|
Irak savaşı- yeni sömürgecilik Bo Rosenqvist (Stockholms Fria'dan alınmıştır: www.stockholmsfria.nu/ ) Öldürmek, parçalayıp uçurmak ve bir kültürü daha tarihten silmek amacıyla İngitere, yeniden, bir kez daha elinde silahla sahneye çıkmıştır. Bu kez onlar, dünyanın kalanına yasallık ve doğruluk nutukları atan büyük birader Amerikanın vagonunda aynı yatağı paylaşmaktadırlar. Politikacılardan ve başyazarlardan, Iraka karşı savaşında Amerikaya yardımcı olunması gerektiği sesleri yükselmektedir. Evet, Nazizme karşı savaşta Amerika bize yardımcı oldu denilmektedir.(1) Diğer yandan, Avrupa halkları faşizme karşı savaşırlarken Asya halklarınında nefret ettikleri İngilizleri ülkelerinden atmak için mücadele ettikleri gerçeği unutulmaktadır. İngilizlerin baskıları, kültür ve hammadde hırsızlıkları unutulmamıştır ve unutulmayacaktır da. Örneğin, Hintliler, sıradan her İngilize evet sahip (evet benim efendim, hükmedenim, ait olduğum kişi) diye hitabetmeye zorlanmışlardır. İngilizler hükmettikleri topraklarda feodal beyleri güçlendirmişler ve onların yardımlarıyla iktidarlarını sürdürebilmişlerdir. Halen günümüz İngilteresinde hükmet Britanya şarkıları söylemekte ve Hindistanın bağımsızlığının önderi Ghandi, çayırların arasında bir yılan olarak adlandırılmaktadır. İngiltere yabancı ülkelere herzaman elinde silahla girmiştir ve uzun bağımsızlık savaşları ile kovulmuştur. Hatta Irak, kendilerine eziyet eden başbelası İngilizleri bir kez kapıdışarı etmiştir. O yıllarda İngiliz şirketleri, tüm hammadde kaynaklarını ve ülkenin altyapısındaki stratejik sektörleri ellerinde tutmuşlardır. Tüm modern tarih süreci içinde İngiltereyi tanımlayan temel özelliği baskı ve hükmetmek olmuştur. Soyluluk modası İngiliz romanlarında da kendini yansıtmıştır. Örneğin, Rudyard Kiplingin ve Ellen Keyin roman kahramanları böyledirler. Aynı yazarların tüm romanlarının kahramanı beyaz genç bir adam, haydut ise Asyalıdır.(2) Buna karşın, sözkonusu propoganda artık dünyanın en geniş parçasını yeterli ölçüde aldatamamaktadır. Günümüzde bile İngilizlere ve onların sömürgecilerine duyulan derin nefreti az-çok farkedebiliriz. Oturup devletbilimcisi Hinli bir profösörle veya Pakistanlı bir öğretmenle konuşursanız, farklı sözcüklerin içinde İngilizlere karşı duyulan aynı nefreti hissedebilirsiniz. Garip değilmi, bizim kültürümüze teslim olmalarını isterken, açıkca onların kültürlerini aşağılamaktayız. Belki barış gösterileri Asya halklarına karşı davranışlarımız üzerine düşünmemize yardımcı olabilirler. Birçok ülkede acımasız diktatörler vardır ama, yeterli petrol kaynakları ve stratejik konumu nedeniyle şimdilik sadece Irakın yeniden sömürgeleştirilmesi gündemdedir.(3) Muhtemelen yakın gelecekte, Amerikalılar ve İngilizler Irakta Saddam Hüseyinin tüm diktatörlük yılları boyunca öldürtmüş olduğundan çok daha fazla insanı öldüreceklerdir. Ama bunun ne değeri vardırki? İngiltere ve Amerika Irakın petrolünü alacak olduktan sonra, kimlerin öldürüldükleri ve yokedildileri önemli değildir. Onlar, soygunculuklarını kitabına uydurmakta sonderece beceriklidirler.