|
Yusuf Küpeli, Barbara Olson, ya da 9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası üste soldaki fotoğraf: Barbara K. Olson, FOX News TV & CNN çalışanı "terör şehidi kahraman" gazeteci altta sağdaki fotoğraf: Theodore (Ted) B. Olson, Bush'un Beyaz Saray Hukuk danışmanı ve Barbara K. Olson'un kocası
Dikkat!
Tarihi, komploların veya daha doğru ifadesi ile yasalara ve egemen morale
aykırı kirli karanlık planların uygulamaları anlamında konspirasyonların
toplamı olarak görmek, gerçeği çarpıtmak, bilimin dışına çıkmak anlamına
gelir. Şüphesiz, tarihin akışını, değişik katagorilerde ve görünümlerde
yansıyabilen, hatta değişik milletlerin çatışmaları olarakta gözükebilen
sınıfların mücadeleleri belirler. Tarihin akışı, mevcut ekonomik altyapı
üzerinde yükselen ve yine mevcut egemen kültürlerinde etkisinde olan en
geniş anlamda toplumsal sınıfların eylemleri ile, asıl olarak ekonomik
zorunluluklarla tetiklenen yığınsal eylemlerle belirlenirnirler. Fakat bu
akış, burada yapılan basit soyutlamada olduğu gibi dümdüz değil, sonderece
karmaşık bir yol izleyerek şekillenir... Yine sözkonusu tarihsel devinimin,
hareketliliğin içinde hertürlü
Yusuf Küpeli, Barbara Olson, ya da 9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası |
|
|
Komplo teorileri gürültüsü ile büyük güçlere yalananlara, emperyalist merkezlerden yayılan yalanları onaylayanlara, parazit balıklara sunulur:
Barbara Olson, ya da 9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası
Yusuf Küpeli
Barbara Olsonun kimliğini Wikipedia Özgür Ansiklopediden öğrenelim (Wikipedia, the free encyclopedia, http://en.wikipedia.org/wiki/Barbara_Olson ): Barbara Kay Olson (27 Aralık 1955- 11 Eylül 2001), FOX News, CNN ve daha birkaç diğer organ için çalışan tutucu televizyon yorumcusu. ...Houston, Teksas doğumlu. ...Hilary Clinton hakkında bir kitap yazdı. ...American Airlines Flight 77de yolcuydu. ...Uçak Pentagona çarpmadan 20 dakika önce telefonla kocasına uçağın kaçırıldığını iki kez bildirdi... Evet, 11 Eylül 2001 terör eyleminin "kurbanlarından" Barbara, bindiği uçak Pentagona çarpmadan durumu kocasına kahramanca rapor edecektir. Kocası, 16 Kasım 2001 günü Federalist Sosyetede terör şehidi eşine övgüler yağdıracaktır. Anısına konferaslar verilecektir ve kahraman terör kurbanının adı ansiklopedilere girecektir. O artık Özgürlüğün Ruhu olmuştur...
