|
"Erkek Egemen Türkiye"
11 Aralık 2010 Cumartesi
http://www.haberx.com/erkek_egemen_turkiye(17,n,10525993,276).aspx
Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısını oluşturan kadınlar, yönetim
kademelerinde ve karar verme mekanizmalarında yer alamıyor. ATO'nun
"Erkek Egemen Türkiye" Araştırması'na göre bürokratların yüzde 93'ü
erkek, yüzde 7'si kadın. Kadınların milletvekili seçimlerine katıldığı
1935 yılından bu yana parlamentoya 9 bin 67 erkeğe karşılık sadece 234
kadın milletvekili girdi. TBMM'deki kadın milletvekili oranı Arap
ülkeleri ortalamasının bile altında seyrediyor.
11.12.2010 12:10
ANKARA
(ANKA) -Türkiye nüfusunun yüzde 49.7'sini oluşturan kadınlar, yönetim
kademelerinde ve karar verme mekanizmalarında yer alamıyor. Yönetimde
bıyıklıların hakimiyetinin hissedildiği Türkiye'de, bürokraside üst
düzey yöneticilerin yüzde 93'ü erkek, yüzde 7'si kadın. 87 yaşındaki
cumhuriyet, kadın cumhurbaşkanı, kadın meclis başkanı, kadın general,
kadın yargıtay başkanı, kadın büyükşehir belediye başkanı ve kadın
emniyet genel müdürü ile hiç tanışmadı. 2 bin 549 valinin görev yaptığı
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca valilik koltuğuna oturabilen ilk ve
son kadın vali Lale Aytaman oldu. Bugün 81 vali arasında tek bir kadın
vali bile yok.
Ankara Ticaret Odası'nın (ATO), Devlet Personel Başkanlığı, İçişleri
Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Yüksek Seçim Kurulu, Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü ve TÜİK verilerinden yararlanarak hazırladığı
"Erkek Egemen Türkiye" araştırmasına göre, 20 müsteşar içerisinde tek
kadın Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı. 42 bağlı kurum genel müdürünün
5'i, bakanlıkların bünyesindeki 96 genel müdürün yine 5'i, 959 daire
başkanının ise 139'u kadın.
-87 YILDA 16 KADIN BAKAN-
Cumhuriyet'in kurulduğu 1923 yılından bu yana 60 hükümette bin 590 bakan
görev yaptı. Bunlardan sadece 16'sı kadındı. Türkiye'nin ilk kadın
bakanı Türkan Akyol, Cumhuriyet'in kuruluşundan 48 yıl sonra, 1971
yılında, 1.Nihat Erim Hükümeti'nde Sağlık Bakanı olarak göreve atandı.
Hükümetlerde görev yapan diğer kadın bakanlar ise şöyle:
"Hayriye Ayşe Nermin Neftçi (Kültür Bakanı), İmren Aykut (Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı, Devlet Bakanı, Çevre Bakanı), Tansu Çiller
(Devlet Bakanı, Dışişleri Bakanı), Güler İleri (Devlet Bakanı), Önay
Alpago (Devlet Bakanı), Aysel Baykal (Devlet Bakanı), Işılay Saygın
(Devlet Bakanı, Çevre Bakanı, Turizm Bakanı), Ayfer Yılmaz (Devlet
Bakanı), Meral Akşener (İçişleri Bakanı), Melda Bayer (Devlet Bakanı),
Tayyibe Gülek (Devlet Bakanı), Aysel Çelikel (Adalet Bakanı) Güldal
Akşit (Turizm Bakanı, Devlet Bakanı), Nimet Çubukçu (Devlet Bakanı,
Milli Eğitim Bakanı) ve Selma Aliye Kavaf (Devlet Bakanı)."
-YOK'LAR VE NUMUNELİKLER-
87 yaşındaki cumhuriyet, kadın cumhurbaşkanı, kadın meclis başkanı,
kadın Emniyet Genel Müdürü, kadın Milli Savunma Bakanı, kadın Maliye
Bakanı, kadın Bayındırlık ve İskan Bakanı, kadın Ulaştırma Bakanı, kadın
Tarım ve Köyişleri Bakanı, kadın Sanayi ve Ticaret Bakanı, kadın Enerji
ve Tabi Kaynaklar Bakanı, kadın Kültür Bakanı, kadın general, kadın
Yargıtay başkanı ve kadın büyükşehir belediye başkanı ile hiç tanışmadı.
Cumhuriyet tarihi boyunca 11 kişi cumhurbaşkanlığı, 25 kişi meclis
başkanlığı, 46 kişi emniyet genel müdürlüğü görevi yaptı. Bunlardan
hiçbiri kadın değildi.
