Sinbad, bilgi denizinde bir yelkenli

Sinbad'ı, 2006- 2010 yılları içinde 534 120 birey açmıştır. Sinbad'ı, 2011 yılı

içinde 89 989 birey ziyaret etmiştir. Sinbad'ı 2012 Ocak ayı içinde 9 974, Şubat ayı içinde 9 012, Mart ayı içinde 8 819, Nisan ayı içinde 8 957 birey ziyaret etmiştir.

    http://www.sinbad.nu/        yusufk@telia.com     

Türkiye- politika- ekonomi- tarih  Kültür  Kol ve kafa emekçileri Irkçılık, Faşizm Sovyet DevrimiKAFKASLAR Direnen Irak  & Iraq-english and other languages Filistin Memleketimdir Asya, Çin, Vietnam, Japonya  ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon Latinamerika & Afrika İnsan Hakları Kürtler Balkanlar Türkiye'den yazılar Basından Söylesiler  Kriminalite, hırsızlık, haksızlıkSinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi linkler  dünya saati-world clock

not: "Linkler " katagorisinden, ingilizce, Kuba, Hint, İran, Çin, Rus, Mısır basınına ve ilginç politik analizler bulabileceğiniz Centre for Research on Globalization gibi sayfaların, Irak direnişinin, insan hakları bildirgelerinin adreslerine ulaşabilirsiniz...

Yusuf Küpeli, OLAĞAN ve OLAĞANÜSTÜ, KORKU FİLMLERİNİ SIRADAN KOMEDİLERE DÖNÜŞTÜREN GERÇEKLER, DOĞAYA ve İNSANA NÜKLEER- BİYOLOJİK- KİMYASAL SALDIRI

a- Olağan ve olağanüstü

b- Stockhom’de bir konferans ve önce “portakal gazı”

b- 1. Bilimi insana karşı kullananlar üzerine genel kısa notlar

b- 2. Vietnam, portakal gazı ve Dr Hoang Trong Quynh’in verdiği bilgiler

c- Tüketilmiş Uranyum (DU- Depleted Uranium) içeren mermilerle gelen ölüm

c-  c c- 1. DU nedir, nasıl kullanılır? DU üzerine genel bilgiler

c- 2. DU ve 1991 Birinci Körfez Saldırısı’nda olanlar üzerine kısa notlar

c- 3. DU ve Balkanlar

c- 4. ABD ordusu Radyoloji Labaratuarı eski şefi Doug Rokke’ın tanıklığı

c-  5. Atom  ve “seks gücünü arttıran” radyasyon

c- 6. Basra’dan Dr Cevad al- Ali’nin 1991’den 2003’e uzanan süreç ve sonrasında DU’nun Irak’ta yaratmış olduğu ölümcül etkiler üzerine anlattıkları ve DU cephanesinin Afganistan’daki etkileri üzerine çok kısa notlar Bak: İnsan Hakları + Irkçılık, Faşizm 

 

Başbakan'ın son mal beyanı ve "açıklama gerektiren sualler"

 

Yusuf Küpeli, Barbara Olson, ya da “9/ 11 Hakkındaki Tüm Yalanların Anası”

+

Yusuf Küpeli, 11 eylül konspirasyonu, USA, İsrail  

 

Yusuf Küpeli, büyük köle ayaklanmasının önderi Spartaküs üzerine notlar

Spartakus, Rodoplar’da özgür bir Trak olarak doğmuş, Roma ordularına esir düşmüş, gladyatör olarak satılmış ve İsadan Önce 73’de 70- 80 kadar diğer gladyötör arkadaşı ile kaçmayı başararak Roma’yı temellerinden sarsacak... Spartaküs’ü 70- 80 bin kadarı silahlı olan ve diğerleri ile birlikte sayıları yüz bini aşan kölenin başında bak: Kol ve kafa emekçileri

 

Sovyetler’in doğuşu, 24 Ekim (6 Kasım) 1917 Ekim Devrimi, Sovyet Devrimi’nin Kafkaslar’da yayılması, V. I. Lenin- Mustafa Kemal Atatürk ilişkileri ve Sovyetler Birliği’nin yıkılışı üzerine kısa notlar Ekim 2003

Bölümler:

1.     1905, Sovyetler’in doğuşu; 1917, Şubat burjuva demokratik devrimi  ve Ekim Devrimi’ne doğru

2.     Ekim Devrimi’nin zaferi ve Batı kapitalizmi tarafından kışkırtılan içsavaş

3.     Ekim Devrimi’nin Kafkaslar'da yayılması, Moskova- Ankara/ Mustafa Kemal Atatürk- Lenin  ilişkileri üzerine notlar

4.     Sovyetler Birliği’nin çözülme süreci, Gorbaçov ve Birleşik Devletler Topluluğu’nun şekillenişi

 

İşçi, asker, bahriyeli delegelerden oluşan üç farklı temeldeki Sovyet adlı meclislerin rusçadaki asıl anlamı, salık verme, tavsiye, çağrı olmaktadır. Salık verme veya çağrı anlamına gelen Sovyet, ilk kez 1905 devrimi sırasında St. Petersburg’da kendiliğinden doğmuştur...

Ekim Devrimi ile ilgili diğer metinlere ulaşmak için tıkla: Sovyet Devrimi

 

Yusuf Küpeli, 15- 16 HAZİRAN 1970 BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ ÜZERİNE KISA NOTLAR

a- 15- 16 Haziran 1970’e uzanan süreç üzerine çok kısa anımsatmalar,

b- 15- 16 Haziran 1970 büyük işçi direnişi,

 

D Gününden/ Normandiya Çıkartması’ndan önce Ruslar Almanları yenilgiye uğratmışlardı + Sovyet Devrimi

 

 

Yusuf  Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı

Kadınları kefen gibi örten kara çarşafın, kafayı ve boynu sımsıkı sarıp sadece yüzün bir bölümünü açıkta bırakan sıkmabaş modasının İslamiyet ile doğrudan bağı olmadığı gibi, hele hele özgürlüklerle uzaktan yakından bağı yoktur. Tam tersine -kadının birinin malı olduğunu simgeleyen- bu tip giysiler, kadınlardan başlayarak tüm toplumu köleleştirmenin ilk büyük adımıdır. Günümüz Türkiye'sinde, kara çarşafın ve türbanın "özgürlüklerin" sembolü olduğunu iddia etmeye kalkanlar, öncelikle nüfusun yarısını köleleştirerek ülkeyi binlerce yıl geriye götürüp tamamen teslim almak isteyen emperyalist güçlerin ajanlarıdırlar, hiçbir değer yargısı olmayan din tüccarı satılık kişiliklerdir, karakter bozukluğu olan tipik psikopatlardır. Bu katagorilerin dışında safca sözkonusu oyuna gelenler varsa eğer, onlarda kör cahillerdir... Türban, kara çarşaf ve benzeri kadın giysileri ile ilgili kurallar, İsa'dan önce yaklaşık 1500'lü yıllarda tarih sahnesinde gözüken ve yine İ. Ö. 1000- 800'lü yıllarda büyük militarist bir güç olan acımasız Asuri İmparatorluğu'nun yasalarında vardı...  devamı

 

Nazi Almanyası ve Siyonist Irkçı İsrail'den -birbirini çağrıştıran- karşılıklı fotoğraflar, inkaredilemez benzerlikler, görmek için tıkla


 

 

Yusuf Küpeli, Soykırımlar, sömürgecilik, ırkçılık ve Batı toplumları; Soykırım suçlamaları ve gerçek soykırımlardan kısa notlar; gaz odalarında öldürülenler, yahudiler, çingeneler, ABD, İsviçre; Belçika, Ruanda katliamı ve Katolik Kilisesi; Latin Amerika, Afrika, Kongo, Angola, kısa kısa diğer örnekler ve Batı’nın üst sınıflarının derin ikiyüzlülükleri...

 

Yusuf Küpeli, Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar  üzerine kısa notlar

a. Avrupalılar, Polonyalılar ve Türkiyeliler üzerine kısa notlar

b. Hitler’i iktidara taşıyan Alman ve ABD tekelleri, pusuda bekleyen İngiltere ve Fransa, Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası, Polonya’ya saldırı ve II. Dünya Savaşı

c. Nazi işgali altındaki Polonya, toplama ve ölüm kampları, Alman tekelleri ile birleşmiş ABD tekelleri, “Üç Maymunları” oynayan ABD yönetimi

d. Varşova Ayaklanması, Büyük Biritanya ve Sovyetler Birliği

e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır

f. Notlar

g. Kaynaklar

ayrıca bak: Irkçılık, Faşizm

 

Yusuf Küpeli, Truman Doktrini ve Doğu Akdeniz’de sahnelenen trajedilerden bazı örnekler  Truman Doktrini, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına dek geçecek olan yaklaşık kırk yıl içindeki “Soğuk Savaş” sürecinde varolan saldırgan ABD dışpolitikasının temel çizgilerini en genel anlamıyla belirleyecekti. Bu doktrin, ABD yönetimlerinin Hitler’den daha güçlü biçimde dünyaya egemen olma hırsının en karakteristik çizgilerini biçimlemiş olmakla birlikte, asıl olarak Yunanistan’da ve Türkiye’de varolan siyasi rejim sorunları üzerine odaklanmıştı.  bak: ABD- AB- Türkiye- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları + Türkiye- politika- ekonomi- tarih

 

Yusuf Küpeli, KÜBA EKONOMİSİNDEKİ DEĞİŞİKLİKLER VE ALBA ÜZERİNE KISA NOTLAR

Bundan bir yılı aşkın süre önce, 2009 yılı Nisan ayının son haftası ve Mayıs ayının ilk iki haftası boyunca, tam 21 gün Küba’da kalmıştım. Devrimin 50nci yılında yapılan ve yaklaşık bir milyon kişinin katılmış olduğu 1 Mayıs geçitini izlemiştim ...

Küba’nın geleceği ile ilgili olarak ta, “Sözü uzatmadan birşeyler ifade etmek gerekirse, beş-altı yıl içinde Kuba’yı önemli değişikliklerin beklediği söylenebilir.”, demiştim.  (metnin devamı için tıkla)

 

OBAMA FREE THE CUBAN FIVE NOW!!!

