|
Biz
Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz!
Ya Siz?
ABD-
İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin
SÖZ
BİTTİ! ASLINDA SÖZ
BİTTİ!
ADINI
NE KOYARSANIZ KOYUN, İSTERSENİZ "III. DÜNYA SAVAŞI" KOYUN, OLAN, BAŞTA
ORTADOĞUNUN HALKLARI OLMAK ÜZERE TÜM EZİLEN YOKSUL HALKLARA VE ULUSLARA
YÖNELİK AÇIK
SİLAHLI EMPERYALİST BİR SALDIRIDIR! ALANI ADIM ADIM
GENİŞLETİLECEK OLAN BU KANLI KÖLELEŞTİRME VE YOKETME OPERASYONUNU SÖZLE
DURDURMANIN OLANAĞI YOKTUR! SIRA, SİNENLERE, SESLERİNİ ÇIKARTMAYANLARA DA
GELECEKTİR. ONLAR DA TEK TEK YOKEDİLECEKLERDİR... HİTLERDE ÇEKOSLAVAKYAYA
VE AVUSTURYAYA SALDIRIRKEN TÜM DÜNYA SUSMUŞTU AMA, SIRA SUSANLARA DA
GELMİŞTİ... ABD EMPERYALİZMİ, ÖNCELİKLE SURİYE, İRAN VE SIRASIYLA DİĞER
BÖLGE ÜLKELERİNİ SAVAŞA ÇEKEREK PARÇALAMAK, ORTADOĞU, KAFKASLAR, ORTA ASYA
VE SONUÇTA AVRASYA ÜZERİNDE TAM BİR EGEMENLİK KURMAK PEŞİNDEDİR. SURİYEYE VE İRANA
YÖNELİK PROVOKASYON EYLEMİNDE KULLANILAN ABD MAŞASI SİYONİST IRKÇI İSRAİL
DEVLETİ İSE, FİLİSTİN VE LÜBNANDA TAM BİR ETNİK TEMİZLİK GERÇEKLEŞTİRME,
ÖNCELİKLE LÜBNANIN GÜNEYİNDEKİ LİTANİ NEHRİ'NİN SULARI OLMAK ÜZERE BÖLGENİN
TÜM SU KAYNAKLARINA ELKOYMA VE SONUÇTA SINIRLARINI NİLE VE FIRAT'A DEK
GENİŞLETME DÜŞLERİ KURMAKTADIR. İSRAİL, 1982 İŞGALİ SIRASINDA DA LİTANİ
NEHRİ'NİN SULARINI ÇALMIŞTI... İSRAİLİN LÜBNANDA YÜRÜTTÜĞÜ BOMBALAMA VE
KARADAN İŞGAL STRATEJİSİ, ÜLKENİN ÖNCELİKLE SURİYE İLE VE SÜPHESİZ TÜM DÜNYA
İLE BAĞLANTI YOLLARINI KESMEYE YÖNELİKTİR. BU DURUM, İSRAİL SALDIRISININ
HİZBULLAH İLE SINIRLI OLMAYIP, KALICI BİR İŞGALE YÖNELİK OLDUĞUNUN VE
SIRANIN SURİYEYE DE GELECEĞİNİN EN SOMUT KANITIDIR... SAVAŞ, YAYILMA EĞİLİMİ
TAŞIMAKTADIR... ÖNCELİKLE BÖLGE ÜLKELERİ VE DİĞER BASKI ALTINDAKİ ULUSLAR
ACELE BİRARAYA GELMEK, ORTAK POLİTİKALAR TESBİT ETMEK, DİRENİŞİ ÖRGÜTLEMEK
ZORUNDADIRLAR. AKSİ TAKTİRDE HALKLARI İLE ARALARINDA OLAN UÇURUM DAHA DA
DERİNLEŞECEKTİR. YÖNETİMLERİN BU PASİF TUTUMLARI KISA VADE DE EMPERYALİST
SALDIRININ EKMEĞİNE YAĞ SÜRSE BİLE, DAHA UZUN VADE DE HALKLAR GERÇEK
ÖNDERLERİNİ YARATACAKLAR VE EMPERYALİST SALDIRIYI MUTLAKA ALT EDECEKLERDİR.
ŞÜPHESİZ BU İKİNCİ ALTERNATİF ÇOK DAHA BÜYÜK KAYIPLARLA GERÇEKLEŞECEKTİR
AMA, EMPERYALİST SALDIRGANLIK MUTLAKA ALTEDİLECEKTİR... EMPERYALİZMİN
GELECEĞİ YOKTUR. ABD VE İSRAİL DEVLETLERİNİN GELECEĞİ YOKTUR. SÖZ BİTMİŞTİR.
SÖZÜ ONLAR BİTİRMİŞLERDİR. ZAMAN, YIĞINSAL, ÖRGÜTLÜ, DOĞRU ANTİ- EMPERYALİST
EYLEM ZAMANIDIR.-
Yusuf
Küpeli,
05-08-2006
ABD- İSRAİL SALDIRGANLIĞI ÜZERİNE
BASINDAN DERLEME:
İsrail
böyle yok ediyor
+
İsrail ölüm kusuyor
+
Ölü sayısı 1000'e yaklaştı
+
Bunun neresi meşru müdafaa!
ve diğer haberler, yorumlar, yazarlar, J. Pilger, H. Mahalli, İ. Karagül
vs.
- İsrail böyle yok
ediyor
+
İsrail
ölüm kusuyor
+
Lübnan'da
ölü sayısı 1000'e yaklaştı
+
İSRAİL
70'DEN FAZLA HEDEFİ VURDU
+
ölenlerin sayısının 968'e yükseldiğini ve 3 bin 293 kişinin
yaralandığını
-
Bunun neresi meşru müdafaa!
+
Kana'da
çoluk çocuk katliamı
+
'İsrail
din-le, Hiz-bul-lah ge-li-yor'
+
1996'da
da çocuklar ölmüştü
+
ABDULVEHHAB
BEDİRHAN,
Kana'nın kaderi, kendini Lübnan
için feda etmek
+
Hüsnü
Mahalli, Neden Kana?
+
Hayalet köy Kana
+
Yüreğim kanadı
+
KANA, İSRAİL'İN
İFLASI
+
İsrail
saldırmama sözünü tutmadı
+
RİCE
GELİNCE ÖLÜMLER ARTTI
+
Kana
karşılıksız kalmamalı,
Lübnan, İsrail'in Kana
kasabasına yaptığı saldırıyı Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne
taşıyacak.
-
Rice'a
tersyüz, Hizbullah'a şükran
+
ABD
hariç herkes saldırıyı kınadı
-
Yine siviller vuruldu
+
Etnik
temizlik itirafı
+
Sinyora:
1
milyondan fazla kişi evsiz kaldı
+
Çiftçilere
füze
+
İsrail Filistin'de
yine çocukları öldürdü
+
İsrail
Bekaayı vurdu: 23 ölü...
+
Petrol
sızıntısı uyarısı...
+
Dünya
basınından Türkiye'ye petrol sızıntısı uyarısı...
+
İsrail,
Osmanlı köprüsünü yıktı
-
Oluk oluk kan akıyor...
İsrail bugün de
30'dan fazla sivili vurdu...
+
Lahud:
İsrail, ''açlık savaşı'' yapıyor
+
Savaş suçuna
devam
-
24 günlük savaşta
İsrail'in en ağır kaybı
+
'Hizbullah
gururumuz'
+
Hizbullah,
İsrail birliklerini zorluyor
+
Economist:
İsrail
Hizbullahı yenemeyecek
+
Direniş,
intikamını alacak
+
Savaş
notları...
-
İslam ülkeleri ayakta: İsrail ve
ABD'ye öfke
+
Lübnan'a
destek için uyuma
+
Beyazıt'ta
İsrail karşıtı gösteri
+
İsrail
Brezilya'da da protesto edildi
+
Tahran'da
Nasrallah posterleri
+
Uluslararası
Af Örgütü'nden dünya genelinde eylem
+
Dört
bir yanda protesto
+
Aydınlar:
İsrail savaş suçu işliyor
(TarIk Alİ / Noam Chomsky / Eduardo Galeano / Howard Zinn /
Ken Loach John Berger / Arundhati Roy)
+
Bağdat'ta
yüz binlerce Şii İsrail'i lanetledi
+
Elkatmış:
İsrail savaş suçu işliyor,
"BM, AB SEYREDİYOR"
+
İsrail'in Meclis'te
hiç dostu kalmayacak
-
John Pilger,
İsrail'in
hamisi emperyalizm
-
Meydan İsrail'e kaldı,
Roma konferansında ateşkes çağrısı yapılamadı. BM, kendi görevlilerinin
öldürüldüğü saldırıyı kınayamadı. İsrail'in çıkardığı sonuç şu:
Hizbullah'ı yok edene kadar savaşı sürdürme izni aldık
+
Gazze'de
acı
+
Okullar
kliniğe dönüştürülüyor
+
Simsiyah
cesetlerde kimyasal izi
+
Barış gücü intihar olur
+
BM'nin
gömüldüğü an...
+
İsrail:
Roma'da savaş izni verildi
+
'Aloo İsrail
ordusu arıyor'
+
Notlar...
(Belçika'da
İsrail'e dava: vs.)
-
Hüsnü Mahalli,
Davul, zurna ve saz!
+
Hüsnü
Mahalli,
Oranlar ve rakamların dili!
-
İbrahim KARAGÜL,
İşte
İsrail'in o korkunç planı!
- AYRICA BAK:
Biz
Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz!
Ya Siz?
ABD-
İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin
Kısa
bir yorum:
Yusuf Küpeli,
Karanlık hesapların tutsağı
olarak kullanırken kullanılanlar
Yusuf
Küpeli,
Tetikçi
İsrailin sınır tanımayan terörü ve nedenleri
Yusuf Küpeli,
Filistine bak, kendi geleceğini görmeye çalış
+
Olle Svenning,
İçsavaşı Batı ısmarladı
Nasrin
Hoseini, SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR
+ Yusuf Küpelinin
notu: İsrailin su savaşları
Yusuf
Küpeli, İsrail lobisi üzerine rapor hakkında ve ABDnin
Ortadoğuda yeni politika arayışlarının işaretleri üzerine
Nasrin
Hoseini,
İsrail yanlısı lobi ABD
dışpolitikası için tehdit oluşturuyor
John
Mearsheimer'in
ve Stephen Walt'in
birlikte kaleme aldıkları İsrail yanlısı lobi
üzerine raporun ingilizce orjinaline ulaşmak için tıklayın-
The Israel Lobby ( John
Mearsheimer and Stephen Walt)
İsrail'in ırkçı yasası terörün en büyüğü
|
|
İsrail böyle yok ediyor
|
 |
|
Uzaydan çekilen fotoğraflar, Beyrut'un savaştan önceki ve
savaştan sonraki halini gösterdi. 12 Temmuz tarihli Beyrut,
başına düşecek bombalardan habersiz (solda). İsrail
bombardımanından sonra, 31 Temmuz tarihli GeoEye fotoğraflarında,
Beyrut'un aynı bölgesi. Yerleşim yerinden eser yok, binalar
yerle bir olmuş... |
İsrail'in Lübnan'da yıkıma yol açan saldırıları sürüyor. Son kurbanlar,
kamyonlara meyve dolduran 26 köylü oldu
05/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194953
BEYRUT - Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın iki tarafta da daha çok
sivillerin telef olduğu 'hava bombardımanlarının' karşılıklı durması
çağrısını reddeden İsrail ordusu, Kana katliamı sonrası Baalbek'in 50
km. kuzeydoğusundaki Kaa köyünde kamyonlarına sebze dolduran köylüleri
hedef aldı. İsrail uçaklarının fırlattığı dört füze 26 Lübnanlı sivilin
ölümüne, 20'sinin yaralanmasına yol açtı. Güneydeki Taibe ve Ayt el Şaab
köylerine yönelik hava saldırılarında 7 köylü ölürken, en az 50 kişi
enkaz altında kaldı. İsrail dün biri başkent Beyrut'un kuzeyindeki bir
mahalle, diğeri ise güneyde bir köy olmak üzere Hıristiyan nüfusu da
hedef aldı.
Savaşın 25. gününe girilirken, Nasrallah önceki akşam, Hizbullah'ın El
Manar televizyonunda boy gösterip, "Eğer başkentimizi vurursanız İslami
direniş de sizin gasp edilmiş başkentinizi vuracaktır" sözleriyle Tel
Aviv'i vurma tehdidi savurdu. Ardından ilk kez havayla sınırlı ateşkes
önerisini şöyle dile getirdi: "Şehirlerimiz, köylerimiz, sivillerimiz ve
altyapımıza saldırılarınızı durdurmaya karar verdiğinizde, biz de İsrail
kentleri ya da yerleşimlerine roket atmayız. Karada askere karşı askerle
savaşı istiyoruz, buna hazırız."
Hizbullah: Karada savaş
Gerillaların karada İsrail ordusuna azami kaybı verdirdiğini savunan
Nasrallah, zayıfladıkları iddiasına, "Hizbullah'ı imha edemezsiniz.
Çünkü direniş, klasik bir ordu ya da düzenli bir devlet değildir"
yanıtını verdi. Hizbullah lideri, "Çünkü amacımız azami kayıp verdirmek,
düşmanın kapasitesini zarara uğratmak, başarıyoruz" dedi. Nasrallah
ABD'ye de mesaj verdi: "Sizi temin ederim ki, Lübnan Amerika olmayacak,
İsrail olmayacak, Bush ve Rice'ın istediği 'yeni Ortadoğu' için bir üs
olmayacak."
Nasrallah'ın Tel Aviv'in vurulabileceği tehdidine 'Lübnan'ın ulusal
altyapısını imha ederiz' yanıtını veren İsrail ordusu ise, önceki gece
ve dün Hıristiyan bölgeler dahil 150 hedefi bombaladı. Lübnan-Suriye
sınırındaki Kaa köyündeki çiftlikte bulunan park yerinde soğutuculu
kamyonlara şeftali ve erik yüklenirken atılan dört füze yüzünden çoğu
Suriyeli en az 26 kişi ölürken, en az 20 yaralı Suriye hastanelerine
kaldırıldı. Suriye resmi haber ajansı ise üçü çocuk, ikisi kadın 23
Suriyeli, toplamda ise 33 kişinin öldüğünü duyurdu. Olay Kana'da çoğu
çocuk 54 sivilin öldüğü katliamdan sonra bir defada en çok sivilin
öldüğü saldırı oldu.
Hıristiyanlar da hedef
İsrail sınırına 5 km. mesafedeki Taibe köyünde bir evin bombalanması
sonucu ise çatışmadan kaçıp eve sığınan 7 köylü öldü, 10'u yaralandı.
Sınırdan 2 km. içerideki Ayt el Şaab köyüne hava saldırısında bir bina
yerle bir oldu. En az 50 kişi enkaz altında kaldı.
Vakıf kuruluşları yerle bir
İsrail son 24 saatte Beyrut'ta biri Hizbullah'a bağlı görme-işitme
engellilerin gittiği üç vakıf okulu ile Emel örgütüne yakın yardım
kurumu Rabab Sadr Merkezi'ni vurdu. Güney semtlerinde üç sivil ölürken,
kuzeydeki Hıristiyan bölgesi Cuniye ilk kez hedef oldu. Cuniye'de dört
sivilin öldüğü, 10'unun yaralandığı kaydedildi. Güneyde Hıristiyan
kasabası Mercayun'da iki kadın, doğuda Baalbek'te bir kadın, güneyde
Sur'da iki sivil, Kuzay'da bir Lübnan askeri öldü. Lübnan'ı Suriye'ye
bağlayan yollardaki Maamelteyn, Madfun, Halat ve Fidar köprüleri de
havaya uçuruldu. Bu bombardımanlarda en az dört kişi öldü, 19 kişi
yaralandı. Bu saldırıların sekiz araçlık yardım konvoyunun Beyrut'a
ulaştığı yolu kestiğini duyuran BM, alarm verdi. Ayrıca Litani Nehri
üzerindeki hidroelektrik santralının vurulması bölgeyi karanlığa boğdu.
Güneyde cepheyi 20 köye yayan İsrail ordusu tepeleri toplarla dövdü.
Füzeler Tel Aviv'e yaklaştı
Hizbullah dün İsrail'in kuzeyine toplam 190 füze fırlatırken, Lübnan
sınırına 75 km., Tel Aviv'e ise 40 km. mesafedeki sahil kenti Hadera'ya
üç füze attı. Bu, Lübnan'dan İsrail'e atılan füzelerin şimdiye dek
ulaştığı en güneydeki nokta oldu. Hizbullah saldırılarında ayrıca ikisi
Arap dört sivil ve üç asker öldü. (Dış Haberler)
İsrail
ölüm kusuyor
İsrail, bugün Güney Lübnan'da şimdiye kadarki en yoğun bombardımanını
gerçekleştirdi. Lübnan'a sadece bugün öğle saatlerine kadar 4 bin bomba
atıldı Lübnan'a
destek için uyuma Ölü
sayısı 968 Iraklı
Şiiler'den Hizbullah'a destek
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/
İsrail ölüm kusuyor
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/11039a.html
İsrail,
bugün Güney Lübnan'da şimdiye kadarki en yoğun bombardımanını
gerçekleştiriyor.
Lübnan polisi, İsrail'in bugün
bölgeye 250 hava saldırısı gerçekleştirdiğini ve 4 bin bomba atıldığını
bildirdi. Bombardımanın şafak vaktinde başladığı ve 7 saat sürdüğü
kaydedilirken, saldırıda en çok tahrip edilen yerin de Aytarun köyü
civarı olduğu ifade edildi.
Polis, sınırdan 5 kilometre
içerilere kadar 15 köyün sistematik olarak tahrip edildiğini bildirdi.
14 kişinin yaralandığı bombardıman altındaki bölge daha önce
boşaltılmıştı.
İsrail yaptığı açıklamada
sınırda tampon bölge oluşturmak istediğini
bildirmişti.
·
SUR (İHA)
Lübnan'da ölü sayısı
1000'e yaklaştı
5
AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/11039.html
Lübnanlı
yetkililer, 25. gününe giren İsrail bombardımanlarında ölenlerin
sayısının 968'e yükseldiğini ve 3 bin 293 kişinin yaralandığını
belirttiler.
Lübnan hükümetine bağlı Kurtarma
Komisyonu, ölenlerin yüzde 30'u 12 yaşından küçük çocuk olmak üzere
880'inin sivil olduğunu, ayrıca 28 asker ve jandarmanın 12 temmuzda
başlayan İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini açıkladı.
Lübnan
Şii Partisi de, bombardımanda 48 Hizbullah militanıyla Şii müttefikleri
Emel örgütünün 7 militanının öldüğünü bildirdi.
Savaşta ayrıca, 4 BM
gözlemcisiyle bir BM Geçici Gücü (Finul) üyesi hayatını kaybetti.
Lübnan'daki bilançoya
hala enkaz altında bulunanların dahil olmadığı belirtildi.
İsrail ile Hizbullah arasındaki
çarpışmalar, 913 bin 760 kişinin de yerinden olmasına yol açtı. Bunların
220 bini Lübnan topraklarını terk etti. 100 binden fazla yabancı ve
çifte vatandaş tahliye edildi.
İSRAİL 70'DEN FAZLA HEDEFİ VURDU
Bu arada, İsrail askeri sözcüsü,
İsrail savaş uçakları ve helikopterlerinin dün gece Lübnan'da 70'ten
fazla hedefi vurduklarını bildirdi.
Sözcü, Beyrut'un güneyinde
Hizbullahın faaliyet noktaları, büroları ve silah depoları ile emel
örgütünün militan toplama merkezinin hedef alındığını belirtti.
Bu operasyonlardan önce İsrail
uçaklarının sivil halkın bölgeyi terk etmesini isteyen broşürler
attığını belirten askeri sözcü, Hizbullahın Sur kentinde bir helikopter
operasyonunu engellediği açıklamalarıyla ilgili sorular konusunda yorum
yapmaktan kaçındı.
SUR HAREKATINDA 8 YARALI
İsminin
açıklanmasını istemeyen bir başka askeri yetkiliyse gün doğumunda Sur
kentine yönelik bir komando harekatında, çok sayıda teröristin etkisiz
hale getirildiğini açıkladı.
Yetkili, operasyon sırasında
Hadera bölgesine roket atmak kullanılan füze fırlatma rampalarının da
imha edildiğini belirtti.
İSRAİL'E TEHDİT
Öte yandan, Endonezya'da bu
sabah düzenlenen gösteride, 160 kadar kişi bir askeri geçit düzenleyerek,
İsrail'in İngiltere, ABD ve Avustralya'daki çıkarlarını vurma tehdidinde
bulundu.
Endonezya'da kurulu Asya
Müslüman Gençlik Hareketi (Amym) üyesi üniformalı gençler, askeri geçit
düzeninde yürürken, liderleri Şuayib Didu, hedeflerinin kardeşlerini
İsrail saldırılarından korumak olduğunu söyledi.
Şuayib Didu, 72'si Endonezyalı,
diğerleri 6 Asya ve Güneydoğu Asya ülkesinden 217 intihar komandosunun
İsrail çıkarlarına saldırılar düzenlemek üzere yurtdışına gittiğini
açıklamıştı.
·
ANKARA (A.A)
Lübnan'da ölü sayısı 1000'e yaklaştı
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.sabah.com.tr/dun97.html
Lübnanlı
yetkililer, 25. gününe giren İsrail bombardımanlarında
ölenlerin sayısının 968'e yükseldiğini ve 3 bin 293 kişinin
yaralandığını belirttiler.
Lübnan
hükümetine bağlı Kurtarma Komisyonu, ölenlerin yüzde 30'u 12 yaşından
küçük çocuk olmak üzere 880'inin sivil olduğunu, ayrıca 28 asker ve
jandarmanın 12 temmuzda başlayan İsrail saldırılarında hayatını
kaybettiğini açıkladı.
Lübnan Şii Partisi de, bombardımanda 48
Hizbullah militanıyla Şii müttefikleri Emel örgütünün 7 militanının
öldüğünü bildirdi. Savaşta ayrıca, 4 BM gözlemcisiyle bir BM Geçici Gücü
(Finul) üyesi hayatını kaybetti. Lübnan'daki bilançoya hala enkaz
altında bulunanların dahil olmadığı belirtildi.
İsrail
ile
Hizbullah arasındaki çarpışmalar, 913 bin 760 kişinin de yerinden
olmasına yol açtı. Bunların 220 bini Lübnan topraklarını terk etti. 100
binden fazla yabancı ve çifte vatandaş tahliye edildi.
İSRAİL 70'DEN FAZLA HEDEFİ VURDU
Bu arada, İsrail askeri sözcüsü, İsrail savaş
uçakları ve helikopterlerinin dün gece Lübnan'da 70'ten fazla hedefi
vurduklarını bildirdi.
Sözcü, Beyrut'un güneyinde Hizbullahın
faaliyet noktaları, büroları ve silah depoları ile emel örgütünün
militan toplama merkezinin hedef alındığını belirtti.
Bu operasyonlardan önce İsrail uçaklarının
sivil halkın bölgeyi terk etmesini isteyen broşürler attığını belirten
askeri sözcü, Hizbullahın Sur kentinde bir helikopter operasyonunu
engellediği açıklamalarıyla ilgili sorular konusunda yorum yapmaktan
kaçındı.
