http://www.sinbad.nu/ 

  Biz Çocuk Katillerinin Ürünlerini Tüketmiyoruz!
Ya Siz?
   

ABD- İngiliz- İsrail Mallarını BOYKOT Edin

 

Ayrıca bak: Irak'ta süren emperyalist vahşetle ilgili üç çeviri ve üç yazı: Vietnam Halkına Yönelik Feniks (Fenix, Phoenix) Operasyonu Irak’ta Yeniden Doğdu,

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine

Bir yazı, bir çeviri:  Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış  + Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

- No Bravery, A nation blind to their disgrace

gelen tablonun solundaki kara lekelere tıklayın ve Filistin halkına yönelik ırkçı cinayetleri izleyin: http://www.aljazeera.net/mritems/streams/2006/6/30/1_629416_1_43.swf

IRAK DİRENİŞİNDEN GÜNLÜK HABERLER & YAZILAR  - Daily Articles and News ENGLISH

news & facts: http://www.albasrah.net/pages/mod.php?header=res2&mod=newse&lan=1

Iragi Resistance: http://www.albasrah.net/pages/mod.php?header=res1&mod=gis&rep=rep

GlSpecial "Occupation News Bulletin": http://www.albasrah.net/pages/mod.php?header=res1&mod=gis&rep=gis

other languages: http://www.albasrah.net/pages/mod.php?header=gen&mod=lan

video: http://www.albasrah.net/pages/mod.php?header=gen&mod=allmed  bak: Direnen Irak

 

RÜYASINDA TANRIDAN EMİR ALARAK AFGANİSTAN'A VE IRAK'A SALDIRDIĞINI İDDİA EDEN HASTA VE ZAVALLI BİR KİŞİLİK. BİR AMERİKALI VEYA İNGİLİZ GÖRÜNÜMÜ VERİLMİŞ "SARIŞIN" İSA PORTRESİ ÖNÜNDE SALDIRGAN POLİTİKALARININ "HAKLILIĞINI" AÇIKLAMAYA ÇALIŞAN  DİN TÜCCARI DENGESİZ BİR BAŞKAN.  "BABA- OĞUL- KUTSAL RUH" İSA'NIN YERZÜNDEKİ TEMSİLCİSİ ROLÜNÜ OYNAMAYA ÇALIŞAN BİR ZAVALLI... DÜNYA EGEMENLİĞİ PEŞİNDEKİ ANGLO- AMERİKAN MALİ- SERMAYESİ, ULUSLARÜSTÜ TEKELLER, BUNDAN DAHA İYİ BİR KUKLA BULAMAZLARDI HERHALDE... HİTLER POLİTİKALARININ İFLAS ETMESİ GİBİ BU ABD MERKEZLİ POSTMODER FAŞİST POLİTİKALAR DA İFLAS ETTİĞİ ZAMAN, "O ZATEN ZAVALLI BİR DELİYDİ; TÜM BU KÖTÜLÜKLERİ O DELİ YAPTI!", DENEREK GÜNAH KEÇİSİ HALİ GETİRİLECEK BİR W. BUSH...

ÖNCE, 78 GÜN SÜREN BOMBARDIMANLA TÜM II. DÜNYA SAVAŞI BOYUNCA OLAN KADAR YIKILAN YUGOSLAVYA, BALKANLAR. ARDINDAN YIKILIP YERLEBİR EDİLEN AFGANİSTAN VE IRAK. ELKONULAN PETROLLER, YOKEDİLEN, ÇALINAN TARİH VE DİĞER ZENGİNLİKLER. ÖLDÜRÜLEN ÇOCUKLAR, KADINLAR, SİVİL HALK. TÜKETİLMİŞ URANYUMLU MERMİLERİN ETKİLERİYLE KÖMÜRE DÖNEN, DEĞİŞİK KANSER TÜRLERİNE YAKALANAN İNSANLAR, ANORMAL DOĞUMLAR VE AYNI TEHDİT ALTINDAKİ GELECEK NESİLLER. YAŞAMLARI CEHENNEME DÖNDÜRÜLEN ONMİLYONLARCA YOKSUL İNSAN. DİĞER YANDA, KASALARI DOLAN SINIRLI SAYIDA ENERJİ TEKELİ VE ASKERİ-ENDÜSTRİ KOMPLEKSLER... ŞİMDİ DE FİLİSTİN VE LÜBNANA YÖNELİK ACIMASIZ SALDIRILAR... SIRADA BEKLEYEN SURİYE, İRAN, TÜM ORTADOĞU, KAFKASLAR, VE ORTA ASYA...

ARTIK TÜM BUNLARA DUR DEMENİN ZAMANI GELMEDİMİ?

İŞBİRLİKÇİ SATILMIŞ HÜKÜMETLERİN YAPACAKLARI BİRŞEY OLMASA BİLE, BU HÜKÜMETLERİ YERLERİNDEN EDECEK YIĞINSAL TEPKİLER TÜM GEMLERİNİ KOPARTARAK, BARAJLARINI YIKARAK ALANLARA DÖKÜLECEKLERDİR!

SEN DE ÖFKENİ BU YÜKSELECEK ÖFKE SELİNE KAT VE TEKELLERİN SINIRSIZ TERÖRÜNE DUR DE! ABD MERKEZLİ TERÖRİZME KARŞI SAVAŞ, ABD- İNGİLİZ- İSRAİL TERÖRÜNE KARŞI SAVAŞ... GELECEĞİNİ BU TERÖRE KARŞI VERECEĞİN HAKLI VE YIĞINSAL MÜCADELE BELİRLEYECEKTİR.

Söze gerek var mı?

İLK ADIMINI, ABD- İNGİLİZ- İSRAİL MALLARINI TÜKETMEYEREK AT VE TERÖRE KARŞI SOKAKLARA DÖKÜL!

Yusuf Küpeli, 2006-07-20

2008 biter, 2009 başlarken

(...) Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, İsrail’in 22 gün boyunca havadan, karadan ve denizden uyguladığı olağanüstü şiddet sonucu, Gazze halkının 100 bin tanesi yerinden, yurdundan olmuştur. Aynı halktan, 416 tanesi çocuk ve 106 tanesi kadın olmak üzere 1.314 kişi yaşamını yitirmiştir. Yine aynı halktan 1855 tanesi çocuk ve 795 tanesi kadın olmak üzere 5.320 kişi yaralanmıştır. Sayıları verilen yaralıların birkısmı ağırdır, ve hastahanelerin bombalanıp yıkılmış, iletişimin olanaksız hale getirilmiş, ilaç ve diğer malzeme yardımlarının engellenmiş olduğu bu koşullarda, muhtemelen, sözkonusu yaralıların önemli bir kısmı da yaşamlarını yitirmişlerdir ama, bu konuda bir veri bulunmamaktadır… Sonuçta, BM verilerine göre, 22 gün içinde Gazze halkının 6.600 ölü ve yaralı kaybı olmuştur. Ölen ve yaralanan çocukların yarısı 14 yaşın altındadır… İsrail tarafından kullanılmış olan tamamen insanlık dışı ve yasaklı fosfor bombaları, anti-personel kara mayınları özelliklerine sahip misket bombaları, ve daha nitelikleri tam anlaşılamamış diğer tamamen insanlık dışı bazı bombalar  hakkındaki bilgileri, Sinbad’da olan diğer bazı yazılardan elde edebilirsiniz…(metnin tamamı için tıkla)

Söze gerek var mı?

'Yeni bir Ortadoğu' böyle mi kurulacak?


400'ü aşkın kişi öldü, 2 bine yakın kişi yaralandı, yüz binlerce Lübnanlı evsiz. ABD Dışişleri Bakanı Rice'a göre bunlar yeni Ortadoğu'nun doğum sancısı
26 Temmuz 2006 http://www.radikal.com.tr/
Devletlerin Ortadoğu'ya ilişkin projelerinin ceremesini halk çekiyor. Korku içindeki Lübnanlılar kâbusun ne zaman biteceğini merak ediyor.

