Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar

 

Bir önceki bölümde ifade edilmiş olduğu gibi, 1970’li yılların ilk yarısında başlıyan uluslararası ilişkilerde yumuşama süreci, Yunanistan’da askeri cuntanın iktidarının sonlanmasında, ve yine Türkiye’de göreceli demokratik ortama dönüşte başlıca etken olacaktı ama, ABD’nin arka bahçesi konumundaki Orta ve Latin Amerika, bu süreçten pek etkilenemeyecekti... Bunun nedenleri vardı şüphesiz...

 

ABD’nin beşinci Başkanı olan James Monroe (başkanlığı, 1817- 25), ABD dışpolitikasını derinden etkileyecek Monroe Doktrini’ni, 2 Aralık 1823 tarihide ilanetmişti. Özü itibariyle bu doktrin, ABD yönetiminin, Latin Amerika ülkelerini kendi av alanı, sadece kendi pazar alanı ilanetmesi, tüm dış müdahalelere, diğer kapitalist ülkelerin aynı pazara girme çabalarına karşı kıtayı koruma altına almış olması, anlamına gelmekteydi... Monroe Doktrini’nin tüm gücüyle pratikte işler hale gelmesi, 1898 İspanya-ABD savaşını ABD’nin kazanması ile olacaktı. Bu savaş hem Kuba’yı ve hem de Filipinler’i ABD’nin eline düşürürken, Orta ve Latin Amerika ülkelerinin kapılarını da ABD’ye açacaktı. Kuba’nın işgaline katıldıktan sonra ABD Başkanı seçilen Theodore Roosevelt (başkanlığı, 1901- 1909), 1904 yılında, Monroe Doktrini’ne bir ek yaparak, “Latin Amerika milletlerinin ‘kronikleşen hataları’ durumunda ABD’nin bu devletlerin iç işlerine müdahale etme hakkının olduğunu” ilanedecekti. Şüphesiz “hata”nın ne olduğunu ABD yönetimleri tesbit ediyorlardı. ABD mali-sermayesinin yararları ile çelişen her politika, “hata” katagorisi içine giriyordu. Washinton, hertürlü kirli yöntemi kullanarak, “dolar diplomasisi” yöntemiyle, yani politikacıları satınalarak, bu yöntemin zayıf kaldığı durumlarda “savaş gemisi diplomasisi” adı verilen dışarıdan askeri müdahaleleri devreye sokarak, ve şüphesiz askeri darbeleri kullanarak, Orta ve Latin Amerika ülkelerinin iç işlerine sürekli karışacaktı...

 

Bu anlayışın bir uzantısı olarak ABD, 1889- 1948 yıllarında dokuz adet Pan-Amerikan konferansları örgütleyecekti. Sonuçta, 1948 yılında, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS, Organization of American States) oluşturulacaktı. Yani Orta ve Latin Amerika ülkeleri, çok güçlü ekonomik ve politik bağlarla ABD’ye bağlanacaklardı. Fakat bundan, OAS’ın şekillendirilmesinden önce, ABD Başkanı Harry Truman (başkanlığı, 1945- 53) tarafından NATO’ya örnek olacak “Rio Paktı”, ya da tam adıyla “Intern-American Reiprocal Assistance Treaty” (“Amerika İçi İkili Karşılıklı Dayanışma Anlaşması”) adlı askeri birlik, 2 eylül 1947 günü atılan imzalarla yaşama geçirilecekti. Sözkonusu anlaşma Rio de Janeiro’da imzalanmış olması nedeniyle kısaca “Rio Paktı” olarak anılacaktı. “Rio Paktı”na ABD dışında 19 Latin Amerika ülkesi, Arjantin, Bahamalar, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Meksiko, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, Haiti, Honduras, ve Küba, imza atmışlardı... Harry S. Truman, Latin Amerika’yı elinin altında tutabilmek için, 1953- 57 yılları için, o günün değeri ile 1 milyar 900 milyon ABD dolarını (günümüzün değeri ile 18 milyarı aşkın ABD doları) Latin Amerika işlerine ayırmıştı...

 

Hem “Rio Paktı” ve hem de OSS sayesinde Washington’un 1900’lü yılların ikinci yarısında, özellikle “Soğuk Savaş” yılları boyunca Orta ve Latin Amerika ülkeleri üzerinde kurmuş olduğu hegemonya’ya örnek olarak, başkaldıran Kuba’ya yönelik eylemleri gösterebiliriz... Kuba’yı, Orta ve Güney Amerika ülkelerinden tamamen izole etme çabası içinde olan ABD, Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) üyelerine verdiği yüksek miktarda borçlar sayesinde, bu cins rüşvetler karşılığında, 1962 yılı başında Kuba’yı sözkonusu örgütten, OAS’dan attırmayı, ve önemli ölçüde izole etmeyi başaracaktı... Amerikan Devletleri Örgütü (OAS, Organization of American States), 23 Ekim 1962 Salı günü, ABD’nin “Kuba’yı abluka altına alma kararı”na da destek verdiğini açıklayacaktı...

 

Küba’da Guantanamo Körfezi’nde bulunan ve 2 200’ü aşkın personelin çalışmakta olduğu ve tüm Karaipleri denetleme kapasitesine sahip deniz piyade üssü dahil, ABD’nin Orta ve Latin Amerikanın birçok ülkesinde, stratejik önemi olan coğrafyalarda, sıralanması uzun bir liste oluşturacak askeri üsleri, tesisleri, CIA ve başka servis merkezleri, radyo istasyonları bulunmaktadır... Orta ve Latin Amerika’da birbirini izleyen Amerikancı askeri darbeleri gerçekleştiren subay kadroları, Pentagon okullarında, polisler ise CIA merkezlerinde eğitilmekte idiler ve sistem halen işlemektedir... Örneğin, 2000 yılında Latin Amerika’dan 2 684 asker ABD’de eğitimden geçirilmişlerdir. Aynı yıl ABD, 50 milyon dolar civarında bir parayı Uluslararası Askeri Eğtim ve Tatbikat (IMET) fonuna aktarmıştır... Arjantin, Bahamalar, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Guatemala, Meksiko, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, Haiti, Honduras gibi Latin Amerika ülkelerinin ABD ile karşılıklı resmi ikili savunma işbirliği anlaşmaları bulunmaktadır...