 

HAVANA (LA HABANA) RÖPÖRTAJI, NAZIM HİKMET'in KENDİ SESİNDEN KÜBA DEVRİM TARİHİ. ANADOLU'dan ve DÜNYAMIZIN DİĞER HALKLARINDAN ÇAĞRIŞIMLARLA KÜBA DEVRİMİ VE KAZANDIRDIKLARI ÜZERİ GERÇEKLER. + Nazım Hikmet'ten diğer bazı şiirler ayrıca bak: Kültür  + Latinamerika & Afrika  

 

NAZIM HİKMET'İ 48 YIL ÖNCE BUGÜN, 3 HAZİRAN 1963 GÜNÜ YİTİRDİK

 

Martin Garat, Bolivya’da Kübalı Hekimler

Sağcı güçler ne ölçüde öfkelenirlerse öfkelensinler, yoksullar ancak bu şekilde sağlık yardımı alabilmektedirler. Gerçekte, Küba toplumunun diğer halklara yönelik hekim yardımı, daha birçok Latinamerika, Afrika ve Asya ülkelerinde sürmektedir. Tamamen karşılıksız, bedava hizmet... ayrıca bak: Latinamerika & Afrika

 

Nazım Hikmet'in kendi sesinden bazı şiirleri  & Nazım Hikmet’in Menderes’i uyaran  şiiri bak: Kültür

 

Y Küpeli, Dünya ve Türkiye tehlikeli delilere emanet

 

Yusuf Küpeli, Dini ve etnik çatışmaların kışkırtıldığı, baskı ve şiddetin egemen olduğu uluslarüstü tekellerin dünyasında kadın haklarından söz edilemez

 

Yusuf Küpeli, ATAERKİL BASKICI KÜLTÜRÜN EGEMEN KILINDIĞI KOŞULLARDA “KADIN HAKLARI” YALANI VE 8 MART ÜZERİNE

1) Kadın haklarının durumu üzerine bazı notlar

2) Kadınların ve tüm toplumun “başına

3) “İleri demokrasi” yalanı, ve kadına yönelik cinayetler

 

Yusuf Küpeli, Uluslararası Kadınlar Günü 8 Mart’ı Selamlarken

 

Yusuf Küpeli, Her türden sömürünün, baskının, iki-yüzlülüğün ve yalanın dünyasında uluslararası kadın günü üzerine kısa notlar

 

Yusuf  Küpeli, İlerlemekte olan postmodern faşizmin hedef tahtasında öncelikle kadınlar durmaktadır

 

Yusuf Küpeli, Bazı yerli faşist yalanlar, Thomas More, Ütopya, Vatikan ve Hitler üzerine kısa notlar

(...) Yalancının, faşistin yerlisi veya Avrupalısı olmaz ama, Batı’nın patronları benzer tezgahları çok daha büyük bir incelikle kurmakta, yalanı daha ustaca söylemektedirler... (...) Evet beklenemez ama, Papa XI. Pius (= XI. “inanmış”, veya XI. “mu’tekid”), 1935 yılında Thomas More’i Vatikan’ın “azizler” listesine almıştır. Papa tarafından inancın kutsal “şehidi” mertebesi ile taçlanan More’in “küçük altın kitabı” Ütopya...bak: Kültür & Irkçılık, Faşizm

 

Yusuf Küpeli, Radyasyon yüklü mantar bulutunun altında ani, yavaş, tarifsiz acılarla ölümün adı: Hıroşima ve Nagazaki! Ve sürmekte olan tehlike!

- Bundan 60 küsur yıl önce

- Neden Hıroşima ve Nagazaki?

- Günümüzde nükleer tehlike azalmış değil, artmıştır

"Saçlarım tutuştu önce, 
gözlerim yandı kavruldu. 
Bir avuç kül oluverdim, 
külüm havaya savruldu. 

Benim sizden kendim için 
hiçbir şey istediğim yok. 
Şeker bile yiyemez ki 
kâat gibi yanan çocuk."

 

Atom bombasına uzanan bilimsel araştırma sürecini, bombanın yapılışını, kullanılmasını ve yayılmasını özetleyerek anlatmaya çalışan “Yaşamın ve ölümün emrinde nükleer enerji” başlıklı kitabın ilk bölümlerini Sinbad’da yayınlamaya karar verdim. Başlangıçta, kitabı bitirdikten sonra tüm bölümleri birlikte topluca basmayı düşünmüştüm. Sonra baktım, her bölüm ayrı ayrı okunabilir. Bu nedenle tamamlanan bölümleri sırasıyla Sinbad'a yerleştireceğim. Sanırım sözkonusu kitap çok yakında tamamlanacaktır. Ve yararlanılan kaynakların listesi kitabın bütünüyle birlikte verilecektir. İyi okumalar dileğiyle.- Yusuf Küpeli, 12.05.2006

Yusuf Küpeli, Yaşamın ve ölümün emrinde nükleer enerji

a- Hıroşima, Nagasaki, Nükleer enerji  ve rakipsiz  dünya egemenliği düşleri

b- Geçmişin felsefi atom teorisinden modern atom teorisine geçişi sağlayan bilimsel buluşlar,  sözkonus buluşlarda kullanılan bazı adlar ve bilim adamlarının sorumlulukları üzerine

c- Atomun parçalanabilirliğinin anlaşılması, nükleer teknoloji de bazı ilk adımlar ve yeniden bilim adamlarının ağır sorumlulukları üzerine

d- Savaş alanında kullanılamayan Nazi bombası  

e- Zamana karşı Atom Bombası imali yarışı, Manhattan Projesi, Los Alamos Bilimsel Labaratuarı, “Küçük Oğlan” ve “Şişman Adam” (15.05.2006)

f- “Soğuk Savaş”ı başlatan ABD yönetiminin saldırgan politikaları, aynı süreç içinde Los Alamos Bilimsel Labaratuarı, Hidrojen Bombası ve bu bombanın yapımına karşı olan Oppenheimer üzerine (29 Mayıs 2006)

g- Sovyetler Birliği’nin ilk atom bombası deneyi, ABD’nin nükleer tekelinin yıkılışı ve “Çar Bombası” üzerine notlar  4 Haziran 2006

h- Soğuk Savaş’ın en ağır günleri, yeni faşist örgütlenmelerin ürettikleri komünizm korkusu, Senatör Joseph McCarthy’nin “komünist” avı, nükleer istihbarat, Kore Savaşı’nın gölgesinde nükleer casusluk duruşmaları ve Rosenberg çiftinin idamları (en son, yeni bölüm, 4 Temmuz 2006  devamı var) ayrıca bak: İnsan Hakları + Kültür

 

Yusuf Küpeli, Nedenleri ve sonuçlarıyla Peygamber Muhammed karikatürleri, provokasyonlar ve İslam toplumlarının gereksinimleri üzerine

bak: ABD- AB- Türkiye- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yusuf Küpeli, Hedefteki Müslüman Halklar ve İslam

 

EMPERYALİST BASKILAR ALTINDA MÜSLÜMAN HALKLAR, İSLAM İNANCININ KÜLTÜREL KÖKLERİ VE ANA KOLLARI ÜZERİNE KISA NOTLAR

 bak: Kültür

 

Aşağıdaki iki uzun metin, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın 2nci ve 3ncü bölümleridirler. Umarım anlatılanlar okuyucularına yardımcı olabilir.- Yusuf Küpeli, 2 Aralık 2005   

2- Çin mitolojisi, inançları, eski düşünce sistemi ve Çin klasikleri üzerine çok kısa notlar

3- Çin’de Çin kökenli olmayan inançlar: Budizm, Hıristiyanlık, Manicilik ve İslam bak: Kültür

Aşağıdaki metin, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın 4ncü bölümüdür.

Yusuf Küpeli, 4- Dört bin yıl boyunca Çin’i yönetmiş olan hanedanların sıralanışları, geçmişte Doğu'nun ve Batı'nın sınırlı ilişkileri, Çin dili ve modern Çin toplumu hakkında genel bilgiler  bak: Asya, Çin, Güney ve Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

Aşağıdaki metin, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın 5nci bölümüdür.

Yusuf Küpeli, 5- Çin adının kökeni Ch’in imparatorluğu, “Ch’in’in İlk Mutlak İmparatoru”, merkezi bürokratik yapının şekillenişi ve diğer bazı eski imparatorluklar ve hükümdarlar üzerine kısa notlar 

Not 16: I. Darius’un iktidarı gaspediş öyküsü üzerine kısa sözler.

Not 17: Bazı eski merkezi imparatorluklar ve yıkılış nedenleri üzerine kısa sözler.

Not 18: Ch’in Hanedanı’nın yıkılış öyküsünün benzerleri tarihte çok yaşanmıştır ve Med hükümdarı Astyages’in serüvenini üzerine kısa not  bak: Asya, Çin, Güney ve Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

Çin Halk Cumhuriyeti 1 Ekim 1949 günü resmen kurulmuştur. Her yıl aynı gün ülkenin ulusal bayramı olarak kutlanmaktadır. Bu güne ulaşmak Çin halkı için hiçte kolay olmamıştır... Çin halkının emperyalist güçlere karşı vermiş olduğu acılarla dolu uzun ve olağanüstü zor mücadele tarihinden dört bölümü aşağıda bulacaksınız. Bunlar, Çin tarihi ve kültürüyle ilgili olarak hazırlanmış ve henüz basılmamış olan 18 bölümlük bir kitabın sadece dört bölümüdürler. Umarım anlatılanlar okuyucularına yardımcı olabilir.- Yusuf Küpeli, 2005-09-29     

11- Milliyetçiler, Sun Yat-sen, Kuomintang ve yeni doğmuş Sovyetler Birliği üzerine kısa notlar

- Y. Küpeli

12- Uzun Yürüyüş’e dek Çin Komünist Partisi’nin serüveni; partinin kuruluşu, 1927 katliamı ve Çin Sovyet Cumhuriyeti üzerine kısa notlat

- Y. Küpeli

13- Aşılamaz gözüken engellerle dolu Uzun Yürüyüş, Tatu/ Dadu Nehri veya Liu Köprüsü kahramanlığı, karlı dağlar ve Çin Seddi’nin eteklerinde, Shensi Bölgesi’nde yeni kızıl üs

 - Y. Küpeli

14- Shensi Sovyeti’nin kuruluş öyküsü, aynı sovyetin mimarı Liu Chih-tan’ın serüvenlerle dolu dramatik yaşam öyküsü ve Uzun Yürüyüş başlarken geride bırakılanların başlarına gelenler üzerine kısa notlar

.- Y. Küpeli  bak: Asya, Çin, Güney ve Güneydoğu Asya, Vietnam, Japonya

 

Yusuf Küpeli, Tolkien’in “Yüzük” üçlüsü, “Kıralın Dönüşü”, bolkeseden verilen Oscar ödülleri ve W. Bush’un “Haçlı Seferi” Tolkien’in bu ikiye bölünmüş olan ve sembolleriyle birlikte birbirlerine karşı savaşan gerçekdışı “siyah” ve “beyaz” dünyasında... (...) Rudyard Kipling (1865- 1936), “Batı batıdır, Doğu ise doğu; bu ikisi savaş alanı dışında asla karşılaşmazlar!”, demiştir. Tolkien’in verdiği mesaj da bundan başka birşey değildir ve “Kıralın Dönüşü” filmindeki o -kurgu- savaş alanında yokedilen Doğu’nun dünyasıdır. Şüphesiz Batı’nın insancıl bir kültürü, insancıl yazarları da... bak: Kültür

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yusuf Küpeli, Afganistan’ın işgali yedinci yılını, Irak’ın işgali beşinci yılını doldururken, emperyalist planlar, saldırganlıklar, yalanlar üzerine notlar

5) Irak halkının trajedisinin farklı aşamaları, İngiliz işgali, monarşi, cumhuriyet, iktidar kavgaları, İran ile savaş, Kuveyt’in işgali üzerine notlar

6) Kuveyt’in işgali ile başlayan “çöl” ve yalan “fırtınası”, 12 yıllık sürekli yıkımın taşları ile döşenen işgal yolu

7) İşgalin beşinci yılında Irak halkının trajedisi ve işgal gücünün zulmü üzerine...