Hizbullah'ı gerekçe göstererek Lübnan'a giren İsrail ordusu 14 gündür ülkeyi bombalıyor.
Lübnan'da 39'u asker ve Hizbullah militanı, geri kalanı sivil 398 kişi öldü, 1596 kişi yaralandı. Ölen ve yaralananların büyük bölümü kadın ve çocuk. 750 bin kişi can korkusuyla yollarda.
Hizbullah militanlarının füzeleri yüzünden İsrail tarafında da 24'ü asker 40 kişi yaşamını yitirdi, 30'u asker 300 kişi yaralandı.
İsrail bombalarının yerle bir ettiği bina sayısı meçhul. Yıkılan köprü sayısı 56. Yedi havaalanı, 39 anayol ve limanlar kullanılamaz durumda.
İki hastane, su arıtma tesisleri, süt ürünleri fabrikası, tahıl ambarları bombalandı. Yüz binlerce kişi yeterli gıda ve ilaçtan mahrum.
Uluslararası kuruluşlar İsrail'in sivil-asker ayrımı yapmadığını, misket bombası kullandığını, ambulansları bile hedef aldığını doğruladı.
Ortadoğu'ya giden ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İsrail güçlerinin aralıksız saldırılarını 'doğum sancıları' olarak nitelendirerek "Yeni bir Ortadoğu'nun

 zamanıdır" dedi.

 

'Yeni bir Ortadoğu' böyle mi kurulacak? 

İnsanlar tüm dünyada nefeslerini tutuyorlar, şayet daha fazla tutarlarsa boğulacaklar!
Bu nedenle derin bir nefes alalım ve yüksek sesle bağıralım! Demokratik yığınsal gücümüzü sokaklara dökülerek gösterelim.

Tüketmeme hakkımızı kullanalım. Amerika, İngiliz, İsrail ürünlerini ve dolayısıyla bu savaşın sorumlusu olan tüm devletlerin ekonomilerini boykot edelim. Uluslararası hukuku ihlal etmesine göz yummayacağımızı Amerika'ya ve İsrail'e gösterelim.

Tüketmeme hakkımızı kullanalım. Çünkü biz tüketmezsek onlar buna dayanamazlar. Onların düzeni daha çok daha çok tüketmeye dayalıdır. Elbette yerli işbirlikçilerinin ürünlerini de tüketmeyelim. Tüketmeyelim çünkü en azından tükettiğimiz ürünleri vergileri ve gelirleri ile öldürülen, sakat bırakılan çocukların sayıları hızla artacak.


Vahşi Siyonistlerin "teröre karşı savaş" yalanı adı altında başlattıkları kıyıma, acımasız ırkçı teröre dur demek için tüketmeyelim, sokaklara dökülelim. Mazlum halkların yanında tüm halkların durduğunu göstermek için tüketmeyelim, sokaklara dökülelim. Kürerselleşme yalanı ile dünyayı anglo- amerikan tekellerinin pazarı yapmaya çalışan emperyalistlere, postmoder faşizme karşı durmak için tüketmeyelim, sokaklara dökülelim. Irak'ta, Filistin'de ve dünyanın dört bir yanında mazlum insanların katledilmesini önlemek için tüketmeyelim, sokaklara dökülelim...

Satışlarının belirli bir yüzdesini mazlum halkların katliamı için kullanılan bu ürünleri
boykot edin, boykot edilmesi için çağrıda bulunun. Çağrımıza, haykırışımıza gür sesinizle katılın, yığınsal gücünüzü en demokratik biçimde sokaklarda gösterin...

İsrail askerleri, 14 yaşındaki Filistinli çocuğu vurdu
25.07.2006, 23:34 http://www.haberx.com/

Gazze Şeridi'nin İsrail sınırı yakınlarında Filistinli bir çocuğun, bu akşam İsrail tarafından açılan ateşte öldüğü bildirildi.

AA - Hastane kaynakları, Gazze kentinde 14 yaşındaki Beşir Ebu Zahir adlı çocuğun bir patlamanın ardından İsrail zırhlı aracından açılan ateşte vurulduğunu belirtti.

4 BM gözlemcisi öldü
26 Temmuz 2006 / Çarşamba  http://www.milliyet.com.tr/2006/07/26/dunya/axdun02.html
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İsrail'in Lübnan'da bir BM gözlem noktasına saldırısında 4 BM gözlemcisinin öldüğü bildirildi. Lübnanlı güvenlik yetkilileri, Lübnan'ın güneyindeki Hiam bölgesinde bulunan gözlem noktasının İsrail hava saldırısından sonra harap olduğunu söyledi.
Diğer yandan İsrail saldırısına hedef olan Lübnan'ın güneyindeki Tibnin kasabasında yaralıları hastaneye yetiştirmeye çalışan iki Kızılhaç ambulansı pazar gecesi İsrail helikopterleri tarafından füzeyle vuruldu. Polis, ambulanslara düzenlenen saldırı sonucunda bir sivilin öldüğünü, 4 sivilin yaralandığını açıkladı. Kızılhaç'tan yapılan açıklamada ise ambulanslardaki üç yaralının yeniden yaralandığı, 5 çalışanının da yara aldığı belirtildi.

Kızılhaç'ın açıklamasında, İsrail bombardımanında yaralanan ve ambulansla hastaneye taşınırken bir kez daha saldırıya uğrayan bir kadının, oğlu ve torununun yeniden yaralandığı, yaralılardan birinin ambulansa düzenlenen saldırıda bacağını kaybettiği belirtildi. Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye köyünde de aynı aileden 7 kişi İsrail saldırısında hayatını kaybetti.

'İsrail güçleri misket bombası atıyor'

İnsan Hakları İzleme Örgütü, İsrail'i Lübnan'da misket bombası kullanmakla suçladı. İsrail füzeleri ambulansları da hedef seçiyor

26/07/2006 http://213.243.28.21/haber.php?haberno=193984

SUR - Lübnan'ı 12 Temmuz'dan beri cehennem yerine çeviren ve büyük can kaybına yol açan İsrail güçleri, ambulanslar dahil sivil hedefleri sakınmadan vururken, saldırılarda misket bombası da kullandığı ortaya çıktı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), geçen hafta İsrail topçu birliklerinin Blida köyünde misket bombası kullanarak bir sivili öldürdüğünü, 12'sini yaraladığını rapor etti. Ayrıca topçu birliklerinin sınıra ABD yapımı çok amaçlı M483A1 misket bombası yerleştirirken görüntülendiğini belirten örgüt, ellerinde kanıt olarak birçok fotoğraf bulunduğunu açıkladı.
Misket bombaları, etrafa metal parçaları saçıp can kaybını artırıyor. HRW araştırmacısı Peter Bouckaert, Lübnan'da kurbanların üçte birinin ölümüyle ilgili incelemeden çıkan sonuçların Kosova, Afganistan ve Irak'takinden farklı olduğunu belirtip, "İsrail sivilleri vuruyor. Akıllı silahlar kullanmaları askeri hedefleri vurdukları anlamına gelmiyor. Sivil asker ayrımı gözetmiyorlar" dedi. En az 42 sivilin öldüğü Srifa'da feci hikâyeler dinlediklerini aktaran Bouckaert, kadınların "En azından cesetlerimizi almamıza izin versinler, çünkü köpekler yiyor" dediğini aktardı. En son sivil kayıp, önceki gece İsrail uçaklarının Nebatiye'de bir karıkocayla beş çocuğunu öldürmesi oldu.

'Köy Stalingrad gibi'
İsrail güçleri yanıp sönen ışıklar ve Kızılhaç bayrakları taşımasına rağmen ambulansları da vuruyor. Önceki gün Sur'un güneyindeki Cebel El Bottom köyünden gelen ambulans Kana köyü yakınında İsrail helikoperleri tarafından bombalandı, bir sivil öldü, dördü yaraladı. Ambulans ekibinin yıkılan bir evin enkazındaki sekiz kişiyi kurtarmaya çalıştığı belirtildi. İki ambulans pazar günü Sur yakınında vuruldu. Yerel bir ambulans Tibnin'den çıkardığı üç yaralıyı Sur'a götürmesi için yarı yolda Kızılhaç'ın ambulansına naklederken füzeyle vuruldu. Yaralanan altı ambulans çalışanı yakında bir binaya sığınıp merkezden yardım beklerken diğer ambulans füzeyle hurdaya döndü. Kızılhaç'ın ne ambulans ne de insani yardımlarının ulaştığı 8 bin nüfuslu Aytarun'da binaların üçte birinin yerle bir edildiği, yiyecek kalmadığı, elektrik, su ve telefonların kesik olduğu belirtilerek, manzara şöyle anlatılıyor: "Köy savaş sonrası Stalingrad'ı andırıyor."
BM insani yardım koordinatörü Jan Egeland ise, 800 bine yakın sivil için 150 milyon dolarlık yardım çağrısı yaptı. Ancak İsrail'in koridor açılacağı sözlerine rağmen BM insani yardımlar önünde engellerin kaldırılmadığı, tonlarca yardımın Suriye'de beklediğini haber veriyor.

