|
|
|
YUSUF KÜPELİ'nin ÇOK KISA YAŞAM ÖYKÜSÜ
Yusuf Küpeli, İstanbuldan bir anne ile Giresunun dağ köylerinden bir babanın oğlu olarak 27 Mart 1944de Balıkesirde doğdu. Çocukluğunun önemli kısmı Bolkar Dağlarının 3585 metre yükseklikteki Medetsiz Tepesi'nin eteğine yerleşmiş Maden Köyünde, yörüklerin yaylaya çıktıkları vahşi doğada alabildiğine mutlu geçti. Babasının ağır hastalanmasının ardından 1955 yılında İstanbul Kartala taşındılar ve aynı yıl babası öldü. Küpeli 1958 yılında Kuleli Askeri Lisesinde öğrenime başladı. İradesi dışında diğer Kara Harb Okulu öğrencileri ile birlikte başarısız 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 askeri darbe girişimlerine karıştı. Subay olma hakkını kazanmasına sekiz- on gün kala, Türk Ceza Yasasının anayasayı ihlal etme suçlarını kapsamı içine alan ve müebbet hapis cezası ile idam cezası öngören 146/ 1 maddesinden tutuklanıp, 146/ 3 maddesi ile yargılandıktan sonra beraat etti. Zaten yargılanmış olan öğrencilerin gıyabında toplanan Kara Harb Okulu Disiplin Kurulu, askeri mahkemenin kararını hiçe sayarak diğer 1459 öğrenci ile birlikte Küpeliyi de Silahlı Kuvvetlerden uzaklaştırdı.
Küpeli, öğrenimine önce ODTÜde ve hemen ardından SBFde devam etti ama, bu süreci tamamlayamadı... Kara Harb Okulu'ndan uzaklaştırıldığı 1963 yılında komünist olduğuna kendi kendisine karar verdi. Komünizm O'nun için, sınırların olmadığı, kökenine ve görünüşüne bakılmaksızın insanların aşağılanmadıkları barışçı, eşitlikçi, demokratik bir dünya düzeni demekti. Zaten O, uzun zamandır böyle bir dünya düşlemekteydi. Benzerlerini aradı ve 1964 yılında SBF Fikir Kulübüne, aynı yılın sonuna doğru da TİP Çankaya ilçe örgütüne üye oldu. SBF Fikir Kulübünde yöneticilik yaptı. Kübaya gitme, devrimi yaşama düşleriyle 1967 yılında Parise gitti. O yıllarda Türkiye ile diplomatik ilişkileri olmayan Kübanın Paris elçiliğine bir dilekçe verdi ise de, herhangi bir yanıt alamadan geri döndü. Yarı- askeri faşist örgütlenmelerin üniversitelere yönelik saldırılarının başlaması ile ön plana çıkmak zorunda kaldı ve 1968 yılı sonunda gerçekleşen FKF kurultayında örgütün genel başkanlığına seçildi. FKF, Onun yönetimi altında yığınsallaştı. Değişik yığınsal eylemlerin ardından, 1969 yazında, ABD ile Türkiye arasında savaş çıkartmaya teşebbüs, komünist örgüt kurmak, komünist propaganda yapmak vs. gibi temelsiz ve ağır cezaları gerektiren iddiaların da aralarında bulunduğu daha onlarca ve onlarca davadan aranmaya başlandı. Filistine gitti ve orada yaklaşık dört ay kadar fedai olarak bulunduktan sonra izin alıp gizlice ve geçici olarak Türkiye'ye döndü. Yakalandı ve 1969 yılı Kasım ayının başından 1970 yılı Ağustos ayına dek yaklaşık on ay Ankara Merkez Cezaevinde ağır koşullarda tutuklu kaldı...
