
HUGO
CHAVEZ'İN
20 EYLÜL 2006 GÜNÜ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL KURULU'NDA YAPTIĞI KONUŞMA
(...)
Amerikan emperyalizminin hegemonik kurumları insanlığı tehdit
etmektedir. Sizi bu tehlikeyle ilgili olarak uyarmayı sürdüreceğiz ve
Amerikan halkına ve dünyaya, başlarının üzerinde bir kılıç misali
sallanan bu tehdidi durdurma çağrısında bulunuyoruz. Kitaptan size bazı
kısımlar okumayı düşündüm ancak zaman yetersizliği nedeniyle (Chavez,
kitabın numaralandırılmış sayfalarını çevirir) sadece bu kitabı övmekle
ve tavsiye etmekle yetineceğim. Bu kolay okunan ve çok iyi bir kitap.
Eminim ki Sayın Başkan (BM Genel Kurulu Başkanı) bunu biliyorsunuz. Bu
kitap İngilizce, Rusça, Arapça ve Almanca yayımlandı. Bence bu kitabı
öncelikle okuması gerekenler, ABD'deki kardeşlerimizdir. Çünkü onlara
yönelik tehdit tam da kendi evlerinin içinde. Şeytan şu anda evde.
Şeytan, şeytanın ta kendisi, şu anda evde. Ve şeytan dün buraya geldi.
Dün şeytan buraya geldi. Tam olarak buraya geldi (bu sırada istavroz
çıkarır...) ve bugün hâlâ kükürt kokusunu alabiliyorum. Dün, bayanlar
baylar, bu kürsüden, ABD Başkanı, şeytan diyerek söz ettiğim beyefendi,
bu kürsüden dünyanın sahibiymişçesine konuştu. Gerçekten Dünyanı
sahibiymişçesine! Bence bir psikiyatr çağırmalı ve ABD Başkanı
tarafından dün yapılan konuşmayı analiz ettirmeliyiz...(not:
E-posta ile dağıtılan Hugo Chavez'e ait konuşmayı Sinbad'a yerleştiren
ve ayrıca yandaki eski komik şeytan tasvirine eklemeleri, montajı yapan
Y. Küpeli, şüphesiz şeytana cine ve benzerlerine kesinlikle
inanmamaktadır. "...hala kükürt kokusu alabiliyorum.", diyen Chavez'in
de şeytana meytana inanmadığı bellidir. Tüm bunlar, Chavez'in konuşması
ve sol yandaki -montajlı- şeytan görünümü, hepsi birer şakadır ama, yine
de W. Bush politikalarının insan soyu açısından yıkıcılıklarını,
kötülüklerini anlatmaya yarayan gerçekçi şakalardır bunlar. Şeytan tüm
mitolojilerde ve tek yaratıcılı inançlarda yıkıcılığın sembolüdür. Diğer
yandan,
USA ordusunun yeni temel görevi, terörü
destekleyen devletlere sadece değeri çok yüksek bir bedel ödetmek değil,
bunları tamamen yıkmaktır!,
cümlesi "Bush doktrini" olarak duyurulan metinden alınmadır.
Pentagonun yeni askeri doktrinini açıklarken
kullandığı devastation veya yıkmak, bozmak, mahvetmek sözcüğü köken
olarak Devil, İblis, Şeytan sözcüğü ile bağlıdır.
(bak:
Yusuf
Küpeli,
Bush doktrini,
silahlanma, saldırganlık
, yıkım
)
Ayrıca, Hitler'in üretmeye çalıştığı kan temeline dayalı yeni ırkçı din
benzeri bir Evangelizm ile, İsa'nın insancıllığından tamamen uzak tekçi
fanatik Evangelist kilisesi ile işbirliğine giden Anglo-Amerikan
ırkçılığı, şeytan sembolünü sürekli kullanmaktadır. Yamama Evangelizm
"sentezi" sayesinde Anglo-Amerikan ırkçılığını kitleselleştirmeye
çalışan ABD merkezli mali-sermaye güçlerinin en üst düzeyde sözcüsü
konumunda olan W. Bush, bilinen bazı ülkeleri "şeytani güçler" olarak
ilanedebilmekte ve rüyasında "tanrı ile konuştuğunu" idda edecek kadar
ileri gidebilmektedir. Bu nedenle Hugo Chavez'in BM Genel Kurulu'nu
güldüren "kükürt kokulu" şakasının ve sol yandaki şeytan montajlı
şakanın gerçekçi olduklarını ve yerine oturduklarını söylemek mümkündür.
