|
Sayın Bay Johnson; 26
Kasım tarihinde basın danışmanınız Guardian'a aynı gün köşemde
yer alan bir cümleye itiraz eden bir mektup yolladı. Cümle
şöyleydi: "Irak'taki ABD kuvvetleri ve Iraklı vekilleri sivil
hedeflere yönelik saldırılarını artık gizlemekle uğraşmıyor,
cesetleri saymaya cüret eden herkesi (doktorlar, din adamları,
gazeteciler) alenen ortadan kaldırıyorlar." Burada özellikle
üzerinde durulan ifade "ortadan kaldırıyorlar"dı.
Mektupta iddiamın "asılsız"
olduğu söylenip Guardian'dan ya yazımı geri çekmesi ya da "bu
çok ciddi suçlamanın kanıtını" sunması isteniyor. ABD elçiliği
görevlilerinin, yabancı bir ülkenin bağımsız basınında açıkça
yer aldığına çok sık rastlanılmaz, bu sebeple mektubu fazlasıyla
ciddiye aldım. Ancak; suçlamanın çok ciddi olduğu hususuna
katılsam da yazıyı geri çekmek gibi bir niyetim yok. Bunun
yerine, işte istediğiniz kanıt.
ABD güçleri, dört
Blackwater çalışanının dehşet verici şekilde öldürülmesine
misilleme olarak Nisan ayında Felluce'yi abluka altına aldı.
Operasyon başarısızlıkla sonuçlandı, şehir tekrar direnişçilerin
eline geçti. Geri çekilmenin sebebi, yüzlerce sivilin
öldürüldüğüne dair gelen raporların galeyana getirdiği halkın
kuşatmaya karşı ülke genelindeki ayaklanmasıydı. Bu bilgiler üç
ana kaynaktan geldi: 1) Doktorlar. USA Today 11 Nisan'daki
haberinde şöyle geçiyordu: "Ölülerin sayıları ve adları şehrin
civarındaki dört büyük klinikten ve Felluce merkez hastanesinden
alınmıştır " 2) Arap televizyon habercileri. Doktorlar ölü
sayısını bildirirken bu istatistiki bilgileri El Cezire ve El
Arabiya kanalları insan yüzüne büründürdü. Her iki kanal da
bağımsız kameramanları vasıtasıyla ciddi şekilde yaralanmış
kadın ve çocukların görüntülerini Irak'ın ve Arap dünyasının
geneline yaydı. 3) Din adamları. Irak'ın önde gelen din adamları
gazeteci ve doktorlardan gelen sivil kayıplara dair raporları
dikkate alarak saldırıyı lanetleyen ateşli hutbeler verdiler.
Cemaatlerini ABD güçleri aleyhine çevirip ABD kuvvetlerinin geri
çekilmesini sağlayan ayaklanmaları tetiklediler.
ABD makamları, geçen
Nisan'daki kuşatma esnasında yüzlerce sivilin öldüğünü inkâr
edip bu raporların kaynaklarına sözlü saldırıda bulundu. Örneğin,
silahsız bir "üst düzey Amerikan subayı" geçen ay New York
Times'a verdiği demeçte, Felluce merkez hastanesini "bir
propaganda merkezi" olarak niteledi. Ancak en ağır sözler Arap
TV kanalları için söylendi. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e
Felluce'de yüzlerce sivilin öldürüldüğünü bildiren El Cezire ve
El-Arabiya haberleri hakkında soru sorulduğunda verdiği cevap,
"El Cezire'nin yaptığı haince, tutarsız ve affedilemez birşey..."
şeklinde oldu. Geçtiğimiz ay ABD askerleri Felluce'yi tekrar
kuşatma altına aldılar - ancak bu sefer saldırıda yeni bir
taktikleri vardı: geçen sefer halkın dikkatini sivil kayıplar
üzerine çeken doktorları, gazetecileri ve din adamlarını ortadan
kaldırmak.
Doktorların
ortadan kaldırılması
ABD deniz piyadeleri ve
Irak askerlerinin ilk büyük operasyonu doktorları yakalamak ve
tesisi askeri denetim altına almak için Felluce merkez
hastanesine düzenlendi. New York Times, "hastane ilk hedeflerden
biri olarak seçildi çünkü Amerikan ordusu hastanenin ağır
kayıplara dair söylentilerin kaynağı olduğuna inanıyor" şeklinde
bir haber geçip "bu sefer Amerikan ordusu isyancıların en etkili
silahlarından birine karşı koymak ve bunu susturmak için kendi
enformasyon savaşını yürütmeye niyetli" diye bildirdi. Los
Angeles Times bir doktorun, askerlerin doktorların dış dünyayla
iletişimini engellemek için hastanedeki cep telefonlarını
çaldığına dair söylediklerini aktardı.
Ancak bu sağlık
emekçilerine yapılan saldırıların en kötüsü değildi. İki gün
öncesinde hayati öneme sahip bir ilk yardım kliniği ve
bitişiğindeki tıbbi malzeme dispanseri bombalanarak yerle bir
edildi. Klinikte çalışan Dr. Sami al-Jumaili bombardıman sonucu
15 doktor, dört hemşire ve 35 hastanın hayatını kaybettiğini
söyledi. Los Angeles Times, Felluce merkez hastanesi müdürünün
şehir merkezindeki geçici tıp merkezinin yerini merkez
vurulmadan önce Amerikalı bir generale söylediğini bildirdi.