SUR HAREKATINDA 8 YARALI
İsminin açıklanmasını istemeyen bir başka
askeri yetkiliyse gün doğumunda Sur kentine yönelik bir komando
harekatında, çok sayıda teröristin etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Yetkili, operasyon sırasında Hadera bölgesine
roket atmak kullanılan füze fırlatma rampalarının da imha edildiğini
belirtti.
İSRAİL'E TEHDİT
Öte yandan, Endonezya'da bu sabah düzenlenen
gösteride, 160 kadar kişi bir askeri geçit düzenleyerek, İsrail'in
İngiltere, ABD ve Avustralya'daki çıkarlarını vurma tehdidinde bulundu.
Endonezya'da kurulu Asya Müslüman Gençlik
Hareketi (Amym) üyesi üniformalı gençler, askeri geçit düzeninde
yürürken, liderleri Şuayib Didu, hedeflerinin kardeşlerini İsrail
saldırılarından korumak olduğunu söyledi.
Şuayib Didu, 72'si Endonezyalı, diğerleri 6
Asya ve Güneydoğu Asya ülkesinden 217 intihar komandosunun İsrail
çıkarlarına saldırılar düzenlemek üzere yurtdışına gittiğini
açıklamıştı.
(AA)
|
|
Bunun neresi meşru müdafaa!
31 Temmuz 2006 http://www.radikal.com.tr/index.php?tarih=31/07/2006
Lübnan'da dün tek bir saldırıda 37'si çocuk 60 sivil can verdi.
Halk BM'yi bastı. Rice 'istenmeyen kişi.' Olmert: Aynen devam

Acılı aileler, "Niye çocuklara saldırıyorlar, onların suçu ne?"
diyerek isyan etti.
Üç katlı binaya füze
Lübnan'a 20 gündür bomba yağdıran İsrail, en kanlı katliama güneydeki
Kana kasabasında imza attı. Kasabaya 50'yi aşkın füze atan İsrail,
içinde 100'den fazla sivilin kaldığı üç katlı binayı da yerle bir etti.
Binadaki 37'si çocuk en az 60 kişi can verdi.
'Rice gelmesin'
Beyrut'ta toplanan binlerce kişi BM merkezini basıp eşyaları tahrip etti.
Lübnan Başbakanı Sinyora, İsrail'den Beyrut'a gitmeye hazırlanan ABD
Dışişleri Bakanı Rice'ı "Gelmesin, istemiyorum. Saldırılar bitmeden
onunla görüşmem" diyerek reddetti.
Saldırılar sürecek
Rice ise yine ateşkes çağrısı yapmadı. İsrail Başbakanı Olmert:
Hedeflerimize ulaşıncaya dek ateşkes söz konusu değil. Kana
kasabasındaki ağır olaya rağmen askerlerden ateşi kesmelerini yahut
operasyonların tipini değiştirmelerini istemeyeceğim.
Kana'da çoluk çocuk katliamı
İsrail savaştan kaçan Lübnanlı sivillerin sığındığı Kana kasabasına ağır
bombardıman düzenledi. 37'si çocuk en az 60 sivil uykularında öldü.
İsrail, kasabanın Hizbullah üssü olduğunu iddia etti. Enkazdan
kurtulanlar: Burada Hizbullah değil, sadece siviller var
31/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194452
AYŞE KARABAT
KANA - Lübnan'a 12 Temmuz'dan beri savaş, yıkım ve ölüm getiren İsrail,
son 20 günün en kanlı katliamına güneydeki Kana kasabasında imza attı.
İsrail'in önceki gece insanların derin uykuda olduğu saatte düzenlediği
hava saldırısında 37'si çocuk en az 60 sivil öldürüldü. Dün kurtarma
ekipleri yerle bir olan evlerin enkazında kalanları çıkarmaya
çabalarken, yine bombardıman başladı. İsrail ordusu, katliamla ilgili
sorumluluk kabul etmeyerek, "Hizbullah, kasabayı roket atma üssü olarak
kullanıyordu. Biz burasının savaş alanı olduğu ve sivillerin terk etmesi
gerektiği yönünde uyarmıştık" dedi. Kurtulanlar kasabada Hizbullah
gerillası bulunmadığını söylerken, İsrail'in BM'nin 72 saatlik insani
ateşkes talebini reddetmesi nedeniyle sivillerin güvenli kaçışı
imkânsız.
Kana'da sivillerin toplu halde saklandığı binalar hedef olurken, en
büyük yıkım 100'den fazla kişinin bulunduğu üç katlı binada yaşandı. El
Cezire televizyonu, enkazdan çoğu bebek, çocuk, kadın ve yaşlılara ait
gecelikli cesetlerin çıkarılmasını iki saatten uzun süre naklen
yayımladı. Birçok ev ve cami de tümüyle yerle bir oldu. Cesetler caddeye
yan yana dizilirken, enkaza gömülenlerin kolları-bacakları görülüyordu.
'Tanrım çocuklara merhamet et'
Kurtulanlardan İbrahim Şalhub, "Bombardıman o kadar yoğundu ki,
yerimizden kıpırdayamıyorduk. Tam kendimi dışarı attım ki, her şey
yıkıldı. İçeride ailemin pek çok üyesi vardı. Hiçbirinin kurtulduğunu
sanmıyorum" dedi. Muhammed Samay, "Niye bir-iki yaşındaki çocuklara,
savunmasız kadınlara saldırırlar? Onların suçu ne?" diye isyan etti.
Samay'ın bayılmadan önceki sözleri ise "Sadece İsrail değil, saldırıyı
destekleyen Amerika ve Arap devletleri de sorumlu. İsrail direnişçilerle
yüz yüze çarpışsın" oldu. Enkazdan ceset çıkaran Muhammed İsmail,
"Tanrım çocuklara merhamet et. Savaşçılara diz çöktürmek için çocukları
vuruyorlar" diyordu. Kurtulanlardan Muhammed Şalub, binadaki 55 kişiden
sadece sekizinin kurtulduğunu belirtti. 13 yaşındaki Nuur Haşim ise
binadakilerin yaklaşık 30'unun çocuk olduğunu söyledi.
Sivillerin kaçış yolu vuruldu
Önceki gece Kana'ya 50'den fazla füze attığını ve pek çok evi yerle bir
ettiğini belirten İsrail, Lübnan'ın ana uluslararası sınır geçişini de
vurup sivillerin kaçışına ağır darbe indirdi. İsrail uçakları dün
Lübnan'ın Suriye sınırındaki ana geçiş noktası Masna'yı bombalayınca
sadece Arida geçişi kaldı. Birkaç saat mesafedeki Şam'a ulaşma süresi de
beş saate çıktı.
Peretz'den soruşturma talimatı
İsrail Başbakanı Ehud Olmert kasabayı 'Hizbullah'ın güvenli sığınağı'
diye nitelerken, önce ordu sözcüsü Jacob Dallal "Sorumlu, kasabayı
kullanan Hizbullah'tır", sonra Genelkurmay Başkanı Dan Halutz "Köyde
sivil olduğunu bilmiyorduk" dedi. En sonunda Savunma Bakanı Amir
Peretz'ten, soruşturma açma talimatı geldi. Laik Meretz partisinin
lideri Yossi Beilin, "İsrail ordusunun hiçbir açıklaması, masum
sivillerin ölümünü kabul ettiremez" derken, Arap vekiller Muhammed
Barake ile Ahmed Tibi, hükümetin ABD onayıyla kasten sivilleri
katlettiğini söyledi.
Lübnan Savunma Bakanı Elias Murr ise Hizbullah'ın Kana'dan füze fattığı
iddiasını yalanlayıp, "İsrail'in ne demesini bekliyorsunuz? 40 çocuğu ve
kadınları öldürdüğünü mü söylesin" dedi. (Dış Haberler)
'İsrail din-le,
Hiz-bul-lah ge-li-yor'
BM
önündeki protesto her kesimden Lübnanlıyı Hizbullah bayrağı altında
topladı. 100'den fazla sivilin sığındığı binadan sadece kadın, çocuk ve
yaşlıların cesedi çıktı.
FOTOĞRAF: AP
"Allah yukarıda, Nasrallah aşağıda" diye bağırdı Beyrut'taki BM binası
önünde toplanan kalabalık. Hem de avazları çıktığı kadar... Binlerce
Beyrutlu dün Kana katliamından sonra, meydanda toplandı, Lübnan ve
Hizbullah bayraklarını salladı. Meydan, Lübnan'ın genel yapısını
yansıtıyordu, yaşlılar, gençler, makyajlı kızlar, başörtülüler,
Müslümanlar, Hırıstiyanlar... BM binasının önüne dikilmiş Lübnan
askerlerine, yaşlıca bir kadın, bağırıp durdu: "Neden bu Allahsızları
koruyorsunuz?" Bazı askerler başlarını önüne eğdi, bazıları yalnızca
bakmakla yetindi. Zafer işareti yapmak için elini ileri doğru uzatan ama
üçünçü parmağını bir türlü yummayı başaramayan minik bir çocuğa babası,
gülümseyerek baktı. Sonra baba oğul bağırmaya başladı: 'İsrail, din-le,
Hiz-bul-lah ge-li-yor'.
Taş çatlasın 15 yaşında, gözlerinden açık yeşil ateşler çıkan bir kız,
"Allah, Nasrallah" diye bağırırken, ayağını yere hırsla vuruyordu. Bir
ara, bir BM bayrağı geçti eline, yakmaya çalıştı, olmadı, parça parça
etti. Kalabalık da katıldı ona. Bayrağın neredeyse iplik iplik oluncaya
kadar paralanması birkaç saniye sürdü.
'Kana'da ölenlerin çoğu çocuk' haberi geldiğinde Lübnan ve Suriye
arasındaki Dabbusiye sınır kapısındaki keşmekeşteydik. Bir önceki akşama
kadar, Lübnan'a geçmek için seçeneklerimiz vardı ve Dabbusiye son
sıradaydı. Hizbullah'ın Afula'yı vururken kullandığı uzun menzilli
füzelerin Suriye yapımı olduğunu iddia eden İsrail, Şam'a mesaj vermek
için olsa gerek, Suriye-Lübnan ana geçişini yerle bir etti. Böylece
normalde 120 km. olan yolu kullanamayıp epey dolanarak 360 km. gitmek
zorunda kaldık. Yol ücretinin on katına çıktığını söylememe gerek yok!
1996'da da çocuklar ölmüştü
Yol boyunca Kana'yı düşündüm.
Orada birbiri ardına tabut biçiminde yapılmış mezarlardan oluşan anıtı.
İsrail 1996'da da Kana'daki mülteci kampını vumuş, 100'den fazla çoluk
çocuk ölmüştü. O zaman bir BM askeri, bana mezarları gösterirken
kendisini tutamayıp ağlamıştı: "Elime doğmuştu, ama parça parça oldu." O
asker eminim dünyanın bir yerlerinde, o korkunç anıların tekrarlanıyor
olmasının derin üzüntüsünü yaşıyordur.
Arapların bazıları, olan biteni tanımlamak için kullanılan, 'yok kriz,
yok çatışma' gibi laflara inat, '6. savaş' diyorlar, 1948'de başlayan
İsrail-Arap savaşlarına atfen... Yüzlerce ölü, keskinleşen politik
duruşlar, ağır bir tedirginlik, can pazarı ve yüz binlerce mülteci. Bu
savaş değilse nedir?
Sabah yola düştüğümüzde, Şam'da bir okulun önünden geçtik. Bahçesinde
karton kutular yığılıydı. Okulun içi hortumlarla yıkanırken, savaşın
yerinden ettiği mülteciler dışarıda boş gözlerle etrafa bakıyordu.
Suriye'ye 200 binden fazla mülteci gelmiş, bir kısmı böyle okullarda
kalıyor, bir kısmı akrabalarının yanında. Bazıları da daha önce
tanımadıkları kişilerin evlerinde konuk oluyor. Nereye kadar? Bu sorunun
cevabını kimse bilmiyor. Lübnan Başbakanı Sinyora'nın Rice'ı kabul
etmemesi nasıl büyük çoşku yarattı. Bir Lübnanlıya Sinyora 'iyi yaptı
mı, böyle demekle' diye sordum. Şöyle bir yanıt verdi: "İyi mi! İyi
değil, çok iyi etti."
Kana'nın kaderi, kendini Lübnan için feda
etmek
Kana, başka İsrail katliamlarını önlemek için ikinci kez kendini feda
etti. Ateşkes
sağlanmazsa, dünya İsrail'den yeni katliamlar istiyor demektir
01/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194477
ABDULVEHHAB BEDİRHAN
Gözyaşı, hüzün ve öfke, savaş suçluları ABD Başkanı George W. Bush,
İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve Britanya Başbakanı Tony Blair'e lanet
yağdırmak için yeterli değil. Ne çocukların kasıtlı biçimde öldürülmesi
karşısında konuşmanın anlamı var, ne de dünyanın sorumsuz ve vicdansız
BM'den iğrenmesinin sınırı...
18 Nisan 1996 ve 30 Temmuz 2006...
Katiller, bir kez daha ilk suçu işledikleri yere dönüp aynı
soğukkanlılıkla aynı suçu tekrarladı. İlk katliamdan sonra onlardan
hesap sorulmadı, kimse de bu suç için özür dilemedi. İsrailli katillerin
Amerikalı kollayıcıları, soruşturmayı engelledi ve suçluların
kınanmasının önüne geçti. 'Amerikan ilkeleri'yle çelişen bu ABD
işbirliği, daha fazla katliamı teşvik etti.
Kana'nın kaderi, kendini Lübnan'a feda etmek, çocukları, kadınları ve
yaşlılarıyla diğer Lübnanlıları başka İsrail vahşetlerinden korumak.
1996'daki katliam, işgalin son bulmasından önceki terörist İsrail
saldırılarının sonuncusuydu. Fakat, ikinci Kana katliamının savaşı
durdurup durdurmayacağı bilinmiyor. Amerikalı ve İsrailliler, katliamı
aşma yolu arıyor. Bu katliam, savaşın bir ayrıntısıydı, kurbanların
günahı da evlerinde veya sığınakta bulunmalarıydı. Bu katliam,
kasıtlıydı. Katiller orada sivillerin bulunduğunu biliyordu.
Kana'nın kaderi, dünyanın vicdanının uyuşturulduğunun ve satıldığının
kanıtını oluşturmak. Bu vicdan etkin olsaydı, İsrail'in sivilleri
birbiri ardına öldürmesi engellenirdi.
İsrail'in son katliamına yağan kınamalar ne adaleti sağlıyor ne de
kurbanları geri getiriyor. Washington, Kana ve başka katliamların
kurbanlarıyla alay edercesine 'sükûnet' talep ediyor. Olmert'se, daha
fazla çocuk öldürmek, evleri yıkmak, daha fazla yardım TIR'ını vurmak
için,
iki hafta ek süre biçerek sükûnet talebine 'kanmıyor'.
ABD, BM Güvenlik Konseyi'nin ateşkes çağrısı yapmasını engellemek için
Olmert'in yüzsüzlüğüne ve çağdaş Hitler'in küstahlığına ihtiyaç duyacak.
Fakat, böyle bir çağrı önemsiz; asıl önemlisi ateşkes için Amerikan
iradesinin bulunması. Kana katliamı Güvenlik Konseyi üyelerini
birleştirmek için yetersiz kalırsa, bunun anlamı 'uluslararası toplum'un
İsrail'den daha büyük bir katliam yapmasını istemesi olacak.
İsrail'se, bunun son savaş olacağını savunuyor. Aksine, çekişme
uzayacak. Dengeler nasıl olursa olsun İsrail, Siyonist terörün bölgeyi
kapladığı, kimsenin misilleme hakkını kullanamayacağı bir ortam
dayatamayacak.
(Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, 31 Temmuz 2006)
Hüsnü Mahalli, Neden Kana?
04 Ağustos 2006 Cuma http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=48690,,110
Önceki
pazar, İsrail uçakları Kana kasabasında bir binaya sığınan Lübnanlıları
bombalayarak 63nü öldürdü ve 87sini yaraladı.
Ölenlerin 37si çocuk, geri kalanları da kadın ve yaşlılar.
Tüm dünya boynunda emziği ile ölen çocuğun görüntüsüne ağladı ve vicdanı
olan herkes İsrail vahşetini lanetledi.
Oysa bu İsrailin ne ilk ne de son katliamıydı.
İsrail kurulduğu 1947 yılından bu yana buna benzer onlarca katliam
yapmıştı.
İsrail, Nisan 1996de yine aynı yerde bu kez BM binasına sığınan
Lübnanlıları bombalamış ve 109unu benzer vahşetle öldürmüş 351ini de
yaralamıştı.
İsrail ikinci kez Kanayı hedef alınca merak edip araştırdım.
İşte size ilginç bilgiler...
Kana Lübnanın güneyinde şirin bir kasaba.
Süryani dilinde Kana, Yaşam demekmiş.
Kenan dilinde ise Kana Şeker kamışı anlamında.
Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yaşadığı Kana serin mağaraları ile
ünlüymiş.
İsa Peygamber, Yahudiler tarafından çarmıha gerilmeden önce onların
baskısından bunalınca Kanaya kaçar, buralardaki mağaralarda
saklanırmış.
İsa Peygamber ilk mucizelerini burada gerçekleştirmiş.
Hasta bir küçük kızı iyileştirmiş ve fakir bir çiftin düğününde suyu
şaraba dönüştürmüş.
İsayı çarmıha gererek ondan kurtulan Yahudi Hahamlar anlaşılan hâlâ
İsanın peşindeler!
Kana sonrasında dünyaca yapılan eleştirilere İsraildeki Yahudi Hahamlar
tepki gösterdi ve bakın nasıl bir yanıt verdi:
Savaşta ahlaktan söz etmek aptallıktır. Bu tür söylemler ordunun
savaşma moralini bozar. Savaşta düşman tarafında oldukları sürece kadın
ve çocuklar da öldürülür ve öldürülmelidir.
Dönelim Kanaya...
İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, bir Büyük İskender hayranıymış!
Büyük İskenderin ise Ortadoğu bölgesine geldiğinde ilk ayak bastığı yer
Kanaymış ve bölgeyi darmadağın ettikten sonra işgal etmiş.
Anlaşılan Kanada katliam emrini veren Halutz, İskenderin yaptıklarını
21. yüzyılda yapmak istiyor!
Hayalet köy Kana
|
|
|
Yan yana ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta. Ama biraz ürkek mi
bakmışsınız? Belki de hep tedirgin yaşadınız... |
Kana köyü, artık yaşanan bir yer değil. Sokaklar bomboş, sadece birkaç
kedi gördüm. Komşu kasabalarda yaşayanlar da yollara dökülmüş, sığınak
arıyor
01/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194521
AYŞE KARABAT
KANA - Fotoğrafınızı izinsiz aldığım için çok ama çok özür dilerim.
Darmadağın olmuş evinizin salonunda, kırılmış tahta bir çerçeveden
fırlamıştı. Kana'da, çoğu yaşıtlarınız onlarca kişiye mezar olan eve
komşuymuşsunuz. Hemen önünüzde, vadiye bakan tepedeki o ev, yerle bir
olmuş şimdi. Öyle bir hal almış ki, adım atmak mümkün değil yıkıntılar
üzerinde. Belki de evinizin geniş bahçesinde, birlikte oyun oynadığınız
arkadaşlarınız artık yaşamıyor. İsrail füzeleri, komşunuzun evini mezara
çevirdi, sizinkini de kullanılmaz hale getirdi çünkü.
Ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta
Çok mu acil çıktınız evden? O yüzden mi kapınız ardına kadar açık? Komşu
evlerin çoğu, yarı yıkılmış, bazı evler daha az hasarlı gibi. Ama
kasabanız artık yaşayan bir yer değil. Evinizin yarısı yıkılmış.
Aileniz, geniş holdeki pencereye bir yatak dayamış. Oysa barış zamanı
eminim, anneniz mutfaktan çıkıp, o güzel vadi manzarasına bakarak
yorgunluk çayı içiyordu. Yan yana ne güzel durmuşsunuz fotoğrafta. Belli
ki abi kardeşsiniz, kara gözleriniz birbirine benziyor. Ama biraz ürkek
mi bakmışsınız ne? Belki de hep tedirgin yaşadınız.
Pembe kurdeleli, mavi-beyaz ayakkabılı kız çocuğu! Kasabanıza, 1996'da
yapılan, yine çoğu çocuk 106 insanın öldüğü katliamı hatırlayamayacak
kadar küçüksün. Ama sanırım, ağabeyin hayal meyal da olsa anımsıyordu.
Kardeşiniz nerede acaba? Evinizin salonunda bir bebek yürüteci var
çünkü. Acaba birlikte eğlenir miydiniz, iyi geçinir miydiniz? Ne
oynardınız?
Salonunuzda, kaynamış yumurtalar kalmış. Yedi tane. Bazıları yere
düşmüş. Eviniz vuruldukça mobilyalar yerlerinden oynamış. Annenizin
üzerine özenle dantel örtü örttüğü televizyon büfede duruyor, önüne
geçip, çizgi film izlerdiniz, herhalde. Bütün çocuklar gibi, televizyona
yakın mı otururdunuz, büyükleriniz "İçine düşme" uyarısı mı yapardı?
Salonda, açık bir Kuran-ı Kerim var, koltuğun üzerinde. Belli ki
büyükleriniz, Allah'a sığınmaktan hiç vazgeçmemiş. Yatak odasında da
duruyor bir tane. Annenizin bitmek üzere olan parfümü yerli yerinde.
Kapının arkasında da, büyüklerinizin giysileri asılmış. Annenizin
yataklarınızı yapmaya vakti olmamış. Vakti olsaydı, toplardı, eminim.
Mutfaktan titiz olduğu belli.
Buzdolabınız boş sayılır. Birkaç tereyağı paketi. Baharatlar, plastik
torbalarda dondurulmaya çalışılmış birkaç parça çürümüş yiyecek. Ama
elektrik kesik olduğu için kokmaya başlamışlar. Anneniz, sarı plastikten
laleler koymuş buzdolabının üzerine. Bulaşık bırakmak istememiş ama
sular kesik, ne yapsın? Eviyede birkaç boş bardak, içinde çay
kalıntıları. Tencereler açık raflarda üst üste dizilmiş, parlıyorlar.
Bir poşette biriktirdiğiniz az miktardaki çöpünüz, karıncalara yem
oluyor şimdi. Misafirleriniz de varmış yatılı. Belki de savaştan kaçıp
size sığınmışlardı. Bir odanızda yer yatakları var. O oda kapısının
önünde de terlik. Vakti mi olmadı misafiriniz terliğin tekini giymeye?
Diğer komşunuzun evi de yok artık. Hani şu tütüncülük yapan komşunuz.
Tütünleri kurutmak için astığı ipler sarkıyor. Yanında birkaç oyuncak ve
üç tekerlekli bisiklet. Siz de ara sıra oynar mıydınız onlarla?
Topçu ateşine alışmış mıydınız?
İsrail, sivillerin ayrılması için ara verdiğini açıkladı saldırılarına
ama sesleri duyuluyordu ben evinizdeyken. Alçaktan uçtuklarında çok mu
korkardınız? Peki, topçu ateşi gürültüleri, annenizin yanına mı
koşardınız hemen, yoksa alışmış mıydınız?
