|
Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar
|
|
5- Bağımsızlık savaşına doğru Kubada sınıfların konumları, ABDnin Kuba politikası, Monroe Doktrini ve Kubada 1844 ayaklanması
Kölelik düzeni Kubada halen egemendi, ve İspanyadan rahatsız olan köle sahibi varlıklı Criolloları (İspanyol babadan Kubada doğmalar) İspanyaya karşı bir bağımsızlık savaşı başlatmaktan en çok ürküten sorunları, köleliğin kalkabileceği korkusu idi. Sınıf yararları, gerçek bir bağımsızlık mücadelesi başlatmalarını engelliyordu...
Terence Cannondan aktarmayı sürdürelim... Bağımsızlık rüzgarlarının tüm Latin Amerikada çok sert estiği 1822 yılında, gerçek kimliği gizlenen, Mr. Sanches takma adı ile anılan bir kişi, Criolloları, Kubanın bu köle sahibi varlıklı üst sınıfını temsilen Washington D.C.ye (ABDnin başkentine) geldi. Aynı kişi, Başkan James Monroe (ABDnin 5nci başkanı, 1817- 25) ve Kabinesi ile temas kurdu. Mr. Sanches, köleleri olan plantasyon (büyük topraklar, çiftlikler) sahibi dostları adına, İspanyadan bağımsız olma talebinin Adada yükselmekte olduğu, ve ayrıca köle karşıtlığının arttığı, siyah ve beyazların birlikte isyanlarının gerçekleşmeye başladığı bilgisini Amerikalılara iletti. O, Mr. Sanches, Latin Amerikanın diğer ülkelerinde olduğu gibi eğer İspanya Adadan kovulursa, ve İspanyanın boşluğu İngiltere veya Fransa tarafından doldurulursa, kölelerin özgürlüklerine kavuşacağı uyarısını yapmaktaydı.
ABDnin güneyinde de güçlü bir kölelik sistemi olduğu için, Mr. Sanches, kölelerin özgür kalmaları ile ilgili korkularını Amerikalılara rahatça iletmekte idi. Çünkü, Küba topraklarında köleliğin kalkması, ABDde varolan kölelik sistemini de etkileyebilirdi. Ve anlaşılmış olacağı gibi, Criolloları temsileden Mr. Sanchesin asıl korkusu, İngilizlerin veya Fransızların Kubayı istila etmelerinden ziyade, bu yeni gelecek olanların köleliği kaldırma olasılıkları idi...
Criollo olarak adlandırılan Kuba üst sınıfı da İspanyanın Kubadaki varlığına karşı idi; onlar da kendine göre bir Kuba milliyetçiliğine sahiptiler ama, bu, Criolloların sınıf yararları ile bağlantılı bir milliyetçilikti. Sözkonusu olay, Mr. Sanchesin köleliğin kaldırılması ile ilgili korkularını Amerikalı yöneticilere iletmesi, aslında, milliyetçilik denen ideolojinin özüne de açıklık getirmekteydi. Bu olay, milliyetçi ideolojinin (düşünce sisteminin) bir sınıf temeli olduğunun, farklı sınıflara göre farklı milliyetçilik anlayışlarının bulunduğunun ama, yönetici üst sınıfların, milliyetçiliği, tüm ulusun, toplumdaki tüm sınıf ve kişilerin ortak yararlarının savunucusu gibi göstererek -hamasi bir edebiyatla- sadece kendi yararlarını savunduklarının en somut kanıtlarından biri idi.
İspanyaya karşı olan Criollolar, aslında, İspanyadan daha fazla kölelik sisteminin kalkacak olmasından, yani ekonomik ve politik güçlerini yitirme olasılığından korkmakta idiler... Örneğin, Türkiyede de en çok vatan, millet, milliyetçilik edebiyatı yapanlar, neden bu edebiyatın içeriği ile yüzde yüz çelişen NATOya sımsıkı sarılırlar, veya ABnin kuyruğuna takılmaya çalışırlar vs. Çünkü, vatan, millet, milliyetçilik edebiyatı ne ölçüde kitleleri aldatıp üst sınıfların yararları hesabına yönlendirmek için kullanılıyor ise, bu söylemle yüzde yüz çelişen NATO, AB, ABD gibi emperyalist kurumlara ve merkezlere bağlılık ta, onların, Türkiye üst sınıflarının ülkede varolan ekonomik ve politik iktidarlarının güvencesi içindir.
