|
Önceki yıl
gerçekleşen ABD öncülüğündeki işgalin
Amerikalılar Ramadi'yi kuşattı Sistani ve Caferi neden susuyor?
|
|
|
Isveç televizyonunun 1. ve 2. kanallarının 21 Kasım
2004 tarihli yazılı haberine göre, Irak'ta 5 yaşın altındaki çocuklar
arasında aşırı gıdasızlık ve buna bağlı hastalıklar açık biçimde ve had
safhada artmıştır.
Washington Post kaynaklı haber şu sekilde
sürmektedir...
"Önceki yıl gerçekleşen ABD öncülüğündeki işgalin ardından Irak'ta küçük cocuklar arasında kötü beslenme/ gıdasızlık açık seçik had safhada artmıştır. Washington Post'un yeni bir araştırmaya dayanarak yazdığına göre, beş yaşın altındaki çocuklar arasında gözlenen had safhadaki yetersiz beslenme iki yıl önce yüzde 4 iken günümüzde yüzde 7.7 olmuştur. Açık ifadesi ile bu, 400 bin kadar çocuğun yetersiz beslenme belirtileri gösterdiği anlamına gelmektedir. Örneğin bu belirtiler, adalelerin azalması, normalin altında küçüklük, kronik isal/ diare ve çok ciddi protein eksikliği olarak yansımaktadırlar. Bu durumun temel nedeni temiz su kaynaklarının eksikliği olabilir." Washington Post'u kaynak götererek haberi veren İsveç televizyonunun ve sözkonusu Amerikan gazetesinin habere eklemeyi unuttukları bir gerçek daha vardır... Peki Irak'ta neden iki yıl öncesine göre temiz su sıkıntısı çekilmektedir? Çünkü, ABD hava kuvvetleri öncelikle ülkenin tüm elektrik satrallerini bilinçli olarak bombalamıştır; temiz sular pompalanamadıkları gibi, su boruları ve su arıtma tasisleri de toptan tahrip olmuştur. ABD yönetimleri sivil halka yönelik bu kirli işini, yıkımını tek bir kez gerçekleştirmemiş, 1991 Birinci Körfez Saldırısı'ndan beri defalarca tekrarlamıştır. Gözkoydukları petrol kuyuları, boru hatları ve rafineriler dışında ülkenin tüm ekonomik altyapısını sistematik olarak tahribetmişlerdir... Çocuk hastalıklarının ve ölümlerinin asıl suçlusu temiz su eksikliği değil, Amerikan emperyalizmidir. Asıl suçlu, Pentagon'un saldırganlığıdır, ölçüsüz terörizmidir, yıkımıdır... Temiz su eksikliğini yaratan, Pentagon'un bilinçli yıkımıdır. Ve şüphesiz çocukların ve halkın başına gelen felaketlerin tek nedeni de su eksikliği değildir. Pentagon'un 1991'de başlattığı ve 2003 baharındaki işgali ile birlikte hızla yükselttiği Irak'a yönelik yıkımı, artan bir tempoyla halen sürmektedir. Bunun en somut örneği 8 Kasım 2004 gününden beri Felluce'de olanlardır. Bu satırlar yazılırken aradan 14 gün geçmiş olmasına karşın işgalci ABD güçleri halen Felluce'ye Kızılay'ın ve Kızılhaç'ın yardım konvoylarının girmelerini engellemektedir. Kentin içinde kalan 100 bin civarındaki insana ne içecek su, ne yiyecek ekmek ve ne de ilaç ulaşmaktadır. Yaralılar ölmektedirler ve asıl kaynağından gelen haberlere göre ölülerin sayıları yaralılardan defalarca fazladır. Sözde Irak'ı yöneten Allavi adlı eski CIA ajanı satılmış ise, "Felluce halkının suya ve gıdaya gereksinimi olmadığı" yalanını rahatca söyleyebilmektedir. Buna ses duvarını değil, ihanet duvarını aşmak denebilir ancak. Irak'a "özgürlük" ve "demokrasi" götürdüğünü iddia etmekten zerre kadar utanmayan ırkçı- faşist W Bush yönetimi ise Allavi gibi tiplerle çalışmaktadır... Felluce'de olanlar tüm Irak'ta olanların ve olacakların göstergesidir ve yetersiz beslenmenin, hastalıkların, çocuk ölümlerinin asıl sorumlusu ABD emperyalizminin