|
Hülya Küçükarasın bir gazeteciye yolladığı ve çok az kısmı basına yansımış olan aşağıdaki mektubu Sinbada ulaştırılmıştır. Adlar dışında kalan -Mikrosoft ile ilgili- anlatımların yayınlanması yararlı bulunmuştur. Sonuçta, bir- iki cümle dışında mektubu Sinbada yerleştiriyorum. Ekler de Hülya Küçükarasın çalışmasının ürünüdür. İyi okumalar dileğiyle- Sinbad |
|
Hülya Küçükaras, BILL GATES MICROSOFT- AKP
600 bin öğretmene eğitim tekel tartışması yarattı
Bilişim eğitimi tek bir tekele emanet edilemez
Avrupa'daki gelişmelerin örnekleri
|
|
Hülya Küçükaras hk@ada.net.tr
Biliyorsunuz, Microsoft'un sahibi ve başkanı Bill Gates, 29 Ocak 2005 Cumartesi günü başbakan ile üç saatlik görüşme yapmak üzere Türkiye'ye geliyor. Bir ülkenin başbakanının bir firmanın sahibi ile görüşmesi ne denli onur kırıcı ise bu görüşmenin ardındaki niyet de bir ülke için o denli tehlikeli... Bilişim ürünleri, diğer birçok alandan farklı olarak, pek göze çarpmadan yaşamın her alanında sinsice etkili olurlar. Herhangi bir bilişim ürününün kullanıcısı olduğunuzda alışkanlıklarınız, çalışma ve hatta düşünme biçiminiz, o ürünün -siz ayırdında olmadan- size öğrettikleri ile yönlendirilir. Türkiye'deki bilişimciler ne yazık ki mesleğin bu etkisini tartışmaktan ve ortaya koymaktan uzak durmaktadırlar. Gelecek kuşakların, "bilgisayar eğitimi" ya da "bilgisayar okuryazarlığı" gibi neredeyse kutsallaştırılmış (!) hedefler uğruna bir firmanın ürünleri ile eğitilmesi -ve tabii yönlendirilmesi- de birkaç gözüpek bilişimci ve bilişim kesimine gönül vermiş gazeteci dışında kimsenin umurunda değildir.
Microsoft'un MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) ile işbirliği Türkiye'ye değil ama Microsoft'a çok önemli katkılar sağlayacaktır. Uyuyan -uyutulan- Türkiye, özellikle dünyada pazar yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan, üstelik pazardaki yayılması ve tekel olma girişimleri doğrudan ülke yönetimlerinin desteği ile engellenen Microsoft için bulunmaz nimettir.
Sözümona öğretmen eğitimi için ihalesiz ve engelsiz bir atakla Türkiye'yi can damarından yakalayan firma, geleceğin kuşaklarına "bilgisayar"ı Microsoft ürünleri olarak tanıtmak ve öğretmek hedefini onikiden vuruyor. Bundan sonrası olsa olsa ürün bağımlılığı edinmiş bir kuşağın tutsaklığıdır: "Sen yeni şeyler üretme ey Türkiye, sen hiç düşünme; biz düşündük ve ürettik, sen satın al yeter; gereğince kullanamasan da olur!"
Ben bu konuda daha fazla yazmayacağım. Yeri geldiğinde -gazetenizin köşelerinin bizler için açık olduğu inancıyla- yayımlanmak üzere birkaç satır gönderirim.
Aşağıda EKLER başlığı altında topladığım site adreslerinde ve yazılarda MEB'deki gelişmeler ve dünyada bu konuda izlenen yollarla ilgili bilgileri bulabilirsiniz.
Arkadaşlarımla birlikte Bill Gates'in gelişine ve hükümetin sinsi çabalarına dikkat çekmek için uğraşıyoruz. Stratejik ortağımız (!) ABD'den daha stratejik ortağımız Microsoft'a hoş geldin demeyi biz de içimize sindiremiyoruz!..
Benim dikkat çekmek istediğim başlıca konular ise şunlar:
- MEB, öğretmen eğitiminin içeriğini belirlemeden konuyu yalnızca Microsoft ürünlerinin eğitimine mi indirgemektedir?
- Öğretmen eğitimi, neden hiçbir ihale yapılmaksızın Microsoft'un bağışlarına bırakılmaktadır?
- SENTİM, bakana yakınlığı ile bilinen bir bilişim şirketidir. Bu konudaki rolü ve kazancı nedir?
- Türkiye'yi tutsak almaya gelen Bill Gates, milyonlarca dolar kazanacağı Türkiye'de yazılım ürünleri geliştirmek için yatırım yapmayı düşünmekte midir? (Yabancı sermaye peşinde koşan Türkiye Bill Gates'e yalnızca "bana bilgisayarı öğret" mi demektedir?)
