Yusuf Küpeli, ABD yönetiminin Irak’a yönelik politika değişikliğinin arifesinde

Türkçeye çevirdiğim aşağıdaki metin, ya da Irak aşiret reislerinin ABD Kongresi’nde çoğunluğu sağlamış olan Demokrat Parti temsilcilerine yolladıkları mektup, Irak’a yönelik ABD planlarının ve dolayısıyla BOP projesinin iflasa sürüklendiği bu günlerde kaleme alınmıştır… (...) ABD yünetimi, “Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan da olabileceği”, gerçeğini görmeye başlamıştır. Gücünün heryerde birden savaşmaya yetmeyeceğini Irak halkı ABD’ye göstermiştir ve nükleer silahlar kullanmaya kalması da çözüm getirmeyecektir... Bu durum daha önce Sinbad’da yayınlanan yazılarda dile getirilmiş, ABD yönetiminin yararları ile İsrail yararlarının çelişebileceği, ABD’nin iran ile masaya oturabileceği çok önceden ifade edilmiştir. (...) Sinbad daha baştan beri bu zafere inandığı ve mazlum Irak halkının saflarında durmaya çalıştığı için gurur duymaktadır. Tekrarlamak gerekirse, zafer ezilen halkların olacaktır.

 

Güney, kuzey, orta, Irak’ın her köşesindeki aşiret liderlerinden mektup

Ödüllendirici, Bağışlayıcı Allah’ın Adıyla

Demokratik Parti’nin aziz kongre üyeleri,

Bizler, güney, kuzey, orta, Irak’ın her köşesinden, tüm dinlerden, tarikatlardan ve kökenlerden Iraklı insanları temsileden aşiret liderleriyiz. Irak’ın meşru cumhurbaşkanı H. E. Saddam Hüşeyin’e karşı ölüm kararını aşağıdaki nedenlere dayanarak şiddetle protesto ediyoruz:

 

Letter from the Iraqi tribal leaders
 
from all over Iraq; south, north, and middle

In the Name of God, the Merciful, the Compassionate

Dear congressmen of the Democratic Party,

We, the Iraqi tribal leaders from all over Iraq; south, north, and middle, represent the majority of Iraqi people from all religions, sects, and origins. We denounce the death sentence against the legal president of Iraq H.E. Saddam Hussein, for the following reasons:

 

 

ABD yönetiminin Irak’a yönelik politika değişikliğinin arifesinde

 

Yusuf Küpeli

 

Türkçeye çevirdiğim aşağıdaki metin, ya da Irak aşiret reislerinin ABD Kongresi’nde çoğunluğu sağlamış olan Demokrat Parti temsilcilerine yolladıkları mektup, Irak’a yönelik ABD planlarının ve dolayısıyla BOP projesinin iflasa sürüklendiği bu günlerde kaleme alınmıştır…

 

Önemli olan, sözkonusu mektubun tüm ifadelerine veya Irak Baas Partisi’nin görüşlerine katılmak veya katılmamak değildir. Bu tip anlamsız tartışmalar, tuzu kuru tatlısu entellektüelleri içindir. Haksızlıklara karşı olan, mazlumların safında yeralan tüm gerçek insanlar, baskı ve işkence altında olanların görüşlerine bakmaksızın onların yanında kavgada yerlerini alılar… Bu satırları yazan kişi, ne dindardır, ne milliyetçi birisidir, ne Baascıdır veya benzeri düşüncelere sahip birisidir, ve ne de Saddam Hüseyin yanlısıdır ama, daha en baştan beri Irak halkının safında açıkça yerini almıştır. Çünkü gerçekte yıkılan, yakılan, yokedilen, çalınan, Saddam Hüseyin yönetimi değil, mazlum Irak halkının emeğidir, yaşamıdır, geleceğidir. Ve yine Saddam Hüseyin’in şahsında idam edilmek, ayaklar altına alınmak istenen mazlum Irak halkının iradesidir. Bu nedenle, vaktimi verip aşağıdaki mektubu büyük bir zevkle türkçeye çevirdim.

 

Vaktıyle “ilerici”, “demokrat”, hatta “komünist” vs. tiyatroları oynayan birtakım tipler, ve ayrıca büyük günlük gazetelerin “liberal”, “demokrat” vs. etiketli ve bol maaşlı köşe yazarları, ABD’nin Irak’a yönelik saldırısını etekleri zil çalarak sevinçle karşılarlarken ve “artık bu işin bittiği” yönünde ahkam keserlerken, Sinbad, daha ilk günden beri, büyük bir umutla Irak halkının safında ABD saldırganlığına karşı açık tavır almıştır. Sinbad nu/ adresini tıklayıp,  Direnen Irak bölümüne ve Irak 1 adreslerine gidenler, karşılaşacakları yazılarda sözkonusu gerçeği görürler. Aynı iki adreste Irak’ın önemiyle ilgili doğru analizleri ve ayrıca önemli bazı çeviri metinleri bulabilirler.

