|
|
||
|
Not: Aşağıdaki Osmanlıda kültürel farklılaşma üzerine çok kısa bir-iki söz başlıklı metin, yakında Sinbada yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Bu metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbada yerleştiriyorum.- Y.K. 22 Aralık 2008
Zenginleşip güçlendikçe farklılaşan, köklerinden kopan Osmanlı hanedanı, üst sınıflara özgü mutlak iktidar tutkusunun yanında, derin bir paranoyaya da sürüklenmişti. Bunlar, sadece Osmanlı hanedanına özgü süreçler değil, medenileşen, sınıf ayrımına uğrayan, gerçek anlamıyla devlet örgütlenmesine giden tüm toplumlara özgü gelişmelerdir... |
||
|
Timurlenk ve ordusu biçimsel olarak ılımlı İslamın temsilcisi görünümünde idiler ama, özünde düşünce biçimleri Şamanist idi. Ilımlı İslam derken... Onun resmen Hanefi mezhebine bağlı olduğu yazılmakla birlikte, asıl olarak Şaman inanç ve geleneklerine uygun davranıp yaşadığı ifade edilmektedir. Burada ılımlı İslam sözcüğü ile kastedilen, günümüzde Batının, ABD servislerinin politik amaçlı olarak uydurdukları ılımlı İslam ifadesinden tamamen farklıdır. Ve zaten, Sünni İslam içindeki Hanefi mezhebi, diğerlerine göre daha ılımlı görüşlere sahiptir. Sufi İslam içinde de, daha katı ve daha ılımlı akımlar mevcuttur... |
||
|
Aşağıdaki metin, yakında Sinbada yerleştireceğim Balkanlar ile igili kitabın içinden alınıp yeni bir başlıkla ayrıca basılmıştır. Umarım ilginizi çeker. Y. Küpeli, 4 Aralık 2008
(...) İzleri Osmanlı devleti tarafından ne ölçüde silinmiş olursa olsun, Şeyh Bedreddinin tasavvuf anlayışının temelinde asıl olarak Mani inancının, düalist Manicheizm felsefesinin ve kozmolojisinin durduğunu yeniden ifade etmek istiyorum... Hernekadar Maninin izleri İran (Sasani) egemenlik alanı içinde dahi silinmeye çalışılmış olsa da, Manicheizm ile ilgili en önemli metinler Kahirede bulunmuştur. Ve Bedreddin, Medrese eğitimini, teoloji eğitimini, Memluklu Devletinin (1250- 1517) merkezi Kahirede görmüştür... Yine Onun, Balkanlarda varlığını sürdürmekte olan Bogomilizm inancı yandaşlarıyla, Bogomil Kilisesi ile bağı olduğu anlaşılmaktadır. Bu kilise, Bedreddinin idam edilmiş olduğu 1416 veya 1420 yılından çok sonralara, 1400lü yılların sonuna dek yaşamını sürdürebilmiştir... |
||
|
Not: Aşağıdaki Stenka Razin, ve Pugachev ayaklanmaları, ve A. Pushkin, ve Dekabristler üzerine çok kısa notlar başlıklı metin, yakında Sinbada yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Bu metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbada yerleştiriyorum. Umarım yararlı olur. Yusuf Küpeli, 30 Kasım 2008 Giriş Aslında, 1300lü ve 1400lü yıllar boyunca tüm Batı Avrupada köylü ayaklanmaları yaşanacaktı. Toprakla birlikte alınıp satılabilen ve Serf adını alan toprak kölesi konumundaki bu köylüler, dini ideolojilerle ayaklanacaklardı. İngilterede, 1381 yılında büyük bir köylü ayaklanması olacaktı. Balkanlarda Sloven köylüleri, 1400lü ve 1500lü yıllarda Habsburg hanedanına karşı isyan bayrağını yükselteceklerdi. Habsbur yönetimi 1700lü yıllarda sistemde reform yapmak zorunda kalacaktı. Güney Almanya ve Avusturya, 1524- 26 yıllarında köylü isyanları ile sarsılacaktı. Yine aynışekilde, 1648- 53 yıllarında Fransada, yüksek vergilere karşı köylü isyanları olacaktı. Yine bir Balkan ülkesi olan ve Transilvanyayı da içine alan Macaristanda başlayan köylü ayaklanması, Avusturya Habsburg hanedanının gölgesinde kral olan Janos Zapolya (1487- 1540) tarafından 1514 yılında kanlı biçimde bastırılacaktı. Sonradan, 1526da itibaren Oda Avusturya Habsburg hanedanına karşı başkaldıracaktı... Bu ayaklanmalara, Rusyada yaşanan Stenka Razin ayaklanmasını (1670- 71) ve Pugachev ayaklanmasını (1773- 75) eklemek gerekir. Y. K.
