Yusuf Küpeli, Pisliğe basmak

 

İlk söz

İnsan, bazı zamanlarda, yolunda yürürken, dalgınlıkla veya yanılmasına yolaçan bazı başka nedenlerle ve yanlışlıkla yapışkan bir köpek dışkısına veya benzer farklı bir pisliğe basar. Bunu yapmış olan kişi, durumu farkedince, diğer tüm sorunlarını ve işlerini bir an için unutur ve miğde bulantısı ile ayakkabılarını sözkonusu pislikten temizleme işine koyulur… İçinde olduğumuz çelişkilerle dolu hastalıklı toplumsal yaşamda da köpek pisliğine basmaktan bin beter insani olaylar yaşanabilmektedir… İçinde olduğumuz yıllarda, dünyamızda, tüm insanları ilgilendiren alabildiğine önemli olaylar yaşanırken, malesef ben, halen, “ayaklarıma bulaşmış olan” ve zihnimi meşguleden bu pislikten kurtulma zorunluluğu hissetmekteyim. Aslında, sadece benim ayaklarıma değil, tüm topluma, insanların akıllarına değişik ölçülerde bulaşmış olan ve toplumu onyıllardır uyuşturmayı, özellikle bazı genç insanları ahmakça illizyonlara sürüklemeyi sürdüren pis bir zehirdir bu. Sentetik uyuşturuculardan beter bu zehir, sayısız alçakça yalanların eşliğinde, sahte düşlerle birlikte halen ölüm yaymaya, toplumsal demokratik süreçleri baltalamaya, bazı halk düşmanlarını gizlemeye yaramaktadır. Yabancı birtakım emperyalist servislerle birlikte bu zehri üretenler, insanların arasında, “solcu” etiketleri ile veya farklı etiketlerle dolaşıp durmaktadırlar…

 

Evet, içinde olduğumuz yıllarda, dünyamızda, tüm insanları ilgilendiren alabildiğine önemli olaylar yaşanırken, ben halen bu pislikle uğraşmak zorunluluğu hissetmekteyim. Toplumsal antagonizmalarla yüklü bu dünyamızdaki önemli olaylar hiç bitmeyeceği için, dikkatimi şimdilik sözkonusu “pisliğe” yöneltip, zihnimi bulandıran ve ayrıca toplumsal yaşamı da zehirlemeyi sürdüren bu iğrençliği bir an önce beynimden silip atmak, anlayabilen herkesi aydınlatmak istemekteyim…

 

Önce hemen kısca belirteyim... Duruşmalar sırasında lehime olacak, beni kurtarmaya veya sorumluluğumu azaltmaya yarayacak tek bir söz bile etmedim. Tam tersine, bana ait olmayan herşeyi de üstlendim; sözkonusu pisliği yaşamdan silip atabilirim düşüncesi ile, aslında hiç te öyle olmadığım, terörü durdurmaya çalışmış olduğum halde, “Ajanprovokatör durumuna düştüm, işçi sınıfı bizi yargılayacaktır!”, gibi sözler ettim... İnsani toplumsal anlamda harakiri yaparken, kendimle birlikte bu pisliği de kolayca yokedebbileceğim hayaline kapılmıştım...

 

1) “Komünist partisi kuruyoruz” yalanı, terörü durdurma çabası, “biz seni ciddiye almamıştık, seninle dalga geçmiştik” diyen Orhan Savaşçı ve Mamak Askeri Cezaevi’nin faşist iç emniyet amiri yüzbaşı hakkında kısa kısa

 

2) Kıskançlıkla başlayan soygunlar, hastalıklı soygun planı, “domuz bağı” ve Mesut Erdinç cinayeti, felç edilen adli mekanizma; görevlendirilmiş bir faşist katil tarafından öldürülen savcı Doğan Öz’ün Ecevit’e raporu, bu raporun başlayan terörün gerisindeki güç hakkında düşündürttükleri ve bazı ajanprovokatörler hakkında; anlaşılan, bilemediğimiz bir merkezin istemine uygun olarak aniden ve birlikte karar alınmadan İstanbul’a gidiş;  yine anlaşılan, bilemediğimiz bir merkezin istemine uygun olarak “Ankara’da eylem olmasın” israrı üzerine

