişi, radikalizm ve teröre karşı azami sıçrama olacak. Bugün savaşıyoruz çünkü teröristler ülkemize saldırmak vatandaşlarımızı öldürmek istiyor ve Irak, bu tavrı takındıkları yer. Bu yüzden bütün dünyada onlarla kazanıncaya kadar savaşacağız” dedi.

   

ASKERE DESTEK MEKTUBU

 

Bush, Amerikan halkına da seslenerek, ABD'nin 4 Temmuz bağımsızlık günü dolayısıyla bütün dünyadaki Amerikan askerlerine destek verilmesi çağrısında bulundu.

 

Bush, bayrak dalgalandırılması, savaştaki askerlere destek mektubu gönderilmesi ve asker ailelerine yardım edilmesini istedi.

 

ABD Başkanı, “Afganistan ve Irak'ın özgürleştirilmesinin”, tarih yazılırken, “özgürlüğün büyük dönüm noktaları” arasında sayılacağını da kaydetti.

   

Konuşmasının sonunda da 11 Eylül'ü referans veren Bush, bu tarihte Amerikan halkına, terörizmle savaş yolunun zor olacağı, ancak galip gelineceği sözünü verdiğini belirtti ve “düşmanlarımız zalim. Ancak ABD'nin, Amerikan ordusunun hiçbir şekilde dengi değiller” dedi.  (aa)

 

'Bush yalan söylüyor'

ABD Başbakın W. George Bush'un "Iraklı kadınlara özgürlük götürdük" söylemlerine atıfta bulunan Iraklı gazeteci-yazar Hana İbrahim, Iraklı kadınların durumunu anlattı.
27-Haziran 2005 Pazartesi http://www.ozgurpolitika.org/2005/06/27/hab23.html
DİHA/İSTANBUL

ABD Başkanı W. George Bush'un, Iraklı kadınlara özgürlük götürdükleri iddiasını anlatımlarıyla yalanlayan Iraklı Gazeteci-Yazar Hana İbrahim, kadınların ekonomik ve sosyal hayattan koparıldığını, fuhuş ve dilenciliğin arttığını belirtti.

Topkapı Sarayı Darphane-i Amire Binaları'nda yapılan Irak Dünya Mahkemeleri Nihai Oturumu'nun ikinci gününde (önceki gün) iddia heyetinden Iraklı Gazeteci-Yazar Hana İbrahim, Iraklı kadınların savaşta maruz kaldıklarına ve toplumsal cinsiyet temelli şiddete dair vicdan jürisine sunumda bulundu. Bush'un, uluslararası bir örgütte yaptığı konuşmasında, "ABD Irak'a, Irak kadınını özgürleştirmek için gidiyor" şeklinde açıklamada bulunduğunu hatırlatan İbrahim, "Bizim kadınlarımız çok büyük bedeller ödedi, haksızlıklara uğradı. Felluce'de 6 gün içinde 72 kadın kurşun sıkılarak öldürüldü. Bush, hamile kadınların dövülmesinin hem kadına hem cenine karşı suç olduğunu söylüyordu, fakat Bush kadınların kucağında çocuğuyla öldürüldüğünden bahsetmedi" diye konuştu.

Kadınların kaçırıldığını, tecavüze uğradığını, kadın ticareti yapıldığını belirten İbrahim, devamla şunları söyledi: "Bakire olmayan kadın 2-3 bin dolar, bakire kadın 10 bin dolar ediyordu. Çocuklar ihraç edilirken, eğer organları iyi işliyorsa ve iyi bir vücuda sahipse 10 bin dolara satıldığı söyleniyordu. Irak'ta insan mafyası yoktu, artık bu var."

'Uzun elbiseler giyerek uyuyorlar'

Iraklı kadının son çareyi dine sığınmakta bulduğunu ve başka kaçacak yeri olmadığını ifade eden İbrahim, "Şimdi korku iç güdüsü ile başörtüsü takıyor" dedi.

