Türkiye- politika- ekonomi- tarih  

 

Kültür 

 

Kol ve kafa emekçileri

 

Irkçılık, Faşizm

 

Sovyet Devrimi

 

KAFKASLAR

 

Direnen Irak  & Iraq-english

 

Filistin Memleketimdir

 

Asya, Çin, Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

Latinamerika & Afrika

 

İnsan Hakları

 

Kürtler

 

Balkanlar

 

Türkiye'den yazılar

 

Basından

 

Söylesiler

 

Kriminalite, hırsızlık, haksızlık

 

Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

linkler

 

Biz Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz! Ya Siz? ABD- İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin

 

Yusuf Küpeli, GEÇMİŞE DÖNÜŞLERLE İSRAİL ve IRKÇILIĞIN LANETLİ YOLUNDA İŞLENEN CİNAYETLER

(...) Yukarıda özetlenmiş olan nedenlerin ışığında, İsrail ile ilgili yazmaya kalkışınca, söze nereden başlıyacağınızı bilemezsiniz. Ben yine de son günlerde basına yansımış olan bir olayı örnek olarak alıp, İsrail’de egemen ırkçı düşünce yapısı ve İsrail devletinin cinayetleri üzerine bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Bu işi yaparken, zaman zaman gerilere gidecek, olayın İsrail tarihindeki ve Yahudi dinindeki köklerine inmeye çalışacağım. Böylece, parça parça da olsa, Yahudi toplumunun geçmişi hakkında birlikte birşeyler öğrenebileceğiz... (metnin tamamı için tıkla)

 

fanatik saldırgan Amerikalı Yahudi ve Karl Marks ile ilgili bir anım

 

Filistin'den korkunç görüntüler. 21.YY'da Nablus ve Cenin katliamları. Yüreği kaldırabilenler baksın.

 

Nazi Almanyası ve Siyonist Irkçı İsrail'den -birbirini çağrıştıran- karşılıklı fotoğraflar, inkaredilemez benzerlikler, görmek için tıkla

 

Yusuf Küpeli, Yasir Arafat için farklı bir anma yazısı.

- Yasir Arafat’ın ölümünü biraz farklı biçimde, 1970 yılında kaleme alınmış aşağıdaki yazı ile anmaya karar verdim. Aslında Filistin ve Filistin halkının savaşımı hakkında çok daha zengin bilgiler veren bir metni kaleme almak isterdim ama...

 

Asıl İsrail yönetimi Hitler'in izinde yürümektedir...

Hem suçlu ve hemde güçlü ırkçı siyonistlere çok kısa bir yanıt!

Yusuf Küpeli

Şüphesiz insanlığa büyük hizmetleri dokunmuş ilerici aydın Yahudiler'de vardır ama, onların düşünce sistemleri Yahudi olma kalıbının dışında şekillenmiştir. Yahudi olmak demek, bir milletten olmaktan ziyadde, Tevrat'ın (Eski Ahit) verileri ile düşünmek anlamına gelmektedir. Tevrat ise -İslamiyet'te ve Hıristiyanlık'ta olmayan bir biçimde- ırkçı pasajlarla doludur.

 

Yusuf Küpeli, İsrail lobisi üzerine rapor hakkında ve ABD’nin Ortadoğu’da yeni politika arayışlarının işaretleri üzerine

(...) Kısacası aynı profösörler, “antisemitiz” suçlamalarını dikkate almadan artık açıkça Yahudi politikalarına karşı konuşabilmek gerektiğini ve Yahudi lobisinin ABD’ye ihanet ettiğini söylemektedirler. (...) Adettendir, eski ortakların ayrılıkları kirli karalamalarla ve derinleşen nefretlerle ortaya çıkmaya başlar. Çünkü, doğalarında derin bir egoizm bulunan kişiler, kurumlar ve devletler, geçmişle ilgili sorumlulukların tümünü kendi dışlarında olanların, eski ortaklarının veya hasımlarının omuzlarına yükleyerek rahatça yeni işlere başlama eğilimi taşırlar. Bunu, diğer kişileri ve kitlelerini yeni politikaları yönünde manupule edebilmek için de yaparlar... İleride tarih gerçeği şu veya bu ölçüde yazacak olsa bile, yaşanan günde tüm suçlar başkalarının omuzlarına yüklenip yeni yollar çizilir. Bu nedenle, aşağıda özetini okuyacağınız iki Amerikalı profösörün İsrail lobisinin işlerini sorgulayan raporları, hem ABD’nin ileride değişecek Ortadoğu politikalarının işaretlerini verirken, hem de çanların İsrail için çalmakta olduğunu göstermektedir.

 

Nasrin Hoseini, İsrail yanlısı lobi ABD dışpolitikası için tehdit oluşturuyor

Şikago Üniversitesi’nden Profösör John Mearsheimer ve Harward Üniversitesi’nden Profösör Stefhen Walt, 10 Mart günü yayınladıkları ortak raporda, İsrail lobisinin ABD’nin Ortadoğu politikası üzerindeki negatif etkilerine dikkatleri çektiler.  (...) İsrail’e yardım ve Ortadoğu’da “demokrasiyi geliştirme” politikalarının beraberliği, Arab dünyasında ABD’ye karşı güçlü duyguların uyanmasına neden olmuş ve ABD’nin bölgedeki güvenliği için tehlike yaratmaya başlamıştır. Diğer yandan, İsrail lobisinin antisemitizm kalkanı, İsrail’i eleştiriden muaf tutmaya yaramaktadır- İsrail’i eleştirenler antisemitizm ile damgalanabilmektedirler. Ve İsrail lobiciliği açıkça tartışılamamaktadır. Bu durumun sonucu olarak Amerika’nın dışpolitikası, ülkeye ihanet boyutlarını alacak biçimde İsrail lobisi tarafından şekillendirilmektedir. Hatta insanlar bir İsrail lobisinin bulunduğunu

bile söyleyememektedirler. 

 

John Mearsheimer'in ve Stephen Walt'in birlikte kaleme aldıkları İsrail yanlısı lobi üzerine raporun ingilizce orjinaline ulaşmak için tıklayın- The Israel Lobby ( John Mearsheimer and Stephen Walt)  

 

Shamir: Amerika'yı İsrail yönlendiriyor

İstanbul'da bir konferans veren Musevi entellektüel İsrael Shamir, Irak'tan sonra operasyonun İran, Suudi Arabistan ve Pakistan'la devam edeceğini belirterek, ABD'yi İsrail'in yönlendirdiğini söyledi.