Fakat yine de her okuyucu kendisi karar verecektir. Saygılarımla.- Yusuf
Küpeli, 02/10/2006) |
|
HUGO
CHAVEZ'İN BM GENEL KURULU'NDA YAPTIĞI KONUŞMA
(20 Eylül 2006)
Sayın dünya hükümetleri temsilcileri, hepinize günaydın.
Öncelikle, aranızda bu kitabı
okumamış olanlarınızı saygıyla bu kitabı
okumaya çağırıyorum.
Bu, dünyanın ve Amerika'nın en saygın aydınlarından biri olan Noam
Chomsky'nin 'Hegemonya veya Hayatta Kalma: ABD'nin Emperyalist
Stratejisi'
adlı son kitabı". (Hugo Chavez, bunları BM Genel Kurulu kürsüsünde
söylerken, Chomsky'nin elindeki kitabını havaya kaldırarak kurul
üyelerine gösterir). Bu kitap bizlerin 20. yüzyılda ve bugün dünyada
neler olup bittiğini ve
gezegenimize yönelik en büyük tehdidi anlamamıza yardım edecek olan
mükemmel bir kitap.
Amerikan emperyalizminin hegemonik kurumları insanlığı tehdit
etmektedir.
Sizi bu tehlikeyle ilgili olarak uyarmayı sürdüreceğiz ve Amerikan
halkına
ve dünyaya, başlarının üzerinde
bir kılıç misali sallanan bu tehdidi
durdurma çağrısında bulunuyoruz. Kitaptan size bazı kısımlar okumayı
düşündüm ancak zaman yetersizliği nedeniyle (Chavez, kitabın
numaralandırılmış sayfalarını
çevirir) sadece bu kitabı övmekle ve tavsiye etmekle yetineceğim.
Bu kolay okunan ve çok iyi bir kitap. Eminim ki Sayın Başkan (BM Genel
Kurulu Başkanı) bunu biliyorsunuz. Bu kitap İngilizce, Rusça, Arapça ve
Almanca yayımlandı. Bence bu kitabı öncelikle okuması gerekenler,
ABD'deki
kardeşlerimizdir. Çünkü onlara yönelik tehdit tam da kendi evlerinin
içinde.
Şeytan şu anda evde. Şeytan, şeytanın ta kendisi, şu anda evde. Ve
şeytan
dün buraya geldi. Dün şeytan buraya geldi. Tam olarak buraya geldi (bu
sırada istavroz çıkarır...) ve bugün hâlâ kükürt kokusunu alabiliyorum.
Dün, bayanlar baylar, bu kürsüden, ABD Başkanı, şeytan diyerek söz
ettiğim
beyefendi, bu kürsüden dünyanın sahibiymişçesine konuştu. Gerçekten
Dünyanın sahibiymişçesine! Bence bir psikiyatr çağırmalı ve ABD Başkanı
tarafından dün yapılan konuşmayı analiz ettirmeliyiz.
Emperyalizmin sözcüsü olarak, emperyalist düşüncelerini paylaşmak, şu
anda
hüküm süren hegemon modelin sürekliliğini korumak, kendi çıkarına
kullanmak
ve dünya halklarını sömürmek üzere buraya geldi. Konuşması bir Alfred
Hitchcock filminde senaryo olarak kullanılabilir. Ben filme önerecek
bir
isim buldum bile : Şeytan'ın Yöntemi. Chomsky'nin kitabında açıklık ve
derinlikle söylediği gibi, Amerikan imparatorluğu hakimiyet sistemini
sağlamlaştırmak için yapabileceği her şeyi yapıyor. Ve biz onların bunu
yapmasına izin veremeyiz. Biz onun dünya diktatörlüğünü pekiştirmesine
izin veremeyiz. Dünyanın hamisinin konuşması, bu her şeyi kontrol etme
ihtiyacından kaynaklı bir biçimde silik, emperyalist ve ikiyüzlülükle
doluydu. Onlar demokratik bir model yaymak istediklerini söylüyor.