Stenka Razin (1630- 1671) önderliğinde birkısım Güney Don havzası Kazağı (Cossack) 1670 yılında ayaklanacaktı. İlginçtir, halk şarkılarında yaşıyan Razinin babası bir Kazak atamanı, Kazak askeri önderi olmakla birlikte, annesi Türk asıllı idi... |
||
|
Aşağıdaki metin, yakında Sinbada yerleştireceğim Balkanlar ile igili kitabın içinden alınıp yeni bir başlıkla ayrıca basılmıştır. Umarım ilginizi çeker. Y. Küpeli, 25 Kasım 2008
Osmanlı için Balkan kökenlilerin, veya genel olarak farklı azınlık guruplarından gelenlerin, devşirme konumunda olanların, toplum içindeki genel durumları ile orantısız biçimde kazandıkları bireysel başarıları ve devlet kurumları içinde yükselişleri, -nedensellikleri ile- özel olarak incelenmelidir herhalde. Fakat yine de bilinmelidir ki, bu durum, sadece Osmanlı İmparatorluğuna özgü bir gerçek değildir... |
||
|
Sağda Engzisyon'dan bir görüntü..
|
||
|
SİNBAD, YENİ KÖŞK MODASINI TÜM OKUYUCULARINA TANITIR. KÖŞKÜN BEKLENEN SAHİBİNİN YARATACAĞI SANSASYONEL MODANIN ÇOK GİZLİ FOTOĞRAFLARI SİNBAD'IN ELİNE GEÇMİŞTİR. DÜNYA BASININDA İLK KEZ YERALAN BU ÇOK GİZLİ FOTOĞRAFLARIN İLGİYLE KARŞILANACAĞINI UMARIZ. (fotoğraflarla birlikte haberi hazırlayan: Y. Küpeli, 2006.10.21)
Bağlantılı metin: Yusuf Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı Kadınları kefen gibi örten kara çarşafın, kafayı ve boynu sımsıkı sarıp sadece yüzün bir bölümünü açıkta bırakan sıkmabaş modasının İslamiyet ile doğrudan bağı olmadığı gibi, hele hele özgürlüklerle uzaktan yakından bağı yoktur. Tam tersine -kadının birinin malı olduğunu simgeleyen- bu tip giysiler, kadınlardan başlayarak tüm toplumu köleleştirmenin ilk büyük adımıdır. Günümüz Türkiye'sinde, kara çarşafın ve türbanın "özgürlüklerin" sembolü olduğunu iddia etmeye kalkanlar, öncelikle nüfusun yarısını köleleştirerek ülkeyi binlerce yıl geriye götürüp tamamen teslim almak isteyen emperyalist güçlerin... (Bu metin 2004 yılında kaleme alındı ama, 23.10.2006 günü gözden geçirilip bazı yeni eklemeler yapıldı. Eklerle birlikte tekrar okunmasında yarar olabilir ve kesinlikle vardır.- Y. Küpeli) metnin devamı için tıkla |
||
|
Yusuf Küpeli, YÜZ TEMEL ESER VE YOZLAŞMA ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ REZİLLİK, BÖYLE YOZ BİR KÜLTÜR HERZAMAN VARDI AMA, ARTIK PİSLİK ALTIN ÇAĞINI YAŞIYOR ANLAŞILAN. HERŞEYDEN ÖTE PİSLİK GÖLGEDEN, GİZLENDİĞİ LAĞAM ÇUKURUNDAN TAŞARAK GÜNIŞIĞINA ÇIKIYOR, KENDİSİNİ AÇIKÇA İFADE EDECEK ORTAMI VE CESARETİ BULUYOR... BU DURUMUN TEK SUÇLUSU MEVCUT İKTİDAR VE ÖNCEKİLER DEĞİLLERDİR. OLAY, BİR- İKİ YAYINEVİNİ MAHKEMEYE VEREREK, YÜZ TEMEL ESER DENEN UTANMAZLIĞI HAZIRLAYANLARI SUÇLAYARAK KAPATILAMAZ. BU İŞİN KÖKLERİ DERİNLERDEDİR... (...) ASIL TEHLİKELİ OLAN SİLAHSIZLANDIRMA, BEYİNLERDE BAŞLAYAN SİLAHSIZLANDIRMADIR, YOZLAŞTIRMADIR VE ANLAŞILAN BU KONUDA TÜRKİYE TOPLUMU İÇİNDE ÖNEMLİ MESAFELER ALINMIŞTIR... |