Mr. Sanches, Kubanın kendi gücüyle özgür olmasından duyduğu korkuyu da dile getirmekteydi. Kuba kendi başına bağımsızlığına kavuşursa, kölelerin yine özgür olacaklarını, Amerikalı dostlarına anlatacaktı... Criolloların temsilcisi Mr. Sanches, Kubalı plantasyon (büyük çiftlik, büyük toprak) sahiplerinin tek alternatiflerinin, halen ülkenin yarısında kölelik sistemi olan ABDye katılmak olduğunu açıklayacaktı. Ona göre Kuba, güçlü köle sahiplerinin bulunduğu Güneyin bir parçası olabilirdi. ABDnin güney kıyılarından sadece 90 mil ötedeki Kuba, karşı kıyıdaki kölelik kurumunun yardımcısı olabilirdi. Criollolar adına konuşan Mr. Sanches, Başkan James Monroeye ve Kabinesine bunları, ABDye katılmayı önermekteydi. Fakat Monroenin kabinesi karar veremeyecekti...
İleride ABDnin altıncı Cumhurbaşkanı (1825- 29) olacak olan günün Dışişleri Bakanı (Secretary of State) John Quincy Adams, anı defterine şu satırları not edecekti: Mr. Calhoun, Kubanın ABDnin bir parçası olması için en ateşli arzulara sahip. Ve dediğine göre, Mr. Jeffersonda aynısını düşünmekte imiş. Fakat bununla ilgili giderilmesi gereken iki tehlike vardır. Birincisi, Ada, İngilterenin eline düşebilir. İkincisi ise, Zenciler (Negroes) tarafından ihtilalci hale getirilebilir.
John Quincy Adamsın, Kubanın ABDnin bir parçası olması için en ateşli arzulara sahip kişi olarak sözünü ettiği Mr. Calhoun, veya tam adıyla John C. Calhoun (1782- 1850), Güneyin köle yanlısı önderinden başkası değildir. Aynı kişi, önce, Başkan James Monroe döneminde Savaş Bakanı olmuş ve ardından da ikinci başkanlık görevini yürütmüştür... Yine notta adı Kubayı ilhak düşüncesi ile birlikte geçen Mr. Jefferson ise, senatörlüğü döneminde -Kongre tarafından onaylanmış olan- Bağımsızlık İlanını (1776) kaleme alan ve 1801-1809 yıllarında ABDnin üçüncü başkanı olan Thomas Jeffersonda başkası değildir. Fakat dönemin ABD yönetimi, doğabilecek problemler nedeniyle Kubayı hemen ilhak etmekten çekinmiştir. Bu durum, ABDnin gözünü Kubadan ve tüm Latin Amerikadan tamamen uzaklaştırmış olduğu anlamına gelmemiştir. Tam tersine, Mr. Sanchesin teklifi, daha saldırgan bir Latin Amerika politikası başlatması konusunda ABD yönetimini cesaretlendirmiştir.
ABD yönetimi, halen en büyük denizaşırı güç olan Büyük Britanyanın bir kargaşa durumunda rahatça Kubaya elkoyabileceğinden çekinmekteydi. Yine ABD, bundan daha fazla olarak, Kuba nüfusunun yarısını oluşturan -ihtilalci bir geleneğe sahip- Siyahların, melezler ve bazı beyazlar ile birlikte ayaklanacaklarından, ve bu ayaklamanın ABDnin güneyindeki köle siyahları da etkisi altına alabileceğinden korkmaktaydı. ABDnin gizli Kuba politikası, o dönemde, bu korkular üzerine inşa edilmişti...
Mr. Sanchesin durum hakkında bilgi verip teklifini getirmiş olduğu gizli Kabine toplantısının ardından, ABDnin Kuba ve tüm Karaipler politikası, üç ilke etrafında sabitleşip stabilize olacaktı... Birincisi, Kuba artık ABDye bağlıydı. İkincisi, bölgeden tüm yabancı etkiler kovulmalıydı. Üçüncüsü, Kuba toplumundaki ihtilalci duygular kontrol altına alınmalıydı.