Yeniden aranmaya başlanan Küpeli, 25 Mart 1972 günü, kendisini sağ almak istemeyenleri aldatarak yanlışlıkla sağ yakalanabildi. O yakalandıktan sonra da operasyon beş- altı dakika daha sürdü. Böylece, kendisine yönelik operasyonu -gerçek durum anlaşılıncaya dek- seyredebildi... Boyundan biraz büyük bir hücrede yirmi gün prangalı ve kelepçeli olarak kaldı. Ardından, Amerikan aksanıyla kendilerini "kontra gerilla" olarak tanıtanların ellerinde yaklaşık 11- 12 gün işkence gördü... Rutubetten sırılsıklam, tuvaletsiz, penceresiz, gece gündüz 40 mumluk bir ampulle aydınlanan, zamanın yitirildiği bir hücrede yaklaşık 10 ay yıkanmadan tutulduktan sonra... Başka daha birçok dava ile birlikte idam talebiyle 146/1 maddesinden yargılandı ve ömürboyu hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık 6,5 yıl çok ağır koşullarda üç ayrı askeri cezaevinde yaşadı, kalbinden ve akciğerlerinden ölümcül hastalandı. Bu koşullarda, hekim raporuna karşın, Haydarpaşa Askeri Hastahanesi'nin güneş almayan rutubetli bodrumunda zavallı akıl hastalarının yanında yaşadı. Bir provokasyonu aktörleri ve kanıtları ile açığa çıkarttı. Göğüs hastalıkları uzmanı albay, daha sonra O'na, "öleceğini sandıklarını" söyleyecekti... Demokrasi güçlerinin yararına açığa çıkartılan provokasyonun ardından, Küpeli için, hem Türkiye'de ve hem de aralarında İsveç'in de bulunduğu tüm Avrupa ülkelerinde bir dayanışma kampanyası örgütlendi. Kampanya'nın bitimiyle birlikte bir askeri nakliye uçağı ile Ankara Mamak Askeri Cezaevi'ne taşınan Küpeli, orada iki yıl boyunca gerçek anlamıyla izole edildi ve yine tüm bu süre boyunca izinle tuvalete gitmek zorunda kaldı... Toplam sekiz yıla yakın cezaevinde kaldıktan sonra, yeni infaz yasasına göre diğer tüm ömür boyu hapis cezası almış olanlarla birlikte şartlı olarak serbest bırakıldı. Hemen ardından yine aranmaya başlandı ve uzun süre gizli yaşadıktan sonra İsveçe politik mülteci olarak sığınmak zorunda kaldı.
Önce teslim ol çağrısı yapıldı, ardından aşağılayıcı biçimde teslim olduğu ilanedildi. Ardından yine teslim ol çağrıları geldi ve 7 Eylül 1983 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan bir kararla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından atıldı. Altında Cumhurbaşkanı (General) Evrenin ve dönemin hükümet üyelerinin imzalarını taşıyan bu karar tamamen anti- demokratik olduğu kadar, askeri mahkeme kararını çiğneyebilen 1963 tarihli Kara Harb Okulu Disiplin Kurulu kararı kadar da hukuk dışıydı... Küpeli yaklaşık dört yıl kadar vatansız yaşadıktan sonra ani bir kararla İsveç vatandaşlığına geçti. Fakat aslında hiçbirzaman gerçekte İsveçte yaşamadı. İsveç devleti ve halkı ile tek bir sorunu bile olmamasına, tek bir kez polisle dahi karşılaşmamasına, birçok İsveçli arkadaşı olmasına karşın, sadece gövdesi İsveçte oldu... Sözkonusu halin, gövdenin sığınılan ülkede, ruhun ise terkedilmek zorunda kalınan ülkede kalmasının gerçek politik mültecilere özgü bir psikoloji olduğu söylenmektedir.