-TÜRKİYE KADIN BAŞBAKAN VE VALİYLE BİR KEZ TANIŞTI-
Türkiye, kadın başbakan, kadın vali ve kadın anayasa mahkemesi
başkanıyla ise bir kez tanıştı. Türkiye'de başbakanlık koltuğuna 28 kişi
oturdu. Bunlardan sadece biri kadındı. Tansu Çiller, Türkiye Cumhuriyeti
tarihinin ilk ve son kadın başbakanı oldu. 2 bin 549 valinin görev
yaptığı cumhuriyet tarihi boyunca valilik koltuğuna oturabilen ilk ve
son kadın vali ise 1991-1995 yılları arasında Muğla Valiliği yapan Lale
Aytaman oldu. Anayasa Mahkemesi bugüne dek 18 başkan tarafından
yönetildi. Tülay Tuğcu, 2005 yılında Anayasa Mahkemesi başkanlığına
seçilen ilk ve son kadın oldu. Cumhuriyet tarihi boyunca yüzlerce
emniyet müdürü görev yaptı. Bunlardan sadece üçü kadındı. Türkiye'nin
ilk kadın emniyet müdürü Şerife Feriha Sanerk'ti. Sanerk'in kızı Nurdan
Canca da Yalova Emniyet Müdürlüğü yaptı. Diğer kadın emniyet müdürü ise
Antalya Emniyet Müdürü Naciye Ekmekçibaşı idi.
-KADINLAR "YARDIMCI" POZİSYONUNDA-
Kamu sektöründe kadınlara az da olsa "yardımcı" pozisyonunda yer
veriliyor. Bakanlıklarda 61 erkeğe karşılık iki kadın, müsteşar
yardımcısı olarak görev yapıyor. 384 genel müdür yardımcısından 36'sı,
439 vali yardımcısından 10'u kadın. Kadın genel başkan yardımcısı sayısı
da oldukça düşük. Örneğin AK Parti'de 11 genel başkan yardımcısından
biri, CHP'de 13 genel başkan yardımcısından ikisi, DSP'de 7 genel başkan
yardımcısından biri, Demokrat Parti'de 10 genel başkan yardımcısından
biri kadın. MHP, Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi'nde genel başkan
yardımcılarının tamamı erkek.
-DIŞİŞLERİ VE YARGIDA DA KADININ ADI YOK-
Türkiye'yi yurtdışında temsil eden büyükelçiler arasında da kadınların
oranı düşük. Devlet Personel Başkanlığı'nın Haziran 2010 verilerine
göre, Dışişleri Bakanlığı'nda görev yapan 110 büyükelçiden 11'i kadın.
Kadın-erkek eşitliği bakımından yargıda da durum farklı değil. Anayasa
Mahkemesi'nin 11 üyesinden ikisi kadın. 21 başkan gören Danıştay
Başkanlığı koltuğuna bugüne kadar sadece iki kadın başkan oturdu. Adalet
Bakanlığı verilerine göre, 1999-2008 yılları arasında görev yapan 32 bin
926 cumhuriyet savcısından bin 426'sı, 61 bin 754 hakimden 18 bin 812'si
kadındı. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün Haziran
2010 tarihli verilerine göre, Türkiye'de 852 kaymakamın 15'i, 261
kaymakam adayının ise sadece 8'i kadın.
-ÜNİVERSİTELERDE KADIN ORANI DAHA YÜKSEK-
Kadının üniversitelerdeki durumu, daha iç açıcı bir tablo sergiliyor.
Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü'nün Ekim 2010 tarihli
"Türkiye'de Kadının Durumu" raporuna göre, üniversitelerde kadın öğretim
elemanı oranı yaklaşık yüzde 41,5 Kadın oranı, profesörler içerisinde
yüzde 27,4, doçentler içerisinde yüzde 31.6, öğretim görevlileri
içerisinde ise yüzde 38.5.
-ÜNİVERSİTELERİN YÖNETİM KADEMELERİNDE KADINLARIN ORANI DÜŞÜYOR-
Ancak, kadın akademisyen oranı yüzde 40'ın üzerinde olmasına rağmen,
üniversitelerin yönetim kademelerinde kadınlara yer verilmiyor. 156
üniversitede 11 kadın rektör, 33 de kadın rektör yardımcısı bulunuyor.
