|
Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli
|
||
|
|
||
| not: "Linkler " katagorisinden, ingilizce, Kuba, Hint, İran, Çin, Rus, Mısır basınına ve ilginç politik analizler bulabileceğiniz Centre for Research on Globalization gibi sayfaların, Irak direnişinin, insan hakları bildirgelerinin adreslerine ulaşabilirsiniz... |
Yusuf Küpeli,
OLAĞAN
ve OLAĞANÜSTÜ, KORKU
FİLMLERİNİ
SIRADAN KOMEDİLERE DÖNÜŞTÜREN GERÇEKLER, DOĞAYA
ve İNSANA NÜKLEER-
BİYOLOJİK- KİMYASAL SALDIRI
a- Olağan ve olağanüstü
b- Stockhomde bir konferans ve önce portakal gazı
b- 1. Bilimi insana karşı kullananlar üzerine genel kısa notlar
b- 2. Vietnam, portakal gazı ve Dr Hoang Trong Quynhin verdiği bilgiler
c- Tüketilmiş Uranyum (DU- Depleted Uranium) içeren mermilerle gelen ölüm
c- c c- 1. DU nedir, nasıl kullanılır? DU üzerine genel bilgiler
c- 2. DU ve 1991 Birinci Körfez Saldırısında olanlar üzerine kısa notlar
c- 3. DU ve Balkanlar
c- 4. ABD ordusu Radyoloji Labaratuarı eski şefi Doug Rokkeın tanıklığı
c- 5. Atom ve seks gücünü arttıran radyasyon
c- 6. Basradan Dr Cevad al- Alinin 1991den 2003e uzanan süreç ve sonrasında DUnun Irakta yaratmış olduğu ölümcül etkiler üzerine anlattıkları ve DU cephanesinin Afganistandaki etkileri üzerine çok kısa notlar Bak: İnsan Hakları + Irkçılık, Faşizm
![]()
Başbakan'ın son mal beyanı ve "açıklama gerektiren sualler"
Yusuf Küpeli,
Barbara Olson, ya da
9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası
+
Yusuf Küpeli, 11 eylül konspirasyonu, USA, İsrail
Yusuf Küpeli,
büyük köle
ayaklanmasının önderi Spartaküs üzerine notlar
Spartakus, Rodoplarda özgür bir Trak olarak doğmuş, Roma ordularına esir düşmüş, gladyatör olarak satılmış ve İsadan Önce 73de 70- 80 kadar diğer gladyötör arkadaşı ile kaçmayı başararak Romayı temellerinden sarsacak... Spartaküsü 70- 80 bin kadarı silahlı olan ve diğerleri ile birlikte sayıları yüz bini aşan kölenin başında bak: Kol ve kafa emekçileri
Bölümler:
1. 1905, Sovyetlerin doğuşu; 1917, Şubat burjuva demokratik devrimi ve Ekim Devrimine doğru
2. Ekim Devriminin zaferi ve Batı kapitalizmi tarafından kışkırtılan içsavaş
3. Ekim Devriminin Kafkaslar'da yayılması, Moskova- Ankara/ Mustafa Kemal Atatürk- Lenin ilişkileri üzerine notlar
4. Sovyetler Birliğinin çözülme süreci, Gorbaçov ve Birleşik Devletler Topluluğunun şekillenişi
İşçi, asker, bahriyeli delegelerden oluşan üç farklı temeldeki Sovyet adlı meclislerin rusçadaki asıl anlamı, salık verme, tavsiye, çağrı olmaktadır. Salık verme veya çağrı anlamına gelen Sovyet, ilk kez 1905 devrimi sırasında St. Petersburgda kendiliğinden doğmuştur...
Ekim Devrimi ile ilgili diğer metinlere ulaşmak için tıkla: Sovyet Devrimi
![]()
Yusuf Küpeli,
15- 16 HAZİRAN 1970 BÜYÜK İŞÇİ
DİRENİŞİ ÜZERİNE KISA NOTLAR
a- 15- 16 Haziran 1970e uzanan süreç üzerine çok kısa anımsatmalar,
b- 15- 16 Haziran 1970 büyük işçi direnişi,
D Gününden/ Normandiya Çıkartmasından önce Ruslar Almanları yenilgiye uğratmışlardı + Sovyet Devrimi
Yusuf
Küpeli,
Birilerinin
"özgürlükler" adına savunmakta oldukları
sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi
kökleri ve toplumsal anlamı
Kadınları kefen gibi örten kara çarşafın, kafayı ve boynu sımsıkı sarıp sadece yüzün bir bölümünü açıkta bırakan sıkmabaş modasının İslamiyet ile doğrudan bağı olmadığı gibi, hele hele özgürlüklerle uzaktan yakından bağı yoktur. Tam tersine -kadının birinin malı olduğunu simgeleyen- bu tip giysiler, kadınlardan başlayarak tüm toplumu köleleştirmenin ilk büyük adımıdır. Günümüz Türkiye'sinde, kara çarşafın ve türbanın "özgürlüklerin" sembolü olduğunu iddia etmeye kalkanlar, öncelikle nüfusun yarısını köleleştirerek ülkeyi binlerce yıl geriye götürüp tamamen teslim almak isteyen emperyalist güçlerin ajanlarıdırlar, hiçbir değer yargısı olmayan din tüccarı satılık kişiliklerdir, karakter bozukluğu olan tipik psikopatlardır. Bu katagorilerin dışında safca sözkonusu oyuna gelenler varsa eğer, onlarda kör cahillerdir... Türban, kara çarşaf ve benzeri kadın giysileri ile ilgili kurallar, İsa'dan önce yaklaşık 1500'lü yıllarda tarih sahnesinde gözüken ve yine İ. Ö. 1000- 800'lü yıllarda büyük militarist bir güç olan acımasız Asuri İmparatorluğu'nun yasalarında vardı... devamı

Yusuf Küpeli, Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar üzerine kısa notlar
a. Avrupalılar, Polonyalılar ve Türkiyeliler üzerine kısa notlar
b. Hitleri iktidara taşıyan Alman ve ABD tekelleri, pusuda bekleyen İngiltere ve Fransa, Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası, Polonyaya saldırı ve II. Dünya Savaşı
c. Nazi işgali altındaki Polonya, toplama ve ölüm kampları, Alman tekelleri ile birleşmiş ABD tekelleri, Üç Maymunları oynayan ABD yönetimi
d. Varşova Ayaklanması, Büyük Biritanya ve Sovyetler Birliği
e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır
f. Notlar
g. Kaynaklar
ayrıca bak: Irkçılık, Faşizm
Yusuf Küpeli, Truman Doktrini ve Doğu Akdenizde sahnelenen trajedilerden bazı örnekler Truman Doktrini, Sovyetler Birliğinin dağılmasına dek geçecek olan yaklaşık kırk yıl içindeki Soğuk Savaş sürecinde varolan saldırgan ABD dışpolitikasının temel çizgilerini en genel anlamıyla belirleyecekti. Bu doktrin, ABD yönetimlerinin Hitlerden daha güçlü biçimde dünyaya egemen olma hırsının en karakteristik çizgilerini biçimlemiş olmakla birlikte, asıl olarak Yunanistanda ve Türkiyede varolan siyasi rejim sorunları üzerine odaklanmıştı. bak: ABD- AB- Türkiye- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları + Türkiye- politika- ekonomi- tarih
Yusuf Küpeli, KÜBA EKONOMİSİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER VE ALBA ÜZERİNE KISA NOTLAR
Bundan bir yılı aşkın süre önce, 2009 yılı Nisan ayının son haftası ve Mayıs ayının ilk iki haftası boyunca, tam 21 gün Kübada kalmıştım. Devrimin 50nci yılında yapılan ve yaklaşık bir milyon kişinin katılmış olduğu 1 Mayıs geçitini izlemiştim ...
Kübanın geleceği ile ilgili olarak ta, Sözü uzatmadan birşeyler ifade etmek gerekirse, beş-altı yıl içinde Kubayı önemli değişikliklerin beklediği söylenebilir., demiştim. (metnin devamı için tıkla)
OBAMA FREE THE CUBAN FIVE NOW!!!
HAVANA
(LA HABANA) RÖPÖRTAJI, NAZIM HİKMET'in
KENDİ SESİNDEN KÜBA DEVRİM TARİHİ. ANADOLU'dan ve DÜNYAMIZIN DİĞER
HALKLARINDAN ÇAĞRIŞIMLARLA KÜBA DEVRİMİ VE KAZANDIRDIKLARI ÜZERİ GERÇEKLER.
