|
Açıklayıcı not Kiralık bir iktisatçının itirafları Türkçeye çeviren tarafından hazırlanan sözlük veya metinde adı geçen şirketler, kişiler ve olaylarla ilgili kısa bilgiler: NSA (National Security Agency) CIA ve MI6 tarafından gerçekleştirilen Ağustos 1953 İran darbesi IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların Türkiye ekonomisine yönelik şüpheli övgülerine karşın Milliyet yazarı ve iktisat profösörü Güngör Uras'tan inandırıcı bir analiz: Güngör URAS "Böyle geldi" ama "böyle gidemeyecek"
|
|
Açıklayıcı not: John Perkinsin Confessions of an Economic Hit Man (Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları) adlı kitabını tanıtan ve kitabın özünü yansıtan aşağıdaki metin, Türkiye ve benzeri ülkelerin aydınlarını ve halklarını yakından ilgilendirmektedir. Metni çevirirken kafamda sürekli Türkiye politik yaşamı ve ekonomisi ile ilgili çağrışımlar oluştu. Yıllık bütçesinin yüzde 60ından fazlasını borç faizlerini ödemeye ayıran ve bütçesi 100 milyar Dolara ulaşmazken 300 milyar Doları çok aşan iç ve dış borcu olan Türkiyenin ekonomisinin hangi sinsi hesaplarla IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlarca övüldüğünü merak ettim. Hiç haketmediği halde seçim sisteminin bozukluğundan yararlanarak iktidar koltuğuna oturabilen ve Türkiyeyi yönetebilecek bilgi birikimine asla sahip olmadığı tüm konuşmalarında açıkça yansıyan başbakanın, yakınlarının ve çevresinde danışman rolü oynayan kişilerin kısa süreli iktidar dönenemlerinde nekadar servet sahibi olduklarını merak ettim. Teknolojileri yenilenebilecekken haraç mezat satılan devlet iktisadi kuruluşlarını, kapatılan fabrikaları, SEKA ve benzeri kuruluşları ve bir ihanet girdabına sürüklenmiş olan Türkiye halkını düşündüm. Türkiye toplumunun -yalanlarla, demagojilerle, sahte övgüler ve vaatlerle- göz göre nasıl bir karanlık geleceğe doğru itildiğini acıyla aklımdan geçirdim...
Aşağıdaki çeviriyi dikkatle okumanızı içtenlikle salık veririm.
Yusuf Küpeli 7 Mart 2005 Yeni not: 10 Mart 2005 günü Sinbad'a ulaşan bir habere göre, John Perkins'in Confession of an Economic Hit Man adlı kitabı, April Yayıncılık Ltd. tarafından türkçeye kazandırılacak ve Eylül ayında okuyucuları ile buluşacaktır. |
|
Kiralık bir iktisatçının itirafları
Bir az gelişmiş ülke danışmanı ve ekonomik tetikçi/ ekonomik katil olarak John Perkinsin görevi yoksullardan alıp zenginlere vermekti. Günümüzde O geçmişine farlı bir gözle bakmaktadır.
Globalleşme süreci seçkinlerin daha zengin, geniş yoksul yığınların ise daha yoksul olmalarınamı yolaçmalıdır? Bu, globalleşme modeline bağlıdır şüphesiz. Emperyalist büyüme diğerinin çöküşü pahasına olmuştur hep.
John Perkins 1970li yıllarda bir ekonomik imparatorluk görevlisi idi. Üçüncü dünyanın tüm kaynaklarının sömürülmesine yardımcı oldu. O kendisini, EHM -economic hit man/ ekonomik tetikçi- olarak adlandırdı. Onun bilinçli hedefi, görev yaptığı ülkeyi borçlandırıp boyunduruk altına almaktı. Kârlar, kendisine görevi verene/ patronuna ve sömürülen az gelişmiş ülkenin birkaç zengin ailesine gitmeliydi.
Amerikan danışmanlık şirketi MAINın şef iktisatçısı olarak Perkins, Confessions of an Economic Hit Man (Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları) adlı yeni kitabında işini yaklaşık bu biçimde tarif etmektedir.
