|
Tokların -çöpe atılan- artıkları ile beslenmeye çalışan açlar! ve bir kısa film
Dünyanın kaynaklarını görülmemiş bir açgözlülükle talan ederek, doğayı ve atmosferi kirleterek insan soyunun çoğunluğunu büyük bir yoksulluğa, hastalıklara, köleliğe, açlığa ve ölüme sürükleyenler, kendi küçük ütopya adalarının sınırlarını elektronik ve hukuki duvarlarla çevirerek, ve körleşen toplumsal bilinçlerini ve yokolan vicdanlarını tatmin amacıyla ırkçı ideolojiler üretek, yarattıkları felaketlerin dışında kalmaya çalışıyorlar. Fakat şüphesiz, sürdürmeye çalıştıkları ahmakça şeytani (yıkıcı) egemenlik mücadeleleri, tüm dünya ile birlikte onları da yeryüzü cehenneminin gayya kuyusuna doğru çekmektedir, kurtuluşları yoktur...
Aşağıya yerleştirdiğim link aracılığıyla ulaşacağınız kısa film, tokların sofralarından çöpe giden artıklarla -sokak köpekleri gibi- beslenmeye çalışan insanları bizlere gösteriyor... Henüz toplumsal bir varlık olma ve buna uyumlu bir vicdana sahibolma özelliğini yitirmemiş insanlar için bir tokat etkisi yaratacak olan bu gerçeklik, umarım sizleri birşeyler yapmaya, kötülüklere karşı mücadele etmeye yönlendirir. Dünyamız ve açlar için, gelecekte artan ölçülerle açlığa sürüklenecekler için, bu sürecin gerisinde duran silahlanma yarışını ve savaşları durdurabilmek için motive olursunuz umarım. Dilerim, tüm kötülüklerin anası emperyalist-kapitalist sisteme karşı birşeyler yapabilmek için harekete geçme arzunuz, öğrenme ve dünyayı değiştirme azminiz artar...
Sözkonusu kısa film, Şubat 2006da gerçekleşmiş olan 56ncı Berlin Film Festivali sırasında, kısa filmler yarışmasında, 3.600 yapım arasından görülmeye değer 32 film arasına girmiş, ve en iyi kısa film seçilmiştir.
Sonuna dek seyretmeniz yararlı olur. Fazla zamanınızı almaz...
Yusuf Küpeli, 4 Aralık 2009
Yusuf Küpeli Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık Bir önceki yılın, 2008'in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının... |
|
Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık
Bir önceki yılın, 2008in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının 711 milyar doları, yani yüzde 48i ABDye aittir...
Dünyamızın nüfusu yaklaşık 7 milyar iken, ABDde 300 milyondan biraz fazla insan yaşamaktadır. Dünya nüfusunun yaklaşık 23te birine sahibolan ABD, dünyadaki tüm silahlanma harcamalarının yüzde 48 kadarını yapmış olarak gözükmektedir. Bir de şüphesiz aynı ülkenin sattığı yüzmilyarlarca dolarlık silah vardır... Bu durum, yeryüzündeki felaketlerin asıl sorumlusunu bizlere işaret etmektedir...
Sağlık sigortasından mahrum 30 milyonu aşkın insanın ve bir okadar evsizin ve açın yaşadığı ABDde, sözkonusu yüzde 48lik harcamayı kimlerin ödediği ortadadır. Bu harcamanın bedeli sadece ABD vatandaşlarının sırtlarından değil, sömürülen, yoksullaştırılan dünya insanlarının da sırtlarından çıkmaktadır. Artan açlığın, ve sokak köpekleri gibi çöplerden beslenmeye çalışanların sırrı bu gerçekte gizlidir...
Askeri harcamalar konusunda farklı kaynaklar -yapılan hesaplama yöntemleri sonucu- biraz farklı sayılar vermekle birlikte, bunlar birbirlerinden çok ta uzak değillerdir. Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) Yearbookun verilerine göre, 1996-97 yılından beri askeri harcamalar sürekli bir artış göstermişlerdir ve bu artış sürmektedir. Sözkonusu artıştaki arslan payı da yine ABDye aittir. Daha sofistike silahlar, savaş uçakları, ve yeni füzeler savaş makinelerine katıldıkça, ve özellikle Pasifikten Atlantike dek uzanan devasa kara parçası veya kullanılan adıyla Avrasya egemenliği üzerine mücadele kızıştıkça, başta ABD olmak üzere Batının askeri harcamaları hızla yükselmektedir. Bu durum, diğer ülkelerin de silahlanma harcamalarını arttırmalarına neden olmaktadır...
Brezizinski gibi güvenlik
danışmanlarının Hitlerden ödünç alıp geliştirdiği jeoplitik teorilerine
göre, Dünya egemenliğinin anahtarını Avrasya egemenliği, Avrasya
egemenliğinin anahtarını ise Orta-Asya egemenliği elinde tutmaktadır...