+
Nazım Hikmet'ten diğer bazı şiirler
ayrıca
bak:
Kültür +
Latinamerika & Afrika
NAZIM HİKMET'İ 48 YIL ÖNCE BUGÜN, 3 HAZİRAN 1963 GÜNÜ YİTİRDİK

Martin Garat, Bolivyada Kübalı Hekimler
Sağcı güçler ne ölçüde öfkelenirlerse öfkelensinler, yoksullar ancak bu şekilde sağlık yardımı alabilmektedirler. Gerçekte, Küba toplumunun diğer halklara yönelik hekim yardımı, daha birçok Latinamerika, Afrika ve Asya ülkelerinde sürmektedir. Tamamen karşılıksız, bedava hizmet... ayrıca bak: Latinamerika & Afrika
Nazım
Hikmet'in kendi sesinden bazı şiirleri
&
Nazım
Hikmetin Menderesi uyaran şiiri
bak:
Kültür
Y Küpeli, Dünya
ve Türkiye tehlikeli delilere emanet
Yusuf Küpeli, Dini ve etnik çatışmaların kışkırtıldığı, baskı ve şiddetin egemen olduğu uluslarüstü tekellerin dünyasında kadın haklarından söz edilemez
Yusuf Küpeli, ATAERKİL BASKICI KÜLTÜRÜN EGEMEN KILINDIĞI KOŞULLARDA KADIN HAKLARI YALANI VE 8 MART ÜZERİNE
1) Kadın haklarının durumu üzerine bazı notlar
2) Kadınların ve tüm toplumun başına
3) İleri demokrasi yalanı, ve kadına yönelik cinayetler
Yusuf Küpeli,
Uluslararası Kadınlar Günü 8 Martı Selamlarken
Yusuf Küpeli, Her türden sömürünün, baskının, iki-yüzlülüğün ve yalanın dünyasında uluslararası kadın günü üzerine kısa notlar
Yusuf Küpeli, İlerlemekte olan postmodern faşizmin hedef tahtasında öncelikle kadınlar durmaktadır
Yusuf Küpeli, Bazı yerli faşist yalanlar, Thomas More, Ütopya, Vatikan ve Hitler üzerine kısa notlar
(...) Yalancının, faşistin yerlisi veya Avrupalısı olmaz ama, Batının patronları benzer tezgahları çok daha büyük bir incelikle kurmakta, yalanı daha ustaca söylemektedirler... (...) Evet beklenemez ama, Papa XI. Pius (= XI. inanmış, veya XI. mutekid), 1935 yılında Thomas Morei Vatikanın azizler listesine almıştır. Papa tarafından inancın kutsal şehidi mertebesi ile taçlanan Morein küçük altın kitabı Ütopya...bak: Kültür & Irkçılık, Faşizm
Yusuf Küpeli, Radyasyon yüklü mantar bulutunun altında ani, yavaş, tarifsiz acılarla ölümün adı: Hıroşima ve Nagazaki! Ve sürmekte olan tehlike!
- Bundan 60 küsur yıl önce
- Neden Hıroşima ve Nagazaki?
- Günümüzde nükleer tehlike azalmış değil, artmıştır
"Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim, ![]()
külüm havaya savruldu.
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk."
Atom bombasına uzanan bilimsel araştırma sürecini,
bombanın yapılışını, kullanılmasını ve yayılmasını özetleyerek anlatmaya
çalışan
Yaşamın
ve ölümün emrinde nükleer enerji başlıklı kitabın ilk
bölümlerini Sinbadda yayınlamaya karar verdim. Başlangıçta, kitabı bitirdikten sonra tüm bölümleri birlikte
topluca basmayı düşünmüştüm. Sonra baktım, her bölüm
ayrı ayrı okunabilir. Bu nedenle tamamlanan bölümleri sırasıyla
Sinbad'a yerleştireceğim. Sanırım sözkonusu kitap çok yakında tamamlanacaktır.
Ve yararlanılan kaynakların
listesi kitabın bütünüyle birlikte verilecektir. İyi okumalar dileğiyle.-
Yusuf Küpeli,
12.05.2006
Yusuf Küpeli, Yaşamın ve ölümün emrinde nükleer enerji
a-
Hıroşima,
Nagasaki, Nükleer enerji ve rakipsiz dünya egemenliği düşleri
b- Geçmişin felsefi atom teorisinden modern atom teorisine geçişi sağlayan bilimsel buluşlar, sözkonus buluşlarda kullanılan bazı adlar ve bilim adamlarının sorumlulukları üzerine
c- Atomun parçalanabilirliğinin anlaşılması, nükleer teknoloji de bazı ilk adımlar ve yeniden bilim adamlarının ağır sorumlulukları üzerine
d- Savaş alanında kullanılamayan Nazi bombası
g- Sovyetler Birliğinin ilk atom bombası deneyi, ABDnin nükleer tekelinin yıkılışı ve Çar Bombası üzerine notlar 4 Haziran 2006
h- Soğuk Savaşın en ağır günleri, yeni faşist örgütlenmelerin ürettikleri komünizm korkusu, Senatör Joseph McCarthynin komünist avı, nükleer istihbarat, Kore Savaşının gölgesinde nükleer casusluk duruşmaları ve Rosenberg çiftinin idamları (en son, yeni bölüm, 4 Temmuz 2006 devamı var) ayrıca bak: İnsan Hakları + Kültür
bak: ABD- AB- Türkiye- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları

Yusuf Küpeli, Hedefteki Müslüman Halklar ve İslam
bak: Kültür
Aşağıdaki
iki uzun metin,
Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış
ve henüz
basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın 2nci ve 3ncü bölümleridirler. Umarım
anlatılanlar okuyucularına yardımcı olabilir.-
Yusuf
Küpeli,
2 Aralık 2005
2- Çin mitolojisi, inançları, eski düşünce sistemi ve Çin klasikleri üzerine çok kısa notlar
3- Çinde Çin kökenli olmayan inançlar: Budizm, Hıristiyanlık, Manicilik ve İslam bak: Kültür
Aşağıdaki metin, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın 4ncü bölümüdür.
Yusuf Küpeli, 4- Dört bin yıl boyunca Çini yönetmiş olan hanedanların sıralanışları, geçmişte Doğu'nun ve Batı'nın sınırlı ilişkileri, Çin dili ve modern Çin toplumu hakkında genel bilgiler bak: Asya, Çin, Güney ve Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya
Aşağıdaki metin, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın 5nci bölümüdür.
Not 16: I. Dariusun iktidarı gaspediş öyküsü üzerine kısa sözler.
Not 17: Bazı eski merkezi imparatorluklar ve yıkılış nedenleri üzerine kısa sözler.
Not 18: Chin Hanedanının yıkılış öyküsünün benzerleri tarihte çok yaşanmıştır ve Med hükümdarı Astyagesin serüvenini üzerine kısa not bak: Asya, Çin, Güney ve Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya
Çin Halk Cumhuriyeti 1 Ekim 1949 günü resmen kurulmuştur. Her yıl aynı gün ülkenin ulusal bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu güne ulaşmak Çin halkı için hiçte kolay olmamıştır... Çin halkının emperyalist güçlere karşı vermiş olduğu acılarla dolu uzun ve olağanüstü zor mücadele tarihinden dört bölümü aşağıda bulacaksınız. Bunlar, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın sadece dört bölümüdürler. Umarım anlatılanlar okuyucularına yardımcı olabilir.- Yusuf Küpeli, 2005-09-29
11- Milliyetçiler, Sun Yat-sen, Kuomintang ve yeni doğmuş Sovyetler Birliği üzerine kısa notlar
- Y. Küpeli
- Y. Küpeli
- Y. Küpeli
.- Y. Küpeli bak: Asya, Çin, Güney ve Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya
Yusuf Küpeli, Tolkienin Yüzük üçlüsü, Kıralın Dönüşü, bolkeseden verilen Oscar ödülleri ve W. Bushun Haçlı Seferi Tolkienin bu ikiye bölünmüş olan ve sembolleriyle birlikte birbirlerine karşı savaşan gerçekdışı siyah ve beyaz dünyasında... (...) Rudyard Kipling (1865- 1936), Batı batıdır, Doğu ise doğu; bu ikisi savaş alanı dışında asla karşılaşmazlar!, demiştir. Tolkienin verdiği mesaj da bundan başka birşey değildir ve Kıralın Dönüşü filmindeki o -kurgu- savaş alanında yokedilen Doğunun dünyasıdır. Şüphesiz Batının insancıl bir kültürü, insancıl yazarları da... bak: Kültür

5) Irak halkının trajedisinin farklı aşamaları, İngiliz işgali, monarşi, cumhuriyet, iktidar kavgaları, İran ile savaş, Kuveytin işgali üzerine notlar
6) Kuveytin işgali ile başlayan çöl ve yalan fırtınası, 12 yıllık sürekli yıkımın taşları ile döşenen işgal yolu
7) İşgalin beşinci yılında Irak halkının trajedisi ve işgal gücünün zulmü üzerine...
ayrıca bak: Direnen Irak + ABD- AB- Türkiye- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları
"Türkiye'de 90 nükleer başlık var, def edin!"