Perkins, yeni pazarlar üzerinde egemenlik kurmaları için kendisine benzeyen danışmanların Halliburton, Enron ve Bechtel gibi şirketlere yardımcı oldukları gerçeğinin altını çizmektedir. Bu şirket imparatorluklarının kurucuları, CIA ve ABD savunma bakanlığı (Pentagon) ile sıkı bağlar/ ittifaklar oluşturmuşlardır. Perkins, gizli servis NSA tarafından erkenden görevlendirilmiştir ama, aynızamanda maaşını özel bir danışmanlık firmasından almıştır. Onun demek istediği, aynı işi yapanların hepsi kendisi gibi az gelişmiş ülke yöneticilerini borçlandırma görevlerinin bilincinde değillerdir. Bazıları az gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin gelişmesine gerçekten yardımcı olduklarını sanmışlardır.
Bir EHMin (ekonomik tetikçinin) iyi bir iktisatçı olmasına gerek yoktur. Perkins, iyi hesap yapmakta asla becerikli biri olmadığı halde kendisi için kullanılan şef ekonom ünvanının şaka gibi olduğunu ifade etmektedir. Aslında görev, ustaca hazırlanmış bir söylemle halkı önceden verilmiş kararlara inandırmaktır. Bir ülkenin ekonomisi üzerine analiz yapılırken gerekli olan, o ülkenin ekonomisi hakkında sürekli aşırı iyimser öngörülerde bulunmaktır. O (John Perkins), gerçekçi öngörülerin kariyeri üzerine bir çarpı atılması anlamına geleceğini anlamıştır. İşi sırasında Perkinsin emrinde mümkün olduğu kadar karmaşık istatistik yöntemleri geliştirebilen sonderece yetenekili istatistikçiler çalışmıştır. Bunlar, gereğinde profesyonel bir iktisatçının bile kafasını karıştıracak nitelikte boşluklarla dolu ve yoruma açık istatistikler uydurabilmişlerdir.
Burada resme Dünya bankası ve IMF girmektedir. Ekonomi ile ilgili öngörülerden amaç, uluslararası mali kuruluşlara mümkün olan en fazla borcu onaylatmaktır. Bir ülkenin alt yapısı için gerekli yatırımların gerçekte nekadar para gerektirdiği hiç önemli değildir. Hedef, az gelişmiş ülke yöneticilerini kısa sürede mümkün olduğu kadar çok borçlandırmaktır. Borçlandırmak, borçlandırılan ülkenin yöneticilerinin kısa sürede memleketin ekonomi politikası üzerindeki denetimlerini yitirmelerini içermektedir.
O Korunmuşları Korumak
Az gelişmiş ülke ile ilgili öngörünün gerçekleşmemesi ekonomik gelişmenin hiç olmadığı anlamına gelmez. Kuşkusuz ülkenin ekonomisi gelişir ama, bunun halkın yaşamına önemli katkısı olmayacaktır. Bechtel benzeri şirketler dev kârlar elde ederlerken, ülkenin iktidar sahipleri ve onların yakınları fırtına hızıyla Karun gibi zenginleşeceklerdir. Zengin daha zenginleşirken, yoksul daha da yoksullaşacaktır. Ülke yönetimindeki az sayıda zengini denetlemek, daha büyük bir çoğunluğu denetleyebilmekten çok daha kolaydır. Ayrıca ucuz işgücüne de gereksinim vardır.
Az gelişmiş ülkelerin insani ve doğal kaynaklarını sömürmenin gerisinde duran düşünce biçimi başka kitaplarda çok daha ayrıntılı tarzda açıklanmıştır şüphesiz. Perkins, sömürünün içinde kişi olarak nasıl yeraldığını anlatmaktadır. O, kişiliği uygun olduğu için şef ekonom olarak görevi alabildiğini anlatmaya çalışmaktadır. (İktisatcı olarak yeteneği ve bilgisi nedeniyle değil, kişiliğindeki zaaflar yüzünden bu göreve getirildiğini söylemektedir kitabın yazarı.- Y.K.). Paraya, sekse ve iktidara tutkun bir kişiliktir Perkins. Ondan çok daha bilgili ve yetenekli birsürü iktisatçı vardır aslında.