 

3) Sahte birleşme teklifi, “sen ahlaksızın birisin” yanıtı, intikam planları; “Geçme namert köprüsünden ko sel aparsın seni, yatma tilki gölgesinde ko arslan yesin seni!”; “bu oğlum değil” ve “oğlum sen orada değildin” feryatları; anlaşılan birileri “Ankara’da eylem olmasını” istemiyordu; Çayan’ın “Bizler sadece militanız, asıl merkez Ankara’da!”, ifadesi ile Mehmet Ali Ağca’nın ifade benzerliği ve kaçırılma benzerlikleri

 

4) İran konsolosunun alt katında kiralanmış olan apartman dairesi; kaçırılacağı bilindiği ve tutulduğu yer dinlendiği halde kurtarılmayan konsol; ölümüne peşinen karar verilmiş olması nedeniyle yapılamıyacak taleplerin ardından öldürülecek olan konsolos; “şöför Mesut Erdinç cinayetinin kapatıldığı, bu konuda susulması gerektiği” bilgisi; “Bond” lakablı İbrahim Keskin’in cunta teklifi,İbrahim keskin ile buluşmayı organize etmiş olan Orhan Savaşçı’nın iğrenç yalanları ve Çayan’ın “Kontrol altında olursak daha iyi ya, birşey olmaz!” düşüncesi; Filistin’e gidemeyip te hapse girince yeniden yapışan Çayan’ın sahte yeminleri, yalanları üzerine 

 

5) “Piyango”dan çıkan başkanlık; asıl tezgahın kamuflajı “parti” ve “cephe” yalanları; “heşey o” ama kimlerle; “seninle arkadaş olmak istiyorum” yalanı ile başlayan ilişki; paranoid şizofren amcanın krizi; “Ben de artık iyi bir insan oldum, aranıza katılabilirmiyim?” numarası; gerçekten MHP’li faşist çevrelerden mi geliyordu?; Marks’ın lanetlediği terörist tipler

 

6) Cinayet silahı bireysel ilişkide olunulan bir kadına neden verilir ve askeri savcı neden bu olayın üzerine gitmez?; zapta geçirilmek istenmeyen Mesut Erdinç cinayeti; güvenlik güçlerini ve yargı erkini felç edebilecek güçte bir merkez; hastalıklı anti-sosyal ruhsal yapının oluşması üzerine düşünceler; izlenme ve “seni gizleyeyim” teklifi; jandarma kuvvetleri komutanı Org. Kemalettin Eken’i öldürme ve ayrıca Anıt Kabir’i bombalama teklifleri; ifadeye sokulmayan Yunan ateşesinin sevgilisi oyuncu kadın; kontra-gerilla izini gizlemeye ve lanetli terörü “Marksizm-Leniniz” gibi yansıtmaya yönelik ifade alma tarzı 

 

7) Kitleden kopuk lanetli terörü “Marksizm-Leninizm” veya “komünizm” gibi yansıtmaya ve terörün gerisindeki güç olduklarını gizlemeye yönelik sorgu tarzı; bizlerin teröre karşı çıkmış olduğumuzu görmezden gelen ve herkesi terörle bütünselleştirmeye ve olaylarda başrollerde olan ajanlarını gizlemeye çalışan sorgu yöntemi; kısaca “kontra-gerilla” denen yerdeki ve sonraki işkenceler; terörü batırabilirim düşü ile manevi harakiri çabası; halkın ekmeğine kasteden lanetli terörün kurumsallaştırılmasına yardımcı olan “sol” etiketli fırsatçılar...