CHP'li Elekdağ'ın Türkiye'deki nükleer başlıklarla ilgili konuşması şöyle:
Yusuf Küpeli, Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık
Bir önceki yılın, 2008'in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının...
Up
to date information on Iraq and the Iraqi resistance you will always
find at Whole World Press
in English, French, Italian, Russian, Arabic a.s.o.
Daily Articles and News - ENGLISH
IRAQ: This wall is their grave
Video: Iraq: Mixing Oil & Blood
|
|
|
1) Özünde muhatabım olmayan, sadece gerçeklerin anlatılması için aracı olan Selehattin Okur adlı komik kişinin kuyruklu yalanları üzerine kısa kısa
2) Önce, bir diğer yalancının uydurmaları ve Filistin örgütüne gidiş öncesi yaşananlar, işgal, TUSLOG eylemi ve diğerleri üzerine kısa kısa
3) Yolculuk sırasında ve eğitim kampında yaşananlar üzerine kısa kısa
4) Savaş kampında tek Türkiyeli olarak yaşadıklarım ve Türkiyede kitlelerden kopuk bireysel terör üzerine kısa kısa
not: Topalamı 12 punto ile 65 A-4 sayfası tutan bu metin, yaşamımım bir yıldan daha az bir kısmını kapsamaktadır. Umarım buradaki gerçekler ilginizi çeker ve sonuna dek okursunuz- Y. Küupeli
ayrıca bak:Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi
|
|
Yusuf Küpeli, Demokrasi mavalı ve İrana ve Suriyeye yönelik saldırının gerisinde duran emperyalist düşler üzerine (...) Ortadoğuda yeralan ortaçağ kalıntısı dini monarşilerin yakın müttefiki ve dostu olan ABD ve NATO açısından, Suriye ve İranın, özellikle İranın, ekonomik kaynaklarının ve stratejik öneminin ötesinde hesaba katılacak yanları yoktur. Demokrasi ve insan hakları söylemleri, emperyalist askeri bir müdahalenin bahaneleridirler sadece... ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon |
|
1) Genel bir bakış ve Clausewitz
2)
3) Amerikan kurtuluş savaşı, içsavaş, ve ordu
5) Çin devrimi, ve silahlı kuvvetler
6) Askeri müdahaleler üzerine kısa notlar
6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi
6- b) Guatemala, United Fruit Company, ve halkcı Cuhurbaşkanı Arbenze karşı CIA dabesi
6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi
6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumbanın vahşice öldürülüşü
6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar
6- h) Sözü bağlarken ahmakça ve denetim altında bazı terör eylemlerinden ve provokatörlerden örneklerle 12 mart ve 12 Eylül müdahaleleri üzerine kısa notlar (Bu son bölüm ve beraberinde kaynaklar ileride yüklenecektir.)
ayrıca bak: Kültür |
|
not: Dede Korkut öyküleri ile ilgili aşağudaki metin, aslında, yakında sinbad.nu'ye yüklenecek olan "TÜRK DİLLERİ VE BU DİLLERİ KONUŞAN HALKLAR ÜZERİNE NOTLAR" başlıklı kitabın bölümlerinden birisidir. Sözkonusu metin bağımsız olarak ta okunabileceği için, önceden sayfaya yüklemeyi uygun buldum. Sanırım ilginizi çeker. İyi okumalar dileğiyle.- Yusuf Küpeli
Yusuf Küpeli, TÜRK HALK EDEBİYATININ EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN DEDE KORKUT ÖYKÜLERİ ÜZERİNE ÇOK KISA NOTLAR (...) Sonuçta, bir yedi (başlangıç bölümü ve altı öykü) ve bir de oniki öyküden oluşan iki ayrı nüshası bulunabilen, ve birçok araştırmacıya göre muhtemelen 1300lü yıllarda, Akkoyunlu devletinin egemenliğinin başlamakta olduğu dönemde -mükemmel bir Oğuz türkçesi ile- kaleme alınmiş olan Dede Korkut Öyküleri, Anadolunun kuzeydoğusunda, Güney Kafkasyada yaşayan ve Sufi inançlara sahiboldukları anlaşılan Türk aşiretlerinin serüvenlerini anlatmaktadır. Yalnız, bunların arasına daha önceki dönemlerde ve biraz farklı coğrafyalarda yaşamış olan Türkmenlerin serüvenleri de karışmış olabilir... (...) Diğer yandan, Dede Korkut öykülerinin kaleme alınışları ile ilgili tarihleri biraz daha önceye, veya sonraya taşıyan arştırmacılar da bulunmaktadır. Ayrıca, Dede korkut öykülerine konu olan serüvenlerin birkaç yüzyıl daha erken dönemlere ait oldukları ama, 1300lü yıllarda kaleme alındıkları hakkında iddialar da bulunmaktadır. Akla pek ters gelmeyen tüm bu iddialar aslında tartışılabilirler ama, bu metnin amacı, tarihleri tartışmak değil, Dede Korkut öyküleri ile Homerosun Odysseia (Odysséen) destanı arasındaki ortaklıklar hakkında bilgi vermektir. Birde, neden 12 öykü olduğu üzerine gerçeği açıklamaktır... metnin tamamı için tıkla ayruca bak: Kültür |
|
not: aşağıdaki metinler, çeviri, 8 Haziran akşamı İsveç saati ile 23:15'de (Türkiye saati ile 00:15) gözden geçirildi, ve görülen bazı hatalar düzeltildi.- Y.K. Yusuf Küpeli, Yangın yayılırken Türkiyenin yakın çevresinde, özellikle güneyinde ve güneydoğusunda -tüm Ortadoğuyu, hatta dünyayı sarabilecek- tehlikeli gelişmeler yaşanmaktadır ama, yazılı ve görsel basın bunların çok çok azından, o da sokak gösterileri ile sınırlı olanlarından sözetmektedir sadece... metnin tamamı için tıkla
Yazar: Rick Rozoff Türkçesi: Yusuf Küpeli Global Research, 26 Mayıs 2011 http://campaign.r20.constantcontact.com:80/render?llr=o8b4necab&v=001ok9oKmGhv2V4iM4Bc9xseyV6N1qiXDdiVTg0YDqSKA6PKOoZsulPjm0h9TlB8FaUmB-w5ZyWF4YeWzLBWi92SOwY67-fmEBDDPAN8xJ2ens%3D Stop NATO Dönemin Anglo-Amerikan emperyalizminin bayraktarları, Başkan Obama ve Başbakan David Cameron, Afganistana ve Libyaya yönelik olarak Washingtonun ve Londranın önderliğindeki NATO kumandasında sürdürülen dünyanın iki saldırı savaşını tartışmak üzere 25 Mayıs günü Londrada buluştular... çevirinin tamamına ulaşmak içintıkla ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon
By Rick Rozoff |
|
(...) Anadolu Selçuklu Devleti en geniş sınırlarına ulaşmıştır ama, kargaşa durmamıştır. Başkaldırmış Harizimli güçlerinin, Harizimlilere karşı birleşmiş Selçuklu ve Eyyubi ordularının Doğu illerindeki manevralarından halk yorgundur, yoksullaşmaktadır... Selçuklu aristokrasisinin, Sultan Gıyasettin Keyhüsrevin ve çevresinin yaşam tarzları, şarabın su gibi aktığı sefahat alemleri, ve Gürcü prensesi ile Keyhüsrevin yaşadıkları hakkında çıkan söylentiler, halkı, özellikle tamamen farklı bir dünya görüşüne ve zor kanaatkar bir yaşama sahibolan göçebe Türkmenleri rahatsız etmektedir... İranı elegeçiren, Selçuklu ve Irak sınırına dek ulaşmış olan Moğol güçlerinin saldırıları, Anadoluya doğru Türkmen göçünü yoğunlaştırmıştır... Artık, Moğol atlarının rüzgarı Anadoluda da esmek üzeredir... İşte tam bu sırada, 1240 yılında, Baba İshak Ayaklanması patlayacaktır...