||
|
Atom bombasına uzanan bilimsel araştırma sürecini, bombanın yapılışını, kullanılmasını ve yayılmasını anlatan Yaşamın ve ölümün emrinde nükleer enerji başlıklı kitabın ilk bölümlerini Sinbadda yayınlamaya karar verdim. .- Yusuf Küpeli, 12.05.2006 Yusuf Küpeli, Yaşamın ve ölümün emrinde nükleer enerji
a- Hıroşima,
Nagasaki, Nükleer enerji ve rakipsiz dünya egemenliği düşleri b- Geçmişin felsefi atom teorisinden modern atom teorisine geçişi sağlayan bilimsel buluşlar, sözkonus buluşlarda kullanılan bazı adlar ve bilim adamlarının sorumlulukları üzerine c- Atomun parçalanabilirliğinin anlaşılması, nükleer teknoloji de bazı ilk adımlar ve yeniden bilim adamlarının ağır sorumlulukları üzerine d- Savaş alanında kullanılamayan Nazi bombası g- Sovyetler Birliğinin ilk atom bombası deneyi, ABDnin nükleer tekelinin yıkılışı ve Çar Bombası üzerine notlar 4 Haziran 2006 h- Soğuk Savaşın en ağır günleri, yeni faşist örgütlenmelerin ürettikleri komünizm korkusu, Senatör Joseph McCarthynin komünist avı, nükleer istihbarat, Kore Savaşının gölgesinde nükleer casusluk duruşmaları ve Rosenberg çiftinin idamları (en son, yeni bölüm, 4 Temmuz 2006 devamı var) |
||
|
2- Çin mitolojisi, inançları, eski düşünce sistemi ve Çin klasikleri üzerine çok kısa notlar Yusuf Küpeli Notlar: Not 1: İngiliz yazarı Tolkien, Yüzük üçlüsü, ejderhalar ve Çin ejderhaları üzerine... Not 2: On iki sayısı, Çin mitolojisi ve bu anlatım üzerine Not 3: Göksel hiyerarşi ile yeryüzündeki hiyerarşi ilintisi, Zoroastrianizm, Hıristiyanlık ve kısaca 12 İmam Şiası ve Çin düşüncesi üzerine... Not 4: İran düalizmi üzerine... Not 5: Nü Wa, Meryem ve Fatma paralelliği üzerine... Not 6: Kadın başlı yılan gövdeli Nü Wa görünümü ile tarif edilen Şahmarandan başkası değildir sanki... Not 7: Mezopotamya mitolojileri, Eski Ahit (Tevrat) ve Nü Wa kültüründe benzer Yaradılış öyküsü; monoteizm ve Akhenaton üzerine... Not 8: Konfüçyanizmde tarifi yapılan göksel güç- insan ilişkisi, Zoroastrianizm, Platonizm, Hıristiyanlık, İslam, Sufizm üzerine... Not 9: Taoizmin anladığı liberalizm ve çağdaş liberalizm üzerine... Not 10: Bu satırları yazanın Taoist felsefe üzerine kısa notu 3- Çinde Çin kökenli olmayan inançlar: Budizm, Hıristiyanlık, Manicilik ve İslam Yusuf Küpeli Notlar: Not 11: Zoroastrianizm adlı tek yaratıcılı İran dininin peygamberi Zarathustranın veya Zoroasterin yaşamı ve felsefesi üzerine kısa açıklamalar... Not 12: Vedic Sanskrit üzerine... Not 13: Misyonerler, Ortodoksluk, Katolisizm, Protestanlık ve İstanbun üzerine kısa anlatımlar... Not 14: Kısaca Mani, Manicheism, Neo- Manicheism ve Balkanlarda Bogomilism üzerine Not 15: Muhammed ve İslam inancı üzerine çok kısa bilgiler...
