|
Tokların -çöpe atılan- artıkları ile beslenmeye çalışan açlar! ve bir kısa film
Yusuf Küpeli, Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık Bir önceki yılın, 2008'in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının... metnin devamı için tıkla (ayrıca bak: insan hakları )
GABOR STEINGART, BARACK OBAMAYA NOBEL SAVAŞ ÖDÜLÜ Obama kendisinde hiçbir şeyi değiştirmedi, değişen, onu değerlen-dirmeye tutan ölçüydü. Başkanlar için geçerli olan ölçü birimi gerçek yaşamdır... (Metnin devamı için tıkla)
Bazı kiralık kalemler Pentagonun saldırganlığına haklılık kazandırmak amacıyla bir yandan 11 eylül olayının dünyayı toptan değiştirdiği yalanını yayarlarken, öbür yandan yüzlerine alaycı bir küçümseme maskesi takarak konspirasyon teorilerine saldırmaktadırlar. Onlara göre -anlaşılan- sınıflara bölünmüş ve uzlaşmazlıklarla dolu sosyal yaşamda konspirasyon (fesat, kötülük amaçlı birlikler ve kötülüğe yönelmiş hileli işler) diye birşey yoktur. Olaylara aynen yansıtıldıkları gibi inanmak gerekmektedir. Peki olaylar kitlelere hangi kanallarla ve hangi yeni biçimleri alarak ulaşmaktadır? (Bu yazı aynızamanda www.inter-zemin.com/ adresinde basılmıştır.)
Dikkat! Tarihi, komploların veya daha doğru ifadesi ile yasalara ve egemen morale aykırı kirli karanlık planların uygulamaları anlamında konspirasyonların toplamı olarak görmek, gerçeği çarpıtmak, bilimin dışına çıkmak anlamına gelir. Şüphesiz, tarihin akışını, değişik katagorilerde ve görünümlerde yansıyabilen, hatta değişik milletlerin çatışmaları olarakta gözükebilen sınıfların mücadeleleri belirler... devamına ulaşmak için tıkla
Yusuf Küpeli, Barbara Olson, ya da 9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası ... Barbara Kay Olson (27 Aralık 1955- 11 Eylül 2001), FOX News için çalışan tutucu televizyon yorumcusu. Houston, Teksas doğumlu. Hilary Clinton hakkında bir kitap yazdı. American Airlines Flight 77de yolcuydu. Uçak Pentagona çarpmadan 20 dakika önce telefonla kocasına uçağın kaçırıldığını iki kez bildirdi... Evet, 11 Eylül 2001 terör eyleminin "kurbanlarından" Barbara, bindiği uçak Pentagona çarpmadan durumu kocasına kahramanca rapor edecektir. Kocası, 16 Kasım 2001 günü Federalist Sosyetede terör şehidi eşine övgüler yağdıracaktır. Anısına konferaslar verilecektir ve kahraman terör kurbanının adı ansiklopedilere girecektir. O artık Özgürlüğün Ruhu olmuştur... Önceki Bush yönetimi görevlilerinden birinin eşi Barbara Olson, birkaç gün önce Fransız ve Amerikan gizli servisleri ajanları tarafından Polonyo- Almanya sınırında tutuklandı... (by Tom Flocco, Germany-September 22, 2005) Ve aynı haberde Barbara K. Olsonun Fox News TVnin eski yoromcusu ve Bağımsız Kadınların Foru eylemcisi olduğu ve yine yakalandığı zaman Vatikan pasaporto taşıdığı da bildiriliyor. Fakat henüz öbür dünyadan Vatikan pasaportunun yardımıylamı dönebildiği konusunda bir haber yok ama, eski Nazi yeni Papa ileride bu konuda bir açıklama yapabilir... videoplay-docid=7866929448192753501&hl=en
9/ 11 lies-
video,
9/ 11 yalanıyla ilgili video gösterisi,
LOOSE CHANGE
Yusuf Küpeli, 11 eylül konspirasyonu, USA, İsrail 11 eylül provokasyonu, Pentagona ve bağlaşığı uluslarüstü tekellere dünya hakimiyeti için topyekun saldırı gerekçesi yaratmıştır. Darbeyi planlayanlar hem USAnın iç politikası üzerinde ve hem de dünya düzeyinde tam bir hakimiyet için önemli adımlar atmışlardır.