 

Kısacası, özellikle soğuk savaş yıllarında -yukarıda özetlenmiş olan biçimiyle- ABD tarafından sonderece güçlü biçimde denetlenen Latin Amerika’nın, uluslararası ilişkilerdeki yumuşamadan ne ölçüde etkilenebileceğini, ve bu kıtada -ABD merkezli tekellerin yararlarına zarar verebilecek- Marksist bir rejimin yaşama şansının nekadar olabileceğini anlamak okadar güç değildir. Bu nedenle, dünya da yeniden bloklar arası bir yumuşama süreci başlarken, Şili’de Marksist Salvador Allende’ye (yönetimi 1970- 73) karşı ordu kumandanı Augusto Pinochet (yönetimi, 1974- 90) tarafından 11 Eylül 1973 günü gerçekleştirilen Amerikancı faşist darbeyi anlayabilmek pek zor olmasa gerekir...

 

Pasifik kıyısında 20nci paralelin biraz kuzeyinden itibaren Latin Amerika’nın en güney ucuna dek ince bir şerit gibi uzanan, Antartisk’ten küçük bir bölüm de sınırları içinde olan ve adı -Mapuche (Mapuçi) yerlilerinin dilindeki- acı bir biberden gelen 16 milyonu aşkın nüfuslu Şili (Chile), 18 Eylül 1810’da İspanya’dan bağımsızlığını elde edecekti...  Şüphesiz bundan sonra olaylar düz bir çizgide gelişmeyeceklerdi ama, bunlar bizim konumuz değil... Şili Komünist Partisi 2 Ocak 1922’de, Şili Sosyalist Partisi 19 Nisan 1933’de -aralarında Salvador Allende’nin de (1908- 1973) bulunduğu- bir grup aydın tarafından kurulacaktı. Allende o sırada henüz 25 yaşında idi... Sözkonusu parti, üye örgütleri itibariyle homojen bir yapısı olmayan ve Avrupa ülkelerinden üyelerinin emperyalist politikalarla bütünleşmiş olduğu “Sosyalist Enternasyonal”e üye olmakla birlikte, “Sosyalist Enternasyonal”in Batılı partilerinden çok daha solda, Marksizme çok daha yakın durmakta idi. Bu da, toplumsal çelişkilerin çok daha güçlü olduğu, ve güçlü bir işçi aristokrasisinin bulunmadığı Şili ve benzeri ülkeler için sonderce anlaşılabilir bir durumdur...

 

Ülkede 1950’li yılların ikinci yarısında burjuva demokratik bir iklim egemen olacaktı, ve 1964 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Hiristiyan Demokrat Parti’nin adayı Eduarda Frei Montavla kazanacaktı. Bu kişinin birtakım reformlarına karşın toplumsal sorunlar gelişecek, 1967 yılından itibaren sol kanattan muhalefet yükselmeye başlayacaktı. Şili Komünist Partisi ile Allende’nin başında olduğu Şili Sosyalist Partisi önderliğinde, solda ve merkezde duran partilerden, 1969 yılında “Halk Birliği” (“Unidad Popular”, UP) adlı bir cephe örgütlenmesi yaratılacaktı. UP içinde, “Sosyalist Parti”; “Komünist Parti”; -1972’de bir bölümü cepheden kopan ve ileride, darbenin etkisinin sonlanmasının ardından 1994 yılında “Sosyal Demokrat Parti”  ile birleşerek “Sosyal Demokrat Radikal Parti” adını alacak olan- Radikal Parti; işçilerin ve köylülerin partisi “MAPU”, ya da tam adıyla “Birleşik Halk Eylem Hareketi”, (“Movimiento de Acción Popular Unitario”); “Sosyal Demokrat Parti”; 1971’de cepheyi terkedecek olan “Hiristiyan Sol”, “Şili Hiristiyan Demokrat Partisi”nin Radomiro Tomic önderliğindeki sol kanadı bulunmakta idi. Kurulan cephenin, “Unidad Popular”ın önderi, Marksist ideolojiye sahip Salvador Allende idi... Ekstrem “sol” sayılabilecek bir çizgide 12 Ekim 1965’de kurulmuş olan MIRMovimiento de Izquierda Revolucionaria”), dört üyesinin parti merkezinden habersiz gerçekleştirmiş oldukları bir saldırının ardından, iktidardaki Hiristiyan Demokrat Parti hükümeti tarafından 1969 yılında yasaklanacaktı. Sonradan reorganize edilecek olan MIR, sözkonusu “Unidad Popular” adlı koalisyonun dışında kalmakla birlikte, iktidarı boyunca Salvador Allende’yi destekleyecekti...

 

 “Unidad Popular”ın adayı olarak 1970 yılı seçimlerine katılan Salvador Allende’nin programında, aralarında zengin bakır madenlerinin de olduğu birkısım büyük endüstriyi millileştirme vaadi bulunmaktaydı. Bakır madenlerinin millileştirilmesi demek, -dünyanın en büyük uluslarüstü tekelleri arasında yeralan- 1920 doğumlu ve ABD merkezli ITT Korparasyonu’nun yararlarına saldırı anlamına gelmekteydi. Çünkü ITT Korparasyonu, Şili’nin bakır madenlerinin önemli kısmını elinde tutmaktaydı... ITT(International Telephone & Telegraph) Korparasyonu, Kuba’da devrimin ardından, 3 mart 1959 günü bir millileştirme yaşamıştı ama, Şili’de -kendisi için maliyeti çok daha yüksek olacak- benzer bir olayı yaşamak istemiyordu... Diğer yandan aynı programda, kamu sektörünün, sağlık ve eğitim sistemlerinin devletleştirilmeleri yeralmaktaydı... Sonuçta Allende, 4 Eylül 1970’de, yüzde 36,6 oy oranı ile seçimi kazanacak, ve 3 Kasım 1970 günü Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaktı...