 

Örneğin, İşgalden kısa süre sonra kaleme alınmış olan 28.10.2003 tarihli ve “ZAFER IRAK HALKININDIR ” başlıklı yazımda şunları söylüyordum: ” (…) Irkçı dünya görüşlerine tamamen uygun olarak Irak toplumunu insan yerine koymuyor, Baas yönetimi yıkılır yıkılmaz halkın önlerinde diz çökeceğini, ABD sömürge valisinin kölesi olacağını sanıyorlardı. Binlerce yıldır halkının kanını pazarlayan köle ruhlu bazı küçük feodal savaş lordları ile gerçek Irak halkını, Ortadoğu halklarını karıştırmışlardı… (…)Irak’a saldırırlarken, ülkenin petrollerine elkoymak ve burada önemli askeri üsler kurmak istediklerini söyleyemezlerdi. İnsanların gözlerinin içine baka baka, ülkede ”kitle imha silahları” olduğu, ”nükleer silahlar” olduğu yalanını attılar. Sözde dünyayı büyük bir ”tehlikeden” kurtarmak istiyorlardı… Halbuki ileri karakolları konumundaki İsrail’de 200’ü aşkın çok gelişmiş atom bombası olduğunu ve Hindistan’a nükleer bomba teknolojisini İsrail’in sattığını herkes biliyordu… Silah denetçileri Irak’ta kitle imha silahları bulamadıklarını ve görevlerine devametmek istediklerini söyleyeceklerdi ama, onlar ne denetçileri, ne savaşa kesinlikle karşı olan Birleşmiş Milletler’i ve ne de dünya halklarının ezici çoğunluğunu kaale almadan saldıracaklardı… (…)Sivil halkın üzerine, Pazar yerlerine ateş ve ölüm yağdırdılar. Kolları ve bacakları kopmuş çocuk resimleri, yanıp yıkılan tarihi Bağdat, sayıları 7 bini çok aşan sivil kayıplar, Bağdat müzesinde talan edilen 7 bin yıllık medeniyet tarihi, Irak’a nasıl bir özgürlük ve demekrasi getirmekte olduklarının en somut kanıtları idi... Hitler’de Çekoslavakya’ya saldırırken ”insan haklarını” savunduğu gerkçesini ileri sürmüştü. Yoksul Habeşistan halkının üzerine gaz bombaları yağdıran Mussolini’nin gerkçesi de aynıydı… Aradan 6 ayı aşkın zaman geçmesine karşın, Irak’ta sayıları 160 bin civarında olan işgalci ABD ve Büyük Biritanya askeri hala kitle imha silahları bulamamışlardı ama, tüm elektirik satralleri ve ekonomik altyapısı bilinçli olarak yıkılmış olan ırak halkının ölümcül hastalıkların kitle kırımı ile karşı karşıya olduğu inkar edilemez bir gerçekti… Silah denetçilerinin başkanı İsveçli Hans Blix, Irak’ın kitle imha silahlarını daha on yıl önce yoketmiş olduğunu geçenlerde açıklayacaktı… (…)Bu satırlar yazılıncaya dek basındaki bilgilere göre 120’yi aşkın ABD askeri öldürülmüştür ve 1.000 civarında yüksek ücretli profosyonel asker kaçmıştır. Kaçakların sayılarının hızla artacağı ve ABD’nin içinde de savaş aleyhtarlığının katlanarak yükseleceği beklenmektedir… (…)Irak saldırısının mimarlarından ırkçı Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfovitz iki gün önce Bağdat’ta canını zor kurtarmıştır. Wolfowitz’in kaldığı El Raşit oteline 500 metreden 29 roket fırlatılmıştır ve özel eğitilmiş mükemmel silahlı profosyonel Amerikan birlikleri patronlarını koruyamamışlardır. ABD yönetimi renk vermemeye çalışmaktadır ama, olayın hemen ardından Washington’dan haber veren BBC muhabiri, saldırının Beyaz Saray’da ve Pentagon’da bir şok etkisi yarattığını bildirmiştir… (…) Irak halkının zaferi kazanacağından hiçkimsenin en ufacık bir şüphesi bile olmasın…”

 

Evet şimdi artık, işgal dördüncü yılına yaklaşırken, ABD güçlerinin verdikleri ölü sayısı 3000’e ulaşmıştır. Ordudan kaçanların sayıları hızla artmaktadır. Özellikle ABD’nin “Irak ordusu” diye kurmuş olduğu paralı kukla gücün askerlerinin yarısının silahları ile firarda oldukları bildirilmektedir. Irak halkı 655 bini aşkın evladını yitirmiştir ama, savaşın ABD bütçesine yüklediği maliyet -bazı kaynaklara göre- 600 milyar Dolar’a ulaşmıştır. ABD’nin Irak’ta yapmakta olduğu haftalık askeri harcamaların 2 ilyar Dolar civarında olduğu söylenmektedir. İspanya, İtalya ve daha başka koalisyon güçleri askerlerini Irak’tan çekmişlerdir, çekmektedirler. ABD’nin en yakın suç ortağı İngiltere bile Irak’tan çekilmek istemektedir. Ve yine şüphesiz ABD içinde Irak savaşına karşı çok güçlü bir muhalefet gelişmektedir. W. Bush ekibini iktidara taşımış olan Cumhuriyetçi Parti’nin, geçenlerde yapılan seçimlerin ardından Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’da çoğunluğu yitirmesi, bu gerçeğin en somut kanıtıdır. Ve çevirdiğim aşağıdaki mektup, bu değişikliğin hemen ardından, iktidarın Demokrat Parti’ye geçeceğinin anlaşılmasından sonra kaleme alınmıştır.