Komşu kasabanızdakiler yollara döküldü artık. Çok değiller ama, artık ne
buldularsa toplamış güvenli olabileceğini düşündükleri yerlere
gidiyorlar konvoylar halinde. Savaşın yerlerinden ettiği 1 milyon
insanın listesine ekleniyor adları. Beyaz bayraklar sallanıyor
araçlarından. Ama kaçışları kolay olmuyor, yollar delik deşik olmuş
bombardımandan. Bir aracın zar zor geçtiği çukurlardan geçebilmek için,
saatlerce bekliyorlar. Arabalardan akranlarınızın ağlamaları duyuluyor.
Ter damlıyor babalarının yüzlerinden. Annelerin bazıları, başörtülerinin
ucuyla siliyor gözyaşlarını. Füzeler ve bombalar, göz alabildiğince
uzanan muz, hurma ve palmiye ağaçlarını da yok etmiş.
Çocuklar, kaçmayı başardınız mı? Hayatta mısınız?
Yüreğim kanadı
1 AĞUSTOS 2006 SALI
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/agustos/01/d01.html
İsrail'in
10 yıl sonra bir kez daha katliam yaptığı Lübnan'ın güneyindeki Kana
kasabasındayız. 37 çocuğun katledildiği sokağa girdiğimizde gözlerimi
yerle bir olan evden kaçırmaya çalışıyorum.
Evin önündeki
çocuk ayakkabıları ise yüreğimi kanatıyor
|

|
|
Metin
Mutanoglu |
Gazeteciliğin en zor anlarından
biridir belki de çocuk ölümlerini haber yapmak. Bunu maalesef ilk kez bu
kadar yoğun yaşıyorum. Tarihe Kana katliamı olarak geçen İsrail
vahşetinin ikincisine şahit olacağımı nereden bilebilirdim. İsrail
uçaklarının ölüm kustukları Kana'ya doğu harekete geçiyoruz. Burası 24
saat bombalanan Sur kentine 9 kilometre uzaklıktaki bir dağ kasabası.
Yaklaşık 25 bin nüfusu olan kasaba, şimdi ölüm sessizliğini yaşıyor.
GÜNAHLARI NEYDİ?
Kasabaya girişimiz de bu
sessizliği bozmayacak şekilde oluyor. Araçlarımızdan iniyoruz. Yerle bir
olmuş evlerin arasından 60 kişinin feci şekilde can verdiği üç katlı
binanın olduğu sokağa doğru hareket ediyoruz. Sadece yabancı
gazetecilerin bulunduğu dar sokaktan aşağıya doğu indiğimde karşımda
yerle bir olmuş canlı bir heykel gibi duran yıkık binayı görüyorum. Bu
binadan tam 60 ceset çıkarıldı. 37'si çocuk. Gözlerimi binadan kaçırmaya
çalışıyorum. Olmuyor. Kafamda hep aynı cümle dolaşıyor. 'Hangi günahla
öldürüldüler'
AYAKKABILAR VE TERLİKLER
Çocukların çıkarıldığı odaya
doğru yöneliyorum. Yıkık odanın içi kumlarla dolu, çocukları içinden
çıkardıkları kumlarla. Ey Allah'ım sen büyüksün. Yıkık odanın önünde dün
(önceki gün) burada ölen çocuklara ait ayakkabılar ve terlikler var. Bir
de kadınlara ve çocuklara ait parçalanmış elbiseler. Etrafta artık
vakayı adiye olan bu olayı görüntüleyen kameramanlar ve durumu dünyaya
duyuran muhabirler var. Herkeste çaresizlik. Bu mesleğe lanet okumalar.
KANA, İSRAİL'İN İFLASI
Kana'da yaşanan vahşet,
İsrail'in saldırgan politikasının iflasını gösteriyor. Cephelerde düşman
bulamayan İsrail ordusunun tamamen sivillerin yaşadığı bölgeleri nasılda
yerle bir ettiğinin beklide en somut ve en acı resmi Kana. Tam 37 çocuk
gece uykularında ölüme yakalandılar. Dün üzerlerinde uçan İsrail
uçakları nedeniyle korku içinde oyun oynadıkları sokaklarından, bugün
hiç tanımadıkları amcalarının kucaklarında cansız bedenleri taşındı.
Haberlerini yapmak da bize kaldı.
Çocuklar orada oynuyordu
Saldırı anında köyde bulunan
görgü tanığı Feyad Muhammed, İsrail'in bombardımanı sonucu ölen 37
çocuğun saldırının gerçekleştiği gün vurulan binanın etrafında oyun
oynadıklarını söyledi. Çocuklarla konuşup şakalaştıklarını söyleyen
Muhammed, gece yaşananlara inanamadığını söyledi. İsrail uçaklarının
gece saat 22:30'da yoğun bir şekilde uçuş yaptıklarını anlatan Muhammed,
3 saatlik uçuştan sonra saldırının gerçekleştiğini kaydetti. Muhammed,
sabaha kadar uçakların bölgeden ayrılmaması nedeniyle yardıma
gidemediklerini söyledi. Görgü tanığı, saat 9'da bölgeye ulaşan Kızılhaç
ve sivil savunma ekipleriyle birlikte cesetleri çıkardıklarını söyledi.
Katliamda ölen 37 çocuk ise Kana kentine en yakın kent olan Sur devlet
hastanesinde defnedilmeyi bekliyor. Ölen çocuklar, yakınları geldikten
sonra defnedilecek.
İsrail saldırmama sözünü
tutmadı
1
AĞUSTOS 2006 SALI
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/agustos/01/d04.html
İsrail Kana'da yaptığı katliamı
ört bas etmek adına saldırılarına 48 saat ara verdiğini duyurdu. Ancak
gün boyu savaş uçaklarıyla bölgeyi bombaladı. İsrail hava kuvvetleri,
Güney Lübnan'daki Taibe kasabasını vurdu. Güney Lübnan'da da, İsrail
askerleriyle Hizbullah arasındaki çatışmalar sürdü. Hizbullah, bir
İsrail tankına füzelerle saldırdı. Olayda 3 israil askeri yaralandı.
Hizbullah, Kiryat Şimona kentine de roketle saldırdı.
RİCE GELİNCE ÖLÜMLER ARTTI
ABD Dışişleri Bakanı Condozzella
Rice'ın Ortadoğu'ya yaptığı her seferinde İsrail saldırılarını biraz
daha arttırdı. Rice'ın 25 Temmuz'da yaptığı Ordtadoğu ziyaretine kadar
Lübnan'da ölen sivillerin sayısı 400'ü buluyordu. Ancak ziyaret ile
birlikte 31 Temmuz'a kadar İsrail saldırılarını yoğunlaştırırken, ölü
sayısı da çoğu çocuk 750'yi geçti. Bu arada Kana katliamı sonrasında
İsrail yeni bir öneri getirerek, ateşkesten önce uluslararası gücün
Lübnan'da göreve başlamasını istedi.
Kana karşılıksız kalmamalı
4 AĞUSTOS 2006 CUMA
http://www.yenisafak.com.tr/d04.html
Lübnan, İsrail'in Kana kasabasına yaptığı saldırıyı Uluslararası Savaş
Suçları Mahkemesi'ne taşıyacak.
Lübnan, İsrail'in Kana
kasabasına yaptığı saldırıyı Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne
taşıyacak. Lübnan Dışişleri Bakanı Fawzi Salloukh, İsrail'in Lübnan'a
karşı işlediği savaş suçları için mahkemeye başvuracaklarını söyledi.
İsrail'in Kana kasabasına yaptığı saldırıda 37'si çocuk 60 sivil
hayatını kaybetti. BM ve AB'nin İsrail'e karşı politika belirlemekte
zorlandıkları bir ortamda, Lübnan Dışişleri Bakanı Fawzi Salloukh, Kana
saldırısını Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne taşıyacaklarını
bildirdi.
CEZASIZ KALMAMALI
Fawzi Salloukh, SANA ajansına
yaptığı açıklamada, İsrail'in işlediği savaş suçlarını uluslararası
mahkemeye götüreceklerini, Kana'da işlenen "saldırganlık suçunun"
cezasız kalmaması gerektiğini söyledi. Salloukh, mahkeme başvurusu
Malezya'daki İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) toplantısı sırasında yaptı.
MAVİ HAT UYARISI
İKÖ toplantısındaki konuşmasında,
uluslararası toplumun İsrail'e acil ateşkes çağrısında bulunamadığına
dikkat çeken Salloukh, İsrail ordusunun bir an önce Mavi Hat gerisine
dönmesi gerektiğini söyledi. Lübnan'ın güneyindeki Mavi Hat, İsrail'in
Lübnan'a 2000 yılında düzenlediği saldırılar sonrasında BM tarafından
belirlenmişti. Batı dünyasının tavrını eleştiren Sallokh, "ABD ve Fransa
mevcut krizi çözmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sürecinin
işletilmesini erteleseler de, Lübnan halkının bu mahkemeye başvurmasını
engelleyemeyecekler" dedi.
·
BEYRUT
|
|
Rice'a tersyüz, Hizbullah'a
şükran
|
|
|
Sinyora, Rice'ı 'Acil ateşkes ve İsrail'in savaş suçları hariç
konuşacak konu yok' diyerek reddetti. ABD'li bakan, Olmert'le
iki kez görüştü. FOTOĞRAF:
REUTERS |
Kana katliamı sonrası Rice'la görüşmeyi reddeden Sinyora, Hizbullah'a
özverileri için şükran sundu.
Rice: Sinyora depresifti
31/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194451
BEYRUT - İsrail'in Kana katliamı sonrası Lübnan'da öfke sel olup
taşarken, Başbakan Fuad Sinyora saldırıyı 'savaş suçu' diye niteleyip
acil ateşkes talebini yineledi. Kudüs'ten Beyrut'a geçmeye hazırlanan
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı "Gelmesin, istemiyorum. İsrail
saldırısı bitmeden görüşmem" mesajıyla tersyüz eden Sinyora, "Bu acılı
sabahta acil ve şartsız ateşkes ile İsrail'in Lübnan'daki katliamlarına
uluslararası soruşturma açılmasından başka görüşülecek bir şey yok" dedi.
Sinyora, 'Lübnan'ın egemenliği ve bağımsızlığı için hayatını feda eden
Hizbullah'a' şükranlarını da sundu.
İsrail Başbakanı Ehud Olmert'in 'İşimiz bitmeden çekilmeyeceğiz'
sözlerine tepki gösteren Sinyora "Hangi işi bitirecekler? Lübnan'ı yok
etmeyi mi? Ölen çocuklardan biri sadece bir günlüktü" dedi. Lübnan
Başbakanı, 1996'daki Gazap Üzümleri operasyonuna atfen, "Niye yine
Kana'yı seçtiler. Sanırım bu kez nefret üzümleri için" tepkisini
gösterip, "İsrail devlet terörü uyguluyor" dedi.
Rice 'ateşkesi' andı ama...
Sinyora, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı arayıp Güvenlik Konseyi'nin
acil ateşkes için derhal toplanması talebini kabul ettirip, İsrail'e
karşı her hamleyi bloke eden ABD'ye meydan okudu. Beyrut'ta ise toplanan
binlerce kişinin bir kısmı BM merkezine saldırıp, 'İsrail'e, ABD'ye ölüm'
sloganlarıyla mobilyaları kırdı, personeli bodruma sığınmak zorunda
bıraktı. Lübnan, İsrail saldırılarında 19 günde 750 kişinin öldüğünü
açıklarken, Hizbullah, İsrail'e "Bu katliamı cezasız bırakmayacağız"
dedi.
Kudüs'te alelacele basın toplantısı yapan Rice, Sinyora'nın 'istenmeyen
kişi' muamelesi yaptığını örtbas edip, ziyareti kendisi iptal etmiş gibi
yaptı: "Sinyora'yla konuştuğumda, nasıl diyeyim, çok depresifti, daha
doğrusu, çok duygusaldı, ona gelemeyeceğimi söyledim, çünkü ateşkes için
burada çalışmam lazım." Bugün ABD'ye dönecek olan Rice, acil ateşkes
çağrısı yapmayıp "Mümkün olduğunca çabuk ateşkes istiyoruz. Mümkün olsa
dün de isterdim. Ama önce taraflar anlaşmalı ve belli koşullar
sağlanmalı" dedi. ABD'li bakan, 'masum can kayıplarından üzüntüsünü'
dile getirirken, İsrail'den sivil kayıplar olmaması için 'olağanüstü
özen' istedi.
Olmert: 10-14 gün lazım
Olmert ise, 'pişmanlığını' dile getirse de "Başlıca hedeflerimize
ulaşıncaya dek ateşkes için acele içinde değiliz" dedi. "Bu ağır olaya
rağmen savunmadan ateşi kesmeleri yahut da operasyonların tipini
değiştirmelerini istemeyeceğim" diyen Olmert'in, Rice'a 10-14 güne daha
ihtiyaçları olduğunu söylediği belirtildi.
İsrail Nisan 1996'daki 'Gazap Üzümleri' operasyonunda da kaçan 800
sivilin sığındığı Kana'daki BM merkezini vurmuş, 106 sivil ölmüş, 116'sı
yaralanmıştı. İnsan Hakları İzleme örgütü, saldırıyı, 'Kana katliamı'
diye nitelemişti. Kana'nın Hz. İsa'nın suyu şaraba çevirip ilk
mucizesini gerçekleştirdiği yer olduğuna inanılıyor. (Dış Haberler)
ABD hariç herkes saldırıyı
kınadı
31/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194449
NEW YORK/WASHINGTON/KAHİRE/ANKARA - İsrail'in Kana katliamına birçok
ülke sert tepki gösterdi. BM Güvenlik Konseyi, Lübnan Başbakanı Fuad
Sinyora'nın çağrısı üzerine toplanırken, BM Genel Sekreteri Kofi Annan,
Konsey'den saldırının kınanmasını istedi. Annan, iki tarafın da sorumlu
olduğunu, muhtemelen iki tarafın da uluslararası hukuku çiğnediğini
söylerken, Fransa da taraflar arasında acil bir ateşkes isteyen bir
tasarı sundu.
ABD 'bu trajedinin, sivil kayıplardan kaçınılması yönünde İsrail'in
elinden gelen çabayı göstermesi gerekliliğini ortaya koyduğunu'
belirtmekle yetindi ancak bir kınama yapmadı. Beyaz Saray sözcüsü Tony
Snow, "Ateşkes Lübnan'da güvenliği sağlayacak şartları yaratmalı"
diyerek acil ateşkes çağrısında bulunmadı. ABD Dışişleri Bakan
Yardımcısı Nicholas Burns ise "Bu trajik bir gün. Kalıcı bir ateşkesin
gerekliliğini gösteriyor. ABD yaşananların bir savaş suçu olduğuna
inanmıyor" açıklaması yaptı.
Türkiye: Acil ateşkes gerekli
Türk Dışişleri de İsrail'in orantısız güç kullanarak Lübnan'ı büyük bir
krizin eşiğine getirdiğini söyleyerek, "Hiçbir sorumluluğu olmayan
sivillere yönelik bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz" dedi. Dışişleri şu
açıklamayı yaptı: "Bölgedeki krizin daha vahim bir hal almasına izin
verilmeden acilen karşılıklı ateşkes ilan edilmesini talep ediyoruz."
İlk kınamayı dile getiren Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, acil
ateşkes çağrısını yineledi. AB Dönem Başkanı Finlandiya hiçbir şeyin
sivilere saldırıyı haklı gösteremeyeceğini belirtti. ABD'yle aynı görüşü
paylaşan Britanya Başbakanı Tony Blair da "Bu trajik durum sürdürülemez.
BM Güvenlik Konseyi'nden ateşkes kararı çıkarsa bu karşılıklı düşmanlık
sona erdirilmeli" dedi. İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri
Ekmeleddin İhsanoğlu, İsrail'in savaş suçu işlediğini belirtti. İran
Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, "Lübnan ve Filistin dünya için ayna
görevi görüyor. Siyonist rejiminin gerçek kimliği bu aynada rahatça
görülüyor" derken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İsrail'in
'barbarlığı ve uyguladığı devlet terörizminin tüm dünyanın gözlerine
önüne serildiğini' söyledi. (Dış Haberler)
|
|
Yine siviller vuruldu
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=48813,5
İsrail ordusu, Lübnan'da Hizbullah'a yönelik sürdürdüğü operasyonda bir
hafta içerisinde ikinci kez sivilleri vurdu. İsrail uçakları, Suriye
sınırındaki Bekaa Vadisi'nde bulunan Kaa Kasabası yakınlarındaki bir
çiftlikte, kamyonlara sebze ve meyve yükleyen sivilleri 3 füzeyle vurdu.
Olayda 33 kişi yaşamını yitirirken, 20 kişi de yaralandı. İsrail ordu
sözcülüğü, çoğunluğu Suriyeli Kürtlerden oluşan sivillerin öldüğü
saldırıda, Hizbullah militanlarının silah sakladığı düşünülen 2 binanın
hedef alındığını açıkladı. İsrail ordusu, geçen pazar Kana kasabasındaki
bir binaya düzenlediği saldırıda da çoğu çocuk 60 sivilin ölümüne yol
açmıştı. Güneydeki Taibe kasabasına düzenlenen hava saldırısında da 7
Lübnanlı öldü, 10'u da yaralandı. Sınırdan 2 kilometre içerideki Aita el
Şaab köyüne düzenlenen hava saldırısında ise bir bina yerle bir oldu.
Enkaz altında, en az 50 kişinin bulunduğu bildirildi.
BOMBARDIMAN YOĞUNLAŞTI
İsraİl, Lübnan'ın kuzey ve doğu bölgelerinde de bombardımanı
yoğunlaştırdı. Başkent Beyrut önceki gece aralıksız olarak bombalanırken,
doğuda Baalbek, güneyde de Sur ve Taibe kentlerine
hava saldırıları düzenlendi. Saldırılarda 16 sivil yaşamını yitirirken
40 kişi yaralandı. Dün Beyrut'u kuzeye bağlayan 4 ana köprü ve Bekaa
Vadisi'nin kuzeyindeki bir elektrik santrali de bombalandı. Hizbullah
militanlarının bir İsrail tankını vurması sonucu 3 asker öldü, 2'si de
yaralandı. Militanların Maghar, Celile ve Nahariya kasabalarına yaptığı
füze saldırlarında ise 2 İsrailli öldü, biri de yaralandı.
Etnik temizlik itirafı
|
|
|
İsrail uçakları dün de 70 ayrı hedefi bombaladı. Bombardımandan
kurtulanlar bir zamanlar oturdukları evlerden eşyalarını
toplamaya çalışıyor. FOTOĞRAF:
AP |
'Saldırının ölümcüllüğü İsrail'e saldırma planı olan her ulusun
belleğine yazılacak' diyen Olmert'e göre 1 milyon kişinin yollara
düşmesi de başarı: Hizbullah'ın güç kaynağı nüfus yerinden edildi
04/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194832
LONDRA - İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Times gazetesi, BBC ve Sky
televizyonları, AP ve Reuters ajanslarına bir dizi demeç vererek,
Lübnan'a İsrail ordusunun işini görecek bir çokuluslu güç
konuşlandırılmasının 'reklam'ını yaptı. Hizbullah'ı destekleyen Şii
nüfusu 'terörist' diye niteleyip Lübnan'ın güneyinde etnik temizlik
yaptıklarını itiraf eden Olmert, ölüm ve yıkım yoluyla tüm Ortadoğu'ya
gözdağı verdiklerini açıkça dile getirdi: Onlar Hizbullah halkıdır,
onlar teröristtir.
'Uluslararası güce yol açıyoruz'
Lübnan'ın güneyine muharebe birliklerinden oluşan çok kuvvetli bir
uluslararası güç konuşlanıncaya dek saldırmayı sürdüreceklerini
tekrarlayan İsrail Başbakanı, bu gücün 15 bin askerden oluşması ve
BM'den 1559 sayılı karar uyarınca Hizbullah'ı silahsızlandırma yetkisi
alması gerektiğini söyledi. "Giderek daha derine ilerleyip Hizbullah'ı
söküp atarak, bölgeyi uluslararası güç için açmaya çalışıyoruz. Onlar
gelinceye dek Hizbullah'ın yeniden yapılanma fırsatı bulacağı bir boşluk
oluşmamalı" diyen Olmert, Hizbullah'ın altyapısını tamamen çökertip 700
komuta merkezini imha ettiklerini anlatırken, "Lübnan'da Hizbullah'ın
güç kaynağı olan nüfusun tamamı yerinden edildi" ifadesini kullandı.
'İsrail'e güç mü, çok esprilisiniz!'
İsrail Başbakanı, "Hizbullah'ın saldırısına uğrarsa uluslararası güç ne
yapacak? Bunu onlar söylemeli. Ben sadece güçle işbirliği yapacağımızı
söyleyebilirim" dedi. Güce katkı yapmasını umduğu ülkeleri, Fransa,
Britanya, İtalya, Avustralya ve Türkiye olarak sayan Olmert, Arap ve
Müslüman ülkelerin katkısının önemiyle ilgili soruyu "Çok önemli. Türk
askerlerini görmekten mutluluk duyarım. Türk ordusu ve hükümetine çok
saygımız var" diye yanıtladı. Times'ın 'Öyleyse tüm eski sömürgeci
güçleriniz geri gelecek' dokundurmasını "İsrail'e değil, Lübnan'a" diye
karşılayan Olmert, 'Gücü sınırın her iki tarafına da konuşlandırsak'
sözüne, "Çok espritüelsiniz. Bunu ciddiye almıyorum" yanıtını verdi.
'Avrupa da Kosova'yı vurmuştu'
İsrail Başbakanı, Hizbullah'ın halkına saldırılarını 'ortalama Britanya
vatandaşına en basit yoldan' şöyle anlattı: "Bir terör örgütü kafalarına
roket atıyor diye Manchester, Liverpool ve diğer kentlerde 7 milyon
Britanyalının 22 gün sığınaklarda yaşadığını hayal edebiliyor musunuz?
Böyle vahşi bir saldırıya İsrail kadar yumuşak tepki veren başka bir
ülke biliyor musunuz? Tarih bilgim, hiçbir Avrupa ülkesinin İsrail kadar
itidalli tepki vermeyeceğini söylüyor. Avrupa güçleri 10 yıl önce
Kosova'da tam da ne yapmıştı? Kosova'da ne kadar masum sivil
öldürülmüştü? Bu benzetmeler bitmez, ne diyordum ben?"
'Kolektif hafızaya kazıyacağız'
İsrail Başbakanı, Lübnan'da can kayıplarının neredeyse tamamının sivil
olmasını şöyle değerlendirdi: "Kimin masum olup kimin olmadığını nereden
biliyorsunuz? Beyrut ve Lübnan'ın Hıristiyan bölgelerine hiç
saldırmadık. Öldürülenlerin üniforma giymemesi masum siviller oldukları
anlamına gelmez. Onlar Hizbullah halkıdır, onlar teröristtir. Bizim
ordumuzdaki gibi üniforma giyen terörist hiç gördünüz mü, hayır."
Saldırının ölümcüllüğünü, "Verdiğimiz tepkinin şekli, sadece Lübnan
halkının değil, İsrail'e füzeyle saldırma planı olan her ulusun kolektif
hafızasına kazınacak. Tepkimizin çok çok çok acı verici olacağını
bilecekler. Hizbullah, Suriye ve İran, 'İsrail'e füze atmaya değer mi'
diye beş kez düşünecek" sözleriyle gerekçelendiren Olmert, Gazze Şeridi
için de "İsrail'in tepkisinin tadına yeterince vardıklarını sanmıyorum,
en iyisi onlara sorun" ifadelerini kullandı.