 

Filistih halkının ve bölgenin diğer halklarının sularını gaspeden ve Arap halklarının  yaşadıkları toprakların çölleşmelerinin yolunu açan İsrail’in haydutluğu üzerine bir çeviri ve bir not:

Nasrin Hoseini, SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR + Yusuf Küpeli’nin notu: İsrail’in su savaşları  

(...) Batı Yakası’nın suyunun yüzde 73’ünü İsrail, yüzde 17’sini Filistin halkı ve yüzde 10’unu da -nüfusları çok daha düşük olan- illegal Yahudi yerleşimciler kullanmaktadırlar... (...) Filistin bölgesini derinlemesine bölen İsrail duvarı öyle hileli inşa edilmektedirki, tüm su kaynakları duvarın İsrail tarafında kalmaktadırlar... Batı Yakasında 50 tane yeraltı su kaynağı vardır ve duvar çekilirken 200 tane su haznesi Filistinli sahiplerinden kopartılmışlar veya tahrip edilmişlerdir. Bu durum Filistinli köylüler için yıkıcı sonuçlara yolaçmaktadır.

11 Eylül yalanıyla ilgili sorular ve yalanı açık eden video gösterisi, 18 Ağustos 2006 tarihli Akşam gazetesinde ilk haber: Dünya bu filmi konuşuyor: LOOSE CHANGE videoplay-docid=7866929448192753501&hl=en

ayrıca bak: pentagon'a boeing çarpti yalanı ve sansürle ilgili görüntüler

 

Not: Aşağıdaki metin atom bombasının üretiliş sürecini ve yayılmasını anlatan bir kitapçığın alt notudur. Bu metnin, yakında Sinbad’a yerleştirilecek olan sözkonusu kitapçıktan önce ve bağımsız bir yazı olarak basılabileceği düşünülmüştür. Umarım yararlı olur.- Y. Küpeli

Yusuf Küpeli, ABD yönetiminin İran politikaları ve İsrail devletinin rolü üzerine kısa not  

İsrail Genelkurmay Başkanı’nın 2006 başındaki Türkiye ziyareti ile birlikte, “karlı kış koşullarında operasyon yapabilecek dağ komandosu eğitimi için İsrail ordusunun Türkiye coğrafyasını kullanma istemleri” üzerine bazı haberler Türk basınına yansıdı... Bu haberler, II. Dünya Savaşı yıllarında Norveç’te, dağların arasındaki Rjukan’da kurulu Alman ağır su üretim tesisine yönelik olarak SOE komandolarının operasyonlarını akla getirmektedir. (...) ABD’nin enerji kaynakları ve yollarıyla ilgili egemenlik planları içinde en önemli pürüzlerden birini halen İran oluşturmaktadır ama, bu durum onların İran’a karşı kaçınılamaz mutlak bir saldırı gerçekleştirecekleri anlamına gelmemektedir... Aslında İran ile anlaşabilmeleri, sınırlı tavizlerle İran’ı kendi saflarına çekebilmeleri, ABD’nin yararınadır ve İran’a yönelik kesintisiz askeri tehditler bu pazarlıkta fiyat düşürmek için de gündemde tutulmaktadır. ABD’nin İran ile anlaşması demek, Ortadoğu, Kafkaslar, Orta Asya, Rusya, Pakistan, Hindistan ve Çin üzerindeki etkilerini güçlendirmesi anlamına gelmektedir ve bu anlaşma kartı masada sürekli durmaktadır. "Eğri oturup doğru konuşmak" gerekirse, sözkonusu süreçte eli güçlü olan egemen ABD değil, çok daha zayıf konumdaki İran’dır...

 

İsrail devleti çocukların yaşamlarını söndürüyor İkinci İntifada’nın başladığı eylül 2000’den bu yana İsrail ordusu 400’ü aşkın Filistinli çocuğu öldürmüştür. İsrailli askerlerin uyguladıkları şiddetin sonucu olarak 500 çocuk sakat kalmıştır ve 200 civarında Filistinli çocuk İsrail cezaevlerindedir. Anna Wester

 

Aras Ozgün anlatıyor: İsrailli mimar Eyal Weizman'ın haritaları ve Yahudi yerleşimcilerin işgal hilesi + Simbad'ın notu

 

'Irak'ta barış İsrail'in çıkarlarına aykırıdır'

Bercan Tutar: ABD dış politikasını "İsrail güdümlü" bir politika olarak yorumlayan Carl Estabrook,

 

COCA COLA FİRMASININ REKLAM RESMİ (gönderen, Saadet Geliyor)

+  Hindistan okullarında Coca Cola yasağı

+  kârı yoksul halkların kafasına bomba olarak yağan, çocuk katıllerini besleyen ve formülü belirsiz olan sağlığa zararlı Coca Cola'yı içme

 +   saldırganlık ve ikiyüzlülükle ilgili diğer yazılar, yorumlar, yazarlar, BM, ABD, İsrail ve tepkiler

 +  Sevgili Okuyucular, Lübnanda ve Filistinde hergün yüzlerce sivil, saldırgan ABD- İsrail ittifakı tarafından öldürülmektedir.

 + Coca Cola ve Pepsi 1 milyarlık pazarda çöküyor

 +  İnsan olan bu vahşeti nasıl görmezden gelir?

 +  İsmet Berkan, Savaşa sessiz kalmak

 +  İsrail saldırıyı çok önceden planladı

+  İsrail için savaşmak Türkiye'ye yakışmaz

 +  İncirlik'ten çıkan süpheli 15 TIR heyecan yarattı!  

 + CHP: ABD Türkiye üzerinden İsrail'e silah gönderdi mi

 +  ABD ve Fransa'nın tasarısı hile kokuyor

 + Murat Aksoy, İsrail’e susan BM’nin, İran karşısında inandırıcılığı olabilir mi?

 

 

Kaya Karan,  COCA-COLA’NIN SUÇ DOSYASI ve NATO’ya DİRENİŞ Coca Cola çocuk emeğini sömürmekle kalmadı, 1970 de Güney Afrika’da ırkçı rejimin hapse attığı siyah mahkumları ayda 7.5 dolara  çalıştırdı. Nisan 1939 da  Coca Cola’nın Almanya’daki patronu  şirketin 10. Yılını kutlarken  “Büyük Önderimiz  Hitler’e Hayranlığımızı ifade  Etmek İçin’’  adlı yığınsal bir  ‘’Heil Hitler’’ gösterisi düzenledi  

+ COCA COLA NIN SAHIBI, CNN DE YAPTIGI AÇIKLAMA ILE TEMMUZ    AYININ TÜM  GELIRINI VE BUNDAN SONRAKİ AYLARIN KAR PAYLARINI İSRAİL DONANMASINA DEVRETTİGİNİ AÇIKLADI! Bu, katliamların ve çocuk cinayetlerinin artması için bağıştır !