 

Bu satırları yazan kiş, ne ABD halkının ve ne de bir başka halkın düşmanıdır. Amerikan klasiklerini daha yedi- sekiz yaşından itibaren tanımaya başlamış birisinin ABD halkına düşman olmasına olanak yoktur… Bu satırları yazan kişi, emperyalist güçlere, haksızlıklara ve hertürlü zulme karşı tavır almaya, diğer direnen insanların saflarında durmaya çalışmaktadır sadece. Günümüzde emperyalist saldırganlığı asıl olarak ABD yönetimleri temsilettiği için, sürekli ABD emperyalizmi hedef tahtasına oturtulmaktadır…

 

ABD içinde de ABD politikalarına şiddetle karşı çıkanlar vardır. Günümüzde bu kişilerin en ünlülerinden biri Michael Moore’den başkası değildir. Michael Moore'den mektup başlıklı çeviri metne gidenler, Moore’in 7 Nisan 2003 tarihli mektubunu bulup okuyabilirler.   

 

Eski ABD Başkanlarından Jimmy Carter (başkanlığı, 1977- 81), Irak’a yönelik ABD saldırısına karşı çıkanların ve saldırıdan sonra da Irak’a yönelik ABD işgalini eleştirenlerin başında gelmektedir. Yine ünlü Amerikalı hukukçu Ramsey Clark, bu savaşa direnenlerin başında gelmektedir. Ve adı geçenlerin her ikisi de Saddam Hüseyin’e yönelik mahkemenin hukuk dışı olduğunun altını cesaretle çizmişlerdir…Hary Belofonte, Hans Blix, Kofi Annan gibi ünlü kişiler ve tanınmış daha birçok şahsiyet ABD’nin Irak’a saldırısına karşı çıkmışlardır. W. Bush yanlısı aşırı sağcı News MAX dergisi, yukarıda anılan kişilerin adlarının ve fotoğraflarının da aralarında olduğu 52 şahsiyetin adlarını ve fotoğraflarını bir iskambil destesi içinde birleştirmiş ve bunları hedef göstermiştir… (bak: Michael Moore, Kofi Annan, Hans Blix, Hary Belofonte, Ramsey Clark, Jimmy Carter ve toplam 52 barış yanlısı ünlü kişi hedefte). Fakat artık hedefte olan, iktidarını yitireceği anlaşılan kişi W. Bush'dan başkası değildir.

 

Uluslararası yasalara göre, işgaledilmiş bir ülkenin mevcut yasalarını değiştirmek ve aynı ülkenin savaş esiri konumundaki başkanını, -yargıçlarını sömürge valisinin tayinettiği- kukla bir mahkeme karşısına çıkartmak olanaklı değildir. Yargılanan kişinin yapmış olduğu tüm işlerden bağımsız olarak böyle bir yargılamanın hukuki herhangi bir dayanağı yoktur. Bu nedenle Saddam Hüseyin davasının da -aynen Irak işgali gibi- bir çıkmaza sürükleneceği ve işgalci güçler ve kuklaları açısından iflas edeceği açıkça gözükmektedir.

 

Diğer yandan, Birinci Körfez Saldırısı günlerinde George Bush yönetiminde dışişleri bakanı olan (1989- 92) James A. Baker başkanlığındaki “Irak Çalışma Gurubu” adlı bir ekibin yakın zamanda hazırlamış olduğu rapor, ABD’nin Irak’tan kademeli olarak çekilmesini, Kerkük ile ilgili referandumun ertelenmesini, Irak’ın bütünlüğünün korunmasını ve Irak’ta istikrarı sağlayabilmek amacıyla aralarında Suriye’nin ve İran’ın da olduğu bölge ülkeleriyle görüşmelere başlanılmasını tavsiye etmektedir. Aynı raporda kaydedildiğine göre, artarak sürmekte olan şiddet nedeniyle, ve Birleşmiş Milletler verileriyle, 1.6 milyon ıraklı ülke içinde göç etmek zorunda kalırken, 1.8 milyon ıraklı da yurtdışına kaçmıştır… (bak: The Iraq Study Group Report, James A. Baker, III, and Lee H. Hamilton, Co-Chairs, Lawrence S. Eagleburger, Vernon E. Jordan, Jr., Edwin Meese II, Sandra Day O’Connor, Leo E. Panetta, William J. Perry, Charles S. Robb, Alan K. Simpson, http://www.usip.org/isg/iraq_study_group_report/report/1206/iraq_study_group_report.pdf)

 