Yusuf Küpeli, Baba İshak, ya da Babai ayaklanması üzerine kısa notlar
Moğolların önünden Anadoluya akan Türkmenler, biçimsel olarak Müslüman olmakla birlikte, özünde eski inançlarından, Şamanizme bağlılıktan kopmamışlardır. Eski İran dini Zoroastrianismde olduğu gibi iyilik ile kötülüğün kaynaklarını kesin çizgilerle birbirinden ayıran Şamanizmin etkisindeki Türkmenler, daha önce de ifade etmiş olduğum gibi, Sünni İslam tarafından -Kuranın metninin dışında işlerle uğraşan anlamına- batıni katagorisi içindeki tarikatları (yolları), özellikle Zoroastrianismden etkilenmiş Sufi İslamın değişik biçimlerini seçmişlerdir. Bunlara manevi anlamda önderik edenler de, eski Şaman giysilerini atıp kolayca basit, ucuz, yün Sufi deviş hırkalarına bürünen ve sonderece basit bir yaşam süren Sofular olmuşlardır... metnin tamamı için tıkla ayrıca bak: Kültür |
|
Dikkat! Not: Herhangi bir kişi ve kurum ile rekabet halinde değilim ama, açık konuşmak gerekirse, Libya'da yaşananlarla ilgili olarak günlük basında ciddi, çok yönlü, açıklayıcı bir yazı bulabilmek olanaksızdır. Libya ile ilgili aşağıdaki metin, zor bir çalışmanın ürünüdür. Özellikle ikinci bölüm, Libya'da olanları anlayabilmek için önem taşımaktadır. Umarım metni baştan sona okursunuz. Selamlarımla.- Y. Küpeli
Yusuf Küpeli, Libya, İnsan hakları ve demokrasi bahane
- Kapitalism, savaş ve kanla beslenen çürümüş sistem (...) Kısacası, düzeltici savaş, bir avuç askeri-endüstri kompleksin, bunlarla ilintili şirketlerin, fosil enerjilere dayalı tekellerinin, başta otomotiv sektörü olmak üzere bunlarla bağlantılı tüm endüstrilerin durumlarını düzeltir, bu endüstrileri bir ölçüde krizden çıkartırken, başta saldırıya uğrayan Libya halkı, Irak halkı, Afgan halkı, Balkan halkları gibi daha birçok halkın felaketi olmuştur, olmaktadır Şüphesiz bu ölçüde çürümüş bir sitem içinde yalan, ikiyüzlülük, şimdiye dek görülmemiş düzeylere ulaşırken, tüm bu kanlı talanların, katliamların, özgürlükler ve demokrasi adına yapıldığı iddia edilmektedir. Talancılar, caniler, soykırımcılar, hertürlü insani felaketin mimarları, ortalıkta, demokrasi ve özgürlük savaşçısı maskeleriyle dolaşmaktadır... - Afrika, ABD, Çin, AFRICOM, Libya, ve petrol uğruna Haçlı Seferi (...) Bilinen dünya petrol rezervlerinin yüzde 10undan fazlasına, doğal gaz yataklarına, ve ayrıca zengin kömür, elmas, altın, platin, gümüş, bakır, krom, cobalt, kurşun, çinko, kalay, boksit (bauxite, aluminium filizi), titanium, antimony, tantalum, germanium, lithium, fosfat (phosphates), stratejik değeri olan uranium, radium, maliyeti düşük thorium yataklarına sahiptir Afrika kıtası. Diğer yandan, ABD tarafından depolanan stratejik madenler katagorisi içindeki cobalt (kobalt) rezervlerinin yarıdan fazlası yine Afrika kıtasındadır. Ve Çin Halk Cumhuriyetinin bu kıtadaki yatırımları hızla artmaktadır... Sonuçta, halkı yoksul kendisi zengin Afrika Kıtasına rakipsiz sahibolabilmek için ABD, Şubat 2007de, ABD Afrika Kumandanlığını (U.S. Africa Command, AFRICOM) kurmuştur. Başkan George W. Bush, 6 Şubat 2008 günü AFRICOMun kuruluşunu onaylamıştır... Aslında ABDnin Afrikadaki askeri varlığı... (...) ABDnin Afrika ile ilgili korkularının ve telaşlı saldırganlığının nedeni bellidir... Chinas military presence in Africa and the possibility of path başlıklı ve 31 Mart 2010 tarihli anonim makalede belirtilen Dünya Bankası raporuna göre, 2001- 2006 yıllarında Çin yönetimi, Sahra-altı Afrika ülkelerinin ekonomik alt yapılarını oluşturabilmek amacıyla, yılda bir milyar dolardan aşağı olmamak üzere toplam 70 milyar dolarlık (ABD doları) yatırım yapmıştır. Bu projelerin yaklaşık üçte ikisi hidroelektrik santralları ve demiryolu projeleri ile ilgilidir... (...) Diğer yandan Çin, petrol alanlarını ve Çinin bölgedeki petrol üretim alanını koruması amacıyla, 2007 yılında, Sudana bir tabur asker yollamıştır. Bu, Çinin deniz aşırı bir ülkeye ilk kez asker yerleştirme operasyonudur. Böylece Batı, ilk kez Çin ile karşı karşıya gelmektedir ve anlaşılmış olacağı gibi AFRICOMun kuruluşunun aynı yıla rastlaması da bir tesadüf değildir... Ayrıca Sudana ek olarak Çin, Nigeriaya ve Angolaya özel ilgi göstermektedir... (...) Libyada yaşanmakta olanlar da, Kosova ile ilgili olarak yukarıda özetlenmiş olanların farklı bir düzeyde tekrarından başka birşey değildir... (...) Americas Planned Nucleer Attack on Libya başlıklı makaleden -kaynakları ile birlikte- öğreniyoruz ki, Libyaya yönelik savaş planları 20 yılı aşkın süredir Pentagonun gündemindedir. Ronald Reagan, 14 Nisan 1986da, Libyaya yönelik bir seri bombardıman için emir vermiştir. Clinton yönetimi, Monica Lewinsky skandalının zirve yaptığı günlerde, 1997 yılında, Libyaya yönelik bir nükleer saldırı planlamıştır... Tripolinin 60 km kadar doğusunda olan 200 bin nüfuslu Tarhunah kentinde yeraltına inşaedildiği düşünülen bir kimya fabrikasına karşı kullanılmak üzer -Hiroşima bombasının üçte ikisi kadar güce sahip ve toprağın derinliğine işleyen- bir atom bombası, B61-11 taktik nükleer silah, bu kirli iş için hazırlanmıştır. Sözkonusu gizli tehlikeden tam 11 gün sonra ABD yönetimi... (...) Libyanın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe (NFSL, National Front for the Salvation of Libya), İsrailde ve ABDde eğitilmiş... (...) Libya Muhalefeti İçin Ulusal Konferans (NCLO, National Conference for the Libyan Opposition), Gaddafiye yönelik savaşı yöneten asıl gruptur. Merkezi Londrada olduğuna göre, Libyaya yönelik savaşı asıl olarak İngiliz dış istihbarat servisi MI6in ve özel birlikler kumandanlığının yönetmekte olduğu da iddia edilebilir. (...) Libya Uğruna Savaşan İslami Topluluk (Cemaat) veya Libya İslamcı Savaş Grubu (Al-Jamaa al-İslamiyyah al-Muqatilah bi-Libya) adlı örgütlenme... (...) El Kaide bağlantılı... metnin tamamı için tıkla ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon + Latinamerika & Afrika |
|
Yusuf Küpeli, Türkiyede demokrasinin kıstaslarından sıkmabaşa özgürlük gürültüsü ve TÜRKİYE'nin ORTADOĞU POLİTİKALARI ÜZERİNE NOTLAR Geriye gidişin kıstası olarak, sıkmabaş Türkiye-İsrail, ABD, Suriye-İran üzerine Bölgesel manipülasyon hesapları ışığında sıkmabaş ve yeşile boyanmış baskıcı rejime doğru metnin tamamına ulaşmak için tıkla "Erkek Egemen Türkiye" (haberx) Kadınların 3'te 1'i şiddet görüyor (haberx) |
|
Türkiye toplumunun gerçeğini yansıtan aynı tarihli iki haber: "Açlık sınırı 128 TL arttı" (07 Kasım 2010 Pazar, Haber X), ve "İstanbul Auto Show'da Ferrari ve Maserati'ler 5'er 5'er kapışıldı" (07/11/2010 Radikal) Y Küpeli'nin notunu ve haberleri görmek için tıkla + Yoksulluk artık geçici değil kalıcı 08 KASIM 2010 PAZARTESİ http://www.aksam.com.tr/2010/11/08/haber/guncel/17570/yoksulluk_artik_gecici_degil_kalici.html
ODTÜ öğretim üyesi Prof. Oğuz Işık uzun yıllardır yoksulluk üzerine
yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Işık, yeni süreç için şu değerlendirmeyi
yaptı: Geçmişte nöbetleşe yoksulluk vardı. Şimdi ise devredilmiyor. Onun
yerini müebbet yoksulluk aldı... (...) Dolayısıyla aynı gemideyiz hissi
artık yok oluyor. Kendilerini bu ülkenin bir parçası değilmiş hissetmeye
başlıyorlar...