saldırganlığıdır. Birinci Körfez saldırısının ardından Irak'a uygulanan haksız ambargo ile birlikte bu ülkede 5 yaşın altındaki çocuklar arasında ölümlerinin hızla artığı bilinmektedir. Her yıl verilen sistematik raporlara göre, ozamanki nedeni gıdasızlık ve ilaç eksikliği olan 5 yaşın altındaki çocuk ölümleri yılda ortalama 5 bin sayısından başlayarak 7 bine dek yükselmiştir. Şimdi demekki Irak'ta her yıl aynı nedenle 5 yaşın altında 10 bini aşkın çocuk ölmektedir. Şüphesiz bu sadece açlık nedeniyle olan ölümlerdir. Bombalanan evler, sokaklar ve ABD'nin kullandığı uranyumlu (DU'lu) mermiler, ilaçsızlık, hekimsizlik nedenleriyle ölenlerin, ölen çocukların sayıları ise belli değildir. Irak'tan yansıyan son haberlere göre öldürülen sivillerin sayıları 100 bini çok aşmaktadır. İnsani felaketin sorumlusu temiz su eksikliği değil, Irak'ı yıkıp talaneden ABD emperyalizmidir, Irak'ta işgalci güçlerle işbirliği yapan tüm satılıklardır, bunlara destek veren ülkelerdir, olanlar karşısında seslerini çıkartmayanlardır. Biraz önce dört çocuk babası bir İsveçli arkadaşım telefonda, Amerikalılar için, "Ne biçim domuzlardır bunlar?", diye acı ile sordu. "Bunlar domuz değil, ırkçıdırlar ve faşisttirler!", diye yanıt verdim. "Irkçı puritan protestanism ile uluslarüstü enerji tekellerin, askeri- endüstri komplekslerin faşizmi elele katliamlar örgütlemektedir", dedim ve öyledir... Öyledir ama, Hitler'in bankeri olan, Nazi ölüm kamplarından kazanç sağlayan dedesi Preskot Bush'un izinde yürüyen W Bush'un, W Bush'a "kocam" diye seslenen kadın danışmanın ve diğerlerinin çevrelerinde yarattıkları nefret halkası giderek genişlemektedir. ABD emperyalizmi, aynen Hitler Almanyası gibi yarattığı kan denizinde boğulacaktır. çeviren ve notu ekleyen: Yusuf Küpeli 22. 11. 2004 |
|
|
BBC, dünya medyasının Felluce'de ve Irak'ta devam eden ABD katliamlarını nasıl pazarladığına dair ibret verici bir söyleşi yayınladı. Irak'taki embedded gazeteciler, savaşı Amerika'nın istediği gibi yansıttıklarını itiraf etti. 21 Kasım 2004 http://www.yenisafak.com.tr/d01.html Dünya, Felluce'deki son saldırıyı, Amerikan askerleri ile hareket eden embedded gazetecilerin yansıttığı şekilde öğrendi. BBC radyosunda yayınlanan Today programına, şu anda Amerikan askerleri ile hareket eden BBC muhabiri Paul Wood, Körfez Savaşı'nı izleyen Martin Bell ve geçen yıl İngiliz askeri konvoyu ile hareket eden serbest gazeteci Lee Gordon konuk oldu. Her şeye askerlerin gözüyle baktıklarını, Iraklı sivil halkın acılarını dünyaya duyaramadıklarını itiraf eden gazeteciler, işgali tek taraflı yansıttıklarını ve medya olarak başarısızlıklarını itiraf ettiler. BBC'nin Türkçe internet sitesinde yayımlanan ve ilginç itiraflar içeren söyleşiyi sunuyoruz. BBC: Savaşta bir tarafla birlikte hareket eden bir gazeteci olmak ne anlama geliyor, haberlerinize ne tür kısıtlamalar geliyor? PAUL WOOD: Öncelikle, Felluce'deki Amerikan askeri kampına ulaştığımızda, orduyla hareket eden gazeteci olmanın kurallarıyla ilgili 12 sayfalık belgeyi imzalamak zorunda kaldık. Operasyonlarla ilgili haberler de ayrıntılı kurallara bağlanmıştı ve askerler, her şeyin doğru askeri terimlerle anlatılması konusunda ısrarcıydı. Ama bir yandan da, çok geniş habercilik olanaklarına sahip olduk bu dönemde. Komutanın savaşın arifesinde