UNUTMA ! bak fotoğraflar

 

İHD İstanbul: YÜKSELEN DUVAR İNSANLIK İÇİN UTANÇ ABİDESİDİR

 

 

Yusuf Küpeli, Demokrasi ve terör bahane

George W Bush, “Arafat’sız bir Filistin” çağrısı yapmıştır. Bush, seçimleri Arafat’ın kazanması durumunda Filistin’e yönelik USA yardımının geri çekileceğini söylemiştir. Sabra ve Shatila katliamlarının sorumlusu İsrail Başbakanı Ariel Sharon, Bush’un konuşmasını kendisi için bir zafer ve Oslo anlaşmasının sonu olarak yorumlamıştır. (Daha  2002 yılının altıncı ayında, Irak'a yönelik saldırı henüz kesinlik kazanmamışken, bu yazıda, "Irak'ın köleleştirilmesinin ardından ya İran'da rejim ve politika değişikliği olacaktır ya da İran'a saldırılacaktır. Ve şüphesiz tüm bu planlar çok büyük bir felaketin ilk adımlarıdır. Yakılmaya çalışılan ateş, söndürülmesi zor tehlikeli bir yangına dönüşecek, ve Ortadoğuya ve Asya'nın içlerine doğru yayılacaktır.", diye yazmıştım. Günümüzde, ABD yönetimi, İran'ı ve bağlaşığı Suriye'yi sürekli tehdit etmektedir. Pentagon, bu iki ülkeye saldırmayı planladığını açıkça ilanetmektedir. Son olarak, 2005'in ilk ayında İran'a ve Suriye'te yönelik saldırı tehdidi alabildiğine yoğunlaşmıştır.)

 

İsrail’de İsrail vatandaşları bile ayrımcılığa uğruyorlar, aşağılanıyorlar

Peter Leander, 27 Mart 2004, Stockholms Fria, www. stockholmsfria.nu   

İsrail halkının yüzde 19’u Filistinli Araplardan oluşmaktadır. Bu beşte bir İsrail yönetimi tarafından problem veya bela olarak görülmektedir ve aynı yönetim tarafından gözaltında tutulmaktadırlar. İsrail vatandaşı Filistinliler tüm yönleriyle, aynızamanda ekonomik olarakta apaçık gözüken bir ayrımcılığa, aşağılanmaya maruz kalmaktadırlar.

+ İlter Türkmen, Kan Kokan Topraklar

 

Bir yazı, bir çeviri:  

Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış

(...) Anglo- Amerikan emperyalizminin dünya mali sistemleri üzerinde kurduğu egemenlik ve bunun karşısında diğer baskı altındaki halkların ve ulusların yeterli birleşik kurumlarının bulunmayışı, Filistin halkının ise bu tip kurumlardan tamamen yoksunluğu, mali bağımlılığı, diğer halkı Müslüman ülkelerden, Doğu toplumlarından bu halka yapılan mali yardımların dahi hedeflerine ulaşmasını engellemektedir. Bu acıklı ve acı veren gerçekten çıkartılacak büyük dersler vardır... (...) Irkçı militarist İsrail devletinin şiddet politikalarının ve mali baskılarının altında yokedilmeye, ya diz çökmeye ya da kaçarak topraklarının kalan kısımlarını da terketmeye zorlanan yoksul Filistin halkı, bu kez de zengin emperyalist Batı’nın ekonomik ağır baskıları ile bir iç çatışmaya sürüklenmek istenmektedir... (...) Batı emperyalizminin oyunları ile ilgili olarak Filistin’de yaşanan gerçeğin Batı dünyasından bir aydın tarafından söylenmesi, herhalde benim tarafımdan söylenmesinden daha inandırıcı ve etkili olur. Zaten yazıyı bu nedenle çevirdim.

 

Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

(...) Filistin toplumunun parçalanan bu birliği, Batı dünyası ve İsrail tarafından birlikte yazılmış bir senaryonun sahnelenmesidir. (...) İsrail’den kaynaklanan şiddet veya İsrail devletinin ambargoları ile birlikte sürüp giden cinayetleri karşısında, Batılı politikacıların hiçbiri en ufacık bir eleştiri kırıntısı dahi seslendirmemektedirler.  Batı’nın Ortadoğu politikası, bilinçli olarak Filistin’de içsavaşı körüklemektedir ve barış çalışmalarını sabote etmektedir. İsveç’te utanç verici biçimde tavrını bu politika ile uyumlu hale getirmektedir.

 

Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli  http://www.sinbad.nu/ 

daha eski metinlerin başlıkları için tıkla: Filistin 1

Acılarla yüklü iç karartıcı gerçekler yazmakla tükenmiyor. Bu satırları yazanın Filistin halkı için günümüzde yapabileceği, acı gerçekleri diğer insanlara duyurmak, Filistin halkı için daha geniş bir kamuoyunun, dayanışma talebinin doğmasına yardımcı olmaktır. Eğer sizler de böyle düşünüyorsanız, bu yazıyı, yazının linkilini arkadaşlarınıza, yakınlarınıza, bildiğiniz adreslere yollayın, gerçeklerin yayılmasına yardımcı olun.- Y. K.

foto, İsveç gazetesi Aftonbladet'tem

Yusuf Küpeli, ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma işinin gerisindeki politik hesaplar, kökleri Tevrat’a (Eski Ahit’e) uzanan Zionist İsrail ırkçılığı ve Filistin halkına uygulanan soykırımın kısa tarihi üzerine

-         

AB ABD elçiliğini Kudüs’e taşıma işinin gerisindeki politik hesaplar üzerine düşünceler

-         

  Köleri Tevrat’a (Eski Ahit’e) uzanan Zionist İsrail ırkçılığı ve Naziler ile Zionistler arasındaki benzerlikler   ve işbirliği üzerine

-         

       İsrailil ırkçılığının, Filistin’in yerli halkına yönelik etnik temizliğin ve şiddet kullanılarak gerçekleştirilen işgalin  kısa tarihi

 

 metnin tamamına ulasmak icin tıkla

 

Yusuf Küpeli, "Malumun ilanı": Gazze halkına ait doğal gazın gaspedilip pazarlanmasında ortaklık