Şüphesiz Perkins tamamen yeteneksiz ve bilgisiz değildir. O, yabancı dillere ve kültürlere ilgi duymaktadır. Kendisine ait olmayan bir çevrede zor şartların üstesinden gelebilmektedir. Ona özgü bu yetenekler diğer iktisatçı arkadaşları arasında pek bulunmayan şeylerdir. Genellikle arkadaş olduğu, görüştüğü kişiler az gelişmiş ülkenin sıradan insanları değillerdir. Perkins, ispanyolca ve Endonezyanın resmi dilini, bahasa endonezyacasını öğrenmiştir. Lokal politikacıların tartışmalarını izleyebilmiştir. Globalleşme denince Endonezya ve Panama gibi ülkelerde yaşayan insanların gelişmiş endüstri ülkelerinde anlaşılandan çok farklı bir gerçeği anladıklarını, globalleşmenin az gelişmiş ülkelerdeki farklı sonuçlarının bilincinde olduklarını kısa sürede anlamıştır.
Bir Korsan Öyküsü
Perkinsin kitabı bir korsan öyküsüdür. Onun geçmişte hayranlık duyduğu, örnek aldığı kişilerden biri, 1500lü yılların korsanı Sir Francis Drakedir. O (Perkins), zenginlerden alıp fakirlere veren Robin Hoodun karşıtı gibi görülebilir. Kendisini alaya almak için mesleğini tanımlarken yaptığı EHM (Ekonomik Tetikçi/ Ekonomik Katil) şakası, Perkinsin ekonomik danışmanların işlerini nasıl gördüğünü yansıtmaktadır. Büyük bir şirketin az gelişmiş ülkeye istemlerini tam anlamıyla kabulettirebilmesi için değişik şantaj yöntemleri ön plana çıkartılır. Bu şekilde Amerikan iktidarının, hem ordunun ve hem de gizli servislerin yararları korunabilir.
Perkins, EHMin (ekonomik tetikçiliğin) globalleşme tarihi içinde gerçek bir katagori olarak oynadığı önemli rolleri kanıtlarıyla sergilemektedir. Sözkonusu globalleşmenin ilk dikkate değer sövalyesi olarak gösterdiği Kermit Roosevelt, 1950ler de Şahın askeri darbesini finanse etmiştir. Onun görevi, İran yönetimini petrol şirketinin hesabına satınalmaktı.
Bir EHM (ekonomik tetikçi) olarak Perkins kariyerine Endonezyada başlamış ve hatta batılı şirketlerin ellerinden kaçırdıkları İrana gitmesine ramak kalmıştır. O hiçbirzaman Kermit Roosevelt gibi büyük oynayan biri olmamıştır ama, bazı çok önemli kişilikleri tanıyabilmiştir.
Bir ekonomik tetikçi olarak Perkinsin en büyük zaferi, Amerikalıların Suudi Arabistanda başlattıkları çok büyük bir inşaat projesinin güvenliği ile ilgili anlaşmaya yardımcı olurken gerçekleşmiştir. Şüpheci bir prense kadın bulmak, görevinin bir parçası olmuştur. Diğer az gelişmiş ülkelere göre Suudi Arabistan birçok bakımdan farklılıklar göstermektedir. Perkins, Amerikan şirketi ile Suudi prensleri arasında kurulmuş karşılıklı bağımlılığa dikkati çekmektedir. O hiçbir büyük sırrı açık etmemektedir ama, içe/ işine bakış açısı sonderece canlıdır. Kitap, pişmanlığa sürüklenmiş emperyalis düşünce tarzının iyi bir resmini vermektedir.
Vicdan Burkulması
Panamaya hükmeden general Omar Torrijos ile tanışmasının ardından Perkinsin dünya görüşü değişikliğe uğramıştır. Torrijos ile olan arkadaşlığı Perkinse, dünyayanın koşullarını Panama toplumunun gözüyle görebilme olanağı sağlamıştır. O, ABDnin Panama Kanalı üzerindeki kontrolu Panamaya devretmesini isteyen bir anlaşma için lobi faliyetleri/ kulis yürütmeye başlamıştır. Sözkonusu kanal anlaşmasını imzalayan başkan Jimmy Cartere çok sıcak bir mektup yazmıştır. Daha sonra O, büyük şirketlerden kesinlikle bağımsız olması nedeniyle Carterin yeniden seçilme şansını yokettiğini söylemektedir.