Not: Aşağıdaki metin atom bombasının üretiliş sürecini ve yayılmasını anlatan -henüz tamamlanmamış bir kitabın- alt notlarından biridir. Bu metnin, yakında Sinbada tamamı yerleştirilecek olan sözkonusu kitaptan önce ve bağımsız bir yazı olarak buraya yerleştirilmiştir. Umarım yararlı olur.- Y. Küpeli
Yusuf Küpeli, Truman Doktrini ve Doğu Akdenizde sahnelenen trajedilerden bazı örnekler Truman Doktrini, Sovyetler Birliğinin dağılmasına dek geçecek olan yaklaşık kırk yıl içindeki Soğuk Savaş sürecinde varolan saldırgan ABD dışpolitikasının temel çizgilerini en genel anlamıyla belirleyecekti. Bu doktrin, ABD yönetimlerinin Hitlerden daha güçlü biçimde dünyaya egemen olma hırsının en karakteristik çizgilerini biçimlemiş olmakla birlikte, asıl olarak Yunanistanda ve Türkiyede varolan siyasi rejim sorunları üzerine odaklanmıştı. Bir başka ifadeyle Truman Doktrini, asıl olarak Balkanlar ve Doğu Akdeniz üzerindeki ABD hakimiyeti üzerine yoğunlaşmıştı. Kısacası, Truman Doktrininin üzerinde en çok durduğu ülkeler Yunanistan ve Türkiye idi. Şüphesiz Balkanlar ve Doğu Akdeniz egemenliğinin en önemli gerekçelerinden biri de, ABDnin Avrupadaki varlığını ve Batının mali- sermaye çevrelerinin bu kıtadaki yararlarını garanti altına alabilmekti. Truman Doktrini, Batıdaki işçi ve halk hareketlerini geriletmeyi ve büyük sermayenin egemenliğini perçinlemeyi amaçlayan Marshall Yardımı adlı ekonomik destek programından ayrı düşünülemezdi. ABDnin Avrupa, Balkanlar ve Doğu Akdeniz egemenliğine uzanan yol haritası Truman Doktrini ile çizilirken, bunun ekonomik dayanağıda Marshall Yardımı olmaktaydı... (...) Aynı yardımdan Yunanistana ve Türkiyeye ayrılmış olan 400 milyon Doların günümüzdeki karşılığı 3 milyar 564 milyon olmaktadır. Kısacası, Yunanistanın ve özellikle Türkiyenin çok ucuza satın alınmış olduklarını söylemek yanlış olmayacaktır... ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih
USA ordusunun yeni temel görevi, terörü destekleyen devletlere sadece değeri çok yüksek bir bedel ödetmek değil, bunları tamamen yıkmaktır! Pentagonun yeni askeri doktrinini açıklarken kullandığı devastation, yıkmak, bozmak, mahvetmek sözcüğü köken olarak Devil, İblis, Şeytan sözcüğü ile bağlıdır. George W. Bush yönetiminin aslında tüm dünyaya, görünüşte ise Afganistana ve bazı Ortadoğu ülkelerine, Iraka yönelik savaş ilanının ardından, Göbelsin olanaklarını kat kat aşan güçte bir propoganda aygıtı Müslüman- Arap korkusu ve düşmanlığı yaymaya başlanmıştır. FBI tüm müslümanları ve özellikle Arap asıllı müslüman USA vatandaşlarını şüpheli kişiler olarak fişlemiştir. Bush Doktrini kılıfıyla enerji kaynakları ve yolları üzerinde yaşayan müslüman halklara karşı başlattığı acımasız ırkçı ve faşist yıkım politikası, şüphesiz tüm bölge halklarına büyük zararlar verecektir ama, USA faşizminin yıkılmasını da engelleyemeyecektir.
Yusuf Küpeli, Şer üçgeni, İran, Irak, Kuzey Kore Orta Asya ve Hazar yöresini içine alan geniş alanda, doğuya, batıya ve güneye yönelik tam 25 adet petrol ve doğal gaz boru hattı projesi gerçekleşmiştir veya gerçekleşmek üzeredir.
John Perkinsin Confessions of an Economic Hit Man (Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları) adlı kitabını tanıtan ve kitabın özünü yansıtan bu metin, Türkiye ve benzeri ülkelerin aydınlarını ve halklarını yakından ilgilendirmektedir. Aşağıdaki çeviriyi dikkatle okumanızı içtenlikle salık veririm.- Y. Küpeli
Yusuf Küpeli, ABDnin Ortadoğudaki askeri varlığı, işleri, planları, Irak, İran, Suriye, Türkiye ve Kürtler üzerine kısa bir analiz Tekrarlamak gerekirse, birbirlerini dengeleyebilen güçlerin varlıkları üzerine oturtulan ABDnin Ortadoğu politikası açısından, İran ve Suriyenin hesabı görüldükten sonra sıra kaçınılmaz olarak Türkiyeye gelmektedir. Zaten olası böyle bir gelişmenin ardından Türkiye, ABD açısından tüm stratejik öneminide yitirmiş olacaktır. Ve ayrıca, ABDnin yıkmış olduğu Irak yönetimini daha önce İrana karşı silahlandırıp kullanmış olduğunu hiç unutmamak gerekmektedir.
Yusuf Küpeli, Bir ABD Deniz Piyade Subayının Mektubu ve Cibuti Gerçeği Mektubu yollayan subay daha birçok ayrıntıya değinmekte ve son olarak altını çize çize, Bizlere, Camp Lemoniere evsahibi milletin işgücünü sağlayan baş müteahhit Abdirahaman (Abdurrahman) Boreh, Osame bin Laden ile yakın arkadaş olarak ünlenmiştir., diye yazmaktadır. Subay, O, aynızamanda Cibuti Cumhurbaşkanının arkadaşı ve bölgedeki en güçlü kişilerden biri., diyerek Abdurrahman Boreh ile ilgili anlatımını sürdürmektedir. Mektupta, Camp Lemonieri inşaeden yerli işgücünün tamamının Brown and Root adlı şirket tarafından kiralandığı, aynı şirketin başında da ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheneyin oturduğu ve bu şirketinde -yine- Abdurrahman Boreh tarafından teminedilen insanları kiralandığını açıklayan çok ilginç başka bilgilerde bulunmaktadır.
Kaya Karan, BPnin suç ortağı Halliburton, Savaştan Kar Sağlayan Tekeller Geçtiğimiz günlerde yoğun olarak gündeme gelen Meksika Körfez faciası kimilerince unutuldu, unutturuldu bile. Oysa ki bu çevre felaketi 2010 Nisan'ında, bundan 5-6 ay kadar önce meydana gelmişti. (...) Bu felaketin sorumlularından olan Halliburton şirketinin sicili kabarık. Öyle ki... metnin tamamı için tıkla
Kiralık bir iktisatçının itirafları Bir az gelişmiş ülke danışmanı ve ekonomik tetikçi/ ekonomik katil olarak John Perkinsin görevi yoksullardan alıp zenginlere vermekti. Günümüzde O geçmişine farlı bir gözle bakmaktadır. Üçüncü dünyanın tüm kaynaklarının sömürülmesine yardımcı oldu. O kendisini, EHM -economic hit man/ ekonomik tetikçi- olarak adlandırdı. Onun bilinçli hedefi, görev yaptığı ülkeyi borçlandırıp boyunduruk altına almaktı. ...Bir ülkenin ekonomisi üzerine analiz yapılırken gerekli olan, o ülkenin ekonomisi hakkında sürekli aşırı iyimser öngörülerde bulunmaktır. İşi sırasında Perkinsin emrinde mümkün olduğu kadar karmaşık istatistik yöntemleri geliştirebilen sonderece yetenekili istatistikçiler çalışmıştır. Bunlar, gereğinde profesyonel bir iktisatçının bile kafasını karıştıracak nitelikte boşluklarla dolu ve yoruma açık istatistikler uydurabilmişlerdir. Ekonomi ile ilgili öngörülerden amaç, uluslararası mali kuruluşlara mümkün olan en fazla borcu onaylatmaktır. Bir ülkenin alt yapısı için gerekli yatırımların gerçekte nekadar para gerektirdiği hiç önemli değildir. Hedef, az gelişmiş ülke yöneticilerini kısa sürede mümkün olduğu kadar çok borçlandırmaktır. Borçlandırmak, borçlandırılan ülkenin yöneticilerinin kısa sürede memleketin ekonomi politikası üzerindeki denetimlerini yitirmelerini içermektedir.