"Malumun ilanı", diyorum, çünkü, Michel Chossudovsky'nin 8 Ocak 2009 tarihinde Global Research sitesinde yayınlanmış olan "War and Natural Gas: The Israeli Invasion and Gaza’s Offshore Gas Fields" başlıklı yazısını, "Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları" başlığı ile çevirip bundan tam iki yıl önce, 19 Tmmuz 2014 tarihinde, sinbad.nu adresinde, yani bu sitede yayınlamıştım. Aynızamanda ingilizce orjinalini de yayınlamış olduğum bu metne ek olarak, "ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ" başlığı ile bir metin hazırlayıp yapmış olduğum çevirinin yanına yerleştirmiştim... Sözkonusu her iki metinde de, İsrail'in Gazze halkınının doğal gazına -şiddet yoluyla- nasıl karşılıksız elkoymuş olduğu ve bu gazı Türkiye üzerinden Batı'ya ulaştırma planlarının nasıl yapıldığı, anlatılmaktaydı. Şimdi olan, 2000 yılında keşfedilen Gazze gaz yataklarının ve en az 2008 yılında beri Türkiye ile sürdürülen gaz nakli pazarlıklarının ilanedilmesidir... 

metnin tamamı için tıkla  

 

Yusuf Küpeli, Irkçı Siyonist ve faşist İsrail devletinin Filistin halkını sistematik olarak yoketme ve kalanını anayurdundan kaçırma eylemleri üzerine notlar

(...) Albert Einstein ve arkadaşı Hannah Arendet, İsrail devletinin kuruluş aşamasında, 4 Aralık 1948 günü, ünlü New York Times’in editörlerine yazdıkları mektupla, “İsrail’de faşizmin yükselebileceği” konusunda uyarıda bulunmuşlardır. Onlar, İsrail’de Menachem Begin önderliğinde yeni kurulan “Özgürlük Partisi”nin (Tnuat Haherut), felsefesi ve kullandığı yöntemlerle Nazi ve Faşist partilere benzediğinin altını çizmişlerdir...

 

Prof Michel Chossudovsky, İsrail Askeri Stratejisi: “Onları Tamamen Yoketmek”. Ezici Soykırımın Kanıtları, Gazze’deki Tüm Kesin Ölüm ve Yıkım Verileri  (türkçesi: Yusuf Küpeli)

“ (...) Gazze ülkemizin bir parçasıdır ve biz oraya sonsuza dek yerleşeceğiz,... Ardından, Gazze’den kaynaklanan terörü yokedebilme amacıyla, orası (Gazze), egemen İsrail’in bir parçası olacak ve Yahudilerin yerleşimine açılacaktır. Keza bu durum İsrail’in konut krizine rahatlık, çözüm sağlayacaltır.”

 

Prof Michel Chossudovsky, Israel’s Military Strategy:”Obliterate Them Completely”. Overwhelming Evidence of Genocide, Precise Data on Death and Destruction in Gaza

Yusuf Küpeli, ÜÇ KURUŞLUK PETROL VE DOĞAL GAZ UĞRUNA SATILAN, KATLEDİLEN FİLİSTİN HALKI VE POLİTİKACILARIN SAHTE SÖZLERİ

(...) Bu satırlar yazılırken, İsrail ordusunun Gazze şeridindeki Filistin halkına karşı başlatmış olduğu “Bıçağın Koruyucu Ağzı Operasyonu” adındaki saldırısı, ağır bonbardımanları, 12nci gününü, kara harekatı ise 2nci gününü doldurmuş durumda. (metnin tamamı için tıkla)

 

Prof Michel  Chossudovsky, Savaş ve Doğal Gaz: İsrail İşgali ve Gazze’nin Denizde Kıyıya Yakın ve Kıyı Boyunca Karadaki Gaz Alanları

(...) Ocak 2009’da, ilk kez, Global Research sitesinde basıldı.

Filistin’in doğal gaz alanları, işgal süreci içinde, uluslararası yasalar çiğnenerek İsrail tarafından de facto (emrivaki ile, illegal olarak) elegeçirildi... Türkçesi: Yusuf Küpeli

( metnin tamamı için tıkla )

ayrıca bak: Filistin Memleketimdir

 

War and Natural Gas: The Israeli Invasion and Gaza’s Offshore Gas Fields

 

Yusuf Küpeli, Bu bir sınıf savaşıdır: Gazze’de soykırım, dünya elitinin suskunluğu, 18 Ocak 2009 gününe dek verilmiş olan insani kayıplar üzerine Birleşmiş Milletler’in açıklaması

İsrail saldırısının yaratmış olduğu kayıplarının boyutlarının Nazi Almanyası’nın verdirmiş olduğu kayıpların boyutlarına ulaşmamış olması, bunun bir soykırım olmadığını göstermez. Gazze’nin yoksul Filistin halkını -aynen Nazi Almanyası’nın vaktiyle Yahudilere yapmış olduğu gibi- ”Varşova Gettosu” benzeri dar bir alana hapseder, bu halkın dış dünya ile tüm bağlarını kopartır, aynı halkın gıdadan ilaca dek tüm temel gereksinimlerini elde etmesini yıllarca engeller, mal girişlerini denetim altında tutar, ve buna ek olarak belirli zaman aralıkları ile aynı halkın üzerine havadan, denizden ve karadan ateş yağdırırsanız, bu, basbayağı planlı bir soykırım olur…

Sözkonusu sistematik soykırımın en korkuncu ise, bilindiği gibi, İsrail’i maddi-manevi yardımları ile yaşatan ABD’nin, diğer Batı’nın ve tüm dünyanın gözleri önünde, 2008 yılı sonunda ve 2009 yılı başında yaşandı. Yaşanmış olan ve henüz bitmeyen bu soykırım, zenginlerin dünyasında sessizlikle karşılandı. Çünkü, Gazze’nin yoksul filistin halkı, -mevcut politik tercihlerinin ötesinde- dünyanın ezilen yoksul halklarının, altta kalmış sosyal sınıfların, emekçi halkların bir parçası iken, bu halkı baskı altında tutanlar, ezip yoketmeye çalışanlar, dünyanın zengin sömürücü elitini, üst sınıflarını, emperyalist güçlerini temsil etmektedirler.

(...) İsrail’in 22 gün boyunca havadan, karadan ve denizden uyguladığı olağanüstü şiddet sonucu, Gazze halkının 100 bin tanesi yerinden, yurdundan olmuştur. Aynı halktan, 416 tanesi çocuk ve 106 tanesi kadın olmak üzere 1.314 kişi yaşamını yitirmiştir. Yine aynı halktan 1855 tanesi çocuk ve 795 tanesi kadın olmak üzere 5.320 kişi yaralanmıştır...

(metnin tamamı için tıkla)

 

Türkiye'den İsrail'e nota + Genelkurmay'dan İsrail'e sert tepki

 

Rüyamda görsem, bu satırları yazacağıma inanmazdım...

