|
Türkiye- politika- ekonomi- tarih ; Türkiye-politika-ekonomi-tarih 1 tıkla
- Üçe katlanan orta sınıf - Dünya Bankasına yönelik eleştiri (...) Dünya Bankasının savunduğu ihracata dayalı gelişme modelini izleyen ülkelerde, toplumsal ve ekonomik anlamda bir çöküntüye yaşanmaktadır. Etienne De Balder, Sahranın güneyinde kalan Afrikanın çözülüşüne ve Endonezyanın ormanlarının yokoluşuna bakın sadece demektedir... Afrika kıtasındaki yerel şirketler, günümüz koşullarında, uluslararası pazarda rekabet gücüne sahip değillerdir. Aynı kişinin ifadesiyle, kıtalar arasındaki eşitsizlik (...) kaldığı sürece, tüm tarafları aynı şekilde koruyan serbest ticaretten sözedebilmek olanaksızdır... (...)Gelişmekte olan küçük ülkeler ise kendileri için daha farklı stratejiler aramalıdırlar.
Yusuf Küpeli, Hrant Dink cinayeti, yalanlar ve cinayete dayalı tasviye hesapları -Ahmaklaştıran laf kalabalığı, kurbanı aşağılayıcı ve halkı kışkırtıcı sloganlar üzerine
(...) Tüm bunların ötesinde, Hepimiz Ermeniyiz gibisinden duyarsız bir yapmacıklığı savunmak amacıyla TV kameraları karşısında Hrant Dink Ermeni olduğu için öldürüldü diyebilmek... -Politikacıların fırsatçılıkları, cinayete dayalı politik tasviye hesapları, ve başbakanın derin devlet hilesi üzerine Bu satırları yazanın düşündüğüne göre, Tayyip Erdoğanın tasviye etmeyi hesapladığı derin devlet ile yeni MİT Müsteşarı Emre Tanerin -usul dışına çıkarak- 05 Ocak 2007 günü yapmış olduğu açıklamalar, servisi yeniden örgütleme söylemleri arasında bir bağ vardır. Yani, yanılmıyorsam eğer, Washington uzantılı Tayyip Erdoğan iktidarının bürokrasiye yönelik bu son netice alıcı darbe girişiminin güçlü ortaklarından birisi de MİT müsteşarıdır. Sözkonusu darbe hesabına manivela yapılmaya çalışılan karanlık Hrant Dink cinayeti de, MİT müsteşarının açıklamalarından tam iki hafta sonra, 19 Ocak günü işlenmiştir. Ve cinayetin arkasındaki güçleri açığa çıkartmak için değil, bürokraside yeni tasviyeler yapılabilmesi için düğmeye basılmıştır. İleride, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaştıkça daha fazla su yüzüne çıkacak olan bir iççatışma şimdiden başlamıştır ve giderek alevlenmektedir...
|
|
- Cumhuriyetimizi koruyalım! (...) Böyle iğmesi artarak değişen bir dünyada, 83 yıl önce temelleri atılmış olan bir cumhuriyeti olduğu gibi korumaya yönelik çağrılar, asker, yerinde say!, ya da kıt-a dur! gibi komutları çağrıştırmaktadır... (...) Ya daha ileriye gidilecektir, ya da cumhuriyetin -vaktiyle elde edilmiş- tüm olumlu kazanımları da yitirilecek ve... - cumhuriyet ve demokrasi üzerine bazı notlar (...) Burada önemli olan, üzerlerinde oynanmış resimleri değil, olayların ve kişilerin asıllarını doğru görebilmektir. Kısacası, ekonomik adaletin, ekonomik demokrasinin olmadığı ve kişilerin kendi beyinleri ile düşünüp karar veremedikleri durumlarda - Türkiye Cumhuriyeti, laiklik, demokrasi ve cumhuriyetin en trajik açmazı üzerine kısa notlar (...) Aslında, sınıflı toplumlarda tüm üstyapı kurumları istismara açıktır ve birtakım seçilmişler vallahi derlerken de, veya olmayan namusları üzerine söz verirlerken de, arka ayaklarını gizlice kaldırarak bildikleri yolda yürümeyi sürdürebilirler... Yeni birtakım devlet kurumları, idari kurumlar, bu kurumları vareden yasalar, eğer diğer bağlantılı ekonomik-sosyal reformlarla birlikte şekillendirilemezlerse, sosyal yaşam içinde gerçek maddi dayanaklarından ve bununla bağlı idari ve toplumsal denetimden yoksun kalırlarsa, kolayca yozlaştırılabilirler. Ve akan zaman içinde aynen böyle olmuştur... not 1, teneke-davul ve ıslık çalmak gibi sözcüklerle ilgili not 2, Avrasya deyiminin anlamı üzerine not 3, Yugoslavya deneyi ve birtakım diğer trajik deneyler üzerine not 4, şıracının şahidi bozacıdır özdeyişine uygun savunma ve bilim ve dogmalar ve politik iktidar üzerine Yusuf küpeli, 10 Kasım 2006 |
|
Bu satırlar yazılırken, AKPnin oylarını arttırdığı ve yeniden tekbaşına iktidar olacağı kesinlik kazanmıştır. Gelişme AKP için zafer olarak gözükse de, Türkiyenin ve bölgenin içine sürüklenmekte olduğu koşullar dikkate alındığında, aynı zaferin Tayyip Erdoğanın ve AKPnin felaketini hazırlamakta olduğunu iddia etmek kehanet olmayacaktır. Ve şüphesiz bu sadece AKPnin felaketi de olmayacaktır (...) Sonuçta kazanamayanların, ateşi ellerine almaktan kurtulmuş olmaları nedeniyle üzgün olmadıkları anlaşılmaktadır.
Mazlum maskesi takmış zalimlere dikkat İç ve dış politik süreçlerin alabildiğine artan bir yoğunlukla birbirlerine bağlandıkları günümüz koşullarında, dünya pazarlarının neredeyse tümünün sınırlı sayıda uluslarüstü tekelin denetimi altına girdiği "globalizm" adlı koşullarda, hele hele emperyalist güçler tarafından sınırların yeniden çizilmeye çalışıldığı bir Ortadoğu'da, Türkiye seçimleri sadece bir iç politika olayı olarak düşünülemez. Böyle düşünmek, derin bir ahmaklık anlamına gelir. Zaten, Beyaz Saray sözcülerinden birisinin, geçenlerde, seçimlerde ABD aleytarlığını malzeme yapanları ve yapacak olanları tehdit etmesi, bu gerçeğin en somut kanıtlarından birisidir... (devamı için tıkla) |
|
Sözün gelişi "adam", bundan kısa bir süre önce "TSK bana bağlıdır(!)" diye konuşmuş olan kişi, sanki Türkiye'nin değil de ABD'nin başbakanı imişçesine, "TSK'dan talep gelirse sınır ötesi operasyon kararını çıkartırız(!)", diyerek sinir ötesine geçiş denemeleri yapıyor. İşine geldiği zaman "demokrat" tiyatrosu, "mazlum" tiyatrosu oynayan aynı kişi, toplumun en geri kesimlerini ve Türkiye üzerinde tam bir egemenlik kurma peşinde olan emperyalist merkezleri, başında olduğu devletin birtakım kurumlarına karşı sürekli kışkırtma taktiği iziliyor. Bu yöntemle zayıflatıp etkisizleştirmeye çalıştığı yargı erki ve ordu üzerinde tam bir egemenlik kurarak Washington'daki patronlarının desteğinde sahte islamcı faşist bir diktatörlüğe doğru yürümeye çalışıyor... devamı ![]() Sözün gelişi "adam", Türkiye'nin en varlıklı paronlarının örgütü TÜSİAD'ın toplantısında, "(...) Ben de bugün yeni bir ifade ortaya koyuyorum. Yargının tarafsızlığını istiyorum. Bunu başarmak durumundayız.", diyor. (bak: AKP'nin yarıresmi yayınorganı Yenişafak, 23.05.2007) Yargı sanki devlet erkinin en önemli sacayaklarından biri değil de... devamı ![]()