'Şebaa müzakere edilmez'
İsrail'in Batı Şeria'nın büyük kısmını ilhak edip sınırlarını 2010'a dek
tek yanlı belirleme planıyla ilgili "Sergiledimiz güçle doğacak yeni
düzen, Filistinlilerden ayrılma için ortam sağlayacak. Ortadoğu'nun tüm
halkları için daha fazla güvenlik, daha iyi fırsatlar sağlayacak yeni
yaşam gerçekliğini yaratacağız" diyen Olmert, Lübnan hükümetinin barış
planında yer alan işgal altındaki Şebaa çiftliklerinin statüsünün
müzakeresini de reddetti.
Lübnan hükümetinin dünkü resmi açıklamasına göre, 12 Temmuz'da başlayan
İsrail saldırısında üçte biri 12 yaş altında 900'den fazla Lübnanlı
öldü, 3 bini yaralandı. Saldırılar yüzünden yerinden olan Lübnanlıların
sayısı 1 milyonu bulurken, bunların yüzde 45'ini de çocuklar
oluşturuyor. (Dış Haberler)
Sinyora: 1 milyondan fazla
kişi evsiz kaldı
4 AĞUSTOS 2006 CUMA
http://www.yenisafak.com.tr/d05.html
Lübnan Başbakanı
Fuad Sinyora, İsrail saldırısında 900'den fazla kişinin öldüğünü, 3 bin
kişinin yaralandığını ve 1 milyon kişinin yerinden olduğunu söyledi.
Sinyora, İslam Konferansı Örgütü'nün (İKÖ) Malezya'da Filistin ve Lübnan
ile ilgi yaptığı toplantıya telekonferans aracılığıyla katılarak bir
konuşma yaptı. Başbakan Sinyora, konuşmasında, İsrail'in Lübnan'daki
Hizbullah'a yönelik 3 haftalık saldırısında kayıpların 3'te birini 12
yaşın altındaki çocukların oluşturduğunu belirtti.
Çiftçilere füze
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/d01.html
Lübnan'a yönelik bombardımanlarında hedef gözetmeyen İsrail jetleri,
Beyrut'taki 4 yardım kuruluşu ile engelliler için açılan 3 okulu yerle
bir etti. Köyleri de bombalayan İsrail ordusu, sedece bir çiftlikte 33
kişiyi öldürdü.
İİsrail
ordusu Lübnan'ı yakıp yıkmaya devam ediyor. İsrail ordusu dün
Beyrut'taki 4 insani yardım kuruluşu ile görme ve işitme engelliler için
açılan 3 okulu yerle bir etti. Tonlarca ilaç ve sağlık malzemesi kül
olurken, okulların tatil edilmiş olması büyük bir faciayı önledi.
Hıristiyanların yaşadığı Beyrut'un kuzeyini de dün ilk kez hedef alan
İsrail, aralarında Hıristiyanların da bulunduğu 5 kişiyi öldürdü. Sebze
kamyonlarına yönelik hava saldırısında da 33 Suriyeli Kürt işçi hayatını
kaybetti.İsrail, Lübnan'ı "tecrit" etmek için, ülkenin kuzeyinden
dünyayla bağlantıyı sağlayan 4 köprüyü daha havaya uçurdu. Son kaçış
yolu olarak bilinen kuzey kapısının da kapanmasıyla Lübnan tamamen
tecrit edilmiş oldu.
KÜRT İŞÇİLERE FÜZE:33 ÖLÜ
İsrail'in, Bekaa Vadisi'nin
doğusunda Lübnan'ın Suriye sınırı yakınındaki hava saldırısında ise
çiftliklerde çalışan Surileyi 33 Kürt işçinin öldüğü, yirmisinin de
yaralandığı bildirildi. Güvenlik kaynakları, Kaa köyü yakınında bir
çiftlikte sebze yüklenen kamyonların bombalandığını söylediler. Ölen ya
da yaralananlar arasında Suriyelilerin de bulunduğu belirtildi.
Yaralıların, Suriye'deki hastanelere sevk edildiği belirtildi.
57 KİŞİ ENKAZ
ALTINDA
İsrail hava kuvvetlerinin
Lübnan'ın güneyinde bir köye daha düzenlediği hava saldırısında da 57
kişi enkaz altında kaldı. Lübnan resmi haber ajansına göre, sınırdan 2
kilometre içerideki Aita el Şaab köyünde bir bina yerle bir oldu. Burada,
57 kişinin enkaz altında kaldığı bildirildi. Taibe köyüne düzenlenen
saldırıda da 17 kişinin sığındığı bir bina vuruldu, çöken evde 7 kişi
öldü, 10 kişi yaralandı. İsrail'in üç hafta önce başlattığı saldırılarda
şu ana dek çoğu sivil 950'ye yakın kişi hayatını kaybetti.
KARA HAREKATI GENİŞLİYOR
Öte yandan, Lübnan'ı 24 gündür
bombalayan İsrail ordusunun, büyük bir kara harekatınıa hazırlandığı
belirtildi. İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, orduya, Lübnan içlerine
doğru ilerlemeye ve yeni bir hücuma hazır olma emri verdi. Bekaa
Vadisi'nin güneyindeki bir hidroelektrik santralinin de vurulmasından
sonra Lübnan'ın birçok bölgesinde elektrikler kesildi.
6 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜ
Arap medyası ise çatışmalarda 6
İsrail askerinin öldüğünü duyurdu. Arap televizyonlarına göre, İsrail
ordusu dağıttığı bildirilerle güneydeki Nebatiya halkından da kenti
boşaltmalarını istedi. İsrail'in Lübnan'da daha içerilere ilerleme
kararı, Birleşmiş Milletler'de ateşkes üzerine tartışmaların
yoğunlaştığı bir döneme rastlıyor.
'LÜBNAN ABD ÜSSÜ OLMAYACAK'
İsrail'in saldırılarını
artırmasına karşılık Tel Aviv'i vurma tehdidinde bulunun Hizbullah
lideri Hasan Nasrallah, Lübnan'ın 'yeni Ortadoğu' projesi kapsamında bir
Amerikan üssü olmayacağını belirtti. İsrailli bir hükümet sözcüsü ise,
Nasrallah'ın Tel Aviv'i vurma tehdidni "budala cesareti" diye tanımladı.
·
BEYRUT
İsrail Filistin'de
yine çocukları öldürdü
5
AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/11031.html
İsrail
ordusunun, Filistin'de 2'si çocuk 3 sivili daha öldürdüğü bildirildi.
Filistin
hastane kaynakları, İsrail'in bugün sabah Gazze Şeridi'ne bağlı Refah
kentine düzenlediği saldırıda 2'si çocuk 3 sivili katlettiğini açıkladı.
İsrail ordusunun tanklarla
Refah'ı topa tuttuğu belirtildi. İsrail'in 28 Haziran'dan beri
Filistin'e düzenlediği saldırılarda 200'e yakın Filistinli hayatını
kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı.
·
GAZZE (İHA)
İsrail Bekaayı vurdu: 23 ölü...
Bugün, 17:15
04 Ağustos 2006 Cuma
http://www.haberx.com/
Lübnan güvenlik
kaynakları, İsrailin Bekaa Vadisine düzenlediği hava saldırılarında 23
kişinin öldüğünü açıkladı.
NTV-MSNBC -
Lübnana yönelik saldırıların 24üncü gününde İsrailin bombardımanı
yoğunlaştı. Lübnan-Suriye sınırında bir kamyona sebze yükleyen
çiftçilerin hedef alındığı saldırıda 23 çiftçi öldü.
İsrailin, Beyrutu
kuzeye bağlayan 4 köprüyü vurması da, BMnin yardım çalışmalarını
olumsuz etkiledi.
Bekaa Vadisinin
güneyindeki bir hidroelektrik santralinin de hedef alınmasının ardından
Lübnanın birçok bölgesinde elektrikler kesildi.
Güney Lübnandaki
sınıra yakın bölgelerde ise İsrail askerleriyle Hizbullah gerillaları
arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı belirtiliyor. Arap medyası
çatışmalarda 6 İsrail askerinin öldüğünü duyurdu. Hizbullah, son 2
saatte İsraile 100den fazla roket fırlattı. Saldırılarda 2 İsrailli
öldü, 1 İsrailli de yaralandı.
İsrail askerlerinin
esir aldığı Lübnanlıların görüntüleri de yayınlandı.
DÜN DE 5 SİVİL ÖLDÜ
İsrail savaş
uçaklarının gece ağırlıklı hedeflerinden biri de Beyrutun güneyindeki
Avazi semtiydi. Bölgede 30 patlama oldu. İsrail savaş uçaklarına, İsrail
savaş gemileri de destek verdi. Saldırılarda 5 sivil öldü.
Ayrıca uçaklar
Beyrutun güneyinde Kuzai semtini de dün gece ilk kez bombaladı. İsrail
uçakları saldırılardan önce semt sakinlerinin bölgeyi terk etmesini
isteyen bildiriler attı.
İsrail
ordusu, doğudaki Baalbek kentini de bombaladı.
Lübnanlı
çocuklar okulda yaşıyor
İsrailin
kara harekatı hız kazanırken, Hizbullahın karşı saldırıları sürüyor.
Dünkü roket saldırılarında 8 İsrailli yaşamını yitirdi.
PERETZ:
YENİ BİR AŞAMAYA GEÇİLECEK
İsrail
Savunma Bakanı Amir Peretz, Hizbullah roketlerinin 8 İsrailliyi
öldürmesi ve onlarcasını yaralamasının ardından, Lübnandaki kara
harekatında yeni bir aşamaya geçeceklerini belirterek, orduya gerekli
hazırlıkların yapılması talimatını verdi.
Yeni
harekatla İsrail, Lübnanın güneyinde kontrol ettiği alanı sınırdan 30
kilometre uzaklıktaki Litani Nehrine kadar genişletmeyi amaçlıyor.
Ancak planın uygulamaya konması için, İsrail Güvenlik Kabinesinin de
onayı gerekiyor.
BEYRUT
VURULURSA TEL AVİVİ VURURUZ
Hizbullah
lideri Hasan Nasrallah, Lübnan, yeni Ortadoğu için üslerden biri
olmayacak dedi.
İsrail
çokuluslu güce Türkiyeyi istiyor
Hasan
Nasrallah, İsrailin Beyrutun merkezine saldırması halinde Tel Avivi
vuracakları tehdidinde bulunurken, hava saldırılarını durdurması
durumundaysa kendilerinin de roket saldırılarına son vereceklerini
söyledi.
Nasrallah,
El Manar ile diğer Lübnan televizyonlarında yayınlanan ve önceden
kaydedilmiş konuşmasında, Eğer Beyrutu vurursanız İslami Direniş de
Tel Avivi vuracak, bunu yapabilir dedi.
Petrol sızıntısı uyarısı...
Bugün, 12:12
05 Ağustos 2006 Cumartesi
http://www.haberx.com/
Guardian ve
Financial Times gazeteleri, İsrailin bombaladığı Jiyyeh santralinden
sızan ham petrolün durdurulması gerektiğini aksi takdirde sızıntının
Türkiyeye kadar ulaşabileceği uyarısında bulundu.
(ANKA)-Guardian ve
Financial Times gazeteleri, İsrailin bombaladığı Jiyyeh santralinden
sızan ham petrolün durdurulması gerektiğini aksi takdirde sızıntının
Türkiyeye kadar ulaşabileceği uyarısında bulundu.
İngiliz Guardian
gazetesi, İsrailin Jiyyeh santralindeki yakıt tanklarını vurması
nedeniyle Akdenize sızan ham petrolün yarattığı kirliliğin arttığını
belirtti. Şu ana kakar 35 tona yakın petrolün denize sızdığının tahmin
edildiği belirtilen haberde, bunun Doğu Akdenizde görülen en büyük
kirlilik olaylarından biri olduğu kaydedildi.
Lübnandaki turizm
merkezlerinin bulunduğu sahillerin kalın bir petrol tabakasıyla
kaplandığını aktaran Guardian, Akdenizde balıkların yumurtalarını
bıraktığı bölgelerin de kirlendiğini belirtti.
80 KİLOMETRELİK
KİRLİLİK
Haberde kirliliğin
80 kilometrelik bir sahil şeridini etkilediği ve önlem alınmazsa Kıbrıs
ve Türkiye sahillerine kadar ulaşabileceği uyarısında bulunuldu.
Haberde ayrıca
Lübnan ve Suriye hükümetlerinin Ürdün, Kuveyt ve diğer ülkelerden
temizlik için yardım talebinde bulunduğu belirtildi.
Financial Times
gazetesi de Birleşmiş Milletler Çevre Programı Koordinatörü Achim
Steinerin, bombalamanın üzerinden üç hafta geçmesine rağmen sızıntının
şimdiden geniş bir sahil bölgesini etkilediği yönündeki sözlerini
anımsattı.
1989 yılında Exxon
Waldez felaketinde denize 37 bin ton petrol sızdığını hatırlatan gazete,
Guardian gazetesinin aksine Lübnanda sızan petrolün 15 bin ton
olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.
ZARAR 200 MİLYON
DOLAR
Haberde, Suriyeye
ulaşan kirliliğin önünün alınmaması halinde Türkiye, Kıbrıs hatta
Yunanistanın bile bu kirlilikten etkilenebileceği ifade edildi.
Financial Times,
petrol sızıntısı nedeniyle Lübnanın uğradığı zararın en az 200 milyon
dolar olarak tahmin edildiğini aktardı.
Dünya
basınından Türkiye'ye petrol sızıntısı uyarısı...
05 Ağustos 2006 / Cumartesi http://www.milliyet.com.tr/2006/08/05/son/sondun12.asp
Guardian ve Financial Times gazeteleri,
İsrailin bombaladığı Jiyyeh santralinden sızan ham petrolün
durdurulması gerektiğini aksi takdirde sızıntının Türkiyeye kadar
ulaşabileceği uyarısında bulundu.
İngiliz Guardian gazetesi, İsrailin
Jiyyeh santralindeki yakıt tanklarını vurması nedeniyle Akdenize sızan
ham petrolün yarattığı kirliliğin arttığını belirtti. Şu ana kakar 35
tona yakın petrolün denize sızdığının tahmin edildiği belirtilen
haberde, bunun Doğu Akdenizde görülen en büyük kirlilik olaylarından
biri olduğu kaydedildi.
Lübnandaki turizm merkezlerinin
bulunduğu sahillerin kalın bir petrol tabakasıyla kaplandığını aktaran
Guardian, Akdenizde balıkların yumurtalarını bıraktığı bölgelerin de
kirlendiğini belirtti.
80 KİLOMETRELİK KİRLİLİK
Haberde kirliliğin 80 kilometrelik bir
sahil şeridini etkilediği ve önlem alınmazsa Kıbrıs ve Türkiye
sahillerine kadar ulaşabileceği uyarısında bulunuldu.
Haberde ayrıca Lübnan ve Suriye
hükümetlerinin Ürdün, Kuveyt ve diğer ülkelerden temizlik için yardım
talebinde bulunduğu belirtildi.
Financial Times gazetesi de Birleşmiş
Milletler Çevre Programı Koordinatörü Achim Steinerin, bombalamanın
üzerinden üç hafta geçmesine rağmen sızıntının şimdiden geniş bir sahil
bölgesini etkilediği yönündeki sözlerini anımsattı.
1989 yılında Exxon Waldez felaketinde
denize 37 bin ton petrol sızdığını hatırlatan gazete, Guardian
gazetesinin aksine Lübnanda sızan petrolün 15 bin ton olduğunun tahmin
edildiğini bildirdi.
ZARAR 200 MİLYON DOLAR
Haberde, Suriyeye ulaşan kirliliğin
önünün alınmaması halinde Türkiye, Kıbrıs hatta Yunanistanın bile bu
kirlilikten etkilenebileceği ifade edildi.
Financial Times, petrol sızıntısı
nedeniyle Lübnanın uğradığı zararın en az 200 milyon dolar olarak
tahmin edildiğini aktardı.
ANKA
İsrail, Osmanlı köprüsünü
yıktı
04 Ağustos 2006 / Cuma http://www.milliyet.com.tr/2006/08/04/dunya/axdun02.html
DIŞ
HABERLER SERVİSİ
İsrail, Lübnan'daki operasyonlarının 23'üncü gününde bu ülkeye bomba
yağdırmayı sürdürürken, Lübnan-Suriye sınırı yakınlarındaki Akkar
kentinde biri Osmanlı dönemine ait iki köprü İsrail bombardımanında
yıkıldı.
İsrail uçakları, dün sabah düzenlenen akınlarda Beyrut'un güneyiyle
birlikte, Bekaa Vadisi, Suriye sınırı yakınlarındaki karayolları ve
güneydeki Nabatiye dahil 70 kadar hedefi vurdu. İsrail savaş uçaklarının
Lübnan'ın güneyindeki Tayibe köyünü bombalaması sonucu aynı aileden 3
kişi hayatını kaybetti.
Lübnan'ın güneyinde de İsrail kara birlikleri birçok bölgede Hizbullah
gerillalarıyla çatışmaya girdi, çatışmalarda 4 İsrail askeri öldü, 5'i
yaralandı. Hizbullah da dün İsrail'e roket yağdırmayı sürdürdü.
Hizbullah'ın İsrail'e attığı 160 roket, 8 İsraillinin ölümüne yol açtı.
900 Lübnanlı öldü
Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, 23 gündür devam eden İsrail saldırısında
Lübnan'da 900'den fazla kişinin öldüğünü, 3 bin kişinin yaralandığını ve
1 milyon kişinin yerinden olduğunu söyledi. Sinyora, İslam Konferansı
Örgütü (İKÖ) Yürütme Kurulu'nun İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki
saldırılarıyla ilgili Malezya'da yaptığı toplantıya telekonferans
aracılığıyla katılarak yaptığı konuşmada, İsrail'in saldırılarında
kayıpların 3'te birini 12 yaşın altındaki çocukların oluşturduğunu
belirtti. Fuad Sinyora, "İsrail'in Lübnan saldırısı insan hayatına ve
altyapı sistemine büyük bedeli olmaktadır. Ülkemizi tamamen mahvetmiş ve
ekonomimizi sarsmıştır" dedi.
|
|
Oluk oluk kan akıyor...
İsrail bugün de
30'dan fazla sivili vurdu...
04 Ağustos 2006 / Cuma http://www.milliyet.com.tr/2006/08/04/son/sondun28.asp
İsrail bombaları bugün yine savunmasız
insanları vurdu, onlarca sivil hayatını kaybetti. Bomba alanını
genişleten İsrail, Beyrut'un her yerine ölüm saçtı. Kentin kuzeyindeki
Hristiyan mahallesi de bombalara hedef oldu. Hizbullah militanlarıyla
çatışan İsrail askerlerinin bugün 5 kaybı var...
İsrail uçaklarının saldırı düzenlediği,
Lübnan-Suriye sınırı yakınındaki çiftlikte ölü sayısı 33'e yükselirken,
20 kişinin de yaralandığı ve Suriye hastanelerine kaldırıldığı
bildirildi.
Lübnan güvenlik kaynaklarına göre, ölü ve
yaralılar arasında çok sayıda Suriyeli Kürt de yer alıyor.
Kamyonlara şeftali ve erik yüklenmesi
sırasında saldıran İsrail uçaklarının, 3 roket fırlattıkları bildirildi.
Bu olay, Kana'da çoğu çocuk 54 kişinin
öldüğü katliamdan sonra bir defada en çok sivilin öldüğü saldırı oldu.
İsrail,
bir köyü daha vurdu: 50 kişi enkaz altında
İsrail Hristiyan mahallesini de
bombaladı
Lübnandaki hava saldırılarının kapsamını
genişleten İsrail, bu sabah düzenlenen akınlarda Beyrutun kuzeyini
hedef aldı.
Büyük bölümü Hizbullah gerillalarının
kontrolünde bulunan, Şii nüfusun yoğun olarak yaşadığı kentin güney
kesimleri, saldırıların başladığı 12 Temmuzdan bu yana havadan
dövülüyor. Saldırılarda, Lübnanın ve Beyrutun güneyine yoğunluk veren
İsrailin, Hizbullahın etkin olmadığı ve genellikle Hristiyanların
yaşadığı kuzey kesimleri vurması şaşkınlık yarattı. Hedef kapsamını
genişleten İsrailin, bu şekilde, Lübnan yönetimi üzerinde baskı kurmaya
çalıştığı yorumları yapılıyor.
Lübnan'ı Suriye'ye bağlayan köprüler
havaya uçuruldu
İsrailin Beyrut ile Lübnanın kuzeyini bağlayan otoyoldaki 4 köprüyü
vurması sonucu 4 sivilin öldüğü, 15inin yaralandığı bildirildi.
Lübnan Kızılhaçı yetkilisi Georges
Kettaneh, saldırının ardından tamamen yıkılan Beyrutun 40 kilometre
kadar kuzeyindeki Fidar köprüsünün enkazından 2 kişinin cesedinin
çıkarıldığını belirtti.
Kettaneh, Lübnanın kuzeyindeki Madfun
köprüsüne düzenlenen saldırıda da 2 sivilin öldüğünü, 7sinin
yaralandığını söyledi.
Yetkili, Beyrutun 20 kilometre kadar
kuzeyindeki, bir kısmı kullanılamaz hale gelen Cuniye köprüsünde 7,
Casino köprüsünde bir kişinin yaralandığını açıkladı.
Şii yardım kuruluşu da bombalandı
Öte yandan İsrailin sabaha karşı
düzenlediği saldırılarda Beyrutun güneyindeki 4 Şii yardım kuruluşunun
merkezi de yerle bir oldu.
Bölgedeki AFP muhabiri, bombardımanda
biri Hizbullaha bağlı, görme ve işitme engelliler için açılan 3 vakıf
okulunun büyük zarar gördüğünü, Emel hareketine yakın, bodrum katı ecza
deposu olarak kullanılan yardım derneği Rabab Sadr Merkezininse tamamen
yıkıldığını belirtti.
Rabab Sadr Merkezinin yıkılması sonucu
bir korumanın yaralandığı ve bu korumanın enkaz altında 3 kişinin
bulunduğunu söylediği ifade edildi.
İsrail bugün de kayıp verdi
Lübnanın güneyinde, bu sabah 3 İsrail
askerinin daha öldüğü belirtildi.
El Arabiya televizyonu, Hizbullah
gerillalarıyla çatışan İsrail askerlerinin bir füze saldırısıyla
öldüklerini duyurdu. Haberde, olayla ilgili ayrıntılı bilgi verilmedi.
İsrail polisi, yarım saat içinde
İsrailin kuzeyine 45 füze düştüğünü açıkladı.
İsrail, dün 12 Temmuzdan bu yana devam eden savaşta en ağır kaybını
vermiş, Hizbullah saldırıları sonucu 8i sivil, 4ü asker toplam 11
İsrailli ölmüştü.
Lahud: İsrail, ''açlık savaşı''
yapıyor
4
AĞUSTOS 2006 CUMA
http://www.yenisafak.com.tr/11014.html
Lübnan Devlet
Başkanı Emil Lahud, İsrail'in Lübnan'ı taleplerini kabul etmeye zorlamak
için halk üzerinde ''açlık savaşı'' yaptığını söyledi.
Lahud yaptığı açıklamada,
''Düşman İsrail'in köprüleri ve yolları bombalamasının amacı,
Lübnanlılara uygulanan ablukayı artırmak, halk arasındaki iletişimi
kesmek ve halkı açlığa mahkum etmek'' dedi.