 

Irkçı-faşist İsrail yönetiminin Gazze'nin yoksul halkına yönelik olarak sürdürdüğü 22 günlük kanlı saldırının ardından, 18 ve 19 Ocak 2009 tarihli gazetelerde, ve TV yayınlarında, İsrail ordusunun bilinmeyen esrarengiz yeni bir silah kullandığı, ve bu silahın iyileşmeyen yararlar açıtığı yazılıp söylenmektedir... Aslında, bu sözkonusu esrarengiz yeni silah, İsrail'in Gazze halkına yönelik bir önceki saldırısında da kullanılmıştı. Sinbad'da, sözkonusu silah ve etkileri hakkında bir çeviri ve bir orjinal metin yayınlanmıştı. Günlük basında Sinbad gibi siteler -bilinçli olarak- görmemezlikten gelindiği için olmalı, zaten bilinen bu esrarengiz yeni silah olayı, son saldırı ile ortaya çıkmış yepyeni bir gelişme gibi yansıtılmakta, ve tabii aynı silahın ne olduğu konusunda da bilgi verilmemektedir.. İşte şimdi, daha önce yayınlanmış olan ve bu yeni silahın özelliklerine açıklık getiren iki metni yeniden Sinbad'ın başına alıp yayınlıyorum. İyi okumalar dileğiyle.- Y. Küpeli

bir yazı & bir çeviri:

Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

+  son basın haberleri  "Ateşkesin ilk gününde, enkaz altından 100'ü aşkın ceset çıkarılırken, halk kısıtlı imkanlarla enkazı kaldırmaya çalışıyor. Kurtarma ekipleri dün de yıkıntıların altından 10 ceset çıkardı. Ölen Filistinli sayısının bin 310'a yükseldiği, bunlardan 514'ünün kadın ve çocuklar olduğu belirtildi. İsrail katliamından kaçan yaklaşık 100 bin Gazzeli ise evlerini terk etmek zorunda kaldı..."

Fikret Başkaya, Kanla Beslenen Siyonist Devlet

+ basından  tamamı için tıkla

 

Gazze’de 220 çocuk öldürüldü (bu sayı, 7 Ocak verileri le 8 Ocak tarihli basındandır ve öldürülenlerin sayıları giderek artmaktadır. 11 Ocak tarihli gazetelere göre, öldürülen çocukların sayısı 275 oldu. 13 Ocak'ta 300 oldu. 14 Ocak sabahı verilen TV haberlerine göre, öldürülen çocukların sayısı 311 oldu. Kızılhaç, İsrail'in yakıcı ve yasaklı FOSFOR bombaları kullandığını açıkladı. Peki sonra... Bombardıman durduğun 416 çocuk öldürülmüştü.  Peki sonra... )

Gazze halkının yarısı 18 yaşın altındadır ve yüzlerce çocuk yaşamını yitirmektedir. (metnin tamamı için tıkla)

+

SAHTE GÖZ YAŞLARI İLE SİYONİST CELLATLARLA SUÇ ORTAKLIĞININ ÜSTÜ ÖRTÜLEMEZ

ikili savunma anlaşmaları ve İsaril'e verilen ihalelerin parasal boyutu ortada iken, sahte gözyaşları ile siyonist cellatlarla suç ortaklığının üstü örtülemez ! (metnin tamamı için tıkla)

 

“Varför ständigt detta vċld i Mellanöstern?” (“Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?”) başlıklı ve Per Sundgren imzalı alttaki kısa metin, 2 Ocak 2009 günü, İsveç’in en büyük günlük gazetesi Dagens Nyheter’de (Günün Haberleri) yayınlandı. Gerçekleri dürüstçe yansıtan sözkonusu kısa metni, sizler için çevirdim. Vicdan sahibi insanlar her toplumda bulunuyor… Çevirinin altına da kısaca kendi notumu ekledim. İyi okumalar dileğiyle.- Y. Küpeli)

 

Neden Ortadoğu’da bu kesintisiz şiddet?

“Fakat gerçekte yokedilen, Filistin devleti, buna duyulan umut.”

(...) Gerçek şudur ki, İsrail barış istemiyor...

 

Yusuf Küpeli, İsrail, ırkçı, militarist, faşist bir devlettir

(...) “Alman sionist derneğinin daha 1933 yılında Nazi Partisi’ne yazdığı mektupla birlikte sionistlerle nazistlerin işbirliği başladı. Alman sionist derneğinin mektubunda şunlar yazılıydı: ‘(...) temel kural, prensip olarak ‘soy/ ırk’ inancını yerleştirmiş, kurmuş olan bizler de, yahudi gurubunun saflığını koruyabilmek amacıyla, sizler gibi karışık evliliklere, yahudi olanlarla olmayanlar arasındaki evliliklere karşıyız...’

(...) Bu yıkımın en önemli amaçlarından biri, Gazze’nin yoksul halkını yaşamından bezdirerek diz çöktürmek, göçe veya ölüme zorlamakttır. Bunun, kendini savunmakla, veya “barış” istemi ile ne gibi bir alakası olabilir? Irkçı faşist İsrail devleti, daha önce de yapmış oldukları ile uyumlu biçimde, hem Gazze topraklarını, ve hem de Batı-yakası’nı Filistin halkından temizlemek istemektedir...

Diğer amaç ise, başta İran’ı, ve Suriye’yi savaşa kışkırtmak, ABD ile birlikte Batılı devletleri bu çatışmada taraf tutmaya zorlamaktır.

derleme ve kısa notlar: 5- 6 Ocak basın haberleri. Öldürülenlerin sayısı 555'i aştı. Fotoğraflar ve diğer haberler...

Bu tepkiler, alanlar da İsrail yönetimine karşı söylenenler iyi-hoş, ve vicdan sahibi tüm insanların onayını alacak ifadeler ama, başka gerçekler de var... Başbakan'ın inandırıcı olduğunu, ikili oynamadığını, "tavşana kaç, tazıya tut" demediğini kanıtlaması gerekir. Bu da ancak, İsrail saldırısı başlamadan hemen önce Ankara'da İsrail başbakanı ile yapmış olduğu konuşmayı açıklaması, saldırıyı önceden bilip bilmediğini açığa çıkartması ile mümkündür. İnandırıcı olabilmesi, sözlerinin adamı olduğunu kanıtlaması, İsrail ile yapılan tank modernleştirmesi anlaşmasını, silah anlaşmalarını, Türkiye Cumhuriyeti vergi mükelleflerinin keselerinden İsrail'in kasalarına akacak milyarları durdurması ile mümkündir. Sözlerinin adamı olduğunu kanıtlaması, İsrail savaş uçakları pilotlarının Anadolu içlerinde eğitimlerinin durdurulması, ve İsrail ile yapılmış olan askeri anlaşmaların iptali, tüm gizli anlaşmaların deşifre edilmeleri ile mümkündür. Zaten İsrail dışişleri bakanı da, "Herkes tarafını açıkça seçsin!", diyerek tüm Batı'yı ve Türkiye gibi ülkeleri, meydan okuyan küstahça bir üslupla taraf tutmaya zorlamıyormu? Artık güzel sözlere, gözyaşlarına kanma günleri çok gerilerde kalmıştır. Ahmaklığın da bir sınırı vardır ve insanları aptal yerine koyanlar bunun bedelini ağır öderler. Aynı sözler, generaller ve konu üzerine -Erdoğan'ınkine benzer- konuşmalar yapan eski genelkurmak başkanı için de geçerlidir... Yusuf Küpeli, 6 Ocak 2009

