|
Çukurovanın Bereketli Topraklarını Korumak Hepimizin Birinci Görevi Olmalıdır Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi. iortas@cu.edu.tr
N. Wiener diyor ki Çevremizi o kadar çok değiştirdik ki, şimdi bu çevreye uyabilmek için kendimizi de değiştirmemiz gerekiyor.
Toprak Yoksa Ekmek Yok, Ekmek Yoksa Gelecek de Yok!
Hastahane İnşaatının Olduğu Alan Tarım Arazisidir ve Tarım Arazisine İnşaat Yapılamaz
Bu konuda verilen hukuk mücadelesinde daha önce gerek idari mahkeme nezdinde açılan davada da belirtildiği üzere söz konusu taşınmazların bulunduğu alan I. Sınıf Sulu Tarım arazisi olup, 5403 sayılı kanuna göre Sulu Mutlak Tarım Arazisidirler savını hatırlattık. Ve üniversitenin kurulduğu 1970 yıllından bu yana söz konusu arazinin üniversite tarafından bilimsel araştırma amacı ile kullanılmakta olduğu da aşikardır. Söz konusu taşınmaz 17.03.1980 tarihinde onaylanan İmar Planına göre de Üniversite Alanı olarak planlanmıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 25. maddesi ile 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenmiş olan (c) bendinde Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere plânlanamaz denilmektedir. Söz konusu alan üzerinde yapılmak istenen hastane inşaatının yerinin ilgili toprak yasasına aykırı olduğu gerekçesi ile ZMO ve Üniversitemiz hukuk Müşavirliğinin Bölge İdare mahkemesine yürütmeyi durdurma başvurusu sonuçlanmadan, üniversitenin bilgisine başvurulmadan üniversiteye ait koruma telleri kesilerek fiili durum yaratılmıştır. Bunu takiben inşaat başlatılmış bulunmaktadır. İnşaatın derhal durdurulması, mahkeme kararının beklenmesi ve hukuk devleti kurallarına uyulması hepimizin görevleri arasındadır. Çok sayıda iş makinesinin sürekli çalıştığı arazinin yanındaki arazilerin de tarımsal yapısının tahrip edildiği gözlenmektedir. Mahkeme kararı beklenilmeden başlatılan inşaatın ülkemizin kaynaklarının plansız ve gereksiz yere israfına meydan verilmeden usulsüz olarak başlatılmış olan inşaatın durdurulması ve arazinin eski haline dönüştürülmesi gerekmektedir. Paul Richer, Doğa, insan olmadan da yaşar, ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz diyor. Yaşamış bütün düşünürlerin insan-doğa konusundaki felsefi bakışlarında bu tespiti görebiliyoruz. Bir başka bilgin Montaigne Doğanın yasaları bizim yaptıklarımızdan her zaman daha akılcıdır diyor. Çünkü bu bilginler, doğanın bütünsel yapısını derinden kavrayabilmişlerdir. Ne yazık ki günümüzde insanlar tarih ve doğa bilincinden uzak bir anlayış ile her şeyi meta gibi görmeye başladı. İnsanın bugün küçük hesaplar uğruna talan ettiği bu toprakların ne kadar zamanda meydana geldiğini ve kaç binlerce insanın karnını doyurduğunu bir bilseler. Bundan böyle en azından üniversite eğitiminin bir görevi de insanlığa doğa ve insan felsefesinin ilişkisini öğretmek olmalıdır diye düşünüyorum. Doğanın insan için önemini kavramadan karar verme konumuna gelen kişiler yer yüzeyinin %11lik birinci sınıf tarım topraklarını bir çırpıda amaç dışı kullanımına onay verebilirler. Her toprak parçası arsa değildir! Yöneticilerimizin öncelikle bu konuda daha duyarlı ve kamu yararına tarım topraklarını korumaları beklenilmektedir. Bunun için Hastahaneye değil yerine karşı olduğumuzu belirtiyoruz. Söz konusu alan Çukurovanın bereketli tarım toprağıdır ve bereketli kalması insanlığın yararınadır. Bereketli toprakları korumak Adana ve Adanalının dolayısıyla insanlığın birinci görevi olmalıdır.
02-07-2007 |