Önce, basın organlarına ABD Savunma Bakanı Rumsfeldin ağzından kaçan bir itiraf yansıdı... İtirafa göre, 11 Eylül 2001 günü Pentagona uçak çarpmamıştı ama, bu gerçek Thierry Mersan adlı Fransız gazeteci tarafından olaydan hemen sonra açığa çıkartılmıştı zaten. Fakat bilinen tipler haberi komplo teorisi olarak karşılayıp geçersiz kılmaya çalışacaklardı... Ve Thierry Mersanın verdiği bilgilere dayanarak Mayıs 2002de Pentagona uçak çarpmadığını yazmıstım (bak: 11 eylül konspirasyonu, USA, İsrail , http://www.sinbad.nu/11.htm ) Yine 23 Temmuz 2005 günü Sinbada şunları yazmıştım: ..Uçak çarptı diye gösterilen bölümle ilgili fotoğraflarda da uçak izi yoktur. Diğer yandan, böyle bir olayın olmadığı daha sonra savunma bakanı Rumsfeld tarafından da itiraf edilmiştir. Ayrıca, "Pentagon'a uçak çarptı" gürültüsünün kocaman bir yalan olduğu daha birçok bilgi ile kanıtlanmıştır (pentagon'a boeing çarpti yalanı ve sansürle ilgili görüntüler) Peki ozaman ne olmuştur? Kendi aralarında bir çatışmamı yaşanmıştır? Eğer Pentagona uçak çarptığı ile ilgili anlatımın yalan olduğu bir gerçekse, ikiz kulelerle ilgili resmi açıklamaların gerçek olduğuna kim inanır? (bak: Londrada patlayan bombalar, hem bağcıyı dövüp hem de üzümü yiyenler, yalanlar ve evlere şenlik yorumlar , http://www.sinbad.nu/ramazanhediye.htm , videoplay-docid=7866929448192753501&hl=en ) VE ŞİMDİ, BATININ EN TANINMIŞ YAYIN ORGANLARINDA, FRANSIZ VE AMERİKAN GİZLİ SERVİSLERİNİN ORTAK OPERASYONLARI SONUCU BARBARA OLSONUN POLONYA- ALMANYA SINIRINDA YAKALANIP TUTUKLANDIĞI BİLDİRİLMEKTEDİR. YAKALAYAN SERVİSLERİN ADI VERİLMEDİĞİNE GÖRE, BU HAYIRLI İŞİN İÇİNDE CIANIN OLMADIĞI İMAJI DOĞMAKTADIR. Hahaberlerden 22 Eylül 2005 tarihli olandan bazı cümleleri olduğu gibi aktaralım:
Önceki Bush yönetimi görevlilerinden birinin eşi Barbara Olson, birkaç gün önce Fransız ve Amerikan gizli servisleri ajanları tarafından Polonyo- Almanya sınırında tutuklandı... (by Tom Flocco, Germany-September 22, 2005, bak: http://www.tomflocco.com/fs/OlsenArrested.htm ) Ve aynı haberde Barbara K. Olsonun Fox News TVnin eski yorumcusu ve Bağımsız Kadınların Forumu eylemcisi olduğu ve yine yakalandığı zaman Vatikan pasaporto taşıdığı da bildiriliyor. Fakat henüz öbür dünyadan Vatikan pasaportunun yardımıylamı dönebildiği konusunda bir haber yok ama, eski Nazi yeni Papa, belki ileride bu konuda bir açıklama yapabilir... Bildiğiniz gibi, terör şehidi kahraman gazetecinin hesabına çalıştığı asıl TV kanalı FOX News, George W. Bushun bir numaralı destekçisidir. FOX News, ırkçı ve faşist nitelikli bir yayın organıdır.
Baba Bushun Beyaz Saraydaki danışman avukatlarından Ted Olsonun sevgili kahraman terör şehidi eşi Barbara Olson ile ilgili olarak kaleme alınmış ilginç yazılardan birinin başlığı, 9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası (bak: http://www.geocities.com/subliminalsuggestion/olson.html ) deyişine cuk oturan gerçekle ilgili olarak daha önce Sinbadda basılmış iki yazıdan bazı alıntılar yapalım:
Bazı kişiler, dünyanın 11 eylül terör eyleminden sonra tamanen değiştiğini sakız çiğner gibi tekrarlamaktadırlar. Aynı kişiler, tüm karmaşık bileşenleriyle akıp gitmekte olan tarihi, sözkonusu günün öncesi ve sonrası olarak gerçekdışı katagorilere ayırmaktadırlar. Şüphesiz sözkonusu yalanı bilinçli yayanlar olduğu gibi, güçlü propogandanın etkisinde kalıp bilgiçlik taslayan papağanlar da vardır. Yalan güçlü ve yaygındır, çünkü 11 eylül saldırısından ulusal ve uluslararası arenada kâr sağlayan merkez halen dünyanın en büyük ekonomik ve askeri gücüdür. 11 eylül provokasyonu, Pentagona ve bağlaşığı uluslarüstü tekellere dünya hakimiyeti için topyekun saldırı gerekçesi yaratmıştır. Darbeyi planlayanlar hem USAnın iç politikası üzerinde ve hem de dünya düzeyinde tam bir hakimiyet için önemli adımlar atmışlardır.