Hava saldırısı ile birlikte Gazze'ye kara saldırısı, süren katliam... Basın Haberleri derlemesi: Tayyip Erdoğan: Gürcistan'daki tepki Gazze için neden yokAnkara: İsrail'in harekatını kınıyoruz Gazzeli 5 doktor öldürüldü Namaz vakti cami vurdular: 15 şehit İsrail ordusu Gazze’de 4 KOLDAN KATLiAM BM Gazze için toplandı: Sonuç yok ve diğer haberl

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mayıs ayını gösteren bir takvim yaprağında keşfettiğim bu -mükemmel- afiş kopyasını, 1980 yılından beri saklıyordum. Altında, ingilizce olarak, K. Nicola, ”Çarmıha gerilmiş barış” yazıları bulunan bu afiş kopyasını, artık kullanma zamanı geldiğine inanıyorum... Saldırgan bir Yahudi ırkçılığı olan siyonizmi, bundan daha sade ve güzel biçimde sembolize edebilecek bir başka çizimin kolayca bulunabileceğini sanmıyorum. Halen içinde olduğumuz 2008 Aralık ayı sonlanır, 2009’a adım atılırken, üç yıldır zaten abluka altında olan Gazze’nin yoksul halkına en modern ölümcül silahlarla vahşice saldıran ve dört gün içinde kadın-çoluk-çocuk 400 kadar insanı öldüren, kenti bir harabeye döndüren, ve saldırısını sürdürmekte olan ırkçı militarist İsrail’in, Nazi Almanyası’ndan ne gibi bir farkı olabilir? TV kanallarından birinde, 35- 40 yaşlarında filistinli bir baba, aynen şunları söylüyordu: ”Ben ne El-Fetih ve ne de Hamas üyesiyim. Sıradan çalışan bir Filistinliyim ve bu akşam beş küçük kızım, uyurlarken roketlerin hedefi olup öldürüldüler… Önce derslerini çalıştılar ve elektrikler kesilince uyumaya gittiler. Ölüm onları uyurken buldu. Ne suçları vardı? Eğer aynı şey beş İsrailli çocuğun başına gelmiş olsaydı, şimdi tüm Batı ayağa kalkar, yeri yerinden oynatırdı…” Bilmem daha söylenecek söz varmı? Sanıyormusunuz ki halklar aptaldırlar, ve ”insan hakları savunucusu” Batı'nın ve küçük yararlar uğruna o merkezlerin yalakalığına soyunmuş olan ”insan hakları savunucusu” birtakım aydınların ve küçük hesaplar peşindeki bazı ”Müslüman” önderlerin ve Arap devletlerinin ihanetlerini, alçaklıklarını, ikiyüzlülüklerini farketmiyorlar. Herşey ortada ve çanlar onlar için çalıyor…- Yusuf Küpeli, 30.12.2008, www.sinbad.nu

 

bir yazı & bir çeviri:

Yusuf Kğpeli, Kendi varlığını tüketen dünya ve yeni ölüm makineleri üzerine düşünceler

ABD destekli ırkçı sionist İsrail’in sonu gelmeyen şiddetinin, soykırım ve etnik temizlik politikalarının hedefi durumundaki yoksul filistin halkına karşı denenen ve henüz ne olduğu tam bilinemeyen yeni bir silahla ve bu silahın halk arasında yaratmış olduğu ölümcül yaralarla, hastalıklarla ilgili aşağıdaki metin, İsveç’in iki en büyük günlük sabah gazetesinden ikincisi konumundaki ılımlı sağ eğilimli Svenska Dagbladet’in Arap dünyası, Türkiye ve İran’dan sorumlu yazarı Bitte Hammargren tarafından kaleme alınmıştır. Sözkonusu metin, aynı gazetenin 27 Ekim 2006 tarihli sayısında yayınlanmıştır... (...) denekleri üzerinde araştırmalar yapan, ölümcül yararlara da neden olan birtakım deneyler gerçekleştiren kara ünlü Nazi doktoru Josef Mengele’yi akla getirmektedir bu yeni gizemli silah... Auschwitz ve benzeri ölüm- izalasyon- iş kamplarından ve J. Mengele gibilerden sorumlu olan Heinrich Himmler’in (1900- 1945), ve bunların hepsinden sorumlu olan Adolf Hitler’in (1889- 1945) izinde yürümekte olan Anglo-Amerikan- İsrail ortaklığının karanlık eylemlerinin, Nazi Almanyası’nın kötü ünlü işlerinin “pabucunu çoktan dama attığı”, “boynuzun kulağı geçtiği” anlaşılmaktadır... (...) Aslında açıkça gözüktüğü gibi, Ortadoğu’da, Irak’ta, Afganistan’da ve başka ateşi yüksek bölgelerde yaşanan trajedilerin gerisinde duran asıl güç, dünyanın kaynaklarını daha fazla yağmalama peşinde olan ve pazarını genişletebilmek için öncelikle Batı’nın zengin ülkelerinde bir tüketim çılgınlığını pompalayan mali-sermaye guruplarından, uluslarüstü tekellerden başkası değildir. Zaten ellerindeki piyade tüfeklerinden ve birkaç roketten başka silahı olmayan bir filistin halkına ve benzer yoksul halklara karşı böyle gizemli yeni silahlar kullanmanın mantığı da, en yüksek kârları getiren silah endüstrisini sürekli canlı tutabilmek içindir... Bu tüketim çılgınlığının bedeli sadece yoksulların tarifsiz acıları ve kanları ile değil, yerine konamayacak biçimde gün be gün üzerinde yaşanılan dünyanın yokedilmesi ile de ödenmektedir. Bu elde edileni aşan harcama, sadece yoksulları değil, kaynakları har vurup harman savuran zenginleri de içinden çıkamayacakları bir uçuruma, korkunç bir felakete doğru çekmektedir...-Yusuf Küpeli, 21- 11- 2006

Bitte Hammargren, Gizemli silah- Gazze’de savaş yaraları

Gazze’de çalışan hekimler savaş yaraları konusunda deneyimli ve beceriklidirler. Fakat yazboyunca süren İsrail saldırıları sırasında aynı hekimler, kendilerine başvuran hastalarında, daha önce rastlamadıkları bilinemeyen birseri hastalıklarla birlikte hızla ölümlelere neden olan yaralara rastlamışlardır. Bunun üzerine sözkonusu yaralara ve hastalıklara neden olan bir silahın, rontgen aygıtlarında görülemeyecek kadar küçük ağırmetallerden oluşan mikroskopik zehirli parçacıklar yayan yeni bir silahın kullanılmakta olduğu üzerine şüpheler gelişmeye başlamıştır... (...) Amerikan labaratuarlarında yeni bir silah olarak geliştirilen ve kısaltılmış adı Dime (dense inert metal explosive, veya türkçesiyle, yoğun durgun metal patlayıcı) olan silahın bu ölümcül yaraların nedeni olduğu hakkındaki şüpheler sonbahar ayları içinde güç kazanmaya başlamıştır.

