Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar üzerine kısa notlar
Yusuf Küpeli
|
e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih helen yazılmaktadır
Şüphesiz Polonya halkının serüveni burada sonbulmamıştır... Halkı koyu katolik olan ve köylerinden işçi olarak geldikleri zaman, Varşovada -demirçelik fabrikasında çalışmanın bedeli olarak- kendilerine bağışlanan katlara keçileri ve domuzları ile taşınan Polonyalılar üzerine Vatikan aracılığı ile müdahaleler sürmüştür. Polonya halkı katledilirken kılını kıpırdatmayan ve çoktan Hitlerin emrine girmiş olan Vatikan, savaş sonrasında Polonyada Batı yanlısı muhalefet örgütlemek amacıyla elinden geleni yapmıştır. Balkanlarda Ustaşa faşistlerine en büyük desteği sağlayan ve yine Nazi savaş suçlularının başta Arjantin olmak üzere Latin Amerikaya kaçışlarına aracı olan Vatikan, Polonyada gizli örgütlenen muhalefete özellikle 1970- 80li yıllarda milyarlarca dolar akıtmıştır. Eski Polis Bakanı Miecshlawf Rakowsky, Vatikandan gelen para dolu çantaları skandal olmaması, işlerin karmaşık bir hal almaması için açmadıklarını günümüzde anlatmaktadır...
Kurulduğu zaman, 1928 yılında sadece 650 üyesi olan Katolik Faşist Ustaşa, Vatikanın büyük mali desteği ve hertürden yardımları ile büyümüştür. Ustaşa, II. Dünya Savaşı yıllarında Balkanlarda Ante Pavelich önderliğinde, işgalci Nazi güçlerinin safında, 700 bin Sırp, Çingene, Yahudi, Müslüman ve şüphesiz ilerici Hırvat öldürmüştür- Yugoslavyanın savaş yıllarındaki tüm kaybı 2 milyon kişiyi aşkındır ve bunun sadece 300 bin kadarı askerdir. Ölüm Kamplarından elde edilen altın dişlerin ve takıların bazı Katolik manastırlarında elegeçtiği belgelerle sabittir... Son günlerini yaşamakta olan Papa II. Jean Paul geçenlerde Balkan halklarından Vatikan adına özür dilemiştir ama, bunun ne anlamı vardırki?.. Ve işte savaş yıllarında Hitlerin safındaki bu Vatikan, savaş sonrası Polonyada özgürlükler için mücadele etmiştir ama, bu özgürlüğün Türkiyede sahnelenmekte olan türban özgürlüğü oyununun paraleli olduğu açıktır.
Yumuşama ve birlikte varolma sürecine sonveren, kapsamlı bir nükleler silahsızlanmayı içeren SALT II anlaşmasını çöpe atan, Yıldız Savaşları projesi ile dünyada silahlanmayı tüm hızı ile yeniden başlatan silah tekellerinin ve Pentagonun Başkanı Reagan, 8 Haziran 1983 günü Londrada, İngiliz Parlementosunda bir konuşma yapmıştır. Vatikanı, Papa II. Jean Paulü ve Polonya muhalefetini göklere çıkartmış, açık çek vermiştir... Aradan sadece 10 gün geçtikten sonra, 18 Haziran 1982 günü Londradaki Blackfrias Brigein (Blackfrias Köprüsünün) bacaklarından birine asılı vaziyette, vücudunun alt kısmı suların içinde duran bir ceset bulunmuştur. İnteher ederek ölmüş süsü verilmeye çalışılan cesedin, kara para aklamakla ünlü Vatikan bankası Banko Ambrosianonun başındaki Roberto Calviye ait olduğu kısa sürede ortaya çıkmıştır... Kıdemli basın mensupları, kırk yıldır bukadar saçma bir intehar görünümü ile karşılaşmamış olduklarını ifade etmişlerdir.
Kendisi de sağlam ayakkabı olmayan, yakın ilişki içinde olduğu İtalyan mafyasının kara paralarını offsure şirketleri aracılığıyla Banko Ambrosianoda yıkayan Roberto Calviyi karanlık bir cinayetin kurbanı yapan yol şöyle özetlenebilir... Son zamanlarda oğlancılık skandalları ile ünlenen Amerikan Katolik Kilisesinden CIA ajanı Piskopos Paul Marcinkus, 1970li yıllardan itibaren Banko Ambrosiano ile yakın bağ kurmuş ve Roberto Calviye mafya paralarını nasıl kullanacağı konusunda yolgöstermeye başlamıştır... Şüphesiz bu paraların önemli birkısmı CIAnın bilgisi dahilinde Polonya muhalefetine akmıştır. Ve sonuçta, Vatikan bankası Banko Ambrosianonun hesaplarında ne olduğu birtürlü açıklanamayan 1.3 milyar Dolar tutarında bir açık doğmuştur. Şüphesiz bu para Polonyaya akanın hesaba katılmayacak kadar küçük bir miktarıdır ama, Calvi okka altına gitmiş, Vergi Komisyonunun elinden yakasını kurtaramamıştır. Tüm kariyerini yitirdiği gibi, birde dört yıl hapis cezası almıştır...