Altında 167 Irak aşiretinin adları ile yayınlanan aşağıdaki mektup, Jimmy Carter’ın, Ramsey Clark’ın ağır eleştirilerinin ve “The Iraq Study Group Report”un hemen ardından kaleme alınmıştır. Bu açıdan mektubun zamanlaması doğrudur. Ve yine şüphesiz Irak halkını zafere doğru yürümekte olduğunu en iyi olayların içinde olan bu aşiret reisleri bilebilirler zaten…

Pentagon’dan da gelen baskıların ardından savunma bakanını değiştirmiş olan W. Bush, sözkonusu rapora uyum sağlama, Suriye ve iran ile masaya oturma sinyalleri vermektedir. Sadece ABD işgali sırasında değil, İran- Irak savaşı boyunca da -küçük yararlar karşılığında- ülkelerine ihanet etmiş olan feodal savaş lordları, telaş içinde sözkonusu rapora saldırmakta ve işgalci güçlerin Irak’ta kalması için çığlıklar atmaktadırlar… Vaktiyle Batı’nın gözünde Afganistan’daki savaş lordlarından dahi daha popüler olan bu yanar-döner karakterlerin gözyaşlarına karşın, yıl sonunda görevini bırakacak olan BM genelsekreteri Kofi Annan ve silah denetçilerinin eski başkanı emekli isveçli diplomat Hans Blix, Saddam Hüseyin yönetiminin mevcut durumdan çok daha iyi olduğunu açıkça ifade etmektedirler. Ve bu görüşe katılanların sayıları giderek artmaktadır.

 

Şüphesiz ABD yönetiminde gözüken bu politika değişikliği eğilimlerinin temelinde insancıl görüşler değil ama, ABD’nin bölgede tehlikeye giren yararları yatmaktadır. Bush yönetiminin maceracı politikaları sonucu parçalanmış bir Irak’ın çok daha büyük kaoslara yolaçacağını ve sadece Irak’ta değil, ABD'nin Suudi Arabistan’da, Kafkaslar’da ve Orta Asya’da varolan petrol ve doğal gaz yararlarının ve diğer yararların da tehlikeye gireceği anlaşılmıştır. İran’ın Hürmüz boğazını tıkaması, dev enerji tekellerinin yararına olmayacaktır şüphesiz. Bölünmüş bir Irak’ın boşluğunu İran ve Türkiye’nin doldurabileceği ayrıca anlaşılmıştır. Yani, ABD yünetimi, “Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan da olabileceği”, gerçeğini görmeye başlamıştır. Gücünün heryerde birden savaşmaya yetmeyeceğini Irak halkı ABD’ye göstermiştir ve nükleer silahlar kullanmaya kalması da çözüm getirmeyecektir... Bu durum daha önce Sinbad’da yayınlanan yazılarda dile getirilmiştir. ABD yönetiminin yararları ile İsrail yararlarının çelişebileceği, ABD’nin İran ile masaya oturabileceği çok önceden ifade edilmiştir. Şüphesiz ABD açısından küçük feodal savaş lordlarını -daha önce de yapılmış olduğu gibi- çöpe atmak çok kolay olacaktır…

 

“Karanlık hesapların tutsağı olarak kullanırken kullanılanlar ” başlığıyla 26 Temmuz 2006 günü Sinbad’da yayınlanmış olan yazımda, “Sonuçta, ABD- İsrail ilişkilerinin bir limitten sonra kopma noktasına ulaşacağını iddia etmek hiçte yanlış olmayacaktır. Çünkü, bir büyük güç olarak ABD, İsrail’in gerçekdışı hastalıklı korkuları ile uyumlu biçimde saldırganlaşamaz, saldırganlığını dengelemek zorundadır. ABD’nin politik terminolojisinde sadece yoketmek değil, korkutarak veya satınalarak veya iktidar değişiklikleri sağlayarak kendi safına çekmekte vardır. İsrail’in akıldışı yıkım hesapları ile ABD’nin bölgesel yararlarının çeliştiği noktada, İsrail yönetimleri yalnız kalmaya mahkumdurlar...”, diye yazmıştım.

 

Yine, bu metinden önce kaleme almış olduğum ve 27 Mart 2006 günü Sinbad.nu’de yayımlanan “ABD yönetiminin İran politikaları ve İsrail devletinin rolü üzerine kısa not ”, başlıklı yazımda şu ifadeler vardı: “ABD’nin enerji kaynakları ve yollarıyla ilgili egemenlik planları içinde en önemli pürüzlerden birini halen İran oluşturmaktadır ama, bu durum onların İran’a karşı kaçınılamaz mutlak bir saldırı gerçekleştirecekleri anlamına gelmemektedir... Aslında İran ile anlaşabilmeleri, sınırlı tavizlerle İran’ı kendi saflarına çekebilmeleri, ABD’nin yararınadır ve İran’a yönelik kesintisiz askeri tehditler bu pazarlıkta fiyat düşürmek için de gündemde tutulmaktadır...” Ve yine, 7 Nisan 2006 günü Sinbad’a yerleştirmiş olduğum İsrail lobisi üzerine rapor hakkında ve ABD’nin Ortadoğu’da yeni politika arayışlarının işaretleri üzerine başlıklı kısa metinde, İsrail lobisinin manipülasyon çabalarına karşı ABD’de üst düzeyde güçlü bir muhalefetin gelişmekte olduğundan sözetmiştim...