 

ayrıca bak: Direnen Irak  + ABD- AB- Türkiye- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları

 

"Türkiye'de 90 nükleer başlık var, def edin!"

CHP'li Elekdağ'ın Türkiye'deki nükleer başlıklarla ilgili konuşması şöyle:

Sinbad   ayrıca bak: ABD

 

Yusuf Küpeli, Emperyalist Batı ve özellikle ABD tarafından kışkırtılan silahlanma harcamaları ve açlık

Bir önceki yılın, 2008'in sayıları ile dünyada yaklaşık 1 trililyon 500 milyar dolar değerinde silahlanma harcaması yapılmıştır. Yaklaşık 1,5 trililyon doları bulan silahlanma harcamalarının...

metnin devamı için tıkla 

 

Up to date information on Iraq and the Iraqi resistance you will always find at Whole World Press in English, French, Italian, Russian, Arabic a.s.o.

 

Irak ve Irak direnişi üzerine tüm dünya basınından ingilizce, fransızca, italyanca, rusça, arapça ve diğer dillerde günlük taze bilgiler

 

Daily Articles and News - ENGLISH

 

IRAQ: This wall is their grave

 

Video: Iraq: Mixing Oil & Blood

 

Direnen Irak

 

yusufk@telia.com

Yusuf Küpeli, Çorbaya kaçan sirke sineği, ya da bir komik yalancı, ve Filistin’in Kurtuluşu İçin Demokratik Cephe üzerine gerçek notlar

 

1) Özünde muhatabım olmayan, sadece gerçeklerin anlatılması için aracı olan Selehattin Okur adlı komik kişinin kuyruklu yalanları üzerine kısa kısa

 

2) Önce, bir diğer yalancının uydurmaları ve Filistin örgütüne gidiş öncesi yaşananlar, işgal, TUSLOG eylemi ve diğerleri üzerine kısa kısa

 

3) Yolculuk sırasında ve “eğitim kampı”nda yaşananlar üzerine kısa kısa

 

4) Savaş kampında tek Türkiyeli olarak yaşadıklarım ve Türkiye’de kitlelerden kopuk bireysel terör üzerine kısa kısa

 

not: Topalamı 12 punto ile 65 A-4 sayfası tutan bu metin, yaşamımım bir yıldan daha az bir kısmını kapsamaktadır. Umarım buradaki gerçekler ilginizi çeker ve sonuna dek okursunuz- Y. Küupeli

 

ayrıca bak:Sinbad'ı hazırlayan Küpeli hakkında çok kısa bilgi

 

Yusuf Küpeli, “Demokrasi” mavalı ve İran’a ve Suriye’ye yönelik saldırının gerisinde duran emperyalist düşler üzerine

(...) Ortadoğu’da yeralan ortaçağ kalıntısı dini monarşilerin yakın müttefiki ve dostu olan ABD ve NATO açısından, Suriye ve İran’ın, özellikle İran’ın, ekonomik kaynaklarının ve stratejik öneminin ötesinde hesaba katılacak yanları yoktur. “Demokrasi” ve “insan hakları” söylemleri, emperyalist askeri bir müdahalenin bahaneleridirler sadece...

ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

Yusuf Küpeli, Bazı silahlı kuvvetlerden ve askeri darbelerden örneklerle ordu-siyaset bağı ve “Ordu siyasetin dışında kalmalıdır!” yalanı üzerine notlar

 

1) Genel bir bakış ve Clausewitz

 

2) Fransız devrimi, Paris Komünü, ve ordu

 

3) Amerikan kurtuluş savaşı, içsavaş, ve ordu

 

4) Sovyet devrimi ve ordu

 

5) Çin devrimi, ve silahlı kuvvetler

 

6) Askeri müdahaleler üzerine kısa notlar

 

6- a) İran, Musaddık, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- b) Guatemala, United Fruit Company, ve halkcı Cuhurbaşkanı Arbenz’e karşı CIA dabesi

 

6- c) Endonezya, Sukarno, Suharto, CIA ve MI-6 darbesi

 

6- d) Kongo (Zaire), Lumumba, Mobutu, CIA darbesi ve Lumumba’nın vahşice öldürülüşü

 

6- e) Yunanistan, anti-Nazist mücadele, İngiliz tuzağı ve içsavaş, NATO ve yasadışı Kontragerilla, Lambrakis cinayeti, CIA-Papadapoulos darbesi

 

6- f) Latin Amerika, Şili, Allende, CIA ve Pinochet darbesi üzerine notlar

 

6- g) Pakistan, Zülfikar Ali Butto, Zia-ul-Hak darbesi, CIA ve ISI’nin Afganistan işleri üzerine kısa notlar  

6- h) Sözü bağlarken ahmakça ve denetim altında bazı terör eylemlerinden ve provokatörlerden örneklerle 12 mart ve 12 Eylül müdahaleleri üzerine kısa notlar  (Bu son bölüm ve beraberinde kaynaklar ileride yüklenecektir.)

 

 ayrıca bak: Kültür 

not: Dede Korkut öyküleri ile ilgili aşağudaki metin, aslında, yakında sinbad.nu'ye yüklenecek olan "TÜRK DİLLERİ VE BU DİLLERİ KONUŞAN HALKLAR ÜZERİNE NOTLAR" başlıklı kitabın bölümlerinden birisidir. Sözkonusu metin bağımsız olarak ta okunabileceği için, önceden sayfaya yüklemeyi uygun buldum. Sanırım ilginizi çeker. İyi okumalar dileğiyle.- Yusuf Küpeli

 

Yusuf Küpeli, TÜRK HALK EDEBİYATININ EN GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN “DEDE KORKUT ÖYKÜLERİ” ÜZERİNE ÇOK KISA NOTLAR

(...) Sonuçta, bir yedi (başlangıç bölümü ve altı öykü) ve bir de oniki öyküden oluşan iki ayrı nüshası bulunabilen, ve birçok araştırmacıya göre muhtemelen 1300’lü yıllarda, Akkoyunlu devletinin egemenliğinin başlamakta olduğu dönemde -mükemmel bir Oğuz türkçesi ile- kaleme alınmiş olan “Dede Korkut Öyküleri”, Anadolu’nun kuzeydoğusunda, Güney Kafkasya’da yaşayan ve Sufi inançlara sahiboldukları anlaşılan Türk aşiretlerinin serüvenlerini anlatmaktadır. Yalnız, bunların arasına daha önceki dönemlerde ve biraz farklı coğrafyalarda yaşamış olan Türkmenlerin serüvenleri de karışmış olabilir...

(...) Diğer yandan, Dede Korkut öykülerinin kaleme alınışları ile ilgili tarihleri biraz daha önceye, veya sonraya taşıyan arştırmacılar da bulunmaktadır. Ayrıca, Dede korkut öykülerine konu olan serüvenlerin birkaç yüzyıl daha erken dönemlere ait oldukları ama, 1300’lü yıllarda kaleme alındıkları hakkında iddialar da bulunmaktadır. Akla pek ters gelmeyen tüm bu iddialar aslında tartışılabilirler ama, bu metnin amacı, tarihleri tartışmak değil, Dede Korkut öyküleri ile Homeros’un Odysseia (Odysséen) destanı arasındaki ortaklıklar hakkında bilgi vermektir. Birde, neden 12 öykü olduğu üzerine gerçeği açıklamaktır...

metnin tamamı için tıkla   ayruca bak: Kültür

not: aşağıdaki metinler, çeviri, 8 Haziran akşamı İsveç saati ile 23:15'de (Türkiye saati ile 00:15) gözden geçirildi, ve görülen bazı hatalar düzeltildi.- Y.K.

Yusuf Küpeli, Yangın yayılırken

Türkiye’nin yakın çevresinde, özellikle güneyinde ve güneydoğusunda -tüm Ortadoğu’yu, hatta dünyayı sarabilecek- tehlikeli gelişmeler yaşanmaktadır ama, yazılı ve görsel basın bunların çok çok azından, o da sokak gösterileri ile sınırlı olanlarından sözetmektedir sadece...  metnin tamamı için tıkla

 

Anglo-Amerikan askeri ekseni: Arab Dünyası’nda ve Basra Körfezi’nde Kontrolu Sağlama Amacıyla Batı, Geçmişin Kutsal İttifakına Dönüyor

Yazar: Rick Rozoff

Türkçesi: Yusuf Küpeli

Global Research, 26 Mayıs 2011 http://campaign.r20.constantcontact.com:80/render?llr=o8b4necab&v=001ok9oKmGhv2V4iM4Bc9xseyV6N1qiXDdiVTg0YDqSKA6PKOoZsulPjm0h9TlB8FaUmB-w5ZyWF4YeWzLBWi92SOwY67-fmEBDDPAN8xJ2ens%3D

Stop NATO

Dönemin Anglo-Amerikan emperyalizminin bayraktarları, Başkan Obama ve Başbakan David Cameron, Afganistan’a ve Libya’ya yönelik olarak Washington’un ve Londra’nın önderliğindeki NATO kumandasında sürdürülen dünyanın iki saldırı savaşını tartışmak üzere 25 Mayıs günü Londra’da buluştular... çevirinin tamamına ulaşmak içintıkla

ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon

 

The Anglo-American Military Axis: West Backs Holy Alliance For Control Of Arab World And Persian Gulf

By Rick Rozoff

not: Babai ayaklanması üzerine olan aşağıdaki metin, yakında tamamlanıp Sinbad'a yüklenecek olan bir kitabın, Türk dilleri ve bunları konuşan halklar üzerine bilgiler veren kitabın bölümlerindendir. Sözkonusu ayaklanma ile ilgili bölümün ayrıca okunabileceğini düşündüğüm için, yazılanları, kitabın tümünü yüklemeden önce buraya, Sinbad'a yüklüyorum. İyi okumalar dileğiyle.- Yusuf Küpeli

 

(...) Anadolu Selçuklu Devleti en geniş sınırlarına ulaşmıştır ama, kargaşa durmamıştır. Başkaldırmış Harizimli güçlerinin, Harizimliler’e karşı birleşmiş Selçuklu ve Eyyubi ordularının Doğu illerindeki manevralarından halk yorgundur, yoksullaşmaktadır... Selçuklu aristokrasisinin, Sultan Gıyasettin Keyhüsrev’in ve çevresinin yaşam tarzları, şarabın su gibi aktığı sefahat alemleri, ve Gürcü prensesi ile Keyhüsrev’in yaşadıkları hakkında çıkan söylentiler, halkı, özellikle tamamen farklı bir dünya görüşüne ve zor kanaatkar bir yaşama sahibolan göçebe Türkmenleri rahatsız etmektedir... İran’ı elegeçiren, Selçuklu ve Irak sınırına dek ulaşmış olan Moğol güçlerinin saldırıları, Anadolu’ya doğru Türkmen göçünü yoğunlaştırmıştır... Artık, Moğol atlarının rüzgarı Anadolu’da da esmek üzeredir... İşte tam bu sırada, 1240 yılında, “Baba İshak Ayaklanması” patlayacaktır...