Dünyayı 11 eylül olayının değiştirdiğini iddiaya kalkışmak, Birinci Dünya Savaşının asıl nedenini Sareyevoda sıkılan mermiye bağlamak kadar yalan ve saçmadır...
İkiz kulelere saldırının gerisinde, İsrail istihbarat birimleri ile USA istihbarat birimleri içindeki bir gizli guruplaşmanın, konspirasyonun olduğu görüntüsü her geçen gün daha da netleşmektedir. Türk basınında aktarıldığına göre, 17 eylül 2001 tarihli Haaretz adlı İsrail gazetesi, olayın hemen ardından FBI tarafından beş İsrail vatandaşı Yahudinin yakalanıp sorguya alındığı yazmıştır. Bunların kimlikleri ve soruşturmanın sonucu hakkında hiçbir açıklama yapılmamıştır. Yine iddiaya göre, Ariel Sharon New York gezisini olaydan bir gün önce iptal etmiştir. İkiz kulelere çarpan uçaklar çok uzun süre rotalarının dışında uçtukları ve böyle durumlarda müdahaleyi gerekli kılacak bir alarm sistemi olduğu ve anında müdahale de mümkün olduğu halde, sistem işlememiştir.
Türk basınına yansıyan son ilginç haber ise, Pentagon çevreleri tarafından saldırıyı örgütleyenlerin lideri gibi yansıtılan ve fotoğrafları internet dahil tüm medyada basılan Muhammed Atta ile ilgilidir. Hürriyet gazetesinin 3 eylül 2002 tarihli sayısında verilen habere göre, Attanın babası Muhammed el Emir Atta, yüksek tirajlı haftalık Alman gazetesi Bilde, oğlunun 12 eylül günü kendisini telefonla aradığını ve saldırıdan habersiz olduğunu anlatmıştır. Öldüğü ilanedilen oğlunun halen yaşadığını ve USA istihbarat birimleri tarafından yokedilmemek için saklandığını iddia etmiştir. (bak: 11 eylül konspirasyonu, USA, İsrail , http://www.sinbad.nu/11.htm ) Kısacası, belki yakında uçak korsanlarının şefi Muhammed Atada aynen Barbara Olson gibi ilginç bir pasaportla öbür dünyadan dönme olanağı bulabilir...
Aynı yazıdan devamedelim... Michael Isikoff imzasıyla 2002 yılı eylül ayının ilk haftası içinde Newsweekte yayınlanan habere göre, 11 eylülün ardından uçak korsanları olarak ilanedilen Khalid (Halid) Almihdhar ile Nawaf Alhazminin yakın arkadaşları (oda arkadaşları) olan biri, FBIın habercileri (ispiyonları) arasındadır. Olayla ilgili şüpheleri derinleştiren sualler artmaktadır ve Usame bin Ladeni suçlayanların yanıtlayamayacakları daha onlarca soru vardır. Zaten Ladende sözkonu saldırıyı örgütlediği iddiasına karşı çıkmıştır ve artık Ladenin yaşayıp yaşamadığı da kesin olarak belli değildir. Ayrıca bu kişinin Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) tarafından eğitildiği ve ailesinin Bush ailesi ile iş ortağı olduğu bilinmektedir. Laden ailesi en az 20 yıldır Bush ailesi ile iş ortağıdır...
Cumhuriyet gazetesinin 11 ekim 2002 tarihli sayısındaki habere göre, San Francisco Üniversitesi Siyasi Bilimler Profösörü ve Ortadoğu Uzmanı Steven Zunes, sözde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uymadığını gerekçesiyle USAnın Iraka saldırmayı planladığı bu günlerde, Güvenlik Konseyi kararlarını en çok çiğneyen ülkenin İsrail olduğunu, İsrailin 1968 yılından bu yana toplan 32 kararı ihlal ederek bu konuda şampiyonluğu elinde tuttuğunu açıklamıştır. Sırtını yalanın, ikiyüzlülüğün ve şiddetin kaynağı Batılı büyük emperyalist ve militarist güçlere dayamış olan İsraile herhangi bir yaptırım sözkonusu olamayacağı için, Birleşmiş Milletler kararları bu ülke için bir önem taşımamaktadır.