Gunnar Frederiksson, D Gününden/ Normandiya Çıkartmasından önce Ruslar Almanları yenilgiye uğratmışlardı Hollywood dahil Batıda tarihin bu şekilde yazılışı bir problem doğurmaktadır şüphesiz: Almanlar Doğu cephesinde savaşı zaten yitirmişlerdi. Daha 1943 yılı başlarken, dondurucu kış soğuğuyla birlikte Stalingrad önlerinde 284 000 Alman askerinin çembere alınması savaşın kaderini belirlemişti. Almanların yenilgileri aynı yaz Kurskta verilecek olan dev tank savaşı ile tamamlanmıştı. Normandiya çıkartması başladığı sırada 228 Alman tümeni doğu cephesindeydi. Batıda 58 Alman tümeni vardı ve bunların sadece 15 tanesi Normandiyaya yerleştirilmişlerdi
+Yusuf Küpelinin notu: G. Frederikssonun da ifade ettiği gibi, eğer zaferi zaten Sovyet Kızılordusu kazanmışsa, son anda ABD güçleri Normandiya çıkartmasını neden gerçekleştirmişlerdir? Bu çıkartmayı geciktirmeden yapmaları çok önce Stalin tarafından defalarca istenmişti ama, onlar, 900 gün aç ve hastalıklı olarak kuşatmaya dayanan Leningrat kurtarıldıktan, Baltık kıyıları temizlendikten, Faşistler Ukrayna ve Kırımdan kovulduktan, Kızılordu Varşovanın yaklaşık 10 kilometre ötesine geldikten sonra kod adı OMAHA plajı olan yere çıkmışlardı. İşte Frederiksson ve diğer birçok benzeri bu gecikmenin nedenini halen yanıtsız bırakmaktadırlar. Peki neden ABD ve İngiliz güçleri zaten yenilmiş olan Hitleri yenmek için Normandiya kıyılarına çıkmışlardır?
Fikret Başkaya, İpotek Krizi, Banka Krizi... veya Kapitalizmin Yapısal Krizi Neoliberal küreselleşme çağında, özellikle de finans piyasalarının serbestleştirilmesinin ardından, çoğu 1987 sonrasında olmak üzere 20den fazla kriz yaşandı. Her krize bir ad takıldı. Nerdeyse her birbuçuk yıla bir kriz düşüyordu. Gazeteler, televizyonlar ve radyolar bu krizleri piyasalar çıldırdı, borsada panik, kara pazartesi, kara perşembe gibi başlıklar altında ve sansasyonel olarak sunmayı bir gelenek haline getirdi...
Deniz Navigasyon kanalı 106'dan(Finisterra/Galicia) konuöma kayıtları... İspanyollar: "Burası A-853, çarpışmadan kaçınmak için lütfen rotanızı 15 derece güneye çevirin. Su anda 25 deniz mili uzakliktasınız ve tam uzerimize dogru gelmektesiniz"
Yusuf Küpeli, AB ÜYELİĞİ UMUTLARI ve AB ÜZERİNE AB'ye üyelik başvurusunun üzerinden 41 yıl, gümrük anlaşmasının üzerinden yaklaşık on yıl geçtikten ve daha düne dek "Varşova Paktı"nın üyeleri olan "Doğu Avrupa" ülkeleri AB'ye tam üye olduktan sonra, tüm soğuk savaş yılları boyunca ucuza Batı'nın bekçiliğini yapmış ve halkından habersiz topraklarını nükleer bir savaşın hedefi haline getirmiş olan NATO üyesi Türkiye'ye, "üyelik müzakerelerinin 2005'de başlayabileceği" umudu 2004ün 10ncu ayına girilirken lütfen verilmiştir... Aynı birliği üstün Germen ırkının yönetiminde zor ve şiddet yoluyla vaktinden erken kurmaya çalışan Hitler Almanyasının planlarında da Türkiyeye biçilen rol satalit/ uydu ülke olmak idi... AB üyeleri olan ülkelerde eski faşist güçler varlıklarını korumakta oldukları gibi, devlet aygıtlarının kilit noktalarını da ellerinde tutmaktadırlar...