İsrail'in bugün köprü ve yollara
düzenlediği saldırıları, güneyde çabuk zafer kazanma başarısızlığına
bağlayan Lahud, ''İsrail, bugünkü hava saldırılarıyla yerlerinden
edilmişlerle mültecilere yardımın götürüldüğü ve ülkeye petrol
ürünleriyle gıda malzemelerinin girişinin sağlandığı tek kıyı yolunu
kesmek suretiyle, ordunun güneydeki kayıplarını tazmin etmeye
çalıştığını teyit ediyor'' dedi.
İsrail'in amacının acil ateşkes
isteyen Lübnan'a reddettiği koşulları dayatmak olduğunu söyleyen Lahud,
''Bu İsrail'in Lübnan'a karşı başlattığı bir açlık savaşıdır'' dedi.
·
BEYRUT (A.A)
Savaş suçuna devam
4
AĞUSTOS 2006 CUMA
http://www.yenisafak.com.tr/d01.html
İnsan Hakları
İzleme Örgütü, Lübnan'ı 23 gündür bombalayan İsrail'in savaş suçu
işlediğini tekrarladı. Örgüt, İsrail'in savaş uçakları ile, sivilleri ve
beyaz bayrak asarak kaçmaya çalışan kadın ve çocukları öldürmesinin
kabul edilemez olduğunu açıkladı
İnsan
Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch - HRW), İsrail ordusunun bazı
durumlarda Lübnan'da sivilleri bilerek bombaladığı izlenimi edindiğini,
bazı saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini bildirdi. Örgütün
açıklamasında, Hizbullah güçlerinin Lübnan'da sivillerin arkasına
saklandığı yolundaki İsrail'in iddiasının, bu ülkenin sivillerle
direnişçileri ayırmakta ''sistematik başarısızlığını'' haklı
çıkaramayacağı belirtildi. Örgüt, İsrail kuvvetlerinin savaş uçakları ve
ağır silahlarla, çoğu beyaz bayrak asarak kaçmaya çalışan sivil araçlara
ateş açtığını da bildirdi.
HEDEF ROKET RAMPALARI
Kara harekatını sürdüren İsrail
birlikleri, sınır yakınlarındaki bazı köylerin denetimini ele geçirmek
için Hizbullah güçleriyle çarpışıyor. İsrail ordusunun güney Lübnan'ın
11 köy ve kasabasında saldırılarını sürdürdüğü bildirildi. İsrail
güvenlik yetkilileri, çoğu sınırın yakınında olan yerleşim birimlerinden
sınıra en uzak olanın 6 kilometre mesafede Macdel Zun olduğunu, bazı
tankların yüksek yerlerden kontrolü sağlamak için daha da kuzeye
yöneldiğini söylediler. Bölgeye gönderilmesi planlanan uluslararası
gücün yerleştirileceği 7 kilometre genişliğinde bir bölgeye oluşturmaya
çalıştığı belirtilen İsrail ordusu, bu bölgede Hizbullah'ın varlığını
yok etmeye çalışıyor. İsrail ordusunun Hizbullah güçleriyle çatışmaya
girdiği güney Lübnan'da yaklaşık 10 bin askerden oluşan 6 tugayı
bulunuyor. İsrail güvenlik yetkilileri, Hizbullah'ın roket rampalarının
yüzde 25'inin bu bölgede saklandığını öne sürüyor.
5 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜ
Hizbullah, son İsrail askeri de
Lübnan'dan ayrılana kadar İsrail'le savaşacağını bildirdi. Örgütün
başsözcüsü Hüseyin Rehal, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada,
Lübnan'dan bütün İsrail askerleri çekilene kadar ateşkesi kabul
etmeyeceklerini söyledi. Bu arada Hizbullah'ın İsrail'e düzenlediği
roket saldırısında 5 İsraillinin öldüğü bildirildi. İsrail
televizyonları, Lübnan'dan gönderilen füzelerin İsrail'in Akre şehrinde
2, Maalot bölgesinde ise 3 kişinin ölümüne neden olduğunu duyurdu. Öte
yandan İsrail savaş uçakları, sabaha karşı Beyrut'un güneyine 3 hava
saldırısı düzenledi ve yaklaşık 70 hedefe bomba yağdırdı. İsrail savaş
uçakları, sınıra 5 kilometre uzaklıktaki Taybe köyündeki bir evi de
hedef aldı. Evde aynı aileden 3 kişi öldü. Cesetlerin halen enkaz
altında olduğu belirtildi.
·
BEYRUT
Peretz: Saldırıların bitmesi bize bağlı
İsrail Savunma Bakanı Amir
Peretz, İsrail ordusunun Lübnan topraklarında 23 gündür devam eden
saldırılarında başarı sağlandığını, uluslararası baskının hedeflere tam
olarak ulaşılmasına engel olamayacağını söyledi. İsrail'deki Kanal 10
TV'sine açıklamalarda bulunan Peretz, "Askeri operasyonların devamına
Avrupa ve ABD'nin baskısıyla karar vermeyeceğiz. Operasyonun seyrine
göre karar veririz. Şimdiye kadarki saldırılarımız, bölgenin geleceği
için diplomatik taslak hazırlanmasını sağladı" diye konuştu.
Beyrut'u vururlarsa, biz de Tel Aviv'i vururuz!
Hizbullah lideri Hasan
Nasrallah, İsrail''in Beyrut'un merkezine saldırması halinde,
gerillalarının da Tel Aviv'e roket saldırısı düzenleyebilecekleri
uyarısında bulundu. Nasrallah, televizyondan yayınlanan açıklamasında,
''Eğer Beyrut'u vurursanız İslami Direniş de Tel Aviv'i vuracak, bunu
yapabilir'' dedi. Bu arada, Ürdün Kralı Abdullah, İsrail'in Lübnan ve
Filistin'deki saldırılarının Orta Doğu'da yol açacağı olumsuz sonuçlara
ilişkin olarak ABD ve İsrail'e yönelik ciddi uyarılarda bulundu. ''El
Rai'' ve ''El Ghad Jordanian'' gazetelerine bugün bir demeç veren Kral
Abdullah, İsrail saldırılarının bütün mantık sınırlarını aştığını ve
acilen durdurulması gerektiğini vurguladı.
İsrail ordusunun, Hizbullah
gerillalarıyla çatışmalarında dünkü askeri kaybının 4'e yükseldiği
bildirildi. Bu arada, Hizbullah'ın dün İsrail'in kuzeyine düzenlediği
roket saldırılarında ölen İsrailli sivillerin sayısı 8'e yükseldi.
|
|
24 günlük savaşta
İsrail'in en ağır kaybı
|
|
|
İsrail uçakları Osmanlı yadigârı Akkar Köprüsü'nü yıktı. Köprü
Suriye'ye son çıkış noktalarındandı. FOTOĞRAF:
AA |
04/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194827
BEYRUT - İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında hava bombardımanı tüm
şiddetiyle sürerken, karada da Hizbullah'la sert çatışmalar yaşanıyor.
Dün sekizi sivil toplam 11 İsrailli ölürken, bu 24. gününe giren
saldırılarda İsrail'in bir günde verdiği en ağır kayıp oldu. İsrail'in
saldırılarında ise dört Lübnanlı sivil öldü, altısı yaralandı.
İsrail Savunma Bakanı Amir Peretz, "Yeni bir aşamaya geçiyoruz" diyerek,
kara birliklerinin 30 km. kuzeydeki Litani Nehri'ne kadar ilerlemesi
için hazırlık yapılmasını isterken, uçaklardan atılan bildirilerle
Beyrut'un güneyindeki üç Şii mahallesinin boşaltılması istendi. Önceki
gece de İsrail uçakları, Suriye sınırındaki Osmanlı döneminden kalma
Akkar taş köprüsünü yıkıp, kuzeyde ve güneyde 70 hedefi bombaladı. Bekaa
Vadisi'ndeki Baalbek ve Hermel kentlerine giden yollar kullanılamaz hale
getirildi. Nebatiye'de ise bir ambulans hedef oldu. Beyrut'un
güneyindeki Şii semti Dahiye'de aralarında bir dini eğitim merkezinin de
bulunduğu binalar bombalandı.
10 bin askerden oluşan kara birlikleri ise 11 köy ve kasabayı ele
geçirmek için Hizbullah'la çatışıyor. İsrail uçakları karadan
kuşattıkları Tayyibe köyüne attıkları füzeyle aynı aileden dört kişiyi
öldürdü, altı kişiyi de yaraladı. Enkaz altındaki cesetleri çıkarmak
için köye giden Kızılhaç çatımalar nedeniyle bölgeye giremedi.
Çatışmalarda üç İsrail askeri de ölürken, Hizbullah'ın Akre ve Maalot'a
attığı füzeler sekiz sivili öldürdü. Son kayıplarla İsrail tarafında
40'ı asker olmak üzere toplam 67 kişi hayatını kaybetti. Hizbullah'ın
kayıpları konusunda ise rakamlar çelişkili. İsrail, 300 gerillayı
öldürdüklerini, Hizbullah ise 45 kayıp verdiğini öne sürüyor.
Nasrallah: Tel Aviv'i de vururuz
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, da dün televizyondan İsrail'e
seslenerek, "Beyrut'u vurursanız İslami Direniş de Tel Aviv'i vurur"
tehdidi savurdu. Nasrallah, 'İsrail'in Lübnan'ın sivil bölgelerine
yönelik saldırılarını bitirirse, kendilerinin de İsrail'in kuzeyine füze
atmaya son vereceklerini' söyledi. (Dış Haberler)
'Hizbullah gururumuz'
Sürekli bombardıman altındaki Lübnan'ın güneyinden kurtarılan yaralılar
Beyrut'a naklediliyor. Mısır ordusu, 100 yataklı sahra hastanesi
yetiştirme çabasında
04/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194825
AYŞE KARABAT
Beyaz leblebiye benzer küçük çocukların ayak parmakları. Oysa Sema
Sahab'ın, çarşafların altında gözüken ayağının başparmağı simsiyah.
Bacakları ve kolları da İsrail bombardımanında yanmış. Lübnan'da yaşı
sorulan birçok çocuğun yaptığı gibi, buçuklu söylüyor yaşını, sesi
cılız:
- Dokuz buçuk
Kıvırcık siyah saçları Beyrut'taki devlet hastanesinin yatağına
yayılıyor. Ayaklarını gösteriyor tek parmağı sarılı eliyle. Nerede
yaralandığı sorulunca yine aynı cılız sesle yanıt veriyor:
- Maraki köyü, Sur.
Hastane ziyareti yapan bir televizyon ekibi odaya hızla dalınca, daha da
ürküyor. Odanın öbür ucunda duran annesine bakıyor. Kendisine sorulan
soru, sözlü sınavda yanıt verememenin sıkıntısını taşıyan çocukların yüz
ifadesini yerleştiriyor yüzüne.
- Amerika'ya söyleyeceğin bir şey var mı?
Minik dudakları iyice büzülüyor. Çarşafı burnuna kadar çekiyor.
"Bilmiyorum" yanıtı duyuluyor belli belirsiz.
Cılız sesi gürleşiyor
Hastanenin geniş koridoruna çıkıyoruz Sema'nın annesiyle. Karnını
elleriyle korumak ister gibi sürekli tutuyor. Hamile.
- Beş çocuğum var. Kayınbiraderim de saldırıda yaralandı.
Hizbullah hakkında ne düşündüğü sorulunca, kafasını arkaya doğru atıyor.
Kızı gibi o saate kadar cılız olan sesi gürleşiyor.
- Başımızın tacı. Gururumuz.
Hastanenin başka bir odasında etrafa boş gözlerle bakan bir kadına
rastlıyoruz. Sur kentinin Hallusi köyünden. Sabahın erken saatlerindeki
saldırıda yaralanmış, Evleri tamamıyla yıkılmış. Çocuğu kalmış enkaz
altında.
Hastane yetkilileri, şimdilik kapasitelerinin yeterli olduğunu söylüyor
ama, yakınlardaki Arap Üniversitesi'nin giriş kapısında hummalı bir
çalışma var: Mısır ordusunun kurmaya başladığı sahra hastanesi. Doktor
Eşref Hamida, kuracakları hastanenin 100 yataklı olacağını, 30 doktor ve
20 hemşire ile çalışacaklarını, ortopedi, göz, dahiliye, pediatri
uzmanları ve cerrahların hastanede görev alacağını anlatıyor. Arada
ameliyathaneyi kurmaya çalışan askerleri ziyaret ediyor. Malzeme taşıyan
forklifin yanından ustaca sıyrılıp, bir kenarda yığılı duran malzeme
kutularının arasında bir şeyler arıyor. Doktor Eşref'in acelesi var,
birkaç saat içinde hastane faaliyete geçsin istiyor.
'Kimse Hizbullah'ı bitiremez'
Beyrut sokaklarında gergin bir bekleyiş var: Bu savaş daha kaç ölü ve
yaralı getirecek? Bölgede uzun yıllar BM adına görev yapan Timur Göksel,
Hizbullah'ın halkla kaynaşmış bir örgüt olduğunu belirterek,
militanlarının sivillerin arasından ateş açıp açmadığı sorusunu şöyle
yanıtlıyor:
- Hizbullah militanları köylerin yerlisidir. Muhtemelen silahları da
kendi bahçelerine gömülüdür. Köyün yan sokaklarından, mezarlığından ateş
ederler. Bu Hizbullah'ın çok güçlü bir hava kuvvetleri olan, düzenli bir
orduya karşı yürüttüğü gerilla taktiğidir. Bu taktik araziyi iyi
kullanmayı gerektiriyor.
Eğer açık araziye çıkarlarsa, yaşama şansları hiç yok. İsrail ordusu
tarafından bulunmaları bir dakika bile sürmez. Karşı taraf yanıt
verdiğinde yüzlerce sivil ölür. Ama halk, buna karşı, Hizbullah'a
'Canınız sağ olsun' der."
Devlet hastanesinin başka bir odasında yatan Güney Lübnan'ın Hula
kasabasından, baştan ayağa sargılı, Apachi helikopterlerinin eve attığı
roket yüzünden kız kardeşi, eniştesi ve üç yeğenini kaybeden Ali Salim
de Göksel'i doğrular nitelikte konuşuyor:
- Bu savaş Lübnan halkını birleştirdi. Zafer, Hizbullah'ın. Kimse
bitiremez Hizbullah'ı. Ne olursa olsun, Hizbullah'ı destekleyeceğim.
Hizbullah, İsrail
birliklerini zorluyor
31/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194450
BEYRUT - İsrail, Lübnan'ın güneyinde kara harekâtını genişletirken,
Hizbullah milislerinin sert direnişiyle karşılaşıyor. İsrail,
'Hizbullah'ın ana karargâhı' olduğu gerekçesiyle bir haftadır vurduğu
Bint Cebel köyünden önceki akşam çekildi. İsrail ordu sözcüsü,
çekilmenin bir plan çerçevesinde yapıldığını ve gerekirse buraya
döneceklerini söylese de Hizbullah lideri Şeyh Hasan Nasrallah, "İsrail
19 günlük saldırılarında tek bir askeri başarı bile elde edemedi. Bint
Cebel'de de ciddi bir yenilgi aldı" dedi. İsrail, geçen hafta şiddetli
çatışmaların yaşandığı Bint Cebel'i ele geçirdiğini duyurmuş ancak daha
sonra, 'Tamamen değil' düzeltmesi yapmıştı.
Kara harekâtı genişliyor
Dün hava ve kara ateşiyle desteklenen İsrail birlikleri, Metula
bölgesinden sınırı geçip Şii kasabası Haim'i bombaladı ve tanklar Metula
yakınında yığınak yaptı. 30 bin yedek askerin eğitimine de başlandı.
Hizbullah İsrail'in kuzey bölgelerini roket yağmuruna tutmayı
sürdürürken, İsrail, Hizbullah roketlerinin 330 bin kişinin evlerini
terk etmesine, 18 sivilin de ölmesine yol açtığını duyurdu. (Dış
Haberler)
Economist: İsrail Hizbullahı
yenemeyecek
SAAF-İngilterede yayınlanan Economist dergisi İsrailin Hizbullahı
yenemeyeceğini belirterek
21/07/2006
http://www.saafonline.com/haber_detay.php?haber_id=771
SAAF-İngilterede yayınlanan Economist dergisi İsrailin Hizbullahı
yenemeyeceğini belirterek taraflar arasındaki savaşın derhal
durdurulması gerektiğini belirtti.
İsrailin son Lübnan saldırılarını, 1982 yılındaki saldırıları ile
kıyaslayan Economist, İsrailin 1982deki Lübnan işgali ilk bakışta çok
başarılı gibi gözüküyordu; fakat bir müddet sonra Lübnan, İsrail
açısından on binlerce Lübnanlının ve İsraillinin ölmesine yol açan bir
batağa dönüştü diye yazdı.
İsrailin
Lübnana yönelik saldırılarının Hizbullahın iki İsrail askerini esir
almasıyla başladığını belirten derginin baş makalesinde Hamas ve
Hizbullahın eş zamanlı olarak İsrail askerlerini esir alması üzerine
İsrail Başbakanı Ehud Olmertin bunlara karşı sert bir tepki verme
kararı aldığı görüşü savunularak şöyle denildi bununla birlikte
İsrailin hava saldırılarıyla Hizbullahı yenme şansı oldukça az
görünüyor. 1982 yılında yaşanan işgaldeki başarısızlık da İsrail
politikacılarını asker göndererek Lübnanı tekrar işgal etme
düşüncesinden alıkoyuyor
İsrailin Lübnana yönelik şiddetli saldırılarının Hizbullahın
yenilmesine veya Lübnan içindeki konumunun zayıflamasına yardımcı
olmadığını belirten haftalık İngiliz dergisi Economist, İsrail
saldırılarının Hizbullaha verilen desteği daha da arttırdığını ifade
ederek sorunun tek çözüm yolunun ABDnin de katıldığı İsraille
Hizbullah arasında yürütülecek bir diplomatik süreçten geçtiğini yazdı.
Direniş, intikamını alacak
Araplar, İsrail'in Lübnan komplosunu izlerken, sadece Hizbullah intikam
peşinde. Direniş savaşı kazanacak, haritalar yeniden çizilecek
03/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194751
ABDULBARİ ATWAN
İkinci Kana katliamının sorumluluğunu sadece İsrail değil, ABD ve Lübnan
saldırılarına kılıf sağlayan Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi
müttefikleri de taşıyor. ABD yönetimi, sadece Lübnan'ın yerle bir edilip
yüzlerce evladının öldürülmesi için İsrail'e yeşil ışık yakmadı. Ateşkes
çabalarını engelleyerek ve İsraillileri lazer güdümlü 'akıllı'
bombalarla donatarak, bu saldırılara arka çıktı.
Arap liderler, katliamı kınarken sözcüklerini üstün titizlikle seçti.
İsrail'le yaptıkları işbirliğinin, ABD yönetimiyle yakınlıklarının
boyutunu hesapladılar. Bu yüzden de, İsrail medyasından, 'gerçekçi ve
anlayışlı' olduklarına dair övgü aldılar. Bu liderlerin katliamı
televizyondan izleyip izlemediklerini, enkaz altındaki çocukların ceset
görüntülerini aktaran kanalları kapatıp müzik kanalına geçip
geçmediklerini bilemiyoruz.
İsrail'in saldırı doktrini çöküyor
Sadece Lübnan'daki direniş ümmetin meselelerini üstleniyor ve sadece
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah katliamın intikamının alınacağını vaat
ediyor. Nasrallah bunu iktidar, veya şöhret değil, şehitlik istediği
için vaat etti. İkinci Kana katliamının şehitlerinin intikamı, Tel
Aviv'in veya işgal altındaki Filistin'deki İsrail kentlerinin
bombalanmasıyla alınırsa şaşmayız. Direniş, Arap liderlerin tersine ne
ABD'den ne de İsrail'den korkuyor.
Tarihi cesurlar yazar, ince hesap sahibi korkaklar değil. Sömürülen
ülkeler, BM veya büyük başkentlerdeki dilenmelerle değil, direnişle
özgürlüğe kavuşur. İslami direniş, mütevazı imkânlarıyla İsrail'e yanıt
vererek tarih yazıyor. Askeri ve psikolojik durum, İsrail'in saldırı
doktrininin çökmeye başladığına işaret ediyor. Bunları abartı olsun diye
söylemiyorum.
İsrail, Nazi 'onuru'nu tekrarlıyor
Benzersiz bir fenomen olan İsrail, Batı'nın Holokost günahından kurtulma
çabasının, Arapların geri kalmışlığının ve emperyalizmin dayattığı
yönetimlerin gölgesinde kuruldu. Tablo şimdi değişiyor, Batı'nın günah
düğümü İsrail'in azgınlığı karşısında eriyor, ABD'nin emrine amade Arap
rejimleri meşruluklarını kaybediyor. Siyonist terörün kurduğu İsrail,
devlet terörüyle yıkılacak.
Fakat bu terör, İsrail'e karşı koyan direnişçilerin sahip olduğu meşru
savaş iradesine henüz sahip değil. Çeyrek milyon askerin yanı sıra 100
bin milis desteğiyle beslenen seçilmiş Irak hükümeti, hâlâ kontrol
sağlayamadı. Afganistan'da Karzai hükümeti, ABD'nin askeri güç ve koruma
sağlamasına, farklı ülkelerden yardım almasına rağmen sarayını
korumaktan aciz.
Lübnan'daki savaş, bölgedeki en önemli ve tehlikeli savaş. Bölgenin
haritası yeniden çizilecek. İsrail ordusu, Marun Ras ve Bint Cbeyl'de
çöktü; dünyanın Yahudilere yönelik günahkârlık düğümü, Kana katliamıyla
buhar oldu. İsrail, kendi Holokost'unu Lübnan'da yapıyor; savunmasız
çocuklar üzerinden Nazilerin 'onuru'nu tekrarlıyor. Belki de bu trajedi,
Arap ve Müslümanları bilinçlendirir, Irak'ta işgalin ektiği fitneyi
bitirir, ümmetin sorunlarının asıl kaynağı İbrani devleti ve ABD'yle
mücadelede birliği sağlar. (Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi
gazetesi, genel yayın yönetmeni, 31 Temmuz 2006)
Savaş notları...
04/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194828
Akdeniz'de çevre alarmı:
İsrail'in 13-15 Temmuz'da Beyrut'un 30 km. güneyindeki Ciye Elektrik
Santralı'nı vururken, denize 25 m. mesafedeki akaryakıt tanklarını
bombalaması sonucu oluşan kirlilik alarm verdirdi. BM Çevre Programı
Lübnan'ın 80 km'lik sahil şeridine yayılan 15 bin ton petrolün Suriye
kıyılarına ulaştığını duyurup, ateşkes çağrısı yaptı. Hizbullah
füzelerinin atıldığı İsrail'in kuzeyinde çıkan orman yangınlarında 1
milyona yakın ağacın yok olduğu belirtildi.
Hizbullah'a desteğe giden Şiilere ABD ateşi: Iraklı Şiiler bugün
cuma namazı sonrası Bağdat'ta dev bir Hizbullah'a destek gösterisi
düzenlemeye hazırlanırken, gösteriye katılacakları taşıyan bir konvoya
ABD askerleri ateş açtı. Mahmudiye'de meydana gelen olayda bir Şii öldü,
16'sı yaralandı. ABD ordu sözcüsü konvoydan askerlere ateş açıldığını
söyledi.