İsrail, bankaları vurmaya başladı
26 Temmuz 2006 / Çarşamba  http://www.milliyet.com.tr/2006/07/26/dunya/axdun01.html
İsrail uçakları, Hizbullah'ı mali darboğaza sokmak amacıyla örgütle iş yapan 12 mali kuruluşun Lübnan'daki şubelerini bombaladı
DIŞ HABERLER SERVİSİ
İsrail'in Lübnan'daki operasyonu 14. günü geride bırakırken, Hizbullah'ın mali altyapısını çökertmek isteyen İsrail'in, Hizbullah'ın iş yaptığı Lübnan bankalarını da bombaladığı bildirildi.
İsrail basınına yansıyan haberlere göre, NBC Televizyonu, İsrail uçaklarının geçen günlerde bazı bankaları tümüyle yerle bir ettiğini, bazılarınınsa kısmen zarar gördüğünü belirtti.
Televizyon, savaş uçaklarının, diğer bankacılara Hizbullah'la çalışmamaları yolunda gözdağı vermek amacıyla bir banka yöneticisinin evini de hedef aldıklarını kaydetti.
İsrailli istihbarat yetkilileri, Hizbullah'ı destekleyen 12 mali kuruluşun hedef alındığını ve örgütün, paralarının gizli olarak tutulduğu kuruluşların bombalanması nedeniyle nakit darboğazı içine girdiğini öne sürdüler. Habere göre İsrail, geçen birkaç gün içinde Beyrut başta olmak üzere Sur, Nabatiye ve Sayda kentlerindeki mali kuruluşları hedef aldı.
İsrail savaş uçaklarının vurduğu belirtilen mali kuruluşlar arasında, Hizbullah'ın paralarının bulunduğu öne sürülen Bet El Mal'ın 8 bürosunun yanı sıra para transferlerinde kullandığı iddia edilen El Baraka ve Fransa Bank'ın da yer aldığı kaydedildi.

Ayrıca bak: Irak'ta süren emperyalist vahşetle ilgili üç çeviri ve üç yazı: Vietnam Halkına Yönelik Feniks (Fenix, Phoenix) Operasyonu Irak’ta Yeniden Doğdu

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine

Bir yazı, bir çeviri:  Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış  + Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

Türkiye'nin Irak politikasını
Amerikan görüşleri doğrultusunda eleştiren

TÜSİAD Başkanı Özilhan,
Efes Pilsen ve Coca Cola A.Ş.'nin de
Yönetim Kurulu Başkanı

Coca-Colakapağının altındaki 'BUSH!'

TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın, ABD'nin tek yanlı taleplerine direnen hükümete yönelttiği yakışıksız eleştirilerin arkasında, Coca-Cola ile ortaklık ilişkilerinin olduğu iddia ediliyor.

28 Mart 2003 http://www.yenisafak.com/arsiv/2003/mart/28/e3.html

TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan'ın ABD'nin tek yanlı taleplerine direnen hükümeti eleştiren yakışıksız ve sert üslubunun arkasında, sahibi olduğu Anadolu Grubu'nun Coca-Cola ile ortaklık ilişkilerinin etkili olup olmadığı merak ediliyor. Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Özilhan'ın önceki gün sarfettiği "Ya içe kapalı bir Ortadoğu ülkesi olacağız, ya da gelişmiş Batı toplumuna entegre olacağız. Türkiye'yi içine kapatmaya çalışan zihniyet ile mücadele etmeye devam edeceğiz" şeklindeki sözleri Türkiye'de Amerika ile ortak iş yapan şirketlerin hükümeti köşeye sıkıştırmak amacıyla harekete geçtiği şeklinde yorumlandı. ABD'de uluslararası petrol ve silah şirketlerinin Bush yönetimini ve Irak'a yönelik savaş politikasını desteklediklerine dikkat çeken kaynaklar, Türkiye'de Amerikan şirketleriyle ortaklık kuran bazı firmaların benzer pozisyonda olduklarını ifade ediyorlar. Yine Anadolu Grubu'nun geçtiğimiz Şubat ayında Coca-Cola ile yeni ortaklık anlaşması imzalamasına da dikkat çekiliyor.

Kirli savaşın 'Cola'sı

Yedi yıl önce aldığı kararla Coca-Cola'nın Türkiye'deki üretimini üstlenen Anadolu Grubu, geçen Şubat ayında yapılan bir anlaşmayla da ortaklığın sınırlarını genişletti ve şirketin üretim ve ayakları tek çatıda toplandı. Türkiye'de beş fabrikası bulunan Cola-Cola İçecek Üretim A.Ş'nin yıllık 300 milyon şişelik üretim hacmi ile 700 milyon dolarlık ciro yaptığı belirtiliyor. Türkiye, Coca-Cola tüketiminde Avrupa pazarında 6., dünyada ise 17. sırada yer alıyor. Bu arada Anadolu Grubu'nun 200 milyon dolarlık 'Anadolu Sağlık Köyü' projesinin 60 milyon dolarlık ilk ayağı olan hastanenin de, ABD'nin en iyi hastanesi seçilen Johns Hopkins işbirliğiyle hayata geçtiği ortaya çıktı.

·  HABER MERKEZİ

 

Irak ve Filistin fotoğrafları! Eğer gerçekten sosyal bir varlıksanız, kendinizi ve en yakınlarınızı o insanların yerine koyun! Düşünün!

 

Irak'ta iki aylık bilanço: 6 bin ölü!
B
ugün, 07:15 20 Temmuz 2006 Perşembe http://www.haberx.com/

Şii ve Sünniler arasındaki çatışmada ölenlerin sayısı son iki ayda katlandı. Ülkedeki kaos, bir merkezi otoritenin varlığından bahsetmeyi olanaksız kılıyor

Tüm dünyanın ilgisini Lübnan'da süren İsrail operasyonuna odakladığı bugünlerde, Irak'la ilgili açıklanan son istatistikler, bir süre öncesine kadar Sünni isyancılarla Amerikan destekli hükümet güçleri arasındaki bir çatışma olarak nitelenen çatışmanın artık Sünniler ve Şiiler arasında topyekûn bir iç savaşa dönüştüğünü ve ülkenin büyük bölümünde kaosun egemen olduğunu ortaya koydu. BM'ye bağlı "Yardım Misyonu" isimli kuruluşun hazırladığı rapora göre Irak'ta mayıs ve haziran aylarında yaklaşık 6 bin sivil öldürüldü. Bu rakam ülkede günde ortalama yüz kişinin öldürüldüğünü ortaya koyuyor.


Eşcinseller de öldürülüyor
Irak'ta bir merkezi otoritenin varlığından söz edilemeyeceğini açık ve seçik olarak ortaya koyan rapor, yüzlerce öğretmen, yargıç, dini lider, doktor ve sporcunun yanı sıra son zamanlarda eşcinsellerin de hedef alındığını gösterdi.


Irak Sağlık Bakanlığı'ndan alınan verilerle hazırlanan rapora göre mayıs ayında 2.669, haziran ayında da 3.149 sivil öldürüldü. Irak'ta ocak ayında 710, nisanda ise 1.129 sivilin öldürüldüğü göz önüne alındığında, mayıs ve haziran aylarında akan kanın ikiye katlandığı ortaya çıkıyor.


Toplu adam kaçırma başladı
BM, kayıtlara geçmeyen daha çok sayıda ölüm olabileceğini de belirtiyor.


Veriler, aralıktaki seçimlerin ardından 20 Haziran'da kurulan ve öncelikli amacı Şii milisleri dağıtıp, Sünni isyancıları silah bırakmaya teşvik etmek olan ulusal birlik hükümetinin başarısız olduğunu da ortaya koyuyor. Raporda, Irak'ın birçok bölümünde suç çeteleri, isyancı milis güçleri, Şii ve Sünni ölüm mangaları ve aşırı dinciler arasında çatışmaların meydana geldiği yazıyor.