Küpeli İsveçte yaşamını işçi olarak kazandı ve son olarak sekiz yılı aşkın süre postahane de vardiyalı işçi olarak çalıştı. Evlendi ve 25 yıldır birlikte olduğu kendisi gibi göçmen eşinden büyük destek gördü. Bu arada birçok dayanışma eylemi örgütledi ve Türkiyede sürdürülmeye çalışılan demokrasi ve insan hakları savaşımına katkı yapmaya çalıştı. Dünyadaki gelişmelerle ve Türkiyede yaşananlarla ilgili değişik politik analizleri, gerçekleri anlatan yazıları isveççe olarak hem İsveçte yayın yapan gazetelerde, köklü sosyalist dergilerde ve hem de Finlandiyanın Ny Tid (Yeni Zaman) adlı en eski haftalık bağımsız sosyalist yayın organında basıldılar. Bunların birkısmı ve Türkiyedeki insan hakları ile ilgili tamamlanmamış bir kitap halen Türkiye ile dayanışma komitesinin büyük web sayfasında 1999- 2000 yılından beri asılı durmaktadır. Sözkonusu sayfanın eski adresi sskt.nu/ idi. Bu site 2006 yılında bazı değişikliklerle http://www.smkt.se/ adresine taşındı. Aynı yazılar smkt.se adresinin Debatt bölümünde asılı durmaktadırlar. Diğer yandan Kürt halkının tarihini derli toplu özetleyen bir metin 1998 yılında İsveçin üçüncü büyük partisi Sol Partinin teorik yayın organında basıldıktan sonra, Finlandiyada Ny Tidde ve 1999 sonunda da resmi Göçmen Enstütüsünün Araştırma ve Dökümantasyon Merkezinin (Immigrant Institutet Forsknings- och dokumentatitionscentrum, http://www.immi.se/ ) Elektronik Ansiklopedisinin Kürtler maddesinde basıldı (http://www.immi.se/alfa/k.htm ). Kürt halkının tarihini özetleyen bu metin, Küpelinin aynı konuyla ilgili diğer bir yazısıyla birlikte halen göçmen ansiklopedisindeki yerinde durmaktadır.
Yukarıda özetlenenlerin dışında Küpeli, Dünya Barış Konseyinin güçlü olduğu dönemde bu uluslararası kuruluşun bir üyesi olan ve Soğuk Savaş yıllarındaki çabalarının karşılığı olarak kuruluşunun 10ncu yılında, 1959da Nazım Hikmetin imzasını taşıyan bir diploma ve madalya ile onurlandırılan İsveç Barış Komitesinin sekiz kişilik yürütme kurulunda üç yıl görev yaptı. Dünya Barış Konseyinin 1990 yılında Atinada toplanan son büyük kongresine, üç kişilik İsveç delegasyonunun bir üyesi olarak katıldı... İsveç Dışişleri Bakanlığı'na bağlı dış yardım örgütü SIDA'nın salonlarından birinde 21 Mayıs 1992 günü örgütlenen ve davetli demokratik örgütlerden birer kişinin katılabildiği Nelson Mandela ile tanışma toplantısına İsveç Barış Komitesi'ni temsilen katıldı ve toplantının ardından Mandela ile beş dakika kadar karşılıklı konuşma olanağı oldu. Toplantıda olanlar, Küpeli imzasıyla hem isveççe ve hem de türkçe olarak basıldı... Aynı karşılaşmada Mandela, Türkiye toplumuna iletilmesi amacıyla Küpeli'ye, "Türkiye halkına ve bu halkın ulusal kurtuluş mücadelesinin önderi Mustafa Kemal Atatürk'e çok büyük saygısı olduğu; insan hakları ile ilgili mevcut durum nedeniyle verilen ödülü reddetmek zorunda kaldığı.", mesajını verecekti. Küpeli halen www.sinbad.nu/ adresli websayfasında yazılarını, araştırmalarını, bazı kitaplarından bölümleri yayınlamaktadır. Nisan 2000de, Tarihin İzinde Balkanlar ve ABD adlı bir kitabı daha Türkiyede yayınlanmıştır.
22 Şubat 2006
fanatik saldırgan Amerikalı Yahudi ve Karl Marks ile ilgili bir anım
Tekzib veya yalanlama
Nazım Hikmet'in Kıyamet Sureleri hakkında not ve acıklı-komik bir anı
|
| Fotoğraflar |
|
1980li yıllar, İsveç İsveç Barış Komitesi'ne 1959 yılında verilen Dünya Barış Konseyi'nin 1990'da J. D. Bernal ve Nazım Hikmet imzalı diploma Atina'da toplanan kongresi sırasında ve madalya
|
| altta: Mandela- Küpeli, 21 Mayıs 1992, SIDA salonu, Stockholm |
![]() |