|
||
![]() Yusuf Küpeli, Hedefteki Müslüman Halklar ve İslam
Söze başlarken
Dondurulmuş ve tartışılamaz gerçekler olan dogmalardan kazanç sağlayanlar, bunların kalıcılığına yardımcı olurlar. Ve yaşamı tüm zenginlikleri, bağlantıları ve değişkenlikleri içinde görmeye çalışan bilimsel analitik düşünce tarzları kitleler arasında kolay yayılamazlar... Günümüzde biryandan uzayın derinlikleri keşfedilirken, diğer yandan iki bin yıl öncesinin ve hatta daha eskinin dogmaları geniş yığınlar üzerindeki etkilerini sürdürmektedirler... Dünyamızda değişik görüşlere sahip yaklaşık iki milyar Hıristiyan ve birbuçuk milyar kadar da Müslüman yaşamaktadır. Yine diğer büyük dinlerden de milyarlarca insan vardır...
![]() İnanç sömürücüsü politikacılar ve dini önderleri tarafından aldatılanlar, savaşlara sürülenler, ölenler ve öldürülenler, emeklerine ve tüm zenginliklerine elkonulanlar yine bu çalışan dindar insanlardır. Haksızlıklara karşı aydınlar, sosyalistler, değişik dogmaların tutsağı durumundaki insanlara yardımcı olabilmek istiyorlarsa eğer, herşeyden önce onların düşünce biçimlerini, inançlarını doğru tanımak zorundadırlar. Onları doğru tanımadan, kösteklerinden kurtulmalarına ve ileriye doğru değişimlerine yardımcı olunamaz.
Şüphesiz herbiri belirli ana gövdelere ve bu gövdelerden ayrılan onlarca ve onlarca dala sahibolan farklı kültürleri bütünüyle tanıyabilmek pek kolay bir iş değildir. Buna karşın, İslam inancını, Hıristiyanlığı ve diğer dinleri ana gövdeleri ve bunlardan ayrılan başlıca kolları ile tanıyabilmek çok daha olanaklıdır. Ve kanımca birilerini en iyi ve yakından tanımaya çalışanlar, onların gerçek dostları, onlara yardımcı olmaya çalışanlar, veya yine onların gerçek düşmanları olabilir... Emperyalist merkezlerin hizmetindeki uzmanların, zengin İslam kültürünü ve İslam inancının farklı kollarını, kendisine "devrimci" veya "sosyalist" sıfatını layık gören çevrelerden çok daha iyi tanıyabildikleri kanısındayım.
"Hedefteki Müslüman Halklar ve İslam" adını taşıyan bu kitapta, İslam öncesi inançlara, mitolojilere ve diğer monoteist dinlere uzanan kültürel kökleri ile İslam anlatılmaya çalışılmaktadır. Burada İslam, sadece ana kolları ve bunlardan ayrılan belli başlı dalları ile ele alınmaktadır... Kitapta yeralan konular üzerine çok daha ayrıntılı geniş bilgiler verilebileceği gibi, çağdaş akımları ile İslamı alabildiğine zengin olarak anlatabilmekte mümkündür.