Ayrıca bak: Yusuf Küpeli, Sözde vatandaş |
|
(...) Yeni yaşanabilir gezegenler bulup oralarda koloniler kurma fikri genel olarak doğru olmakla birlikte, bilgilerine ve anlayabildiğim kadarıyla evrenin yaradılışı ile ilgili düşüncesine derin saygı duyduğum Hawkingin sözkonusu -dünyayı en geç ikiyüz yıl içinde terketme- düşüncesindeki eksiklik ve çarpıklık, yukarıdaki paragrafta açıklanan gerçekte gizlidir... Gelecek yüz veya en çok ikiyüz yıl içinde bu dünyadan kaçarak başka gezegenlerde koloniler kurabilecek olanlar, aslında, ısınma ve sera etkileriyle gezegenimizde yaşanmakta olan doğal felaketlerin birinci derecede sorumlusu olan varlıklı yönetici elitten, ve yine nükleer bir yokoluş korkusunu insan soyuna yaşatmakta olan aynı emperylist yönetici elitten, azami kâr motivasyonu ile doğayı acımasızca yoketmekte olan yönetici elitten başkası değildir... (...) Örneğin, dünyanın kaynaklarını vahşice sömüren ve tüm pazarları denetleyen bir avuç tekelin asıl politik merkezi olan ABDnin, günümüzün en büyük emperyalist gücü ABDnin, nüfusu yeni 300 milyonu biraz aşmış ABDnin petrol tüketimi, ve dolayısıyla atmosfere Karbon salınımı, Japonyanın, milyarlık Çinin, yine milyarlık Hindistanın, Rusyanın, Almanyanın, Brezilyanın toplam tüketimine ve salınımına eşittir yaklaşık olarak. Yani ABD, tek başına bu ülkeler kadar dünyamızı, atmosferi kirletmektedir, ve buna ek olarak ABDnin nükleer silah kapasitesi, dünyamızı defalarca yokedebilecek güçtedir. Yine ABD, uzayı nükleer başlıklarla doldurduğu gibi, şimdi bir de, kısaca HAARP adını alan bir proje ile doğayı yokedici, yıkıcı bir silaha dönüştürmeye çalışmakta ve bu işin gelecek on yıl içinde tam kapasite ile kullanılabileceğini hesaplamaktadır... (...) German Watchın Aralık 2009da basıp yayınlamış olduğu Global Climate Risk Index (Küresel İklim Riski Cetveli) başlıklı araştırmaya göre, 1990- 2008 yıllarında iklim değişikliği sonucu yaşanmış olan doğal felaketlerden sırası ile en çok zararı Bangladesh, Myanmar (Burma), Honduras, Vietnam, Nicaragua, Haiti, Hindistan, Dominik Cumhuriyeti, Filipinler, ve Çin görmüşlerdir. Siz bunlara, 2008 Ağustos sonuna doğru... (...) Bunun ötesinde, aynı üsteki Amerikalı yetkililer, The Asian Human Rights Commissionun ve Pakistanlı subayların bildirdiklerine göre, denetimlerindeki hava üssünü nehir taşkınından koruyabilmek için, suları insanlarla meskun alanlara yönlendirmişlerdir... (...) Kaza adı verilen tüm bu cinayetlerin en korkuncu, içinde olduğumuz 2010 yılının 20 Nisan günü, yaklaşık 09:45 sularında, Meksika Körfezinde, Mississippi Deltasına yakın bir yerde, denizin 600 metre derinliğinde başlamıştır, ve halen, bu satırların yazılmakta olduğu 2 Eylül günü felaket sürmektedir... (...) Hemen hemen dört ay, ya da yaklaşık 120 gün boyunca, -canlı zengini- Meksika Körfezine hergün 5.000 varil ham petrol karışmıştır, ve bunun yüzde 80i halen... (...) Bilim adamlarına göre, dünya boyunca okyanuslardaki Oksijen eriyiğinin azalmasının iki temel nedeni vardır... (...) Dünya değerlerinin yarısından fazlası, tahminen en az 10 milyon bitki, hayvan, ve böcek (insect) türünün yarısından fazlası, tropik yağmur ormanlarında yaşamaktadır. Dünyamızdaki temiz suların beşte biri Amazon Çanağında bulunmaktadır. Bir hektar (10.000 metre kare) içinde 750 ağaç tipi ve 1.500 daha yüksek bitki türü bulunmaktadır. Gelişmiş dünyanın gıdalarının yüzde 80i yağmur ormanları ile bağlantılıdır ve bunların arasında -adları uzun bir liste oluşturacak- onlarca ve onlarca leziz meyva türleri vardır. Yağmur ormanlarında 3.000 çeşit meyva bulunmaktadır, ve Batı dünyası bunların ancak 200 tanesini kullanabilmektedir. Buna karşın, yağmur ormanlarında yaşamakta olan yerliler, sözkonusu meyvaların 2.000i aşkınını kullanmaktadırlar... (...) Daha önce ifade edilmiş olduğu gibi 1950 yılında dünyamızın karalarının yüzde 15 kadarını kaplayan yağmur ormanları, günümüzde ancak karaların yüzde 6 kadarında bulunmaktadır. Tahrip halen sürmektedir, ve yıkım bu hızla giderse, 2020 yılında, günümüzde varolanların yüzde 80- 90 kadarı yokolacaktır... (...) Halbuki, mevcut bilgilere göre, normal koşullarda, gezegenimizin daha 4.5 milyar yıl ömrü vardır. Ve gezegenimiz, ancak, yığınların bilinçli mücadeleleri ile kurtarılabilecektir. Hiçbir dönemde toplumsal hak arayışları ile, sınıf mücadeleleri ile doğa için mücadele bukadar iç içe geçmemişti, bir bütün haline gelmemişti. Bu artık bir varoluş-yokoluş mücadelesidir; yıkıcı güçler yıkılmadan insan soyu ne sosyal baskılardan kurtulabilecektir, ve ne de içinde varolduğumuz doğa yaşamını sürdürebilecektir... Uzayda küçük mavi bir nokta olan gezegenimiz, yaşatılmalıdır. metnin tamamı için tıkla
|
|
not: Aşağıdaki metin, 7 Ağustos 2010 akşamı, İsveç saati ile 23:30 (Türkiye zamanı ile, 08-08-2010, 00:30) sularında baştan sona gözden geçirildi, görülebilen tüm imla hataları, ve cümle bozuklukları düzeltildi. Ayrıca, anlatımı kolaylaştıran ve zenginleştiren birkaç yeni cümle metne eklendi- Y. Küpeli
Yusuf Küpeli, GEÇMİŞE DÖNÜŞLERLE İSRAİL ve IRKÇILIĞIN LANETLİ YOLUNDA İŞLENEN CİNAYETLER (...) Yukarıda özetlenmiş olan nedenlerin ışığında, İsrail ile ilgili yazmaya kalkışınca, söze nereden başlıyacağınızı bilemezsiniz. Ben yine de son günlerde basına yansımış olan bir olayı örnek olarak alıp, İsrailde egemen ırkçı düşünce yapısı ve İsrail devletinin cinayetleri üzerine bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Bu işi yaparken, zaman zaman gerilere gidecek, olayın İsrail tarihindeki ve Yahudi dinindeki köklerine inmeye çalışacağım. Böylece, parça parça da olsa, Yahudi toplumunun geçmişi hakkında birlikte birşeyler öğrenebileceğiz... (metnin tamamı için tıkla)
fanatik saldırgan Amerikalı Yahudi ve Karl Marks ile ilgili bir anım
|
|
Yusuf Küpeli, 1 Mayıs Müfrezesi ile Kuba gezisi 2009 a) ICAP, Julio Antonio Mella Enternasyonal Kampı, 1 Mayıs Müfrezesi, ABDde hapiste beş Kubalı ve Kuba gezisi üzerine kısa genel bilgiler b) ALBA, Camilo Cienfuegos Petrol Rafinerisi ve Kuba ekonomisi üzerine geziden kısa notlar c) Matanzas, tarla da iş, Devrim Müzesi, Dostluk Evinde mükemmel akşam yemeği, müzik ve dans ziyafeti d) Devrimin 50nci yılında 1 Mayıs kutlaması, ve Kuba ile dayanışma toplantısı e) Cienfuegos, lüks otel, sanat okulu ziyareti, ve Cienfuegos sokaklarında gezinti f) Cienfuegosda Rafineri işçilerinin mahalleleri, Devrimi Koruma Komiteleri, yeniden iş, Trinidad, poliklinik ziyareti ve Kubada tıbbi hizmetler üzerine notlar g) Santa Clara; savaş ganimeti müze tren; Che Guevaranın anıt mezarı, anıtı, ve Devrim Tarihi Müzesi; ICAP lokantasında öğle yemeği; Havanaya, kampa dönüş h) Uluslararası gece, farklı ülkelerin katılımcılarından yemek örnekleri, müzik dinletileri ve dans gösterileri, Havanada özgürce geçen son gün, Anneler Günü ve kampta son gece eğlencesi i) Havanada otelde geçen beş bağımsız gün, çevrenin adım adım keşfi, Capitol Binası, Santa Maria plajı, Havana turu ve dönüş + metne ulaşmak için tıkla ayrıca tıkla: Latinamerika & Afrika |
|
Daha önce, 22 Nisan 2009 günü, tüm bölümleri baştan yazmış olduğum notunu buraya yerleştirmiştim. Şimdi, 21 Mayıs 2009 sabahı, Kuba ile ilgili aşağıdaki metne yeniden bazı ufak eklemeler yaptım. Bu arada metnin bazı yerlerinde çok ufak düzeltmeler...
Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar 1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupanın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı 1 a- Amerika Kıtasına ilk yerleşimler üzerine kısa notlar 1 b- Amerika Kıtasına ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar 1 c- Piri Reis haritası ve Kolomptan 71 yıl önce Amerika Kıtasının her iki yanını ve Avustralyayı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar (devamı için tıkla) |
|
Yusuf Küpeli, Zehir, yavaş yavaş zehirlenen toplumlar (...) Aynen Napolyonun en yakınındaki güvenilir kişi tarafından yavaş yavaş zehirlenmesi gibi, toplumlar da bazı dönemlerde güvenip başlarına oturttukları kişilerce daha kolay zehirlenip ölüme sürüklenebilirler... Devlet olanakları da kullanılarak Türkiye Cumhuriyeti toplumunun özellikle göreceli az eğitimli bölümlerinin, henüz yetişme çağında olan genç nesillerinin değişik hurafelerle (boş inançlarla), bilim dışı hertürlü pislikle, kadınları safların en gerilerine iten çağdışı ataerkil kültürlerle, sınıflardışı yozlaştırıcı alt kültürler aracılığıyla yalanın en yapışkan yokedici ağlarına yavaş yavaş çekilip zihinsel anlamda zehirlenmeleri, ve tüm bunların demokrasi adına yapılıyor olmaları, artık açıkça görülebilir ve aynızamanda sonderece anlaşılabilir gerçeklerdir... ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih Yusuf Küpeli, YÜZ TEMEL ESER VE YOZLAŞMA ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ bak: Kültür (bazı eski metinler)
Yusuf Küpeli, Laiklik, Cumhuriyetin en trajik açmazı ve çürütülen Cumhuriyet üzerine - Cumhuriyetimizi koruyalım! (...) Böyle iğmesi artarak değişen bir dünyada, 83 yıl önce temelleri atılmış olan bir cumhuriyeti olduğu gibi korumaya yönelik çağrılar, asker, yerinde say!, ya da kıt-a dur! gibi komutları çağrıştırmaktadır... (...) Ya daha ileriye gidilecektir, ya da cumhuriyetin -vaktiyle elde edilmiş- tüm olumlu kazanımları da yitirilecek ve... - cumhuriyet ve demokrasi üzerine bazı notlar (...) Burada önemli olan, üzerlerinde oynanmış resimleri değil, olayların ve kişilerin... - Türkiye Cumhuriyeti, laiklik, demokrasi ve cumhuriyetin en trajik açmazı üzerine kısa notlar (...) Aslında, sınıflı toplumlarda tüm üstyapı kurumları istismara açıktır ve birtakım seçilmişler vallahi derlerken de, veya olmayan namusları üzerine... not 1, teneke-davul ve ıslık çalmak gibi sözcüklerle ilgili not 2, Avrasya deyiminin anlamı üzerine not 3, Yugoslavya deneyi ve birtakım diğer trajik deneyler üzerine not 4, şıracının şahidi bozacıdır özdeyişine uygun savunma ve bilim ve dogmalar ve politik iktidar üzerine Yusuf küpeli, 10 Kasım 2006 ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih |
|
Not: Aşağıdaki Osmanlıda kültürel farklılaşma üzerine çok kısa bir-iki söz başlıklı metin, yakında Sinbada yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Bu metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbada yerleştiriyorum.- Y.K. 22 Aralık 2008 Yusuf Küpeli, Osmanlıda kültürel farklılaşma üzerine çok kısa bir-iki söz Zenginleşip güçlendikçe farklılaşan, köklerinden kopan Osmanlı hanedanı, üst sınıflara özgü mutlak iktidar tutkusunun yanında, derin bir paranoyaya da sürüklenmişti. Bunlar, sadece Osmanlı hanedanına özgü süreçler değil, medenileşen, sınıf ayrımına uğrayan, gerçek anlamıyla devlet örgütlenmesine giden tüm toplumlara özgü gelişmelerdir... ayrica bak: Kültür |
|
Yusuf Küpeli, Timurlenk ve türkçe üzerine çok kısa bilgiler Timurlenk ve ordusu biçimsel olarak ılımlı İslamın temsilcisi görünümünde idiler ama, özünde düşünce biçimleri Şamanist idi. Ilımlı İslam derken... Onun resmen Hanefi mezhebine bağlı olduğu yazılmakla birlikte, asıl olarak Şaman inanç ve geleneklerine uygun davranıp yaşadığı ifade edilmektedir. Burada ılımlı İslam sözcüğü ile kastedilen, günümüzde Batının, ABD servislerinin politik amaçlı olarak uydurdukları ılımlı İslam ifadesinden tamamen farklıdır. Ve zaten, Sünni İslam içindeki Hanefi mezhebi, diğerlerine göre daha ılımlı görüşlere sahiptir. Sufi İslam içinde de, daha katı ve daha ılımlı akımlar mevcuttur... ayrica bak: Kültür |
|
Aşağıdaki metin, yakında Sinbada yerleştireceğim Balkanlar ile igili kitabın içinden alınıp yeni bir başlıkla ayrıca basılmıştır. Umarım ilginizi çeker. Y. Küpeli, 4 Aralık 2008 Yusuf Küpeli, Mani, Manicheizm, Bogomilizm, Ban Kulin ve Şeyh Bedreddin üzerine çok kısa notlar (...) İzleri Osmanlı devleti tarafından ne ölçüde silinmiş olursa olsun, Şeyh Bedreddinin tasavvuf anlayışının temelinde asıl olarak Mani inancının, düalist Manicheizm felsefesinin ve kozmolojisinin durduğunu yeniden ifade etmek istiyorum... Hernekadar Maninin izleri İran (Sasani) egemenlik alanı içinde dahi silinmeye çalışılmış olsa da, Manicheizm ile ilgili en önemli metinler Kahirede bulunmuştur. Ve Bedreddin, Medrese eğitimini, teoloji eğitimini, Memluklu Devletinin (1250- 1517) merkezi Kahirede görmüştür... Yine Onun, Balkanlarda varlığını sürdürmekte olan Bogomilizm inancı yandaşlarıyla, Bogomil Kilisesi ile bağı olduğu anlaşılmaktadır. Bu kilise, Bedreddinin idam edilmiş olduğu 1416 veya 1420 yılından çok sonralara, 1400lü yılların sonuna dek yaşamını sürdürebilmiştir... ayrica bak: Kültür |
|
Not: Aşağıdaki Stenka Razin, ve Pugachev ayaklanmaları, ve A. Pushkin, ve Dekabristler üzerine çok kısa notlar başlıklı metin, yakında Sinbada yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Bu metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbada yerleştiriyorum. Umarım yararlı olur. Yusuf Küpeli, 30 Kasım 2008 Giriş Aslında, 1300lü ve 1400lü yıllar boyunca tüm Batı Avrupada köylü ayaklanmaları yaşanacaktı. Toprakla birlikte alınıp satılabilen ve Serf adını alan toprak kölesi konumundaki bu köylüler, dini ideolojilerle ayaklanacaklardı. İngilterede, 1381 yılında büyük bir köylü ayaklanması olacaktı. Balkanlarda Sloven köylüleri, 1400lü ve 1500lü yıllarda Habsburg hanedanına karşı isyan bayrağını yükselteceklerdi. Habsbur yönetimi 1700lü yıllarda sistemde reform yapmak zorunda kalacaktı. Güney Almanya ve Avusturya, 1524- 26 yıllarında köylü isyanları ile sarsılacaktı. Yine aynışekilde, 1648- 53 yıllarında Fransada, yüksek vergilere karşı köylü isyanları olacaktı. Yine bir Balkan ülkesi olan ve Transilvanyayı da içine alan Macaristanda başlayan köylü ayaklanması, Avusturya Habsburg hanedanının gölgesinde kral olan Janos Zapolya (1487- 1540) tarafından 1514 yılında kanlı biçimde bastırılacaktı. Sonradan, 1526da itibaren Oda Avusturya Habsburg hanedanına karşı başkaldıracaktı... Bu ayaklanmalara, Rusyada yaşanan Stenka Razin ayaklanmasını (1670- 71) ve Pugachev ayaklanmasını (1773- 75) eklemek gerekir. Y. K. Yusuf Küpeli, Stenka Razin, ve Pugachev ayaklanmaları, ve A. Pushkin, ve Dekabristler üzerine çok kısa notlar
Stenka Razin
(1630- 1671) önderliğinde birkısım Güney Don havzası Kazağı (Cossack)
1670 yılında ayaklanacaktı. İlginçtir, halk şarkılarında yaşıyan
Razinin babası bir Kazak atamanı, Kazak askeri önderi olmakla
birlikte, annesi Türk asıllı idi...