 

 

Bir çeviri ve oniki not

İsveç Komünist Partisi (SKP) adlı örgütün Riktpunkt adlı merkezi yayın organının 16 Ağustos 2006 tarihli 4ncü sayısında yayınlanmış olan aşağıdaki metin, anti-semitizm ile karalanmaya kalkılabilecek birisine ait değildir. Bunları yazan, demokratik düşüncelere sahip anti-sionist bir yahudi aydınıdır... “Demokrasi ve insan hakları” şampiyonu zengin Batı’nın gözleri önünde ve aynı emperyalist Batı’nın desteğiyle İsrail’in Gazza halkına yönelik saldırılarının, cinayetlerinin artarak sürdüğü günümüzde, bu metin güncelliğini korumaktadır. Zengin Batı tarafından uygulanan ambargolarla baskı altına alınan Filistin toplumu içinde bir iç savaşın kışkırtıldığı koşullarda bu metin güncelliğini herzamankinden daha fazla korumaktadır... Aşağıdaki metinde sizlere inanılmaz gibi gelecek olan birtakım bilgilerle tanışacağınızı sanıyorum. Fakat inanın, bunların hepsi de gerçektir. Ve ayrıca bu metin İsrail’in hiç bitmeyen ve akıldışı gözüken saldırganlığının, cinayetlerinin nedenlerine de açıklık getirmektedir. İsrail devletinin -öncelikle bölge halkları ve tüm insan soyu için tehlikeli- ırkçı ideolojisi ve suçları bir Yahudi aydını tarafından aşağıdaki metinle bir kez daha belgelenirken, hangi millet olursa olsun bir milleti toptan karalayan ırkçı düşüncelerin yanlışlıkları da yine bir kez daha anlaşılmaktadır... Metnin sonuna yerleştirilmiş olan ve metindeki anlatımı zenginleştiren bazı açıklayıcı notlar, çeviriyi yapan Küpeli'ye aittir. Çevrilen metin 12 punto ile yaklaşık 5 sayfa tutarken, aynı metni zenginleştiren toplam 12 not 10 sayfa tutmaktadır. Kanımca sözkonusu notların metinle birlikte okunmalarında yarar vardır.- Yusuf Küpeli, 18/ 11/ 2006

 

Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

1 Ağustos (2006) tarihli Sydsvenska Dagbladet’in bildirdiğine göre, Malmö bölge savcısı Bo Albrektsson, TV kameraları karşısında, “İsrailliler, nazilerin savaş sırasındaki şeytani kötülüklerine benzer işler yapmaktadırlar.”, demiştir. Bunun üzerine, Yahudi merkezi meclisi, bu konuşmayı, bir halk gurubuna yönelik nefret gerekçesiyle Adalet Temsilcisi’ne (JO= Justitie Ombudsman) şikayet etmiştir. Ateist bir yahudi ve anti-sionist olarak belirtmeliyimki, Albrektsson’un vurgusu kesinlikle doğrudur. Sionistler, 70 yılı aşkın süredir filistinlilere yönelik soykırım gerçekleştirmekte ve bu halka işkence yapmaktadırlar... (...) Metnin yazarı, sionistlerin 1948 yılında Filistin köyü Duiema sakinlerine yönelik katliamına katılmış olan eski bir askerdir: “Onlar, 80- 100 silahsız sivil Arap erkeğini, kadınını ve çocuğunu katlettiler. Askerler, küçük çocukları, kafalarına kalın sopalarla vurarak öldürdüler. İçinde ölü gövdeler yatmayan tek bir ev kalmadı... (...) İsrai devletinin 1948- 52 yıllarında gerçekleştirmiş olduğu ve 750 bin filistinlinin topraklarından sürülmesi ile sonuçlanan yoğun etnik temizlik kampanyası sırasında yokedilen 400 köyden biridir Duiema. En kötü ünlü soykırımlardan biri, daha sonra İsrail başbakanı olacak olan Menaham Begin’in önderliğinde Deir Yasin köyünde gerçekleşti.

- Bir terörist nedir? The Telgraph gazetesinin 23 Temmuz 2006 tarihli nüshasında yazıldığı üzere, Jerusalem’deki (Kudüs) King David (Kıral Davud) otelinin 22 Temmuz 1946 günü patlayıcılarla havaya uçurulmasının 60ncı yılı Irgun-çetesinin eski üyeleri tarafından kutlanırken, aynı gün, bu yılın (2006) 22 Temmuz günü İsrail ordusu “Hizbullah-teröristlerini” yoketmek amacıyla Lübnan’a girmiştir...

- Sionist-Nazi işbirliği Alman sionist derneğinin daha 1933 yılında Nazi Partisi’ne yazdığı mektupla birlikte sionistlerle nazistlerin işbirliği başladı. Alman sionist derneğinin mektubunda şunlar yazılıydı: “(...) temel kural, prensip olarak ‘soy/ ırk’ inancını yerleştirmiş, kurmuş olan bizler de, yahudi gurubunun saflığını koruyabilmek amacıyla, sizler gibi karışık evliliklere, yahudi olanlarla olmayanlar arasındaki evliliklere karşıyız...”

- İsrail’e yönelik tehdit yoktur (...) İsrail’in ilk dışişleri bakanı ve 1954- 55 yıllarının devlet bakanı olan, ve ayrıca Yahudi Ajansı’nın politik direktörlüğünü yapan Moshe Sharett, 1979’da Tel Aviv’de yayınlanan Moshe Sharett’in Kişisel Anıları adlı kitabında, İsrail’in politik ve askeri yönetiminin ülkelerine yönelik herhangi bir tehlike olmadığını çok iyi bilmekte olduklarını göstermiştir... (...) “Kışkırtma (provokasyon) amacıyla terörün ve saldırganlığın kullanılması... Tarafımızdan dikte edilen uzun birseri huzur bozucu şiddet olayları ve çatışmalar planladım. Tarafımızdan kışkırtılmış olan bu silahlı çatışmalar çok miktarda kana maloldukları kadar, adamlarımızın yasaları çiğnemesine de yolaçtı...” Nil deltasından Basra Körfezine (Pers Körfezi) dek uzanan, Lübnan’ı, Suriye’yi, Irak’ın ve Suudi yarımadasının büyük kısmını içine alan sionist Eretz Israel (Büyük İsrail) hedefinin geleneksel bütünsel çizgisidir bu uygulanan politikalar...