 

8) “Nazım Hikmet’in mektupları” ve “bundan üç-dört yıl sonra devrim olacak değilmi” dayatması; “fena mı yaptım, çok güçlü bir örgüt varmış gibi gösterdim” çığlıkları; Genelkurmay veya Hava Kuvvetleri Personel Dairesi’nden alındıkları anlaşılan aynı tip vesikalık fotoğraflar; kitleden kopuk terörün yardımı ile ABD’nin “Yeşil Kuşak Politikası” doğrultusunda gerçekleşen 12 Eylül 1980 darbesi ve darbanin günümüze uzanan etkileri; terör sayesinde örgütsüzleştirilen toplum ve göz boyama aygıtına dönüştürülen “demokrasi”; Türkiye ve benzeri bazı labaratuar ülkelerde kazanılan deneyimlerle uluslararası köktendinci terör örgütlerin üretilmesi ve böylece Ortadoğu ülkelerine, Afganistan’a ve farklı coğrafyalara dış müdahale ortamları yaratılmıştır; uluslararası provokasyonlara yarayan terör örgütleri üretebilenler için daha küçük çapta “sol” terör örgütleri üretmenin kolaylığı üzerine

 

9) Terör tezgahının içinde açıkça gözüken CIA izleri; kaçışa yardımcı olma tavsiyesinde bulunan dört Amerikalı ile ilgili olarak general Memduh Ünlütürk’ün anlattıkları; iz silme cinayetleri ve daha fazla konuşmaması için öldürülen Memduh Ünlütük; çok şey bilen davanın savcısı Naci Gür’ün öldürülmesi ve “cinayet silahını Üsküdar-Beşiktaş arasında denize atmış olduğunu” anlatan hanımın askerliğini Türün’ün yanında NATO dinlemesi olarak yapmış olan eşi                 

 

10) Gerçekleri çarpıtma ve sulandırma peşindeki karanlık kişinin hakkımdaki ve diğer bazı kişiler hakkındaki  yalanları; anarşizm üzerine bazı notlar ve anarşizmi mahkum eden Karl Marks üzerine bir-iki söz; 23 Mart 1968 günü yapılmış olan FKF kongresi üzerine yalanlar ve gerçekler; 1968 sonunda benim başkan seçildiğim kongre hakkında yalanlar ve gerçekler; izin alınmadan ve link verilmeden sekiz yıldır yayınlanan “saçma sapan” yazım; “Dönüşüm” olayı üzerine yalanlar ve ikinci “Dönüşüm” olayı üzerine

 

11) “Dean Rusk olayındaki yiğitliğime gözleriyle tanık olan” Gün Zileli adlı düzenbazın yeni yalanları ve Dean Rusk olayının gerçeği; Gün Zileli adlı onursuzun “devrimci onur” dağıtarak kendisini pazarlama çabası ve kurgu bir “örgüt paranoyası” icadı ile İlyas Aydın cinayetindeki “kontra-gerilla” elini gizlenme, asıl suçluları aklanma gayreti; İlyas Aydın çinayetinden birinci derecede sorumlu olan Orhan Savaşçı’nın insanları aptal yerine koyması; Fethullahçı şemsiyesi altına girmiş eski bir faşist gibi Che Guevara’ya “katil” diyebilen, Nazi katilleri cilalayan ve Gnr. Evren güzellemesi yapan bir ahlaksızın, Gün Zileli’nin gerçek yüzünü anlamak; Naziler’in gerçekleri ve Nazi destekçisi Wall Street sermayesi üzerine notlar 

12) “Ben de artık iyi bir insan oldum; aranıza girebilirmiyim?”, diye sorulunca; “Elrom’u İlyas Aydın öldürdü” yalanına toplumun hazırlanışı, yalan öncesi “amcaya mektup” tezgahı; “Fenamı yaptım, örgütümüzü güçlü gösterdim; ortada güçlü bir örgüt varmış gibi yansıttım!” çığlıkları; kafasına 45’lik dayadığı kız cocuğunu kalkan yaparak kaçmaya çalışan kriminal karakterin gazeteden kesilmiş fotoğrafını göstererek, “bak bak, dünyanın heryerinde gerillalar böyle yapıyor” çığlıkları; “kontra-gerilla”nın işlerini meşrulaştırmaya yarayan hayali “cephe”nin olmayan yöneticileri, “Özel harb Dairesi Marksizmi”, Genelkurmay veya Hava Kuvvetleri Personel Dairesi’nden alınma aynı tip vesikalık fotoğrafla ve gerçek cepheler üzerine bilgiler; “imzamı habersiz kullandılar” ithamı ve ardından “ yeniden enseye tokat...”                                                