 

CIA’nın Şili seçimlerine müdahaleleri, “Unidad Popular” seçimleri kazanmadan çok önce başlamıştı... CIA’ya bağlı “Özel Grup”, “Komite 303”, ve “Komite 40”, ABD Başkanı’na ve CIA’ya bağlı kişiler tarafından yönetilen aynı örgütün döneme gör değişen adları idi. Sözkonusu CIA örgütlenmesi, 1964 seçimlerini Hiristiyan Demokrat Parti’nin adayı Eduarda Frei Montavla’nın kazanması için, Nisan 1964’de 3 milyon dolar yatırmıştı. Sözkonusu CIA örgütlenmesi, 1964 yılının Mayıs ayında, aynı parti için, kentlerde ve kırsal kesimde değişik örgütlere 160 bin dolar yedireceklerdi. Ve Eduarda Frei, yüzde 55.7 oy oranıyla seçilecekti... Hiristiyan Demokrat Parti’nin seçilmişlerini desteklemek amacıyla aynı CIA örgütü, 1965 yılında 175 bin, 1967 yılında 30 bin, 1968 yılında 150 bin doları değişik çevrelere dağıtacaktı...

 

“Unidad Popular”ın ve Allende’nin seçim zaferini engellemek amacıyla CIA komitesinin müdahaleleri sertleşerek sürecekti... Gelmekte olan 1970 seçimlerinde, 25 Mart 1970’de, “Unidad Popular”ın ve Allende’nin seçim kampanyasını sabote etmek amacıyla aynı örgütlenme, 135 bin dolar ayıracaktı. Allende’nin seçimi kazanma ihtimaline karşı, ITT Korparasyonu’nun yönetim kurulunda olan eski CIA şeflerinden John McCone ile CIA direktörü Richard Helms, Haziran 1970’de, yapılabilecekler üzerine bir toplantı gerçekleştireceklerdi. Aynı CIA komitesi, 27 Haziran gönü, Allende’yi karalama kampanyası için 300 bin dolar ayıracaktı. ITT Korparasyonu’nun yönetim kurulundaki aynı eski CIA ajanı John McCone, 16 Temmuz 1970 günü, CIA ajanı William Broe ve yine ITT yönetiminden Harold Geneen ile yapılacaklar üzerine bir toplantı örgütleyecekti. Toplantıda CIA ajanı, Allende karşıtı yatırımlarını yönlendirme konusunda ITT’ye sözverecekti. Ardından ITT, Aracı yardımıyla 350 bin doları Allende’nin rakibi Jorge Alessandris’in kampanyasına yatıracaktı... Fakat bunlar, -oy oranının belki biraz düşmesine neden olsa da- Allende’nin 39 bin oy farkı ile seçilmesini engelleyemeyecekti. Üç milyon oy geçersiz sayılmıştı...

 

Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlanmasının hemen ardından, 8 Eylül 1970 günü, 25 Ekim 1970’de gerçekleşecek olan Kongre seçimlerini etkilemek amacıyla CIA komitesi, ABD’nin Şili elçisi Korry’e, 250 bin dolar verecekti. Ertesi gün, 9 Eylül günü New York’ta gerçekleşen ITT yönetim kurulu toplantısında, ITT direktörü Harold Geneen, Şili Kongresi’nde Allende’yi durdurabilecek bir koalisyonu şekillendirebilmek için herşeyi yapmaya hazır olduğunu, bu iş için bir milyon dolar ayırdığını, söyleyecekti. ABD Başkanı Richar Nixon (başkanlığı, 1969- 74), 15 Eylül 1970’de, Allende’nin devrilmesi için CIA direktörü Richard Helms’e emir verecekti. CIA direktörü, ispanyolcası “29 Eylül”, ingilizcesi “II. Adım” olan plan çerçevesinde askeri darbe hazırlıklarına başlayacaktı. Ve CIA, Ekim 1970’den itibaren Şili Savunma Bakanlığı içindeki komplocularla ilişkiler geliştirmeye başlayacaktı. Beyaz Saray’da yapılan bir toplantının ardından CIA, eylemlerini yavaşlatacaktı ama, sonlandırmayacaktı. Darbe olasılığı herzaman el altında tutulacak, ve bu konuda çalışmalar sürecekti. CIA, komploculara, gözyaşartıcı bombalar, ve ateş hızı yüksek son model makineli tabancalar sağlayacaktı... Yine CIA komitesi, ABD’nin Şili elçisi Korry’e, 14 Ekim 1970 günü, bir radyo istasyonu alması için 60 bin dolar verecekti ama, bu para kullanılmayacaktı...

 

CIA’nın Şili Kongresi’ni etkileme, Kongre’de Allende’nin yolunu kesme çabası boşa gidecekti. Kongre’de, 24 Ekim 1970 günü, Allende için 153, ITT Korparasyonu’nun ve CIA’nın desteklediği rakibi Alessandri için 35 oy çıkacaktı. Ve Allende, resmen Şili’nin yeni cumhurbaşkanı olarak ilanedilecekti. Daha önce de ifade edilmiş olduğu gibi Allende, 3 Kasım 1970 günü Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacaktı... Yukarıda değişik adları yazılı olan aynı CIA komitesi, Allende karşıtı kampanya için -giderek artan ölçülerde- para dağıtımını sürdürecekti. Önce 13 Kasım 1970’de Hiristiyan Demokratlar’a bir 40 bin dolar verilecek, ardından 19 Kasım günü gizli eylemler için 725 bin dolar ayrılacaktı...

 

Aynı CIA komitesi, “Komite 40”, 28 Ocak 1971’de, Allende karşıtı radyo istasyonları, günlük gazeteler, komün politikacıları, ve diğer politikacılar için, bu kurum ve kişilerin satınalınmaları amacıyla 1 milyon 240 bin dolar ayıracaktı. Günümüzün değeri ile bu para ve daha önce verilmiş olan sayılar ,çok daha büyük bir miktarı, miktarları ifade etmektedirler... Ardından, 22 Mart 1971 günü, Hiristiyan Demokrat Parti’yi destek amacıyla fazladan bir 185 bin dolar daha ödeme yapılacaktı. Tüm bu Allende karşıtı CIA çabalarına karşın, 4 Nisan günü yapılan belediye seçimlerinde, Allende’nin başında olduğu cephe, “Unidad Popular”, oyların yüzde 49,7 sini alarak seçimin galibi olacaktı...