Elinde 200ü çok aşkın -en ileri teknolojiyle imaledilmiş- atom bombası olduğu herkesce bilinen, Nükleer- Biyolojik- Kimyasal (NBC) silahları üretebilen, aynı silahlarla yüklenmiş başlıklar taşıyan 980 mil menzilli cruise füzelere sahibolan, bu füzeleri atabilecek dört denizaltısı bulunan İsrail, USAnın her yıl verdiği 3.5- 4 milyar Dolar yardımla silahlanmasını kesintisiz sürdürmektedir. Bu çıplak gerçeğe karşın, USAnın tehdidi altındaki Birleşmiş Milletler, Nükleer reaktörü ve nükleer silahları olmadığı zaten bilinen ve ayrıca alabildiğine zayıflatılmış olan Irakla uğraşmaktadırlar.
...Dünyanın 11 eylül olayıyla birlikte kökten değiştiği yalanı, USA emperyalizminin saldırganlığının gerçek nedenlerini ve bu ülkenin dünya hakimiyeti için yaptığı kanlı planları gizlemeye yöneliktir. İslamcı fanatiklerin, USA hava trafiğinin işleyişini ayrıntılarıyla bilmeyi gerekli kılan usta işi 11 eylül eylemini gerçekleştiremeyecekleri ortadadır. Hürriyet gazetesinin 5 ağustos 2002 tarihli sayısında verilen habere göre, -Afganistana saldırı sırasında topraklarını kullandırtan- Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, yukarıdaki gerçeği New Yorker dergisine açıkca ifade etmiştir. Müşerref, Usame bin Ladenin ve El Kaidenin 11 eylül saldırısını gerçekleştirebilecek kapasitede olmadıklarını nedensellikleri ile anlatmıştır. Pakistan istihbaratı Ladeni ve El Kaide örgütünü çok iyi tanımaktadır. Karmaşık toplumsal süreçlerin ürünü tarihi dönüm noktası niteliğindeki gelişmeleri bazı sözde kahramanların ya da çılgınların işlerine bağlamak, olayların gerisindeki büyük güçleri, asıl sorumluları gizlemeye yöneliktir.
Ayşe Olgun adlı gazetecinin 19 eylül tarihli Yeni Şafakta verdiği habere göre, Thierry Mersan adlı bir Fransız gazeteci tarafından yazılan Dehşetengiz Hile adlı kitapta, 11 eylül günü İkiz kulelere yönelik saldırının bir iç darbe olduğu anlatılmaktadır. Gazeteci, İkiz kulelere saldıran uçakların yerden idare edildiklerini iddia etmektedir- şüphesiz bu teknonoji vardır. Uçaklar çarptığı anda içeride meydana gelen patlamaların kulelerin yıkılmasına neden oldukları iddialar arasındadır. Türkçeyede çevrilen aynı kitapta, Pentagona herhangi bir uçağın düşmediği iddia edilmektedir. Fransız gazeteciye göre, USA yönetimin olayla ilgili ciddi aydınlatıcı bir açıklama yapmması, Pentagon, CIA, FBI, Baskan Bush, itfaiye örgütü gibi kurumları birbirleri ile çelişen açıklamaları, şüpheleri güçlendirmektedir. Thierry Mersan, 100 ton ağırlığında depoları dolu ve en az saatte 400 km hızla giden bir Boing 757nin pentagonun sadece dış cephesine zarar vermeyeceği, carpmanın etkisinin fotoğraflarda görülenden çok daha büyük olacağı kanısındadır. Ayrıca, çekilen fotoğraflarda hiçbir uçak enkazı görülmemektedir. Ve gazeteci, Pentagonda uçağın kanatlarının izinin neden olmadığını?, da sormaktadır. Peki ozaman ne olmuştur? Kendi aralarında bir çatışmamı yaşanmıştır?