 

13) Tezgahın bozulmaması, yalanın açığa çıkmaması için, İlyas Aydın kaçmaya ikna edilmeli ve kaçakken öldürülmeli idi; kaçırılacağı bilindiği ve tutulmakta olduğu daire dinlendiği halde kurtarılmayan Elrom; Aldo Moro cinayetini çağrıştıran Elrom cinayeti; Çayan’ın “Elrom’u İlyas öldürmedi” itirafı ve ardından yalanları; yalanın sürmesi için aldatılarak Filistin örgütlerine kaçmaya ikna edilen ve orada öldürülen İlyas Aydın; ilerici subayları kurtarma, tasviyeleri engelleme düşü ile yazılmış “Elrom’u ben öldürdüm” mektubu; Elrom cinayeti ile devrilen Birinci Erim kıabinesi; Orhan Savaşçı’nın “asıl başkaları vardı” ve “şu herif te ölmesini bilemedi” kusmuğu                                                  

 

14) Savaşçı’nın sağ kolu rolünde kişileri örgütleyen, raporlar alıp tüm işleri çeviren, Zırhlı Tugay’ın ortasındaki askeri hapishaneden kaçırılma organizasyonunda baş rollerde olan, Kızıldere’ye gidişin organizasyonunda yeralan, el yazılarım olan kağıtları bağlı olduğu servise ileten, şöför Mesut Erdinç’i “domuz bağı” ile bağlayıp sonra da öldüren hava yer üsteğmenin, “neden kaçmadın?”, sorusuna, itiraf gibi tepkisi; savcının Mesut Erdinç cinayeti ile ilgili komplosu ve şantajı; Kızıldere trajedisi ve İlyas Aydın cinayeti karşısında Savaşçı’nın duyarsızlığı ve Kızıldere trajedisinden kazanç elde etmeye çalışan sözde “devrimciler”; ölüme yollamış olduğu arkadaşı yüzbaşı İlyas Aydın’dan, “İlyas Aydın gibi sıradan, orta zekalı bir şahsiyet”, diye aşağılayıcı tarzda sözedebilen Orhan Savaşçı’nın “Özel Harb Dairesi Marksizmi”; terör eylemleri yapanlardan ve anarşistlerden nefret eden Karl Marks                                                       

 

15) Tüm NATO ülkelerinde 1950’li yılların başında değişik adlarla örgütlenmiş olan “kontra-gerilla”; “özel harb”çi Sabri Yirmibeşoğlu’nun 6- 7 Eylül 1955 olayları ile ilgili itirafı ve Sabri Yirmibeşoğlu’nun Kıbrıs’ta ve “Özel Harb Dairesi”nde komutanlığı; Savaşçı’nın Kıbrıs’ta “mücahitler”e veya TMT adlı örgüte silahlı eğitim veren “özel harb”ci arkadaşı ve bu kişinin bizlere vermiş olduğu silahlar ve Savaşçı’nın bir başka yalanı; “sol” terörü manupule eden “Özel Harb Dairesi” veya “kontra-gerilla”; 12 Mart darbesini çok önceden bilen MOSSAD ile ilgili bir anı; “ülkenin varlığı silahlı bir tehdit altında imiş” faşist yalanı ile yasasızlığın meşrulaştırılması; “sol” terörün manupule edilişi ile ilgili gerçeği ağzından biraz kaçıran general Memduh Ünlütürk’ün bu “gevezeliğinin” bedelini yaşamı ile ödemesi; Amerikalı uzmanların Tağmaç- Türün ekibine, “Bırakın kaçsınlar ve bunların hapisten kaçmaları için de ne gerekirse yapın!”, tavsiyeleri; Maltepe’den kaçırılma arifesinde Savaşçı’nın İstanbul’a kursa yollanması ve Savaşçı’nın “İstanbul’a kursa yollanmış olduğunu bize önceden bildirmiş olduğu”, yalanı; kaçırılma tezgahının bizlerden gizleniş oyunu ve aynı askeri cezaevinden kaçırılan Mehmet Ali Ağca’nın hikayesi; Alp Arslan Türkeş’e göre Kara Kuvvetleri Komutanı Nurettin Ersin’in adamı olan Mehmet Ali Ağca; “Asıl başkaları vardı ama, herşeyi Batur puştuna yükledim!”, diyen Orhan Savaşçı’nın kastetmiş olduğu o “asıl başkaları” kimlerdi?, sorusu...