Ancak bu onların demokratik modeli. Bu seçkinlerin sahte demokrasisi ve
şunu söylemeliyim ki, silahlar, bombalar ve ateşli silahlarla kabul
ettirilmeye
çalışılan oldukça ilkel bir demokrasi. Ne garip bir demokrasi! Aristo,
bunu
kabul etmezdi ve demokrasinin kökenlerini oluşturan diğerleri de. Deniz
piyadeleri ve bombalarla ne tür bir demokrasi yayabilirsiniz? ABD
Başkanı,
dün, bizlere, tam burada, bu odada şunları söyledi. Aktarıyorum:
Baktığınız
her yerde radikallerin size şiddetle, terörle ve şehit olarak
yoksulluktan
kurtulabileceğinizi ve yeniden itibarınızı kazanabileceğinizi
söylediğini
duyuyorsunuz.
Nereye baksa radikalleri görüyor. Ve sen kardeşim, sana baktığında
rengine
bakıyor ve "Aman Tanrım orada bir radikal var" diyor. Evo Morales,
Bolivya'nın saygıdeğer Devlet Başkanı, ona radikal gibi görünüyor.
Emperyalistler her yerde radikalleri görüyor. Bu bizim radikal
olduğumuz
anlamına gelmiyor. Bu dünyanın uyandığı anlamına geliyor. Dünyanın her
yerinde insanlar uyanıyor. Ve insanlar ayağa kalkıyor.
Şunu hissediyorum ki sevgili dünya diktatörü, hayatınızın geri kalan
günlerini bir kabus gibi yaşayacaksınız çünkü insanlar ayağa kalkıyor,
onların hepsi Amerikan emperyalizmine karşı ayaklanıyor ve eşitlik,
saygı,
halkların dayanışması için haykırıyor. Evet, bize radikal
diyebilirsiniz
ancak imparatorluğa karşı ayağa kalkıyoruz, egemenlik modeline karşı.
Başkan daha sonra şöyle dedi, onun sözleriyle aktarıyorum:
Ortadoğu halklarına doğrudan seslenmek, onlara ülkemin barış istediğini
anlatmak üzere geldim. Bu doğru. Bronx Caddelerinde, New York,
Washington,
San Diego, herhangi bir şehir, San Antonio, San Fransisco'da dolaşırsak
ve
insanlara, ABD vatandaşlarına ülkelerinin ne istediğini, istediğinin
barış
olup olmadığını sorarsak, evet diyeceklerdir.
Ancak yönetim barış istemiyor. ABD yönetimi barış istemiyor. Sömürü,
yağma,
hegemonya sistemini savaşla sürdürmek istiyor. Barış istiyor. Fakat
Irak'ta
neler oluyor? Lübnan'da neler oldu? Ya Filistin'de? Ne oluyor? Son 100
yıl
boyunca Latin Amerika'da ve dünyada neler oldu? Ve şimdi Venezüella 'yı
tehdit ediyor. Venezüellaya ve İran'a yeni tehditler... Başkan Lübnan
halkına sesleniyor. "Çoğunuz", diyor, 'Evlerinizin ve toplumlarınızın
nasıl
çapraz ateş altında kaldığına tanık oldunuz.' Nasıl böyle sinik
olabiliyorsun? Bu nasıl bir utanmadan yalan söyleme kapasitesidir.
Beyrut'taki bombalar milimetrik kesinlikte miydi? Bu çapraz ateş mi? O
batılı gibi düşünüyor, insanların kalçalarından vurulduğunda çapraz
ateşte
kaldığını düşünüyor. Bu emperyalist, faşist, suikastçı, soykırımcı,
imparatorluk ile İsrail; Filistin ve Lübnan halkına ateş açıyor. Olan
bu.