Şahinlerin darbelerinin başarısı kesinlik kazanınca, George W. Bush TV kameraları karşısında, ailece yıllardır petrol işinde ortak oldukları Usame bin Ladeni ikiz kulelere saldırının sorumlusu ilanetmişti. Tüm bu baştan aşağı yalan yüklü propogandalara karşın, Ladenin önce Sudan yönetimi, ardından Pakistan kökenli Amerikalı işadamı Mansur Ijaz ve son olarakta Suudi Arabistan eski istihbarat şefi Prens Turki bin Faysal tarafından USAya teslim edilmek istendiği ve tüm bu tekliflerin CIA ve USA yönetimi tarafından geri çevrildiği basın organlarında yazılmaktadır. Prens Turki bin Faysal, Suudi sarayında -CIA ile birlikte- Ladeni özellikle desteklemiş olanlardandı. Sudan yönetimi, 1992de ülkelerine gelmiş olan Ladeni, Clintonun USA Anti Terör Yasasını imzaladığı 1996 yılında sınırdışı etmişti. Açığa çıkan en önemli skandallardan biri de, 11 eylül olayından tam iki ay önce, temmuz 2001in ilk iki haftası içinde Ladenin Dubaideki USA hastahanesinde idrar yolları iltihabı nedeniyle tedavi görmesi ve aynı süre içinde lokal CIA görevlisi ile görüşmesidir. Laden aynı günlerde lokal CIA yöneticisi Lary Mitchell ile görüşmüştür. Dubai emirliği Ladenin 4- 14 temmuz 2001 tarihinde ülkelerindeki Amerikan hastahanesinde tedavi gördüğünü açıklamıştır. Lokal CIA şefi Lary Mitchellde bu hastahanede Laden ile aynı günlerde görüştüğünü, fransızca yayın yapan İsviçre TV kanalı gazetecisi Labéviéreye anlatmıştır. Laden Dubaide lokal CIA görevlisi ile görüştüğü sırada, Clinton tarafından 1996 yılında imzalanan antiterör yasası gereği, USA güvenlik örgütleri tarafından izlenmekteydi. Yine Laden, 1998 yılında Kenya ve Tanzanyadaki USA elçiliklerine yapılan saldırıların sorumlusu olarak sözde aranmaktaydı..
Lemonde Diplomatikte Atack hareketinin önderi Ingnacio Ramonet tarafından kaleme alınan ve türkçesi üç aylık Cosmopolitik dergisinde basılan makaleye ve zaten bilinen gerçeğe göre göre, USA adalet Bakanı M. John Ashcrof, 11 eylül olayının hemen ardından yurtseverlik yasası adı altında bir antiterör yasasını çıkarttırabilmiştir. Sözkonusu faşist yasa, güvenlik güçlerine, insanları belirsiz sürelerle gözaltına alma, gözaltına alınanları tecrit hücrelerine kapama, kişilerin telefon ve internet haberleşmelerini ve mektuplarını izleme, izinsiz olarak evlerini arama, aynı kişileri sürgüne yollama yetkisi vermektedir. Yasanın ardından tutuklanan en az 1200 yabancının 600ü aşkını yargıç kararı olmadan ve avukatları ile görüşemeden gizlice hapsedilmişlerdir. George W. Bush, 13 kasım 2001 günü, özel yargılama usulleri olan askeri mahkemeler yaratmaya karar vermiştir. Askeri üslerde veya savaş gemilerinde kurulan ve asker üyelerden oluşan mahkemelerde sanıklar oybirliği olmadan ölüme mahkum edilebilecekler, karara itiraz edilemeyecek, sanığın avukatı ile görüşmeleri gizlice dinlenebilecek, hukuki usul gizli tutulacak ve davaya ait bilgiler on yıldan önce açıklanmayacaktır. (Daha sonra Kübadaki USAya ait Guantanamo Askeri Üssündeki gelişme, bu kararın pratiğe geçirilmesidir.) Aynı makalede, Cumhuriyetci yorumcu Tucker Carlsonun CNNde işkenceyi haklı bulan ifadeler kullandığı ve bu haklılığa dayanak olarak da demokratik İsrailin Filistinli tutukluların yüzde 85ine işkence yapmasını örnek gösterdiği yazılmaktadır. Aslında, tüm bu gelişmeler, Türkiyede Susurluk skandalı olarak anılan olayı çağrıştırmaktadır. Buna karşın Amerika kökenli Susurluk, ulusal ve uluslararasi arenada birlikte oynanan dev bir senaryodur. Türkiyede olanlar USAdaki gelişmenin sadece bir uzantısı ve minyatürüdür.
