Hakkını verelim, Türkiyenin her koşulda
Iraka saldırıda ABDnin yanında olması
gerektiğini en net ve gevelemeden ifade eden Rahmi Koç
oldu. Bundan 1 ay kadar önce, Moskovada, Tayyip Erdoğanın
da katıldığı bir açılış
töreninde Koç, oyalanmayalım, ABDnin yanında
yer alalım, dedi. Sonra TÜSİAD, bu çizgiyi
savunmaya başladı. AKP, zevahiri kurtarmak,
biraz da iç dengelerini korumak için yaptığı
beyhude barış turları sonucunda kararını
açıkladı: ABDnin yanındayız.
Doğrusu şu: Türkiyenin başta ekonomik
krizle elinin kolunun bağlandığı bir
konjonktürde farklı bir politika izlemesi için, her
alanda kelimenen tam anlamıyla radikal olması
gerekir. Ekonomideki kuşatmayı yarmak için
radikal biçimde IMF ile didşmesi gerekir. İçeride
TÜSİAD kuşatmasını yarmak için,
radikal kararlar alması gerekir.
AKP bunları yapacak bir iktidar olmadığına
göre, ekonomideki teslimiyetini elbette dış
politikadaki ABD teslimiyeti izleyecekti.
Gelelim, şu ABDnin kuracağı yeni dünya
düzeninde Geç kalmama, treni kaçırmama savına...
Şu kadarını söyleyelim ki, ABDnin büyük
bir kabadayılıkla, bu Irak meselesini tereyağından
kıl çeker gibi sonuçlandıracağına
iman edenler, işgal sonrası Iraka, giderek bütün
Orta Doğuya , hatta dünyaya çekidüzen vereceğine
ve herşeyin, senaryoda yazıldığı
gibi cereyan edeceğine inananlar, fena halde yanılırlar.
Bu süreç o kadar karmaşık , sonuca etki edecek
o kadar farklı değişken var ki, ABD, bu değişkenleri
kontrol edecek kadar sürece hakim bir güç olsaydı,
bugün dünyanın yüzde 95inin, hatta kendi
ulusunun muhalefetine rağmen bu operasyona gözükara
girişmeye mecbur hissetmezdi kendini.
Bush, bir kere Irakı işgalde ve giderek, dünyanın
eli sopalı tek hakimi olmaya karar vermiş yeni
savunma doktrinininde ısrarlı ama, onca heybetli
kükremesine karşın bünyesinde müthiş,
yumuşak karınlar, aşil topukları taşıyor.
Bunlar, ABDdeki muhalefetten, dünyada yaygınlaşan
anti-ABD kamuoyuna, rakip AB blokundan Rusya, Çin gibi diğer
kesimlerin muhalefetlerine ve nihayet ülkesi ve bölgesi
işgale uğrayacak Orta Doğu halklarının
meşru savunmasına kadar uzuyor. Tek tek üstünden
gidelim.
Irakın işgaliyle başlayan ve bölgeye
yerleşmeyi öngören planın kaça mal olacağını
ve bunun ABD vatandaşlarına nasıl yansıyacağını
ABD vatandaşları sormaya başladılar.
ABDde ekonomi zaten yolunda gitmiyor. Resesyon var.
İşsizlik, durgunluk ve son dönemlerde yaşanan
skandallar, kılpayı iktidara gelmiş
Bushun en ufak başarısızlığını
hoşgörecek gibi değil. İkincisi,
ABDdeki hakim sınıflar bloku içinde, bu yeni
savaş doktrinini benimseyenler, daha çok enerji,
silah ve kimya sektörünün tekelleri. Ama diğer,
sermaye fraksiyonları bu tehlikeli oyundan endişeliler
ve Bushun en ufatk tökezlemesinde feveran
etmeye hazırlanıyorlar.
ABDnin başta petrol olmak üzere, su ve diğer
doğal kaynak havzalarını, Afganistan
operasyonunudan başlayarak kontrol altına alma sürecine
ve bunun ikinci adımı olarak Irakı işgal
etme niyetine , diğer emperyalist ülke ve blokların
itirazı var. AB içinde Fransa ve Almanya, Irak saldırısı
konusuna son ana kadar direnme eğiliminde görünürlerken,
ABDnin medya marifetiyle, onaylarını almış
göründüğü diğer Avrupa ülkeleri, pek de
tabanın sesini yansıtmıyorlar. Hiç yabana
atılmaması gereken AB kamuoyu, ABDnin zorbalığını
dünyanın kafasına öyle kazır ki, ABD , işgalci
imajını yıllarca temizleyemez. Dünyayı.
hep sopayla yönetemezsiniz ki.. İmaj çağı
değil mi çağımız?
Soğuk savaş sonrası süngüsü düşen
Rusyanın, ABDnin petrol dahil , hammadde
kaynaklarına ve bölgelerine yapacağı müdahalenin,
kendi ülke gelişimine , özellikle petrol
gelirlerine olumlu etki yapmayacağı açık.