Aile kurumunun ciddi bir şekilde korkutulduğuna dikkat çeken İbrahim, "Çocuklar ve genç kadınlar okula babaları tarafından götürülüyor. Korkudan birçok kadın okulu bıraktı. Güneş batmadan önce korku içinde bütün kadınlar eve dönüyor. Biz araba kullanabiliyorduk. Ancak bugün 3 kilometrelik bir caddede belki bir iki kadının araba kullandığını görebilirsiniz" şeklinde konuştu.

Felluce'den göç eden kadınların döndüklerinde evlerini yıkılmış bir şekilde gördüğünü belirten İbrahim, kadınların "Ne olur burada çadır kurmamıza izin verin" diye yalvardığını, küçük düşürüldüğünü ve dilenci hale getirildiğini ifade etti.

Irak'ta güven kalmadığını, insanların birbirinden korktuğunu hatırlatan İbrahim, "Kadınlar gece bombalama olur, evleri basılır ve çırılçıplak ölürler diye gece uzun elbise ve şalvar giyerek uyuyor. Biz Irak'ta değişimi işte bu şekilde gördük" diye kaydetti.

'Dünyaya kadınların kalbiyle bakalım'

Irak'ta yüzde 72 oranında işsizlik varken kadınların da yüzde 90'ının işsiz olduğunu belirten İbrahim, "Sosyal hayatta da kadın yok. Dilencilikte, fuhuşta kadınların sayısı arttı" dedi.

Sunumunu, "Dünyaya kadınların kalbiyle bakmanızı istiyoruz. Çünkü kadınların kalbi tüm dünyayı kurtaracaktır" diye bitiren İbrahim, salonda büyük alkış topladı.

 

Irak'ta bombalı saldırılar devam ediyor...
Bugün, 10:15 28 Haziran 2005 Salı http://www.haberx.com/

Irak'ta bugün düzenlenen bombalı saldırılarda, biri milletvekili 8 kişi öldü. Polis, milletvekili Dari Ali El Feyyaz, oğlu ve 3 korumasının, başkent Bağdat'ın kuzeyinde bomba yüklü araçla milletvekilinin bulunduğu konvoya düzenlenen saldırıda öldüğünü açıkladı.AA-Irak meclisinin en yaşlı üyesi 87 yaşındaki El Feyyaz, Irak'ta yeni hükümetin iki ay önce göreve başlamasından bu yana öldürülen ikinci milletvekili oluyor.

Bu arada başkentin güneyindeki Musayyib kasabasında da polis kıyafetli bir intihar komandosunun düzenlediği saldırıda 3 kişi öldü, 13 kişi yaralandı.

Polis, intihar komandosunun üzerindeki patlayıcıları hastane içindeki polis karakolunda patlattığını, ölenlerden birinin polis olduğunu, 4 polisin yaralandığını bildirdi.

 

Irak'ta polis devriyesine pusu: 8 ölü

25 Haziran 2005 Cumartesi  http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~3@nvid~595762,00.asp

Irak'ın batısındaki Anbar bölgesinde bir polis devriyesinin silahlı kişilerce pusuya düşürülmesi sonucu, 8 polisin öldüğü, 1'inin yaralandığı bildirildi.

Hastane yetkilileri ve polise göre, saldırı dün geç saatlerde Anbar'ın merkezindeki Ramadi kentinde düzenlendi. Polis, direşçilerin karargahı konumundaki Ramadi'nin çevresindeki karayollarını kontrolü altına almaya çalışıyor.

 

Musul'da üç saldırı: 31 ölü

26 Haziran 2005 Pazar http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~1@w~3@nvid~596113,00.asp

Irak'ın Musul kentinde bir askeri üsse, bir polis merkezine ve bir hastaneye yapılan intihar saldırılarında 31 kişi öldü.

Amerikan ordusu Musul'da düzenlenen iki saldırıda 31 kişinin öldüğünü bildirdi.
   