 

CIA komitesi, “Komite 40”, 10 Mayıs günü, Hiristiyan Demokrat Parti’nin gazetesinin basılacağı modern baskı makineleri için 77 bin dolar ödeyecekti. On gün sonra, 20 Mayıs 1971 günü “Komite 40”, acil ödenmesi gereken borçları için Hiristiyan Demokrat Parti’ye 100 bin dolar verecekti. “Komite 40”, 26 Mayıs günü, aynı partiye, borçları için bir 150 bin dolar daha verecekti. Yine “Komite 40”, 6 Temmuz günü, Senato’da bir seçim için Allende muhaliflerine 150 bin dolar dağıtacaktı. ABD İhracat-İthalat Bankası, Şili hükümetinin Şili ulusal uçak şirketi LAN-Chile için gerekli 21 milyon dolar kredi ve kredi garantisi başvurusunu geri çevirecekti. Allende’yi devirmek amacıyla gizlice milyonlar yatırılırken, Şili hükümetinin resmi kredi başvurusu reddediliyor, ve Şili ekonomisini zora sokacak sabotaj eylemleri başlatılıyordu... “Komite 40”, 9 Eylül günü, Santiago’nun en büyük günlük gazetesi El Mercurio’ya gizlice 700 bin dolar ödeyecekti. Allende aleyhtarı yayınlar için basın satınalınmaktaydı... Yine “Komite 40”, 5 Ekim 1971 günü, Allende’in lideri olduğu “Unidad Popular”ı parçalayabilmek ve muhalif politikacıları destekleyebilmek amacıyla 815 bin dolar verecekti. Aynı CIA komitesi, Ocak 1972’de olacak parlemento seçimlerinde Allende muhalifi adayları desteklemek amacıyla, 15 Aralık 1971 günü, 160 bin dolar ayıracaktı...

 

Benzer CIA ödemeleri daha büyük miktarlarla 1972 yılında da sürecek, “Komite 40”, 11 Nisan 1972 günü, Santiago’nun en büyük günlük gazetesi El Mercurio’ya bir 965 bin dolar daha verecekti. Allende aleytarlığı, bol kazançlı meslek olmuştu. Sözkonusu komite, 24 Nisan günü, yine “Unidad Popular”ı parçalayabilmek amacıyla 50 bin dolar daha dağıtacaktı. “Komite 40”, 16 Haziran 1972 günü, parlementoya seçilecek Allende karşıtı adaylar için 46 bin 500 dolar verecekti. Aynı yılın 21 Elül günü aynı komite, Allende düşmanı şirketler, ve “işveren” örgütü için 24 bin dolar ödeme yapacaktı. Aynı yılın 26 Ekim günü, Mart 1973’de gerçekleşecek Kongre seçimleri için sözkonusu CIA komitesi tarafından, Allende muhalifi politik partilere ve özel sektör örgütlerine 1 milyon 427 bin 666 dolar yardım yapılacaktı...

 

Tüm yedirilen paralara, satınalınan politikacılara, dernek yöneticilerine, ve ekonomiye yönelik sabotajlara karşın, Allende’yi devirmek mümkün olmuyordu ve askeri müdahale alternatifini devreye sokma zamanı gelmişti... Askeri müdahalenin ayak seslerinin duyulmaya başlandığı 1973 yılının 12 şubat günü “Komite 40”, Kongre seçimleri için muhalif partilere 200 bin dolar yardım yapacaktı. CIA’nın Allende muhaliflerine yapmış olduğu tüm yardımlara ve Allende’ye yönelik karalama kampanyalarına karşın, 4 Mart 1973 günü gerçekleşen Kongre seçimlerinde, Allende’nin önderi olduğu “Unidad Popular”, oyların yüzde 43,4’ünü toplayarak güçlenmiş biçimde seçimleri kazanacaktı... Sonunda, Şili ekonomisine yönelik sabotajlar ve CIA’nın provokasyonları meyva verecek, 2 Ağustos 1973 günü 110 bin otobüs ve taksi sahibi greve gidecekti. Bu gelişmenin hemen ardından, 20 Ağustos günü “Komite 40”, muhalefet partilerine ve özel sektör örgütlerine 1 milyon dolar verecekti ama, bu paralar kullanılmayacaktı. CIA tarafından yönlendirilen askeri darbe, 11 Eylül 1973 günü gelecekti, ve Allende o gün yaşamını yitirecekti...

 

“CIA’nın Şili seçimlerine müdahaleleri, ‘Unidad Popular’ seçimleri kazanmadan çok önce, başlamıştı... CIA’ya bağlı ‘Özel Grup’, ‘Komite 303’, ve ‘Komite 40’, ABD Başkanı’na ve CIA’ya bağlı kişiler tarafından yönetilen aynı örgütün döneme gör değişen adları idi. Sözkonusu CIA örgütlenmesi, 1964 seçimlerini...”, diye başlayan ve yukarıdaki paragrafın sonuna dek süren, CIA’nın ve ITT Karteli’nin Allende’yi devirmek için yapmış olduğu harcamalar hakkındaki sayılar, sistematik bilgiler, Şili’de İnsan Hakları İçin Komisyon (DDHH) tarafından yayınlanmıştır ve oradan alınıp “Ekonomiska bidrag frċn USA till Chile 1962-75” başlığıyla isveççe olarak yeniden yayınlanmıştır. Sözkonusu raporun ispanyolca tam metni de mevcuttur...