Büyük bir gelişme sürecineki Çinin, ABD yatırımlarına
ihtiyacı var ama Irak petrolü ile de ilgisi var.
İran, AB ile daha yakın temas halinde.
Irak sonrası sıranın kendilerine geleceğini
bilen Orta Doğu ülkeleri de ABDye karşı
teslimiyet-direnme salınımı yaşıyorlar.
Gelelim Iraka... Duvara sıkıştırılan
kedinin can havliyle göstereceği tepki misali,
Irakın uzun süredir beklediği bu işgal
karşısında Vietnamlaşmayacağını
kim garanti ediyor ?
Diktatör Saddamıın Irakı ile, Ho
Şi Mienhin Vietnamını karşılaştıramayız
elbette. Saddam, komşularıyla savaşıp
duran bir saldırgan. İran'la savaşta
kaybedilen 1 milyon insanın kanı bulaşmış
ellerine.. Halepçeyi nasıl unuturuz ?
Vietnamlaşmayı da hatırlayın: 500 bin
Amerikan askerine ve bitmek bilmez bombardımana rağmen,
Ho Şi Minh zafer kazandı ve ABD büyük yenilgi
ve yara aldı. Toplumda ''Vietnam Travması'' hala
sürüyor. Düşünün, Vietnam'da savaşan
askerlerden biri, şimdi, Irak'a ''Canlı Kalkan''
olarak gidenlere önderlik ediyor.
Özetle sorun, dışarıdan göründüğü
kadar basit değil ve Irak, göründüğü kadar
çantada keklik değil. Operasyon ise basit bir Irak
ve petrol hesabı hiç değil
AKP Başkanı ABD ile işbirliğinin
gerekçesini , denklemin dışında kalmamak
olarak ifade etti. Denklemin içine böyle dalın da görün
bakalım, o denklem kaç bilinmeyenli
Pirince giderken, bulgurdan olmayın da
Irak petrolü 4 şirketin
Mustafa Sönmez, Eko Haber, 19/03-2003
ABD ve İngiliz ordularının işgal etmeye hazırlandığı
Irak, dünyanın ikinci büyük petrol rezerviyle petrol endüstrisinin iştahını
kabartıyor. Son sayısında bu konuyu mercek altına alan
Amerikan Newsweek dergisi, petrol şirketlerinin savaş sayesinde, yaklaşık
40 yıl önce kapı dışarı edildikleri Ortadoğuya
inanılmaz imtiyazlarla geri dönmeyi planladığını yazdı.
Haberini endüstri kaynaklarına dayandıran Newsweeke göre savaş
sonrasında Bağdat, ABD ve İngilterenin denetiminde olacağı
için, Irak petrollerini kapma yarışını da Amerikan ve
İngiliz şirketleri kazanacak. Irakın kara altınını
tekelleri altına almaya aday şirketler şunlar: Exxon Mobil,
Chevron Texaco, Shell ve British Petroleum (BP).
Müthiş imtiyazlar
Newsweeke göre, petrol devleri Irak
petrollerini tekellerine geçirmekle kalmayacak, "oyunun" kuralını
da değiştirecek. "Yedi kız kardeşler" olarak
bilinen petrol devleri elde edecekleri imtiyazlar sayesinde bir anlamda saatleri
geri alarak, Latin Amerika ve Ortadoğudan "kovuldukları"
70li yıllara dönülmesini sağlayacak. Bu amaçla şirketler,
dokunulmamış rezervler de dahil, işletme hakkının yanı
sıra, günümüzde ortadan kalkmaya yüz tutmuş olan "üretim
paylaşma anlaşması" (PSA) da imzalayacak. Petrol devleri, bu
sayede ulusal vergiden muaf olacakları gibi, petrol kaynakları tükenene
kadar çevreyle ilgili yasalar ve diğer ulusal yasaların dışında
tutulacaklar.
220 milyar varillik rezerv
Çokuluslu şirketlere önemli ayrıcalıklar
tanıyan PSA anlaşmaları, günümüzde sadece Ekvador, Çad ve diğer
bazı yoksul Afrika ülkelerinde uygulanıyor. BM yaptırımları
altında zorlanan Irak, Fransız ve Rus firmalarıyla PSAlar
imzalamış, ancak yaptırımlar nedeniyle bu anlaşmalar
hayata geçirilememişti.
112 milyar varil kanıtlanmış
rezerve sahip olan Irakın petrol üretimi, halen günde 6 milyon
varillik kapasitesinin yüzde 50si düzeyinde. Irakın dokunulmamış
petrol rezervlerinin ise 220 milyar varili bulduğu tahmin ediliyor.
Newsweek, "ipleri" ABD ve İngilterenin elinde olacak olan yeni
Irak hükümetinin, ülkenin yeniden inşası için nakit kaynağa
duyacağı ihtiyaç nedeniyle, petrol şirketlerine zorluk çıkarmayacağı
ve tüm imtiyazları kolaylıkla vereceğini de savundu. |