 

Yusuf Küpeli, Baba İshak, ya da Babai ayaklanması üzerine kısa notlar

 

Moğollar’ın önünden Anadolu’ya akan Türkmenler, biçimsel olarak Müslüman olmakla birlikte, özünde eski inançlarından, Şamanizm’e bağlılıktan kopmamışlardır. Eski İran dini Zoroastrianism’de olduğu gibi iyilik ile kötülüğün kaynaklarını kesin çizgilerle birbirinden ayıran Şamanizm’in etkisindeki Türkmenler, daha önce de ifade etmiş olduğum gibi, Sünni İslam tarafından -Kuran’ın metninin dışında işlerle uğraşan anlamına- batıni katagorisi içindeki tarikatları (yolları), özellikle Zoroastrianism’den etkilenmiş Sufi İslam’ın değişik biçimlerini seçmişlerdir. Bunlara manevi anlamda önderik edenler de, eski Şaman giysilerini atıp kolayca basit, ucuz, yün Sufi deviş hırkalarına bürünen ve sonderece basit bir yaşam süren Sofu’lar olmuşlardır... metnin tamamı için tıkla  ayrıca bak: Kültür 

 

Dikkat! Not: Herhangi bir kişi ve kurum ile rekabet halinde değilim ama, açık konuşmak gerekirse, Libya'da yaşananlarla ilgili olarak günlük basında ciddi, çok yönlü, açıklayıcı bir yazı bulabilmek olanaksızdır. Libya ile ilgili aşağıdaki metin, zor bir çalışmanın ürünüdür. Özellikle ikinci bölüm, Libya'da olanları anlayabilmek için önem taşımaktadır. Umarım metni baştan sona okursunuz. Selamlarımla.- Y. Küpeli

 

Yusuf Küpeli, Libya, “İnsan hakları” ve “demokrasi” bahane

 

- Kapitalism, savaş ve kanla beslenen çürümüş sistem

(...) Kısacası, “düzeltici savaş”, bir avuç askeri-endüstri kompleksin, bunlarla ilintili şirketlerin, fosil enerjilere dayalı tekellerinin, başta otomotiv sektörü olmak üzere bunlarla bağlantılı tüm endüstrilerin durumlarını düzeltir, bu endüstrileri bir ölçüde krizden çıkartırken, başta saldırıya uğrayan Libya halkı, Irak halkı, Afgan halkı, Balkan halkları gibi daha birçok halkın felaketi olmuştur, olmaktadır… Şüphesiz bu ölçüde çürümüş bir sitem içinde yalan, ikiyüzlülük, şimdiye dek görülmemiş düzeylere ulaşırken, tüm bu kanlı talanların, katliamların, “özgürlükler” ve “demokrasi” adına yapıldığı iddia edilmektedir. Talancılar, caniler, soykırımcılar, hertürlü insani felaketin mimarları, ortalıkta, “demokrasi” ve “özgürlük” savaşçısı maskeleriyle dolaşmaktadır...

- Afrika, ABD, Çin, AFRICOM, Libya, ve  petrol uğruna Haçlı Seferi

(...) Bilinen dünya petrol rezervlerinin yüzde 10’undan fazlasına, doğal gaz yataklarına, ve ayrıca zengin kömür, elmas, altın, platin, gümüş, bakır, krom, cobalt, kurşun, çinko, kalay, boksit (bauxite, aluminium filizi), titanium, antimony, tantalum, germanium, lithium, fosfat (phosphates), stratejik değeri olan uranium, radium, maliyeti düşük thorium yataklarına sahiptir Afrika kıtası. Diğer yandan, ABD tarafından depolanan stratejik madenler katagorisi içindeki cobalt (kobalt) rezervlerinin yarıdan fazlası yine Afrika kıtasındadır. Ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin bu kıtadaki yatırımları hızla artmaktadır... Sonuçta, halkı yoksul kendisi zengin Afrika Kıtası’na rakipsiz sahibolabilmek için ABD, Şubat 2007’de, ABD Afrika Kumandanlığı’nı (U.S. Africa Command, AFRICOM) kurmuştur. Başkan George W. Bush, 6 Şubat 2008 günü AFRICOM’un kuruluşunu onaylamıştır... Aslında ABD’nin Afrika’daki askeri varlığı...

(...) ABD’nin Afrika ile ilgili korkularının ve telaşlı saldırganlığının nedeni bellidir... “China’s military presence in Africa and the possibility of path” başlıklı ve 31 Mart 2010 tarihli anonim makalede belirtilen Dünya Bankası raporuna göre, 2001- 2006 yıllarında Çin yönetimi, Sahra-altı Afrika ülkelerinin ekonomik alt yapılarını oluşturabilmek amacıyla, yılda bir milyar dolardan aşağı olmamak üzere toplam 70 milyar dolarlık (ABD doları) yatırım yapmıştır. Bu projelerin yaklaşık üçte ikisi hidroelektrik santralları ve demiryolu projeleri ile ilgilidir...

(...) Diğer yandan Çin, petrol alanlarını ve Çin’in bölgedeki petrol üretim alanını koruması amacıyla, 2007 yılında, Sudan’a bir tabur asker yollamıştır. Bu, Çin’in deniz aşırı bir ülkeye ilk kez asker yerleştirme operasyonudur. Böylece Batı, ilk kez Çin ile karşı karşıya gelmektedir ve anlaşılmış olacağı gibi AFRICOM’un kuruluşunun aynı yıla rastlaması da bir tesadüf değildir... Ayrıca Sudan’a ek olarak Çin, Nigeria’ya ve Angola’ya özel ilgi göstermektedir...

- “Şeytanlaştırılan” Libya yönetimi ve saldırı, ülkesinin bombalanmasını isteyen “özgürlük” savaşçıları, seyreltilmiş uranyumlu mermiler, yıkılan ülke

(...) Libya’da yaşanmakta olanlar da, Kosova ile ilgili olarak yukarıda özetlenmiş olanların farklı bir düzeyde tekrarından başka birşey değildir...

(...) “America’s Planned Nucleer Attack on Libya” başlıklı makaleden -kaynakları ile birlikte- öğreniyoruz ki, Libya’ya yönelik savaş planları 20 yılı aşkın süredir Pentagon’un gündemindedir. Ronald Reagan, 14 Nisan 1986’da, Libya’ya yönelik bir seri bombardıman için emir vermiştir. Clinton yönetimi, Monica Lewinsky skandalının zirve yaptığı günlerde, 1997 yılında, Libya’ya yönelik bir nükleer saldırı planlamıştır... Tripoli’nin 60 km kadar doğusunda olan 200 bin nüfuslu Tarhunah kentinde yeraltına inşaedildiği düşünülen bir kimya fabrikasına karşı kullanılmak üzer -Hiroşima bombasının üçte ikisi kadar güce sahip ve toprağın derinliğine işleyen- bir atom bombası, B61-11 taktik nükleer silah, bu kirli iş için hazırlanmıştır. Sözkonusu gizli tehlikeden tam 11 gün sonra ABD yönetimi...

(...) Libya’nın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe (NFSL, National Front for the Salvation of Libya), İsrail’de ve ABD’de eğitilmiş...

(...) Libya Muhalefeti İçin Ulusal Konferans (NCLO, National Conference for the Libyan Opposition), Gaddafi’ye yönelik savaşı yöneten asıl gruptur. Merkezi Londra’da olduğuna göre, Libya’ya yönelik savaşı asıl olarak İngiliz dış istihbarat servisi MI6’in ve özel birlikler kumandanlığının yönetmekte olduğu da iddia edilebilir.

(...) “Libya Uğruna Savaşan İslami Topluluk (Cemaat)” veya “Libya İslamcı Savaş Grubu” (Al-Jama’a al-İslamiyyah al-Muqatilah bi-Libya) adlı örgütlenme... (...) El Kaide bağlantılı... metnin tamamı için tıkla         ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül- konspirasyon + Latinamerika & Afrika

Yusuf Küpeli, Türkiye’de demokrasinin kıstaslarından “sıkmabaş”a özgürlük gürültüsü ve TÜRKİYE'nin ORTADOĞU POLİTİKALARI ÜZERİNE NOTLAR

Geriye gidişin kıstası olarak, “sıkmabaş”

Türkiye-İsrail, ABD, Suriye-İran üzerine

Bölgesel manipülasyon hesapları ışığında sıkmabaş ve yeşile boyanmış baskıcı rejime doğru

metnin tamamına ulaşmak için tıkla

"Erkek Egemen Türkiye" (haberx)

metnin tamamı için tıkla

Kadınların 3'te 1'i şiddet görüyor (haberx)

 metnin tamamı için tıkla

Türkiye toplumunun gerçeğini yansıtan aynı tarihli iki haber: "Açlık sınırı 128 TL arttı" (07 Kasım 2010 Pazar, Haber X), ve "İstanbul Auto Show'da Ferrari ve Maserati'ler 5'er 5'er kapışıldı" (07/11/2010 Radikal)

 Y Küpeli'nin notunu ve haberleri görmek için tıkla

+

Yoksulluk artık geçici değil kalıcı

08 KASIM 2010 PAZARTESİ http://www.aksam.com.tr/2010/11/08/haber/guncel/17570/yoksulluk_artik_gecici_degil_kalici.html

ODTÜ öğretim üyesi Prof. Oğuz Işık uzun yıllardır yoksulluk üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Işık, yeni süreç için şu değerlendirmeyi yaptı: Geçmişte nöbetleşe yoksulluk vardı. Şimdi ise devredilmiyor. Onun yerini müebbet yoksulluk aldı... (...) Dolayısıyla aynı gemideyiz hissi artık yok oluyor. Kendilerini bu ülkenin bir parçası değilmiş hissetmeye başlıyorlar...
Yusuf Küpeli'nin açıklamasını ve metnin tamamını görmek için tıkla

 

Ayrıca bak: Yusuf Küpeli, “Sözde vatandaş”

Not: İçinden bazı paragrafları aşağıya yerleştirmiş olduğum göreceli uzun metin, 12 punto ile 33 A4 sayfası tutmaktadır. Aslında, broşür olarak ta adlandırılabilecek bu metne ara başlıklar yerleştiremedim. Uzunluğuna ve ayrıca bazı farklı başlıklarla anlatılması gerektiği düşüncesi verebilecek paragraflar barındırıyor olmasına karşın, metnin her satırının birbiri ile bağlantılı olduğunu, anlatımın tam bir bütün oluşturduğunu, ve yazılanların tümüyle okunmasında yarar olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca şüphesiz, buradaki bilgilerin mümkün olduğu kadar çok kişiye yayılmasında büyük fayda olacağına inanıyorum. Dilerim metni sonuna dek okur, arkadaşlarınıza, tanıdıklarınıza salık verirsiniz. Saygılarımla.- Yusuf Küpeli

 

Yusuf Küpeli, Evren’de bir nokta olan küçük mavi gezegenimizin yokedilişi üzerine

(...) Yeni yaşanabilir gezegenler bulup oralarda koloniler kurma fikri genel olarak doğru olmakla birlikte, bilgilerine ve anlayabildiğim kadarıyla evrenin yaradılışı ile ilgili düşüncesine derin saygı duyduğum Hawking’in sözkonusu -dünyayı en geç ikiyüz yıl içinde terketme- düşüncesindeki eksiklik ve çarpıklık, yukarıdaki paragrafta açıklanan gerçekte gizlidir... Gelecek yüz veya en çok ikiyüz yıl içinde bu dünyadan kaçarak başka gezegenlerde koloniler kurabilecek olanlar, aslında, ısınma ve sera etkileriyle gezegenimizde yaşanmakta olan doğal felaketlerin birinci derecede sorumlusu olan varlıklı yönetici elitten, ve yine nükleer bir yokoluş korkusunu insan soyuna yaşatmakta olan aynı emperylist yönetici elitten, azami kâr motivasyonu ile doğayı acımasızca yoketmekte olan yönetici elitten başkası değildir...