Uzmanlık gerektiren mesleklerde kadın oranının görece daha yüksek olduğu
dikkati çekiyor. Mimarların yüzde 39'u, avukatların yüzde 36'sı,
bankacıların yüzde 50.2'si kadın. Türkiye'de polislik halen erkek
mesleği olarak görülüyor. TÜİK'in 2008 verilerine göre Türkiye'deki
polislerin sadece yüzde 5.6'sı kadınlardan oluşuyor. .
-KADIN MİLLETVEKİLİ ORANINDA ARAPLAR'IN GERİSİNDEYİZ-
Araştırmaya göre, kadınların milletvekili seçimlerine katıldığı 1935
yılından bu yana parlamentoya 9 bin 67 erkeğe karşılık sadece 234 kadın
milletvekili girdi. TBMM'deki kadın milletvekili oranı Arap ülkeleri
ortalamasının bile altında bulunuyor. TBMM'deki 541 milletvekilinden
48'i kadın. Türkiye'de kadın milletvekillerinin toplam milletvekili
sayısına oranı yüzde 8.8 iken, Parlamentolararası Birlik'in (PAB) 31
Aralık 2009 tarihli verilerine göre Arap ülkeleri ortalaması yüzde 10.1.
-RUANDA'DA KADIN MİLLETVEKİLİ ORANI YÜZDE 56.3-
Bağımsız devlet parlamentolarının temsilcilerinden oluşan ve Birleşmiş
Milletler'e paralel olarak çalışan 138 üyeli PAB'ın verileri, 8 milyon
nüfuslu Orta Afrika ülkesi Ruanda'da bile kadın milletvekili oranının
yüzde 56.3 olduğunu gösteriyor. Bu oran, İsveç'te yüzde 46.4, Güney
Afrika'da yüzde 44.5, Küba'da yüzde 43.2, Ekvator'da yüzde 32.3, Irak'ta
yüzde 25.5, Çin'de ve İtalya'da yüzde 21.3, İngiltere'de yüzde 19.5,
Fransa'da yüzde 18.9, Yunanistan'da yüzde 17.3, ABD'de yüzde 16.8. Bu
arada 2010 yılında dünya parlamentolarında kadınların temsil oranı
ortalaması yüzde 18.8'e çıktı. Türkiye 75 yıl önce parlamentodaki kadın
temsil oranıyla dünya ikincisiydi. Bugün ise dünya ve AB ortalamasında
son sıralarda yer aldı.
-YEREL YÖNETİMLERDE KADIN-
Kadınların Meclis'te olduğu gibi yerel yönetimlerde de temsili istenilen
düzeyde değil. İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nün
2009 yılı yerel seçim sonuçlarına göre, 16 büyükşehir belediye
başkanının tamamı erkeklerden oluştu. 19 siyasi partinin katıldığı 2009
yerel seçimlerinde, 44 kadın il belediye başkanlıklarına, 321 kadın da
ilçe ve belde belediye başkanlıklarına aday gösterildi. Seçimlerde
Türkiye genelinde toplam 2 bin 948 belediye başkanı seçildi. Bunlardan
sadece 27'si kadın (yüzde 0,9) Bu kadınlardan ise sadece ikisi il
belediye başkanı seçildi.
-31 BİN 790 MECLİS ÜYESİNDEN BİN 340'I KADIN-
31 bin 790 belediye meclis üyesinin bin 340'ı (yüzde 4,2), 3 bin 379 il
genel meclisi üyesinin 110'u (yüzde 3,25) kadın 39 ilde hiç kadın il
genel meclisi üyesi bulunmuyor. 25 ilde ise sadece 1 kadın il genel
meclisi üyesi bulunuyor. 34 bin 275 köy muhtarından 65'i, 138 bin 177
köy ihtiyar meclisi üyesinden 329'u, 18 bin 607 mahalle muhtarından
429'u kadın.
Belediye başkanlıklarında kadın temsil oranı dünyada yüzde 9, Avrupa'da
ise yüzde 10,5 Yerel meclislerdeki kadın temsil oranı ise dünyada yüzde
20, Avrupa'da yüzde 23,9 Yerel meclislerdeki kadın oranı Almanya'da
yüzde 31, Danimarka'da yüzde 30, İspanya'da yüzde 29, İngiltere ve
Avusturya'da yüzde 27, Hollanda ve Fransa'da yüzde 26, Belçika'da yüzde
21, İtalya'da ise yüzde 10.