Pentagon darbesinin başarısıyla birlikte George W. Bush, çalışma masasına çoktan konmuş olan Afganistana yönelik USA askeri operasyonunun palanlarını yüyürlüğe koymuştur. Ramanotin anlatımına ve zaten bilinen gerçeğe göre, USA Savunma Bakanı Donald Rumsfield, tüm pazarlık ve teslim olma taleplerini geri çevirerek Talibanın yanında savaşırken yakalanan Arap esirlerin öldürülmelerini istemiştir. Bunların 400 kadarı cenk kalesinde ve daha fazlası da Tora Borada yakalandıktan sonra katledilmişlerdir. Afganistanın başına onbinlerce ton bomba yağdırılırken, Cenevre anlaşmalarının tümü USA yönetimi tarafından çiğnenmiştir. Ve zaten tüm bu nedenlerle Washington yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi projesine düşmanca yaklaşmıştır. Yabancı ülkelerde operasyonlar düzenleyen ve savaş suçu işleyen Amerikan askerlerinin diğer ülkelerin suç işlemiş askerleri gibi tarafsız uluslararası bir ceza mahkemesinde yargılanmaları USA yönetimince kabuledilmemiştir. Avrupa ülkeleri, USAnın bu baskısı karşısında boyun eğmişlerdir. USAnın savaş ilanı, Hazar ve Orta Asya enerji kaynaklarının ve yollarının tam ortasındaki Afganistan ile sınırlı kalmamış, Orta Asyanın ve Alt Kıta Hindistanın arka kapısı konumundaki Basra Körfezini tutan -aynı zamanda petrol zengini olan- iki ülkeye, Irak ve İrana da yönelmiştir. (bak: 11 eylül konspirasyonu, USA, İsrail , http://www.sinbad.nu/11.htm )
Bu kez de 23 Temmuz 2005 günü Sinbada yerleştirilen Londrada patlayan bombalar, hem bağcıyı dövüp hem de üzümü yiyenler, yalanlar ve evlere şenlik yorumlar başlıklı yazıdan bazı kısa aktarmalar yapalım:
Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Helmut Schmidtsin kabinesinde 1980- 82 yıllarında teknoloji ve araştırma bakanı olarak görev yapmış olan Andresa von Bülov, CIA ve 11 Eylül adını taşıyan kapsamlı araştırma kitabında, sözkonusu terör manipülasyonlarının diğer ülkelerin istihbarat servisleri üzerinde egemenlik kurmuş olan büyük servisler tarafından kolayca gerçekleştirildiğini açıklamaktadır. Bu tip işlerin çift taraflı ajanlar tarafından gerçekleştirildiklerini ve MOSSADın terör manipülasyonunun ustası olduğunu inandırıcı biçimde anlatmaktadır. Yine aynı kitapta, -diğer birçok araştırmacının ve terör uzmanının açıklamaları ile uyumlu biçimde- Al Kaida denen örgütlenmenin bir etiket olduğu, merkezi bir denetimden ve yönetimden yoksun bu örgütlenmenin içinde CIAnın eski kiralık askerlerinin kaynadığı anlatılmaktadır. (Andreas von Bülow, CIA och 11 September, Ungern 2004) Ve bu son bilgi yukarıdaki paragrafta ifade edilmiş olan en az 43 farklı ülkeden onbinlerce müslümanın CIAnın eğitim kamlarından geçtikleri gerçeğiyle de tam bir uyum içerisindedir. Bunların (eski CIA yetiştirmelerinin) birçoğu halen bilinçli olarakta CIA için çalışmaktadırlar.