(...) Örneğin, dünyanın kaynaklarını vahşice sömüren ve tüm pazarları denetleyen bir avuç tekelin asıl politik merkezi olan ABD’nin, günümüzün en büyük emperyalist gücü ABD’nin, nüfusu yeni 300 milyonu biraz aşmış ABD’nin  petrol tüketimi, ve dolayısıyla atmosfere Karbon salınımı, Japonya’nın, milyarlık Çin’in, yine milyarlık Hindistan’ın, Rusya’nın, Almanya’nın, Brezilya’nın toplam tüketimine ve salınımına eşittir yaklaşık olarak. Yani ABD, tek başına bu ülkeler kadar dünyamızı, atmosferi kirletmektedir, ve buna ek olarak ABD’nin nükleer silah kapasitesi, dünyamızı defalarca yokedebilecek güçtedir. Yine ABD, uzayı nükleer başlıklarla doldurduğu gibi, şimdi bir de, kısaca HAARP adını alan bir proje ile doğayı yokedici, yıkıcı bir silaha dönüştürmeye çalışmakta ve bu işin gelecek on yıl içinde tam kapasite ile kullanılabileceğini hesaplamaktadır...

(...) German Watch’ın Aralık 2009’da basıp yayınlamış olduğu Global Climate Risk Index (Küresel İklim Riski Cetveli) başlıklı araştırmaya göre, 1990- 2008 yıllarında iklim değişikliği sonucu yaşanmış olan doğal felaketlerden sırası ile en çok zararı Bangladesh, Myanmar (Burma), Honduras, Vietnam, Nicaragua, Haiti, Hindistan, Dominik Cumhuriyeti, Filipinler, ve Çin görmüşlerdir. Siz bunlara, 2008 Ağustos sonuna doğru...

(...) Bunun ötesinde, aynı üsteki Amerikalı yetkililer, “The Asian Human Rights Commission”un ve Pakistanlı subayların bildirdiklerine göre, denetimlerindeki hava üssünü nehir taşkınından koruyabilmek için, suları insanlarla meskun alanlara yönlendirmişlerdir...

(...) “Kaza” adı verilen tüm bu cinayetlerin en korkuncu, içinde olduğumuz 2010 yılının 20 Nisan günü, yaklaşık 09:45 sularında, Meksika Körfezinde, Mississippi Deltası’na yakın bir yerde, denizin 600 metre derinliğinde başlamıştır, ve halen, bu satırların yazılmakta olduğu 2 Eylül günü felaket sürmektedir... (...) Hemen hemen dört ay, ya da yaklaşık 120 gün boyunca, -canlı zengini- Meksika Körfezine hergün 5.000 varil ham petrol karışmıştır, ve bunun yüzde 80’i halen...

(...) Bilim adamlarına göre, dünya boyunca okyanuslardaki Oksijen eriyiğinin azalmasının iki temel nedeni vardır...

(...) Dünya değerlerinin yarısından fazlası, tahminen en az 10 milyon bitki, hayvan, ve böcek (insect) türünün yarısından fazlası, tropik yağmur ormanlarında yaşamaktadır. Dünyamızdaki temiz suların beşte biri Amazon Çanağı’nda bulunmaktadır. Bir hektar (10.000 metre kare) içinde 750 ağaç tipi ve 1.500 daha yüksek bitki türü bulunmaktadır. Gelişmiş dünyanın gıdalarının yüzde 80’i yağmur ormanları ile bağlantılıdır ve bunların arasında -adları uzun bir liste oluşturacak- onlarca ve onlarca leziz meyva türleri vardır. Yağmur ormanlarında 3.000 çeşit meyva bulunmaktadır, ve Batı dünyası bunların ancak 200 tanesini kullanabilmektedir. Buna karşın, yağmur ormanlarında yaşamakta olan yerliler, sözkonusu meyvaların 2.000’i aşkınını kullanmaktadırlar...

(...) Daha önce ifade edilmiş olduğu gibi 1950 yılında dünyamızın karalarının yüzde 15 kadarını kaplayan yağmur ormanları, günümüzde ancak karaların yüzde 6 kadarında bulunmaktadır. Tahrip halen sürmektedir, ve yıkım bu hızla giderse, 2020 yılında, günümüzde varolanların yüzde 80- 90 kadarı yokolacaktır...

(...) Halbuki, mevcut bilgilere göre, normal koşullarda, gezegenimizin daha 4.5 milyar yıl ömrü vardır. Ve gezegenimiz, ancak, yığınların bilinçli mücadeleleri ile kurtarılabilecektir. Hiçbir dönemde toplumsal hak arayışları ile, sınıf mücadeleleri ile doğa için mücadele bukadar iç içe geçmemişti, bir bütün haline gelmemişti. Bu artık bir varoluş-yokoluş mücadelesidir; yıkıcı güçler yıkılmadan insan soyu ne sosyal baskılardan kurtulabilecektir, ve ne de içinde varolduğumuz doğa yaşamını sürdürebilecektir... Uzayda küçük mavi bir nokta olan gezegenimiz, yaşatılmalıdır. metnin tamamı için tıkla

 

not: Aşağıdaki metin, 7 Ağustos 2010 akşamı, İsveç saati ile 23:30 (Türkiye zamanı ile, 08-08-2010, 00:30) sularında baştan sona gözden geçirildi, görülebilen tüm imla hataları, ve cümle bozuklukları düzeltildi. Ayrıca, anlatımı kolaylaştıran ve zenginleştiren birkaç yeni cümle metne eklendi- Y. Küpeli

 

Yusuf Küpeli, GEÇMİŞE DÖNÜŞLERLE İSRAİL ve IRKÇILIĞIN LANETLİ YOLUNDA İŞLENEN CİNAYETLER

(...) Yukarıda özetlenmiş olan nedenlerin ışığında, İsrail ile ilgili yazmaya kalkışınca, söze nereden başlıyacağınızı bilemezsiniz. Ben yine de son günlerde basına yansımış olan bir olayı örnek olarak alıp, İsrail’de egemen ırkçı düşünce yapısı ve İsrail devletinin cinayetleri üzerine bazı bilgiler vermeye çalışacağım. Bu işi yaparken, zaman zaman gerilere gidecek, olayın İsrail tarihindeki ve Yahudi dinindeki köklerine inmeye çalışacağım. Böylece, parça parça da olsa, Yahudi toplumunun geçmişi hakkında birlikte birşeyler öğrenebileceğiz... (metnin tamamı için tıkla)

 

fanatik saldırgan Amerikalı Yahudi ve Karl Marks ile ilgili bir anım

 

Yusuf Küpeli, 1 Mayıs Müfrezesi ile Kuba gezisi 2009

a) ICAP, Julio Antonio Mella Enternasyonal Kampı, 1 Mayıs Müfrezesi, ABD’de hapiste beş Kubalı  ve Kuba gezisi üzerine kısa genel bilgiler

b) ALBA, Camilo Cienfuegos Petrol Rafinerisi ve Kuba ekonomisi üzerine geziden kısa notlar

c) Matanzas, tarla da iş, Devrim Müzesi, Dostluk Evi’nde mükemmel akşam yemeği, müzik ve dans ziyafeti

d) Devrimin 50nci yılında 1 Mayıs kutlaması, ve Kuba ile dayanışma toplantısı

e) Cienfuegos, lüks otel, sanat okulu ziyareti, ve Cienfuegos sokaklarında gezinti 

f) Cienfuegos’da Rafineri işçilerinin mahalleleri, Devrimi Koruma Komiteleri, yeniden iş, Trinidad, poliklinik ziyareti ve Kuba’da tıbbi hizmetler üzerine notlar

g) Santa Clara; savaş ganimeti müze tren; Che Guevara’nın anıt mezarı, anıtı, ve Devrim Tarihi Müzesi; ICAP lokantasında öğle yemeği; Havanaya, kampa dönüş

h) Uluslararası gece,  farklı ülkelerin katılımcılarından yemek örnekleri, müzik dinletileri ve dans gösterileri, Havana’da özgürce geçen son gün, Anneler Günü ve kampta son gece eğlencesi

i) Havana’da otelde geçen beş bağımsız gün, çevrenin adım adım keşfi, Capitol Binası, Santa Maria plajı, Havana turu ve dönüş

+

FOTOĞRAFLAR & açıklayıcı not:

metne ulaşmak için tıkla  ayrıca tıkla: Latinamerika & Afrika

Yeniden önsöz yerine:

Daha önce, 22 Nisan 2009 günü, tüm bölümleri baştan yazmış olduğum notunu buraya yerleştirmiştim. Şimdi, 21 Mayıs 2009 sabahı, Kuba ile ilgili aşağıdaki metne yeniden bazı ufak eklemeler yaptım. Bu arada metnin bazı yerlerinde çok ufak düzeltmeler...