Perkins, hem ilgi çekici ve hem de kısa, özlü yazmaktadır. Daha çok iktisat uzmanları için değil, geniş yığınlar için yazmaktadır. Kitabın amacı, okuyucuyu, olanlar ve içimizden birinin kendi yöntemleriyle üçüncü dünyanın yoksulluğunun temelinde duran politik iktidarı nasıl etkileyebildiği üzerine düşündürtmektir.
Confessions of an Economic Hit Man (Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları), artık kesinlikle otuz yıl önceki kişi olmayan yazarın eğlenceli itiraflarından oluşan anılarıdır. Kitap, kapalı kapılar arkasında ABD dışpolitikasını yönlendiren askeri- endüstri komplekslerle yakıcı bir hesaplaşmadır. Tüm bunlardan öte, on yıllardır vicdan azabı ile kemirilen John Perkinsin kişisel öyküsüdür.
kitap tanıtma metninin yazarı: Topi Lappalainen metnin konusu olan yazar ve kitabı: John Perkins, Confession of an Economic Hit Man, Berret- Koehler 2004, 250 s. metni türkçeye çeviren: Yusuf Küpeli
(Yukarıdaki metin 25. 02. 2005 tarihli NY TID/ Yeni Zaman gazetesinden türkçeye çevrilmiştir. Geçmiş yıllarda benim birçok yazımı da basmış olan NY TID, Finlandiyanın başkenti Helsinkide haftalık isveççe gazete olarak yayınlanmakta ve tüm İskandinav ülkelerinde dağıtılmaktadır. Finlandiyanın en eski haftalık bağımsız sosyalist yayın organı olan NY TID, yaklaşık iki yıldır ünlü Fransız gazetesi Le Monde ile işbirliği içinde basılmaktadır.- Y. Küpeli)
|
|
Türkçeye çeviren tarafından hazırlanan sözlük veya metinde adı geçen şirketler, kişiler ve olaylarla ilgili kısa bilgiler:
NSA (National Security Agency): Kongre kararından bağımsız olarak Başkanın emriyle ve gözetiminde, Savunma Bakanlığının (Pentagonun) çatısı altında 1952 yılında kurulmuştur. Direktörü kesinlikle bir general veya amiral olan National Security Agency (Ulusal Güvenlik Servisi) veya Savunma bakanlığına bağlı istihbarat kuruluşu, ABDdeki en gizli istihbarat örgütüdür. Seçilmişlerden oluşan ABD Kongresinin denetimine karşı çok büyük bir dokunulmazlığı vardır.- Y. Küpeli
Halliburton: Halliburton dünyanın ikinci büyük petrol servis devidir ve en büyük gelirlerini ABDnin denizaşırı askeri operasyonlarından, Irak savaşından vs. sağlamaktadır ve tüm bu savaşları, askeri operasyonları desteklemektedir. Korparasyon, 11 Eylül 2001 provokasyonunun ardından başlatılan Haçlı Seferi ve Terörizme karşı savaş yalanları ile tarihinin altın devrini yaşamaya başlamıştır. Halliburton, ABD Başkan Yardımcısı, ABDnin ikinci kişisi Dick Cheneyin eski şirketidir ve Cheney halen Halliburton ile sıkı bağlar içindedir. Alabildiğine karmaşık ilişkiler içindeki bu dünya devini birkaç satırla anlatabilmek olanaksızdır ve şüphesiz Türkiyede de işleri vardır. Örneğin, Halliburtonun uzantısı olan ve öncelikle petrolle ilgili inşaat işlerinde çalışan Brown and Rootsun 1988 yılından beri Adana yakınlarındaki İncirlik Hava Üssünde işleri vardır vs..- Y. Küpeli
Enron: ABD tarihindeki en büyük iflas skandalının kahramanı Enron, W Bushun Afganistan politikasında etkili olmuştur. Merkezi Houston Teksasda olan Enron, 1985 yılında Houston Natural Gas ve Inter North tarafından şekillendirilmiştir. Korparasyon, birzamanlar 21 bin personeli olan dünyanın en büyük enerji devlerinden biriydi. Orta Asyada, Güney Amerikada, Afrikada ve Filipinlerde toplam 30 milyar Dolar değerinde anlaşmalara imza atmıştı vs..