Nazilerden kurtulanlardan barış çağrısı: İkinci Dünya Savaşı'nda
Nazi ölüm kampı Auschwitz'ten kurtulanlar, Ortadoğu'daki çatışmaların
nefret yarattığını ve insanlığı tehdit ettiğini belirtip, barış çağrısı
yaptı.
Gazze'de yine çocuk öldürüldü: 28 Haziran'dan beri her gün
Gazze'yi vuran İsrail dün Refah'taki mülteci kampına saldırısında biri
12 yaşında bir çocuk olmak üzere sekiz kişiyi öldürdü, altısı çocuk 26
kişiyi yaraladı. Haziran sonundan beri ölen Filistinli sayısı 160'a
ulaştı.
Şaka gizli numara uygulamasını bitirdi: İsrail ordusunun Gazze'de
bazı Filistinlilere evlerini yıkmadan önce telefon açması sonrası, 'şaka'
olarak benzer aramaların yapılması üzerine numara gizlemeye son verildi.
Filistin Başsavcılığı, GSM operatörü Cevval ve Telefon İdaresi PalTel'in
'özel numara' uygulamasını kaldırdı.
|
|
İslam ülkeleri ayakta: İsrail ve ABD'ye
öfke
|
|
|
İranlı göstericiler Britanya elçiliğinin tabelasını söktü.
Bağdat'ta Bush ve Blair protesto edildi.
FOTOĞRAF:
AP |
Iraklı Şiiler Bağdat'taki gösteride, İsrail ile destekçisi ABD'ye ateş
püskürdü. 'Askeriz, Nasrallah'ın çağrısı için hazırız' sloganları
atıldı. İran, Endonezya, Bangladeş'te de binlerce kişi sokağa döküldü
05/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194951
BAĞDAT - Dünyanın dört yanında dün cuma sonrası Tanzanya'dan Birmanya'ya
halklar, Lübnan'ı bombalayan İsrail'e karşı meydanlara dökülürken en
ilgi çekici gösteri Irak'taydı. Hükümet ortağı radikal Şii lider Mukteda
Sadr'ın çağrısıyla yüz binlerce Şii, Bağdat'a akın edip Lübnan'a destek
verdi.
Önceki günden beri Basra ve Kerbela gibi Şii kentlerinden gelip Sadr
semtini hıncahınç dolduranlar, Hizbullah bayrakları ve örgüt lideri
Hasan Nasrallah'ın resimlerini taşıyıp İsrail ve ABD'ye kin kustu.
Ortadoğu'da Lübnan'a destek için yapılan en büyük gösteriye Sadr
katılmazken temsilcisi Hazım Araci kalabalığa, "1 milyonluk gösteri
Lübnan direnişine destektir. İsrail 22 günde Lübnan'ı işgal edemedi.
Hizbullah İsrail'i dehşete düşürdü, zira ölümden korkmuyorlar" diye
seslendi. Göstericiler, 'Askeriz, Nasrallah'ın çağrısına hazırız',
'Nasrallah'a zafer', 'İsrail ve ABD'ye ölüm' sloganı attı. Göstericiler
şehadete hazır olduklarını göstermek için beyaz kefen giydi. ABD Başkanı
George W. Bush ve İsrail Başbakanı Ehud Olmert'i Dracula gibi resmeden
afişler taşıyan kalabalık, ABD ve İsrail bayraklarını yaktı. Savunma
Bakanlığı, halkın tepkisini paylaşmak için gösteriye izin verdi.
Gösteri öncesi ise çatışma yaşandı. Sadr yanlılarına göre, ABD askerleri
Bağdat'a giden göstericilere Mahmudiye'de ateş açıp iki kişiyi öldürdü,
16'sını yaraladı. ABD ordusu ise açılan ateşe yanıt verildiğini duyurdu.
İran'da Britanya elçiliğine saldırı
İran'ın başkenti Tahran'da ise bir grup, İsrail'in saldırılarından
sorumlu tuttukları Britanya'nın Tahran Büyükelçiliği'ne saldırdı. Eski
sömürge gücü olmasına atfen 'Yaşlı tilki defol' sloganı atan
göstericiler binayı taşa tutup tabelasını söktü. Endonezya'nın başkenti
Cakarta'da binlerce kişi 'cihat' naralarıyla hükümete 'İsrail'in patronu
ABD ile ilişkilerini kes' çağrısı yaptı. Göstericiler hükümetten
Hizbullah ile Hamas saflarında çatışacak savaşçı göndermesini istedi.
Pakistan meclisi, İsrail'i kınayan kararı oybirliğiyle kabul edip acil
ateşkes çağrısı yaparken, Devlet Bakanı Şer Afgan, İsrail'i 'Haçlı
seferi' başlatmakla suçladı.
Mısır'ın başkenti Kahire'deki El Ezher Camii'nde cuma namazında 2 bin
kişi, 'Hizbullah'ın zaferi' için dua ederken, Müslüman Kardeşler,
Assiut'ta 130 eylemcinin tutuklandığını duyurdu. Ürdün'de, İsrail
elçiliğine yürümek isteyen 200 protestocuyla polis çatışınca dört kişi
yaralandı, 10 kişi tutuklandı. Suriyeli Hıristiyanlar ise kilise
ayinlerinde, Hizbullah'ın direnişini övdü. (Dış Haberler)
Lübnan'a destek için uyuma
5
AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/11055.html
Ortadoğu'daki
çatışmalara son verilmesi için Pazartesi günü aralarında Türkiye'nin de
bulunduğu 22 ülkede "uyumama" eylemi yapılarak nöbet tutulacak
Uluslararası Af Örgütü Amnesty
International, Ortadoğu'daki krize acil bir ateşkesle son verilmesi ve
savaş mağdurlarına destek verilmesi amacıyla, Pazartesi günü dünya
çapında bir "uyumama" eylemi gerçekleştirileceğini bildirdi.
Londra merkezli insan hakları
organizasyonu Uluslararası Af Örgütü Amnesty International'ın
açıklamasına göre, Pazartesi akşamı 22 ülkede uyumayarak nöbet
tutulacak. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Irene Khan konuyla
ilgili yaptığı açıklamada, "Bu savaşın insanlara zararı çok büyük.
Uluslararası toplumdan acil bir ateşkes yapılmasını istiyoruz. Lübnan ve
İsrail'deki siviller ateş altında bırakılamaz" diye konuştu.
İngiltere'de İngiltere Başbakanı Tony Blair'ın ofisinin yakınlarında
gerçekleştirilecek olan eyleme, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 22
ülke katılacak. Eyleme katılacak ülkeler şöyle; Türkiye, Lübnan, İsrail,
ABD, İngiltere, Avustralya, Belçika, Şili, Fransa, Hong Kong, Hindistan,
İtalya, Mali, Nepal, Hollanda, Sierra Leone, Slovakya, Slovenya, Güney
Kore, İspanya, Tayvan ve Venezüella.
·
LONDRA (İHA)
Beyazıt'ta İsrail karşıtı
gösteri
05 Ağustos 2006 / Cumartesi http://www.milliyet.com.tr/2006/08/05/dunya/dun02.html
ŞENOL DEMİRCİ, DİNÇER ŞEREF İstanbul
İsrail'in Lübnan ve Filistin'e yönelik saldırılar İstanbul'da dün
yaklaşık 3 bin kişi tarafından cuma namazı sonrasında protesto edildi.
Filistin ve Lübnan'da ölenler için gıyabi cenaze namazı kılan
protestocular, ABD ve İsrail bayraklarını yakarak Hizbullah lideri Hasan
Nasrallah lehinde sloganlar attı. Cuma namazı sonrası Beyazıt Camii'nden
çıkan yaklaşık 2 bin kişilik bir grup, ellerinde Filistin bayraklarıyla
tekbir getirip sloganlar atarak meydanda toplandı. ABD ve İsrail
bayrakları yakan grup, Filistin ve Lübnan'da ölenler için edilen duanın
ardından dağıldı. Fatih Camii'nde de cuma sonrası cami avlusunda
toplanan yaklaşık bin kişi, Filistin bayrakları taşıyarak tekbir
getirdi.
İsrail Brezilya'da da
protesto edildi
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/11040.html
İsrail'in
Lübnan ve Filistin'de sivilleri katletmesi Brezilya'da da protesto
edildi.
Brezilya'daki Lübnan asıllıların
dün organize ettiği protesto gösterisine katılan savaş karşıtı
Brezilyalılar, İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki saldırılarını protesto
etti.
Lübnan ve Hizbullah bayrakları
taşıyan savaş karşıtları, İsrail ve onun baş destekçisi ABD aleyhine
sloganlar attılar.
"Katil ABD" ve "katil İsrail"
şeklinde slogan atan savaş karşıtları, İsrail bayrağını da yaktılar.
İsrail'in Lübnan'a düzenlediği
saldırılarda hayatını kaybeden 950 sivil arasında Brezilya vatandaşları
da bulunuyor.
Lübnan'da çoğunluğu çifte
vatandaş 70 bin Brezilyalı yaşarken, BM verilerine göre Brezilya'da da
Lübnan asıllı yaklaşık 7 milyon kişi yaşıyor.
Brezilya, sadece 2 bin
vatandaşını Lübnan'dan tahliye edebildi.
·
SAO PAULO (İHA)
Tahran'da Nasrallah posterleri
5 AĞUSTOS 2006 CUMARTESİ
http://www.yenisafak.com.tr/d02.html
İsral'in Lübnan'a yönelik saldırları dün dünyanın bir çok yerinde
protesto edildi. En büyük gösteriler ise İran ve Irak'ta düzenlendi.
İsral'in
Lübnan'a yönelik saldırları dün dünyanın bir çok yerinde protesto edildi.
En büyük gösteriler ise İran ve Irak'ta düzenlendi. İran'ın başkenti
Tahran'da, İsrail'in saldırılarını kınamak için binlerce Şii ellerinde
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın posterleri ile yürüdü. Gösteride "İsrail'e
ölüm", "ABD'ye ölüm" sloganları atıldı. Yine İran'da bir grup gösterici,
İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği önündeki tabelayı söktü ve binayı
taşladı. Irak'ın başkenti Bağdat'ta da Şii lider Mukteda Sadr tarafından
tertip edilen dev gösteride, İsrail ve ABD karşıtı sloganlar atıldı.
Bağdat'ın en büyük Şii semti Sadr'da yapılan gösteri için ülkenin
güneyinden Sadr yanlısı Şiiler de başkente akın etti. Ancak Sadr
gösteriye katılmadı. Hizbullah lideri Nasrallah'a desteğin ifade
edildiği gösteriye katılanlar, "Allah Allah, Nasrallah'a zafer",
şeklinde sloganlar attılar. Bu arada, başta Ortadoğu olmak üzere
Asya'nın Bangladeş ve Endonezya gibi ülkelerinde de İsrail'in saldırını
kınayan gösteriler düzenlendi.
·
TAHRAN
Uluslararası
Af Örgütü'nden dünya genelinde eylem
05 Ağustos 2006, Cumartesi
ANKA
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4874025.asp?gid=0&srid=0&oid=0&l=1
Uluslararası Af Örgütü (UAÖ), İsrail ve Lübnana ateşkes çağrısında
bulunmak için tüm dünyada aynı gün sokak etkinliği ve basın açıklaması
yapacak.
UAÖnden yapılan açıklamada, gittikçe ciddileşen İsrail? Lübnan
çatışmasında sivillerin korunması için tüm taraflara acil ateşkes
çağrısı yapıldı. İsrail ve Hizbullahın sivillere yönelik saldırıları
kınanırken, iki tarafa da ateşkes çağrısında bulunmak için tüm dünyada
7 Ağustos Pazartesi günü sokak etkinliği ve basın açıklaması yapacak. Af
Örgütünün İstanbuldaki eylemi aynı gün
Galatasaray Meydanında akşam 19.00da
gerçekleştirilecek.
Dört bir yanda protesto
23/07/2006
http://213.243.28.21/haber.php?haberno=193742
İsrail ile ABD, dün Avustralya, Britanya ve Brezilya'da protesto edildi.
Sydney'de 10 bini aşkın kişi, tabutlar taşıyıp 'Savaşa hayır' sloganı
atarken, çocuklar 'Bebekleri öldürmeyi bırakın' yazılı tişörtler giydi.
Aydınlar: İsrail savaş
suçu işliyor
ABD ve Britanya, İsrail'in Lübnan'da savaş suçu işlemesine destek
veriyor. Hükümetlerimizin bu suça katkısını teşhir etmek için elimizden
geleni yapacağız
04/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194765
TarIk Alİ / Noam Chomsky / Eduardo Galeano / Howard Zinn / Ken Loach
John Berger / Arundhati Roy
ABD destekli İsrail saldırısı, Lübnan'ı felç etti, ateşe ve öfkeye
boğdu. Kana'daki katliam ve can kayıpları, sadece 'orantısız güç
kullanımından' ibaret değil. Uluslararası yasalara göre, bu bir savaş
suçu.
Lübnan'ın sosyal altyapısının, İsrail hava kuvvetleri tarafından kasıtlı
ve sistematik imhası da savaş suçu.
İsrail'in hedefi bu ülkeyi bir İsrail-ABD vilayeti statüsüne indirgemek.
Bu girişim geri tepiyor, zira dünyanın dört bir köşesindeki insanlar
olan biteni dehşetle izliyor. Lübnan'da nüfusun yüzde 87'si şu an
Hizbullah direnişini destekliyor. Bu destek Hıristiyan ve Dürziler
arasında yüzde 80, Sünni Müslümanlar arasındaysa yüzde 89 oranında. Öte
yandan, ABD'nin Lübnan'ı desteklediğine inanan Lübnanlıların oranı yüzde
8.
Saldırı çoktan planlanmıştı
Fakat, İsrail'in bu eylemleri 'uluslararası toplum' tarafından kurulmuş
herhangi bir mahkeme tarafından yargılanmayacak, zira bu korkunç suçları
destekleyen veya bunlara kayıtsız kalan ABD ve müttefikleri böyle bir
şeye izin vermeyecek.
Hizbullah'ı yok etmek için yapılan Lübnan saldırısının çok uzun zaman
önce hazırlandığı artık açık. İsrail'in işlediği suçlara, ABD ve onun
her daim sadık müttefiki Britanya da yeşil ışık yaktı. Blair, ülkesinde
kendisine karşı ezici bir muhalefet olmasına rağmen tutumunu
değiştirmedi.
Direnişi destekliyoruz
Lübnan'ın tadını kısa süreliğine çıkardığı barış sona erdi ve felç
edilmiş bir ülke unutmayı umduğu bir geçmişi hatırlamaya zorlanıyor.
Lübnan'a dayatılan devlet terörü Gazze gettosunda da tekrarlanıyor;
'uluslararası toplum'sa bir köşede durmuş, olan biteni sessizce izliyor.
Bu arada Filistin'in geri kalanı, ABD'nin doğrudan katılımı ve
müttefiklerinin üstü örtülü onayıyla ilhak edilip parçalanıyor.
Bu vahşetin kurbanlarını ve ona karşı direnenleri destekliyoruz.
Hükümetlerimizin bu eylemlerdeki suç ortaklığını teşhir etmek için
elimizdeki bütün araçları kullanacağız. Filistin ve Irak işgalleriyle
Lübnan'a yönelik geçici olarak 'durdurulan' bombardımanlar sürdükçe,
Ortadoğu'da barış da olmayacak. (Yazar/MIT'de dilbilim
profesörü/yazar/tarihçi/yönetmen/sanat eleştirmeni/yazar)
Bağdat'ta yüz
binlerce Şii İsrail'i lanetledi
04 Ağustos 2006, Cuma
BAĞDAT (A.A)
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4869704.asp?m=1&gid=69&srid=3051&oid=1
Irak'ın başkenti Bağdat'ta, İsrail'in saldırılarını kınamak için yüz
binlerce Şii gösteri yaptı.
Şii lideri Mukteda
Sadr tarafından tertip edilen, bölgede şimdiye kadar yapılan
Hizbullah'ın desteklendiği bu en büyük gösteride, İsrail'e ölüm,
Amerika'ya ölüm sloganları atıldı. Bağdat'ın en büyük Şii semti
Sadr'da yapılan gösteri için ülkenin güneyinden Sadr yanlısı Şiiler de
başkente akın etti. Ancak Sadr gösteriye katılmadı.
Hizbullah lideri
Şeyh Hasan Nasrallah'a desteğin de ifade edildiği gösteriye katılanlar,
Allah Allah, Nasrallah'a zafer, Mehdi'nin Ordusu ve Hizbullah birdir
şeklinde sloganlar attılar.
Sadr yandaşları
gösteri yerine giden yollara Amerikan ve İsrail bayrakları çizdiler.
Böylece göstericiler bayrakları çiğneyerek gösteri yerine gitmiş
oldular. Irak televizyonu, Savunma Bakanlığının gösteriye izin verdiğini
duyurdu.
DİĞER GÖSTERİLER
Bu arada, Asya ülkelerinde de İsrail'in saldırını kınayan gösteriler
düzenlendi. Bangladeş'in başkenti Dakka'da cuma namazından sora bin
kadar kişi gösteri yaptı. Gösteride Kahrolsun İsrail, Müslümanları
öldürmeye son verin sloganları atıldı.
Filipinler'de de
onlarca protestocu İsrail ve ABD büyükelçilikleri önünde bu ülkelerin
bayraklarını yaktılar.
Endonezya'nın başkenti Cakarta'da da Amerikan büyükelçiliği önünde bin
kadar kişi gösteri yaptı.
Elkatmış: İsrail savaş suçu işliyor
3
AĞUSTOS 2006 PERŞEMBE
http://www.yenisafak.com.tr/10967.html
TBMM İnsan
Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, İsrail'in,
Hitler'in yaptığı soykırımının acısını bölgedeki masum insanlardan
çıkardığını belirterek, İsrail'in yaptığı devlet terörü için
uluslararası savaş suçları mahkemelerini göreve çağırdı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonu, İsrail'in, Filistin ve Lübnan'a yönelik saldırılarını
değerlendirmek üzere olağanüstü toplandı.
Ülkeleri yönetenlerin, yaşanan
savaşlardan sonra akıllarının başlarına geldiğini, savaşları durdurmak,
insan haklarını korumak, huzur ve barışı sağlamak için bazı teşkilatlar
kurduğunu belirten Elkatmış, bunların başında BM'nin geldiğini
anımsattı.
Elkatmış, 20.Yüzyılın sonlarında
insan haklarının ön plana çıkması ve 21 yüzyılın insan hakları yüzyılı
olarak adlandırılmasının,kendilerini ümitlendirdiğini ancak son
yıllardaki olaylardan sonra ümitlerinin sona erdiğini söyledi.
Mehmet Elkatmış, ümitsizliğe
kapılıp mücadeleyi bırakmanın, insan haklarından geri adım atmanın
sözkonusu olmadığını kaydetti.
Bosna-Hersek ve Kosova'da
yapılan insanlık dışı uygulamalara, soykırıma, Filistin ve Irak'ta
yaşananlara işaret eden Elkatmış, "İnsan haklarından bahsedenlere, bu
işin faili olan veya dolaylı yardımcı olan ülkelerin, insan haklarından
bahsetmelerini anlamak ve inanmak mümkün değil" diye konuştu.
Elkatmış, insan hakları gündeme
gelirken bir yandan da işkencelerin arttığına dikkati çekti.
"BM, AB
SEYREDİYOR"
İsrail'in, iki askerinin
kaçırılmasını bahane ederek, bütün Ortadoğu'yu kan gölüne dönüştürmesini
ve yaşanmaz hale getirmesini, esefle, dehşetle izlediklerini dile
getiren Elkatmış, "İsrail'in, Filistin ve Lübnan'da yaptığı devlet
terörünü, kanımız donarak seyrediyoruz. Bütün dünya, bu işe çözüm
getirmesi gerekli kuruluşlar, BM, AB, kendilerini insan haklarının
şampiyonu olarak gösteren ülkelerseyrediyor" dedi.
Elkatmış, Lübnan'daki ölü
sayısının 900'e ulaştığını, bu sayının artabileceğini belirterek, böyle
bir vahşetin, dünya tarihinde çok nadir görüldüğünü kaydetti. İnsanlığın
katledildiğini, insanlığın yaşaması için gerekli olan her şeyin yakılıp,
yıkıldığını, geleceğin yok edildiğini belirten Elkatmış, şöyle konuştu:
"İsrail'in yaptığı şunu
çağrıştırıyor: Herhalde Hitler'in yaptığısoykırımının acısını, oradaki
masum insanlardan çıkarıyor gibi bir izlenimim var.İsrail bunun cezasını
günün birinde çekecek.Bu insanlık suçudur.İnsanlık suçu işleyenler,
mutlaka cezasını göreceklerdir.Buna sessiz kalan dünyanın diğer
ülkeleri, BM, uluslararası kuruluşlar nerede? İsrail asli suçluysa, buna
sessiz kalanlar, dolaylı destek verenler de asıl fail kadar
suçludur.Acilen ateşkes sağlanmalı.Bu bölgelere insanlara yaşamaları
için gerekli malzemeler sağlanmalı.İsrail'in yaptığı devlet terörü ve
insanlık suçunun cezasının bulması için uluslararası savaş suçları
mahkemelerinin faaliyete geçmesi gerekiyor.Yoksa, İsrail'in duracağı
yok, hiçbir uluslararası sözleşmeyi, insanlık prensiplerini, insani
değerleri kabul ettiği yok, gözü dönmüş bir şekilde devam ediyor."
Toplantı öncesinde, CHP
Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer, gazetecilerin, CHP Milletvekili
Nuri Çilingir'in, İsrail'e destek niteliğinde açıklamalarda bulunduğunu
belirtmesi üzerine, Çilingir'in,kişisel görüşü olduğunu, kendisini
bağlayacağını söyledi.
İsrail'in terör yarattığını,
çocukları katlettiğini ifade eden Değer, parti olarak bu olayları
kınadığını kaydetti.
Değer, Türkiye-İsrail Dostluk
Grubuna üye olduğunu bugün öğrendiğini ve istifa ettiğini bildirdi.
·
ANKARA (A.A)
İsrail'in Meclis'te
hiç dostu kalmayacak
3
AĞUSTOS 2006 PERŞEMBE
http://www.yenisafak.com.tr/p07.html
İsrail'in
Ortadoğu'da yarattığı terörden sonra Türkiye-İsrail Parlamentolararası
Dostluk Grubu'nda istifa fırtınası yaşanıyor. Gruptan 70 vekil çekildi
|

|
|
Bilal
Çetin |
İsrail'in Ortadoğu'da estirdiği
devlet teröründen sonra 263 üyesi bulunan Türkiye-İsrail
Parlamentolararası Dostluk Grubu'ndan, istifa eden edene. Dostluk Grubu
üyesi 15 AK Partili ve CHP'lilerin dün istifa etmesiyle İsrail ile
dostluğuna son veren vekil sayısı hızla artarken, Meclis'te
Türkiye-İsrail Dostluk Grubu'nun lağvedilmesi tartışılıyor. İsrail
Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Adana Milletvekili Vahit Kirişçi ise
dostluk grubunun lağvedilmesine karşı çıkıyor. CHP Grup Başkanvekili
Haluk Koç, Dostluk Grubu'nun CHP'li üyelerinin, "Artık dostluğun
anlamının kalmadığını gördüğü için" istifa ettiğini bildirdi. AK Parti
Grup Başkanvekili Eyüp Fatsa, istifaları, "Türk toplumunun hassasiyet ve
beklentilerine tercüme" olarak değerlendirdi.