 

Yusuf Küpeli, Kuba devrimi 50. yılını doldururken Kuba tarihinden notlar

1- Keşfedilmiş kıtayı Avrupa’nın keşfi, ve yeni toplumsal trajedilerin başlayışı

1 a- Amerika Kıtası’na ilk yerleşimler üzerine kısa notlar

1 b- Amerika Kıtası’na ilk ayakbasan Avruparılar, Eirik Raude (Kızıl Erik) ve oğlu Leif Eriksson üzerine çok kısa notlar

1 c- Piri Reis haritası ve Kolomp’tan 71 yıl önce Amerika Kıtası’nın her iki yanını ve Avustralya’yı keşfetmiş olan Çinli amiral Zheng He üzerine çok kısa notlar (devamı için tıkla)

Yusuf Küpeli, Zehir, yavaş yavaş zehirlenen toplumlar (...) Aynen Napolyon’un en yakınındaki “güvenilir” kişi tarafından yavaş yavaş zehirlenmesi gibi, toplumlar da bazı dönemlerde güvenip başlarına oturttukları kişilerce daha kolay zehirlenip ölüme sürüklenebilirler... Devlet olanakları da kullanılarak Türkiye Cumhuriyeti toplumunun özellikle göreceli az eğitimli bölümlerinin, henüz yetişme çağında olan genç nesillerinin değişik hurafelerle (boş inançlarla), bilim dışı hertürlü pislikle, kadınları safların en gerilerine iten çağdışı ataerkil kültürlerle, sınıflardışı yozlaştırıcı alt kültürler aracılığıyla yalanın en yapışkan yokedici ağlarına yavaş yavaş çekilip zihinsel anlamda zehirlenmeleri, ve tüm bunların “demokrasi” adına yapılıyor olmaları, artık açıkça görülebilir ve aynızamanda sonderece anlaşılabilir gerçeklerdir... ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

Yusuf Küpeli, “YÜZ TEMEL ESER” VE YOZLAŞMA ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ bak: Kültür

(bazı eski metinler)

 

Yusuf Küpeli, Laiklik, Cumhuriyet’in en trajik açmazı ve çürütülen Cumhuriyet üzerine

- “Cumhuriyetimizi koruyalım!”

(...) Böyle iğmesi artarak değişen bir dünyada, 83 yıl önce temelleri atılmış olan bir cumhuriyeti olduğu gibi korumaya yönelik çağrılar, “asker, yerinde say!”, ya da “kıt-a dur!” gibi komutları çağrıştırmaktadır... (...) Ya daha ileriye gidilecektir, ya da cumhuriyetin -vaktiyle elde edilmiş- tüm olumlu kazanımları da yitirilecek ve...

- cumhuriyet ve demokrasi üzerine bazı notlar

(...) Burada önemli olan, üzerlerinde oynanmış resimleri değil, olayların ve kişilerin...

- Türkiye Cumhuriyeti, laiklik, demokrasi ve cumhuriyetin en trajik açmazı üzerine kısa notlar

(...) Aslında, sınıflı toplumlarda tüm üstyapı kurumları istismara açıktır ve birtakım seçilmişler “vallahi” derlerken de, veya olmayan “namusları” üzerine...

not 1, “teneke-davul” ve “ıslık çalmak” gibi sözcüklerle ilgili

not 2, Avrasya deyiminin anlamı üzerine

not 3, Yugoslavya deneyi ve birtakım diğer trajik deneyler üzerine

not 4, “şıracının şahidi bozacıdır” özdeyişine uygun savunma ve bilim ve dogmalar ve politik iktidar üzerine

Yusuf küpeli, 10 Kasım 2006   ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

Not: Aşağıdaki “Osmanlı’da kültürel farklılaşma üzerine çok kısa bir-iki söz” başlıklı metin, yakında Sinbad’a yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Bu metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbad’a yerleştiriyorum.- Y.K. 22 Aralık 2008

Yusuf Küpeli, Osmanlı’da kültürel farklılaşma üzerine çok kısa bir-iki söz

Zenginleşip güçlendikçe farklılaşan, köklerinden kopan Osmanlı hanedanı, üst sınıflara özgü mutlak iktidar tutkusunun yanında, derin bir paranoyaya da sürüklenmişti. Bunlar, sadece Osmanlı hanedanına özgü süreçler değil, medenileşen, sınıf ayrımına uğrayan, gerçek anlamıyla devlet örgütlenmesine giden tüm toplumlara özgü gelişmelerdir... ayrica bak: Kültür 

Not: Aşağıdaki “Timurlenk ve türkçe üzerine çok kısa bilgiler” başlıklı metin, yakında Sinbad’a yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Timurlenk’in Balkanlar ile ne bağının olabileceği?, akla gelebilir... I. Beyazit’in 1402 yılında Timurlenk karşısında yaşamış olduğu yenilgi, Osmanlı’nın Balkanlar’da süren ilerlemesini birsüre için durdurmuş, hatta bir ölçüde geriletmiştir. Yine, Timurlenk’in çekiliş ile birlikte yaşanmış olan kardeş kavgası da Balkanlar ile ilintilidir. Bu nedenlerle, Tümurlenk hakkında kısaca bilgi vermenin yararlı olacağını düşündüm... Sonuçta, bu kısa metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbad’a yerleştiriyorum. Umarım yararlı olur. Yusuf Küpeli, 15 Aralık 2008

Yusuf Küpeli, Timurlenk ve türkçe üzerine çok kısa bilgiler

Timurlenk ve ordusu biçimsel olarak “ılımlı İslamın” temsilcisi görünümünde idiler ama, özünde düşünce biçimleri Şamanist idi. “Ilımlı İslam” derken... O’nun resmen Hanefi mezhebine bağlı olduğu yazılmakla birlikte, asıl olarak Şaman inanç ve geleneklerine uygun davranıp yaşadığı ifade edilmektedir. Burada “ılımlı İslam” sözcüğü ile kastedilen, günümüzde Batı’nın, ABD servislerinin politik amaçlı olarak uydurdukları “ılımlı İslam” ifadesinden tamamen farklıdır. Ve zaten, Sünni İslam içindeki Hanefi mezhebi, diğerlerine göre daha ılımlı görüşlere sahiptir. Sufi İslam içinde de, daha katı ve daha ılımlı akımlar mevcuttur... ayrica bak: Kültür 

Aşağıdaki metin, yakında Sinbad’a yerleştireceğim Balkanlar ile igili kitabın içinden alınıp yeni bir başlıkla ayrıca basılmıştır. Umarım ilginizi çeker. Y. Küpeli, 4 Aralık 2008

Yusuf Küpeli, Mani, Manicheizm, Bogomilizm, Ban Kulin ve Şeyh Bedreddin üzerine çok kısa notlar

(...) İzleri Osmanlı devleti tarafından ne ölçüde silinmiş olursa olsun, Şeyh Bedreddin’in tasavvuf anlayışının temelinde asıl olarak Mani inancının, düalist Manicheizm felsefesinin ve kozmolojisinin durduğunu yeniden ifade etmek istiyorum... Hernekadar Mani’nin izleri İran (Sasani) egemenlik alanı içinde dahi silinmeye çalışılmış olsa da, Manicheizm ile ilgili en önemli metinler Kahire’de bulunmuştur. Ve Bedreddin, Medrese eğitimini, teoloji eğitimini, Memluklu Devleti’nin (1250- 1517) merkezi Kahire’de görmüştür... Yine O’nun, Balkanlar’da varlığını sürdürmekte olan Bogomilizm inancı yandaşlarıyla, Bogomil Kilisesi ile bağı olduğu anlaşılmaktadır. Bu kilise, Bedreddin’in idam edilmiş olduğu 1416 veya 1420 yılından çok sonralara, 1400’lü yılların sonuna dek yaşamını sürdürebilmiştir...  ayrica bak: Kültür 

Not: Aşağıdaki “Stenka Razin, ve Pugachev ayaklanmaları, ve A. Pushkin, ve Dekabristler üzerine çok kısa notlar” başlıklı metin, yakında Sinbad’a yüklenecek Balkanlar ile ilgili bir kitabın alt notlarından birisidir. Bu metnin ayrıca okunabileceğini de düşündüğüm için, kitaptan önce Sinbad’a yerleştiriyorum. Umarım yararlı olur. Yusuf Küpeli, 30 Kasım 2008

Giriş

Aslında, 1300’lü ve 1400’lü yıllar boyunca tüm Batı Avrupa’da köylü ayaklanmaları yaşanacaktı. Toprakla birlikte alınıp satılabilen ve Serf adını alan toprak kölesi konumundaki bu köylüler, dini ideolojilerle ayaklanacaklardı. İngiltere’de, 1381 yılında büyük bir köylü ayaklanması olacaktı. Balkanlar’da Sloven köylüleri, 1400’lü ve 1500’lü yıllarda Habsburg hanedanına karşı isyan bayrağını yükselteceklerdi. Habsbur yönetimi 1700’lü yıllarda sistemde reform yapmak zorunda kalacaktı. Güney Almanya ve Avusturya, 1524- 26 yıllarında köylü isyanları ile sarsılacaktı. Yine aynışekilde, 1648- 53 yıllarında Fransa’da, yüksek vergilere karşı köylü isyanları olacaktı. Yine bir Balkan ülkesi olan ve Transilvanya’yı da içine alan Macaristan’da başlayan köylü ayaklanması, Avusturya Habsburg hanedanının gölgesinde kral olan Janos Zapolya (1487- 1540) tarafından 1514 yılında kanlı biçimde bastırılacaktı. Sonradan, 1526’da itibaren O’da Avusturya Habsburg hanedanına karşı başkaldıracaktı... Bu ayaklanmalara, Rusya’da yaşanan Stenka Razin ayaklanmasını (1670- 71) ve Pugachev ayaklanmasını (1773- 75) eklemek gerekir. Y. K.

Yusuf Küpeli, Stenka Razin, ve Pugachev ayaklanmaları, ve A. Pushkin, ve Dekabristler üzerine çok kısa notlar

Stenka Razin (1630- 1671) önderliğinde birkısım Güney Don havzası Kazağı (Cossack) 1670 yılında ayaklanacaktı. İlginçtir, halk şarkılarında yaşıyan Razin’in babası bir Kazak atamanı, Kazak askeri önderi olmakla birlikte, annesi Türk asıllı idi... ayrica bak: Kültür 

yeni not: Aşağıdaki metne, 15 Aralık 2008 geceyarısı, iki yeni paragraf eklenmiştir!