Raporda son aylarda insanların büyük gruplar halinde kaçırılması eylemlerinde büyük bir artış olduğu da vurgulanıyor. Örnek olarak ise 17 Mayıs'ta 17 tekvando sporcusunun kaçırılması veriliyor. Sporcuların akıbeti hâlâ bilinmiyor.


Üç günde 150 sivil öldürüldü
Irak'ta haftanın ilk üç günündeki şiddet eylemlerinde 150'ye yakın sivil öldü. Salı günü Kufa kentinde Şiilere karşı bomba yüklü bir minibüsle gerçekleştirilen intihar saldırısında 53 kişi ölmüştü. Pazartesi Mahmudiye'de bir pazar yerinde silahlı milislerin yine Şiileri hedef alan saldırısında 50 kişi öldü. Dün ise Basra'da "Amerikalılarla işbirliği yaptıkları" gerekçesiyle tehditler alan bir anneyle üç çocuğu boğazları kesilerek katledildi.


Ayrıca ülke çapındaki camilerden ve dini mekânlardan sorumlu bir Sünni vakfın 20 çalışanı Bağdat'tan Taci'deki evlerine giderken kaçırıldı. Ayrıca dün silahlı ve bombalı saldırılarda 30'a yakın insan öldürüldü, ülkenin çeşitli kesimlerinde 16 ceset bulundu. Bu kişilerin de mezhep savaşının kurbanı olduğu tahmin ediliyor.
milliyet

Bağdat'ta 38 ceset bulundu
Bugün, 09:44  20 Temmuz 2006 Perşembe http://www.haberx.com/

AA- Başkent Bağdat ve çevresinde son 24 saatte 38 kişinin cesedi bulundu.

Güvenlik güçleri tarafından bulunan ve tümü kurşunlanarak öldürülmüş kişilere ait cesetlerden bazılarının işkence izleri taşıdığı açıklandı.

Bu arada Bağdat'ın doğusundaki Filistin mahallesinde bir polis aracı geçtiği sırada meydana gelen patlamada biri polis 2 kişinin öldüğü, 6'sı polis 12 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Bağdat'ın kuzeyindeki Tikrit kentinde de bir polisin evinin önünde öldürüldüğü kaydedildi.

Bağdat ve çevresinde 38 ceset bulundu

20 Temmuz 2006 / Perşembe 

http://www.milliyet.com.tr/2006/07/20/son/sondun12.asp
      Irak'ta düzenlenen saldırılarda 3 kişinin öldüğü, başkent Bağdat'ta 38 cesedin bulunduğu bildirildi.
      Polis, Bağdat'ın doğusundaki Filistin mahallesinde bir polis aracı geçtiği sırada meydana gelen patlamada biri polis 2 kişinin öldüğünü, 6'sı polis 12 kişinin yaralandığını belirtti.
      Bu arada Bağdat'ın kuzeyindeki Tikrit kentinde bir polisin evinin önünde öldürüldüğü, saldırıda polisin kardeşinin yaralandığı kaydedildi.
      Öte yandan son 24 saatte, Bağdat ve çevresinde 38 kişinin cesedinin bulunduğu bildirildi.
      Güvenlik güçleri tarafından bulunan ve tümü kurşunlanarak öldürülmüş kişilere ait cesetlerden bazılarının işkence izleri taşıdığı açıklandı.

 

BM: İsrail 1 ayda 100 Filistinliyi öldürdü
20 Temmuz 2006, Perşembe
GAZZE (A.A)
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4784981.asp?m=1&gid=69&srid=3051&oid=2
İsrail'in geçen ay, Filistinli militanların sınırı geçerek iki askerini öldürmesi ve birini kaçırmasından sonra Gazze'ye karşı saldırı başlatmasından bu yana 100 Filistinlinin öldüğü bildirildi.

Bir BM raporuna göre, İsrail ordusu Gazze'ye 168 hava akını düzenledi ve 600'den fazla füze attı. Öte yandan Filistinli militanlar İsrail'e 177 ev yapımı füze fırlattı.

Raporda kaydedilen 100 Filistinli ölüye, dün Gazze ve Nablus'ta öldürülen 15 Filistinlinin dahil olmadığı belirtildi. BM raporunda, 100 Filistinli can kaybından 30'unun 18 yaşının altındakiler olduğu bildirildi. Gazze ve İsrail'deki yetkililer, Filistinli kayıpların çoğunluğunun militanlar olduğunu belirtti.  İsrail askerleri bugün de İsrail sınırı yakınlarındaki Mugazi mülteci kampında çıkan çatışmada bir Filistinliyi öldürdü.

Bangladeş: İsrail devlet terörizmi yapıyor
20 Temmuz 2006, Perşembe
DAKKA-MANİLA (A.A)
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4784614.asp?m=1&gid=69&srid=3051&oid=3
Bangladeş Dışişleri Bakanı Mürşid Han, İsrail'in Lübnan topraklarına düzenlediği saldırıları ”devlet terörizmi” olarak nitelendirdi.

Han, Dakka'da yabancı medya temsilcileriyle yaptığı görüşme sırasında, “Bu devlet terörizmidir. Bu, İsrail ve destekçilerinin dini terörizmidir” diye konuştu. Bangladeş Dışişleri Bakanı, Batılı ülkelerin çoğunu da çifte standart uygulamakla suçladı.

Bu arada, Filipinler Devlet Başkanı Gloria Macapagal Arroyo, çatışan taraflardan, Lübnan'daki 30 bin Filipinli işçinin zarar görmemesini istedi.

Bu çatışmada, Filipinli işçiler için “sıfır kayıp” amacına odaklandıklarını belirten Arroyo, Lübnan'da mahsur kalan işçilerin ailelerine, işçilerin güvenliğini sağlamak üzere her şeyi yapacakları vaadinde bulundu.
Lübnan'da çatışan taraflara insanlık adına başvurduğunu belirten Arroyo, Filipinlerin tüm dünyadaki diplomatik temsilciliklerine de Lübnan'daki vatandaşlarının güvenlikleri, ülkeden çıkışları ve insani yardım sağlanması için her türlü siyasi düzey ve zeminde müzakerelerde bulunmaları talimatını verdi.

Bu arada, Filipinler Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Gilbert Asuque, Beyrut'tan Şam'a gidecek 200 kişilik ilk Filipinli grubun tahliyesine başlandığını söyledi. Yurt dışında bulunan yaklaşık 8 milyon Filipinli işçi, ülkelerine yılda ortalama 10 milyar dolar gönderiyor.

Lübnan 'paramparça ediliyor'
Bugün, 10:33 20 Temmuz 2006 Perşembe http://www.haberx.com/

Lübnan Başbakanı Fuad Siniora, uluslararası toplumun İsrail'in saldırılarına seyirci kalmasına tepki gösterdi. Fuad Siniora, "Masum sivillerin bu çirkin savaşın kurbanları olmasına izin mi vereceksiniz?" diye seslendi.

BBC- İsrail saldırılarının geçen haftadan beri 300'ü aşkın Lübnanlıyı öldürdüğünü ve 500 bin kişiyi evinden yurdundan ettiğini söyleyen Lübnan Başbakanı, İsrail ve Hizbullah arasında derhal bir ateşkes ilan edilmesi çağrısında bulundu ve savaşın ülkesini paramparça ettiğini söyledi.

İsrail güçlerinin Lübnan'a yönelik hava saldırıları bu sabah da devam etti.

İsrail'in gece boyunca ve sabah saatlerinde 80'e yakın hava akını düzenlediği açıklandı.

İsrail'in hava saldırılarında dün en az 50 Lübnanlı hayatını kaybetmişti.

Gece İsrail savaş uçakları Lübnan'ın güneyinde Hizbullah liderlerinin saklandıklarını öne sürdüğü sığınaklara toplam 23 ton bomba fırlatırken, Hizbullah örgüt liderlerinden kimsenin öldürülmediğini ve uçakların boş bir camiyi bombaladıklarını duyurdu.

Gün içinde ise, İsrail'in kara güçleri ile Hizbullah militanları arasında çıkan çatışmada iki İsrail askerinin bir de Hizbullah mensubunun öldüğü açıkladı.