(4) Türkçesi: Yusuf Küpeli (Yukarıdaki yazı nisan ayının ilk haftası içinde, 22 mart 2003 tarihli Stockholms Fria/ Stockhom'ün Özgürü adlı haftalık gazeteden çevrilmiştir. Dipnotlar çeviren tarafından eklenmiştir.) (1)Nazilere karşı savaşında ABDnin Avrupaya yardımı devede kulak gibidir ve ABD yönetimi Avrupanın ve Sovyetler Birliğinin iyice yıkılıp tüm gücünü yitirmesi için sonuna dek beklemiştir. Bu sayfadaki diğer yazılarda ve hemen yukarıda duran Irak petrolleri ile ilgili çevirinin dipnotlarında Trumanın sözkonusu özlemi, her iki tarafında birbirlerinden daha fazla insan öldürmesi özlemini yansıtan cümlelerine yerverilmiştir. Ablukaya aldığı Japonyanın saldırısı sonucu ABD daha fazla bekleyememiş ve savaşa girmek zorunda kalmıştır. Avrupaya yapılan ABD çıkartması ise, kıta ve özellikle Sovyetler Birliği ve Balkanlar tamamen yıkıldıktan sonra, Sovyet kızıl orduları Berline yaklaşırlarken olmuştur. Savaşı asıl olarak kazananlar Sovyet kızılordusu, tüm kıtada ve özellikle Balkanlarda savaşan Avrupalı partizanlardır. Sovyetler Birliği 30 milyona yakın, Nazi Almanyasının silahlı güçleri 4 milyon ölü vermişlerken, Normandiya çıkartmasının ardından ABD silahlı güçlerinin tüm kayıpları sadece 12 bin askerdir ve bunun askerlik sanatında usta olmalarıyla bir bağıda yoktur. İtalyada 40 yaşın üstündeki yorgun Alman askerleri Amerikalıları rahatca durdurmuşlardır. Amerikalılar Avrupanın hakim güçlerini kendi egemenlikleri altında kurtarmak ve Sovyet hakimiyetini engellemek için son anda yorgun kıtaya çıkartma yapmışlardır ve yine aynı amaçla Marshal yardımı denen işi başlatmışlardır. Bin yıllık dünya imparatorluğu peşindeki Hitlerin en büyük başarısı, Avrupayı ve Sovyetler Birliğini zayıflatarak hastalıklı düşünü ve dünya hakimiyetini ABD yönetimine devretmek olmuştur. Savaşın son anlarında Başkan olan zengin köylü faşist Truman, teslim olacağını bildirmiş olan Japonyanın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine atom bombalarını atar ve bir anda 200 binin üzerinde tamamen suçsuz sivili öldürürken, Hitlerin bin yıllık imparatorluk düşünü devraldığını tüm dünyaya ilanetmiştir. Buna karşın Sovyetler Birliğinin 1949da atom bombası deneyi yapması, ABD yönetimi tarafından Hitlerden devralınan bin yıllık imparatorluk düşünün ertelenmesine neden olmuştur. Günümüz ABD yönetimi veya asıl olarak görünmeyen yönetimi, sözkonusu düşün artık yaşama geçirilmesi zamanının geldiğine inanmaktadır. Yugoslavyayı bombalayarak işe başlamışlar, saldırılarını Afganistan ile sürdürmüşlerdir. Şimdi ise en stratejik hedefe, Iraka saldırmaktadırlar. Daha geçen yaz (2002 yazı), saldırıları burada durmayacaktır ve engellenemezlerse süreç belki bir nükleer kışa dek uzanacaktır, diye yazmıştım.- Yusuf Küpeli (2)Beyaz bir kahraman, sürekli dayak yiyen ve yenilen asyalı bir haydut ve özellikle son zamanlarda Müslüman Arap bir haydut figürü, neredeyse tümü şiddeti konu edinen Hollywood filmlerinin de ağırlıklı temalarıdır. Aynı yalan, çocuklar için üretilen ve şiddeti konu edinen tüm bilgisayar oyunlarına da girmiştir ve malesef batılı çocukların beyinleri böyle düşmanca yalanlarla yıkanmaktadır. Yanız burada zaman zaman rastlanabilen ve tarihin emperyalizme karşı ince bir alayı olarak değerlendirilebilecek olaylarda vardır. Yukarıda anılan yazarlardan Rudyard Kiplingin Kim adlı romanının kahramanı, beyaz derili İngiliz casusu çocuk, Kim, adını İngiliz ve Amerikan istihbarat servislerine en büyük oyunu oynayan birine vermiştir. Harold Adrian Russell Philby (1912- 1988), sömürge Hindistanda İngiliz yönetici sınıflarından bir ailenin ferdi olarak doğmuş ve İngiliz dış istihbarat servisi MI- 6te karşı istihbarat (counterespinage) servisinin operasyon dairesinin şefliğine dek yükselmiştir. Ayrıca Philby, Washingtonda