-İŞ DÜNYASI DA ERKEKLERDEN SORULUYOR-
İş dünyası da erkeklerin hakimiyeti altında Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği'ne bağlı 365 oda ve borsanın yönetim kurulu başkanı ve meclis
başkanı sayısı 730. Bunlardan sadece dördü kadın. Kuruluşundan bu yana
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği 22 başkan tarafından yönetildi. Ancak
aralarında hiç kadın bulunmuyor. Kurulduğu tarihten bu yana 17 başkan
tarafından yönetilen Ankara Ticaret Odası'nda da başkanlık koltuğuna hiç
kadın oturmadı. ATO Meclisi'nde de sadece iki kadın üye bulunuyor.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) gelmiş geçmiş 14
başkanından ise sadece ikisi kadın. Bu tablo uluslararası göstergelere
de olumsuz yansıyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın 2010 Yılı
Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi'nde Türkiye 138 ülke arasında
77.sırada, Ermenistan ve Gürcistan gibi ülkelerin altında yer alıyor.
Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2010
Raporu'na göre de Türkiye 134 ülke arasında 126.sırada bulunuyor.
-3.7 MİLYON KADIN OKUMA-YAZMA BİLMİYOR-
TÜİK'in Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2009 sonuçlarına göre 6 ve
daha yukarı yaştaki nüfusta okuma-yazma bilmeyen kadın sayısı 3 milyon
757 bin. Kadın okumaz-yazmazlığının en yüksek olduğu bölgeler sırasıyla
Güneydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Kuzeydoğu Anadolu bölgeleri oldu.
-AYGÜN: "YÖNETİMDE BIYIKLILAR HAKİM" -
Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Sinan Aygün,
Türkiye'nin yönetim kademelerinde erkeklerin hakim olmasının demokrasi
ve kadın-erkek eşitliği açısından kötü bir tablo oluşturduğunu
belirterek, "Türkiye'nin yönetimine bıyıklılar hakim. Egemenlik kayıtsız
şartsız erkeklerin elinde. Yönetim kademelerinde kadınlar parmakla
sayılıyor" dedi. Kadınların görev aldıkları alanlarda çok başarılı
olduklarına dikkati çeken Aygün, şunları söyledi:
"Bugün iş dünyasında, kamu yönetiminde, eğitim alanında, sağlık alanında
erkeklerden daha başarılı kadın yöneticiler görüyoruz. Türkiye'nin daha
kaliteli bir yönetime sahip olması için her alana kadın elinin değmesi
lazım."
-"İŞ DÜNYASINDA DA KADIN SAYISI AZ"-
İş dünyasında da kadın sayısının azlığına dikkati çeken Aygün, "Ankara
Ticaret Odası'nın meclisinde de iki kadın meclis üyesi var. Bu da bizim
ayıbımız. Gelecek seçimlerde daha çok sayıda kadının meclis üyeliğine
aday olmasını temenni ediyorum" dedi. (ANKA)
(HGS/ES/HF) |
|
Kadınların 3'te 1'i şiddet
görüyor
12 Aralık 2010 Pazar
http://www.haberx.com/kadinlarin_3te_1i_siddet_goruyor(17,n,10526707,933).aspx
Türkiye'de bölgesel olarak farklılıklar yaşansa da, ortalama her 3
kadından birinin şiddet gördüğü bildirildi.
12.12.2010 12:04
AA - Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Dönmez, yaptığı açıklamada,
şiddeti, güç, baskı uygulayarak, bedene ve ruha zarar veren hareketler
olarak tanımladı.
Kadına yönelik şiddetin ev içinde görülen şiddetten başlayıp, namus
cinayetlerine kadar geniş bir yelpazeyi içine aldığını ifade eden Doç.
Dr. Vardar, şunları kaydetti:
''Kadınların 3'te biri şiddete maruz kalıyor. Bölgesel olarak
oranda yoğunluk yada seyreklik olabilir. Güneydoğu'da, doğuda fazla ama
bu Trakya'da olmadığı anlamına gelmiyor. Trakya'da da var, özellikle
Roman vatandaşların kadınlara şiddet uyguladığı görülüyor. Doğu illeri
ile batı illerinde farklılık var ama batı illeri de masum değil. Şiddet
uygulamada ekonomik ve sosyal özelliklerde geri kalınmışlık sebep
olabiliyor.
Yapılan araştırmalarda kadınların yüzde 85'i ev işlerinde eşlerinin
kendilerine yardım etmesini hatta eşit olarak paylaşmayı istiyor,
kadınlar kız çocuklarının en az 8 yıl okuması gerektiğini söylüyor. Bir
işte çalışmayı ve kazandığı parayı kendi tasarrufunda harcayabilmeyi
arzuluyor. Şiddetin eğitimle ilgili bağlantısı araştırıldığında da
kadının eğitim seviyesi yükseldikçe şiddet görme oranının düştüğü
izleniyor. 1520 kadın arasında yapılan araştırmada okur yazar
olmayanların yüzde 43'ünün üniversite mezunlarının da yüzde 11'inin
şiddet gördüğü tespit ediliyor. İl ve köylerin şiddet noktasındaki
karşılaştırmalarında illerde kadına uygulanan şiddetin köylerdekinden
daha fazla çıktığı tespiti yapılıyor.''