Yusuf Küpeli, Ruhunun karanlığı suratına vurmuş profösör unvanlı o çirkin kişi ve pazarlananlar ...suratından düşen bin parça denen cinsten bu kişi, elini küçümseyici bir tarzda sallayarak güçlendirdiği aşağılayıcı yüz ifadesiyle ve saldırgan üslubuyla, Kıbrıs gibi küçük önemsiz işlerle uğraşıyorlar; halbuki asıl önemli olan tarım politikaları. ABye uyum koşulları içinde modernleştirilecek olan tarımda aileleri ile birlikte sayıları 10 milyonu bulacak dört milyon kişinin sektörden uzaklaştırılması gerekmektedir TV görevlisi hanım, karşısındakinin profösör ünvanının ve ayrıca saldırgan üslubununda baskısı altında kalarak eziliyor, Peki Kıbrıs okadar önemsizse eğer, neden Batılı yöneticiler işin bukadar üzerinde duruyorlar, Kıbrısı olmazsa olmaz bir koşul olarak öne sürüyorlar?, diye sormaya cesaret bile edemiyor
|
|
(...) Ortadoğuda yeralan ortaçağ kalıntısı dini monarşilerin yakın müttefiki ve dostu olan ABD ve NATO açısından, Suriye ve İranın, özellikle İranın, ekonomik kaynaklarının ve stratejik öneminin ötesinde hesaba katılacak yanları yoktur. Demokrasi ve insan hakları söylemleri, emperyalist askeri bir müdahalenin bahaneleridirler sadece... |
|
Yusuf Küpeli, Yangın yayılırken Türkiyenin yakın çevresinde, özellikle güneyinde ve güneydoğusunda -tüm Ortadoğuyu, hatta dünyayı sarabilecek- tehlikeli gelişmeler yaşanmaktadır ama, yazılı ve görsel basın bunların çok çok azından, o da sokak gösterileri ile sınırlı olanlarından sözetmektedir sadece... (...) ABD ve İngiltere, ve bunların kuyruğundaki NATO, biryandan Kuzey Afrikayı ve Ortadoğuyu ateşe verirken, bu ateşi sürekli körükleyerek harlandırırken, Basra Körfezinin, Arab Yarımadasının ve Kuzey Afrikanın en gerici dini yönetimlerini, katıksız monarşileri çevresinde birleştirip silahlandırmakta, İrana yönelik çok daha büyük bir savaşa hazırlanmaktadır. İranın ezilmesi, dolayısıyla Suriye ve Lübnanın gerçek anlamıyla Anglo-Amerikan emperyalizminin denetimi altına girmesi, Türkiye Cumhuriyetinin de göreceli bağımsız dışpolitika arayışlarını, manevra olanaklarını neredeyse sıfırlayacaktır. Bölgesinde yaşanmakta olan zengin politik hareketliliğe karşın Türkiye Cumhuriyetini yönetenler, görebildiğim kadarıyla, meleklerin cinsiyetleri ile uğraşmaktadırlar... (...) Rick Rozoffdan çevirdiğim Anglo-Amerikan askeri ekseni: Arab Dünyasında ve Basra Körfezinde Kontrolu Sağlama Amacıyla Batı, Geçmişin Kutsal İttifakına Dönüyor başlıklı metinde, Anglo-Amerikan emperyalizminin ve izleyicilerinin Basra Körfezi (Pers Körfezi), Arab Yarımadası, ve Kuzey Afrika coğrafyalarında sürdürdükleri savaşa yönelik karanlık işler, ittifaklar ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Bu çeviriyi okumanızın görüş açınızı genişleteceğine inanıyorum... metnin tamamı için tıkla
Yazar: Rick Rozoff Türkçesi: Yusuf Küpeli Global Research, 26 Mayıs 2011 http://campaign.r20.constantcontact.com:80/render?llr=o8b4necab&v=001ok9oKmGhv2V4iM4Bc9xseyV6N1qiXDdiVTg0YDqSKA6PKOoZsulPjm0h9TlB8FaUmB-w5ZyWF4YeWzLBWi92SOwY67-fmEBDDPAN8xJ2ens%3D Stop NATO Dönemin Anglo-Amerikan emperyalizminin bayraktarları, Başkan Obama ve Başbakan David Cameron, Afganistana ve Libyaya yönelik olarak Washingtonun ve Londranın önderliğindeki NATO kumandasında sürdürülen dünyanın iki saldırı savaşını tartışmak üzere 25 Mayıs günü Londrada buluştular... çevirinin tamamına ulaşmak içintıkla
|
|
Dikkat! Not: Herhangi bir kişi ve kurum ile rekabet halinde değilim ama, açık konuşmak gerekirse, Libya'da yaşananlarla ilgili olarak günlük basında ciddi, çok yönlü, açıklayıcı bir yazı bulabilmek olanaksızdır. Libya ile ilgili aşağıdaki metin, zor bir çalışmanın ürünüdür. Özellikle ikinci bölüm, Libya'da olanları anlayabilmek için önem taşımaktadır. Umarım metni baştan sona okursunuz. Selamlarımla.- Y. Küpeli
Yusuf Küpeli, Libya, İnsan hakları ve demokrasi bahane
- Kapitalism, savaş ve kanla beslenen çürümüş sistem (...) Kısacası, düzeltici savaş, bir avuç askeri-endüstri kompleksin, bunlarla ilintili şirketlerin, fosil enerjilere dayalı tekellerinin, başta otomotiv sektörü olmak üzere bunlarla bağlantılı tüm endüstrilerin durumlarını düzeltir, bu endüstrileri bir ölçüde krizden çıkartırken, başta saldırıya uğrayan Libya halkı, Irak halkı, Afgan halkı, Balkan halkları gibi daha birçok halkın felaketi olmuştur, olmaktadır Şüphesiz bu ölçüde çürümüş bir sitem içinde yalan, ikiyüzlülük, şimdiye dek görülmemiş düzeylere ulaşırken, tüm bu kanlı talanların, katliamların, özgürlükler ve demokrasi adına yapıldığı iddia edilmektedir. Talancılar, caniler, soykırımcılar, hertürlü insani felaketin mimarları, ortalıkta, demokrasi ve özgürlük savaşçısı maskeleriyle dolaşmaktadır... - Afrika, ABD, Çin, AFRICOM, Libya, ve petrol uğruna Haçlı Seferi (...) Bilinen dünya petrol rezervlerinin yüzde 10undan fazlasına, doğal gaz yataklarına, ve ayrıca zengin kömür, elmas, altın, platin, gümüş, bakır, krom, cobalt, kurşun, çinko, kalay, boksit (bauxite, aluminium filizi), titanium, antimony, tantalum, germanium, lithium, fosfat (phosphates), stratejik değeri olan uranium, radium, maliyeti düşük thorium yataklarına sahiptir Afrika