Ve şimdi onlardan şunu işitiyoruz: "Evlerin yıkılmasından dolayı
üzgünüz" ABD
Başkanı halklara hitap etmek, dünya halklarına hitap etmek için geldi.
Buraya bazı belgelerle geldim, çünkü bu sabah gazetelere bakarken bazı
yazılar okudum ve onun Afganistan, Lübnan ve İran halkına yönelik
konuştuğunu gördüm. Ve bütün bu insanlara doğrudan hitap ediyordu. Ve
bütün
bu halklara doğrudan seslendi.
Merak edebilirsiniz, ABD Başkanı tüm bu insanlara sesleniyorsa, bu
insanlara zemin sağlansa onlar ne yanıt verirdi acaba? Ve benim
güneydeki halkların, baskı altındaki insanların ne söyleyebileceğine
dair bazı düşüncelerim var.
Onlar muhtemelen şöyle derdi: "Emperyalist Yankee evine dön!" Bence bu
halklar mikrofon uzatılsa Amerikan emperyalistlerine karşı tek ses
olarak
bunu söyleyeceklerdir. Ve bu Sayın Başkan, meslektaşlarımın,
dostlarımın,
geçen 8 yılda olduğu gibi geçen yıl da neden yine bu salona geldiğimizi
ve
söylediklerimizi tamamen, tamamen doğruluyor. Bu odada bulunan kimsenin
bu
sistemi savunduğunu sanmıyorum. Kabul edelim, dürüst olalım, BM
sistemi,
II. Dünya Savaşı'nın ardından doğdu, çöktü. Artık işe yaramaz. Ah
evet, bizi
senede bir buraya getirmesi, birbirimizi görmemizi, konuşmalar
yapmamızı ve
bu tür uzun belgeler hazırlamamamızı, dün Abel'in veya Mollaların
Cumhurbaşkanı gibi iyi konuşmalar dinlememizi sağlaması açısından
güzel.
Evet bunun için iyi. Ve burada birçok konuşma yapılıyor.
Sri Lanka Devlet Başkan'ından örneğin ve Şili Devlet Başkanı'ndan
konuşmalar dinliyoruz. Ancak bizler, genel kurul, salt bir tartışma
organına dönüştük. Gücümüz yok, dünyadaki berbat duruma etki edebilecek
güce sahip değiliz. Ve bu Venezüellanın bir kez daha burada, bugün, 20
Eylül günü, BM'yi yeniden kurma önerisini getirme nedenidir. Geçen yıl
Sayın Başkan, çok kritik
önemlerde olduğunu düşündüğümüz dört öneri getirdik. Devlet başkanları,
büyükelçiler, temsilciler olarak sorumluluğu almalı ve bunu
tartışmalıyız.
İlki genişlemeydi ve Molla önceki gün tam burada bununla ilgili bir
konuşma
yaptı. Hem daimi ve hem de daimi olmayan üyelere sahip Güvenlik
Konseyi,
gelişmekte olan ülkeler ve LDC'ye daimi üyelik imkanı sağlamalıdır. Bu
ilk
aşama. İkincisi, dünyadaki çatışmalara yönelmek ve bunları çözmek için
etkili yöntemler, net kararlar alınmalıdır.
Üçüncü nokta, acil olarak hepimizin istediği şekilde demokratik olmayan
BM
Güvenlik Konseyi'nde alınan kararlara yönelik veto kullanma
mekanizmasını
kaldırmak. Size yakın bir örnek vermeme izin verin. ABD'nin sahip
olduğu bu
ahlak dışı veto yetkisi, İsrail'in cezadan muaf olarak, Lübnan'ı yok
etmesine izin verdi. Konseyin önlemesiyle, bunun karşısında sadece
izleyici
durumunda kaldık.
Dördüncüsü, her zaman söylediğim gibi BM genel sekreterinin yetkilerini
ve
rolünü güçlendirmeliyiz. Dün, genel sekreter, bize gerçekte bir veda
konuşması yaptı. Ve o geçen 10 yılda işlerin daha da karıştığını,
açlığın,
yoksulluğun, insan hakları ihlallerinin daha da kötüleştiğini
farkındaydı.