ayrica
bak:
Kültür
|
|
yeni not: Aşağıdaki metne, 15 Aralık 2008 geceyarısı, iki yeni paragraf eklenmiştir! Aşağıdaki metin, yakında Sinbada yerleştireceğim Balkanlar ile igili kitabın içinden alınıp yeni bir başlıkla ayrıca basılmıştır. Umarım ilginizi çeker. Y. Küpeli, 25 Kasım 2008 Yusuf Küpeli, Devletler, azınlıklar, devşirmeler, Osmanlı, diğerleri, ve Obama üzerine kısa notlar Osmanlı için Balkan kökenlilerin, veya genel olarak farklı azınlık guruplarından gelenlerin, devşirme konumunda olanların, toplum içindeki genel durumları ile orantısız biçimde kazandıkları bireysel başarıları ve devlet kurumları içinde yükselişleri, -nedensellikleri ile- özel olarak incelenmelidir herhalde. Fakat yine de bilinmelidir ki, bu durum, sadece Osmanlı İmparatorluğuna özgü bir gerçek değildir... ayrica bak: Kültür |
|
a- Darius ve İskitler üzerine Herodotustan bir anlatım
b- Osset veya Alan halkının kimliği ve tarihi üzerine kısa bilgiler
c- Kuzey ve Güney Ossetya üzerine kısa bilgiler (...) Kleist komutasındaki birlikler, 1942 Eylü ayı başında, bir Kuzey Ossetya kenti olan ve bu küçük ülkenin kuzeyinde bulunan Mozdok yakınlarında Terek Nehri geçitlerini aşıp -petrol alanlarına ulaşmalarını sağlayacak- son darbeyi vurmaya çalışırlarken, durdurulacaklardı. Nazi birlikleri, Osset topraklarında, Terek Nehrinin güneyinde patinaj yapmaya başlayacaklardı. Kasım 1942de Vladikavkaza (Ordzhonikidze) giremeye çalışan Nazi güçleri, bu işi de başaramayacaklardı. Artık Kafkasyada ilerlemeleri durdurulmuştu ama, Stalingradda kanlı savaşlar sürüyordu... Alan-Osset halkı Nazilere geçit vermeyecekti... II. Dünya Savaşının başlangıcında -güneyi ve kuzeyi ile- toplam nüfusu 340 bin olan Ossetya halkı, savaşa 89 900 asker ve subayla katılmıştı. Bunlardan 46 bini savaş sırasında canlarını yitirecekti. Savaşa katılanların 34 bin tanesi, yani savaşta sağ kalanların dörtte üçünden biraz fazlası, en yüksek derecede Sovyet onuru anlamına gelen Sovyetler Birliği Kahramanı madalyası ve ünvanıyla onurlandırılacaktı. Yine kendi verdikleri bilgilere göre...
- Ordzhonikidze - Nagorno-Karabağ - savaşın kaderini berirleyen Stalingrad ve Kursk muharebeleri
ayrıca bak: Sovyet Devrimi ve Savaş Alanı KAFKASLAR |
|
![]() (...) Yukarıda özetlenen bilgilerin ışığında, kendisinden daha hafif olan Breslau zırhlısı ile birlikte Ağustos 1914de Karadenize girip Rus limanlarını bombalayarak Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmesine yolaçmış olan -25 bin ton ağırlığındaki ve 186.6 m uzunluğundaki- Alman Akdeniz Filosunun sancak gemisi ağır zırhlı Goeben (Yavuz), Ağustos 2008de Karadenize girerek Gürcistanın Batum limanına demirlemiş olan -dolu haliyle- 8,915 ton ağırlığa ve 154 m uzunluğa sahip USS McFaul destroyerinden kıyaslanamayacak kadar az tahrip gücüne sahip idi.... ayrıca bak: Sovyet Devrimi ve Savaş Alanı KAFKASLAR
not: Aşağıdaki metinin görülebilen imla hataları, anlaşılması zor düşük cümleleri, 4 Eylül 2008 günü öğleden sonra düzeltilmiş ve metne bir-iki cümle daha eklenmiştir. Okuyuculara duyurulu! Yusuf Küpeli, Kafkaslarda körüklenen ateş ve sonuçları üzerine
(...) Gürcistanda sağlanacak tam bir ABD-NATO egemenliği, tüm Kafkasların gerçek anlamıyla ABDnin eline geçmesinin başlangıcı olacaktır...
b- geçmişten miras gerilim ve emperyalist hesaplar (...) Rusyaya saldırıyı kolaylaştıracak biçimde NATOnun Doğu Avrupa ülkelerine, Baltık ülkelerine, yine bazı yeni Balkan ülkelerine dek genişletilmesi, ve hatta başta Gürcistan olmak üzere bazı Kafkas ülkelerinin NATOya üye yapılmalarının hesaplanması, Gürcistanın NATO ile geliştirmiş olduğu ilişkiler, Rusya Federasyonunu çembere alma işini Kafkaslara ve Karadenize dek uzatmak, uluslararası gerilimi Soğuk Savaş yıllarında olanı aşacak biçimde yükseltmek anlamına gelmektedir. Anlaşılmış olacağı gibi bu tavır, -kendi yararları ve hatta gelecekteki varlığı açısından- Rusya Federasyonunun kolay kabuledebileceği bir durum değildir...
c- olayın Türkiye açısından önemi üzerine (...) Montrönün geçerliliğini yitirmesi, sadece Rusya Federasyonuna değil, ondan çok daha fazla Türkiyeye zarar verir, Türkiyenin elindeki en önemli egemenlik alanlarından ve pazarlık kozlarından biri yokolur...
d- karşılıklı hamleler, tırmanan gerilim ve nereye dek (...) Kısacası, eğer ABD, Pentagon merkezli bir nükleer savaş çılgınlığı yaşanmazsa, toplu bir intihar olayı olmaz ise, yaşanan gelişmeler karşısında ve süreç içinde NATO dağılacaktır. Avrupa Doğuya daha çok yaklaşırken, kendi kabuğuna çekilmeye zorlanan ABD, önemli iç çatışmalara sürüklenecektir. Şüphesiz tüm bu gelişmeler, Avrupa ve Asya kıtalarında da yeni iktidar değişiklikleri getirecektir... Yani, doğa yıkımı dahil sayısız tehlikeye karşın gelecek, okadar umutsuz değildir...