BM: İnsani durum her geçen saat daha da kötüye gidiyor

İsrail dün Hizbullah'ın ülkenin kuzeyine 150 roket fırlattığını, saldırılarda iki çocuğun hayatını kaybettiğini duyurdu.


Ölenlerin üçte biri çocuk

Birleşmiş Milletler'in insani yardım koordinatörü Jan Egeland, Lübnan'daki insani durumun her geçen saat daha da kötüye gittiğini söyledi.

BBC'nin sorularını yanıtlayan Egeland, çatışmaların öncelikle sivilleri etkilediğini, çünkü Hizbullah militanlarının sivillerin arasına karışmaya çalıştıklarını savundu.

Egeland, ancak ne Hizbullah'ın ne de İsrail'in sivillerin acılarını umursadıklarını söyledi. Birleşmiş Milletler yetkilisinin verdiği bilgiye göre, ölenlerin üçte biri çocuk.

Egeland, İsrail hava saldırıları köprüleri ve yolları bombaladığı için yaralılara yardım edilemediğini de aktardı.


Hayfa 'hayalet şehir'

Hizbullah, aralarında Hayfa'nın da bulunduğu bazı İsrail şehirlerine saldırılarını sürdürüyor.

İsrail'in üçüncü büyük kenti Hayfa'da yaşayanlar Hizbullah'ın fırlattığı Katyuşya roketlerinden kaçtıkları için kent boşalmış durumda.

Sekiz gündür süren kriz boyunca Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırılarında 15'i sivil 29 İsrailli öldü.

Lübnan'daki yabancıların tahliyelerine devam ediliyor.

Lübnanlı aileler de dahil olmak üzere onbinlerce insan evlerini terkedip komşu Suriye'ye kaçtı.

Kurtarma ekipleri, yerlerinden olan 500 binden fazla insan için su, gıda ve tıbbi yardım ihtiyacının giderek arttığını söylüyor.

katliamı sürüyor

20 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE http://www.yenisafak.com.tr/d03.html  

Lübnan'da 'kolektif cezalandırma' yöntemi uygulayan İsrail, Srifa köyünü yerle bir etti. 15 evin enkazından 20 kişinin cesedi çıkarıldı. Dün 2 İsrail askeri öldürüldü

İsrail'in Lübnan'da sürdürdüğü bombardıman 8. gününe girerken sabah saatlerinde ülkenin güneyine düzenlenen saldırıda 41 sivil daha hayatını kaybetti. Lübnan'ın güneyindeki Srifa köyüne dün sabah düzenlenen hava saldırısında 20 kişi öldü, yaklaşık 30 kişi de yaralandı.

İsrail karadan girdi

MUHTAR: BU BİR KATLİAM

Srifa Belediye Başkanı Afif Necdi, can kaybı sayısının artmasından korktuklarını söyleyerek, Srifa'ya düzenlenen İsrail bombardımanını "katliam" olarak nitelendirdi. Srifa köyündeki saldırıda 15 evin yerle bir olduğu, bu evlerde yaklaşık 25-30 kişinin yaşadığı, ancak saldırı sırasında kaçının evde olduğunun bilinmediği açıklandı. Lübnan'ın doğu ve güney kesimlerindeki çeşitli yerlere düzenlenen hava akınlarında da toplam ölü sayısı 29'u buldu. Güneydeki Nebatiye köyünde de 5 kişilik bir aile İsrail füzelerinin altında can verdi. 12 Temmuz'dan bu yana ölü sayısı Lübnan'da 277, İsrail tarafında ise 27'ye ulaştı.

2 İSRAİL ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ

İsrail askerleri ile Hizbullah güçleri arasında, sınırın Lübnan tarafında meydana gelen çatışmada2 İsrail askerinin öldüğü belirtildi. Bu arada, İsrail'in, Lübnan saldırıları sürerken, Gazze Şeridi ile Batı Şeria'da düzenlediği baskınlar da yeniden arttı. Dünkü baskınlar sırasında çıkan çatışmalarda 9 kişi öldü. ·  BEYRUT

750 bin kişi yollarda

İsrail operasyonu hız kesmiyor. Çatışmadan kaçmak için yollara düşen 750 bin kişi de füzelerin hedefi oluyor. BM yetkilisi: Bombardıman insani yasaların ihlali

24/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=193832

BEYRUT - İsrail'in saldırılarını tüm hızıyla sürdürdüğü ve güneyden girdiği Lübnan'da insani felaketin boyutu her geçen gün büyüyor. 12 Temmuz'da başlayan İsrail operasyonunda Lübnan'ın can kaybı 375'i geçerken, ya başkentin güvenli bölgeleri ya da Suriye'de sığınak aranıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılardan kaçan 750 bin kişinin hareket halinde olduğunu duyurdu. Dünya Sağlık Örgütü ise evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısını 600 bin olarak verdi. Ancak kaçanlar da İsrail'in hedefi oluyor. Son olarak saldırılardan kurtulmaya çalışan 16 kişinin bulunduğu minibüsün güneydeki Teyiri köyü yakınında vurulması sonucu üç kişinin öldüğü, 13 kişinin yaralandığı haberi geldi.

100 milyar dolar gerek
BM'nin Lübnan'a gönderdiği Acil Durum Koordinatörü Jan Egeland, yaralanan ve yerlerinden olan yüz binlerce sivile yardım için 100 milyar dolardan fazlasına gerek olduğunu belirtti. İsrail'in Beyrut'ta Hizbullah'ın karargâhı olduğu gerekçesiyle kalabalık bir mahalleyi bombalamasına tepki gösteren Egeland, Haret Hreik mahallesinde gördükleri karşısında şoke oldu. "Bu korkunç, burada sıra sıra evler olduğunu bilmiyordum. Blok blok yıkılmışlar" diyen BM koordinatörü, bombardımanı 'insani yasaların ihlali' diye niteleyip "Bu doğal afet değil, insan yapımı bir kriz, durmalı" diye konuştu. Uluslararası toplumun üç ay içinde para göndermesini isteyeceğini duyuran Egeland, İsrail'in insani yardım için tek bir hava-deniz koridoruna izin vermesini de eleştirerek, Beyrut Havaalanı, Beyrut, Trablus ve Sur limanları ve kuzey karayolundan güvenli geçiş garantisi istedi. Beyrut'ta tahliye bekleyen yabancılar arasında 1200 Türk vatandaşı da bulunuyor. Türkleri almak üzere Beyrut'a giden Deniz Kuvvetleri'ne ait TCG İskenderun gemisi salı Mersin'e dönecek. Mersin'e geçenler ise 3 bini buldu.

Çocukların hali perişan
İsrail'in kurbanları arasında özellikle çocukların başlarına gelenler tüyler ürpertiyor. Beyrut'un güneyinde 12 kişinin saklandığı sığınaktan bombardıman hafiflediğinde annesinin kucağında çıkan üç yaşındaki kız çocuğu Gilla Ahmed Ali, tam bu sırada İsrailli pilotun bombayı üzerlerine bırakmasıyla, yandı kavruldu. Kızılhaç iki saatlik çabayla aileyi enkazdan çıkarabildi. Annesi ameliyata alınan, babasının ayakları kesilen, iki kardeşi ağır yanık tedavisi gören Gilla'nın da iki eli şarapnel parçalarıyla yanmış ve parçalanmıştı. Kardeşler uzun süre tedavi görecek, tıpkı yan odada yatan sekiz yaşındaki Huveyde Halit gibi... İsrail sınırındaki Merayon'da yaşayan Halit ailesinin dört çocuğu vardı. İsrail ateşi sonucu anne, baba ve bir çocuk öldü, ikisi ağır yaralandı. Gözünden ve ciğerinden ağır yaralanan Huveyde'ye bakan halası, "Ona tek başıma nasıl bakacağım? Artık Allah'tan başka kimsemiz yok. Huveyde'ye anne-babasının öldüğünü söyleyemedim" diyor.
İsrail'in 1982'de başlayan işgalinin tekerrür ettiği korkusu pek çok endişeyi diriltiyor. İlk işgalde İsrail gözaltısında kocası kaybolan Wadad Halwani, kayıp arayan örgütlerin faal üyesi. İşgal sonucu yine birçok insanın gözaltına alınıp ortadan kaybolabileceği uyarısı yapan Hawlani, "İki çocuğumun aynı akıbeti paylaşmasını istemiyorum. İsrail, iki askeri kaçırıldığı gerekçesiyle işgal başlattı. Yıllardır birçok Filistinli, Lübnanlıyı esir aldılar, niye eşimin hesabını vermiyorlar? Amaç askeri kurtarmak değil, Lübnanlılarla Filistinli mültecileri yok etmek" diyor. (aa, dha)