 

Kısacası, ABD yönetiminin Ortadoğu’da yeni arayışlar içine girdiği ve zaferin Irak halkına ait olduğu artık daha açık biçimde gözükmektedir. Şüphesiz bu durum herşeyin bir anda düzeleceği, baştan sona yıkılmış ve derin bir istikrarsızlığa sürüklenmiş olan Irak’ın kendisini bir anda toparlayabileceği ve suçluların cezalarını hemen bulacakları anlamına gelmemektedir. Fakat bölgede sürecin Irak halkından ve emperyalist baskılar altındaki diğer halklardan yana işlemeye başladığı ve çanların işbirlikçiler için çaldığı anlaşılmaktadır. Önemli olan, bölge halklarının daha yakın ekonomik ve politik birlikler kurmaları gerektiğinin bilincine varmalarıdır. Ve sinbad daha baştan beri bu zafere inandığı ve mazlum Irak halkının saflarında durmaya çalıştığı için gurur duymaktadır.

 

Tekrarlamak gerekirse, zafer ezilen halkların olacaktır.

 

10 Kasım 2006

 

Güney, kuzey, orta, Irak’ın her köşesindeki aşiret liderlerinden mektup

 

www.albasrah.net

 

Ödüllendirici, Bağışlayıcı Allah’ın Adıyla

 

Demokratik Parti’nin aziz kongre üyeleri,

 

Bizler, güney, kuzey, orta, Irak’ın her köşesinden, tüm dinlerden, tarikatlardan ve kökenlerden Iraklı insanları temsileden aşiret liderleriyiz. Irak’ın meşru cumhurbaşkanı H. E. Saddam Hüşeyin’e karşı ölüm kararını aşağıdaki nedenlere dayanarak şiddetle protesto ediyoruz:

 

  • Mahkemenin meşruiyeti yoktur. Çünkü o, işgal altındaki Irak’ın sivil valisi Bremer tarafından kurulmuştur. Bildiğiniz gibi, uluslararası yasalar, işgalcilerin işgal süreci içinde yasaları ve ülkenin ekonomik sistemini değiştirmelerine izin vermez. Ve Birleşmiş Milletler kararlarına ve yasalara göre Irak halen işgal altına bir ülkedir.

  • Yaşanmakta olan koşullar içinde, -birkısmını Bağdat’ta bulunduğunuz sırada görmüş olduğunuz- helikopter personeli, tank personeli, ve binlerce güvenlik personeli, ABD’li subaylar, ve Irak hükümet üyeleri dahil, hiçkimse ne kendisini ve ne de aile fertlerini koruyabilir. Bu koşullarda duruşmaların yasaya uygun, hilesiz olabilmesi olanaksızdır. Dava sürecinde dokuz savunma avukatı öldürülmüşse eğer, o mahkeme nasıl hilesiz ve yasalara uygun olabilir!? Savunma tanıklarının mahkemeye ulaşamadıkları koşullarda o duruşmalar nasıl hilesiz ve yasalara uygun olabilir!?

  • Irak halkının çoğunluğunu temsileden bizler, sadece H. E. Saddam Hüseyin’in Irak’ın meşru cumhurbaşkanı olduğuna halen inanıyoruz. ABD ordusu O’nu savaş sırasında POW (= prisoner of war= savaş tutsağı) olarak tutukladı. Bu nedenle O’nu yasadışı ve hileli bir mahkemenin karşısına çıkartmak uluslararası yasalara aykırıdır.

  • Tüm bu yıllar boyunca, Mart 2003’den beri, Irak halkının çoğunluğu, Irak’ın meşru cumhurbaşkanı H. E. Saddam Hüseyin iktidara geri dönmediği sürece, bölgesel güvenliğin ve Ortadoğu bölgesinde istikrarın sağlanamayacağına inanmaktadır. Bu arada, bu dökümanı imzalamış olan aşiret liderlerinin çoğunluğunun, işgal öncesinde, H. E. Saddam Hüseyin’in ülkeyi yönettiği yıllarda, muhalefet saflarında oldukları bilgisini sizlere vermekten memnuniyet duymaktayız. Fakat şimdi, diğer yüzlerce Irak aşireti, Irak’ın meşru cumhurbaşkanının özgürlüğünü talep eden, içinde bizlerin O’nun Irak’ın meşru cumhurbaşkanı olarak dönüş umudumuzu taşıyan binden fazla mektup yollamışlardır. Özellikle ABD’nin güvenliğimizi, insanlığımızı, temel hizmetlerimizi ve gereksinimlerimizi sağlamaktaki başarısızlığının ardından, daha da fazlası, ABD’nin Irak halkını hırsızlardan, ve ABD güçleri ile birlikte Irak’a girmiş olan kriminal guruplardan korumaktaki başarısızlığının ardından.