Biz bilişimciler bu soruları soramasak da gazeteciler sorabilsinler istiyorduk ama, 29 Ocak 2005'teki ziyarette bir basın toplantısı yapılacak mı bilemiyorum. Gene de Bill Gates işini yapıyor; önemli olan bizim hükümetimizin ne yaptığı. Dolayısıyla soruları -ABD ve firmaları adına- bizi yönetenlere sormak ve sanıldığı gibi uyumadığımızı göstermek isterdik doğrusu...
600 bin
öğretmene eğitim tekel tartışması yarattı TİMUR SIRT Bilişim eğitimi tek bir tekele emanet edilemez http://www.gorkemcetin.com/index.php?option=com_content&task=view&id=87&Item Hakan Şimşir, TÜBİDER e-posta listesine yazdığı bir mesajda, MEB yetkililerinin son zamanlarda üst üste aldığı hatalı kararları eleştiriyor. * * * Türkiye bilişim teknolojileri alanında son yıllarda önemli gelişmeler ve ilerlemeler kaydediyor. Toplumun bilgi teknolojileri sahipliği, kullanımı ve bu alanda ihtiyaç duyduğu bilgi ve eğitimi önceki yıllara oranla daha hızlı ilerliyor. Ancak bu alanda atılacak çok adım ve gidilecek uzun bir yol olduğunun da altını çizmekte yarar var. Türkiye, eşdeğer ülkelerle kıyaslandığında bilgi teknolojileri alanında oldukça geri bir noktada duruyor. Özellikle Türkiye'nin tam üyelik hedefiyle bağlandığı AB üyeleri ya da üye adayları ile karşılaştırıldığında bu tablo tam olarak ortaya çıkıyor. Türkiye'de kamu yönetimi bu tablonun farkında olarak ve eksikliklerin giderilmesine yönelik yavaş ama önemli adımlar atıyor. Bunların arasında en önemlilerinden biri Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü bilgi teknolojileri eğitimi ve bilgisayar destekli eğitim çalışmaları. Bir yandan okulların bilgi teknoljileri alt yapısına kavuşmasına dönük adımlar atılırken, bir yandan da öğretmenlerden başlayarak girişilen bilgi teknolojileri eğitimi çabaları bulunmakta. Ancak tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye için son derece tehlikeli ve gelecek için önemli riskler taşıyan bir adım attı. Öğretmenlerin bilgisayar eğitimini yazılım alanında bir dünya tekeli olan dünyanın bir çok ülkesinde haksız rekabet ve yasaların ihlali ile suçlanan firmanın insafına terk etti. Öğretmenlerin bilgisayar eğitimini Microsoft ürün eğitimine dönüştürecek olan bu adım, eğitim camiasının Microsoft ürünleri dışında bir ürünü kullanır olmasını ve öğretmenler başta olmak üzere milli eğitim bünyesinde yer alanların bilgi teknoljilerini her bakımdan bilen, kullanan ve öğreten olmalarını engelleyecektir. Kullanımları ve gelişimleri giderek yaygınlaşan, özellikle kurumsal düzeydeki uygulamalarda microsoft ürünlerinden daha fazla tercih edilen başta açık kaynak kodlu yazılımlar olmak üzere diğer ürünlerin cahili insan yetiştiren bir bilgi teknoljileri eğitimine kapı açan bu uygulama ile Türkiye'nin bilgi teknoljileri eğitim alanında istediğini elde etmesi mümkün olmayacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın Microsoft ile girdiği işbirliğinin sonucunda Microsoft ürün eğitimi almış öğretmenler yetiştirilecektir. Zaten programın adı da Microsoft Öğretmen Eğitim Akademisi'dir. Neden Milli Eğitim Öğretmen Eğitim Akademisi değil anlamak mümkün değil. daha doğrusu son derece anlaşılır biçimde Microsoft akademisi. Bu bile bunun bir teknoloji eğitimi değil, bir ürün eğitim olduğunu gösteriyor. Bilgi