Savaş 500 bin kişiyi evinden etti

20 TEMMUZ 2006 PERŞEMBE http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=47108,5  

HİZBULLAH’ın 2 askerini kaçırmasının ardından Lübnan’ı hava, kara ve denizden vuran İsrail, 500 bin kişiyi evinden etti. İsrail’in bombardımanı altındaki Lübnan’ın güneyi yüzde 70 boşaldı. İç savaş yıllarındaki gibi enkaza dönen Beyrut’ta halk okullara ve parklara sığındı. Kendi şehirlerinde mülteci konumuna düşen Lübnanlılar birkaç parça eşya ile yaşam savaşı veriyor. Uluslararası örgütler çok hızlı bir şekilde, barınak, yiyecek ve içme suyu sağlanması gerektiğini belirtiyor. BM Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) Beyrut temsilcisi Roberto Laurenti, saldırılar dolayısıyla 3.8 milyon nüfuslu Lübnan’da yaklaşık 500 bin kişinin evinden olduğunu bildirdi. Laurenti, insani durumun felaket ve endişe verici olduğunu kaydetti. UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), şiddet nedeniyle sivil kayıplardan ve sağlık risklerinden endişe duyulduğunu bildirdi. Yaralılar, kronik hastalar ve hamilelere acil yardım gerekiyor.
İKÖ BÖLGE İÇİN SEFERBER
Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora, İslam Konferansı Örgütü’ne (İKÖ) ihtiyaç listesi iletti. Filistin ve Lübnan için seferber olan İK֒nün üye ülkelere ilettiği söz konusu listede, ilaç, yiyecek, çadır ve yangın söndürme cihazları acilen talep ediliyor.

Kaçanlar Mersin'e akıyor

20/07/2006 http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=193470   

MERSİN - Lübnan'dan kaçış sürüyor. Dün 10 binden çok yabancı tahliye edilirken, 57 bin kişi umutla bekliyor. Lübnan'dan bugüne dek ise 1000'den fazla Türk tahliye edildi. 30 vatandaşla ilgili çalışma sürüyor. Üç otobüs seferiyle 17'si yabancı, 101 kişinin Türkiye'ye girişini sağlayan Beyrut Elçiliği, 50 Türk'e de araç temininde yardım etti.

İsveç, dün Su feribotuyla içlerinde çocukların da bulunduğu 188 vatandaşını Mersin'e getirdi. İsveç'in Ankara Büyükelçivekili Carina Martensson'un karşıladığı kafile Türkiye'ye teşekkür ederken, İsrail'e 'savaşa son' çağrısı yapıp Lübnanlıların ölüm korkusuyla yaşadığını anlattı: "Dehşet. Sivil ve masum insanlar ölüyor". Kafile bugün özel uçakla Adana'dan ülkelerine gönderildi. Feribot ise ikinci kafile için dün yeniden yola çıktı. Mersin'e gelmesi beklenen 2 bin kadar Kanadalıyı da Adana'da bir hafta boyunca Kızılay ağırlayacak. Lübnan'daki 5 bin Avustralya vatandaşından ilk grup Mersin'e inerken, diğer Avustralyalıları taşıyacak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ne ait Akçakoca deniz otobüsü de dün Lübnan'a hareket etti.

Kilis Valisi de devrede
Lübnan'dan kaçan Mardinli aileye ise Kilis Valisi Nevzat Turhan yardım eli uzattı. Turhan, Öncüpınar Kapısı'ndan geçen iki çocuklu Acar ailesini otele yerleştirip ihtiyaçlarını karşıladı. Baba Hüseyin Acar, "Cehennemden kaçtık. Katliam gibi. Ayrım yapılmıyor, kadın, çocuk..." dedi. Kapıda Suriye'den sekiz kişilik bir aile daha bekleniyor.
Almanya, 3 bin Alman'ın tahliyesi için Adana'da bir ordu uçağını hazır tuttuyor. Rusya, Suriye'nin Latakya bölgesine iki uçak yollarken, Kazak, Gürcü, Ukrayna ve Beyaz Rusları da tahliye edecek. ABD dün 2 bin 200 vatandaşını iki gemiyle Kıbrıs'a götürdü. Britanya ve Yunanistan'ın iki, Fransa'nın bir gemisi dün Beyrut'tan ayrıldı. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, kaçış için saldırılardan korunaklı 'insani koridor yolları' oluşturulması çağrısı yaptı. (Dış Haberler)

Lübnan'a bir gecede 23 ton İsrail bombası
20 Temmuz 2006, Perşembe
A.A
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4784432.asp?gid=69&srid=3041&oid=3&l=1
İsrail savaş uçakları, gecenin geç saatlerinde Lübnan'ın güneyindeki, Hizbullah liderlerinin saklandıkları tahmin edilen sığınakları bombaladı. Askeri yetkililerin verdiği bilgiye göre uçaklar, sığınaklara 23 ton bomba attı.

 İsrail ordusu yetkilileri, Lübnan'ın güneyindeki yoğun operasyonlara onlarca savaş uçağının katıldığını bildirdiler.
   
Sığınakların, Lübnan'ın güneyindeki Burj El Barahne bölgesinde olduğu ifade edildi.
   
Lübnan'ın güneyindeki hedeflerin bombalanmasından önce İsrail ordusu, havadan bildiriler atarak ve Arapça radyo istasyonlarından yayınlar yaparak, bölgedeki köylerin boşaltılmasını istemişti.
   
öte yandan İsrail ordusu, gün boyunca Lübnan'ın güneyindeki 200'den fazla hedefe 250 saldırı gerçekleştirildiğini açıkladı. Ordu yetkililerine göre operasyonun başından bu yana 1200 dolayında hedefe 3 binden fazla sorti yapıldı.
   
İsrail'in kuzey sınırındaki çatışmalar nedeniyle Hizbullah mevzilerinden atılan füzelerden dolayı kuzeydeki 250-300 bin kişinin tahliye edileceği belirtiliyor. İsrail'in iç kesimlerindeki Kudüs ve Tel Aviv başta olmak üzere kentlerde birçok aile kuzeydeki evlerini boşaltan ailelere evsahipliği yapıyor.

İsrail'in bir haftadır vurduğu Beyrut savaş alanına dönerken, ölü sayısı 310'a ulaştı. İsrail: Operasyon için zaman sınırı yok. FOTOĞRAF: REUTERS

 Amerikan Sembollerini Tüketmiyoruz!
 
Tıp Kurumu Hekimleri, Irak İşgalcilerinin İlaçlarını Boykota Çağırıyor
 Başta Amerikan ve İngiliz İlaç Şirketleri Olmak Üzere İşgalci Ülkelerin Ürünlerine Boykot Çağrısı


Tüm hekimleri, dünyadaki mutlak egemenliğini pekiştirmek için hiçbir meşru dayanağı olmaksızın pervasızca Irak’a saldıran Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere başta olmak üzere sorumlu olan ülkelerin zorbalığını protesto için bu ülkelerin ilaç şirketlerinin ürünlerini boykot etmeye çağırıyoruz. Amerikan ve İngiliz kökenli ilaç şirketlerinin ürünlerini reçete etmekle Irak’ta milyonlarca masum insanın başına yağdırılan bombaların finansmanına katkı sağlamış oluyoruz. Bu çabamız masum Irak halkıyla dayanışmamızın küçük ama somut bir adımıdır. Artık kontrolden çıkan bir canavarın dünyayı kaosa sürüklemesinin önüne geçebilmek umuduyla yaptığımız çağrı ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki tüm meslektaşlarımızadır.