verdiği çok gizli brifinge katılmaktan tutun da, çatışmaları olduğu gibi görme şansına sahip olmaya kadar. Orduyla birlikte hareket etmenin en büyük sorunu şu: Sadece askerlerin gördüklerini görebiliyorsunuz. Bağımsız olarak çıkıp dolaşamıyorsunuz. Herkes Felluce'deki sivillere ne olduğunu merak ediyordu. Ama tek başımıza gidip sivillere ne olduğunu araştırma iznini hiç vermediler. İnsani bakış açısı yok BBC: Son bir kaç haftadır yaşanan çatışmalarla ilgili habercilik konusunda ne düşünüyorsunuz? MARTIN BELL: Canlı ve cesur bir gazetecilik, ancak bütünlüklü bir resim çizmiyor olaylar hakkında. Olanları askerlerin gözünden izliyorsunuz. İki Fransız gazeteci 21 Ağustos'ta Irak'ta kaçırıldılar. İnsan boyutu eksik, karşı tarafın kayıpları konusunda hiçbir fikriniz yok. Belki hiç bir haber alamamaktan daha iyi, ama gene de insani bir bakış açısından yoksun, mekanik ve bence bu çok tehlikeli... BBC: Lee Gordon, siz İngiliz askerleriyle birlikteydiniz ama aynı zamanda ilk başlarda Felluce'deki direnişçilerle hareket ettiniz. İkisi arasındaki fark çok büyük olmalı... LEE GORDON: Savaşın anlatımı açısından fark olduğunu söyleyemeyiz ama yine de direnişçilerle birlikte olmak farklıydı tabii. Orada da sınırlamalar vardı tabii ki, özellikle güvenlik konusunda. Her iki tarafta gene görev yapmak isterdim fırsat çıksa. Aslında önemli olan medyanın savaşan iki tarafla da birlikte olayları izlemesi. Eğer her iki tarafın gözüyle de izleyemezsek, o zaman diğer taraftan haber almanın başka yollarını bulmak zorundayız. BBC: İlk Körfez Savaşı ile son savaşta gazetecilik açısından ne fark görüyorsunuz? MARTIN BELL: Farklı olan ortamdaki değişim... Savaş muhabirliği eskisinden çok daha tehlikeli şimdi. Kendi başınıza hareket edemiyorsunuz.. Bir yanda Amerikalılarla beraber hareket eden gazeteciler, öteki tarafta da Bağdat'ta otel binalarının çatısından bildiren gazeteciler var. Arada çok geniş bir boşluk var ve orada gerçekten ne olup bittiğini bilmiyoruz. 'Sigara zararlıdır demek gibi bir şey' BBC: Bültenlerimizde orduyla hareket eden muhabirlerin haberlerinin sınırlamalara tabi olduğunu hep vurguluyoruz. Okurların ya da dinleyicilerin bunun ne anlama geldiğini anladığını düşünüyor musunuz? LEE GORDON: Hayır kesinlikle düşünmüyorum. NBC, ABD askerini, yaralı bir Iraklı savaşçıyı vururken gösteren görüntüler yayınladı. Bu, sigara paketlerinin üzerine sağlık uyarıları koymaya benziyor. O uyarı oradadır, ama kimse dikkat etmez. Bence bu, medyanın bilinçli bir tercihi... Mesela, BBC muhabirlerinin savaşta Amerikan askerleri ile hareket etmesine karar verdi. Savaşın sivillerle ilgili tarafını yansıtmıyor. Bu konuda kolay çözümler var aslında. Biri, bir Iraklı gazeteci kullanmak diğeri de bazı Iraklılara kamera vermek olabilir. Başarısız olduk... BBC: Yeniden Martin Bell'e dönelim... Garip görünüyor, ama savaşın tek bir tarafını yansıtıyor gibi görünüyoruz. Başarısız mı oluyoruz? MARTIN BELL: Bence evet... Başarısız oluyoruz. Bunun nedeni ise hiçbir BBC ya da Sky ya da ITN editörünün, hayatta kalma şansı çok düşük olan böyle riskli bir göreve kimseyi yollamayacak olması. BBC: Peki Arap medyasında izlenen çerçeve daha mı iyi? MARTIN BELL: Bence evet... Bence bu konuda El Cezire'ye bize karşı tarafın bakış açısını verdiği için teşekkür etmemiz gerek...