Sonuçta, Orta-Asyanın kaynakları üzerine mücadele kızıştıkça, askeri
harcamalar, iğmesi artan bir hızla yükselmektedir... Petrol tekellerinin
kışkırttığı Afganistan işgali, Orta-Asyanın merkezindeki bu ABD
saldırganlığı, ABDnin son birkaç yılda hızla artan askeri
harcamalarının başlıca nedeni olmaktadır (Afganistan
için bak:
Afganistanın işgali yedinci yılını, Irakın işgali
beşinci yılını doldururken, emperyalist planlar, saldırganlıklar,
yalanlar üzerine notlar
Stockholm International Peace Research Instituteun (SIPRI) 2005 yılı verilerine göre, dünyadaki toplam askeri harcamalar 1 trililyon 464 milyar dolardır- yukarıdaki 2008 verileri, harcamanın arttığını göstermektedir. Bunun (2005 yılı harcamalarının) yüzde 41.5i, veya 607 milyar doları ABDye aittir- 2008 verileri, ABDnin genel harcamalardaki payının arttığını da göstermektedir. Sözkonusu harcamalarda Fransanın payına yüzde 4.5, İngilterenin payına ise yine yüzde 4.5 düşmektedir. Yani, NATO üyesi bu iki emperyalist ülke, toplam harcamaların yüzde 9unu yapmaktadır. Çinin -2005 verileri ile- bundaki payı sadece yüzde 5.8, ve Rusyanın payı ise yüzde 4 kadardır- 2008 verileri, bu son anılan iki ülkenin de askeri harcamalarını arttırdıklarını göstermektedir, veya onlar buna zorlanmışlardır. Çini ve Rusyayı sırası ile Almanya, Japonya, İtalya, Suudi Arabistan, ve Hindistan izlemektedir. Bu tablo, askeri harcamaların ağırlıklı olarak emperyalist Batı tarafından yapıldığını, 2005e göre 2008 yılında tüm ülkelerin harcamalarının arttığını ama, en büyük artmanın ABDde olduğunu göstermektedir. Görüldüğü gibi ABDnin askeri harcamaları, tabloda sıralananların tümünün toplamından fazladır. ABDnin harcamaları hemen hemen dünyadaki tüm askeri harcamaların yarısına eşittir, ve 7 milyara yaklaşan dünya nüfusunun sadece 305 milyon kadarı ABDde yaşamaktadır...
ABD Savunma Bakanlığının verilerine göre, 2008 yılı savunma bütçesi 668 milyar dolar olmuştur. 2009 yılı savunma bütçesi, Ağustos ayı hesapları ile 654.7 milyar doları bulmuştur. Nobel barış ödüllü ABD başkanı Barak Obama, Afganistanda savaşı tırmandırtmaya kararlıdır, ve bu nedenle daha şimdiden 2010 savunma bütçesinin 2009 savunma bütçesini aşacağı belli olmuştur... Obama, ABD açısından, işgalci emperyalist güçler açısından işlerin kötü gittiği Afganistana 30 bin savaşçı asker daha yollamayı hesaplamaktadır...
İyiliğin ve kötülüğün rengi yoktur. İnsan soyuna dost veya düşman olmayı, insanın içinde varolduğu doğaya dost veya düşman olmayı, renk hücreleri, veya hatta gerçekte bilimsel olarak varolmayan ırk ayrımları belirlememektedir. İyilik ve kötülük, gerçek hümanizm, hangi sosyal sınıfın safında olduğuna, ezilen, yoksulluğa, açlığa, hastalıklara, savaşlara, ölümlere sürüklenen milyarların safında mı, yoksa dünyanın kaynaklarının yüzde 80inden fazlasını yutan halk düşmanı üç-beş tekelin mi safında olduğuna bağlıdır...
Aynı tekellerin güdümündeki kurumlar, -yığınları aldatarak kendi politikaları yönünde manupule etme amacıyla- Obamaya ve daha birçok hak etmeyene değişik nobel ödüllerini, ve daha farklı ödülleri dağıtırlar. Böyle bir dünya da, yalanın, ikiyüzlülüğün, soldan sağa politik yelpaze de hertürlü sahtekarlığın önde olması, gündemi belirliyor gözükmesi, sonderece anlaşılır bir gerçektir...
Anlaşılmış olacağı gibi, yukarıda sonderece özetlenen askeri harcamalar, yıkım harcamaları ile dünyamız çoktan defalarca cennete döndürülebilirdi. Açlıktan yoksulluğa, hastalıklardan temiz su sorununa, eğitimsizlikten barınma sorunlarına dek tüm sorunlar çözülebilir, doğadaki yıkım ve dengesiz nüfus artışı rahatça durdurulabilirdi. İnsan soyunun geleceği güvenlik altına alınabilirdi...
Bırakın askeri harcamaları, ABDnin yıllık 8 milyar dolar tutan süslenme, veya kosmetik harcaması, veya Avrupanın yılda 11 milyar dolar tutan dondurma harcaması, yine Avrupanın 50 milyar dolar tutan sigara harcaması, 105 milyar dolar tutan alkollü içki harcaması, dünyada açları doyurmaya, ve eğitim sorununu çözmeye yeter de artar bile... Buna bir de 400 milyar doları aşan uyuşturucu madde harcamasını, ve yine uzun bir liste oluşturacak diğer zararlı veya tamamen yararsız harcamaları ekleyebilirsiniz...
Sorun, ezilenlerin, yoksulların, açların, giderek daha fazla gerçeklerin bilincine varabilmelerinde, yanlış mücadele yöntemleri içinde enerjilerini boşa harcamamalarında düğümleniyor. Ve tabii herşeyden önce, bu gerçekleri şu veya bu ölçüde görme şansına sahibolmuş aydınların, emperyalist merkezlerden herhangi bir kariyer beklemeden, beyin güçlerini ezilenlerden yana kullanmaları gerekmektedir. Aslında, ezilenlerin, açların kurtuluşu, tüm dünyanın da kurtuluşu olacaktır. Şüphesiz bundan sonra da sorunlar sürecektir ama, farklı katagorilerde...
Yusuf Küpeli, 4 Aralık 2009
|