 

16) Haydarpaşa Askeri Hastahanesi’nde hazırlanmış olan “kaçış” provokasyonunu, provokasyonda rol almış olan aktörleri adları ile açıklamış olmam ve ardından özgür kalmam için başlatılan kampanya hakkında; Maltepe’den kaçırılış, MİT İstanbul Bölge Başkanı’nın alt katında oturan triportör sürücüsü ve Orhan Savaşçı’nın bir başka yalanı üzerine; metinde sık anılan “narodnik anarşizmi”; “narodnik anarşizmi” ve Lenin; pahalı ajanprovokatör Yevno Azev; “narodnik anarşizmi” ve Türkiye’de yaşanmış olan terör arasındaki temel farklar hakkında

 

17) Gün Zileli adlı karanlık kişinin, “arkadaşım” yalanlarından “paranoyak” karalamalarına atlaması ve aynı kişinin diğer bir-iki ahlaksızca yalanı; Zileli’nin, göreceli uzun bir yazımı, yazının adını değiştirerek sekiz yıldır link vermeden izinsizce yayınlıyor olması; gerçek yaşamımdan kısa bir-iki sahne; iz silme cinayetleri hakkında kısa bilgiler; Haydarpaşa Askeri Hastahanesi’nin bodrumunda, akıl hastalarının kaldıkları kapalı yerde yaşanmış acıklı-komik bir olayın kısaltılmış eksik öyküsü; yaşamım hakkındaki düşüncelerimden bazıları ile bu metnin şimdilik noktalanışı

 

 

EKLER

ek 1)  ajanprovokatörün hası, övünürken suçlarını anlatırmış

ek 2)  Vatandaşlıktan atılmış olmamı belgeleyen Resmi Gazete kopyası için bak

ek 3)  Bütün emekçilere, sosyalistlere, aydınlara açık mektup

ek 4)  tabancayı masanın üstüne koydum

 

 

Bağlantılı metinler

 

  Yusuf Küpeli, Kendilerine “komando” veya “ülkücü” adını takmış olan faşistlerin ilk saldırıları ve Ankara Üniversitesi’ne bağlı Siyasal Bilgiler Fakültesi, ya da “Mülkiye” öğrecilerinin bir dönem neredeyse bütünüyle nasıl sosyalist eğilimli oldukları üzerine

 

  Yusuf Küpeli, Öldürmeye gelmiş olanlar, “Perdeleri aç orospu çocuğu!”, diye bağırıyorlar ve darbe atışları yapıyorlardı...

 

   Yusuf Küpeli, “Politikacı” olmadığım; Türkiye’yi 1983’de değil, 1980 baharında gizlice terkettiğim; ve ayrıca, bazı kirli karanlık işler, yaşamımdan bazı ilginç kareler üzerine

 

  Yusuf Küpeli, Çorbaya kaçan sirke sineği, ya da bir komik yalancı, ve Filistin’in Kurtuluşu İçin Demokratik Cephe üzerine gerçek notlar

 Yusuf Küpeli, Halkın ekmeğine ve özgürlüklerine saldıran 12 Eylül darbesi; hazırlık tatbikatı 12 Mart darbesi ve dünyanın en ünlü ajanprovokatörlerinden biri üzerine kısa notlar 

 

http://www.sinbad.nu/