Bechtel: Bechtel, ABDnin ve dünyanın en büyük inşaat ve mühendislik firmalarından biridir. San Franciskoda 1925 yılında kurulmuştur. Kanadadan Suudi Arabistana ve dünyanın başka köşelerine dek petrol boru hatlarından nükleer merkezlere kadar hertürlü büyük inşaatın yapımcısıdır vs..- Y. Küpeli
Bahasa endonezyacası: Sumatra, Borneo ve daha birsürü adada konuşulan ve Malay dili olarakta bilinen bu dil, Endonezyada yaşayanlardan 33 milyon kadarının anadilidir. Diğerleri de bunu ikinci dil olarak kullanmaktadırlar. Sözkonusu dil 1945de ülkenin resmi dili olmuştur. Ülkede 200 milyon kadar insan yaşamaktadır.- Y. Küpeli
Sir Francis Drake: Drake, 1540- 43 yıllarında İngilterede doğmuş ve 1596da Panamada ölmüştür. Hem korsandır ve hem de I. Elizabeth İngilteresinin en ünlü amiralidir. İspanyol sömürgeciliğinin karşısında İngiliz sömürgeciliğini üstün kılmak için mücadele etmiştir... Papanın da desteği ile İngiltereyi istila etmek isteyen İspanya Kıralı II. Filipin yolladığı çok büyük İspanyol donanmasının İngiliz kanalında 1588de alt edilip yakılmasında en önemli rolü oynamıştır. Bu olaydan sonra İngiltere denizlerde egemenliği elegeçirirken, İspanya birdaha belini doğrultamamıştır.- Y. Küpeli
Robin Hood: R Hood, yasadışı efsanevi İngiliz halk kahramanıdır. İngiliz baladlarının (kahramanlık öyküleri anlatan halk müziği örnekleri) baş kahramanı olan Robin Hoodun yaşamış olduğu zamanla ilgili kesin bilgi yoktur. Sözkonusu baladların birkısmı 1300lü yılların ilk yarısına aittir ve efsaneye göre Robin Hood zenginlerden soyduklarını yoksullara dağıtmıştır vs..- Y. Küpeli
CIA ve MI6 tarafından gerçekleştirilen Ağustos 1953 İran darbesi: Musaddık ile İran Şahı arasındaki iktidar mücadelesi 1950de başlamıştır. Muhammed Musaddık (1880- 1967) ve Ulusal Cephe Partisi 1951 yılında tamamen demokratik yöntemlerle, halk oyuyla ikidara gelmiştir... İran, zengin petrol yataklarına sahipti ama, bunları işleten İngiliz devlet şirketi Anglo- Iranian Oil Company (İngiliz- İran Petrol Kumpanyası, şimdiki özelleştirilmiş BPnin başlangıç biçimi) olağanüstü büyük kazançlar sağlıyordu ve İranın yoksul halkı kendi petrolünden yararlanamıyordu. Halkı tarafından çok sevilen yaşlı ve hastalıklı Başbakan Muhammed Musaddık, kesinlikle komünist değildi ve ABDnin önceki aşırı sağcı başkanı Truman ile de arası çok iyi idi. Buna karşın, ülkesini de seviyordu. Musaddıkın en önemli özelliği, rüşvet yemeyen ender namuslu politikacılardan biri olmasıydı. Başbakan Musaddık, Ülkeyi ve halkını içinde bulunduğu acıklı durumdan kurtarmak düşüncesiyle 1952 yılında petrolleri millileştirdi ve güçlü İran komünist partisinin dışarıdan desteğini aldı. Musaddıkın bir diğer günahı da, İranda çok güçlü olan büyük toprak sahiplerini tasviyeye kalkışması, feodal beylerin elindeki geniş toprakları köylüye dağıtarak kooperatifler aracılığıyla kollektif tarıma geçmeye çalışması olmuştur... Petrol şirketinin millileştirilmesi karşısında İngiltere yönetimi çılgına dönmüştü ve İngiliz dış istihbarat örgütü MI6, İranı karıştırmak için hemen harekete geçti. Şüphesiz bu işi tekbaşına başaramazdı ve CIAyı yardıma çağırdı...