- Barışa ilk adım İsrail saldırılarını hemen durdurmalıdır, 1967 savaşından işgalettiği topraklardan çekilmelidir, ve yeni yerleşimcileri bu topraklardan çıkartmalıdır. (...) Birleşmi Milletler’in 194 numaralı kararının (resolution 194) İsrail yönetimi tarafından kabullenilip izlenmesi...

not 1: Malmö ve Sydsvenska Dagbladet

not 2: Deir Yasin katliamı ve bu köye saldırıyı gerçekleştiren çeteler hakkında

not 3: Kıral Davud Oteli’nin bombalanması hakkında

not 4: Son günlerde basına yansımış olan katliamlar üzerine

not 5: Eski Ahit’ten/ Tevrat’tan alıntılarla Yahudi dininin ırkçılığı ve sionist ırkçılığın kaynağı üzerine

not 6: SS güvenlik örgütünün şefi olan Reinhardt Heydrich ve yaptıkları üzerine

not 7: Ben-Gurion ve işleri hakkında

Not 8: İsrail devletinin ırkçı yasaları ve İsrail’in apartheid/ soy ayırımı politikası üzerine

not 9: İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısının nedeni üzerine analizim doğrulanırken

not 10: Ben-Gurion’a ait bu sözler, hem bir suçluluk duygusu ile karışık derin bilinçaltı korkuların, hem ahmakça bir ırkçılığın ve hem de bunlarla bağlantılı tehlikeli bir deliliğin açığa vurmasıdır

not 11: Vaktiyle bir ölçüde tanık olduğum aynı gerçekler ve intehar bombacısının psikolojisi üzerine

not 12: Daha önce, not 8’de hakkında bilgi vermiş olduğum resolution 194 hakkında

 

Filistin ile ilgili önceki bazı bağlantılı metinler:

 

Kısa bir yorum: Yusuf Küpeli, Karanlık hesapların tutsağı olarak kullanırken kullanılanlar  

Yukarıda özetlenen gerçeklerin ışığında, asıl olarak kimin kimi kullandığını söylemek daha doğru olur? Biryandan İsrail’i silahlandırıp saldırtan Batı, ABD yönetimleri, diğer yandan rahatlıkla Arap yönetimleri ile, hatta Filistin yönetimi ile ilişkiler kurabilmekte, onların karşısında da şu veya bu ölçüde arabulucu veya hatta kurtarıcı rolleri oynayabilmektedirler. İsrail’i Lübnan’a saldırtan ABD, Rice’nin ağzından, “birkaç haftada bozulmayacak kalıcı bir ateşkes oluşturulması için çalışmakta olduklarını” ifade edebilmektedir. Açıkça görüldüğü gibi, “politikanın zor yoluyla uygulanması olan savaşı” İsrail ordusu yürütmektedir ama, bu politika İsrail’e ait değildir. Bu ABD yönetimlerinin politikalarıdır ve İsrail burada sadece ABD’nin zor aygıtıdır (...) Bölge haritasını, dünya haritasını ABD’nin gücünün değil ama, ABD’nin ve ortaklarının yaratacağı kaosun değiştireceğini ve bu değişime ABD’nin de dahil olduğunu söylemek hiç te ham bir düşün veya...

 + korkularının tutsağı ırkçı tetikçi İsrail’in Filistin’de ve Lübnan’da insan soyuna yönelik suçları üzerine Sinbad’a gelen haberlerden, mektuplardan ve günlük basından derleme... İsrail: Bir füzeye karşılık, 10 ev yıkarız

 + İsrail savaş suçu işliyor

 + İsrail kimyasal silah kullanıyor

 + basından diğer haberler, tepkiler, protestolar, gösteriler  

 

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine   (...) İsrail’in bu son saldırılarından amacı, öncelikle Suriye’yi çatışmaların içine çekerek gerekli ABD müdahalesi için uygun ortamı yaratabilmektir...

 

 

 

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine (...) Kısacası bazı tekrarlarla bu metni noktalamak gerekirse, İsrail’in ani saldırısı, zaten derin bir yoksulluğa sürüklenmiş olan Filistin halkını ve Lübnan Hizbullah’ını “hizaya getirmek” gibi hedeflerin çok ötesinde amaçlara yöneliktir. Bu ağır saldırı ve yıkım, BOP ile ilgili empeyalist bir planın parçasıdır... (...) İsrail’in bu son saldırılarından amacı, öncelikle Suriye’yi çatışmaların içine çekerek gerekli ABD müdahalesi için uygun ortamı yaratabilmektir. Savaşa çekilen Suriye, İran’ı da olayların içine sürükleyecektir ve ateş tüm Ortadoğu’ya ve Kafkaslar’a doğru hızla yayılacaktır. İran şimdiden Suriye’ye yönelik müdahalelere seyirci kalmayacağını ilanetmiştir... (...) W. Bush ekibi, yarattığı bu gerilimi aynızamanda ABD içpolitikasında bir koz olarak ta kullanma hevesindedir. Halk desteğinin yüzde 30’lar civarına düştüğü söylenen W. Bush ekibi, anlaşılan yeni çatışmaların oy oranlarını yükselteceğine inanmaktadır... Fakat yine de Bush kliğinin asıl niyeti, zayıf Filistin toplumunu ve Hizbullah’ı tüm Arap ve İslam dünyasının gözleri önünde ezerek, bunların ABD'ye yönelik direnç umutlarını tamamen kırmak, veya Suriye ve İran’ın müdahalelerini sağlayarak bu ülkelere yönelik saldırı planlarını gerçekleştirmektir. Çünkü, İran’a ve Suriye’ye yönelik saldırılar karşısında Rusya Federasyonu ve Şanghay İşbirliği Örgütü sessiz kalacak olurlarsa eğer...

 

 

 

 

 

1982 Robin Moyer, ABD

Beyrut'taki kamplarda

katledilen Filistinli

mülteciler... ABD'li Moyer,

dayanılmaz koku arasında

fotoğrafları çekmeye

çalışırken İsrailli

askerlerin şakalaştığını

duyuyordu. Katiller hiç bir

zaman yargı karşısına

çıkmadı

 

http://www.sinbad.nu/