+
+ Seçimlerde 8 BİN 800 aday yarışacak YSK'nin belirlemelerine göre seçimlere toplam 17 parti katılacak. Ancak DYP ile Anavatan Partisi'nin birleşmesi sonucu bu sayı 16'ya düşecek. Yapılan hesaplamalara göre aday adaylık sürecinde siyasi partilere milletvekili adayı olmak için toplam 20 bine yakın başvuru oldu. Bu aday adaylarından seçime katılacak 16 partinin bütün seçim bölgelerinde eksiksiz aday göstermeleri halinde 22 Temmuz'da tam 8 bin 800 aday milletvekili listelerinde yeralacak. + AK Parti'nin Uzan hesabı ![]() BİR adam düşünün: Bankasının içini boşaltmakla suçlanıyor... 10 milyar dolarlık bir hortumlamadan tutuksuz yargılanıyor... Aynı davadan yargılanan babası ve kardeşi, dünyanın dört bir yanında "Kırmızı Bülten" ile aranıyor. Ve bu şartlar altında... Bu adam, çıkıp televizyon ekranlarında Türkiyeyi nasıl kurtaracağından, hırsızlardan nasıl hesap soracağından söz ediyor ve tabii hükümete bindirdikçe bindiriyor. + AKP barajı aşabilecek mi? Mitinglere bakarak söylüyorum. CHPye 15 milyondan az oy çıkarsa kabul etmem. Bu, yüzde 30 yapar. DPye bakıyorum. Yüzde 15 puanla yola çıktığına göre, sinerjiyle beraber 20 puandan aşağı çıkarsa onu da kabul etmem. Ne etti? Yüzde 50... devamı |
|
|
![]() sınbad'ın notu: (devamı için tıkla) HENÜZ AKLINIZI YİTİRMEMİŞSENİZ, OLANLARA BAKIP SÖYLENECEK PEK FAZLA BİRŞEY OLMADIĞINI RAHATÇA FARKEDEBİLİRSİNİZ. YOK EĞER BİLİNÇLİ PROVOKATÖRLER VE AHMAK DELİLER KERVANINA DAHİL İSENİZ, 5-6 BİN YIL ÖNCESİNİN BASKICI ATAERKİL TOPLUMLARINDA, KADININ KÖLELİĞİNİ, BİRİNİN MALI OLDUĞUNU SİMGELEYEN TÜRBAN ÜZERİNE İNCİLER DÖKTÜREBİLİRSİNİZ. TÜRBAN TAKMANIN "DEMOKRASİ"NİN GEREGİ OLDUĞU ÜZERİNE SAATLERCE KONUŞABİLİRSİNİZ... UZUN LAFIN KISASI, TÜM HALK DEYİŞLERİ GİBİ BİRAZ KABA AMA GERÇEKÇİ BİR ÖZDEYİŞE GÖRE, "İMAM OSURURSA, CEMAAT SIÇAR!". EN TEPEDE OTURAN TÜRBAN TAKARSA, TAKMAYAN BOĞULUR VE ADIM ADIM SUUDİ SİSTEMİNİN YOLU AÇILIR. KADINLARI KÖLELEŞEN BİR TOPLUMUN TÜMÜ KÖLE OLUR... ULUSLARÜSTÜ TEKELLER VE ONLARIN POLİTİK MERKEZLERİ TARAFINDAN İSTENEN DE BUNDAN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR... SONUÇTA, TÜRBANDI-DEĞİLDİ TARTIŞMALARI İLE KUYUNUN DİBİNE DOĞRU İNİLİR... TARİH KİTAPLARINA GÖRE, DÜŞMEKTE OLAN BİZANS'TA DA MELEKLERİN KANATLARI ÜZERİNE TARTIŞMALAR SÜRMEKTEYDİ... KANGREN OLAN PARÇA KESİLMEDEN GÖVDE KURTULMAZ.... 19.09.2007, Yusuf Küpeli FİKRET BİLA, CUMHURBAŞKANI GÜL, GİRNE'DE FİKRET BİLA'YLA KONUŞTU (Milliyet):
Türbanla okula gitmek evde oturmaktan iyidir
|
|