Musul'daki bir Amerikalı askeri sözcü, bir intihar komandosunun emniyet müdürlüğünde düzenlediği ilk saldırıda 13 polisle 2 sivilin öldüğünü, 6 kişinin yaralandığını belirtti.
   
Daha önce bu saldırıda 6 kişinin öldüğü bildirilmişti.
   
Sözcü, ilk saldırıdan yaklaşık 2 saat sonra yine bir intihar bombacısının, bir Irak askeri üssündeki park yerinde kendini havaya uçurduğunu, saldırıda 16 kişinin öldüğünü, 7 kişinin yaralandığını söyledi.
   
Askeri sözcü, kurbanların tamamına yakınının orada çalışan sivil işçiler olduğunu kaydetti.
   
Musul'da üçüncü saldırının da hastaneye düzenlendiği bildirilmişti. Bu saldırıda da 4 polisin öldüğü, 9 kişinin yaralandığı belirtilmişti.  
(aa)

 

'ABD askerleri, Kuran'ın suretlerini tuvaletlere atıyordu!..'

28 Haziran 2005 / Salı http://www.milliyet.com.tr/2005/06/28/index.html
      ABD'nin Küba'daki Guantanamo üssünden geçen yıl serbest bırakılan eski Rus tutsak, üsteki Amerikan askerlerinin Kur'an-ı Kerim'in suretlerini tuvaletlere attığını söyledi.
      Guantanamo'da 18 ay tutsak kalan Ayrat Vahitov, başkent Moskova'da gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Küba'da Kuran'ın suretlerini alıp fırlatıyorlardı, alıp tuvaletlere veya herhangi bir yere atıyorlardı. Bu düzenli olarak yapılıyordu ve nedeni protestoları kışkırtmaktı'' dedi.
      Newsweek dergisi, geçen mayıs ayında Guantanamo üssündeki Amerikan sorgucuların, tutsakların konuşması için Kuran'ın bir suretini tuvalete attığı haberini yayımlamıştı. Haber, bazı Müslüman ülkelerde şiddetli gösterilere yol açmıştı.
      Olayı soruşturan ABD, bazı olaylarda Kur'an-ı Kerim'e saygısızlık yapıldığını kabul etmişti.
      Küba'daki Guantanamo üssünde 40'tan fazla ülkeden 520 civarında tutsak bulunuyor.
     
     
BM: 'GİZLİ HAPİSANE GEMİLERİ VAR' İDDİALARI ÇOK GÜÇLÜ
28 Haziran 2005 / Salı http://www.milliyet.com.tr/2005/06/28/index.html
      Bu arada, BM'nin özel işkence raportörü Manfred Nowak, ABD'nin terör suçlularını gizli hapishane gemilerinde tuttuğunu düşündüren "çok ciddi" suçlamalar bulunduğunu belirtti.
      Özel raportör Manfred Nowak, Viyana'da AFP'ye yaptığı açıklamada, "ABD'nin, özellikle Hint okyanusunda seyreden hapisane gemileri gibi, gizli hapisaneleri bulunduğuna dair çok çok ciddi suçlamalar olduğunu" kaydetti.
      Nowak, "Bunlar sadece bir söylentiden ibaret, ancak resmi bir soruşturma açılması için yeterince akla yatkın suçlamalar gibi görünüyor" dedi.
      Nowak daha önce, ABD'nin, Guantanamo'daki terör zanlılarının ziyaret edilmesi yönündeki başvurularına halen cevap vermediğini belirtmişti.
      Uluslararası Af Örgütü de son raporunda, Guantanamo üssünü eski Sovyet çalışma kampı "gulag"a benzetmişti.
      Guantanamo üssünde, 40'tan fazla ülkeden 520 civarında tutsak bulunuyor.