Sonunda Calvi, derin bir umutsuzlukla Papaya mektup yazıp yardım istemiş ve kesinlikle yanıtlanmayacak olan bu çağrısının satır aralarında şantaj yapmıştır... Panik içindeki Calvi, mafya üyesi ve aynızamanda mafya ile arasında bağlantı halkası olan iş ortağı Flavio Carboniye 20 milyon Dolar verip kendisini korumasını istemiştir. Calvi, karanlık işlerin adamı Carboni'nin hazırlamış olduğu sahte pasoport ile İtalyadan gizlice çıkartıp İsviçreye geçmiştir... Ve şüphesiz Calvinin gizli kimliğini, yolunu, kaldığı otelleri ve en önemlisi yanında taşıdığı şişkin çantasında olanların içeriğini, -20 milyon Doları cebe indirmiş olan- Carboni bilmektedir... Ve muhtemelen almış olduğu bu 20 milyon Dolarda sadece bir ön ödemedir.
Kendisini okka altına götürmekten kurtaracak ve kariyerini kurtaracak paraları bulmak amacıyla Calvi, yanından ayırmadığı çantasında Beyaz Saray ve Vatikan için bir nükleer bombadan daha tehlikeli olan gizli belgeleri taşımaktadır... Bunlar, gizli Vatikan- Reagan ve Vatikan- Polonya bağını ve Vatikanın tüm Doğu Avrupadaki yeraltı eylemlerini içeren belgelerdir... Heribert Blodiau yapımı belgesele göre, Carboni aniden Calviye Londraya geçmesini söylemiştir. Calvi, Londrada Carboninin ayarlamış olduğu bir otelde kalmaya başlamıştır... Kurbanın gerçek kimliğini bilmeyen tanıkların ifadelerine göre Roberto Calvi, yanında iki genç adam olduğu halde elindeki siyah şişkin çanta ile oteli terketmiştir... Papaya yazmış olduğu mektuptan tam 12 gün, Reaganın İngiliz Parlementosuda Vatikan'a övgüler düzen yaldızlı nutkundan ise 10 gün sonra Roberto Calvinin cesesdi Blackfrias Brigein bacaklarından birine asılı olarak bulunmuştur. Dünya değiştiren Calvi ile birlikte elinde taşımakta olduğu içi belge dolu siyah çanta da sahip değiştirmiş, ortalıktan kaybolmuştur...
Şüphesiz ne onlar muradlarına ermişlerdir ve ne de bizler kerevetine çıkacak durumdayız! Calvinin kısa açgözlü ahmakça yaşamını noktalayıp içindeki belgelerle birlikte çantasını iç edenler, tüm dünyanın gözleri önünde iğmesi giderek artan bir hırsla ve renklenen yalanlarıyla kanlı serüvenlerini sürdürmektedirler. Tarih, açgözlü emperyalist hırslarıyla tüm toplumsal yaşamı, insan soyunu, doğayı yıkıma sürükleyen doymak bilmez karanlık güçlerle, bunun karşısında toparlanıp direnmeye çalışan halkın yapıcı güçleri arasındaki kavgalar içinde şekillenmektedir. Veya bir başka ifadeyle, ulusal ve uluslararası arenalarda birbirleri ile bağlantılı biçimde sürmekte olan sınıf mücadeleleri ile tarih yazılmaktadır... Tarih, önceden belirlenmiş bir kadere göre değil, gelecek daha güzel günlere inancını yitirmemiş yapıcı insanların ağır emekleri ile halkların yararları yönünde yazılabilecektir. Tarihi yazan halkların, sosyalizmin veya herhangi başka bir insancıl düşüncenin üstünkörü ticaretini yaparak gününü gün eden kişilere ihtiyaçları yoktur. Sömürülen ve katledilen insanlar, ateşi, bilgiyi, gerçeği gizlendiği yerlerden söküp alacak ve ellerine silah olarak verecek aydınlara gereksinim duymaktadırlar.
Yusuf Küpeli, Ağustos 2004
önceki bölüm için tıkla sonraki bölüm için tıkla
|
|
a. Avrupalılar, Polonyalılar ve Türkiyeliler üzerine kısa notlar
d. Varşova Ayaklanması, Büyük Biritanya ve Sovyetler Birliği
e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır
|
Başa dönmek için tıkla: Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar üzerine kısa notlar