Aslında tüm bunlar, kısa süre sonra, 2 Aralık 1823 günü -Latin Amerikanın tümü ile ilgili olarak- ilanedilecek olan Monroe Doktrininin ilk kaba biçiminden başka birşey değildi. Monroe Doktrini, ABD dışpolitikasının rotasını çizerken, Amerika Amerikalılarındır ifadesi ile özetlenebilecek maddelerle, Orta ve Güney Amerikanın da ABDye ait olduğunun altını çizmekte; Avrupalı güçleri, Amerika Kıtasının işlerine bulaşma konusunda uyarmakta idi. Ve bu adımıyla ABD yönetimi, İspanyanın henüz terketmek zorunda Kalmış olduğu Latin Amerikaya ABD sermayesi adına elkoymaya hazır olduğunu ilanetmekteydi. Kuba üst sınıfları, böyle bir adımı atması konusunda ABDyi cesaretlendirmişti. Bağımsızlığına yeni kavuşmuş olan Latin Amerika halklarını yeni trajediler beklemekteydi...
ABD Dışişleri Bakanı John Quincy Adams, gelecek yıl (1823), Kuba ile ilgili ABD dışpolitikasına mükemmel bir açıklık getirecekti. O, Kubayı ve Puerto Ricoyu kastederek şunları söylemekteydi: Bu adalar, Kuzey Amerika Kıtasının doğal parçalarıdırlar. Onlardan biri, Kuba, bizim kıyılarımızın görüşü içendedir. Çoğunluğun kanısına göre Kuba, milletimizin ticareti ve politikası açısından üstün önemdedir... (...) Fiziki birlik kadar politik yasalar da mevcuttur. Eğer bir elma fırtınanın etkisi ile ağacından kopartılırsa, seçim yapamaz, yere düşer. Kuba, doğal olmayan İspanya ilişkisinden güç kullanılarak kopabilir, ve kendi başına ayakta duramaz ise, aynı doğa yasasına bağlı olarak kendisini kendisi olarak sürdüremez... Kısacası ABD Dışişleri bakanı, İspanyadan zorla kopartılacak olan Kubanın, bu kopma olayı gerçekleştiği zaman, yere düşen elma gibi olacağını ve ABD tarafından toplanacağını ifade etmekteyd. Kubayı yere düşmüş bir meyva gibi devşirmeye karar vermişlerdi ama, elkoymak istedikleri sadece Kuba değildi...
John Quincy Adamsın yukarıdaki sözleri ettiği 1823 yılının Aralık ayında Başkan Monroe, o ünlü doktrinini ilanedecekti. O, Batılı hükümetlerin kendi sistemlerini bu yarıkürenin herhangi bir parçasına uzatmaya kalkışmaları, barışa ve güvenliğimize yönelik tehlikeli bir müdahale olarak algılanacaktır!, demekteydi. Kısacası Başkan Monroe, Batılı hükümetlere, ayağınızı denk alın, Amerika Kıtasının tümünden uzak durun, yoksa haddinizi bildiririz, demeye getiriyordu. O, Orta ve Güney Amerikanın da kendi av alanları içinde olduğunu ilanediyordu... Yukarıda özetlenen ifadesine ek olarak aynı doktrin, Kubayı ve Puerto Ricoyu kastederek, mevcut kolonilerin Monroe Doktrininin kapsamı dışında kaldıkları notunu düşüyordu. Yani, -ileri de bu Adanın olgun bir meyva gibi eline düşeceğini hesaplayarak- Kuba üzerindeki İspanyol egemenliğini şimdilik tanıyordu.
ABDnin Amerika Kıtası ile ilgili politikasını formüle eden Monroe Doktrininin etkileri ve geçerliliği, yüzyıl ötesine dek uzanacaktı. Liberal etiketli John Quincy Adamsın Başkanlık yıllarında Kubanın ABD tarafından istilasına, Başkan Eisenhowerin Batista diktatörlüğüne yardımlarına, Başkan Kennedynin Domuzlar Körfezi Çıkartmasına, tüm bu müdahalelere Monroe Doktrini yeşil ışık yakacaktı...
Köleliğe karşı çıkan bu ayaklanmalardan en önemlisi, 1844 yılında, Havananın hemen doğusundaki Matanzasda başlayacaktı... Köleliği kaldırıp siyahlar ve beyazlar arasında gerçek eşitliği kuracak bir cumhuriyet için üç yıl süren bir tartışma, planlama, hazırlık döneminden geçilmişti. Başkaldırı ile ilgili sözkonusu gizli planın adı, La Escalera (El Merdiveni) idi. Aynı isyan bazı yazarlar tarafından, El Merdiveni Komplosu, Aşamalı Komplo, Adım Adım Komplo, Basmak Basamak Komplo anlamına, Conspiracy of Ladder olarak ta adlandırılmaktadır. Sözkonusu monarşi ve kölelik karşıtı haklı demokratik isyan, özgür bir siyah olan Jose Antonio Aponte tarafından yönetilecekti...