Klinik ister kasıtlı
ister kaza sonucu vurulmuş olsa da etkisi aynı oldu: Felluce'li
birçok doktor savaş bölgesinden uzaklaştırıldı. Dr. Jumaili'nin
14 Kasım'da Independent'a söylediği üzere "Felluce'de tek bir
cerrah bile yok." Çarpışma Musul'a kaydırıldığında da benzer
bir taktik uygulandı: ABD ve Irak güçleri, şehre girerken ilk
önce el Zaharawi Hastanesi'nin kontrolünü ele geçirdiler.
Gazetecilerin ortadan kaldırılması
Geçen ayki Felluce
kuşatmasının görüntüleri, sadece ABD askerleriyle birlilte
hareket eden ("embedded") muhabirlerden geldi. Bunun sebebi
Nisan ayındaki kuşatmayı sivil bakış açısından yansıtan Arap
gazetecilerin etkili bir şekilde ortadan kaldırılmış
olmalarıdır. El Cezire'nin belirsiz bir süre boyunca Irak'ta
haber yapması yasaklandığından dolayı bölgede hiç kamerası yok.
El-Arabiya'nın Felluce'de bağımsız bir muhabiri var, Abdülkadir
el Saadi, ancak 11 Kasım'da Amerikan güçleri onu yakalayıp
kuşatma süresince göz altında tuttu. Al-Saadi'nin göz altında
tutulması Sınır Tanımayan Muhabirler ve Uıuslararası Gazeteciler
Federasyonu (IFJ) tarafından kınandı. IFC, "Abdel-Kader
Al-Saadi'nin sadece işini yapmaya çalıştığı için gözünün
korkutulduğu olasılığını göz ardı edemeyiz" dedi.
Bu, Irak'taki
gazetecilerin bu tür tehditlerle ilk defa karşı karşıya
kalışları değil. Amerikan güçleri Nisan 2003'te Bağdat'ı işgal
ederken Amerikan Merkezi Komutanlığı bağımsız (un-embedded) tüm
gazetecilerin şehirden ayrılmasını istedi. Bazı gazeteciler
kalmakta ısrar etti ve en az üçü bunu canıyla ödedi. 8 Nisan'da
bir Amerikan uçağı El-Cezire'nin Bağdat'taki bürolarını
bombaladı, muhabir Tarık Eyyüp hayatını kaybetti. El-Cezire'nin
elinde büroların konumunun koordinatlarını Amerikan Kuvvetlerine
bildirdiğine dair kanıt mevcut.
Aynı gün bir Amerikan
tankı Filistin oteline ateş açtı; İspanyol Telecinco kanalından
José Couso ve Reuters'den Taras Protsiuk hayatlarını
kaybettiler. Üç Amerikan askeri, Couso'nun ailesinin açtığı ve
Amerikan Kuvvetlerinin Filistin Otelinde gazetecilerin
bulunduğunu çok iyi bildiğini ve savaş suçu işlediklerini iddia
eden bir davayla karşı karşıya.
Din adamlarının ortadan kaldırılması
Doktorların ve
gazetecilerin hedef alınması gibi Felluce'deki cinayetlere karşı
şiddetli hutbeler veren din adamlarının bir çoğu da hedef alındı.
11 Kasım'da Yol Gösterme ve Dava için Büyük Birlik (Supreme
Association for Guidance and Daawa ) lideri Şeyh Mehdi el
Sümeyde tutuklandı. Associated Press'e göre "El Sümeyde ülkenin
Sünni azınlığına, Irak hükümetinin Felluce saldırısını
durdurmaması durumunda sivil başkaldırı yapmaları için seslendi".
AP, 19 Kasım'da Amerikan ve Irak güçlerinin önde gelen Sünni
camilerinden Azamiye'de Ebu Hanife'ye baskın düzenlediğini, üç
kişinin öldüğünü ve 40 kişinin tutuklandığını ve Felluce
kuşatmasına karşı çıkanlardan biri olan cami imamının da
tutuklananlar arasında bulunduğunu bildirdi. Aynı gün Fox News,
Amerikan askerlerinin Suriye yakınlarındaki Kaym kasabasında
bulunan bir camiye de saldırdığını bildirdi. Haberde
tutuklamalar "Felluce saldırısına karşı çıkanlara missilleme"
olarak tanımlandı. Ayrıca geçen haftalarda Mukteda El Sadr'la
ilişkili iki Şii din adamı da tutuklandı; AP'ya göre "her ikisi
de Felluce saldırısının aleyhinde konuşuyordu".
Amerikan Merkez
Komutanlığı'ndan General Tommy Franks "Ölü sayımı yapmıyoruz"
dedi. Soru şu: "Ölüleri saymak için ısrar edenlere -
hastalarının öldüğünü bildirmek zorunda olan doktorlara, bu
kayıpları belgeleyen gazetecilere, bu ölümleri kınayacak din
adamlarına - ne oluyor?
Irak'ta kanıtların da
desteklediği üzere bu aykırı sesler toplu göz altılardan hastane
baskınlarına, medya yasaklarından açıklanmayan fiziksel
saldırılara kadar bir dizi yöntemle sistematik biçimde
susturulmaktadır.
Sayın Büyükelçi,
hükümetiniz ve Iraklı vekilleriniz Irak'ta iki ayrı savaş
yürütüyor. Biri, Irak halkına karşı ve bu savaşta yaklaşık
100.000 kişi öldü. Diğeri ise tanıklara karşı yürütülen savaş.
Çeviren: Evren Dağlıoğlu
http://207.44.245.159/article7414.htm
kaynak: aciksite.com |