Yine herkesin bildiği ve Bülovun da üzerinde durduğu gerçeğe göre, ekiden özgürlük savaşcıları olarak adlandırılan bu CIA yetiştirmeleri artık terörist olarak anılmaya başlanmışlardır. Çünkü, Sovyetler Birliğinin yıkılmasından ve Soğuk Savaşın sona ermesinden sonra dünyanın tek egemeni olma hakkını kendisinde gören askeri- endüstri komplekslerin ve enerji tekellerinin Amerikası, işgaledeceği enerji kaynakları ve yolları için bir gerekçeye, düşmana gereksinim duymuştur. O düşman veya yaratılan yeni hayalet bizzat CIA ve kardeş servisler tarafından beslenip büyütülmüş olan denetim altındaki TERÖRden başka birşey olmamıştır...
Andresa von Bülovun CIA ve 11 Eylül adını taşıyan kapsamlı araştırmasında da uçakların uzaktan radyo ile yönlendirildiği iddiası teknik bilgilerle birlikte inandırıcı biçimde yeralmaktadır. Almanyada 1980- 82 yıllarında teknoloji ve araştırma bakanı olarak görev yapmış Bülovun anlatımıyla, keskin dönüşler yaparak İkiz kulelere birbiri ardından çarpan sözkonusu dev Boing 757 ve 767 uçaklarına başka türlü bu manevrayı yaptırabilmek teknik olarak olanaksızdır... İngiliz hava kuvvetleri sözkonusu uzaktan yönetim tekniğini 1950li yıllardan itibaren geliştirmişlerdir. Teknik daha sonra, 1970li yıllarda bir Pentagon organı olan Defense Advanced Research Projets Agency (DARPA) tarafından daha da geliştirilmiş ve uçak korsanlarına karşı bir savunma sistemi olarak büyük yolcu uçaklarına da monte edilmiştir. Bu teknik sayesinde kaçırılan yolcu uçaklarının yerden yönlendirilerek alanlara kolayca indirilebilmeleri sağlanmaktadır. Yine aynı teknik kaçırılan uçakların pilot kabinelerindeki tüm konuşmaları dinleme olanağı verdiği gibi, pilotun veya korsanın uçağı yönetmesini de engelleyebilmektedir. Bu teknikle uçağı dışarıdan yönlendirmek, radyo dalgaları ile yönlendirilen bir model uçağı yönetmekten daha zor değildir. Ve bu teknikle aynızamanda dört uçak birden yönlendirilebilmektedir. Zaten 11 Eylül günü de dört uçak kaçırılmıştır... Andresa von Bülov, Pentagona uçak çarpmadığı gerçeğini de araştırmasında yinelemektedir. Ve Bush yönetiminin anlatımlarının yalan olduğu ile ilgili kanıtlar uzayıp gitmektedirler. Sözkonusu aynı kanıtlar CIAyı veya CIA içinde bir kliği işaret etmektedirler.