Aşağıdaki metin, yakında Sinbad’a yerleştireceğim Balkanlar ile igili kitabın içinden alınıp yeni bir başlıkla ayrıca basılmıştır. Umarım ilginizi çeker. Y. Küpeli, 25 Kasım 2008

Yusuf Küpeli, Devletler, azınlıklar, “devşirmeler”, Osmanlı, diğerleri, ve Obama üzerine kısa notlar

Osmanlı için Balkan kökenlilerin, veya genel olarak farklı azınlık guruplarından gelenlerin, “devşirme” konumunda olanların, toplum içindeki genel durumları ile orantısız biçimde kazandıkları bireysel başarıları ve devlet kurumları içinde yükselişleri, -nedensellikleri ile- özel olarak incelenmelidir herhalde. Fakat yine de bilinmelidir ki, bu durum, sadece Osmanlı İmparatorluğu’na özgü bir gerçek değildir... ayrica bak: Kültür 

Yusuf Küpeli, Kuzey steplerinin korkusuz suvarileri İskitler, Sarmatlar, ve torunları Alan (Osset) halkı üzerine notlar

a- Darius ve İskitler üzerine Herodotus’tan bir anlatım

(...) İskitler, devasa Pers ordusunun karşısında savaş düzenine geçmişlerdir. Savaş için yerler alındığı sırada, İskit süvarilerinin önünden bir tavşan geçmiştir. Ve bunu gören süvariler, Pers ordusunun varlığını unutup, tavşanın peşine düşmüşlerdir. İskit safları karışmış, eğlenceli naralar yükselmeye başlamıştır... Darius, bu kargaşanın nedenini sorduğunda, düşmanlarının tavşan avına çıktıklarını öğrenip şaşırmıştır. Ve O, Darius, yanındaki arkadaşlarına şunları söylemiştir: “Evet arkadaşlar, bu adamlar bizleri gerçekten umursamıyorlar. Şimdi anlıyorum ki Gobryas, onlardan gelen armağanları doğru yorumlamıştır. Artık ben de onların anlamının bu olduğunu görüyorum. Şimdi bize buradan kurtulmamızı sağlayacak akıllıca bir öğüt gerekiyor.”

b- Osset veya Alan halkının kimliği ve tarihi üzerine kısa bilgiler

Tarihte Alan olarak tanınan bu halkın yaşadığı yere günümüzde Ossetya denmesi, bir Güney Kafkasya dili olan Gürcü (Kartveli) dilinde onlara Ossi denmesinden kaynaklanmaktadır... Değişik kaynaklarda olan bilgilerin ortak yanlarının özetine göre, İskitler ile benzer Sarmatlar’ın  doğu bölümünü oluşturan ve Altay dilleri (türkçe ve yakın akraba diller) konuşan aşiretlerle karışmış olan bu İrani göçebelere, Alani, Alaunoi, ve Çin kaynaklarında O-lan-na adları verilmiş. Aynı göçebelere, 800’lü yıllardan itibaren, As, Rus kaynaklarında Jasy ve Gürcü dilinde ise Ossi denmiştir. Tarihi kayıtlara göre, bu kayıtları tutanlar, sözkonusu halka önce Hazar Denizi’nin kuzeyinde rastlamışlardır. Aynı halk daha sonra, İsa’yı izleyen ilk yüzyılda, Roma İmparatorluğu’nun Kafkasya bölgesinde gözükmüştür. Hun akınları ile ikiye ayrılan bu halkın bir bölümü, -barbar bir Germen (Alman) kabilesi olan- Vandallar ile birlikte Batı’ya doğru giderek İspanya üzerinden Kuzey Afrika’ya geçip orada tarihten silinmiştir. Doğu’da kalan bölüm, ortaçağ içinde, Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde kaybolurken, Kafkaslar’a yerleşmiş olanlar zamanımıza Ossetler olarak gelmişlerdir... Günümüzde Hint-Avrupai diller içinde İrani bir dil konuşan, daha doğrusu bir Doğu İran dili konuşan bu hayranlık uyandırıcı küçük halk hakkında, nüfuslarına oranla çok fazla araştırma olduğu kaydedilmektedir...

c- Kuzey ve Güney Ossetya üzerine kısa bilgiler

(...) Kleist komutasındaki birlikler, 1942 Eylü ayı başında, bir Kuzey Ossetya kenti olan ve bu küçük ülkenin kuzeyinde bulunan Mozdok yakınlarında Terek Nehri geçitlerini aşıp -petrol alanlarına ulaşmalarını sağlayacak- son darbeyi vurmaya çalışırlarken, durdurulacaklardı. Nazi birlikleri, Osset topraklarında, Terek Nehri’nin güneyinde patinaj yapmaya başlayacaklardı. Kasım 1942’de Vladikavkaz’a (Ordzhonikidze) giremeye çalışan Nazi güçleri, bu işi de başaramayacaklardı. Artık Kafkasya’da ilerlemeleri durdurulmuştu ama, Stalingrad’da kanlı savaşlar sürüyordu... Alan-Osset halkı Nazilere geçit vermeyecekti...

II. Dünya Savaşı’nın başlangıcında -güneyi ve kuzeyi ile- toplam nüfusu 340 bin olan Ossetya halkı, savaşa 89 900 asker ve subayla katılmıştı. Bunlardan 46 bini savaş sırasında canlarını yitirecekti. Savaşa katılanların 34 bin tanesi, yani savaşta sağ kalanların dörtte üçünden biraz fazlası, en yüksek derecede Sovyet onuru anlamına gelen Sovyetler Birliği Kahramanı madalyası ve ünvanıyla onurlandırılacaktı. Yine kendi verdikleri bilgilere göre...

notlar:

- Ordzhonikidze

- Nagorno-Karabağ

- savaşın kaderini berirleyen Stalingrad ve Kursk muharebeleri

Kaynaklar:

ayrıca bak: Sovyet Devrimi ve Savaş Alanı KAFKASLAR

Yusuf Küpeli, Günümüzün bilimsel-teknolojik gelişmelerinin ışığında Montrö anlaşması üzerine yeniden düşünmek

(...) Yukarıda özetlenen bilgilerin ışığında, kendisinden daha hafif olan Breslau zırhlısı ile birlikte Ağustos 1914’de Karadeniz’e girip Rus limanlarını bombalayarak Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmesine yolaçmış olan -25 bin ton ağırlığındaki ve 186.6 m uzunluğundaki- Alman Akdeniz Filosu’nun sancak gemisi ağır zırhlı Goeben (Yavuz), Ağustos 2008’de Karadeniz’e girerek Gürcistan’ın Batum limanına demirlemiş olan -dolu haliyle- 8,915 ton ağırlığa ve 154 m uzunluğa sahip USS McFaul destroyerinden kıyaslanamayacak kadar az tahrip gücüne sahip idi....

ayrıca bak: Sovyet Devrimi ve Savaş Alanı KAFKASLAR

 

not: Aşağıdaki metinin görülebilen imla hataları, anlaşılması zor düşük cümleleri, 4 Eylül 2008 günü öğleden sonra düzeltilmiş ve metne bir-iki cümle daha eklenmiştir. Okuyuculara duyurulu!

Yusuf Küpeli, Kafkaslar’da körüklenen ateş ve sonuçları üzerine

 

a- “iyi aile çocuğu” ve ölçülen refleksler

(...) Gürcistan’da sağlanacak tam bir ABD-NATO egemenliği, tüm Kafkaslar’ın gerçek anlamıyla ABD’nin eline geçmesinin başlangıcı olacaktır...

 

b- geçmişten miras gerilim ve emperyalist hesaplar

(...) Rusya’ya saldırıyı kolaylaştıracak biçimde NATO’nun Doğu Avrupa ülkelerine, Baltık ülkelerine, yine bazı yeni  Balkan ülkelerine dek genişletilmesi, ve hatta başta Gürcistan olmak üzere bazı Kafkas ülkelerinin NATO’ya üye yapılmalarının hesaplanması, Gürcistan’ın NATO ile geliştirmiş olduğu ilişkiler, Rusya Federasyonu’nu çembere alma işini Kafkaslar’a ve Karadeniz’e dek uzatmak, uluslararası gerilimi Soğuk Savaş yıllarında olanı aşacak biçimde yükseltmek anlamına gelmektedir. Anlaşılmış olacağı gibi bu tavır, -kendi yararları ve hatta gelecekteki varlığı açısından- Rusya Federasyonu’nun kolay kabuledebileceği bir durum değildir... 

 

c- olayın Türkiye açısından önemi üzerine

(...) Montrö’nün geçerliliğini yitirmesi, sadece Rusya Federasyonu’na değil, ondan çok daha fazla Türkiye’ye zarar verir, Türkiye’nin elindeki en önemli egemenlik alanlarından ve pazarlık kozlarından biri yokolur...

 

d- karşılıklı hamleler, tırmanan gerilim ve nereye dek

(...) Kısacası, eğer ABD, Pentagon merkezli bir nükleer savaş çılgınlığı yaşanmazsa, toplu bir intihar olayı olmaz ise, yaşanan gelişmeler karşısında ve süreç içinde NATO dağılacaktır. Avrupa Doğu’ya daha çok yaklaşırken, kendi kabuğuna çekilmeye zorlanan ABD, önemli iç çatışmalara sürüklenecektir. Şüphesiz tüm bu gelişmeler, Avrupa ve Asya kıtalarında da yeni iktidar değişiklikleri getirecektir... Yani, doğa yıkımı dahil sayısız tehlikeye karşın gelecek, okadar umutsuz değildir...

 

ayrıca bak: Sovyet Devrimi ve Savaş Alanı KAFKASLAR

Yusuf Küpeli, “Tüm nehirler pislik akıyor!”

(...) tüm bu sözde “demokrasi” kahramanı ülke yöneticileri, ABD’nin Batı Pasifik’teki yararları için, Meclis’e bile sormadan, genç “vatan” evlatlarını Kore’ye yollayıp öldürttüler. “Bu politika yanlıştır!”, diyenleri yaka-paça içeri tıktılar…

(...) Anıtkabir’i (Atatürk’ün mozolesi) bombalatmaya ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük provokasyonunu yaratmaya çalışırken, birden...

(...) Birleşmiş Milletler buradan elde edilen UNITA elmaslarının Batı’da ticaretini yasaklamıştı ama, Mucahidin nasıl Batı pazarlarını eroine doyuruyorsa, UNITA’nın da aynı Batı’yı elmasa doyurmaması için bir neden yoktu. Her işin bir inceliği, ve bu incelikleri bilen uzmanları vardı... Gizli karanlık işlerde İsrail şirketleri uzmanlaşmışlardı. İsrail şirketleri ile elmaslarını sorunsuz Batı pazarlarına süren Savimbi, buradan elde ettiği tatlı kazançlarla istediği kadar silah ve cephane alabiliyor, ve yıkımını kesintisiz sürdürebiliyordu...

Savimbi, tam hedefe yaklaştığını, Angola’nın dalından düşen olgun bir meyva gibi eline teslim edileceğini düşlerken, ülkede, hükümetin denetlediği alanlarda, zengin petrol yatakları keşfedilecekti. Ülkenin bağımsızlığını sağlamış, devrimi gerçekleştirmiş iktidar partisi MPLA, Angola hükümeti, ABD şirketleri ile petrol anlaşmaları imzalar imzalamaz, Jonas Savimbi, aralarında iki generalinin de bulunduğu 21 askeriyle birlikte 22 Şubat 2002 günü delik deşik edilerek öldürülecekti...