Aşağıdaki firmalar ABD, İngiltere, Danimarka, Hollanda, İtalya, İspanya kökenli ve bu ülkelerin ortaklığı olan firmalardır. Bu firmaların ilaçlarını muadilleri olduğu takdirde reçetelerimize yazmayalım, eczanelerden almayalım. Bu firmaların ülkemizde pazarladığı ilaçlar çeşitli formlarda (ilaçlara göre alfabetik sırayla) ektedir. Meslektaşlarımızı öncelikle bu ilaçların yerli ilaç şirketlerinin ürettiği ilaçlar olmak üzere muadillerini (eşdeğerlerini) reçete etmeye çağırıyoruz.


Çağrımız bu zorba devletlerin tüm sektörlerdeki ürünlerinin ayrı ayrı boykot edilmesinin de bir ilk adımıdır. İlgili tüm örgüt ve kuruluşların kendi alanlarında bu ülkelerin şirket ve ürün listelerini belirleyerek boykot çağrısı yapmasını öneriyoruz. Biliyoruz, gelecek uzun da sürse insanlığın zorbalığa karşı zaferiyle taçlanacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyururuz.


Dr. Mehmet Altınok, Tıp Kurumu Başkanı
Dr. Cihat Oğan, Tıp Kurumu II. Başkanı
Dr. Ali Rıza Üçer, Tıp Kurumu Genel Sekreteri 
   
 

Ayrıca bak: Irak'ta süren emperyalist vahşetle ilgili üç çeviri ve üç yazı: Vietnam Halkına Yönelik Feniks (Fenix, Phoenix) Operasyonu Irak’ta Yeniden Doğdu, 

Yusuf Küpeli, Tetikçi İsrail’in sınır tanımayan terörü ve nedenleri üzerine

Bir yazı, bir çeviri:  Yusuf Küpeli, Filistin’e bak, kendi geleceğini görmeye çalış  + Olle Svenning, İçsavaşı Batı ısmarladı

 

Eski Guantanamo tutsakları: Bize hayvan muamelesi yaptılar
20 Temmuz 2006, Perşembe
Mehmet ÇİFTÇİ / MADRİD, (DHA)
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/4784637.asp 
Afganistan’da 2001 yılında bir düğün için bulunurken Amerikan askerlerinin gerçekleştirdiği bir operasyonla ele geçirilen İngiliz vatandaşı Asif İqbal ile Rhunhel Ahmed Guantanamo’da 3 yıl boyunca her türlü işkenceye maruz kaldılar.

Ayaklarına pranga takılarak köpek gibi yemek yemeleri istenen İkbal ve Ahmed’in masum olduklarının anlaşılmasıyla özür bile dilenmeden serbest bırakıldılar.

Guantanamo’da Murat Kurnaz’la da tanışan İqbal ve Ahmed, Murat Kurnaz’ın da hiçbir suçu olmadan orada tutulduğunu söyledi.

Çeşitli üniversitelerde konferanslar veren bu iki ingiliz vatandaşı ile İspanya’nın Madrid yakınlarındaki Escorial kentinde yaşamlarını kabusa çeviren hikayelerini DHA’ya anlattılar.
‘TEK SUÇUMUZ AFGANİSTAN’DA OLMAKTI’

DHA: Nasıl yakalandığınızı anlatır mısınız?

İqbal-Ahmed: 2001 yılının Eylül ayında Pakistan'a arkadaşımızın düğünü için gittik. Oradaki camilerde Afgan kardeşlerimize yardım içın çeşitli vaazlar veriliyordu. İngilterede doğduğumuz, İngiliz kültürü aldığımız için bu insanların yaşamından hıç haberimiz yoktu. Sadece insani ve turistik amaçla Afganistan’a geçtik. Babalarımızın hayatını doğdukları toprakları merak ediyorduk.

28 Kasım 2001 tarihinde Afganistan’ın kuzeyinde bulunurken Raşid Dostum’a bağlı milis güçleri tarafından ele geçirildik. Yaklaşık 200 kişiydik bir kamyona yüklenerek Amerikan askerlerine teslim edildik. Bizi Sherbeğen hapishanesinde bir hücresine attılar. 100 metrekarelik hücrede 70 kişi günlerce aç susuz kaldık.

30 gün sonra Kızılhaç’tan günde sadece ekmek ve su olmak üzere yardım almaya başladık. Bir gün yüzlerimizi bağlayarak tekrar kamyonlara yüklediler. 45 dakikalık bir yolculuktan sonra sesinden anladığımız kadarı ile havaalanına götürülmüştük.

Uçağa hayvan gibi bindirdiler. Yolculuk boyunca ne su ne ekmek verdiler. Tuvaleti bile kullanamıyorduk. Uçak bir ara mola verdi. Aralarındaki konuşmadan Türkiye de olduğumuz anlaşılıyordu. Orada ne kadar kaldığımızı hatırlamıyorum. Ardından tekrar uçak hareket ederek sonra da anladığımız kadarı ile Guantanamo’ya götürülmüştük.

‘AYLARCA GÜNEŞ YÜZÜ GÖRMEDİK’

DHA: Guantanamo’da yaşam nasıldı?

İqbal-Ahmed: Herkese bir taş verilmişti. O taş ile ihtiyacımızı herkesin görebileceği şekilde karşılamak zorundaydık. Yemeği hücrelere yere bir köpek gibi yememiz için atıyorlardı. Fiziki, psikolojik, cinsel her türlü işkencelerden geçtik. Aylarca güneş yüzü görmedik. Kafanızı bir şeyle meşgul etmek zorundaydınız, yoksa çoğunda olduğu gibi deliriyordunuz.

Biz Batı kültürü ile yetiştiğimiz için ne Kuran okumayı ne de İslam hakkında bilgi sahibiydik. Diğerleri sürekli Kuran okuyarak ayakta kalıyordu.

İlk defa orada Arapça’yı ve Kuranı öğrendik. 46 değişik ülkeden insan vardı. İlk 6 aydan sonra artık herkes orada öleceğine inanıyordu. Biz İngiliz vatandaşı olduğumuzdan askerler bir gün serbest bırakılırsınız diye alay ediyorlardı. Ancak sonunda geçek oldu.

DHA: Ailenizle görüştürüldünüz mü?

İqbal-Ahmed: Gençtik, ne çocuğumuz ne eşimiz vardı. Zaten İngilterede yaşantımız eğlenceden öteye geçmiyordu. Ancak ailesi, çocukları olanlar için Guantanamo tam bir cehennemdi. Kimse ailesi çocukları ile görüştürülmedi. Bir yıldan sonra sadece bir iki cümle yazmamıza müsade ettiler. Zaten çoğunun annesi babası eşi nerede olduğumuzu bile bilmiyordu.

‘MURAT KURNAZ’LA TANIŞTIK’

DHA: Ordaki Türklerle tanıştınız mı?

İqbal-Ahmed: Evet aramızda 3 tane Türk vardı. İkisini serbest bıraktılar. Murat Kurnaz’la da tanıştık. Hiç bir suçu yok. Kendisi Alman vatandaşı. Türkiye bu Türkle ilgilenmiyor. Topu Almanlara atıyor. Almanlar ise bunun kökeni Türk diye Türkiye'nin ilgilenmesini istiyor.

‘KURAN OKUMAYI ORADA ÖĞRENDİK’

DHA: Kökten dinci misiniz?

İqbal-Ahmed: Asla, zaten başta belirttiğimiz gibi ne dini bir kültür aldık ne de ailemiz bizi bu yönde bilgilendirdi. Namaz kılmayı bile bilmiyorduk. Tek suçumuz 11 Eylül sonrası Afganistan’da bulunmamız.

Biz babalarımızın yaşadığı yerleri merak ettik. İnsanlara yardımcı olmak istedik. Bize El Kaide üyesi dediler. Onların kim olduklarını bile bilmiyorduk. Hiçbir siyasi bir görüşe bile sahip değiliz. İslam dini ile tanışmamız hapishanede oldu. İyi ki tanımışız. İslam dini bize yaşam gücü verdi, ayakta kalmamızı sağladı.

‘CASIO SAAT TAKANA TERÖRİST MUAMELESİ’

DHA: El Kaide hakkında ne düşünüyorsunuz?