 

Saddam Hüseyin’in yapmış olduğu hizmetleri başka bir cumhurbaşkanının yapmamış olduğunu sizlere duyurmaktan mutluluk duyarız. Nitekim, aylarca önce bizler Kerkük’te toplandık, ve meşru cumhurbaşkanımız Saddam Hüseyin’in özgürlüğüne kavuşmasına yönelik gereksinimimizi ve O’nun makamına dönüş istemimizi ilanettik. Keza, aynı toplantı sırasında, eğer H. E. Saddam Hüseyin idam edilecek olursa, milyonlarca silahlı adamımızla birlikte ABD ordusuna karşı savaşmakta olan direniş güçlerine katılacağımızı ilanettik. Ve bizler, Irak’ın tüm ekonomik alt yapısının bütünüyle tahribinden, ve 655 binden fazla ıraklının öldürülmesinden, ve onüç yıl süren yaptırımlar nedeniyle ölen dört milyon ıraklıdan ABD’yi sorumlu tutacağız. Ne WMD (= Weapon Mass Destruction= Kitle İmha Silahları) ve ne de al- Kaida ile bağı olmadığı kanıtlanmış olan Irak’a yünelik tüm bu suçlar,  ABD yönetimine karşı belgelenmişlerdir.

 

Böylece, sizlerin ahlaki sorumluluğunun, çalınmış şeylerin savaştan önceki yerlerine konmaları için bizlere yardımcı olmanız olduğuna, ve H. E. Saddam Hüseyin’in ne sizler ve ne de kukla Irak hükümeti tarafından herhangi bir zarara uğratılmasına veya tehlikeye atılmasına karşı olmanız olduğuna inanmaktayız. H. E. Saddam Hüseyin’in korumanız altındaki bir Savaş Esiri (POW) olduğunu hiç aklınızdan çıkartmayınız.

 

Ülkelerimiz arasındaki barış için çok güçlü bir istem taşıdığımızı ifade etmeliyiz. ABD ile yeniden iyi ilişkiler kurmayı arzulamaktayız. Bunun için tek yol, Irak’ın meşru liderleri ile görüşmelere başlamak ve H. E. Saddam Hüseyin’i sizin kukla Irak hükümetine karşı korumaktır. Ve sizlere duyurmalıyızki, bizlerin garantisi altında olan H. E. Saddam Hüseyin’e birdaha zarar verilmemelidir. Katlandığımız tüm bu suçlar ve yıkımlar, ABD yönetiminin yanlışları nedeniyle değil, fakat Irak halkına ve gelecekte ülkelerimiz arasındaki ilişkilere karşı ABD hükümetinin önceden şeytani arzularla yapmış olduğu planıyla ilgilidir.

 

Ve bizler size garanti veririzki, eğer tüm bu barış istemlerimizi ciddiye almazsanız, ABD güçlerine karşı Irak direnişine katılacağız. Bu durum, ABD’nin ve dünyanın geleceği açısından hertürlü tehlikeye öncülük edecektir.

 

Bizler, tarafların aradığı barışa yönelik olarak, ABD Yönetimi’nin sürmekte olan yalanlarını ve onun Irak halkına yönelik günlük korkuç suçlarını durdurması için çağrı yapıyoruz.

 

Türkçesi: Yusuf Küpeli

İngilizce metnin Sinbad’a yollandığı tarih: 09-12-2006

Türkçeye çevrildiği tarih: 10-12-2006

 

Metni imzalayanlar:

 

Aşağıdaki Irak aşiretlerinin önderleri:

 

 

Letter from the Iraqi tribal leaders
 from all over Iraq; south, north, and middle

www.albasrah.net

In the Name of God, the Merciful, the Compassionate
 
Dear congressmen of the Democratic Party,
 
We, the Iraqi tribal leaders from all over Iraq; south, north, and middle, represent the majority of Iraqi people from all religions, sects, and origins. We denounce the death sentence against the legal president of Iraq H.E. Saddam Hussein, for the following reasons:
  • The court has no legality, and it is established by Bremer, the American civil governor of the occupied Iraq, and you know that the International laws prevent the occupier from changing the laws and the economical systems of the country under occupation, and Iraq is still an occupied country according to the UN resolutions and laws.
  • Under the present circumstances, where nobody can protect himself nor his family including US officials and the Iraqi government members who are using helicopters, tanks, and thousands of security personnel - some of you saw that when you were at Baghdad. Under these circumstances, there is no chance that the trial could be fair. How could it be fair, when nine of the defending lawyers have been murdered during the trial!? How could it be fair when defending witnesses can not reach the court!?
  • We, as the representative of the majority of Iraqi people, still, believe that H.E. Saddam Hussein is the only legitimate president of Iraq. The US Army arrested him as a POW during the war, which is against the international laws to present him before an illegal court and unfair trial.
  • In all these years, since March 2003, the majority of the Iraqi people believe that the regional security and the stability of the Middle East region will not be achieved unless the legitimate president of Iraq (H.E. Saddam Hussein) comes back to power. In the mean time we would like to inform you that most tribal leaders who signed this document were in opposition to H.E. through the years of his rule of our country before the occupation. But now, we as well as hundreds of other Iraqi tribes, who sent more than one thousand letters demanding the release of the legitimate president of Iraq, expressing our aspiration for his return as a president of Iraq. Especially  after the US failures in bringing back our security, humanity, and essential services and needs, more over the US failure in saving the Iraqi people from the thieves  and criminal groups who came to Iraq with the US forces.
 