İngiliz ve Amerikan istihbarat servisleri arasındaki bağı yürüten en yüksek İngiliz istihbarat subayı olarak görev yapmıştır. Philby, Kiplingin romanındaki İngiliz casusu çocuk Kimin adını almış ve tüm dünyada Kim Philby olarak tanınmıştır. Buna karşın, asıl olarak MI- 6e, İngiliz veya Amerikan istihbarat servislerine değil, kendini gizleyebilmiş inançlı bir komünist olarak Sovyet istihbarat servislerine çok değerli bilgiler vermiştir. Örneğin, Kim Philbynin yardımı sonucu Balkanlarda, Arnavutlukta örgütlenen Kontras gücü, karşıdevrimci darbe açığa çıkartılmıştır vs.. Yusuf Küpeli (3)Birçok ülkede acımasız diktatörler vardır... ifadesi ve devamı gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Doğru vardır ama, bunlar zengin Batıdan ve özel olarak ABDden bağımsız diktatörler değillerdir. Pazarların bu ölçüde bütünleştikleri, dünyanın kocaman bir köy görününmü aldığı bir dönemde, asıl mali- ekonomik- politik güç merkezlerinden bağımsız diktatörlükler veya bir yerlerde demokrasi ve aynı sistemin başka köşelerinde ise diktatörlükler olamaz. Olan, diktatörlüklerin, baskı ve şiddetin aynı sistem içindeki farklı coğrafyalarda kendisini göreceli olarak farklı hissettirmesinden başka birşey değildir. Vietnamı veya Cezayiri kana boğan Fransa veya beş kıtadaki kanlı izleri halen canlı duran İngiltere kendi ülkesinde nasıl demokrasi oynamışsa, günümüzde bunlarla kıyaslanamayacak kadar geniş bir alanı mali- ekonomik gücü ve 2000 civarındaki askeri üsleriyle denetleyen ABDde benzer oyunu daha ustaca oynamaya çalışmaktadır. ABD yönetimi, Orta ve Latin Amerikadan Asya ve Afrikaya dek kendi denetiminde olan diktatörleri eleştirerek demokrasi tiyatrosunu sürdürmek istemektedir. En gerici rejimler, feodal güçler -vaktiyle İngilizlerin yapmış oldukları gibi- Amerikan yönetimi tarafından ayakta tutulmakta ve Amerikan emperyalizmi bunlara daynarak işlerini yürütmektedir. Bunun en tipik örneklerinden biri, ABDye ait yeşil kuşak politikası ve Afganistanda yaşananlardır. Ortadoğuda Pentagon himayesinde iktidarlarını sürdüren Suudi Arabistan ve Kuveyt Yönetimleri Iraktan bin kez daha baskıcıdırlar ama, onlar Amerikancı iyi diktatörlüklerdir. Yine ABD yönetiminin vaktiyle Saddam Hüseyine yardım ettiği bilinmektedir ve Saddam son ana dek petrol konusunda ABD ile anlaşmaya çalışmıştır. Buna karşın onlar anlaşma değil, herşeyi istemektedirler ve hedefleri Irak ile de sınırlı değildir. Irakın diktatörlük veya demokrasi olması onlar için önemli değildir, önemli olan tam bir dünya hakimiyeti için dikensiz gül bahçeleri yaratmaktır. Her yeni saldırı için yeni bir bahane ve yalanlar bulunacaktır ama, dikensiz gül bahçesi yaratma operasyonu tüm bölgeyi dikenli tellerle çevirmelerine ve sonunda elleriyle yarattıkları bu dikenlere takılıp kalmalarına engel olmayacaktır.- Yusuf Küpeli (4)Evet, soygunculuklarını kitabına uydurmakta sonderece beceriklidirler ama, bu kez minareye kılıf pek bulunamamaktadır ve sadece zengin batıda ABDnin himayesini kabuletmeye hazırlanan üst sınıflar yayılan yalanlara inanmaya çalışmaktadırlar. Şüphesiz bir de sömürülen ülkelerin parazit aydınları ve yöneticileri ve feodal savaş lortları aynı yalanları afyon gibi içlerine çekip topluma üflemeye çalışmaktadırlar. Tüm bunlara karşın, köpek balıklarının peşinde dolaşan ve onların artıkları ile beslenen bu küçük parazit balıklar sürüsü, artık herzamankinden daha iyi tanınmaktadır.- Yusuf Küpeli |