Bu kitapta verilen bilgiler sınırlı da olsalar, umarım okuyucuya yardımcı olabilirler. Ve şüphesiz okuyucular da eleştirileri ile yazılanlara yeni katkılar yapabilirler.
İyi okumalar dileğiyle
Yusuf Küpeli Ocak 2006 İslamda temel ayrılık, eski Sami mitolojilerine, Kenan (Suriye ve Filistin) mitolojisine, İbrani mitolojisine (Eski Ahit/ Tevrat) ve Mezopotamya mitolojilerine uygun Sünni İslam ile, kökleri asıl olarak eski Hint- İrani mitolojiye uzanan Sufi İslam, Şia ve türevleri arasında oluşmuştur... Bunlardan birinciler, eski Sami mitolojileri, iyiliği ve kötülüğü, birbiri ile zıt etkileri aynı güçün eline verirlerken, diğerleri, Hint- İrani mitolojiler, sözkonusu zıt etkileri, iyiliği ve kötülüğü, tamamen farklı merkezlere bağlamaktadırlar. Sonuçta Sünni İslamın asıl kültürel kaynağı, doğu ve batı Sami mitolojileri olurlarken; iyiliğin ve kötülüğün kaynaklarını ayıran düalist evren anlayışına sahip ikinciler, veya Hint- İrani mitolojiler, Şia ve türevlerinin, Sufi inançların ağırlıklı olarak beslendikleri kaynaklar olmuşlardır.
Bu satırları yazana göre, Anadolunun kuzeydoğusunda veya Güney Kafkasyada varolan Sufi inançlara sahip Türk aşiretleri arasında üretilmiş olan ve bu aşiretlerin serüvenlerini anlatan Dede Korkut Öyküleri bile doğrudan doğruya yedi ve oniki sayılarının kutsallıkları, bu sayıların bir çemberi tamamlama özellikleri, bütünselliği/ evreni simgeleme özellikleri ile bağlantılı olarak formüle edilmişlerdir. Çünkü, bulunan yedi ve oniki öykü mevcuttur. Araştırma ve özellikle düşünme alışkanlığından yoksun sözde birtakım uzmanların, sözkonusu yedi ve oniki öykünün bir destanın bulunan parçaları olabileceği üzerine spekülasyonları tamamen gerçekdışıdır. Çünkü, her öykü kendi içinde sual işareti bırakmayacak, gerisi varmı?, diye düşündürtmeyecek bir bütünlüğe sahiptir. Her öykü bir kahramanın, insani mikrokozmosu simgeleyen bir karakterin bağımsız serüvenidir. Bunlardan yedi veya oniki tanesi biraraya getirildikleri zaman, ortaya -inanca tamamen uygun- bir makrokozmos çıkmaktadır. Ve bu işin formülü kesinlikle böyledir!
1- Emperyalist hesapların ürünü demagojik suçlamalar, sahte birlik çağrıları ve ikiyüzlülükler üzerine kısa notlar
2- İslam dininin kültürel kökleri ve dinin doğduğu yıllardaki devrimci karakteri üzerine kısa notlar
3- Muhammed ve İslamiyet'in doğuşu üzerine kısa notlar
4- İlk dört Halife; Osman ve Kuranın derlenişi; Halifelik kurumu, politik cinayetler, Emevi İmparatorluğunun doğuşu ve İspanya Emevileri üzerine kısa notlar
Not 1: İdeolojiler, istismarları ve psikopat karakterler üzerine notlar. Not 2: Şeytani bir zeka olarak Dareius ve devlet örgütlenmesi üzerine kısa notlar. Not 3: Mani, Manicheism, Bogomil ve Balkanlara giren Sufi inançlara sahip Türk öncü birlikleri üzerine notlar. Not 4: Türkiye Cumhuriyetinde Hilafet kurumunun kaldırılması, tek eşli evliliğin, kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması üzerine kısa notlar.