İqbal-Ahmed: Kesinlikle eylemlerini kınıyoruz. Onlar bir terorist grubu İslam'la uzaktan yakından ilgileri yok. Ama Amerikalılara göre hepimiz bir teröristiz. Biliyor musunuz? Guntanamo’da bazıları sadece Casio marka saat taşıdığı içen tutuklanarak Guntanamo’ya getirildi. Çünkü Amerikalılar Casio marka saat taşıyanları El Kaide militanı olduğunu düşünüyor. Aramızda daha sonra serbest bırakılan 11 yaşında Casio marka saat taşıyan bir çocuk bile vardı.

DHA: Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz ?

İqbal-Ahmed: Dünyayı gezerek yaşantımızı herkese anlatacağız. Bize yapılan haksızlıkları, işkenceyi herkesin bilmesini istiyoruz. Guntanamo’nun kapatılmasını istiyoruz. Sorumlular hakkında davalar açılmasını istiyoruz. İnsanlığı daha duyarlı olmaya çağırıyoruz.. Amerika istediği gibi hareklet ediyor tüm herkes susuyor. Bunun değişmesini istiyoruz. Yaklaşık 3 yılımız işkenceyle geçti. Masum olduğumuz anlaşıldı. Ne özür dilediler; ne de karşı dava açmamıza olanak sağladılar. Amerikalılar istediklerini istediği zaman alıyor; istediği zaman serbest bırakıyor.

Bakın Lübnan'da yaşananlar. Suçlular konuşuyor bombalıyor. Adam öldürüyor. Suçsuzlar ise sessiz olup biteni izliyor. Biz bunun değişmesini istiyoruz.

Boykot edilen mallar ve ilaclar içın aşağıdaki adreslere git:

- www.boykot.net
- www.consumers-against-war.de
- Amerikan ve İngiliz ilaçlarına boykot çağrısı
- İnternet'çiler .tr domaini tercih edin
- Kola kapağının altındaki Bush

ABD ve İngiliz mallarına boykot kampanyası                                            Hürriyet, 31.03.2003

Tüketiciyi Koruma Derneği (TükoDer), bazı sivil toplum örgütlerinin katılımıyla, Irak'a askeri müdahalede bulunan ABD ve İngiliz ürünlerine karşı boykot kampanyası başlattı.
TükoDer Genel Başkanı Mehmet Sevim, Kadıköy'de yaptığı basın açıklamasında, savaşın, tüketicilerin uzun uğraşlar sonucu sağladığı ekonomik ve demokratik kazanımları yok ettiğini savundu. 
   
Tüketicileri ''savaşı televizyonlardan film izler gibi seyretmek yerine tüketimden gelen güçlerini kullanmaya'' çağıran Sevim, ''Tüketimden gelen gücümüzü kullanarak Amerikan ve İngiliz mallarını boykot etmek, 'savaşa hayır' demenin en etkili yolu olacaktır'' dedi.
   
Kampanyanın Türkiye genelindeki 49 şubelerinde çeşitli etkinliklerle yaygınlaştırılacağını ve savaş bitene kadar süreceğini ifade eden Sevim, ''ABD'nin sembol ürünleri olan kola ve hamburgerden başlayarak, tüketimden gelen gücümüzü savaşa karşı kullanalım'' diye konuştu.
   
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNDEN DESTEK

KESK Genel Başkanı Sami Evren de, Irak'ta ABD'nin tek taraflı saldırısı olduğunu belirterek, ''Bu boykot, ABD'yi topu ile tüfeği ile yalnız bırakma kampanyasıdır. Irak'taki Amerikan saldırısı soykırıma dönüşmüştür'' dedi. 
   
DİSK Genel Başkan Vekili Hasan Kaya da konfederasyon olarak ABD ve destekleyicisi ülkelerin ürünlerine karşı başlatılan kampanyayı desteklediklerini bildirdi.
   
Şoförler Derneği Başkanı İmdat Pabuç ise kampanya çerçevesinde bazı petrol şirketlerinin ürünlerini kullanmayacaklarını anlatarak, bu boykotu ülke çapında yaygınlaştıracaklarını kaydetti. 
   
Edip Akbayram da kampanyaya sanatçı olarak destek verdiğini ifade ederek, ''Sanatçı olarak savaşa karşı nerede durmak gerekirse, orada duracağım'' diye konuştu.
   
Daha sonra kampanya için hazırlanan, ''Seyirci kalma, ABD malı alma'', ''Savaş tüketici haklarını yok eder'', ''Savaş tüketici için açlıktır, yoksulluktur'' yazılı broşürler tanıtıldı.
   
Basın açıklamasına, fast-food olarak adlandırılan beslenme türüne karşı oluşturulan Sefertası Hareketi Yürütme Kurulu Başkanı Sinan Topçuoğlu ile Tekgıda-İş Sendikası Fırınlar Şube Başkanı Mehmet Kan dakatılarak, kampanyaya destek verdiler.
(aa)

 

  01-Nisan 2003 Salı


Özgür Politika

ABD mallarına boykot kampanyası

İSTANBUL/İZMİR 

Tüketiciyi Koruma Derneği (Tüko-Der), Irak'a yönelik işgal hareketini kınamak amacıyla "Savaşa seyirci kalma, ABD malları alma" adı altında boykot kampanyası başlattı. Boykot kampanyasının duyurulması amacıyla Kadıköy'de bulunan Tüko-Der binası önünde basın açıklaması yapıldı. Aralarında Tüko-Der Başkanı Mehmet Sevim, KESK Genel Başkanı Sami Evren, DİSK Genel Başkanvekili Hasan Kaya, Şoförler Derneği Genel Başkanı İmdat Papuç, Tek Gıda-İş İstanbul Fırınlar Sendikası Genel Başkanı Mehmek Kan ve sanatçı Edip Akbayram'ın da bulunduğu grup, ABD'nin sembolleşen mallarına karşı tüm Türkiye'de boykot kampanyası başlattıklarını açıkladılar.

Kampanyanın aslında tüm dünyanın ABD'ye olan tepkisi olduğunu söyleyen KESK Başkanı Sami Evren, kampanyaya destek vereceklerini belirtti.

Şoförler Derneği Başkanı İmdat Papuç da, Shell ve BP'den benzin ve mazot almayacaklarını söyleyerek, savaşı nefretle karşıladıklarını ifade etti.

Sanatçılardan Edip Akbayram'da, kampanyanın anlamına ve önemine değinerek, destek çağrısı yaptı.

12 gözaltı

Bu arada ABD ile beraber Irak'a savaş açan İngiltere'yi kınamak için İngiliz Konsolosloğu önünde eylem yapmak isteyen EMEP'li gençler, polisin saldırısıyla karşılaştı. Alsancak Limanı'nda toplanan bir grup EMEP'li gençler, İngiliz Konsolosluğu'na doğru yürüyüşe geçtiler. EMEP'li gençler adına açıklama yapan Özgür Eroğlu, "ABD, İngiltere, AKP, MGK ve TÜSİAD sizlere sesleniyoruz. Dökülen kanın ortağı sizlersiniz. Her ölen çocuğun katilisiniz. Bu kan ellerinizden silinmeyecek. Halklar bu kanı unutmayacak, unutturmayacak" diye konuştu.

Basın açıklamasının ardından İngiltere bayrağını yakan gençler, Konsolosluk binasına boyalı yumurtalar attı. Bunun üzerine gruba saldıran polisler ile göstericiler arasında arbede yaşandı. Polisin gözaltına aldığı gençleri tartaklaması dikkat çekerken, EMEP İl Yönetim Kurulu Üyesi Gonca Erol'un da aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alındı.

6 Nisan'da mitinge

Irak'ta Savaşa Hayır Koordinasyonu'da, tüm savaş karşıtlarını 6 Nisan günü Çağlayan'da yapılacak "Büyük İstanbul Buluşması"na çağırdı.

Koordinasyondan yapılan yazılı açıklamada, "ABD ve İngiltere emperyalistleri Irak'ta işgal ve katliama devam ediyor. Bombalanmayan köy kalmadı. Bu işgal ve katliama karşı Irak halkı dişiyle tırnağıyla direniyor. Biz, Türkiye'de yaşayan milyonlarca işçi, emekçi, genç, kadın bu vahşete karşı çıkıyoruz. Irak halkının yanında olduğumuzu bir kez daha göstermek için 6 Nisan'da Çağlayan Meydanı'nda düzenlenecek mitinge tüm savaş karşıtlarını çağırıyoruz." denildi.

http://www.sinbad.nu/