 

Aslında, Salvador Allende’nin iktidarının ilk yılında ekonomi gayet iyi işleyecekti. Programda yeralan millileştirmeler gerçekleşecek, işçi ücretlerinde dikkate değer bir artış olacak, her çocuğa sabahları bir bardak süt içme olanağı sağlanacaktı... Bazı yasalarda halktan yana değişiklikler gerçekleştirilir, bakır endüstrisinde millileştirmeler yapılır, latifunda sistemi, yani devasa çiftlikler parçalanarak yoksul köylüler toprakla buluşturulurken, ulusal gelirde de kişi başına yüzde 1,2’lik  bir yükselme yaşanacaktı... Bu arada, Çin ve Küba ile diplomatik ilişkiler geliştirilecek, ekonomik ve kültürel bağlar kurulmaya başlanacktı. Fidel Kastro (13 Ağustos 1926 veya 27), Ekim 1971’de Şili’yi ziyaret edip, bu ülkede bir ay kalacaktı. O, Kastro, ziyareti sırasında, 24 Ekim günü Concepcion Universitesi’nde yapmış olduğu konuşmada, “nasıl komünist olduğunu”, anlatacaktı... Tüm bunlar, özellikle Kastro ile Allende arasındaki dostluk ilişkileri, ABD üst sınıfları, ABD başkanları ve CIA tarafından kabuledilebilir işler değildi...

 

Şili ekonomisine yönelik sabotajlar, ABD’nin uluslararası kredi kurumlarının Şili’ye vereceği kredileri bloke etmesi, ve Şili’nin gereksinim duyduğu makine parçalarının ithalatın engellenmesi, ve CIA destekli muhalefetin yıkıcı eylemleri sonucu ekonomide kötüleşme, 1972 yılında başlayacaktı. Buna karşın, yukarıda da ifade edilmiş olduğu gibi, 1973 seçimlerinde “Unidad Popular”ın oyları artacaktı...

 

Allende’nin zaaflarından biri, yandaşları, “Unidad Popular” içindeki ortakları, ve kendisini dışarıdan destekleyen MIR üzerinde tam bir kontrol makanizması kuramamış olması idi. Aslında, konuyla ilgili olarak okumuş olduğum herhangi bir metinde yazılı olmasa da, bu satırları yazana göre Allende’nin en büyük zaafı, Şili silahlı kuvvetlerini, polisini, ve gizli servisini denetleyememiş olmasıdır. Ya da, O’nun bunlara alernatif olabilecek güçlü bir örgütlenme yaratmaya olanağının olmaması, en büyük zaafı olmuştur...

 

Yalnız, gerçekliğinden emin olmamakla birlikte, bazı kaynaklarda, “Sovyetler Birliği’nin Allende’ye sempati duyduğu ama, pratikte O’na yardımcı olmaktan kaçındığı; çünkü, O’nun iktidarının sürebileceğinden emin olmadığı”, üzerine bilgiler vardır. Aynı bilgilere göre göya Allende, “Şili ordusunun ve gizli servisinin yeniden organize edilmesi gerektiğini düşünmüştür, bu konuda Sovyetler Birliği’nden yardım istemiştir ama, Sovyetler, sözkonusu reorganizasyon için Allende’ye mali yardımdan kaçınmışlardır. Çünkü Allende’nin istediği reorganizasyon, Sovyet tipi değildir...” Bu anlatımlardaki, “Sovyetler’in Allende’nin iktidarda kalacağından emin olmama” düşüncesi ile, “Sovyet tipi olmadığı için reorganizasyonu kabuletmeme ” ifadeleri çelişkilidir. Kanımca bu bilgiler, büyük ihtimalle, “askeri darbeyi haklı çıkartma” ve “Sovyetler Birliği’ni karalama” amaçlı dezinformasyondur, insanları yanıltmaya yöneliktir. Fakat yine de Allende, orduyu ve gizli servis yeniden yapılandırmayı aklından geçirmiş olabilir ama, karşısındaki okadar ekonomik ve politik sorunun yanında ABD ve CIA tarafından derinlemesine infilitre edilmiş bu yapıları hızla değiştirmesi olanaksızdı...

 

Allende’nin öngördüdüğü devrim niteliğindeki toplumsal-ekomik değişiklikler, halk desteğinin yanında, ideolojik olarak hükümete bağlı, hükümetle birlikte davranan güçlü bir ordu olmadan gerçekleşemezdi. Yararları zedelenecek olan tekeller ve ABD, böyle bir işe izin vermezdi. Şili’nin güvenlik güçleri, Pentagon’un ve CIA nın güçlü etkisi altındaydı... Bu şartlar altında yapılmaya çalışılan devrim niteliğindeki reformların, ve ABD’yi olağanüstü rahatsız edecek biçimde Çin ve Küba ile kurulan yakın ilişkilerin, herhangi bir güvenliğinin olamayacağı ortadaydı... Daha Allende 1970 sonbaharında seçimi kazanır kazanmaz, “FUBELT Projesi” çerçevesinde ABD Başkanı Nixon, “Allende’nin hemen devrilmesi” için CIA’ya emir vermişti. Sözkonusu plan çerçevesinde Şili’de ekonomik kriz üretilecekti. Başkan Nixon tarafından CIA direktörü Richard Helms’e yollanmış 15 Eylül 1970 tarihli bir metinde Nixon, Şili’yi kastederek, “Allende’nin iktidarı elde etmesini, ya da koltuktan devrilmesini sağlamak acıyla ekonomiyi dehşet yüklü bir çığlığa döndür!”, diye yazmaktaydı... Nixon’un Dışişleri Bakanı (1969- 76) Henry Kissinger’in ifadesi ile Nixon, “eylem için tetiklenmişti”. Şili’de bakır madenlerinin önemli kısmının işletmesini, ve telefon sistemini elinde tutan ITT Karteli, Allende’nin devrilmesi için milyon dolar vadeder ve bu konuda hertürlü yardım için sözverirken, aynı konuda, Allende’nin devrilmesi konusunda, Pepsi-Cola’da en üst düzeyde Başkan Nixon’a başvurmaktaydı...

 

Emperyalist- kapitalist dünyada “demokrasi” denen sistem, halkın gerçek talepleri ne olursa olsun, üst sınıfların, tekellerin yararlarına dokunulmadan oynanacak hileli bir oyun idi. Aksi taktirde, sistemin kamufle edilmiş gerçek yüzü, diktatörlük yüzü tüm gücüyle kendisini ortaya çıkartırdı. Oy ile, halkı aldatarak yapılamayan, silahlı gücün müdahalesi ile, askeri müdahale ile yapılırdı. Aldatma ve satınalma sınırlarının, “dolar diplomasisi”nin bittiği yerde asker devreye sokulur, politikada son sözü söylemesi için ordu kullanılırdı... Tüm bu nedenlerle, silahlı kuvvetlerin, ordunun, ideolojik olarak hangi safa yakın durduğu, hangi gücün emrinde olduğu yaşamsal önem taşımaktaydı ve taşımaktadır... Şili’de malesef silahlı kuvvetler, Allende’nin değil, -diğer Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi- işbirlikçi Şili üst sınıflarının ve Washington’un denetimi altındaydı...