We would like to inform you that no president served Iraq as Saddam Hussein did.   And so, we met at Kirkuk, months ago, and announced our demands to release our legitimate president Saddam Hussein and request he return to his position. We did announce also, at that meeting, that we will join the Iraqi resistance with millions of our armed men fighting against US forces if it executes H.E. Saddam Hussein. And we will hold the U.S. as responsible for all the destruction of Iraqi infrastructure and killings of more than 655 thousands of Iraqis, and responsibility of the death of the four million Iraqis due to the thirteen years of sanctions against our people. All these crimes have been documented against the U.S. Administration which proved that there was no ground that Iraq has WMD nor had relations with al-Qaeda.
So, we believe that it is your ethical responsibility to help us to reinstall things as they were before the invasion, and to prevent any harm or danger to H.E. Saddam Hussein either by you or by your Iraqi puppet government, keeping in mind that H.E. is a POW in your custody.
Dear Sirs,
We would like to express our aspiration in peace between our countries. We would like to re-establish good relations with the U.S., yet the only way to do that is to begin handing-over the authority to the Iraqi legitimate leaders, and preventing any authority of your puppet Iraqi government on H.E. Saddam Hussein. And we would like to inform you that any harm occurring against H.E. will assure us that all the crimes and destruction we are suffering is not because of US administration mistakes, but it is because of a pre-planed evil-will of the U.S. government against the Iraqi people and against the future relations between our countries.
And we would like to assure you that if the U.S. ignores our peaceful demands, we will join the Iraqi resistance against the US forces, which will lead to all kinds of danger to the future of the US and the world.
We are asking you to stop the ongoing lying of the US Administration and its daily horrible crimes against the Iraqi people, that may lead to the peace we both seeking.
 