6- İslamın üç temel akımından en büyüğü olan Sünni İslamın kültürel kökleri, Sünni İslamın dördüncü ve son ana kolu Hanbeli mezhebi, Ahmad ibn Hanbal, Ibn Taymiyya, Muhammed ibn- Abdulvahab ve Muvahhidun veya Vahabi öğretisi üzerine kısa notlar
Not 5: Hint- İrani topluluklar, Hint- İrani mitolojilerin özellikleri ve farklılaşmaları üzerine kısa notlar. 7- Sünni İslam'ın ilk üç ana kolu: Maliki, Hanefi, Şafi okulları üzerine kısa notlar Not 6: İslam inancının bakış açısıyla Türkiyede varolan gerçek münafıklar ve din tüccarı politikacılar üzerine kısa notlar. 8- İsmailiye Şiası, Fatımi Halifeliği, Nizari Şiası, Hassan-e Sabbah, Ağa Han, Çılgın Halife al-Hakim ve Durzi inancı üzerine kısa notlar Not 7: Hassan-e Sabbah karakterinin veya inançsızlık ile atbaşı gelişen değer yargısızlığın, ölçüsüz yalanın ve kötülüklerin çağdaş temsilcileri üzerine, inanç tüccarı politikacılar üzerine kısa notlar. Not 8: Pakistan ve Hindistanın bağımsız devletler olarak doğuşları üzerine not. Not 9: Fatımi Halifeliğinin sonu ve Selahaddin Eyyubi üzerine kısa not. 9- Şianın en gelişmiş biçimi olarak 12 İmam Şiası ve Sufi İslam üzerine çok kısa notlar Not 10: Hint- İrani mitolojilerde bulunan düalizm, kökleri Zoroastrianizme uzanan Mehdi/ Mesias inancı ve sözkonusu mitolojilerin Nazi Partisi tarafından istismarları üzerine not.
Not 11: Çaldıran zaferi ile Osmanlı sınırları içine katılan Kürt bölgelerinin stratejik önemi, idari yapıları, kürt beylerinin doğaları, bu barışçı katılımda başrolü oynayan İdris-i Bitlisinin Heşt Bihişt veya Sekiz Cennet adlı kitabının adı ile İslam kozmolojisinin bağı üzerine notlar.
10- Şia inancından filiz vermiş bir dal olarak Suriye Alaviliği üzerine kısa notlar
Not 12: Sykes-Picot Anlaşması; Milletler Cemiyeti ve Birleşmiş Milletler; demokrasi, Baas Partisi, Nazi Partisi, faşizm, emperyalizm ve yalanlar üzerine kısa notlar.
11- Şia inancının türevlerinde olan Anadolu Alevi inancı, inancın Zoroastrianizm ve Şamanizm bağları ve yine sufi inançlar üzerine kısa notlar
Not 13: Timurlenkin Yesevi için yaptırdığı görkemli anıt- mezar üzerine not. Not 14: Yeniçeri Ocağı ile birlikte Alevi- Bektaşi kurumlarına vurulan darbe; günümüzde de sürmekte olan politik dışlama ve yozlaştırma çabaları; sözde Ahmet Yeseviye sahip çıkan ünlü politikacıların ikiyüzlülükleri; ve halk kültürünün en insancıl ilerici yanlarına sahip çıkma yeteneğinden yoksun solcu tipler üzerine not. Not 15: Bu dersi alabilmek için, herşeyden önce ahlaken çökmemiş sağlıklı insan olmak gerekir... 12- Sözü bağlarken
Ekim 2005 |
||
|
Türkiye-
politika- ekonomi- tarih
Asya,
Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya
ABD- AB-
11 Eylül- konspirasyon
Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında
çok kısa bilgi
HAVANA
(LA HABANA) RÖPÖRTAJI, NAZIM HİKMET'in
KENDİ SESİNDEN KÜBA DEVRİM TARİHİ. ANADOLU'dan ve DÜNYAMIZIN DİĞER
HALKLARINDAN ÇAĞRIŞIMLARLA KÜBA DEVRİMİ VE KAZANDIRDIKLARI ÜZERİ GERÇEKLER.