CIA Direktörü olan Allen Welsh Dulles, Dışişleri Bakanı olan ağabeyi John Foster Dulles ile birlikte, Anglo- Amerikan petrol şirketlerinin kârları için, halkın geniş desteği ile iktidara gelmiş ve petrolleri millileştirmiş olan İran Başbakanı Musaddıkı 1953de kanlı bir askeri darbe ile iktidardan indirdi ve Avrupaya kaçmış olan Şah Muhammed Rıza Pehleviyi Ağustos 1953de tekrar eski yetkileriyle tahta oturttu. Sokak çatışmalarında 300ü aşkın insan ölmüştü. Başarılı darbenin bir bedeli olarak Anglo- Iranian Oil Companynin petrol tekeli 1955de kaldırılacak ve petrol gelirlerinin yüzde kırkı Gulf Oil, Standart of New Jersey, Standart of California, Texaco ve Socony- Mobil adlarındaki beş ABD şirketine devredilecekti. Kazancın yüzde 20si de Royal Dutch Shelle ve bir Fransız şirketine gidecekti...
Şah oturduğu yerde 1979 yılına dek kalabilecekti. Ülkeye yönelik bazı modernleştirme çabalarının yanında 1962de sınırlı bir toprak reformu da yapacak olan Pehlevi, 1979da gerçekleşen ve Mussaddıka yönelik darbenin bir rövanşı gibi olan İran İslam devrimi ile tahtını yitirecekti. İktidarda kaldığı süre içinde ülkesini, CIAnın ve İsrail gizli servisi MOSSADın yardımlarıyla 1953 yılında inşa edilen ve bu servislerle ortak çalışan İran gizli polisi SAVAKın kanlı yöntemleriyle elinde tutacaktı.
ABDnin 34ncü Başkanı olarak Beyaz Saraya yerleşmiş olan Normandiya Çıkartmasının (D- günü) ve Avrupadaki Müttefik Kuvvetlerinin komutanı Dwight (David, Davud) Eisenhower (1953- 61), Truman yönetimi tarafından başlatılmış olan Soğuk Savaşın en karanlık günlerinde, İranda Musaddıka yönelik darbenin gerçekleştiği 1953 yılında, George W. Bushtan tam 48 yıl önce, ABD ve hür dünya için büyük Haçlı Seferini başlattığını!, açıkça ilanedecekti. Eisenhowerin başlatığı Haçlı Seferinin ilk kurbanı, doğal kaynaklarının alabildiğine zenginliğine karşın halkı derin bir yoksulluk içinde olan İran, ikincisi ise 200 bin yoksul köylüye toprak dağıtarak United Fruit Companynin sömürüsünü sınırlamaya çalışan küçük Guatemalanın seçilmiş demokrat cumhurbaşkanı Jacobo Arbenz ve yoksul Guatemala halkı olmuştur...- Y. Küpeli
Kermit Roosevelt: ABD tarihinde aynı aileden gelen iki ünlü başkan vardır. Bunlardan birincisi, ABDnin 26ncı başkanı olan Cumhuriyetçi Partiden Theodore Roosevelttir (1858- 1919). Başkanlık yılları 1901- 1909 olmuştur ve saldırgan bir emperyalist dışpolitika, dış pazarları hızla elegeçirme politikası izlemiştir. İkincisi ise ABDnin 32nci başkanı Franklin D. Roosevelttir (1882- 1945). Başkanlık yılları 1933- 1945 olan Demokrat Partiden Franklin D. Rooseveltin eşi Anna Eleanor Rososveltde aynı ailedendir ve Cumhuriyetçi başkan Theodore Rooseveltin küçük erkek kardeşinin kızıdır. Kocası olan Franklin D. Rooseveltin ise uzaktan kuzenidir. Anlatımımızın konusu olan ve Musaddıka yönelik 1953 CIA darbesinde pratikte başrolü oynayan Kermit Kim Roosevelt (1916- 2000) ise, anılan ilk Rooseveltin, 1901- 1909 yıllarında ABD başkanlığı yapan Theodore Rooseveltin torunudur ve aynızamanda 1933- 45 yıllarında ABDyi yöneten Franklin D. Rooseveltin ise uzaktan kuzenidir. Aslında bir Kermit Roosevelt (1889- 1943) daha vardır ve Oda konumuz olan Kermit Kim Rooseveltin babası ve Cumhuriyetçi başkan Theodore Rooseveltin ise oğludur. Bu son anılan Kermit Roosevelt 1939- 42 yıllarında İngiliz ordusunda ve 1942- 43 yıllarında ise ABD ordusunda subaylık yapmıştır ve intehar ederek yaşamına sonvermiştir. Kısacası, konumuz olan CIA ajanı Kermit Kim Rooseveltin babası kendi canına kıymıştır.