 

Ekonomiye yönelik sabotajlar ve CIA’nın satınalma programı, provokasyonları, 1972 yılında meyvalarını vermeye başlayacak, yaşam yaklaşık yüzde 50 pahalılaşacaktı. Ağır kamyon, TIR sürücülerinin 23 bin tanesinin başlatmış olduğu grev, Şili ekonomisini çok kötü vuracaktı. Değişik kaynaklara göre, 9 Ekim 1971 günü -sonu belirsiz biçimde- başlatılmış olan kamyon sahiplerinin ve sürücülerinin grevini, “Eylül planı” adını verdiği proje çerçevesinde grevcilere 2 milyon dolar veren CIA tarafından kışkırtılıp desteklenmişti. Grev, 165 kamyon sahibinin 40 bin üyeli ve 56 bin araçlı sendikası tarafından yürütülmüştü... Karaborsanın, vergi dışı ekonominin kışkırttığı enflasyon, yüzde 140 oranına ulaşacaktı. Aynı yılın (1972) sonbaharında grevler artacak, küçük iş sahipleri, ve bazı satınalınmış sendikalar grevlere başlıyacaklardı... Tüm bu olanlara karşın Mart 1973 seçimlerinde “Unidad Popular”, oylarını yüzde 43,4’e çıkartmayı başaracaktı. “Unidad Popular”ın bu ikinci zaferinin ardından, Allende muhalifi ve CIA bağlantılı Hiristiyan Demokrat Parti ile aşırı sağcı Ulusal Parti, “Demokratik Koalisyon” (“Confederación Democraática”, CODE) adında bir birlik oluşturacaktı. Allende hükümetini zayıflatabilmeleri, politik yaşamda destabilizasyon (dengesizlik, kargaşa) yaratabilmeleri amacıyla CIA, sözkonusu birliğe, sağcı partilere ve örgütlere 8 milyon dolar verecekti...

 

Allende’nin zaferi ile sonuçlanmış olan 4 Eylül 1970 seçimlerinin hemen ardından, 24 Ekim 1970 günü, CIA tarafından finanse edilen ve techizatları sağlanan General Roberto Viaux ve General Camilo Valenzuela, General René Schneider’i öldüreceklerdi. Bu suikastin ardından, öldürülen generalin yerini almış olan General Carlos Prats, sağcı muhalefeti yatıştırma düşüncesi ile, Allende Kabinesi’nde İçişleri Bakanı yapılacaktı. General Carlos Prats, açıklıktan yana idi ve Allende’ye yönelik bir askeri darbe planına katılmayı reddedecekti. Fakat böyle bir komploya hazır başkaları vardı...

 

Sağcı-faşist güçlerin provokasyonları giderek güç kazanmaktaydı; ve Albay Roberto Souper komutasındaki bir zırhlı alay, tank alayı, 29 Haziran 1973 günü, Cumhurbaşkanlığı Sarayı La Moneda’yı çembere alacaktı. Bu başarısız tank darbesi, “Patriay Libertad” adlı milliyetçi paramiliter bir grup tarafından örgütlenmişti. Allende Hükümeti’nin devirmeye yönelik bu başarısız müdahaleyi, Temmuz ayında başlayan ve El Teniente’de bulunan bakır madenlerini de kapsıyan genel grev izleyecekti. Ağustos 1973’de Anayasa krizi yaşanacaktı. Yüksek Yargı ile Allende hükümeti karşı karşıya gelecekti... Yukarıda anılmış olan, CIA bağlantılı Hiristiyan Demokrat Parti ile aşırı sağcı Ulusal Parti arasında kurulmuş “Demokratik Koalisyon”, Allende’yi anayasayı çiğnemekle suçlayacak, orduyu göreve çağıracak, açıkça askeri darbe daveti yapacaktı...

 

Cumhurbaşkanı Allende, 9 Ağustos 1973 günü, General Carlos Prats’ı Savunma Bakanlığı’na getirecekti. Fakat O, Prats, 24 Ağustos 1973 günü, hem Savunma Bakanlığı’nı ve hem de ordu kumandanlığını bırakacaktı. Aynı gün, Allende tarafından General Augusto Pinochet (1915- 2006; yönetimi, 1974- 90) ordu kumandanlığına getirilecekti... Ağustos 1973’de, 100 bin kadar şilili kadın, yükselen fiyatları ve artan gıda yokluğunu protesto etmek amacıyla öfkeli biçimde “Anayasa Meydanı”nda (Plaza de la Constitución) toplanacaktı... Allende, yavaş yavaş kontrolu yitirmekteydi, ve mevcut “Soğuk Savaş” koşulları içinde ABD’nin arka bahçesi konumundaki Latin Amerika’da, -kendisi de ağır ABD ambargosu altındaki Kuba dışında- dayanışma içinde olabileceği güç yoktu...