+
Nazım Hikmet'ten diğer bazı şiirler
Nazım Hikmet'ten iki şiir,
KIYAMET SURELERİ:
yukarıdaki
sözkonusu
şiirler hakkında not ve biraz acıklı-komik bir anı
Yusuf Küpeli, Tolkienin Yüzük üçlüsü, Kıralın Dönüşü, bolkeseden verilen Oscar ödülleri ve W. Bushun HaçlıSeferi Tolkienin bu ikiye bölünmüş olan ve sembolleriyle birlikte birbirlerine karşı savaşan gerçekdışı siyah ve beyaz dünyasında, aydınlığın safında, iyiliği, güzeliği, yapıcılığı, adaleti, erdemi, cesareti simgeleyenler Batının Kuzeyli veya Germen kökenli, mavi gözlü, sarı saçlı kahramanları ve onların kartallardan oluşan sembolleri durmaktadır... Diğer yanda, karanlığın safında ise, hertürlü kötülüğün, yıkıcılığın, saldırganlığın, talanın, hilebazlığın, ahmaklığın, korkaklığın temsilcileri olarak gösterilen kara kafalı, kara gözlü, çıkık elmacık kemikli, yüzleri iyice deforme edilmiş şeytani Asyalı halklar vardır... Örneğin, eserlerinde İngiliz emperyalizminin ruhunu, dünyaya bakışını yansıtan Hindistan doğumlu ünlü İngiliz yazarı Rudyard Kipling (1865- 1936), Batı batıdır, Doğu ise doğu; bu ikisi savaş alanı dışında asla karşılaşmazlar!, demiştir. Tolkienin verdiği mesaj da bundan başka birşey değildir ve Kıralın Dönüşü filmindeki o -kurgu- savaş alanında yokedilen Doğunun dünyasıdır. Şüphesiz Batının insancıl bir kültürü, insancıl yazarları da...
Yusuf Küpeli, Bazı yerli faşist yalanlar, Thomas More, Ütopya, Vatikan ve Hitler üzerine kısa notlar
(...) Diğer yandan,
İslamın hangi dalı olursa olsun, bunların hiçbirinin içinde ırk ayırımı, millet
ayırımı olmadığı, İslamın Türklük, Araplık, İranlılık veya başka bir millet
için olamayacağı, ırkçı ideolojilerle yanyana getirilemeyeceği gün gibi
ortadadır...
(...) Anti-emperyalist sosyalist düşüncelerin etkisindeki
gençler, vaktiyle CIA ve yerli ortakları tarafından örgütlenip alanlara salınmış
olan ırkçı faşist güruhlarla bütünleştirilmeye, birleştirilmeye
çalışılmaktadır... Sovyetler Birliğinin yıkılmış olması ve değişen bazı ABD
politikasları nedeniyle günümüzde sahte anti-emperyalist bir retorik (söylem)
geliştirmiş olan sözkonusu eski faşist CIA oğlanlarından birisini, büyük bir
bilgiçlikle Türkçülük taslayan böyle komik küçük bir sahtekarı, tesadüfen...
(...) Yalancının, faşistin yerlisi veya Avrupalısı olmaz ama, Batının
patronları benzer tezgahları çok daha büyük bir incelikle kurmakta, yalanı daha
ustaca söylemektedirler... (...)
Evet
beklenemez ama, Papa XI. Pius (= XI. inanmış, veya XI.
mutekid), 1935 yılında Thomas Morei Vatikanın azizler
listesine almıştır. Papa tarafından inancın kutsal şehidi mertebesi ile
taçlanan Morein küçük altın kitabı Ütopya, asıl bundan sonra ön
plana çıkartılarak milyonlarca nüsha basılıp dağıtılmaya başlamıştır.
Bu olaydan sonra Thomas More, Ütopya adlı yapıtıyla
dünyamızda tanınmıştır.
(...)