İran başbakanı Musaddıka yönelik darbe gerçekleştiği sırada CIAnın Ortadoğu masası şefi olan Kermit Kim Roosevelt, kariyerine, CIAnın öncesi olan ve Franklin D. Rooseveltin emri ile 1942 yılında kurulan istihbarat ve operasyon örgütü Office of Strategic Services (OSS) içinde başlamıştır- 12 bin kadar ajanı olan OSS, ordu, donanma ve FBI işbirliği ile şekildenmiştir ve 1947de yerini CIA almıştır... Kod adı Ajax operasyonu olan Musaddık karşıtı darbenin merkez üssü Kıbrıs adası olmuştur. Entrika ustası Kermit Kim Rooseveltin bizzat planlayıp yönettiği darbenin en büyük yardımcısı ise, 1991de Iraka yönelik Çöl Fırtınası adlı saldırı sırasında birleşik güce komuta eden general Norman Schwarzkophun babası Norman Schwarzkophdan başkası değildir. Kısacası, emperyalist saldırganlık ve entrikacılık sanki bir aile mesleği gibi sürüp gitmiştir.
Kermit Kim Roosevelt 1958 yılında CIAdan ayrılmıştır ve önce altı yıl kadar Gulf Oil için çalışmıştır. Ardından, Ortadoğuda iş yapan Amerikan şirketleri için aranan bir danışman olmuştur. Aynızamanda Ortadoğu yönetimlerine de ABD içinde danışmanlık yapmıştır. Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları adlı kitabın yazarı eski danışman Perkinsin anlattıklarının ışığında, Kermit Kim Rooseveltin Ortadoğuda iş yapan Amerikan şirketlerinin kazançlarını katlamalarına gerçekten yardımcı olduğunu düşünebilirsekte, ABD içinde danışmanlık yaptığı Ortadoğu yönetimlerine atmış olduğu kazıkları özel olarak araştırmak gerekir herhalde...- Y. Küpeli
|
|
Güngör URAS "Böyle geldi" ama "böyle gidemeyecek"
07 Mart 2005 / Pazartesi http://www.milliyet.com.tr/2005/03/07/yazar/uras.html
· 1998-2004 arasında gayri safi yurt içi hasılanın yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 2.6'dır. · Son 6 yılda kişi başı reel gelir artışı yüzde 1'dir. · Geçen yıl özel sektörün sabit sermaye yatırımına yönelttiği imkanlar, milli gelirin yüzde 14.5'iydi. Buna sevindik. Halbuki 1998'de oran 18.5'di. · Sonuç: Uygulanan neoklasik ekonomi politikaları fakirlik ve işsizlik doğuruyor. 1998'den bu yana istihdamda artış sağlanamıyor. · Merkez Bankası içeride bağımsız ama dışarıda uluslararası sermayeye bağımlı hale getirildi. Banka, sadece enflasyon hedeflenmesine kilitlendi. İstihdamın geliştirilmesi ve sıcak paranın önlenmesi konularına ilgi duymuyor. · Merkez Bankası yüksek faizle ülkeye sıcak para akımının sürmesini sağlıyor. Sıcak paranın (arbitraj kazançlarının) yıllık getirisi yüzde 30 dolayında. Gelen döviz aş ve iş yaratmıyor ama gelen dövizin yüksek reel faizini bu fakir ve işsiz halk ödüyor. · Neticede işsiz ve aç, ama iç ve dış borcunu tıkır tıkır ödeyen, gırtlağına kadar döviz bolluğu içinde bir ülke ortaya çıktı.
·
Bu tablo uzun süre sürdürülemez. Zaman verilemez ama, bir "kırılma"
olması kaçınılmazdır. |