  1. Al-Ubaid Tribe
  2. Al- Juboor Tribe
  3. Al- Niem Tribe
  4. Al-Bu Hamdan Tribe
  5. Al-Bu Mifar'ij Tribe
  6. Al- Fadh'lat Tribe
  7. Al- Wishahat Tribe
  8. Al-Bu Rayash Tribe
  9. Al-Bu Ali Tribe
  10. Al- Azza Tribe
  11. Al- Klibat Tribe
  12. Al- Har'ran Tribe
  13. Al- Ibada Tribe
  14. Al- Badran tribe
  15. Al- Ma'amra Tribe
  16. Al- Danadeesh Tribe
  17. Al- Bayat Tribe
  18. Iiniza Tribe
  19. Bani Jameel Tribe\
  20. Al- Sa'yah Tribe
  21. Al- Bdier Tribe
  22. Al'ibada Tribe
  23. Al- Jihaish Tribe
  24. Al- Sab'aawieen Tribe
  25. Al- Igidat Tribe
  26. Al- Zubaid Tribe
  27. Albu Mitai'wit Tribe
  28. Albu Khashman Tribe
  29. Albu Aamir Tribe
  30. Albu Haidar Tribe
  31. Al-Door Tribe
  32. Al-Mawali Tribe
  33. Al-Bidour Tribe
  34. Al-Aa'mirliya Al-Bayatia Tribe
  35. Al- Sum'maidaa Tribe
  36. Al- Hamdoon Tribe
  37. Aal Shahir Al-Dosoum Tribe
  38. Al- Lihieb Tribe
  39. Al- Zihirat Tribe
  40. Al- Ziheria Tribe
  41. Al- Dalfia Tribe
  42. Al- Shi'yaisha Tribe
  43. Albu Gat'ti Tribe
  44. Albu Abbass Tribe
  45. Al- Ta'ie Tribe
  46. Aal Butti thee Qar Tribe
  47. Aana Tribes
  48. Al- Qaisia Tribe
  49. Al- Najajra Tribe
  50. Albu Aitha Tribes
  51. Aal Zoubaa Tribe
  52. Albu Salama Tribe
  53. Al- Siidat tribe
  54. Al- Ridaineya Ashraf Tribe
  55. Albu Fahad Tribe
  56. Al- Swe'id Tribe
  57. Al- Janabi'een Tribe
  58. Al- Daham'sha Tribe
  59. Bani Khalid Al- Makhzoumi Tribe
  60. Al- Jumaila Tribe
  61. Al- Min'daia Sect
  62. Al'sada Al- Bug'ara
  63. Al'sada Aal Annaz
  64. Al'sada Al- Hie'yalieen
  65. Al'sada Al Al-amiedi
  66. Al'sada Aal Witwit
  67. Al'sada Al- Ji'aafra
  68. Al'sada Al- Rifa'iya
  69. Al'sada Al-Awadi
  70. Al'sada Al-Nouri
  71. Al'sada Al- Hawashim
  72. Al'sada Al- Ihroub
  73. Al'sada Al- Hamashi
  74. Al'sada Al- Jabiri
  75. Al'sada Al- Jaza'iri
  76. Al'sada Al- Wajidi
  77. Al'sada Al- Juruf
  78. Al'sada Al- Zamili
  79. Al'sada Al- Ghalibi
  80. Al'sada Al- Nawaji
  81. Al'sada Bani Yasir
  82. Al'sada Al- Shouro'a
  83. Al'sada Al- Mishahda
  84. Al'sada Al- Shari'a
  85. Al'sada Al- Bu Nassir
  86. Al'sada Al- Magassiss
  87. Al'sada Al- Daynieen
  88. Al'sada Al- Ab'khat
  89. Al'sada Al- Ghirabi
  90. Al'sada Al- Midam'gha
  91. Al'sada Al- Hilou
  92. Al'sada Al- Gharieb
  93. Al'sada Al- Mouzan
  94. Al'sada Al- Im'ihanna
  95. Al'sada Al- Bu Tubiekh
  96. Al'sada Al- Mashitta
  97. Al'sada Al- Sawam'ra
  98. Al'sada Al- Alaaq
  99. Al'sada Aal Yasir
  100. Al'sada Al- Rawieen
  101. Al'sada Al- Hadithieen
  102. Al'sada Biet Al-Il'wiya
  103. Al'sada Albu Gidaimi
  104. Al'sada Al-Moula
  105. Al'sada Albu Righief
  106. Al'sada Biet Humiedhat Al-hayadir
  107. Aal Al-Tabaq'chali –Baghdad
  108. Aal Haddad –Baghdad
  109. Aal Al-Shaikh Gumar –Baghdad
  110. Al Dragh –Baghdad
  111. Aal Rasheed –Baghdad
  112. Aal Al-Shaikh Yasin Al-Rifaee  –Baghdad
  113. Aal Mehdi Al-Mousawi -Baghdad
  114. Aal Muftti -Baghdad
  115. Aal Al-Jaial  -Baghdad
  116. Aal Tabbra   -Baghdad
  117. Aal Al-Aadhami  -Baghdad
  118. Aal Al-Kaimaqchi  -Baghdad
  119. Aal Dalla   -Baghdad
  120. Aal Al-Qudsi -Baghdad
  121. Aal Al-Imam -Baghdad
  122. Aal Al-Mudalal  -Baghdad
  123. Aal Al-Karkhi  -Baghdad
  124. Aal Al-Aalusi  -Baghdad 
  125. Aal Al-Khateeb  -Baghdad
  126. Aal Al- Gailani  -Baghdad
  127. Aal Rouagh  -Baghdad
  128. Aal Tobban   -Baghdad
  129. Aal Al-Shaikhli -Baghdad
  130. Aal Sakna  -Baghdad
  131. Aal Yaseen   -Baghdad
  132. Aal Al-Haidari -Baghdad
  133. Aal Al-Yateem  -Baghdad
  134. Aal Al-Mitwali -Baghdad
  135. Aal Al- Mudaris  -Baghdad
  136. Aal Najim  -Baghdad
  137. Aal Najim Al-Deen  -Baghdad  
  138. Aal Al-Makhzoom -Baghdad    
  139. Aal Al-Qayar  -Baghdad
  140. Aal Al-Sahou  -Baghdad
  141. Aal Al-Doula'e  -Baghdad
  142. Aal Al-Fakhri   -Baghdad
  143. Aal Talib   -Baghdad
  144. Aal Al-Aabdi  -Baghdad
  145. Aal Abdul Jalil  -Baghdad
  146. Aal Al-Ghazali   -Baghdad
  147. Aal Hussein Al-Rifaee   -Baghdad
  148. Aal Al-Shawi  -Baghdad
  149. Aal Abdul Rasoul   -Baghdad
  150. Aal Al-Kadhimi  -Baghdad
  151. Aal Al-Shibli    -Baghdad
  152. Aal Zaibuq   -Baghdad
  153. Aal Al-Mukhtaar  -Baghdad 
  154. Aal Khalaf Jawad  -Baghdad
  155. Aal Radhwan   -Baghdad
  156. Aal Al-Diroubi   -Baghdad
  157. Aal Al-Zaibuq  -Baghdad
  158. Aal Al-Dafa'ie  -Baghdad 
  159. Aal Saied Ali   -Baghdad
  160. Aal Al-Dahaan  -Baghdad
  161. Aal Al-Khishali   -Baghdad
  162. Aal Al-Sahrawerdi -Baghdad 
  163. Aal Kuhla  -Baghdad
  164. Aal Mula Hummadi  -Baghdad
  165. Aal Al-AAbou  -Baghdad
  166. Aal Fiadh   -Baghdad
  167. Aal Yasin   -Baghdad
 

http://www.sinbad.nu/