Tek ayak
üzerinde hertürlü yalanı utanmadan kıvırabilen faşist karakterlerin
ne Türk milletinin tarihi kahramanlarıyla, ne halkın insancıl
kültürüyle, ne yine halkın gerçek
sorunlarıyla, ve ne de herhangi bilimsel bir gerçekle uzaktan yakından bağları yoktur ama, tüm bu gerçekleri usanmadan anlaşılır biçimde madde madde
halka anlatabilecek aydınlara gereksinim vardır
Yusuf Küpeli, Bayramı yaşayamıyan açlar ve yarı-açlar, işsizler, yiyici duyarsız sahtekar yalancı yöneticilerin ihanetleri nedeniyle en ufak bir doğal felakette bile yaşamlarını ve tüm varlıklarını yitirenler, ülkelerin doğal kaynaklarını elegeçirmek amacıyla en modern silahlarla saldıran emperyalist merkezlerin kurbanları olanlar, ve henüz sosyal bir varlık olma özelliklerini ve insani duyarlılıklarını yitirmemiş olanlar için bayram kutlamasının bir anlamı varmı? Var mı?
Türkiyede ve dünya da İslam inancına sahip onmilyonlarca, milyarlarca insan geleneklere uygun olarak bayram kutlayacak olsa da, böyle bir dünya da ve Türkiyede kaç kişi gerçekten bayramı yaşayabilmektedir? Eğer anlatıldığı, yazılıp çizildiği gibi bayram, bireyler için sosyal anlamda bir mutluluk kaynağı, kötülüklerin unutulduğu bir sevinç ve kaynaşma günü ise, Türkiyede ve diğer halkı müslüman olan ülkelerde, örneğin Afganistanda, örneğin Irakta, örneğin Filistinde, örneğin daha dün yıkılmış olan Gazzede, Örneğin -yöneticilerinin ihanetleri nedeniyle- sel felaketlerinde insanların yokolduğu Türkiyede, yoksulluğun, açlığın, hastalıkların, köle ticaretinin, çocuk askerlerin, doğa yıkımının kol gezdiği bir dünyada, kim nasıl ve hangi bayramı kutlayacak?
(...) Bu bir kehanet değildir Hassaslaşmış duyguları ile de görebilenler, herhangi bir derin ulusal ve uluslararası kriz anında, Türkiye toplumunun...
(...) Yine de herşeye karşın, bu son söylenenlerin hatalı olmasını umarak, toplumda bayramı kutlayabilecek gücü kalmış olanların bayramlarını kutlar, felaketlerde yakınlarını yitirmiş olanlara ise başsağlığı, sabır ve umut dileriz...
Bayramın tarihi kökü hakkında birkaç söz söylemek gerekirse...
Türkiyede ve dünya da onmilyonlarca, milyarlarca insan bayram kutlayacak durumda olmasa da, bayrama inananların, bayramı kutlayanların, ve bayramı kutlamaktan mutluluk duyanların bayramlarını sevgi ile kutlarız. İnsanların kaderlerinin -asıl ve ağırlıklı olarak- kendi ellerinde olduğunu bilmemize karşın, yine de kutlayanlara güzel bayramlar ve herkese mutlu bir gelecek dileriz.
Onmilyonlarca insan sadece karnını doyurma kavgası verirken, en sorumlu makamın başına oturtulmuş Bend Deresi papelcisi kılıklı fırıldakçı bir zevzeğin çıkıpta, büyük kültür adamı pozlarında, ...
(...) Bu arada, Türkiyede Şeker Bayramı olarak tanınan bayramın arapça orjinal adına gelince...
Yusuf Küpeli, ORUÇ, ŞEKER ve KURBAN BAYRAMLARI ÜZERİNE ÇOK KISA BİLGİLER
Dr. Mehmet Sılay, Kesinlikle kola içmeyin
(...)Daha kapsamlı araştırmacılar, mediko-sosyal açıdan özellikle çocuklarda başlayan ısrarlı Kola içme isteğinin masum alışkanlıklardan öte, giderek tutsaklığa dönüştüğünü tespit ediyor. Bu alışkanlığın daha ileri yaşlarda çocuklarda refleks ve dikkat kaybıyla, dalgın, unutkan ve sarsak bir insan tipi ortaya çıkaracağı kabul ediliyor. Çocukların çarpma ve düşmelerde kemikleri kolayca kırılıyor