teknolojileri eğitimi için oluşturulan öğretmen portalının içerdiği alanda var olan tüm ürünlere açık olması gerekir. Aksi durumda Bakanlık Microsoft ürünlerinin eğitimcisi durumumuna düşerek, firmanın ticari faaliyetlerine destek vermiş olur ki bu başlı başına kamu kurumlarının tarafsız ve piyasa düzenleyici olma vasfına aykırıdır. Kamunun eğitim için gerekli altyapıyı oluşturmak ve bunu yaparken ticari amaçla kurulmuş ve üretilmiş bulunan ürün ve hizmetler karşısında eşit ve aynı mesafede durmak temel görevidir. MEB, Microsoftla girdiği bu işbirliğinde bu en temel ilkeyi gözardı etmiştir. Türkiye'nin milli eğitiminden sorumlu bir bakanlığın piyasada tekel komununda bulunan bir firmanın ürün eğitiminin yayfınlaşması için özel bir rol ve görev üstlenmesi yanlıştır. Bu aynı zamanda kamu yönetiminin tarafsızlığını ve objektifliğini yitirmesi anlamına da gelecektir. Türkiye'nin bilgi teknolojilerini marka ve ürün bağımsız olarak kullanan, geliştiren, öğrenen bir uygulamaya ve düzenlemeye ihtiyacı vardır. Dünya ile rekabet edebilir olmanın ve bilgi teknoljilerinden gelişkin bir endüstri ve piyasa yaratmanın yolu buradan geçmektedir. Tek bir ürüne bağımlı, bilgi teknoljilerinin diğer ürünlerini bilmeyen, tanımayan ve kullanamayan bir öğretmenler ve öğrenciler kuşağı esas olarak Türkiye'nin bilgi teknoljileri alanında yapacağı atılım bakımından ülkemizin kaybı olacaktır. Bakanlık bu yanlış ve eksik adımını düzeltecek bir girişimi hızla başlatmalıdır. Microsot ürünleri de dahil, başta Linux olmak üzere uluslararası yazılım ürünlerinin öğretmen ve öğrenci eğitimlerinin yer aldığı yeni bir uygulama başlatmalıdır. Eğer Microsoft firması Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğretmen eğitiminin gönüllü üstlenicisi olacaksa, bu uygulamanın içine Linux dahil uluslararası geçerlilikteki diğer yazılım uygulamalarının eğitimini de almalıdır. MEB Microsoft firmasına öğretmen eğitimleri için Linux dahil diğer uygulamaların eğitimininde aynı program içine alınmasını şart koşmalıdır. Eğer uygulama bu hale getirilmez ve bu kabul edilmez ise Microsoft'la girişilen işbirliği protokolü iptal edilerek öğretmenlerin bilgisayar eğitimine tüm yazılım uygulamalarına açan yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Hiç kimsenin ve hiç bir kurumun ülkenin geleceğini uluslararası bir tekelin ürün ve pazarlama stratejilerine bağımlı kılmaya, eğitim alanında bir tekel yaratmaya hakkı yoktur. Bu başta bu girişime yol verenler dahil ülkeyi yöneten herkesin ayıbı ve kaybı olacaktır. MEB yetkililerini bu konudaki tutumlarını değiştirmeye çağırırken, Hükümeti de yanlışlığı ortadan kaldıracak gerekli adımları atmaya çağırıyorum. Bu aşamada bilişim sektör örgütlenmelerine ve mensuplarına da önemli bir görev düşüyor. Bakanlığın bu konuda uyarılması ve düzenlemenin yeniden ve tüm ürünleri ve uygulamaları kapsayacak biçimde düzeltilmesi istemi tüm kanallardan MEB iletilmelidir. Hakan Şimşir
Linux İnternational tarafından düzenlenen toplantıda, Milli Eğitim Bakanlığı'na yeni bir yazılım sistemi önerildi. http://www.bildirgec.org/node/19304 "Okulinux" işletim sisteminin tüm öğretmen ve öğrencilere dağıtılması öneriliyor. haberin kaynağı Turkinternet sitesinden ulaşabilirsiniz arkadaslar.