Dostluk Grubu'nun AK Parti'li
55, CHP'li 12 ve ANAVATAN'lı 3 olmak üzere şu ana kadar 70 üyesi istifa
etti. İşte istifa edenler: AK Parti: Abdullah Torun, Recep Garip, Halil
Aydoğan, Kerim Yıldız , Ahmet Yaşar , Eyüp Sanay, Haluk İpek, Said
Yazıcıoğlu, Osman Akman, Ali Aydınlıoğlu, Hacı İbrahim Kabarık, Afif
Demirkıran, Ahmet İnal, Ali Suçin, Nezir Nasıroğlu, Abdurrahman Anık,
Feyzi Berdibek, Vahit Kiler, Bayram Özçelik, Mehmet Daniş, Hikmet
Özdemir, Tevfik Akbak, Muzaffer Külcü, Mehmet Yüksektepe, Osman Nuri
Filiz, İhsan Merdanoğlu, Şemsettin Murat, Nuri Akbulut, Mücahit Daloğlu,
Fahri Keskin, Fatma Şahin, Mehmet Sarı, Hasan Aydın, Fehmi Öztunç,
İsmail Soylu, Recep Özel, İnci Özdemir, Mustafa Açıkalın, Mehmet
Yılmazcan, Musa Sıvacıoğlu, Sinan Özkan, Mikail Arslan, Muzaffer
Baştopçu, Harun Tüfekçi, Orhan Erdem, İbrahim Yılmaz, Mehmet Beşir
Hamidi, Selahattin Dağ, Seracettin Karayağız, Enver Yılmaz, Süleyman
Gündüz, Suat Kılıç, Selami Uzun, Mehmet Özlek ve Alim Tunç. CHP: İsmet
Çanakçı, Yaşar Tüzün, Abdulaziz Yazar, Fuat Çay, Gökhan Durgun, İnal
Batu, Oğuz Oyan, Mehmet Yıldırım, Mehmet Kesimoğlu, Atilla Kart, Hasan
Ören, Ufuk Özkan. ANAVATAN: Muhsin Koçyiğit, Züheyir Amber, Serpil
Yıldız.
İSRAİL HİTLER'İ ARATIYOR
TBMM Türkiye-Filistin
Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı AK Partili Hüseyin Tanrıverdi,
İsrail'in Ortadoğu'da başlattığı acımasız ve insanlık dışı
saldırılarının Hitler'in zulmünü geçtiğini belirtti. Tanrıverdi,
İsrail'in sadece Müslümanları değil, tüm insanlığı vurduğunu ifade etti.
·
ANKARA
|
|
İsrail'in hamisi emperyalizm
İsrail'in Lübnan ve Gazze'de yaptıkları, Amerikan emperyalizminin
uzantısı. Batı medyası da propagandaya teslim oluyor; ne Hizbullah'ın
varoluş nedenine, ne de Hamas'ın neden iktidara geldiğine değiniyor
01/08/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194478
John Pilger
Ortadoğu'daki felaket, emperyal tiranlığın neticesi: Gazze'ye yönelik
uzun süredir planlanan son saldırı ve Lübnan'ı ABD onayıyla yıkan İsrail
operasyonu, Lübnan, Suriye ve İran'da Amerikan kuklalarını iktidara
getirmeyi amaçlayan geniş bir kampanyanın parçası. Bu nedenle İsrailli
tarihçi Ilan Pappe, "Ödeme günü geldi. Sıra vassalların dara düşen
imparatorluğu kurtarmasında" diye yazıyor.
Dilin kötüye kullanımıyla ezeli ikiyüzlülük şeklinde tezahür eden ve
emperyal niyetlere eşlik eden propaganda, son haftalarda tepe noktasına
vardı. İşgal gücüne bağlı bir İsrail askeri meşru biçimde savaş esiri
olarak alıkonuluyor. Ancak bu durum haberlere 'adam kaçırma' diye
yansıyınca, daha çok Filistinli sivilin katli fitilleniyor. İsrail
askerinin kaçırılmasından iki gün önce iki Filistinlinin alıkonulmasıysa
ilgi uyandırmıyor.
Af Örgütü'nün belgelediği gibi, İsrail hapishanelerindeki binlerce
Filistinlinin çoğuna işkence yapılması kimseyi ilgilendirmiyor.
Kaçırılan asker öyküsü, İsrail'in düzmece biçimde çekildiği Gazze'yi
yine işgale yönelik planının sorgulanmasını engelledi. Hamas'ın tek
yönlü ilan ettiği 16 aylık ateşkesin önemi, 'İsrail'i tanımaya' yönelik
anlamsız tartışmada kayboldu. İsrail'in Gazze'de uyguladığı devlet
terörü, dünyanın en yoğun yerleşime sahip bölgelerinden birine 9 bin top
mermisi ateşlemesi, uçakların alçaktan uçuşuyla ses patlaması yaratması
gözlerden kaçtı.
İsrail'in asıl düşmanı emperyal ABD
Alçaktan uçma emri veren Başbakan Olmert, "Gazze'de kimsenin uyumasını
istemiyorum" derken, çocuklar aklına gelmedi. Filistinlilerin de
kendilerini savunmak için Kassam roketleri fırlatıp sekiz İsrailliyi
öldürmesi, İsrail'in BBC'de kurbanlaştırılması için yeterli oldu.
Washington'da sadece sömürgeci nakaratı duydum, gerçeğe rastlayamadım.
Hizbullah'ın 'Suriye ve İran'dan destek' aldığı belirtilip,
bu ülkelere saldırı çağrısı yapılırken, ABD'nin hukuka saygısızlığı
rekor kıran İsrail'e sağladığı 3 milyar dolarlık uçak ve silahlardan
bahseden yok. Hamas'ın yükselişinin, Filistinlilerin 50 yıldır maruz
kaldığı zulme
yanıt olduğu hiç anlatılmadığı gibi, Hizbullah'ın eski İsrail Başbakanı
Ariel Şaron'un 22 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan Lübnan işgaline
direnme amacıyla kurulduğuna da değinilmiyor. İsrail'in yasadışı ve
şiddet dolu bir biçimde Filistin'in geride kalan yüzde 22'lik bölümüne
müdahale ettiğini, 11 bin evi yıktığını, insanların hastaneye ve okula
gitmesini bir duvarla engellediğini dile getiren yok.
'İsrail'in varlığına yönelik tehdidin' uydurma olduğu, tehlikenin
Araplar değil de, Siyonizm ve insancıl Yahudiliğin antitezi konumundaki
Yahudi devletini koruma altına alan emperyal Amerika olduğu söylenmiyor.
Konunun esası, aslında Filistinlilerin maruz kaldığı adaletsizlik.
Avrupa hükümetleri kenarda kaldı, sadece Hizbullah Filistin'in yardımına
koştu. Medya iki İntifada sırasında Filistinlilerin çoğu zaman sapan ve
taşla yaptığı kahramanca direnişe değinmedi. İsrail'in Batılı barış
gönüllüleri Rachel Corrie ve Tom Hurndall'ı öldürmesi, Filistinlileri
iyice yalnız bıraktı. BBC'nin bir programında, Maureen Lipman'ın tepki
almadan "İsrailliler için insan hayatı ucuz değil, karşı taraf için
ucuz" demesine izin verildi.
Lipman'a İsrail'in telef ettiği Gazzeli çocukları göstermeli. Filistinli
bir kadının hastaneye gitme isteği bilinçli olarak reddedildiği için
İsrail barikatında bekletilen arabanın koltuğunda doğum yapmasını
izletmeli. Babanın, buz gibi arazide taşıdığı yeni doğan evladının
ölümüne şahit olmak zorunda kalışını izletmeli.
George Orwell'in '1984'te nihai imparatorluğun tanımını çok iyi
yaptığını düşünüyorum: 'Durumun sertleşmesi... Yargısız hapsetme, itiraf
ettirmek için işkence yapma, insanları topraklarından sürme gibi uzun
süre önce terk edilen uygulamalara başvurur. Bunlar yine olağan olmakla
kalmaz, kendilerini aydın olarak niteleyen kişiler yapılanlara göz
yumar, savunur." (Britanya'da yayımlanan haftalık dergi, 31 Temmuz 2006)
|
|
Meydan İsrail'e kaldı
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194216
Roma konferansında ateşkes çağrısı yapılamadı. BM, kendi görevlilerinin
öldürüldüğü saldırıyı kınayamadı. İsrail'in çıkardığı sonuç şu:
Hizbullah'ı yok edene kadar savaşı sürdürme izni aldık
Gazze'de acı:
Lübnan'a iki haftadır bomba
yağdıran İsrail, Filistin'i de 'ihmal' etmiyor. Kente dün yapılan
saldırılarda ölenlerin yakınları gözyaşına boğuldu.
Fotoğraf: Reuters Dış
Haberler
|
|
|
Lübnan'da 587 okul sivil halk için ya sığınak ya da klinik
haline getirildi. FOTOĞRAF: REUTERS |
Okullar kliniğe dönüştürülüyor
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194150
BEYRUT - Lübnan'da bombardıman
altındaki kentlerde insani kriz derinleşirken onbinlerce insanın
sığındığı okullardaki sınıflar kliniğe çevrildi. Beyrut'ta Amerikan
Üniversitesi Hastanesi'nin 50 kişilik sağlık ekibi, su ve elektriğin
olmadığı 12 okulda kurulan geçici kliniklerde yaralıları iyileştirmenin
savaşını veriyor. Ülke genelinde 587 okul mültecilere sığınak olmuş
durumda. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Guterres ise yardımların
çok az bir kısmının Lübnan'a ulaşabildiğini, insani krizin sona
erdirilmesi için çatışmaların mutlaka durdurulması gerektiğini söyledi.
BM insani yardım koordinatörü Jan Egeland da, mülteci sayısının her gün
onbinler halinde büyüdüğünü belirterek, "İnsanlara yardım
götürebilmemizin tek yolu ateşkesin sağlanmasıdır" dedi. (Dış Haberler)
|
|
|
Lübnan'daki pek çok ceset gibi 11 kişilik İzzettin ailesinin
cesetleri de simsiyah kesmiş. Doktorlar, "Saç, sakal ve bıyıklar
yanmamış. Fosfor olsa yanardı" diyor. FOTOĞRAFLAR:
DHA |
Simsiyah cesetlerde kimyasal izi
İsrail'in kimyasal silah kullandığına dair yeni bulgular var. Sayda
Hastanesi doktorları, İzzettin ailesinin cesetlerini gösterdi. Tuhaf
biçimde kararan cesetlerde ne kurşun, ne yanık izi var
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194151
BEYRUT/GAZZE - İsrail'in sivil kayıpları artıran misket bombasından
sonra hem Lübnan hem Filistin'in Gazze Şeridi'ndeki bombardımanlarında
kimyasal kullandığı iddialarına dair yeni kanıtlar ortaya çıkıyor.
Bombardıman altındaki köylerden taşınan yaralılarla dolup taşan
Lübnan'ın Sayda kentindeki bir hastanenin morgunda tutulan cesetler
fosforun dışında bir kimyasal silah kullanıldığı kuşkusu uyandırdı.
Uluslararası Kızılhaç örgütü denetiminde bulunan Sayda'daki CHS
Hastanesi'nin morguna girip cesetleri görüntüleyen DHA, doktorların
İsrail'in kimyasal silah kullandığı sonucuna vardıklarını aktardı. Buna
göre, 17 Temmuz'da morga getirilen 11 kişilik İzzettin ailesinin
cesetleri tuhaf bir şekilde kararmış. Cesetlerin üzerinde ne en ufak bir
kurşun yarası ne de yanık izi bulunuyor. Üstelik tümünün saçları,
erkeklerin sakalları ve bıyıkları bile yanmamış. Otopsi sonucunda deri
altında yanık tespit edilememiş. Dr. Ali Mansur, kimyasal silah olmadan
tüm aile bireylerinin aynı biçimde ölmesinin mümkün olmadığını,
konvansiyonel silahların atıldığı yerde oluşan yoğun ateşin de saç,
sakal ve kılları yaktığını hatırlattı.
Fosfor değil
CHS Hastanesi'nde gönüllü olarak çalışan Paris Üniversitesi'nden Prof.
Beşir Cham, İsrail'in insanları kimyasal silahla öldürdüğünden emin
olduğunu söylüyor. Cham'ın tespiti şöyle: "Bu kez atılan bombalar daha
önce de örneklerine rastladığımız fosfor içerikli kimyasal silahlardan
farklı. Fosfor atıldığında vücutta parçalı yanık izleri olur. Ama burada
farklı bir durum var. Herhangi bir bomba olsaydı vücudun tamamının
kararması mümkün değildir. Çeşitli yanıklar olabilir, hatta ailenin bazı
bireylerinin kurtulması bile mümkün olabilirdi, ancak bu ailenin tamamı
aynı şekilde ölmüş. Bu kimyasal silah kullanımının kanıtıdır." Üç cesedi
laboratuvarda tutup bombalardaki etkin maddeyi araştırdıklarını belirten
Cham, "Otopsi sonucu aldığımız örneklerin bazılarını da üniversite
hastanelerine yolladık. Etkin maddenin ne olduğu ortaya çıkacak" dedi.
'Test' yazılı plastik
Lübnan Devlet Başkanı Emil Lahud, 16 Temmuz'da İsrail'in yangın bombası
ve eti kemiğe dek yakabilen fosfor kullandığını öne sürmüştü. İnsan
Hakları İzleme Örgütü de, misket bombası kullanıldığına dair ellerinde
fotoğraf olduğunu rapor etmişti.
İsrail'in 25 Haziran'dan beri Gazze'deki bombardımanlarında yeni
silahlar kullandığına dair kuşkular var. Gazze Şeridi'ndeki Şifa ve Deyr
Balah'taki hastaneye kaldırılan bazı hastalardaki yanıklar doktorları
şaşırtıyor. Deyr el Balah'ın 20 yıllık cerrahı Habes el-Vehedi,
"Organlarda kesilmeler var. Yanıklar genelde belden aşağıda. Bazı
hastaların vucütlarında röntgen cihazlarında görülmeyen ve yanıklara yol
açan şeffaf şarapnel parçaları bulundu. Bir hemşire vucüttan çıkarılan
plastik bir parça getirdi, üzerinde 'test' yazısı bulunuyordu" dedi.
İsrail ordusununu kullandığı kimyasalı tespit etme imkânları
bulunmadığını belirten Vehedi, "Bu yeni bir silah. Fosfor, kimyasal ya
da bir karışım olabilir. Kesin sonuçların gelmesini bekliyoruz"
ifadelerini kullandı.
'Sağırlaştım, giysilerim gitti'
Fransız 'Medecins du Monde'un Gazze'deki acil müdahale doktoru Regis
Garrigues ise misket bombası kullanıldığına dikkati çekiyor. Gazze'de
bacaklarından yaralandıktan sonra Şifa Hastanesi'ne kaldırılan 31
yaşındaki Hasan, başına gelenleri "Uçaktan atılan bir bomba patladı.
Gerçek bir cehennemdi. Kimyasal madde hissettim. Büyük acı veren bir
yanma oldu" diye anlattı. Deyr Balah'ta yatan ve tüm vucüdu yanıklar
içinde kalan 17 yaşındaki İsmail Saveferi de, "Gözlerimin önünde
parlayan bir ışık gördüm. Sağırlaştım. Giysilerim gitti, acilde
gözlerimi açtım" diyor. (dha, afp)
'Barış gücü intihar olur'
ABD'nin İsrail'in ateşkes şartlarıyla Lübnan'a dayattığı barış gücüne
katılmaya uluslararası toplum gönülsüz. ABD ile İsrail'in sıkı müttefiki
Avustralya bile: Barış olmadan barış gücü göndermek intihar görevi olur
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194149
KUALA LUMPUR/ANKARA/BEYRUT - Batı yanlısı Lübnan hükümetinin İsrail'in
durdurulması feryatlarına kulak asmayan ABD, İsrail'in de işgal zahmeti
ve askeri kayıplardan kurtaracağı düşüncesiyle hevesle sarıldığı
uluslararası barış gücünü Lübnan'a dayatmaya çalışıyor. Ancak önceki
günkü Roma konferansının fiyaskoyla sonuçlanmasının ardından, ne çapta
olacağı, nasıl oluşacağı ve hangi şartlarda Lübnan'ın güneyine
konuşlanacağı meçhul bu güce pek çok ülke katılmaya yanaşmıyor. Bu
konuda en çarpıcı saptama ise ABD'nin başmüttefiklerinden ve İsrail'in
Lübnan saldırısının destekçilerinden Avustralya'dan geldi. Malezya'daki
ASEAN toplantısında konuşan Avustralya Dışişleri Bakanı Alexander
Downer, Hizbullah'ın çekilme vaadi olmadan asker konuşlandırılmasının
'intihar görevi' anlamına geleceğini söyledi:
"Uluslararası barış gücünü intihar görevine göndermenin anlamı olduğunu
sanmıyorum. Öncelikle Hizbullah'ın çekilmesi ve bölgenin kontrolünün
Lübnan hükümetine geçmesi gerek. Bunlar olmadan barışçı anlaşma
yapamazsınız. Ancak barışçı ortam sağlandığında barışgücü
gönderebilirsiniz, aksi halde bu onları yıkıma yolladığınız anlamına
gelir." Ancak bu şartlarla yeni güce asker vereceklerini belirten
Downer, dört gözlemcinin öldürüldüğü BM gücündeki gözlemcilerinin
kalacağını, ama 12 barış gücü askerini çekeceklerini söyledi.
'Chirac aşağılık solucan'
Roma'da önce ateşkes, ardından da BM yetkisiyle kurulması şartıyla
Türkiye, İtalya ve İspanya yeni güce asker gönderebileceklerini söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac da NATO gücüne karşı olduğu, çünkü
NATO'nun İslam âleminde Batı'nın silahlı kanadı gibi algılandığı
mesajını gönderirken, Rupert Murdoch'un sahibi olduğu Britanya'nın en
çok satan gazetesi The Sun, Chirac'la uğraşmayı 'Aşağılık solucan' diye
niteleyerek sürdürdü.
Gül: Önce Filistin sorunu gelir
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise "Bölgede çatışmalar bitecek, sonra
istikrar gücünün gitmesi gündeme gelecek. Henüz sürecin çok başındayız"
diyerek Türkiye'nin bu koşullarda yeni güce katkı yapacağının altını
çizdi. Türkiye'nin bölgede barış ve istikrar için Filistin sorununu
temel alan kapsamlı çözümden yana olduğunu vurgulayan Gül, Rice'ın "Yeni
Ortadoğu'nun zamanı geldi" sözünü şöyle yorumladı: "Bölgede hiçbir şey
empoze edilip sağlanamaz. Sürece halklar katılırsa, istikrar gelir.
Zorlamalar olduğu için tarihi hataların neticeleri bugün ortaya çıkıyor.
Her şey görüş alışverişine dayalı bir fikir birliğiyle yapılmalı."
Mısır Dışişleri Bakanı Ebul Geyt de ateşkes olmadan uluslararası güce
katılmayacaklarını söyleyip, "Lübnan topraklarında bulunmayacağız,
herhangi bir Arap devletiyle İsrail'in safında olmak Mısır'ın görevi
değil" dedi.
Yeni güce Hizbullah'ı silahsızlandırma görevi verilirse, yabancı
askerlerin Şii gerillalarla çatışmak zorunda kalıp kalmayacağı başlı
başına soru işareti. ABD'nin eski İsrail elçisi Samuel L. Lewis, bunu,
"Asker verecek ülkelerde Hizbullah saldırılarını kaldıracak mide olup
olmadığı önemli" diye dile getirdi.
Tarih Lübnan bataklığına işaret
Tarih Lübnan'ın yabancı askerler için bataklığa döndüğüne işaret.
1978'te Lübnan'a konuşlanan ve bugün sayısı 2 bine ulaşan UNIFIL'in
çatışmaları önleme yetkisi yok. ABD'ye göre, salı öldürülen dört
gözlemci dahil UNIFIL'in can kaybı 300. 1982'de FKÖ'yü kovma niyetiyle
Beyrut'a dalan İsrail'in çekilişine gözetmenlik yapmak için ABD, Fransız
ve İtalyan askerleri gönderilmişti. Ama FKÖ'nün yerini dolduran
Hizbullah, 1983'te önce Beyrut'ta ABD elçiliğinde 63 kişiyi, ardından
ABD ve Fransız karargâhlarında 300 askeri öldürdü. Bu güç gidince
İsrail, Lübnan'ın güneyinde işgali kalıcılaştırdı, ta ki Hizbullah'a
yenilip 2000'de çekilinceye dek... (Dış Haberler)
|
|
|
İsrail ordusu, BM gözlemcilerinin uyarılarına aldırmayıp
karargâhlarını yerle bir etmişti. FOTOĞRAFLAR:
AFP |
BM'nin gömüldüğü an...
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194148
AFP
- NEW YORK - ABD'nin taş koymasıyla İsrail'e ateşkes çağrısı yapamayan
BM Güvenlik Konseyi, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde konuşlu BM geçici
gücünün (UNIFIL) dört gözlemcisini göz göre göre öldürmesini bile
kınayamadı. Kınama tasarısı, ABD'ye takıldı. Öldürülen gözlemcilerden
biri vatandaşı olan Çin'in hazırladığı başkanlık açıklaması, üç kez
yumuşatılsa da ABD'nin BM Temsilcisi John Bolton'u geçemedi. Bolton,
İsrail'in salı günkü saldırısını anmadan "Konsey BM personeline yönelik
her kasıtlı saldırıyı kınar ve kabul edilemez olduğunu vurgular" demekle
yetinen üçüncü versiyonu bile reddetti. Üstelik 15 üyenin oybirliğiyle
kabulü gereken açıklamanın yaptırımı da yok. Bunun üzerine Çin'in BM
Temsilcisi Wang Guangya, ABD'nin İran'a karşı BM kararı çıkarma
çabalarına atfen şöyle dedi: "Bunun İran'ın nükleer programı gibi kritik
konularda fikir birliğine varma çabalarına etkisi olacak."
BM, yerle bir olan Hiyam'daki gözlem merkezine 17 bomba ve 12 havan topu
atan İsrail'i altı saatte 10 kez arayıp uyardığını ve durma sözü
aldığını, ama dört havan topunun gözlemevine düştüğünü de rapor etti.
Fiyaskoyda biten Roma konferansı sonrası Ortadoğu diplomasisi Malezya'da
başlayan Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) forumuna taşındı.
İsrail: Roma'da savaş izni
verildi
|
|
|
İsrail güvenlik kabinesi bombardımanları artırma kararının
yanında 30 bin yedeği askere çağırdı. FOTOĞRAF:
REUTERS |
İsrail, fiyaskoyla biten Roma konferansından görev çıkardı: Hizbullah
yok olana dek savaş yetkisi aldık.
Savaş şiddetleniyor
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194147
BEYRUT/KUDÜS - Lübnan için ateşkes çağrısı bile yapamadan fiyaskoyla
sonuçlanan Roma konferansını savaşa icazet olarak yorumlayan İsrail, 16
gündür yakıp yıktığı bu ülkeye saldırıları artırdı. İsrail Adalet Bakanı
Haim Ramon, "Roma'da Hizbullah Güney Lübnan'dan yok oluncaya ve
silahsızlandırılana dek operasyonlarımızı sürdürmek için yetki aldık.
Tüm dünya biliyor ki Hizbullah'ın kazanması uluslararası terörün zaferi
demek, bu da felaket olur. Daha fazla ateş gücü kullanılmalı" dedi.