ayrıca bak: Sovyet Devrimi ve Savaş Alanı KAFKASLAR |
|
(...) tüm bu sözde demokrasi kahramanı ülke yöneticileri, ABDnin Batı Pasifikteki yararları için, Meclise bile sormadan, genç vatan evlatlarını Koreye yollayıp öldürttüler. Bu politika yanlıştır!, diyenleri yaka-paça içeri tıktılar (...) Anıtkabiri (Atatürkün mozolesi) bombalatmaya ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük provokasyonunu yaratmaya çalışırken, birden... (...) Birleşmiş Milletler buradan elde edilen UNITA elmaslarının Batıda ticaretini yasaklamıştı ama, Mucahidin nasıl Batı pazarlarını eroine doyuruyorsa, UNITAnın da aynı Batıyı elmasa doyurmaması için bir neden yoktu. Her işin bir inceliği, ve bu incelikleri bilen uzmanları vardı... Gizli karanlık işlerde İsrail şirketleri uzmanlaşmışlardı. İsrail şirketleri ile elmaslarını sorunsuz Batı pazarlarına süren Savimbi, buradan elde ettiği tatlı kazançlarla istediği kadar silah ve cephane alabiliyor, ve yıkımını kesintisiz sürdürebiliyordu... Savimbi, tam hedefe yaklaştığını, Angolanın dalından düşen olgun bir meyva gibi eline teslim edileceğini düşlerken, ülkede, hükümetin denetlediği alanlarda, zengin petrol yatakları keşfedilecekti. Ülkenin bağımsızlığını sağlamış, devrimi gerçekleştirmiş iktidar partisi MPLA, Angola hükümeti, ABD şirketleri ile petrol anlaşmaları imzalar imzalamaz, Jonas Savimbi, aralarında iki generalinin de bulunduğu 21 askeriyle birlikte 22 Şubat 2002 günü delik deşik edilerek öldürülecekti... (...) Sonunda kalkacak, ve kulağıma fısıldar gibi, Amerikalılar buna, Tüm nehirler pislik akıyor!, derler deyip, evine gitmek üzere metro istasyonuna doğru yürüyecekti... (metnin tamamı için tıkla) ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih + ABD- AB- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları |
|
Farklı bölümlerden oluşan aşağıdaki göreceli uzun metin aslında 2003 yılı içinde çok daha büyük bir bütünün parçası olarak kaleme alınmıştır. Fakat araya giren diğer işler nedeniyle unutulup basılmamıştır. Metni, günümüzdeki yeni bilgilerle birmiktar zenginleştirerek Sinbat'a yerleştiriyorum.. Önce metnin birinci bölümünü yerleştiriyorum. Yarın ikinci bölümünü yerleştireceğim ve ardından sırasıyla diğer bölümler gelecekler. Birbirleri ile bağlantılı olmakla birlikte her bölüm ayrı bir yazı olarak okunabilir.- Yusuf Küpeli, 13 Nisan 2007 Yusuf Küpeli, ABDnin askeri gücü, toprakları dışındaki askeri üsleri, yayılması ve dünya egemenliği düşleri üzerine notlar
geliyor: 3- ABDnin Avrupa üsleri üzerine kısa notlar |
|
Yusuf Küpeli, Dünya imparatorluğu yolunda denizlerde egemenlik - Egemenliğe doğru ve kısaca jeoplitik teoriler - Denizlerde egemenliğin aygıtları, ABD filoları - Türkiyeyi de yakından ilgilendiren 6. Filo ve ABD- Türkiye ilişkileri üzerine bazı notlar ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları |
|
Yusuf Küpeli, Demokrasi, faşizm, inanç sömürüsü, Köşk'te türban ve Mango, ve kadınların ve çocukların gerçek durumları üzerine notlar - Kadınlar günü laf günü, Köşkte türban, kadınlara ve laikliğe emperyalist tuzaklar - Çökertilmiş sosyalist ve demokratik akımlar, erkeklerin ve kadınların sorumlulukları - Üniter devlet, ABDde yeni tutucular ve İsa kampı, Türkiyede varolan taklitçileri ve faşizm üzerine kısa notlar - Emperyalizmin tutsağı dünyamızda kadınların ve çocukların gerçek durumları üzerine kısa notlar ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih bağlantılı metinler: Yusuf Küpeli, Uluslararası Kadınlar Günü 8 Martı Selamlarken Yusuf Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı SİNBAD, YENİ KÖŞK MODASINI TÜM OKUYUCULARINA TANITIR. (fotoğraflarla birlikte haberi hazırlayan: Y. Küpeli, 2006.10.21) Yusuf Küpeli, Yaşananlardan çocuklarla ilgili bazı küçük kareler, ya da geleceğimizi kurşunlarken Yusuf Küpeli, Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar üzerine kısa notlar |
|
ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih |
|
Yusuf Küpeli, Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar üzerine kısa notlar a. Avrupalılar, Polonyalılar ve Türkiyeliler üzerine kısa notlar b. Hitleri iktidara taşıyan Alman ve ABD tekelleri, pusuda bekleyen İngiltere ve Fransa, Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası, Polonyaya saldırı ve II. Dünya Savaşı c. Nazi işgali altındaki Polonya, toplama ve ölüm kampları, Alman tekelleri ile birleşmiş ABD tekelleri, Üç Maymunları oynayan ABD yönetimi d. Varşova Ayaklanması, Büyük Biritanya ve Sovyetler Birliği e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır f. Notlar g. Kaynaklar
ayrıca bak: Irkçılık, Faşizm |
|
İsveç Komünist Partisi (SKP) adlı örgütün Riktpunkt adlı merkezi yayın organının 16 Ağustos 2006 tarihli 4ncü sayısında yayınlanmış olan... - Yusuf Küpeli, 18/ 11/ 2006 Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar - Bir terörist nedir? - Sionist-Nazi işbirliği - İsraile yönelik tehdit yoktur - Barışa ilk adım not 1: Malmö ve Sydsvenska Dagbladet not 2: Deir Yasin katliamı ve bu köye saldırıyı gerçekleştiren çeteler hakkında not 3: Kıral Davud Otelinin bombalanması hakkında not 4: Son günlerde basına yansımış olan katliamlar üzerine not 5: Eski Ahitten/ Tevrattan alıntılarla Yahudi dininin ırkçılığı ve sionist ırkçılığın kaynağı üzerine not 6: SS güvenlik örgütünün şefi olan Reinhardt Heydrich ve yaptıkları üzerine not 7: Ben-Gurion ve işleri hakkında Not 8: İsrail devletinin ırkçı yasaları ve İsrailin apartheid/ soy ayırımı politikası üzerine not 9: İsrailin Lübnana yönelik saldırısının nedeni üzerine analizim doğrulanırken not 10: Ben-Guriona ait bu sözler, hem bir suçluluk duygusu ile karışık derin bilinçaltı korkuların, hem ahmakça bir ırkçılığın ve hem de bunlarla bağlantılı tehlikeli bir deliliğin açığa vurmasıdır not 11: Vaktiyle bir ölçüde tanık olduğum aynı gerçekler ve intehar bombacısının psikolojisi üzerine not 12: Daha önce, not 8de hakkında bilgi vermiş olduğum resolution 194 hakkında bak: Filistin Memleketimdir |
|
Yusuf Küpeli, ABD yönetiminin İran politikaları ve İsrail devletinin rolü üzerine kısa not İsrail Genelkurmay Başkanının 2006 başındaki Türkiye ziyareti ile birlikte, karlı kış koşullarında operasyon yapabilecek dağ komandosu eğitimi için İsrail ordusunun Türkiye coğrafyasını kullanma istemleri üzerine... bak: Filistin Memleketimdir |
Yusuf
Küpeli,
Politik anlamda
renk körlüğü ve körlüklerinden memnun bilgiçlerin zevzeklikleri üzerine
(...) Renk körlüğü rahatsızlığının henüz tedavi edilememesi olgusuna karşın,
insan soyu için bu rahatsızlıkla kıyaslanamayacak ölçüde tehlikeli olan
toplumsal- politik anlamda renk körlüğünün -yaşanan çağın gelişmişlik
düzeyine göre- göreceli tedavisi vardır. Vardır ama, sözkonusu tedavi olayı
doğrudan doğruya politik iktidar sorunuyla ve ayrıca aydınların entellektüel
gelişmişlikleri ve namus düzeyleri ile bağlantılıdır... (...) Emperyalist
merkezlerin propoganda makineleri ile beslenen toplumsal- politik anlamdaki
renk körlüğü sorununun
gerisinde Vatikandan başka merkezler de vardır... (...)Bu bağlamda
koordinatör ünvanıyla bölgeye gelen emekli ABD generali için sözkonusu
silahlı örgüt sadece bir bahanedir, Türkiye yönetimini İran karşıtı bloğa
çekebilmenin araçlarından birisidir... Kısacası, resmin bütününde,
Türkiyenin emekçi halkından gelen askerleri ABDnin bölgedeki kanlı
oyunlarına alet etme, özellikle İrana karşı kullanma planı gözükmektedir ve
bu resme uyum sağlayan renk körü AKP dışişleri bakanının sözleri Türkiye
halkı açısından özel olarak utanç ve endişe vericidir... Bu kanlı tezgahın
daha ilerisinde gözüken tablo ise... (...) Yukarıdaki paragrafta özetlenerek
açıklanan tüm gerçeklerin ötesinde, bir dışişleri bakanının ağzından çıkan Bu
ABDnin başındaki bin işten sadece birisidir, ama Türkiyenin en önemli
birinci sorunudur(!), gibisinden bir söz, bakanın -şeklen de olsa-
temsilettiği halk açısından, ulus açısından sonderece aşağılayıcı ve
utanç vericidir...
ayrıca
bak:
Türkiye- politika- ekonomi-
tarih |
|
Yusuf Küpeli, Halkın ekmeğine ve özgürlüklerine saldıran 12 Eylül darbesi; hazırlık tatbikatı 12 Mart darbesi ve dünyanın en ünlü ajanprovokatörlerinden biri üzerine kısa notlar - 12 Eylül 1980 darbesi üzerine notlar a. Ahtapot operasyonu ve devletin teröristi b. Darbeye döşenen yoldaki faşist terörden bazı kısa örnekler c. Askeri müdahaleyi gerekli kılan, NATO açısından gelişmenin darbesiz atlatılmasını engelleyen nedenler - 12 Eylülün basamağı ve hazırlık tatbikatı olarak 12 Mart 1971 askeri darbesi üzerine kısa notlar a. 12 Martı 12 Eylül darbesinden ayıran temel özellikler üzerine not b. Baturun altının oyulması üzerine çok kısa bazı notlar c. sivil kesimdeki ayrışma üzerine çok kısa notlar d. Erim hükümetinin tasviyesi üzerine çok kısa notlar e. İz silme cinayetlerinden bazı örnekler f. 12 Mart Darbesinin 12 Eylül Darbesine başılaca katkıları - Düşünmeye çalışan insanlara yardımcı olmak amacıyla Çarlık Rusyasının gizli polisi Okhrana ve gerçek bir ajanprovokatör olan Azev üzerine kısa notlar bak: Irkçılık, Faşizm |