kıtası. Diğer yandan, ABD tarafından depolanan stratejik madenler katagorisi içindeki cobalt (kobalt) rezervlerinin yarıdan fazlası yine Afrika kıtasındadır. Ve Çin Halk Cumhuriyetinin bu kıtadaki yatırımları hızla artmaktadır... Sonuçta, halkı yoksul kendisi zengin Afrika Kıtasına rakipsiz sahibolabilmek için ABD, Şubat 2007de, ABD Afrika Kumandanlığını (U.S. Africa Command, AFRICOM) kurmuştur. Başkan George W. Bush, 6 Şubat 2008 günü AFRICOMun kuruluşunu onaylamıştır... Aslında ABDnin Afrikadaki askeri varlığı... (...) ABDnin Afrika ile ilgili korkularının ve telaşlı saldırganlığının nedeni bellidir... Chinas military presence in Africa and the possibility of path başlıklı ve 31 Mart 2010 tarihli anonim makalede belirtilen Dünya Bankası raporuna göre, 2001- 2006 yıllarında Çin yönetimi, Sahra-altı Afrika ülkelerinin ekonomik alt yapılarını oluşturabilmek amacıyla, yılda bir milyar dolardan aşağı olmamak üzere toplam 70 milyar dolarlık (ABD doları) yatırım yapmıştır. Bu projelerin yaklaşık üçte ikisi hidroelektrik santralları ve demiryolu projeleri ile ilgilidir... (...) Diğer yandan Çin, petrol alanlarını ve Çinin bölgedeki petrol üretim alanını koruması amacıyla, 2007 yılında, Sudana bir tabur asker yollamıştır. Bu, Çinin deniz aşırı bir ülkeye ilk kez asker yerleştirme operasyonudur. Böylece Batı, ilk kez Çin ile karşı karşıya gelmektedir ve anlaşılmış olacağı gibi AFRICOMun kuruluşunun aynı yıla rastlaması da bir tesadüf değildir... Ayrıca Sudana ek olarak Çin, Nigeriaya ve Angolaya özel ilgi göstermektedir... (...) Prof. Michel Chossudovskyye göre, Çin, Libyada önemli bir rol oynamaktadır. CNPC (China National Petroleum Corp.), Libyanın petrol endüstrisinde merkezi bir role sahiptir. CNPC için Libyada 400 kişi çalışmaktadır, ve Çinin Libyadaki işgücü 30 bin kişidir... Libya petrolünün yüzde 11i Çin tarafından ithal edilmektedir. Üretim ve araştırma, yeni buluşlar açısından CNPCnin Libyada oynamakta olduğu rolü oynayan bir başka şirket daha yoktur, ve bu durumu CNPCye Libyada merkezi bir rol yüklemektedir. Çinin Libyadaki varlığı ABD yönetimini düşündürtmektedir. Askeri müdahale doğrudan Libyaya yönelik olmakla birlikte, saldırının gerisinde yatan düşüncelerin başında Çini Kuzey Afrikadan atmak gelmektedir... (...) Libya, Orta Afrikaya açılan bir yoldur, veya kapıdır... Libyanın hemen güneyinde olan, ve coğrafi olarak Libyanın uzantısı gibi gözüken Çad (Chad), muhtemelen zengin petrol yataklarına sahiptir. Çad (Chad), geleceğin zengin petrol ekonomilerinden birisidir. İçinde petrol-boru hattı olmak üzere Exon-Mobil ve Chevron korporasyonları, Güney Çad (Chad) ile ilgilenmektedirler. Güney Çad (Chad), aynızamanda Sudanın -petrol zengini- Darfur bölgesine açılan bir kapıdır... Diğer yandan, -daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi- Çinde, Sudan ve Çad (Chad) ile yakından ilgilenmektedir. CNPC (China National Petroleum Corp.), 2007 yılında, Çad (Chad) hükümeti ile uzun erimli bir anlaşma imzalamıştır. Bunun yanında, Çadın güneybatısındaki petrol ülkesi Nigeriada, daha önce ifade etmiş olduğum gibi Çinin önemli yatırımları vardır. Nigeria (Nijerya) sadece bir petrol ülkesi olmayıp zengin uranyum yataklarına da sahiptir ve bu özelliği ABDnin Nigeria üzerindeki ilgisini yoğunlaştırmaktadır. Daha önce ifade etmiş olduğum gibi, Nigerianın güneyinde, Ekvator çizgisinin hemen üzerinde yeralan Sao Tomé ve Principe adalarında, yakın zamanda, stratejik bir ABD askeri hava üssü kurulmuştur... (...) Libyada yaşanmakta olanlar da, Kosova ile ilgili olarak yukarıda özetlenmiş olanların farklı bir düzeyde tekrarından başka birşey değildir... Batı tarafından özgürlük savaşcısı, kurtuluş savaşcısı gibi tanıtılmaya çalışılan sözkonusu silahlı küçük grupların Libyada iktidarı alamayacakları sonderece bellidir ama, Libyaya müdahaleyi başlatmayı başarmışlardır... Nazi propoganda bakanı Joseph Goebbelsin pabucunu dama atacak ustalıkta yalanlarla yüklü bir propoganda saldırısının eşliğinde, 19 Mart 2011i 20 Mart 2011e bağlayan gece, yani tam sekiz yıl önce Iraka yönelik saldırının başlatılmış olduğu günde ve saatlerde, Libyanın ekonomik alt yapısı, radarları, başkanlık sarayı bombalanmaya başlanmıştır... Aslında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararı sadece uçuşa yasak bölge ilanedilmesi ve bunun kontrolü ile ilgilidir ama, saldırıyı başlatanlar BMyi hiçe saydıkları gibi, kararlarını kendi parlementolarında onaylatma gereği dahi duymamışlardır. Ne Fransa kendi meclisine sormuştur, ve ne de -Nobel Barış ödüllü ve Afrika kökenli- Obama Senatoya... (...) Americas Planned Nucleer Attack on Libya başlıklı makaleden -kaynakları ile birlikte- öğreniyoruz ki, Libyaya yönelik savaş planları 20 yılı aşkın süredir Pentagonun gündemindedir. Ronald Reagan, 14 Nisan 1986da, Libyaya yönelik bir seri bombardıman için emir vermiştir. Clinton yönetimi, Monica Lewinsky skandalının zirve yaptığı günlerde, 1997 yılında, Libyaya yönelik bir nükleer saldırı planlamıştır... Tripolinin 60 km kadar doğusunda olan 200 bin nüfuslu Tarhunah kentinde yeraltına inşaedildiği düşünülen bir kimya fabrikasına