İsrail ordusu önceki geceden itibaren bombardımanları Lübnan'ın orta ve
doğu kesimlerine yayarken, dün toplanan güvenlik kabinesi kara
harekâtının sınırlandırılıp hava operasyonuna yeniden ağırlık verilmesi
ve daha fazla sayıda yedeğin silah altına alınmasını kararlaştırdı. Kara
harekâtının genişlemesine 'dur' denilmesinde güneydeki can kayıplarının
etkili olduğu belirtiliyor.
'Saldırı genişlemeyecek'
Yedek askerlerin sayısı 30 bin olarak tahmin edilirken, Savunma Bakanı
Amir Peretz, "Bu kararı, olası bir gelişmeye karşı önlem olarak aldık"
dedi. Askeri yetkililer, saldırıların önümüzdeki haftalarda da
süreceğini, ancak genişlemeyeceğini söylüyor.
Günlerdir güneyde Hizbullah'ın kalesi gösterilen Bint Cebel'e saplanan
İsrail güçleri, önceki gece Hiyam'a 400 bomba atarken, doğuda Bekaa
Vadisi, Baalbek ve Sayda, güneyde Sur'a füze yağdırdı. Yedi sivil öldü.
Lübnan Sağlık Bakanı Muhammed Halife, toplam ölü sayısının 600'ü
bulabileceğini söyledi. Yaralılar ise 1847'ye çıktı.
İsrail, kara harekâtında onlarca Hizbullah militanının öldürüldüğünü
açıklarken, ordunun performansı sorgulanıyor. Likudlu eski Savunma
Bakanı Moşe Arens, "Nasrallah bu işten yara almadan çıkarsa İsrail için
yıkım olur" derken milletvekili Ran Cohen, "Lübnan batağına batıyoruz.
Hizbullah bizi kendi toprağına çekiyor" uyarısı yaptı. Savunma uzmanları
da üç Apache helikopteri ve bir F-16 kaybedildiğini hatırlatıp
'Hizbullah'ın gücünü hesaplayamadık' eleştirisi yöneltti. (Dış Haberler)
'Aloo İsrail ordusu arıyor'
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194144
AP
- GAZZE - Lübnan ve Gazze'ye saldırılarında sivilleri de öldüren İsrail
ordusu, Gazze'de vuracağı evleri önceden arayıp uyarıyor: "Alooo İsrail
ordusu konuşuyor.
Evinizi terk etmek için sadece birkaç dakikanız var."
'İsrail şaka yapmaz'
İki eşi ve 19 çocuğuyla Gazze'de yaşayan Filistin güvenlik görevlisi
Ömer El Memluk, uyarı telefonu alanlardan: "Pazartesi 23.30'a doğru, cep
telefonumu gizli numaradan biri aradı, evimi terk etmek için birkaç
dakikam olduğunu söyledi. Bir arkadaşımın şaka yaptığını sandım. 'Ciddi
misiniz?' diye sordum. Karşıdaki ses 'İsrail ordusu şaka yapmaz' dedi ve
kapattı." Çocuklarını uyandırıp abisinin evine giden El Memluk, "Beş
dakika içinde evden çıktık. 25 dakika sonra vurdular" dedi.
Ancak İsrail'in 'yanlış numara çevirdiği' de oluyor. İbrahim Mahmud
pazar gecesi bir kadından benzeri bir telefon alınca 20 dakikada evini
boşaltmış. Bir kaç saat sonra aynı kadın arayıp, 'Hata yapılmış. Rahat
olun' demiş.
Notlar...
28/07/2006
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=194143
Belçika'da İsrail'e dava:
Lübnan asıllı iki Belçikalı, İsrail başbakanı, savunma bakanı ve
genelkurmay başkanını 'insanlık suçu işledikleri' savıyla mahkemeye
verdi. İsrail saldırıları nedeniyle evleri yıkılan ve tehlikeli şartlar
altında ülkeden kaçmak zorunda kalan Ali Abdul-Sater ve eşi Farkad El
Husseini, suç duyurusunda bulundu.
Gazze'de üç ölü: İsrail Gazze'ye saldırılarına devam ediyor. Dün
75 yaşında bir kadının yanı sıra 16 ve 23 yaşlarında iki kişi İsrail
ateşinde öldü.
Kaide'den tehdit: Kaide'nin iki numaralı ismi Eymen El Zevahiri,
El Cezire'de yayımlanan ses kaydında 'Lübnan ve Gazze'ye saldırılar
sürerse her yere saldıracakları' tehdidi savurdu. Zevahiri, "Kaide artık
tüm dünyayı savaş alanı görüyor. Bu Allah adına bir cihat" dedi.
|
|
Hüsnü Mahalli, Davul, zurna ve saz! 28 Temmuz 2006 Cuma http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=47929,10,110&tarih=28.07.2006
İsrail'in Lübnan'a saldırısının ikinci gününde sınır bölgesindeki BM
Barış Gücü'nün Fransız komutanının kendisine sığınan Lübnanlıları nasıl
kovduğunu ve İsrail uçaklarının da yollara dökülen bu Lübnanlıları nasıl
bombalayarak çoğunluğu çocuk 23'ünü öldürdüğünü ve 68'inin yaraladığını
yazmıştım.
Önceki gün ise 22 ülkenin bakanları Roma'da ateşkesi konuşurken İsrail
uçakları BM Barış Gücü gözlemcilerini bombalıyor ve 4'ünü öldürüyordu.
Ama BM'den kuru bir kınamanın dışında 'tıss' yok .
Üstelik Bakan Gül'ün de katıldığı aynı toplantıda İsrail'e 'saldırıyı
durdur' diyen de yok.
Çünkü ABD buna izin vermiyor ve müttefiği Avrupalı ülkeler sesini
çıkaramıyor.
Tıpkı 2002'de Cenin katliamları sırasında İsrail askerlerinin
Hıristiyanlar için en kutsal yer olan Beyt Lehim'deki Meryem Ana
Kilisesi'ni bombaladığı sırada sessiz kaldıkları gibi.
Bu gerçekleri görmeden Rice'ın palavra Yeni Ortadoğu'sunu anlamak hiç
kolay olmaz.
Ama yine de anlamak isteyenlere işte birkaç bilgi notu:
-1947'de Filistin topraklarını Yahudilere veren ve orada bir İsrail
devletinin kurulmasını sağlayan BM'nin ta kendisidir. Ancak aynı İsrail
o günden sonra hiçbir BM kararını uygulamamıştır.
Durum böyle olunca acaba hangi mantıkla BM Barış Gücü Lübnan'a gidecek
ve ateşkes sağlayacak.
Lübnan saldırısının ilk günlerinde yazmıştım:
'ABD, Lübnan'a göndereceği 'uluslararası güç' ile Hizbullah'ı ortadan
kaldırmayı planlamaktadır'.
Şimdi; Türkleri Irak'ta savaş ve cinayet ortağı yapamayan ABD ve
işbirlikçileri Türkiye'yi çok daha tehlikeli bir bataklığın içine
çekmeye uğraşıyor.
Lübnan'a asker gönderme karşılığında 'PKK Kartı'nı masaya koyuyorlar.
Şimdiden söylüyorum:
''Eğer herhangi bir neden ve hesapla Türkiye oyuna getirilir ve Amerikan
planlarının bir parçası olursa her iki alanda hiç kimsenin hayal
edemeyeceği kadar sıkıntı ve tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır.''
Bana göre bölgedeki ABD ve İsrail planlarının son hedefi Türkiye'dir.
ABD, 1 Mart yenilgisini, İsrail ise 'İslami kökenli' AK Parti'yi asla
kabullenemez.
Peki uygulamaya çalıştıkları plan ne?
1-Uluslararası Güç ile Lübnan'ı işgal etmeyi planlayan ABD buradaki
Hizbullah'ı tasfiye etmeye uğraşacak. Eğer Türkiye bu gücün bir parçası
olursa bu görev Türk askerine de verilecek.
Yani Sünni Türk askerleri, Şii Hizbullah'a karşı kullanılacak. Her
tarafı her türlü provokasyonlara açık olan Lübnan'da varın siz düşünün
gerisini!
2-Bununla yetinmeyecek olan ABD, Lübnan üzerinden Suriye'ye sataşacak,
kışkırtmalarda bulunacak ve gerekirse İsrail'i bu ülkeye saldırtacak.
3-Bu çabasının bir parçası olarak ABD, Şam'da askeri darbe yaptırmaya
çalışacak bunu da başaramazsa ülkede Alevi-Sünni çatışmasını
kışkırtacak.
ABD ve AB'nin son zamanlarda sık sık Alevi haklarından söz ettiği bir
dönemde böyle bir çatışmanın Türkiye'yi nasıl ve ne kadar etkileyeceğini
söylememe gerek yok!
Tıpkı Irak'ta Sünni -Şii çatışmasının Irak'taki Türkmenleri ve
dolayısıyla Türkiye'yi etkilediği gibi.
Unutmamak gerekir ki; bu çatışmayı ABD işgali başlatmıştır ve ABD
sürdürüyor.
Irak'tan gelen haber ve değerlendirmelere bakılırsa katliam şeklinde
devam eden Sünni-Şii çatışmanın büyük bölümünde CIA, MOSSAD parmağı ve
Amerikan yanlısı bazı Körfez ülkelerinin gönüllüleri ve parası var.
Bir düşünün; Suudi Arabistan yalnız son bir ay içinde ABD, İngiltere ve
Fransa'ya yaklaşık 15 milyar dolarlık silah siparişi verdi. Son 60
yıldır yaklaşık olarak bir trilyon dolarlık silah alan Suudiler acaba
bunları ne yapıyor?
Aynı Suudiler, 6 aydır İsrail kuşatması altındaki Filistinlilere beş
kuruş yardım yapmazken şimdi İsrail'in bombaladığı Lübnan'a 1.5 milyar
dolar yardım yapmaya hazır olduğunu söylüyor.
Çünkü yıkılan bir Lübnan, Amerikan müdahalesi için bir gerekçe olacak.
Irak'ın işgal planlarının başmimarı Paul Wolfowitz şimdi Dünya Bankası
ile bu ülkeyi işgal etmeye hazırlanıyor.
İşte Rice'in Yeni Ortadoğu'su böyle bir şey...
Yani işgal, yıkım ve her yerde kan.
Hep söyledim; bu İsrail ve ABD için genetik bir sorun.
ABD ve İsrail bu coğrafyanın her şeyinden nefret ediyor.
Bu coğrafya yok edilmediği sürece rahat edemeyecekler.
Yoksa olup bitenleri hangi sağlıklı akıl ve mantık anlayabilir,
açıklayabilir ya da kabul edebilir.
Biz 'anlıyoruz ve doğru buluyoruz' diyenlere ise Lübnan ve Filistin'den
gelen parçalanmış çocuk cesetlerinin görüntülerini binlerce kez
seyrettirilmelidir.
Bu da işe yaramıyorsa o zaman bu kişilere Lübnan'a gönderilmek istenen
NATO gücünde görev verilmelidir!
Nasıl olsa çok hevesliler kan görmeye.
Umarım oluk oluk akan Irak, Filistin ve Lübnanlıların kanına Türk kanı
da karışmaz!
Boşuna söylenmemiş:
'Anlayana sivrisinek saz, anlamayana Amerikan ve İsrail bombaları az.'
|
|
Hüsnü Mahalli, Oranlar ve
rakamların dili!
11.07.2006
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=46212,,110
Cumartesi gazetelerinin büyük bölümünde iki önemli haber vardı.
İlk haberin özeti şöyle:
İsrail Maarif gazetesinde yayımlanan bir ankete göre, İsraillilerin %
82si Hamas liderlerinin öldürülmesinden yana. Aynı ankete göre, -ki bu
bilgi Türk gazetelerinde yok-, İsraillilerin %52si sivilllerin ölümüne
neden olsa bile Filistin hedeflerinin bombalanmasını onaylıyor. Ve %53ü
İsrailin yılbaşında çekildiği Gazze bölgesini yeniden işgal etmesini
istiyor.
İkinci haber ise Amerikan Pew araştırma şirketinin Türkiyede yaptığı
bir kamuoyu yoklamasının sonuçları ile ilgili.
Bu yoklamanın sonuçlarına göre Türklerin % 63ü Filistinillere, %5i
İsraile olumlu bakıyor.
Aynı araştırmaya göre, Türklerin % 44ü Hamasın seçimlerden zaferle
çıkmasının Filistinliler için olumlu olduğuna inanıyor.
Araştırmayı bir Amerikan şirketi yaptığına göre bu sonuçlara şüphe ile
yaklaşılması gerektiğine inanmakla birlikte var olan verilerin ne anlama
geldiğine bakalım.
Bir tarafta insanlarının % 82si öldürmeyi yıkmayı ve yok etmeyi
destekleyen bir İsrail, öbür tarafta vatandaşlarının %5i böyle bir
İsraile olumlu bakan bir Türkiye.
Özetle Pew araştırmasına göre Türklerin %5i İsrailin yıkım ve ölüm
politikasına destek veriyor.
Olacak iş değil.
Mademki; bu insanlar İsraillilerin yaptıklarını hoş görüyor o zaman
onları sevindirecek biraz daha rakam verelim.
28 Eylül 2000de dönemin muhalefet lideri Şaron, iki bin askeriyle Akasa
Camiinin avlusuna girerek Filistinlileri kışkırtmıştı.
Bunun üzerine ayaklanan Filistinliler işgale karşı 39 yıllık
mücadelerinde İkinci İntifadayı başlattılar.
İşgalci İsrail ise doğal ve geleneksel olarak bildik yöntemlerle karşı
koydu.
Taş atan Filistinli çocuklara İsrail tankları füzelerle karşılık verdi.
İsrail askerleri, Cenin Kasabasına girerek en az bin kişiyi bir günde
öldürdü. Dönemin başbakanı Sayın Ecevit dayanamayıp İsraillilerin
yaptıklarını soykırım olarak niteledi. Bir yıl süreyle Yaser Arafatın
konutunu kuşatan İsrail askerleri, dünya televizyonlarının önünde
konutun duvarına işedi. İsrailliler bununla da yetinmeyerek
Hıristiyanlar için en kutsal yer olan Beyt Lehimdeki Meryem Ana
Kilisesini bile bombaladı.
Buna benzer olayları çoğaltabiliriz.
Ancak ben burada sizlere son 5 yılın toplam bilançosunu vermek
istiyorum.
Bu süre içinde İsrail askerleri 4420 Filistinliyi öldürdü. Tabii son
hafta öldürülen hariç.
Bu 4420nin 450si suikastlarla ...
Örneğin Hamas kurucusu ve lideri 77 yaşındaki ve sakat olan Ahmet Yasin
22 Mart 2004te namaz çıkışında caminin önünde uçaktan atılan bir füze
ile öldürüldü.
4420nin 282si kadın, 850si çocuk ve bebek ve 850si öğrenci.
İsrail askerleri aynı süre içinde Filistinlilerin 75 bin evini, 359
okulunu,17.836 işyerini, 21 cami ve kilisesini, aralarından itfaiye ve
ambulansın bulunduğu 8829 aracı bombaladı ve 200 binden fazla narenciye
ve zeytin ağacını yaktı.
Sanıyorum bu rakamlar İsrailin Filistin halkına ne tür acılar
çektirdiğini gözler önüne seriyor. Umarım İsraile olumlu bakan %5lik
Türkler durumlarını gözden geçirir ve İsrail karşı her mantıklı ve
vicdanlı insanın vermesi gereken tepkiyi gösterirler. Belki bu %5
aslında %2dir.
Çünkü Pew yetkilileri %3 lük yanılma payını peşinen kabul ediyor.
Ama İsraile olumlu bakanların oranı %2 olsa yine de fazla. Çünkü ben
onları yalnızca bazı gazete ve televizyonlara yazan ve konuşan birkaç
kişiden ibaret olduklarını sanıyordum.
Ama mademki daha fazlalar o zaman onlara Radikal gazetesinden yine
oranlı bir haber aktarayım :
1,4 milyon insanın yaşadığı ve 39 yıldır İsrail işgali altındaki Gazze
Psikiyarti Hastanesi Bölüm Başkanı Dr.Muhammed Ebu Sabaha göre korku ve
ümitsizlik akut stres bozukluklarına yol açıyor. İçine kapanma, görme ve
konuşma bozuklukları ve çocuklarda güven kaybı had safhada. 15 yaşın
altındakilerin %30ü idrarını kaçırıyor ve binde biri de akıl hastası.
Son not, şu anda sürekli bombalanan Gazzenin yüzölçümü 400
kilometrekaredir ve yaklaşık olarak Bakırköy kadardır!
|
|
İbrahim KARAGÜL
ikaragul@yenisafak.com.tr
İşte İsrail'in o korkunç planı!
4 AĞUSTOS 2006 CUMA
http://www.yenisafak.com.tr/ikaragul.html
1982 yılında Dünya
Siyonist Örgütü'ne bağlı Enformasyon Dairesi'nin İbranice yayın organı
Kivunim'de yayınlanan ve Kudüs İbrani Üniversitesi profesörü Israel
Shahak'ın İngilizce'ye çevirdiği "The Zionist Plan for the Middle East"
(Ortadoğu İçin Siyonist Plan) başlıklı rapor, bugün Müslüman dünyada
yaşananların adresini gösteriyor.
"Lübnan'ın tam
anlamıyla parçalanıp beş ayrı bölgeye ayrılması içerisinde Mısır, Suriye,
Irak ve Arap Yarımadası'nın da bulunduğu bütün bir Arap dünyası için bir
örnek teşkil edecektir. Tıpkı Lübnan gibi, Suriye ve Irak'ın da etnik
veya dini bölgelere ayrılması şeklinde ortaya çıkacak parçalanması
İsrail'in bölge için uzun vadeli amacıdır.
Suriye, bünyesinde
barındırdığı etnik ve dini yapılara uygun bir şekilde birkaç bölgeye
ayrılacaktır. Kıyı bölgelerinde Şii-Alevi devleti, Halep civarında Sünni
bir devlet, kuzey komşusuyla husumet içerisinde olan bir başka Sünni
devlet ise Şam'da kurulacaktır. Dürziler ise başta Huran ve Kuzey Ürdün
olmak üzere muhtemelen Golan'ı da içine alabilecek şekilde bir devlet
oluşturabilirler.
Araplar arasındaki
her türlü iç çatışma kısa vadede bizim lehimize sonuçlar doğuracaktır ve
Irak'ın da mezhepler çerçevesinde bölünmesi gibi çok daha önemli
hedeflere ulaşılması sürecini hızlandıracaktır. Tıpkı Osmanlı
yönetiminde Suriye'de olduğu gibi, Irak'ta da etnik ve dini bölgeler
şeklindeki parçalanmışlık mümkün gözükmektedir.
Bu çerçevede, üç (veya
daha fazla) devlet, Basra, Bağdat ve Musul gibi üç önemli şehir merkezli
olmak üzere bir oluşum sergileyecektir. Güneydeki Şii bölgeler,
Kuzeydeki Sünni ve Kürt bölgelerinden ayrılacaktır...
Büyük felaket kimi
bekliyor?
Küdüs'ün
kurtarılması için kurulan ve 57 Müslüman ülkeyi temsil eden İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) Lübnan'a saldırının başlamasından 23 gün sonra
toplanabildi. O da, dar bir katılımla. Arap ülkelerinin kerhen
katılımıyla. Lübnan yakılıp yıkıldıktan sonra. Bir milyon kişi mülteci
olduktan, yüzlerce kişi öldürüldükten sonra. Güya ses verdiler, ilk kez
bir krize karşı süslü ve gereksiz cümlelerin dışında bir şey söylediler:
"Ateşkes olsun!"
Kim duydu? Lübnan duydu mu?
Filistin duydu mu? İslam dünyası duydu mu? İsrail umursadı mı? ABD ve
İngiltere umursadı mı? Avrupa ve dünya ciddiye aldı mı? Elbette hayır!
Mısır ve S. Arabistan gibi, bölgedeki kanlı oyunu hala mezhep rekabeti
olarak algılayanlar yüzünden yaşanan bir fiyasko... Birkaç ülkenin iç
politikasına göre hareket eden ama temelde ABD/İngiliz emperyal
hülyalarına göre kendini konumlandıran bu örgütten kim, ne bekleyebilir?
Hiç kimse.. Ama alay konusu olmasınlar, bunu bari yapmasınlar artık!
Beş yıldır dünya tarihini
şekillendiren krizler yaşanıyor bu coğrafyada. İKÖ neye çözüm buldu,
hangi konuda bir söz söyledi ve tavır aldı? Afganistan ve Irak'ın işgal
edilmesine karşı mı? Irak'taki mezhep krizine ve bölünmeye karşı mı?
Oturumlarına bakın, gündemlerine bakın! Hemen hepsi ABD'nin,
İngiltere'nin dayattığı gündemler oldu. Hemen hiçbir toplantısı, hiçbir
gündemi, temsil ettiği insanların sorunları olmadı.
Müslümanlara yönelik işkence
kurumsallaştırıldı, İKÖ hiçbir çözüm üretmedi. Yeni sömürge dalgası
bizleri adım adım sardı, İKÖ hiçbir şey yapmadı. Bölgedeyi daha da
parçalanmaya sürükleyen stratejilere karşı hiçbir şey yapmadı. Etnik ve
mezhep çatışmaları çıkaranlara karşı hiçbir şey söylemedi.
Adaletsizliklere, özgürlük taleplerinin susturulmasına, fakirliğe karşı
bir şey yapmadı.
Ben bu örgütü şimdiye kadar hep,
bölgenin enerjisini boşa çıkaran bir yapı olarak gördüm. Bölgesel
direnci kıran, adalet ve özgürlük arayışlarının önündeki en büyük engel
olarak gözlemledim. Müslüman dünyanın temel sorunlarından hiçbirine
çözüm üretemedi. Bir vizyon çizemedi. Aksine haksızlıklara karşı
güçlenen direnci eritip bitirdi. Belki de en büyük başarısı burada.
Kuala Lumpur'daki toplantıda
konuşulanlar bir ümitsizliği yansıtıyor. İKÖ'nün çöküşünü. Başbakan
Tayyip Erdoğan'ın "Bugün dokunulmayanlar, yarın bana dokunulmayacak
rehaveti içine girmesinler. Aynı tarafsızlık, aynı durum onlara da
olabilir'' şeklindeki sözleri bir gerçeği en yalın haliyle ortaya
koyuyor. "Korkunç küresel yeni bir yangının, büyük bir felaketin bizleri
beklediğini söylemek kehanet olmayacaktır" cümlesi önümüzdeki on yılı
işaret ediyor. Ancak İKÖ'nün, bugünkü rejimlerin bu cümleleri algılaması
mümkün değil.
Yeni yüzyıla, yeni şartlara,
yeni fırsatlara, yeni tehditlere göre yepyeni bir temsil mekanizmasının
oluşturulması, yepyeni siyasi, ekonomik, askeri yakınlaşmanın
temellerinin atılması gerekiyor. Bölgedeki devletlerin ömürlerinin ne
kadar olacağının tartışıldığı bir dönemde, bölgeyi temsil ettiği
varsayılan bu örgütün geleceğinin olmayacağı bir gerçek. Çünkü,
ülkelerinden, topraklarından, tarihlerinden, kültürlerinden çok
saraylarını, altınlarını, Batı bankalarındaki paralarını, yolsuz ve
zalim iktidarlarını düşünenler, ABD işgalleri kadar, İsrail saldırıları
kadar bu topraklara zarar veriyor.
|