+Bush: Ramazan bize merhamet aşılasın, WASHINGTON (İHA) ABD Ramazan'da saldırdı: 45 ölü (not: Irkçılar ve faşistler doğaları gereği ikiyüzlü ve yalancıdırlar) +ABD özgür ruhunu kaybetti (radikal) +tüketiciler birliği: "Rama ZAM " +SİNBAD, İNANAN OKUYUCULARINA SAĞLIKLI BİR RAMAZAN AYI DİLER VE ORUÇ ÜZERİNE ÇOK KISA BİLGİLER VERİR +SİNBAD"DAN GÖRECELİ ESKİ BİR METİN: Irak'ta süren emperyalist vahşetle ilgili üç çeviri ve üç yazı: +günlük basında "güllü" haberler: Gül'ün 2. resmi kabulüne 500 kişi katıldı, |
|
(...) Uluslararası bağlantıları ile birlikte Türkiyede yükselen devlet içi çatışma, politik kriz, zorunlu olarak sözün ayağa düşmesine yolaçmıştır. Devletin laik kanadı kitlelerden destek aramıştır... Şüphesiz sorun sadece laiklik ile sınırlı değildir ama, mücadelenin önplana çıkan söylemi laiklik olmuştur. Kavgada önplana çıkan laiklik sorunu, sadece devlet içindeki laik ve cumhuriyetçi kanadın varlığı veya yokluğuyla bağlantılı değildir. Sözkonusu sorun, aynızamanda Türkiyede varolan hastalıklı sakat demokrasinin sağlığına kavuşarak varlığını sürdürme, ilerleme, sınırlarını genişletme, ya da tamamen yokolma alternatifleriyle de doğrudan bağlantılıdır. Ve bu gündem, laiklik ile ilgili gündem, bazılarının sandıkları veya iddia ettikleri gibi hiç te yapay bir gündem değildir. Olay sonderece ciddi ve gerçektir. ABDde egemen neo-faşist yeni tutucular veya W Bush ekibi tarafından da desteklenen laiklik düşmanı siyasi iktidarın herhangi ahlaki bir ölçüye sığmayan sınırtanımaz yalancılığı, takiyeci bukalemun yapısı, her kılığa girebilme özelliği, laikliğe yönelik saldırıya alabildiğine ciddiyet, önem kazandırmaktadır... Örneğin, vaktiyle demokrasiyi hedefe ulaşmada bir araç olarak gördüğünü açıkça ifade etmiş olan Tayyip Erdoğan, bugün (15-05-2007), yabancı medya mensuplarının karşısında, gözlerinde moralsiz tecavüzcülere özgü hainane pırıltılarla, Tüm sistemler bir araç değilmidir? Hedef insanların mutluluğudur ve demokrasi de bu mutluluğa ulaşmak için bir araçtır., biçiminde yalanlar söyleyebilmektedir. Halbuki herkes Onun demokrasiyi, dini yasalarla yönetilen... devamı için tıkla |
|
http://www.ensonhaber.com/news_detail.php?id=73557 DSP'li Ahmet Tan 'Banyo yaparken tasarruf için İKİ AYAĞIMI KOVAYA SOKARIM' diyen Gökçek'i canlı yayında uygulamalı bir şekilde bunu nasıl yaptığını göstermesini istedi DSP Genel Sekreteri ve İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçekin, banyo yaparken tasarruf için ayaklarının altına kova koyup toplanan suyu tuvalete döktüğü yolundaki açıklamasını "Sayın Gökçek, iki ayağını kovanın içine nasıl sokuyor. Bu kişisel tasarruf uygulamasını keşke TVden naklen halka gösterseydi" diye değerlendirdi... (...) Hastaneler, ameliyatları tankerle su getirterek, kendileri klorlayarak yapabiliyorlar. Acaba, bu tankerle su işinde Gökçekin yakınları da var mıdır
YAKLAŞIK 1.5 YILDIR, ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BAŞKANI İ. MELİH GÖKÇEKİN RANT AMAÇLI KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİNE KARŞI...
|
![]() |