Avrupa'daki gelişmelerin örnekleri: http://www.washingtonpost.com/ac2/wp-dyn/A59197-2002Nov2 http://www.businessweek.com/magazine/content/04_45/b3907083_mz054.htm Yazı-1: Ülkelerdeki Durum (Aşağıdaki metin bir e-posta iletisinden alınmıştır) Verilen milyonlarca dolarlık yazılım ücretleri düşünüldüğünde, kimi ülkeler kendi yazılımlarını kendilerinin üretmesi gerektiğini farkettiler. Nitekim; İspanya, Çin, Malezya gibi ülkeler kendi içlerinde ordularına ve hükümetlerine dünya standartlarıyla uyum sağlayabilen yazılımları üretmede çok önemli bir yolu almış durumdalar. Bu eğilime ilginç bir örnek olarak Almanya'yı göstermek mümkün. Almanya, orduda ve kamu projelerinde kullanılmak üzere Linux tabanlı iki işletim sistemini Siemens'e ürettirdi bile... Türkiye bu konuda şanslı bir ülke. Zira açık kaynak program kodu ile çalışan ve bu konuda hayli ilerlemiş firma ve akademisyenlerden oluşan bir grup, Türkiye'de ciddi çalışmalar yürütüyor. Türkiye, bir yıl içinde kamu ve ordu bünyesinde kullanılabilecek güvenliğe sahip bir işletim sistemine sahip olabilir. Bilgi güvenliğinin en büyük açığa neden olduğu yer, işletim sistemleri. Bir işletim sistemi, bilgisayarınızdaki programların nasıl çalıştığını, dışarıdaki dünya ile nasıl iletişim kuracağını söyleyen bir temel program şeklinde düşünülebilir. İşletim sistemlerinin güvenilir bir hale gelmesi ise zor bir süreç. Dünya'da her an yeni veri ve bilgi üretiliyor. Bu verileri işlemek ve tasnif etmek için de bilgisayarlardan yararlanıyoruz. Kim olduğumuzdan, uçaklarımızın nasıl yönetileceğine, silahların kullanımından, kredi kartları ile yaptığımız alışverişe kadar herşey bilgisayarlar üzerinde duruyor. Ya onlara birşey olduğunda neler yapacağımızı bilmiyorsak, ne kadar güvenilebilirler? Hele hele bu tehlike, yazılımın bizzat kendisinden geliyorsa... * * * Serbest yazılımı desteklemek, açık kaynak kodlu işletim sistemlerinin kullanımını yaygınlaştırmak ve bilinç oluşturmak, "bilgi güvenliği"nde tekellerin bağımlılığına engel olmak için Türkiye'nin tek şansıdır. Olur da TSK, açık kaynak kodlu yazılımları daha uyumlu, daha standart, daha az bağımlı, daha az maliyetli, ama aynı zamanda daha çok performanslı, daha çok verimli kullanmak için yöntemler araştırmak isterse, kendilerine seve seve yardımcı olabilirim. Bu arada (TBD hariç) Türkiye'de bilişim alanında faaliyet gösteren pek çok dernek ve oda resmen açık kaynak kodlu sistemlere desteğini net bir şekilde sunarken, TBD'deki yeni yönetimin vizyonu içinde bu konunun olmasını beklerim. * * * Konu ilginizi çekiyorsa, geçen aylarda savunma ve strateji dergisinde yayınlanan bir yazının içinden küçük bir alıntıyı aşağıya yapıştırıyorum. Linux ve açık kaynak kodlu yazılımlar üzerine araştırma yapan, ya da ötesinde elini taşın altına çoktan sokmuş 45 kadar ülke arasından bazılarının ne yaptığını okuyabilirsiniz: ÇİN HALK CUMHURİYETİ Hong Kong, son üç yılda çeşitli kritik noktalara yüzden fazla Linux sunucusu yerleştirdi. Pekin Hükümeti de, kamu kurumlarını Red Flag (Kızıl Bayrak) Linux ile donatıyor. YUNANİSTAN 12 bin kadar orta öğretim kurumunun laboratuarına hem Linux, hem de Windows kurulu durumda. Böylelikle Yunan Hükümeti, genç nesillerini şimdiden alternatif işletim sistemlerini alıştırmaya başladı... Yunanistan'ın sekiz yıl içinde dünyanın en deneyimli ve tecrübeli sistem yöneticilerine sahip olacağı söyleniyor. İTALYA İtalya'da önceleri bir grup emekli öğretmen ve yazılımcının başlattığı "Software Libero Scuola" adlı girişim, tüm öğrencilerin bilgisayar sahibi olmasını hedefleyen bir büyük kampanyaya dönüştü. Kampanya çerçevesinde, ilk beş yıl içinde 11 milyon adet (rakamla:11.000.000!) Linux tabanlı bilgisayarı okullara dağıtmayı hedefleyen İtalyanlar, bu yolda şimdiden epey bir mesafe kaydettiler. İSPANYA İspanya'nın en fakir bölgesi Estremadura'da Eyalet Meclisi, bölgede eğitim hamlesi başlatmak için bir ihale açar. İlk ihaleye, aralarında Microsoft'un iş ortaklarının da bulunduğu çeşitli konsorsiyumlar çift haneli milyon dolarları aşan teklifler verir. Kıyıda köşede bir yerde duran Linux'cuların teklifi ise rakiplerinin yaklaşık