 

Başarısız “tank-darbesi” girişiminden iki ay kadar sonra, 11 Eylül 1973 günü sabah saat 07:00 sularında, -bizzat Allende tarafından göreve atanmış- Augusto Pinochet’in emrinde, Kara Kuvvetleri, Donanma, Hava Kuvvetleri, ve “Carabineros” adı verilen üniformalı polis gücü, işbirliği içinde Allende karşıtı askeri darbeyi başlatacaktı... Önce Donanma, -Başken Santiago’nun kıyı kenti ve ağırlıklı olarak işçi semti- Valparaíso’da deniz piyadeleri ile denetimi sağlayacak, radyo ve televizyon bağlantılarını kesecekti. Donanma’nın operasyonu’ndan haberdar olan Allende, sabahın 08:00’inde, “Kişisel Dostlar Grubu (GAP)” adı verilen muhafızları ile birlikte, Başkanlık sarayı La Moneda’ya gelecekti. Ordu, Santiago’da bulunan radyo ve TV istasyonlarının çoğunu susturarak haberlerin yayılmasını engelleyecekti. Yayına devamedenleri, Hava Kuvvetleri bombalayacaktı... Eksik bilgi alan Allende, başlangıçta, sadece Donanma’nın bir operasyon yapmakta olduğunu sanacaktı... Cumhurbaşkanı Allende ve Savunma Bakanı Orlando Letelier, kendilerine sadık bildikleri askeri kumandanlarla iletişim kuramaya çalışacaklardı ama, bunların telefon hatları kesilmiş olduğu gibi, iletişim için gerekli araçlar da sabote edilmişlerdi... Şüphesiz, Allende’in darbe hazırlıklarından önceden haberdar olmaması da, CIA denetimindeki gizli servisin darbeci generallerle birlikte olduğunu,  istihbaratın önemini, ve bu konuda hükümetin nekadar zayıf olduğunu ortaya koymaktaydı... Yapılan, sonderece ayrıntılı planlanmış usta işi bir askeri darbe idi...

 

Ordu kumandanı General Pinochet ve Hava Kuvvetleri’den General Gustavo Leigh, Allende’nin telefonlarına yanıt vermeyeceklerdi. Üniformalı polis olan “Carabineros”un genel direktörü José María Sepúlveda ve dedektiflik yapan polislerin yöneticisi Alfredo Joignant, Allende’ye yanıt verecekler ve acele Cumhurbaşkanlığı sarayı La Moneda’ya geleceklerdi... Savunma Bakanı Orlando Letelier, kendi bakanlığına gelir gelmez tutuklanacak ve darbenin ilk tutuklusu olacaktı... Saat 08:30’da darbeciler, tüm Şili’de kontrolu sağladıklarını ilanedeceklerdi... Aslında darbeciler, saat 09:00 olduğunda tüm Şili’de kontrolu sağlayabilmişlerdi ama, başken Santiago’da bu kontrolun tam olduğu söylenemezdi... Allende, Santiago’yu terketme, bir uçakla kaçma teklifini reddedecek, anayasal görevinin Başkanlık Sarayı’nda kalmak olduğunu bildirecekti. Allende, halka son konuşmasını yaparak askeri darbeyi mahkum edecekti...

 

Allende ile görüşmeyi reddetmiş olan Hava Kuvvetleri’nden General Gustavo Leigh, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bombalanması emrini verecekti. Erken nesil jet savaş uçaklarından İngiliz yapımı Hawker Hunter uçaklarının hedefe ulaşıp bombalarını yağdırmaları, 40 dakika sonra olabilecekti... Ardından, Pinochet’in emri ile zırhlı birlikler ve piyade, başkanlık sarayı La Moneda’yı çembere alacaktı. Allende’nin muhafızları ve Allende direnecekti. Saat 14:30 sularında, Allende’nin vurularak yaşamını yitirdiği haberi gelecekti. Allende’ye düşman çevreler, polis, bunun bir intehar olduğunu yayacaktı ama, gerçek böyle değildi...

 

İlk ağızda binlerce, 3 bine yakın sosyalist ve şüpheli öldürülecekti. Askerler tarafından Şili Ulusal Stadyumu’na 40 bin kişi toplanacaktı. Bunların arasındaki bazı ünlü kişiler, hatta ABD vatandaşı Charles Horman ve Frank Teruggi gibi kişiler dahi vardı, ve adları anılan bu iki kişi öldürüleceklerdi. Vahşice öldürülenler arasında, ünlü Şilili müzisyen, şarkıcı Víctor Jara’da vardı…

 

Darbenin ardından geçen üç yıl içinde 130 bin kişi tutuklanacak, işkencelerden geçirilecekti... Askeri darbeden beş gün sonra, ABD Başkanı Nixon ile Dışileri Bakanı Kissinger arasında şu konuşma geçecekti: Nixon, “Orada yeni önemli birşeyler varmı?”. Kissinger, “Önemli sonuçları olan birşey yok. Şili’ye ait şeyler pekişmekte, ve komünist yanlısı hükümet devrildiği için gazeteler üzülmekteler.”. Nixon, “Bu birşey değilmi, bu birşey değilmi?”. Kissinger, “Demek istediğim, kutlayacaklarına... Eisenhower döneminde olsa, kahraman olurduk.”. Nixon, “Biz yapmadık, seninde bildiğin gibi, onun içinde bizim elimiz gözükmüyor mamafi.”. Kissinger, “Onu biz yapmadık. Demek istediğim, biz onlara yardım ettik. Olabildiğince güçlü biçimde şartları hazırladık.”. Nixon, “Bu doğru. Ve bu, oyunda izlenmesi gereken yol. Fakat dinle...” Kısacası, ABD’nin darbenin içinde olduğu su götürmez bir gerçekti. ABD, bundan sonrasının da içinde olacaktı. Artık Şili pazarının ve doğal kaynaklarının ABD merkezli tekeller için “dikensiz gül bahçesi” olma zamanı gelmişti. Bundan böyle Şilili iktisatçılar, “Şikago oğlanları” (“Chicago Boys”) adı verilen Milton Friedmans çizgisindeki yeni-liberal iktisatçıların elinde, Şikago (Chicago) üniversitesinde eğitileceklerdi...

 

Retting-Raporu’na göre, darbenin ardından bir yıl içinde en az 3 000 kişi öldürülecekti.  Bağımsız Valech Komisyonu’na (2004) göre, 88 tanesi çocuk olan yaklaşık 30 bin kişi işkenceden geçirilecekti. Ardından, 2009 yılında basılan verilere göre, darbenin gerçekleştiği 1973 yılından sonbulduğu 1990 yılına dek -politik görüşleri nedeniyle- 3 200 kişi öldürülmüş, 50 bin kişi işkenceden geçirilmişti. Aslında, bu sayılar gerçeği olduğundan az göstermekteydi... Yaklaşık 200 bin kişi darbeciler tarafından bir dönem için tutuklanmıştı, ve 16 milyon nüfuslu bir ülke için bu sayı az değildi... Bir milyona yakın Şilili ülkesini terketmek zorunda kalmıştı ve muhalefet illegaliteye itilmişti... Daha önce de ayrıntıya girmeden ifade ettiğim gibi, 16 Eylül günü ünlü müzisyen Víctor Jara’nın önce elleri bileklerinden kesilecek, kürek kemiği kırılacak, ve bundan sonra ünlü şarkıcı, Şili Ulusal Stadyumu’nun bir köşesinde 41 kurşun ile infaz edilecekti...