-2010'DA 400'E YAKIN KADIN NAMUS CİNAYETİNDEN ÖLDÜRÜLDÜ
Kadına şiddetin her türlüsüne karşı olunmakla birlikte namus
cinayetlerinin kadına şiddetin içindeki en kara leke olduğunun altını
çizen Vardar, ''2010 yılında 400'e yakın kadının namus cinayetinden
öldürülüğünü görüyoruz. Namus cinayetleri kadına yönelik şiddetin için
de yer alan önemli bir sorun olarak duruyor. Namus yalnızca kadın namusu
değil, erkek namusu olarak da algılanmalı. Namusun sadece kadında
olacağı kanısı var, bu kanı yıkılmalı. Güney doğuda, doğuda hala namus
cinayetlerinin nesneleri halinde kadınlar duruyor. Namus meselesi
yüzünden ya kadınlar öldürülüyor, yada tecavüzcüsüyle evlendiriliyor''
dedi.
Kadınları koruyan yasaların varlığından bir çok kadının habersiz
olduğunu bildiren Vardar, şöyle sürdürdü:
''Bir çok kadın şiddet görmesine rağmen bu konunun üstünü örtüyor.
İnkar etme ve yok sayma yöntemine başvuruyor. Geçmiş yıllardaki 'kadının
sırtından sopayı eksik etmeyeceksin' anlayışının 1970'li yıllardan sonra
değiştiğini görüyoruz. Türkiye'de kadına yönelik şiddetin önlenmesi için
bir çok yasal düzenleme var, bu yönde adımlar atılıyor, yol alınıyor
ancak yeterli değil. Bir çok kadın yasaların koruyuculuğundan habersiz
kadınlara hakları anlatılmalı ve yasal haklarının varlığından kadınlar
haberdar edilmeli.''
-''KADINLAR ATATÜRK'E ÇOK ŞEY BORÇLU''
Kadın haklarının gündeme gelmesinin Sanayi Devrimi ile başladığını
vurgulayan Doç. Dr. Vardar, ''Kadınların özgürlüklerinin artması Sanayi
Devrimi'nin ardından başlıyor. Türk kadınının özgürleşmesinde Mustafa
Kemal Atatürk'ün önemli adımları var. Atatürk döneminde kadın haklarına
yönelik yapılan bazı çalışmalar dünya kadınına örnek olabilecek
nitelikleri de taşıyor. Kadınlarımız bu yüzden Atatürk'e çok şey borçlu.
1970'ler sonrasında kadın derneklerinin eşitlik ve özgürlük konusundaki
çalışmaları da kadınların hak elde etmesinde büyük aşamalar
kaydetmesinde etkin oldu. Bu tür çalışmalar erkek ve kadının
yaşamlarının ve kaderlerinin ortak olduğu algısının çoğalmasına neden
oldu'' dedi.
-SIĞINMA EVİ OLMADIĞI İÇİN KLİNİĞE SIĞINANLAR VAR
Kadın sığınma evlerinin varlığının önemine dikkati çeken Vardar,
Edirne'de kadın sığınma evi olmadığı için psikiyatri kliniğinde kalan
şiddet görmüş hastaların olduğunu belirtti.
Vardar, toplumun bu konuda hassasiyet göstermesinin gerekliliğine
işaret ederek, ''Kadına şiddetin sonunda boşanmalar meydana gelebiliyor
ancak boşanmalarda sonuç olamayabiliyor. Boşanmanın ardından toplumsal
baskı başlıyor. Boşandığı eski eşi kadını kontrol etmek istiyor,
toplumsal bakış rahatsız edebiliyor. Bölgede sığınma evi olmadığı için
kocası tarafından zarar verildiğinden korkup, kliniğimizde yatan
hastalarımız var. Nüfusu 50 bini geçen illerde yasal zorunluluk olarak
kadın sığınma evleri kurulmalı, bu yasal bir zorunluluk. Buna hassasiyet
gösterilmeli. Her 3 kadından birinin şiddete maruz kaldığı Türkiye'de
Sosyal Hizmetlere ait 19, valiliklere ait 12 ve belediyelere ait 4 olmak
üzere toplam sadece 35 kadın sığınma evi var.'' diye konuştu. |