Amerikalılar Ramadi'yi kuşattı
Felluce'deki insanlık trajedisinin izleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Amerikan ordusunun kullandığı Napalm bombalarına hedef olan sivil halkın akibeti hâlâ belirsiz. Kanlı saldırılarda ölenlerin çoğu savunmasız kadın, çocuk ve yaşlılar oldu. 22 Kasım 2004 Pazartesi http://www.yenisafak.com.tr/d01.html ABD ordusunun yaklaşık iki haftadır yürüttüğü Felluce saldırısı derin bir insani krize neden oluyor. Ölenlerin çoğunu savunmasız kadın, çocuk ve yaşlıların oluşturduğu Felluce'de, ABD işgal güçlerinin yakıcı "Napalm" bombası kullandığı ortaya çıktı. Felluceliler kentin kuzeyindeki mezarlıkta ABD saldırısında ölen sivillerini gömüyor. Felluce'deki drama tanık olanlardan biri "şu ana kadar 73 cesedi gömdük. Hiçbirinin kimliklerini saptayamadık. Napalm bombaları hepsinin yüzünü yakmış. Ölenlerin çoğu kadın, çocuk ve yaşlı insanlar" şeklinde konuştu. Ölen Iraklıların cesetleri ise, yakınlarının teşhis edebilmesi için morglarda tutuluyor. Amerika Napalm bombalarını Viyetnam'dan beri kullanıyor. ABD ordusu, Vietnam işgali sırasında ormanlara gizlenen sivil halk ve gerillaları yok etmek için, yakıcı "napalm" bombaları kullanmıştı. Vietnam'dan önce müttefik güçler Japanya ve Almanya'ya karşı da aynı silahları kullandı. Amerika öncülüğünde BM güçlerinin başlattıkları Kore savaşında da bu kitle imha silahları Kore halkına karşı kullanıldı. BM, 1980'li yıllarda kitle imha silahları ve Napalm bombasının kullanılmasını yasaklayan konvansiyonu devletlerin imzası ve onayına açtı. Fakat Amerika bu konvansiyonu imzalamadı. Amerika, Vietnam'da olduğu gibi Afganistan ve Irakta da Napalm bombaları kullandı. Çünkü bu bombaların psikolojik etkisi çok yüksek. Bu bombayla hertürlü canlı ve bitki durduk yerde alev alıp kavruluyor. Felluce'ye yardım yasak Çatışmalardan kaçan çok sayıda insan ise kentin kuzeyindeki mülteci kamplarında yaşam mücadelesi veriyor. Kamplara sadece elbiseleriyle getirildiklerini belirten Iraklılar, su, yatak ve elektrik yokluğundan bahsediyor. Felluce'de kontrolü tamamen sağladığını idda eden ABD ordusu, kente yardım girişine izin vermiyor. Yardım görevlileri, ABD askerlerinin, kente yaya olarak girmeye çalışan ekiplere ateş açtığını belirtiyor. Felluce'deki saldırının başarılı olduğu fakat direnişin tam olarak kırılmadığı belirtiliyor. Irak'taki ABD'li askeri yetkililer, Felluce'nin bazı bölgelerinde kontrolün hala direnişçilerin elinde olduğunu ifade ediyor. Arap televizyonlarına açıklamada bulunan direnişçiler Felluce'de Cumartesi akşamı "şinok" tipi ABD uçağını düşürdüklerini belirttiler. Direnişçiler uçakta bulunan 50'den fazla Amerikan askerinin öldüğünü vurguladı. Saldırıda 'RPG7' türü bir füze kullandıklarını açıklayan direnişçiler, Şüheda ve Golan mahallelerinde şiddetli çatışmaların devam ettiğini kaydettiler. El Arabiya televizyonuna konuşan bir direnişçi, Felluce'de savaşan çoğu kişinin Fırat nehrini yüzerek aşıp kentin batısına kaçtığını söyledi. Direnişçi, kenti terkeden Iraklıların ABD güçlerinin konuşlandığı bölgeler hakkında istihbarat sağlayarak direnişlerini sürdürdüklerini savundu. Felluce'de 100 kadar yabancı savaşçının olduğunu ifade etti. ABD'den Irak'a ek asker ABD, Irak'taki askerlerinin sayısını, Ocak ayında yapılacak seçimlerden önce arttırmayı planlıyor. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'dan yapılan açıklamada, Irak'taki seçimlerden önce, bu ülkeye 3 ila 5 bin ABD askeri daha gönderilebileceği belirtildi. Pentagon'un bu kararında, Irak'taki seçimlere 2 ay kala, güvenliğin hala sağlanamamasının etkili olduğu kaydedildi. Irak'ta halen 138 bin ABD askeri bulunuyor. Bu arada, Irak'ta Saddam sonrası ilk genel seçimlerin 30 Ocak 2005 tarihinde yapılacağı açıklandı.Öte yandan, ABD ordusu ve Irak Ulusal Muhafızları ile birlikte Irak'ın Hasva, Latifiye ve Mahmudiye bölgelerine büyük bir saldırı başlattı. · BAĞDAT
|
|
|
Sistani ve Caferi neden susuyor?
23 Kasım 2004 Salı
http://www.yenisafak.com.tr/d01.html
'Felluce bir
Halepçe
Halepçe'ye ve şehitlerine -ki onlar kesinlikle şehittir- saygı duyarak posterler asan sayın Celal Talabani, Mesut Barzani ve bütün Kürt siyasilerini de soruyoruz. Felluce'de yaşananlar karşısında neredeler? Halepçe katliamı yasakken Felluce katliamı mubah mı? Niçin Iraklılıklarından önce insanlıklarını sağlamlaştırmıyor, bu katliamlara karşı çıktıklarını ve Felluce'nin çocuklarının cesetleri üzerinde yapılacak seçimleri boykot ettiklerini açıklamıyorlar? Irak'a mutlu Amerikan dönemini müjdeleyerek, yeni Irak'ı ve etrafını kaplayacak özgürlükleri kutlayarak gelen Irak İnsan Hakları Bakanı nerede? · LONDRA |