karşı kullanılmak üzer -Hiroşima bombasının üçte ikisi kadar güce sahip ve toprağın derinliğine işleyen- bir atom bombası, B61-11 taktik nükleer silah, bu kirli iş için hazırlanmıştır. Sözkonusu gizli tehlikeden tam 11 gün sonra ABD yönetimi... (...) Libyanın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe (NFSL, National Front for the Salvation of Libya), İsrailde ve ABDde eğitilmiş... (...) Libya Muhalefeti İçin Ulusal Konferans (NCLO, National Conference for the Libyan Opposition), Gaddafiye yönelik savaşı yöneten asıl gruptur. Merkezi Londrada olduğuna göre, Libyaya yönelik savaşı asıl olarak İngiliz dış istihbarat servisi MI6in ve özel birlikler kumandanlığının yönetmekte olduğu da iddia edilebilir. (...) Libya Uğruna Savaşan İslami Topluluk (Cemaat) veya Libya İslamcı Savaş Grubu (Al-Jamaa al-İslamiyyah al-Muqatilah bi-Libya) adlı örgütlenme... (...) El Kaide bağlantılı... metnin tamamı için tıkla ayrıca bak: Latinamerika & Afrika |
|
2) Emperyalizmin gözüyle acılı Afganistan ve 11 Eylül yalanları
3) Kısaca, Afganistan ve 11 Eylülün müjdecisi Ahmed Şah Mesud süikasti üzerine
4) Afganistana saldırının çok önceden planlandığı, petrol şirketlerinin manipülasyonları, ve Karzai rejimi üzerine notlar
5) Irak halkının trajedisinin farklı aşamaları, İngiliz işgali, monarşi, cumhuriyet, iktidar kavgaları, İran ile savaş, Kuveytin işgali üzerine notlar
6) Kuveytin işgali ile başlayan çöl ve yalan fırtınası, 12 yıllık sürekli yıkımın taşları ile döşenen işgal yolu
7) İşgalin beşinci yılında Irak halkının trajedisi ve işgal gücünün zulmü üzerine kısa notlar
8) Irakta yönetimin şekillenmesi, ekonomik talan, ve yönetim krizi üzerine kısa notlar
9) İşgal yalanları, insan hakları yalanları, ve ABDde insan haklarının durumu üzerine kısa notlar
KAYNAKLAR: ayrıca bak: Direnen Irak |
|
AŞAĞIDAKİ GÖRCELİ UZUN METİN, ÖNCE 17 KASIM CUMARTESİ AKŞAMI, ARDINDAN 19 KASIM 2007 PAZARTESİ AKŞAMI YENİDEN BAŞTAN SONA GÖZDEN GEÇİRİLDİ. GÖRÜLEBİLEN İMLA HATALARI VE CÜMLE BOZUKLUKLARI DÜZELTİLDİ. BAZI YENİ CÜMLELER EKLENDİ VE METİN DAHA KOLAY OKUNABİLİR HALE GETİRİLDİ.
Yusuf Küpeli, Tüm nehirler pislik akıyor! Kirli karanlık serüvenlerinin öyküleri çok çok daha eskilere uzananlar, çalışıp üretenlerin emeklerini kişisel kazanca dönüştürme becerisine sahip sermaye ve büyük toprak sahibi üst sınıflar; yığınları aldatıp manupule etme, toplumsal dengelerle oynayıp insanları gütme konusunda becerikli üst sınıf politikacıları, tüm bu sözde demokrasi kahramanı ülke yöneticileri, ABDnin Batı Pasifikteki yararları için, Meclise bile sormadan, genç vatan evlatlarını Koreye yollayıp öldürttüler. Bu politika yanlıştır!, diyenleri yaka-paça içeri tıktılar (...) Anıtkabiri (Atatürkün mozolesi) bombalatmaya ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük provokasyonunu yaratmaya çalışırken, birden... (...) Savimbi, soğuk savaş sonrasında da silah ve cephane konusunda sıkıntı çekmeyecekti. Çünkü, Angolanın UNITA kontrolu altındaki doğu bölgelerinde zengin elmas yatakları vardı. Gerçi Birleşmiş Milletler buradan elde edilen UNITA elmaslarının Batıda ticaretini yasaklamıştı ama, Mucahidin nasıl Batı pazarlarını eroine doyuruyorsa, UNITAnın da aynı Batıyı elmasa doyurmaması için bir neden yoktu. Her işin bir inceliği, ve bu incelikleri bilen uzmanları vardı... Gizli karanlık işlerde İsrail şirketleri uzmanlaşmışlardı. İsrail şirketleri ile elmaslarını sorunsuz Batı pazarlarına süren Savimbi, buradan elde ettiği tatlı kazançlarla istediği kadar silah ve cephane alabiliyor, ve yıkımını kesintisiz sürdürebiliyordu... Savimbi, tam hedefe yaklaştığını, Angolanın dalından düşen olgun bir meyva gibi eline teslim edileceğini düşlerken, ülkede, hükümetin denetlediği alanlarda, zengin petrol yatakları keşfedilecekti. Ülkenin bağımsızlığını sağlamış, devrimi gerçekleştirmiş iktidar partisi MPLA, Angola hükümeti, ABD şirketleri ile petrol anlaşmaları imzalar imzalamaz, Jonas Savimbi, aralarında iki generalinin de bulunduğu 21 askeriyle birlikte 22 Şubat 2002 günü delik deşik edilerek öldürülecekti. Ülkenin doğusundaki Moxico bölgesinde akan Luvuei Nehri yanında cansız yatan gövdesinde 16 mermi bulunacaktı. Ve şüphesiz, CIAdan bir taziye mesajı bile gelmiyecekti. Zaten mesajın yollanacağı adres te yoktu, UNITA hemen dağılacaktı... Beynimde düşünceler daldan dala atlıyorlardı... Bu son düşündüklerim, birden aklıma, kızıl yıldızlı sembolleriyle Ortadoğuda CIAnın koynuna girmiş olanları nasıl bir sonun beklediğini getirecekti... Bir Alevi özdeyişi, Yatma tilki gölgesinde, ko arslan yesin seni; geçme namert köprüsünden, ko sel aparsın seni!, diyordu... Yanımdaki kimbilir nekadar kirli işe bulaşmıştı. Ve o, vicdanını rahatlatmak, tek kirli ben değilim demek istercesine, bildiği bazı pislikleri anlatmayı sürdürüyordu... Aslında pek haksızda sayılmazdı; çünkü, ortalık pislikten, ikiyüzlülüklerden geçilmiyordu... Sonunda kalkacak, ve kulağıma fısıldar gibi, Amerikalılar buna, Tüm nehirler pislik akıyor!, derler deyip, evine gitmek üzere metro istasyonuna doğru yürüyecekti... (metnin tamamı için tıkla) |
|
Sağda Engzisyon'dan bir görüntü..