(...) Sonunda kalkacak, ve kulağıma fısıldar gibi, Amerikalılar buna, “Tüm nehirler pislik akıyor!”, derler deyip, evine gitmek üzere metro istasyonuna doğru yürüyecekti...  (metnin tamamı için tıkla) ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih + ABD- AB- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları

Farklı bölümlerden oluşan aşağıdaki göreceli uzun metin aslında 2003 yılı içinde çok daha büyük bir bütünün parçası olarak kaleme alınmıştır. Fakat araya giren diğer işler nedeniyle unutulup basılmamıştır. Metni, günümüzdeki yeni bilgilerle birmiktar zenginleştirerek Sinbat'a yerleştiriyorum.. Önce metnin birinci bölümünü yerleştiriyorum. Yarın ikinci bölümünü yerleştireceğim ve ardından sırasıyla diğer bölümler gelecekler. Birbirleri ile bağlantılı olmakla birlikte her bölüm ayrı bir yazı olarak okunabilir.- Yusuf Küpeli, 13 Nisan 2007

Yusuf Küpeli, ABD’nin askeri gücü, toprakları dışındaki askeri üsleri, yayılması ve dünya egemenliği düşleri üzerine notlar

1- ABD’nin askeri gücü, yayılması, askeri harcamaları ve yeniden kışkırtılan silahlanma yarışı üzerine bazı genel bilgiler

2- Rio Paktı, ABD’nin Latin Amerika üsleri ve Latin Amerika’yı sömüren ticari bağlar üzerine bazı notlar

 

geliyor:

3- ABD’nin Avrupa üsleri üzerine kısa notlar

not: “Dünya imparatorluğu yolunda denizlerde egemenlik” başlıklı aşağıdaki 12 punto ile 10 sayfa (normal A4 dosya sayfası) tutan metin, aslında çok daha geniş bir bütünün parçası olarak 2003 yılında kaleme alınmıştır ama...

Yusuf Küpeli, Dünya imparatorluğu yolunda denizlerde egemenlik

- Egemenliğe doğru ve kısaca jeoplitik teoriler

- Denizlerde egemenliğin aygıtları, ABD filoları

- Türkiye’yi de yakından ilgilendiren 6. Filo ve ABD- Türkiye ilişkileri üzerine bazı notlar

 ayrıca bak: ABD- AB- 11 Eylül ve diğer konspirasyon yazıları

Yusuf Küpeli, Demokrasi, faşizm, inanç sömürüsü, Köşk'te türban ve Mango, ve kadınların ve çocukların gerçek durumları üzerine notlar

- Kadınlar günü laf günü, “Köşk’te türban”, kadınlara ve laikliğe emperyalist tuzaklar

- Çökertilmiş sosyalist ve demokratik akımlar, erkeklerin ve kadınların sorumlulukları

- Üniter devlet, ABD’de “yeni tutucular” ve “İsa kampı”, Türkiye’de varolan taklitçileri ve faşizm üzerine kısa notlar

- Emperyalizmin tutsağı dünyamızda kadınların ve çocukların gerçek durumları üzerine kısa notlar

ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

bağlantılı metinler:

Yusuf Küpeli, Uluslararası Kadınlar Günü 8 Mart’ı Selamlarken

Yusuf  Küpeli, Birilerinin "özgürlükler" adına savunmakta oldukları sıkmabaş modasının ve kara çarşafın tarihi kökleri ve toplumsal anlamı

SİNBAD, YENİ KÖŞK MODASINI TÜM OKUYUCULARINA TANITIR.  (fotoğraflarla birlikte haberi hazırlayan: Y. Küpeli, 2006.10.21)

Yusuf Küpeli, Yaşananlardan çocuklarla ilgili bazı küçük kareler, ya da geleceğimizi kurşunlarken

Yusuf Küpeli, PROLETARYANIN DEVRİMCİ ENTERNASYONAL MÜCADELESİNİN VE DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN IŞIĞINDA TÜRKİYE PROLETARYASININ MÜCADELESİNDEN KESİTLER VE 15- 16 HAZİRAN 1970 İŞÇİ DİRENİŞİNİ DOĞRU ANLAMA VE ANMA ÇABASI

Yusuf Küpeli, Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar  üzerine kısa notlar

Yusuf Küpeli, “Türklüğü, cumhuriyeti, ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni korumak” yalanı üzerine

“Türküm, doğruyum, çalışkanım...”

“Türklüğü, cumhuriyeti, ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni koruma” yalanının gölgesinde kalan bazı gerçekler üzerine

Mali-sermaye güçlerinin diktatörlüğü faşizm, sürekli tekrarladığı “ulusal birlik” söylemlerine karşın, birliği onulmaz biçimde tahribeder ve halkı aşağılar

“Türklüğü koruyan” 301. madde ve aslında olması gereken hakkında

ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

Yusuf Küpeli, Nazi Almanyası ve Polonya, Büyük Biritanya, ABD, Sovyetler Birliği, Varşova ayaklanması ve yalanlar  üzerine kısa notlar

a. Avrupalılar, Polonyalılar ve Türkiyeliler üzerine kısa notlar

b. Hitler’i iktidara taşıyan Alman ve ABD tekelleri, pusuda bekleyen İngiltere ve Fransa, Sovyetler Birliği ve Nazi Almanyası, Polonya’ya saldırı ve II. Dünya Savaşı

c. Nazi işgali altındaki Polonya, toplama ve ölüm kampları, Alman tekelleri ile birleşmiş ABD tekelleri, “Üç Maymunları” oynayan ABD yönetimi

d. Varşova Ayaklanması, Büyük Biritanya ve Sovyetler Birliği

e. Kısa bir gerçek öykü; Polonya, Papa, Reagan, Roberto Calvi ve tarih halen yazılmaktadır

f. Notlar

g. Kaynaklar

 

ayrıca bak: Irkçılık, Faşizm

Bir çeviri ve oniki not

İsveç Komünist Partisi (SKP) adlı örgütün Riktpunkt adlı merkezi yayın organının 16 Ağustos 2006 tarihli 4ncü sayısında yayınlanmış olan... - Yusuf Küpeli, 18/ 11/ 2006

Peter Cohen, Sionistler naziler gibi davranmaktadırlar

- Bir terörist nedir?

- Sionist-Nazi işbirliği

- İsrail’e yönelik tehdit yoktur

- Barışa ilk adım

not 1: Malmö ve Sydsvenska Dagbladet

not 2: Deir Yasin katliamı ve bu köye saldırıyı gerçekleştiren çeteler hakkında

not 3: Kıral Davud Oteli’nin bombalanması hakkında

not 4: Son günlerde basına yansımış olan katliamlar üzerine

not 5: Eski Ahit’ten/ Tevrat’tan alıntılarla Yahudi dininin ırkçılığı ve sionist ırkçılığın kaynağı üzerine

not 6: SS güvenlik örgütünün şefi olan Reinhardt Heydrich ve yaptıkları üzerine

not 7: Ben-Gurion ve işleri hakkında

Not 8: İsrail devletinin ırkçı yasaları ve İsrail’in apartheid/ soy ayırımı politikası üzerine

not 9: İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısının nedeni üzerine analizim doğrulanırken

not 10: Ben-Gurion’a ait bu sözler, hem bir suçluluk duygusu ile karışık derin bilinçaltı korkuların, hem ahmakça bir ırkçılığın ve hem de bunlarla bağlantılı tehlikeli bir deliliğin açığa vurmasıdır

not 11: Vaktiyle bir ölçüde tanık olduğum aynı gerçekler ve intehar bombacısının psikolojisi üzerine

not 12: Daha önce, not 8’de hakkında bilgi vermiş olduğum resolution 194 hakkında bak: Filistin Memleketimdir

Yusuf Küpeli, ABD yönetiminin İran politikaları ve İsrail devletinin rolü üzerine kısa not  İsrail Genelkurmay Başkanı’nın 2006 başındaki Türkiye ziyareti ile birlikte, “karlı kış koşullarında operasyon yapabilecek dağ komandosu eğitimi için İsrail ordusunun Türkiye coğrafyasını kullanma istemleri” üzerine...  bak: Filistin Memleketimdir

Yusuf Küpeli, Politik anlamda renk körlüğü ve körlüklerinden memnun bilgiçlerin zevzeklikleri üzerine (...) Renk körlüğü rahatsızlığının henüz tedavi edilememesi olgusuna karşın, insan soyu için bu rahatsızlıkla kıyaslanamayacak ölçüde tehlikeli olan toplumsal- politik anlamda renk körlüğünün -yaşanan çağın gelişmişlik düzeyine göre- göreceli tedavisi vardır. Vardır ama, sözkonusu tedavi olayı doğrudan doğruya politik iktidar sorunuyla ve ayrıca aydınların entellektüel gelişmişlikleri ve namus düzeyleri ile bağlantılıdır... (...) Emperyalist merkezlerin propoganda makineleri ile beslenen toplumsal- politik anlamdaki renk körlüğü sorununun gerisinde Vatikan’dan başka merkezler de vardır... (...)Bu bağlamda “koordinatör” ünvanıyla bölgeye gelen emekli ABD generali için sözkonusu silahlı örgüt sadece bir bahanedir, Türkiye yönetimini İran karşıtı bloğa çekebilmenin araçlarından birisidir... Kısacası, resmin bütününde, Türkiye’nin emekçi halkından gelen askerleri ABD’nin bölgedeki kanlı oyunlarına alet etme, özellikle İran’a karşı kullanma planı gözükmektedir ve bu resme uyum sağlayan renk körü AKP dışişleri bakanının sözleri Türkiye halkı açısından özel olarak utanç ve endişe vericidir... Bu kanlı tezgahın daha ilerisinde gözüken tablo ise... (...) Yukarıdaki paragrafta özetlenerek açıklanan tüm gerçeklerin ötesinde, bir dışişleri bakanının ağzından çıkan “Bu ABD’nin başındaki bin işten sadece birisidir, ama Türkiye’nin en önemli birinci sorunudur(!)”, gibisinden bir söz, bakanın -şeklen de olsa- temsilettiği halk açısından, ulus açısından sonderece aşağılayıcı ve utanç vericidir...    ayrıca bak: Türkiye- politika- ekonomi- tarih

Yusuf Küpeli, Halkın ekmeğine ve özgürlüklerine saldıran 12 Eylül darbesi; hazırlık tatbikatı 12 Mart darbesi ve dünyanın en ünlü ajanprovokatörlerinden biri üzerine kısa notlar

- 12 Eylül 1980 darbesi üzerine notlar

a. “Ahtapot operasyonu” ve devletin  teröristi

b. Darbeye döşenen yoldaki faşist terörden bazı kısa örnekler

c. Askeri müdahaleyi gerekli kılan, NATO açısından gelişmenin darbesiz atlatılmasını engelleyen nedenler

- 12 Eylül’ün basamağı ve hazırlık tatbikatı olarak 12 Mart 1971 askeri darbesi üzerine kısa notlar

a. 12 Mart’ı 12 Eylül darbesinden ayıran temel özellikler üzerine not

b. Batur’un altının oyulması üzerine çok kısa bazı notlar

c. sivil kesimdeki ayrışma üzerine çok kısa notlar

d. Erim hükümetinin tasviyesi üzerine çok kısa notlar

e. İz silme cinayetlerinden bazı örnekler

f. 12 Mart Darbesi’nin 12 Eylül Darbesi’ne başılaca katkıları

- Düşünmeye çalışan insanlara yardımcı olmak amacıyla Çarlık Rusyası’nın gizli polisi Okhrana ve gerçek bir ajanprovokatör olan Azev üzerine kısa notlar  bak: Irkçılık, Faşizm

yusufk@telia.com