sekizde biridir. Hikaye burada daha da ilginç bir hal alıyor. İhalenin Linux'a gitmesinden korkan Microsoft cephesi, kesenin ağzını açar: "Size 8 bin işletim sistemini hediye edelim!" teklifinde bulunur. Penguen dişlerini gösterir, geceli gündüzlü çalışılarak bir haftada 80 bin CD'ye Linux İşletim Sistemi yazılıp (Nasıl olsa bedava!) belediye binasının önüne bırakılır! İhalenin kimde kaldığını söylemeye gerek yok... Estremadura Eyalet Meclisi, 80 bin öğrenci ve 1500 öğretmene Linux İşletim Sistemi yüklü sistem kurmakla meşgul bu aralar... TAYLAND Ülkede, National Electronics and Computer Technology Center adı altında faaliyet gösteren teknoloji grubu, kamu kurumlarndaki masaüstü ve sunucularında kullanılmak üzere bir Linux dağıtım ağı geliştirdi. Tayland askeri kademeleri de proje ile yakından ilgileniyor. FİNLANDİYA Linux İşletim Sisteminin ilk tohumlarının atıldığı ülkede, geçtiğimiz aylarda 13 farklı devletten temsilciler bir araya gelerek, kamu kurumlarında sadece Linux'un kullanılmasına ilişkin çalışmaları başlattılar. Fin Hükümeti, memurlarına Linux İşletim Sistemi dersi veriyor. Dünyanın bu en zengin ülkesindeki kamu kurumlarında Linux'un kullanılmasına ilişkin bir de tavsiye karar çıktı! PERU Kamu kurumlarında serbest yazılım kullanılmasının önünü açan bir kanun tasarısı gündemde. Bu kanunu bir Peru'lu milletvekili ile Microsoft arasındaki "Yapacağız, yapamazsınız" minvalli yazışmalar internet ortamında elden ele dolaşıyor... GÜNEY KORE Güney Kore'de kamuda en çok kullanılan Hancom Office paketi, bir yerli firmanın ürünü. Hancom Office, dört ay kadar önce 120 bin ek paket satın alarak, Kore'nin dört bir yanındaki kamu kurumlarına dağıttı. Bu sene Hancom sayesinde kamuda 26 milyon dolar tasarruf sağlanacak! ALMANYA Alman Teknoloji ve Eğitim Bakanlığı, iki yıldır ülkede yapılan tüm Linux konferanslarına sponsorluk sağlıyor. Dünyanın en güçlü şifreleme programı olduğu iddia edilen Open PGP'yi geliştiren Alman yazılım uzmanlarına da ciddi bir destek söz konusu. Geçtiğimiz aylarda alınan bir karar ile Alman Parlamentosu'ndaki 150 Windows sunucu Linux ile değiştirildi. IBM ile Almanya İçişleri Bakanlığı arasında varılan bir antlaşmaya göre de, SuSE Linux yüklü sistemler hükümete yüksek bir indirimle satılacak.
Yazı-2: Avrupa'dan Bir Örnek (bir e-posta iletisidir) ----- Original Message ----- From: Ethem Derman <ethem.derman@ankara.edu.tr> To: <tbd-forum@tbd.org.tr> Sent: Thursday, March 25, 2004 1:28 PM Subject: [tbd-forum : 3811] MicroSoft Surekli Cezalandiriliyor!!! Asagidaki haber bizim NTV televizyonunda da verildi. belki duymamissinizdir diye foruma gecmekte yarar var. Avrupa Birligi Microsoft'a yine tekel olmaktan kaynaklanan kucuk bir ceza kesmis. Eger ceza buyuk olsaydi BSA'nin fazla mesai yapmasi gerekirdi ama 613 milyon dolar nedir ki!!! Linux'a niçin ceza vermiyorlar? Ethem Derman ethem.derman@ankara.edu.tr
EU SLAPS MICROSOFT WITH $613M FINE The European Commission, which enforces European union antitrust law, has declared Microsoft an abusive monopoly and levied a fine of $613 million. It also has ordered Microsoft to unbundle its Windows Media Player application from its Windows operating system and offer computer makers a choice of installing the streamlined version instead. Finally, Microsoft must, within 120 days, divulge previously proprietary information about how Windows works so that rival software companies can tailor their products to work with it. More than 95% of the world's PCs are powered by Windows software. Microsoft says it will appeal the ruling, but European competition commission Mario Monti appeared unfazed. "I am confident that we have produced here a decision that will stand before any appeal," said Monti. Meanwhile, Goldman Sachs analyst Rich Sherlund downplayed the severity of the ruling: "I am not really concerned about the fine. It represents about two weeks of cash flow for Microsoft. And unbundling the music player is something they can live with." (New York Times 24 Mar 2004) http://www.nytimes.com/2004/03/24/business/24CND-SOFT.html Yazı-3: Sol Dergisindeki Bir Makale
|