Yusuf Küpeli, Papanın balans ayarı ile ilgili kısa bir not (...) Ingabritt Tomboulidou'ya ait- metnin çevirisi, Papanın ziyaretinin gerçek nedenine ve sonuçlarına özlü biçimde ışık tutmaktadır kanımca Ingabritt Tomboulidou, Papa Turkiyede denge ayarını başardı- İstanbulda O, mezhepler arası birlik çabasında ileriye yönelik büyük adımlar attı (...) Fakat ziyaretin asıl nedeni İslam ile yakınlaşmak değildi ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih |
|
Yusuf Küpeli, Dünya imparatorluğu yolunda denizlerde egemenlik
- Egemenliğe doğru ve kısaca jeoplitik teoriler (...) ABD, 20 nisan 1898de İspanyaya karşı savaş ilanedecekti. Aynı yılın agustos ayında İspanyaya karşı savaşı kazanan ABD, tarihinde ilk kez denizaşırı sömürgeler elde edecekti. Filipinler, Guam, Puerto Rico, Hawai, ABDnin eline geçeceklerdi. Bu yıllarda ABDnin nüfusu ancak 63- 65 milyon civarındaydı ve Amerika Birleşik Devletleri artık bir... (...) Amerikalı Amiral Alfred Thayer Mahan (1840-1914), denizlerde güçlü olanın dünya ticaretini, zenginliklerini ve ekonomik kaynaklarını daha rahatlıkla denetleyebilecegini ve savaşları kazanacagını...
- Denizlerde egemenliğin aygıtları, ABD filoları ABDnin dünya hakimiyeti için kenar kuşak dediği coğrafyada oluşturduğu ve oradan Asya içlerine doğru yayılan askeri üs zincirini tamamlayan deniz hakimiyeti -ayrıntılı olmayan bir anlatımla- şu şekilde gelişmektedir... (...) Kasım 2002 verilerine göre, ABD deniz filosunda 383.938 aktif görevli vardır ve bunların 54.667 tanesi subaydır... (...) filo için 159.098 hazır yedek vardır...
- Türkiyeyi de yakından ilgilendiren 6. Filo ve ABD- Türkiye ilişkileri üzerine bazı notlar (...) 1960lı yılların sonundaki Türkiyede büyük protestolarla karşılanan ve uzun yıllar Türkiye limanlarına rahatça uğrayamayan 6. Filo, ABDnin Akdenizdeki vurucu güçü olarak NATO ile yaşıttır ve ortaklık içerisindedir. Her ikisi de, 6. Filoda, NATOda... |
|
Yusuf Küpeli,
Londrada
patlayan bombalar, hem bağcıyı dövüp hem de üzümü yiyenler,
yalanlar ve evlere şenlik yorumlar
- Önce, 11 Eylül olayı üzerine kısa anımsatmalarla söze başlayalım... (foto: ABD'den "Ramazan Hediyesi") ![]() Andresa von Bülovun CIA ve 11 Eylül adını taşıyan kapsamlı araştırmasında da uçakların uzaktan radyo ile yönlendirildiği iddiası teknik bilgilerle birlikte inandırıcı biçimde yeralmaktadır. Almanyada 1980- 82 yıllarında teknoloji ve araştırma bakanı olarak görev yapmış Bülovun anlatımıyla, keskin dönüşler yaparak İkiz kulelere birbiri ardından çarpan sözkonusu dev Boing 757 ve 767 uçaklarına başka türlü bu manevrayı yaptırabilmek teknik olarak olanaksızdır... İngiliz hava kuvvetleri sözkonusu uzaktan yönetim tekniğini 1950li yıllardan itibaren geliştirmişlerdir. Teknik daha sonra, 1970li yıllarda bir Pentagon organı olan Defense Advanced Research Projets Agency (DARPA) tarafından daha da geliştirilmiş ve uçak korsanlarına karşı bir savunma sistemi olarak büyük yolcu uçaklarına da monte edilmiştir. Bu teknik sayesinde kaçırılan yolcu uçaklarının yerden yönlendirilerek alanlara kolayca indirilebilmeleri sağlanmaktadır. Yine aynı teknik kaçırılan uçakların pilot kabinelerindeki tüm konuşmaları dinleme olanağı verdiği gibi, pilotun veya korsanın uçağı yönetmesini de engelleyebilmektedir.