La Escalera (El Merdiveni) adlı isyan, sonderece kanlı biçimde bastırılacak, ve ardından çok sayıda köle, özgür siyah derili insan, ve yine Mestizos olarak anılan özgür Yerli Kubalı (Indian, Hintli)- İspanyol karışımı melez öldürülecekti. Bu sonuncuların, Yerli-İspanyol melezlerinin arasında, sonderece parlak bir şair olan Gabriel de la Concepcion Valdesde (Plácido) vardı... İspanyol yönetimi, dört binden fazla insanı tutuklayacaktı...
altıncı bölüm için tıkla başlangıç bölümüne dön
|
|
1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupanın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı
1 a- Amerika Kıtasına ilk yerleşimler üzerine kısa notlar
1 b- Amerika Kıtasına ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar
1 c- Piri Reis haritası ve Kolomptan 71 yıl önce Amerika Kıtasının her iki yanını ve Avustralyayı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar
1 d- Binbirgece Masallarının kahramanı Sinbad, ve Amerika Kıtasının en eski kaşiflerinin Ortadoğu halklarından birileri olabileceği üzerine bir spekülasyon
1 e- Doğunun zenginliklerine ulaşmalarını sağlayacak yeni yollar arayan Batının Amerika Kıtasını keşfi; Kristof Kolomp ve Amerigo Vespucci üzerine çok kısa notlar
2- Sosyalis devrime dek Kuba tarihinde hızlandırılmış bir yolculuk
4- Fidel Kastro ve yoldaşlarının devrime doğru yolculukları üzerine notlar 5- Bağımsızlık savaşına doğru Kubada sınıfların konumları, ABDnin Kuba politikası, Monroe Doktrini ve Kubada 1844 ayaklanması
6- Çinin sömürgeleştirilmesi, Kubanın Çinlileri, ve üç Kubalı-Çinli general
7- Kubanın bağımsızlık savaşının ilk on yılı, 1868- 78
8- Dağılanın yeniden toparlanması, José Martínin birleştirici rolü, ve cumhuriyete doğru ihtilalin ikinci aşaması
Not: kahramanlık ve sahte kahramanlık üzerine birkaç söz
12- Devrimci Batistadan Batista diktatörlüğü yıllarına ve ilerici 1940 Anayasası üzerine notlar
17- Devrime giden yolda Fidel Kastro, Moncada Kışlası baskını, hapislik ve Meksikaya gidiş
19- Kastro önderliğinde Kuba halkının devrimi, devrimci savaş sürecinde yaşananlar ve Batistanın kaçışı
19 a- Gramma yolculuğu, karaya çıkış, neden Oriente bölgesi, ve Frank Paisin ölümü
19 b- Sierra Maestradan yayılan devrimci yürüyüş, Amerikan basınının yoğun ilgisi, silahlı mücadelenin dönüm noktası, El Cubano Libre, Radio Rebelde, ve 45 örgütün destek bildirisi
19 c- Köylü meclisi, Jigüe Savaşı, devrime katılan askeri birlikler, zafere yaklaşırken Washingtonun devrimi engelleme entrikası, William Douglas Pawley, ve Batistanın kaçışı
not: William Douglas Pawleyin gerçek kimliği
24- Saldırıya geçen Washington; Operation Pluto; Radio Swan; CIA imalatı karşı-devrimci örgütlenmeler; Kubadan atılan ABD elçilik görevlileri; Kubanın dostlarının gücü; Kubada patlayan bombaları; ABD-Kuba diplomatik ilişkilerinin sonlanışı; Domuzlar Körfezi çıkartması ve emperyalizmin Amerika kıtasında ilk yenilgisi; devrimin sosyalist, kendisini ise Marksist-Leninist olduğunu açıklayan Kastro
25- Nasıl komünist olduğunu anlatan Kastro; Mongoose Operasyonu; Kubayı Latin Amerikada izole etme çabaları; birleşen ihtilalci örgütler ve Kuba Komünist Partisinin yeniden organize edilmesi; U-2 ispiyon uçakları; dünyayı nükleer savaşın eşiğine taşıyan 1962 Füze krizi; pazarlık masasında Türkiye Cumhuriyeti
|