 

Bill Clinton döneminde, 1 temmuz 1999 günün Washington, 5 800 sayfa tutan gizli Pinochet belgelerini yayınlayacaktı. Sözkonusu CIA belgeleri, Şili’de öldürülen muhalif sayısını 10 bin civarında gösteriyor. Gerçek sayının gösterilenin üzerinde olduğunu herkes biliyordu. Binlerce insan da kayıptı. Binlerce ceset Pasifik Okyanusu’na atılmıştı. Öldürülenlerin birkısmı, katledildikten sonra kuzeydeki Atacama çölünün tuzlu toprağına gömülmüşlerdi. Sözkonus toprak nedeniyle tam bozulmamış cesetlerden birkısmının kimliğini tayinetmek mümkün oluyordu. Katolik Kilisesinde yapılan ayinlerle yaralar sarılmaya çalışılıyordu... Allende’ye karşı darbenin geriye sayımını başlatan Kamyon Şöförleri Sendikası’na greve gitmesi için paraları CIA’nın ödedigi kanıtları ile ortada idi...

 

Pinochet’in İspanyaya iadesini isteyen yargıc Baltazar Gazron, ABD arşivlerinde cinayetlerle ilgili 1 500 sayfalık kanıt bulunduğunu anlatıyordu. Bunlar arasında Paraguay diktatörü General Alfredo Stroessner’in karşıtlarını yoketme planları, Bolivya diktatörü Hugo Benzer’e ait bilgiler vardı. ABD ile yakın işbirliği içerisinde olan altı Latin Amerika diktatörü, “Condor Operasyonu” adını taşıyan gizli bir plan çerçevesinde rakiplerini yoketmeye çalışmışlardı. ABD Senatosu’nun 1979 tarihli Dış İlişkiler Raporu, Şilili General Carlos Prats’ın (Allende’nin önce içişleri, ve sonra savunma bakanı yapmış olduğu general) ve Bolivyalı General Juan Jose Tores’in, “Condor Operasyonu” çerçevesinde katledildiklerini açığa çıkartıyordu. Arşivde sayısız işkence ve cinayet olaylarının kayıtları vardı...

 

“Condor Operasyonu” denen faşist-darbeci generaller birliği, Şili darbesinin gerçekleşmesinden iki yıl sonra, Pinochet’in 60’ıncı doğum yıldönümü olan 25 Kasım 1975 günü, Şili, Brezilya, Uruguay, Paraguay, Bolivya, ve Arjantin askeri diktatörleri arasında kurulmuştu. Bu diktatörler, kendi ulusal sınırları dışında da düşmanlarını öldürmeyi hedeflemekteydiler, ve yukarıda ifade edilen cinyetlerle birlikte daha birçok kirli işe imza atacaklardı. Aynı kirli kriminal örgütlenmenin içinde CIA’nın olduğu da kanıtları ile ortaya çıkacaktı...

 

İçinde yaşadığımız sınıflı toplumlarda Pandora’nın kutusu çoktan devrilmiştir, ve halen sürmekte olan kapitalizmin emperyalizm aşamasında kötülükler katlanarak yayılmaktadırlar. Ülkenin adı, insanların konuşmakta oldukları dil, ya da deri rengi, herhangi bir farklılık yaratmamaktadır. Yalan, karmaşık yapıda entrikalar, gizli karanlık planlar, bizzat devlet güçleri tarafından işlenen cinayetler, sıradan insanların, emekçi halkların bilinçsizlikleri ve örgütsüzlükleri ölçüsünde çoğalarak heryerde benzer biçimlerde olabilmektedir.

 

Sınıflı toplumun bir ürünü olan devletin, politikanın, ve yine tüm bunların kaçınılmaz ürünü olan silahlı kuvvetlerin, ordunun ve polisin, mevcut toplumsal yapılar içinde yokolmalarını istemek olanaksızdır ama, bunların halktan yana olmaları istenebilir. Varlık nedeni ve doğası gereği ordu, politikanın dışında olamaz ama, halkın safında olabilir, ve bu oldurulmalıdır. Fakat herşeyden önce halkın kendinden yana olmayı, en azından etkili çoğunluğu ile kendinden yana olmayı bilmesi gerekmektedir...

 

Yusuf Küpeli

28 Ağustos 2011

yusufk@telia.com

 Başa dön                                                                   sonraki bölüm

 

 

Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

1) Genel bir bakış ve Clausewitz

 

2) Fransız devrimi, Paris Komünü, ve ordu

 

3) Amerikan kurtuluş savaşı, içsavaş, ve ordu

 

4) Sovyet devrimi ve ordu

 

5) Çin devrimi, ve silahlı kuvvetler

 

6) Askeri müdahaleler üzerine kısa notlar

 

6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- b) Guatemala, United Fruit Company, ve halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e karşı CIA dabesi

 

6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

6- e) Yunanistan, anti-Nazist mücadele, İngiliz tuzağı ve içsavaş,NATO ve yasadışı Kontragerilla, Lambrakis cinayeti, CIA-Papadapoulos darbesi

 

6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar

 

6- g) Pakistan, Zülfikar Ali Butto, Zia-ul-Hak darbesi, CIA ve ISI’nin Afganistan işleri üzerine kısa notlar  

 

6- h) Sözü bağlarken ahmakça ve denetim altında bazı terör eylemlerinden ve provokatörlerden örneklerle 12 mart ve 12 Eylül müdahaleleri üzerine kısa notlar  (Bu son bölüm ve beraberinde kaynaklar bir ay içinde yüklenecektir.)

 

http://www.sinbad.nu/