- Peki Londra bombalamaları kimin işine yaramıştır veya yaratılan tozun dumanın gerisinden boynuzları gözüken şer gücü kimdir? ...Bombaların hemen ardından yüzüne yapıştırdığı eğreti üzüntü maskesi ile kameraların karşısına geçen W Bush, daha iki gün önce Afrikadaki açlığın, Aidsin, yoksulluğun ve dünyamızı ağır baskısı altına almış olan çevre sorunlarının kendisini ilgilendirmediğini açıklamış olduğunu unutarak, Biz burada dünyanın açlık, yoksulluk, Aids ve çevre sorunlarını çözmeye çalışıyoruz, onlarsa bakın neler yapıyorlar!, diye sureti haktan gözükme rolünü rahatca oynayacaktı. ...Fakat yine de Onu dinledikçe insanın içinden hemen bu müthiş Al Kaida örgütüne katılmak gelmekteydi. Yalnız Al Kaidaya girmek için önceden Hacı Bushdan tavsiye mektubu almak ve CIA, MI-6, MI-5 veya MOSSAD bürolarından birinde bazı blanketkleri doldurmak gerekmektedir herhalde. ..."Terör" gürültüsü arasında sessizce süzülüp gelmekte olan postmodern bir faşizmden başka birşey değildir ve böyle bir faşizmin daha güçlü biçimde yerleşmesi için başta İtalya olmak üzere bazı Akdeniz ülkelerinde ve yine başta Danimarka olmak üzere bazı İskandinav ülkelerinde bombaların patlatılması gerekmektedir. Ve bu plan zaten şimdiden Al Kaide'ye ilanettirilmiştir...
|
|
Jan Guillou, İsveç'in tüm dünyada tanınan en ünlü yaşayan roman yazarıdır. Aynızamanda politik makaleleri ile de tanınan Guillou'nun romanlarından filmler yapılmıştır ve yapılmaktadır. Güçlü bir tarih bilincine ve politik bilince sahibolan Guillou'dan çevirdiğim aşağıdaki metin, gerçekleri arayacağına "komplo teorileri" üzerine soyut entellektüel gevezelikler yapanlara ve günlük basında W. Bush- Blair rüzgarlarına yelken açan ünlü sürüngenlere sunulur- Y. Küpeli, 2006.08.23
Jan
Guillou,
Al- Kaida hakkında yazılan hiçbirşeye asla inanma
(...)
İngiliz idari makamları, tüm bu iddiaları için, dolaylı
bir kanıt olarak,
|
|
Yusuf Küpeli, Hariri süikasti ve amacı + Hüsnü Mahalli, Yalancılar nerede? + İbrahim Karagül, Neden susuyorsunuz, şimdide konuşsanıza!
|
|
- Hedefte olan ve savunulan - Tepkinin bu ölçüde yığınsal olarak patlamasının nedenleri - Değişen dünya da ABD emperyalizminin yeni politkaları ve Müslüman halklar üzerine hesaplar
- Sovyetler Birliği çökerken sahneye sürülen Salman Rushdie ve hemen ardından Samuel Huntington - Samuel Huntington teorisinin pratiğini üstlenen Usame bin Laden ve El Kaide - Hıristiyan ve İslam inançlarının ortak kökleri ve İslamın İsaya saygısı üzerine - Biz sizin zenginliklerinize, petrolünüze ve gazınıza elkoyacağız diyemezlerdi ve saldırı için korkuyu büyütmek gerekiyordu - Korku büyütülürken birtürlü yakalanmayan Laden - Yeni yalanlarla Iraka saldırı ve radyasyonlu mermiler - Irakın yıkılmasının diğer nedeni - Direnen Irakın ve ABD ve İsrail saldırganlığının Müslüman toplumlar ve Batı üzerindeki etkileri - Küçülen dünya, postmoder faşizm ve gelişen muhalefet üzerine - Eskiyen yalanlar ve korku kaynaklarının yerine yenileri ve Londra bombaları - Müslüman halkların ve liderlerinin görmeleri gereken farklılıklar, Avrasyanın önemi ve ABD yönetiminin kabusu üzerine - Yaşam tarzını koruyarak varlığını garantiye almaya çalışan ABDnin Batıya yönelik entrikaları ve psikoljik savaşın yeni malzemesi İslam - Batı toplumlarının bilinçlerine yönelik konspirasyonun bir parçası olarak yanan Paris ve Peygamber Muhammed karikatürleri - Nedenleri ve sonuçlarıyla ısmarlanan Peygamber Muhammed karikatürleri - Ahmakça tehlikeli tepkiler ve Müslüman halkların gereksinim duydukları mücadele yöntemleri
|
|
Yusuf Küpeli, AB yalanları ve kargaşaya doğru Türkiyenin yolu uzun. Kuraldışılıklarla/ istisnalarla ve ağır taleplerle sınırlandırılan AB üyeliği en erken 2014de. ...Üyeliğin en erken 2014den önce olamayacağı konusunda anlaşmış oldukları halde, hala halka rahatca, süreci hızlandıracağız diye yalanlar söyleyebilmektedirler. Ve zaten daha baştan özel statüde bir üyeliği kabuletmişlerdir ve böylesinin gerçekleşmesi için bile... ...Dilemem ama, bu işin sonu karakolda bitecektir ve buna hazır olmak gerekmektedir.
|
|
CHP'li Elekdağ'ın Türkiye'deki nükleer başlıklarla ilgili konuşması şöyle:
Yusuf Küpeli Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık Bir önceki yılın, 2008'in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının... metnin devamı için tıkla (ayrıca bak: insan hakları )
- Napoli NATO üssü İzmir Urla'ya taşınıyor. - Adana İncirlik üssü İran-Suriye'nin atış menzili içinde olduğu için, ana hava üssü İzmir'de olacak. - İran füzeleri ABD'yi vuramaz, ancak en doğudaki bazı Balkan ülkelerine dek ulaşabilir ama, sahte bir İran bahanesi ile Türkiye'ye yerleşecek ABD-NATO füzeleri, Türkiye halkını hedef yapar. - Saldırgan "Füze Kalkanı" projesine ve NATO'ya hayır! - Sinbad
|