"Sonuçta tüm izler CIA içinde bir güce, ortağı MOSSADa ve aynı günlerde Washintonda olan Pakistan servisinin başına doğru uzanmaktadır. İkiz kulelerin yıkılması, ABD toplumunda ve halka halka genişleyen bir etki ile öncelikle Batı merkezlerinde panik havası yaratılmasına yardımcı olmuştur. Bu panik psikolojisi ile elde edilen kazanç ise, ABDnin üç askeri üs ile Asyanın göbeğindeki Afganistana, enerji yolları üzerine ve Orta Asyanın arka kapısı konumundaki Basraya, zengin petrol yatakları üzerindeki Iraka yerleşmesidir... Yaratılan panik havası, Pearl Harbor baskını sonrasında yaşanmış olanla karşılaştırılmaktadır. Bu durum şühesiz Bush kliğinin ve bu kliğin gerisinde duran enerji tekellerinin, Yedi Kızkardeşler Kulübünün işine yaramıştır... Yine ABD aynı rüzgarı arkasına alarak -kuzey Irak egemenliğinin diğer ayağı olan- Kafkaslar üzerinde de giderek artan ölçülerde göreceli bir egemenlik kurabilmeyi başarmıştır. Ve bu kanlı egemenliğini halen yerleştirmeye ve kalıcılaştırmaya çalışmaktadır... Bu nedenle teröre karşı savaşın sürmesi, dolayısıyla Batılı merkezlere yönelik terörün sürmesi gerekmektedir... Bunu isteyen Al Kaide değildir. Al Kaide adını kullananlardır. Bunu isteyen uluslarüstü enerji tekelleri, askeri- endüstri kompleksler ve bu güçlerin iktidara oturttukları W Bush gibi politikacılardır. (bak: Londrada patlayan bombalar, hem bağcıyı dövüp hem de üzümü yiyenler, yalanlar ve evlere şenlik yorumlar , http://www.sinbad.nu/ramazanhediye.htm )
BARBARA OLSONUN YAKALANMIŞ OLMASININ SÖZKONUSU 11 EYLÜL 2001 PROVOKASYONUNA NE ÖLÇÜDE IŞIK TUTABİLECEĞİNİ ABDDEKİ DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN, DEVLET AYGITINDAKİ BUSH ALEYHTARLARININ VE DÜNYADAKİ DEMOKRATİK GÜÇLERİN ÇABALARI BELİRLEYECEKTİR. AKSİ TAKTİRDE OLSONUN YENİDEN VATİKAN PASAPORTU İLE CENNETİNE GERİ DÖNMESİ VE OLAYLA İLGİLİ DOSYALARIN KENEDY DOSYALARI GİBİ KAPATILMASI OLASIDIR... YİNE DE HERŞEYE KARŞIN, İKTİDAR AMAÇLI, GÜÇ VE TALAN AMAÇLI KANLI KARANLIK KOMPLOLARIN EMPERYALİST SİSTEMİN AYRILMAZ PARÇALARI OLDUKLARI İNSANLARIN BİLİNÇLERİNDE GİDEREK DAHA FAZLA AYDINLIĞA KAVUŞMAKTADIR... VE UNUTULMAMALIDIRKİ, AYNI TİP YALANLARLA, KOMPLOLARLA TÜRKİYEDEKİ MEVCUT İKTİDARIN YOLU AÇILIRKEN, SOL HAREKET DENEN ŞEY DE, İÇİNDE BULUNDUĞU KARANLIK AÇMAZA SÜRÜKLENMİŞTİR. VE SÖZKONUSU "SOL", SIRTINDAKİ AĞIR YALAN KAMBURLARI İLE DOĞRULUP İLERİYE ATILAMAMAKTADIR...
3 Ekim 2005
|
|
|
Barbara Kay Olson ile ilgili haberlerden bazıları:
- 11 Eylül'de ölmüştü Almanya'da tutuklandı, 03 Ekim 2005 Pazartesi http://www.yenisafak.com.tr/d06.html
- This article comes fromTom Flocco.com, http://www.tomflocco.com/ 9-11 crash victim Barbara Olson arrested in Europe Date: Thursday, September 22 Topic: 9/ 11 Investigations, http://www.tomflocco.com/fs/OlsenArrested.htm
- Wife of Solicitor General alerted him of hijacking from plane, September 12, 2001 Posted: 2:06 AM EDT (0606 GMT) http://archives.cnn.com/2001/US/09/11/pentagon.olson/
- In Memoriam. Barbara Olson 1955-2001., http://www.regnery.com/authors/bio_barbaraolson.html
- The Mother of All Lies About 9/11
Barbara Olson, R.I.P.
By NR
Editors, from The Week
- Barbara OlsonFrom Wikipedia, the free encyclopedia. http://en.wikipedia.org/wiki/Barbara_OlsonSee Casualties of the September 11, 2001 attacks.
|
|