Bu BM sisteminin ve Amerikan hegemonik kurumlarının çöküşünün muazzam
bir
sonucudur. Sayın Başkan, Venezüella, birkaç yıl önce, Birleşmiş
Milletleri
tanıyarak mücadelesini Birleşmiş Milletler'e üye olarak ve
düşüncelerimizi
ve sesimizi buraya taşıyarak bu kurumun içinde sürdürme kararı aldı.
Bizim sesimiz saygınlık, barış arayışı, uluslararası sistemin yeniden
formüle edilmesi, eziyeti sona erdirmenin ve gezegenin hegemonik
güçlerine
karşı savunmanın sesidir. Bu Venezüellanın kendini nasıl
tanımladığıdır.
Bolivar'ın yurdu Güvenlik Konseyi'nde kalıcı olmayan üyelik için
çabaladı.
Bir bakalım. ABD yönetimince Venezüella'nın Güvenlik Konseyi üyeliğine
özgürce seçilmesini önlemeye çalışarak ahlak dışı, açık bir saldırıda
bulundu. İmparatorluk (ABD) çıplak gerçeklerden, bağımsız seslerden
korkuyor. O bize radikaller diyor, ancak asıl radikaller onlar. Ve her
ne
kadar oy pusulası gizli olsa da Venezüella'ya desteklerini veren tüm
ülkelere teşekkür etmek istiyorum. "Şairin dediği gibi, 'çaresizce
iyimser' olmak için neden var..." Ancak İmparatorluk, açıkça
saldırdığından beri, onların
bize olan desteklerini güçlendirmiş oldu. Ve destekleri bizi
güçlendirdi.
Bir blok olarak Mercosur'daki kardeşlerimiz desteklerini sundu.
Venezüella ,
Brezilya, Arjantin , Paraguay , Uruguay Mercosur'un tam üyeleridir. Ve
diğer birçok Latin Amerika ülkesi, CARICOM, Bolivya Venezüella'ya
desteklerini
sundu. Arap Birliği tamamen desteğini verdi. Ve ben Arap dünyasına,
Arap
kardeşlerimize, Karayipler'deki kardeşlerimize, Afrika Birliği'ne çok
minnettarım. Neredeyse Afrika'nın tamamı Venezüellaya desteğini sundu
ve
Rusya, Çin ve diğer pek çok ülke de. Onlara Venezüella adına, halkımız
adına
ve gerçek adına teşekkür ediyorum. Çünkü Venezüella BM Güvenlik
Konseyi'nde
daimi üyeliğe sahip olduğunda sadece Venezüella 'nın düşüncelerini
savunmakla kalmayıp, tüm dünya halklarının sesi olacak ve saygınlığı
ve doğruyu
savunacaktır.
Tüm bunların üzerinde Sayın Başkan, bence iyimser olmak için de
nedenler
var. Bir şair şöyle demişti: Çaresizce iyimser. Çünkü savaşların,
bombaların, saldırgan ve önleyici savaşın, bütün halkların yok
edilmesinin
üzerinde, biri yeni bir çağın aydınlandığını görebilir... 'Yeni bir çağ
doğuyor. Silvio Rodriguez'in söylediği gibi, yepyeni bir çağ doğuyor.
Düşünmenin değişik yolları var. Farklı düşünen genç insanlar var. Şimdi
yapmamız gereken dünyanın geleceğini tayin etmektir. Şafak yeniden
söküyor.
Bunu Afrika'da, Avrupa'da, Latin Amerika'da ve Okyanusya'da
görebilirsiniz.
Bu iyimser görüşü vurgulamak istiyorum.
Kendimizi, mücadele isteğimizi güçlendirmeliyiz. Yeni ve daha iyi bir
dünya
inşa etmeliyiz. Venezüella bu mücadeleye katılıyor ve bu nedenle tehdit
ediliyoruz. ABD Venezüellada bir darbeyi çoktan planladı, finanse etti
ve
Venezüellada ve başka yerlerde darbe girişimlerini desteklemeyi
sürdürüyor.
Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet, bir dakika önce bize eski
dışişleri
bakanı Orlando Letelier'e yönelik korkunç suikast girişimini
hatırlattı. Ve
bir şey daha eklemek istiyorum: Bu suçu işleyenler şimdi serbest. Ve
bir
Amerikan vatandaşının da öldüğü bir diğer olayda suçlu Amerikalıların
kendisiydi. Onlar CIA katilleri, teröristleriydi. 'EN BÜYÜK TERÖRİST
NEREDE?' Ve bu odada, birkaç gün içinde gerçekleşecek bir yıldönümünü
hatırlamamız gerekiyor. 30 yıl önce başka bir korkunç saldırı, bir Küba
yolcu uçağına yönelik 73 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısı
gerçekleşmişti. Uçağı havaya uçurmanın sorumluluğunu üstlenen bu
kıtanın en
büyük teröristi nerede? Birkaç yıl Venezüella cezaevinde yattı.
CIA ve hükümet yetkililerine teşekkür ederiz ki kaçmasına izin verildi
ve
şimdi ABD'de hükümetin koruması altında yaşıyor. Ve o mahkûm edildi.
Suçunu
itiraf etti. Ancak ABD hükümeti, çifte standartlara sahip. Canı
istediğinde
terörizmi koruyor . Ve Venezüella , terörizm ve şiddetle mücadele
etmeye söz
veriyor. Ve biz barış için savaşan halklardanız.
Burada korunan teröristin adı Luis Posada Carriles. Ve Venezüelladan
kaçan
diğer son derece yozlaşmış insanlar da burada koruma altında yaşıyor:
Darbe
süresince insanlara suikast düzenleyen elçilikleri bombalayan bir grup.
Onlar beni kaçırdı ve beni öldüreceklerdi, ancak bence Tanrı yetişti ve
halkımız ve ordu sokaklara döküldü ve bugün buradayım. Ancak bu darbeye
öncülük eden insanlar bugün burada bu ülkede Amerikan hükümetince
korunuyor. Ve ben Amerikan hükümetini teröristleri korumak ve tamamen
silik bir söyleme sahip olmakla suçluyorum.
Küba'dan bahsettik. Evet, birkaç gün önce oradaydık. Oradan mutlu bir
şekilde ayrıldık. Ve orada başka bir çağın doğduğunu görüyorsunuz.
Bağlantısızlar Hareketi'nin 15. Zirvesi'nde tarihi bir sonuç bildirgesi
kabul edildi. Endişelenmeyin, onu burada okumayacağım. Değerli
meslektaşlarım, Sayın Başkan, yeni, güçlü bir hareket, bir güney
hareketi
doğdu. Biz güneyin, güneyin erkekleri ve kadınlarıyız. Bu belgelerle,
fikirlerle, eleştirilerle, konuşmamı sonlandırıyorum. Kitabı
götürüyorum.
Ve unutmayın, bu kitabı hepinize hararetle ve alçak gönüllülükle
öneriyorum.
"DÜNYAYI KORUMAK İÇİN".. Gezegenimizi korumak için fikirler istiyoruz,
gezegenimizi emperyalist tehditten korumak için. Ve ümitle bu yüzyılda,
çok
uzun bir süre içinde değil, bunu göreceğiz, bu yeni çağı göreceğiz ve
çocuklarımız ve torunlarımız için yenilenmiş bir BM'nin temel
prensipleri
temelinde barış içinde bir dünya için. Ve belki BM'nin yerini de
değiştiririz, Belki BM'yi bir başka yere, belki bir güney şehrine
taşıyabiliriz. Bunun için Venezüellayı önermiştik. 'DOKTORUM UÇAKTA
HAPİS!'
Şahsi doktorumun uçakta kalması gerektiğini biliyorsunuz. Güvenlik Şefi
kilitli bir uçakta beklemek zorunda. Bu beyefendilerin ikisine de BM
toplantısına katılmalarına izin verilmedi.
Bu bir diğer istismar ve Şeytan'ın bir diğer güç istismarı. Hâlâ kükürt
kokusunu duyabiliyorum, ancak Tanrı bizimle ve hepinizi kucaklıyorum.
Tanrı
hepimizi korusun. İyi günler dilerim... "
|