 

'Irak'da kitle imha silahı var' haberinin kaynağını açıklamadığı için 18 ay hapise mahkum oldu.
Bugün, 05:58 29 Haziran 2005 Çarşamba http://www.haberx.com/

ABD Yüksek Mahkemesi, haber kaynaklarını açıklamayı reddederek "mahkemeye saldırı" iddiasıyla suçlanan New York Times gazetesinden Judith Miller ve Time gazetesinden Matthew Cooper için gazetecilerin tutuklanması yolunu açtı. Gazeteci Miller'ın "Kaynağı" Başına Dert Açtı

RSF, haber kaynağını açıklamadığı için "mahkemeye saldırı" iddiasıyla 18 ay hapse mahkum edilen New York Times muhabiri Judith Miller'a destek verdi. Irak Dünya Mahkemesi ise, gazeteciyi "Irak'ta kitle imha silahı" yalanını yaymakla suçladı.

BİA Haber Merkezi  Erol ÖNDEROĞLU hukuk@bianet.org

BİA (New York) - Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Yüksek Mahkemesi, haber kaynaklarını açıklamayı reddederek "mahkemeye saldırı" iddiasıyla suçlanan New York Times gazetesinden Judith Miller ve Time gazetesinden Matthew Cooper için farklı bir karar almayı reddederek gazetecilerin tutuklanması yolunu açtı.

Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, haber kaynaklarını korudukları için habercilerin hapse gönderilmesinin basın özgürlüğüne ciddi bir darbe indireceğini bildirmişti. Örgüt, Yüksek Mahkeme kararından sonra da bu yönde bir açıklama yaptı.

Irak Dünya Mahkemesi, gazeteci Miller'i suçladı

18 ay hapis cezasına çarptırılan gazetecilerden Judith Miller, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da yapılan Irak Dünya Mahkemesi'nin (WTI) Vicdan Jürisi tarafından Irak'ta yaşanan işgali haklı çıkarmak için "Irak'ta kitle imha silahlı bulunduğu yalanını yaymak" ile suçlanmıştı.

Dünya Irak Mahkemesi'nin "Büyük şirket medyasına karşı" bulgularında şu sözlere yer verilmişti :

"ABD ve Britanya hükümetlerinin yaydığı kasıtlı yalanları yaymak ve bu yanlış bilgilendirmeyi yeterince soruşturmamak. Irak'ın kitle imha silahları konusundaki yalanların ayılmasında özel bir sorumluluğu olan büyük şirket medyası içinde, New York Times'ı, özellikle de -ana bilgi kaynağı CIA kadrosunda olan- muhabirleri Judith Miller'ı sayıyoruz. Aynı zamanda, Fox News'u, CNN 'i ve BBC'yi de sayıyoruz."

"Ajanın ismini basına hükümet açıkladı"

Cooper ile Miller, bir CIA ajanının adının nasıl kamuoyuna yansıdığını araştıran Federal Mahkemeye haber kaynaklarını açıklamayı reddetmişlerdi.

Gazeteci Miller konuyla ilgili haber yapmamasına rağmen yargılanırken, Cooper bir süre bekledikten sonra kaynağına ilişkin bilgiler verdiği mahkemece diğer kaynaklarını açıklaması istenmişti. Ancak gazeteci bunu reddetmişti.

17 Temmuz 2003'te kaleme aldığı bir yazıda Cooper, hükümet görevlilerinin CIA Ajanı Valerie Plame'in kimliğini basına açıkladıklarını yazmıştı. Bundan üç gün önce de "Washington Post" gazetesinde çıkan haber, Beyaz Saray'ın, eski Büyükelçi olan kocası Joseph Wilson'u cezalandırmak amacıyla Plame'in ismini basına sızdırdığı yorumlarına yol açmıştı. Wilson, daha önce ABD Başkanı Bush'un Irak'taki savaşı haklı çıkarmak için yaptığı açıklamaları kamuoyu önünde eleştirmekle suçlanmıştı.

Türkiye'de yasal güvence var, pratikte yok

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 9 Haziran 2004'te kabul edilen 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 12. maddesine göre, "Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz".

Ancak Türkiye'de, haber kaynağının gizliği çeşitli hükümetler döneminde gazetecilerin telefonlarının dinlemesi (telekulak) yoluyla ihlal edildi. (EÖ)

http://www.sinbad.nu/